TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collections
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.13091/4
Browse
Browsing TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collections by Department "Fakülteler, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Harita Mühendisliği Bölümü"
Now showing 1 - 20 of 54
- Results Per Page
- Sort Options
Article Citation - WoS: 5Citation - Scopus: 412th June 2017 Offshore Karaburun-Lesvos Island Earthquake Coseismic Deformation Analysis Using Continuous Gps and Seismological Data(SCIENTIFIC TECHNICAL RESEARCH COUNCIL TURKEY-TUBITAK, 2021) Yıldız, Hasan; Çırmık, Ayça; Pamukçu, Oya; Özdağ, Özkan Cevdet; Gönenç, Tolga; Kahveci, MuzafferUnderstanding the tectonic mechanism generated by the earthquakes and faults is possible only if the preseismic, coseismic and postseismic crustal deformation related to the earthquakes is determined properly. By the analysis of continuous GPS (CGPS) coordinate time series, it is possible to estimate the crustal deformation. Besides, accelerometer records at strong motion stations (SMSs) may support the CGPS-based estimates. In this study, CGPS coordinate time series were analyzed in comparison with the accelerometer records for clarifying the coseismic deformation caused by the earthquake occurred in the surrounding of Lesvos fault located in the northern part of Karaburun within the active mechanism that controls the area where the earthquakes occurred during June 2017 on the offshore Karaburun. The activity of this fault continued throughout June 2017 until the time when the main shock (12th June 2017, M-W = 6.2) occurred. We analyzed CGPS coordinate time series of AYVL and CESM and DEUG stations to determine the coseismic deformation due to the offshore Karaburun-Lesvos Island earthquake using the empirical mode decomposition (EMD) method. Besides, the EMD method results were compared with the accelerometer records obtained from the SMSs close to the CGPS stations and CGPS-based results were found to be consistent with the accelerometer records. Additionally, the horizontal displacements were calculated by Coulomb 3.3 software using different focal plane solutions and compared with CGPS-based results. Consequently, it is suggested an integrated use of CGPS and strong motion accelerometer networks for the joint assessment of the crustal deformation and for the cost-effective use of existing observation networks as well as for the establishment of future observation networks at lower cost.Article Almanya Münih Bölgesinde Qdaedalus Sistemi ile Gözlemlenen Astrojeodezik Çekül Sapma Verilerinin Ggmplus ve Egm2008 ile Kestirilen Değerlerle Karşılaştırılması(2020) Albayrak, Müge; Zeray Öztürk, Emel; Bildirici, İbrahim Öztuğ; Hirt, Christian; Guillaume, Sebastien; Shum, C.Astrojeodezik sistemlerle gözlemlenen astrojeodezik çekül sapma verisi, yeryuvarının gravite alanı ile ilgili önemli bilgiler sağlaması nedeniyle, yerbilimleri alanında, özellikle jeodezi ve jeofizik gibi bilimsel disiplinlerde, yersel, hava ve uydu gravite verilerinin kontrolü ve validasyonunda sıklıkla kullanılmaktadır. Bu çalışmada, Münih bölgesinde yer alan 10 nirengi noktasında astrojeodezik çekül sapma verisi gözlemleyebilmek için total station temelli QDaedalus sisteminden yararlanılmıştır. Gözlemlenen verilerin doğruluğunun ~0.2 yaysaniyesi (?) olduğu saptanmıştır. Yüksek doğruluklu bu veri seti, iki global gravite alan modelinin—Global Gravite Modeli plus (GGMplus) ve Yer Gravite Modeli 2008 (Earth Gravitational Model 2008–EGM2008)—kalitesini değerlendirebilmek için kullanılmıştır. QDaedalus sistemi ile gözlemlenen ve GGMplus modeli ile kestirilen çekül sapma bileşenleri arasındaki farklar, hem Kuzey-Güney (KG) hem de Doğu-Batı (D-B) bileşenlerinde yaklaşık 0.2? olmakla beraber, maksimum farklar K-G ve D-B bileşenlerinde sırasıyla ~0.3? ve ~0.4? olarak tespit edilmiştir. Sonuçlar EGM2008 modeli için analiz edildiğinde ise, gözlemlenen ve EGM2008 ile kestirilen çekül sapma bileşenleri arasındaki maksimum farkların K-G bileşeninde 0.9?; D-B bileşeninde ise 1.8? olduğu saptanmıştır. Dolayısıyla, EGM2008 ile kestirilen değerlerin, GGMplus ile kestirilen değerlere göre doğruluğunun daha düşük olduğu görülmüştür. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar, daha önce İstanbul’da QDaedalus gözlemleri ile EGM2008 ve GGMplus modellerinin kıyaslandığı uygulama sonuçlarıyla da karşılaştırılmıştır. Bu makale kapsamında, İstanbul ve Münih’te aynı sistem ve global gravite alan modelleri kullanılarak elde edilen çekül sapma verileri arasındaki farkların sebepleri tartışılarak, GGMplus ile kestirilen çekül sapma veri setinin, hem Münih hem de İstanbul’da daha yüksek doğruluğa sahip olmasının nedenleri açıklanmıştır.Article Ankara-yozgat Hattında Mühendislik ve Cbs Amaçlı Yaklaşıkjeoit Hesabı(2019) Kahveci, Muzaffer; Tuşat, Ekrem; Yıldız, Ferruh; Sarı, Fatih; Mikailsoy, FarizGlobal Konum Belirleme Sistemlerinin (GNSS) çok yüksek doğruluklar sağlamaya başlamasıyla birlikte, uygulamada kısa sürede yüksek doğruluklu jeoit yüksekliklerinin elde edilmesi gereksinimi de önemli ölçüde artmıştır. Örneğin, mühendislik uygulamalarında ve CBS çalışmalarında ortometrik yükseklikler kullanıldığı için yerel jeoit belirleme çalışmaları daha da önem kazanmıştır. Bilindiği gibi Türkiye tektonik olarak aktif bir bölgede olup, farklı zamanlarda meydana gelen depremler ülke nivelman ağındaki noktaların düşey konumlarında deformasyonlara/değişimlere neden olmaktadır. Diğer taraftan Ülke Temel Jeodezik Ağlarının kurulması ve yaşatılmasından sorumlu olan Harita Genel Müdürlüğü (HGM; eski adıyla Harita Genel Komutanlığı), 1999 yılından bu yana GNSS ölçülerinden yararlanarak farklı yıllarda güncel Türkiye Jeoidi modelleri hesaplayarak, kullanıcıların hizmetine sunmaktadır. HGM tarafından bu güne kadar hesaplanmış olan jeoit modellerinin dış doğrulukların genel olarak 10 cm’den daha iyi olmadığı değerlendirilmektedir. Oysa kullanıcıların ihtiyacı olan bu doğrulukların 10 cm’den daha iyi olması arzu edilen bir durumdur. Söz konusu doğruluklara ulaşılıp ulaşılamayacağının araştırılması için Selçuk Üniversitesi olanakları ile pilot bir uygulama yapılması hedeflenmiş ve bu amaçla sadece İç Anadolu’nun belirli bir kesimini kapsayacak yerel gravimetrik jeoit ve geometrik yaklaşımla yaklaşık(quasi)-jeoit hesaplanması için Konya Selçuk Üniversitesi kaynakları kullanılarak bir bilimsel araştırma projesi başlatılmıştır. Söz konusu proje bölgesine ilişkin mevcut GNSS ve nivelman verilerine ilaveten gravite verileri arazide ölçülmüş ve mutlak gravite değerleri, TG-03 kestirim değerleri gibi bazı diğer veriler de HGM’den temin edilmiştir. Yerel quasi-jeoit hesabında Karlsruhe Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Enstitüsü tarafından geliştirilmiş ve proje kapsamında temin edilmiş olan DFHRS (Sonlu Elemanlı Yükseklik Referans Sistemi) yazılımı kullanılmıştır. Söz konusu yazılım sürekli polinomsal yükseklik referans sistemi ve GNSS ile elde edilen elipsoidal yüksekliklere dayalı olarak jeoit yüksekliklerinin N(?, ?, h) parametrik modellenmesi prensibine dayanmaktadır. Bu yazılım ile yapılan hesaplama sonucunda 10 cm’den daha iyi doğruluklu yerel quasi-jeoit elde edilmesi sağlanmıştır. Aynı noktalardaki GPS/Nivelman jeoidi, DFHRS hesap ve TG-03 kestirim değerleri birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Netice olarak, bu makalede proje kapsamında sadece geometrik yaklaşımla hesaplanmış olan quasi-jeoit modeline ilişkin yapılmış olan çalışmalar ile ulaşılmış olan ara sonuçlar sunulmaktadır.Article Arazi Toplulaştırma Projelerinde Mülakat ve Blok Öncelik Esaslı Dağıtım Modellerinin Karşılaştırılması: Aydın İli Örneği(2020) İşcan, Fatih; Çiylez, Ayşenur; Erkek, Dilşah; Çınar, SultanArazi toplulaştırması teknik, ekonomik ve sosyal yönleri olan çok disiplinli, çok kapsamlı ve birçok işlem adımı olan tarımsal projelerdir. Arazi toplulaştırma çalışmalarında dağıtım aşaması, projenin en zor ve en karmaşık adımlarından biridir. Projelerin başarıya ulaşmasında ve çifti memnuniyetinin sağlanmasında son derece önemli bir yere sahiptir. Türkiye’de dağıtım işlemi mülakat ( mülakat esaslı dağıtım) yapılmak suretiyle gerçekleştirilmektedir. Bununla birlikte pek çok akademik çalışmada dağıtım işleminin daha başarılı sonuçlara ulaşabilmesi için farklı modeller de önerilmektedir. Bu çalışmada; çiftçi tercihleri alınmadan sadece parsel büyüklüklerini dikkate alan blok öncelik esaslı dağıtım modeli Aydın ilinin Koçarlı ilçesindeki Sobuca, Halilbeyli ve Tekeli köyleri için uygulanmıştır. Blok öncelik esaslı dağıtım modeli (Model B) sonuçları ile mülakat esaslı dağıtım modeli (Model A) sonuçları karşılaştırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; blok öncelik esaslı modelin hisseli parsel sayılarını ve işletme başına düşen parsel sayılarının artmasında mülakat esaslı dağıtım modeline göre daha başarılı sonuçlar verdiği tespit edilmiştir.Article Arazi Toplulaştırma Projelerinin Arazi Parçalanma Değişimine Etkisi: Türkiye ve Polonya Örneği(2021) Ertunç, Ela; Janus, JaroslawTarım arazilerinin parçalanması tüm dünyada yaygın bir problemdir ve bu problem tarım işletmeleri için arazi kullanımının, sürdürülebilir tarım ve rasyonel tarımsal kalkınmanın önündeki en büyük engellerden biridir. Arazi Toplulaştırması, arazi parçalanma etkilerini ortadan kaldırmak için parsellerin yeniden tahsisini içerir. Arazi Toplulaştırma projelerinden beklenen toplulaştırma sonrasında işletmelerin parsel sayılarını mümkün olduğunca en aza indirmektir. Böylece, Arazi Toplulaştırma projeleri ile arazi parçalılığı ve bununla birlikte işçilik, yol, sulama, bakım gibi girdiler azalmakta ve bu projelerden sağlanan verimi oldukça artırmaktadır. Bu nedenle arazi parçalılığının ölçülmesi, Arazi Toplulaştırma projelerinin planlanmasında ve sonuçlarının değerlendirilmesinde önemlidir. Arazi parçalılığı değerlendirilirken belirli bir işletmenin sahip olduğu parseller arasındaki mesafe faktörü dikkate alınmalıdır. Çünkü arazi parçalanması birçok parametreye dayanan mekânsal bir olgudur. Bundan dolayı, arazi parçalılığını belirlemede daha doğru bir yaklaşım için mekânsal yapının dikkate alınması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı Arazi Toplulaştırma öncesi ve sonrası parsellerin mekânsal dağılımını göz önünde bulundurarak Arazi Toplulaştırma projelerinin arazi parçalılığı üzerindeki etkisinin değerlendirilmesidir. Bunun içinde Türkiye ve Polonya’dan birer uygulama alanı üzerinde Arazi Toplulaştırmanın arazi parçalılığına etkisi incelenmiştir. Arazi parçalılığını ölçmek için; Average distance of a hectare indeksi, Grouping indeks, Structural indeks, Scattering indeks, Januszewski indeks ve Simmons’s indeks’leri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre arazi toplulaştırma projeleri sonucunda arazi parçalanmasının azaldığını göstermektedir. Ayrıca Arazi Toplulaştırma projelerinde arazi parçalılığın ölçülmesinde parseller arasındaki mesafeyi dikkate alan arazi parçalılık indesklerinin (Average distance of a hectare indeksi, Grouping indeks, Structural indeks, Scattering indeks) kullanımı önerilmektedir.Article Arsa En Etkin ve En Verimli Kullanım Analizi: Tkgm Oran Yerleşkesi Örneği(2021) Erkek, Bilal; Erkek, Elif; Yalpır, ŞükranSon yirmi yıl içerisinde taşınmaz sektöründe yeni yaklaşımlar kullanılmaya başlanmıştır. Bu yaklaşımlar toprağın hala temel iki yatırım aracından birisi olduğunu göstermektedir. Günümüz yatırım araçları arasında her ne kadar hisse senetleri, devlet tahvilleri vb. olsa da insanoğlu toprak ve altından asla vazgeçmemiştir. Taşınmaz yatırım kararlarında; sermaye, proje ve yer seçimi esaslarına dayanan taşınmaz geliştirme ve taşınmaz değerleme birbirini tamamlayan aşamalardır. Bu çalışmada, taşınmaz geliştirmenin olmazsa olmaz üç bileşeninden arsa ve sermayenin olduğu projenin hangisi olması gerektiği konusunda karar vericilere alternatifler ve bu alternatiflerin gelecekteki getirileri incelenmiştir. Çalışmada ele alınan alanı Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü (TKGM) Oran yerleşkesi olup kullanılan yöntem en etkin ve en verimli kullanım analizidir (EVKA). Oran yerleşkesinin bulunduğu bölgeye ilişkin veriler toplanmış, düzenlenmiş ve analiz çalışmalarında kullanılmıştır. Bölgenin ihtiyaçlarına göre elde edilen sonuçlar, alternatifler ve öneriler paylaşılmıştır. Aynı zamanda gelişen teknolojilere bağlı olarak gerçek zamanlı bir EVKA yapılabilmesi için PROPTECH yatırımcılarına yönelik önerilere de yer verilmiştir.Article Cbs ve Ahp Yöntemi Yardımıyla Niğde Kenti Örneğinde Taşınmaz Değerleme(2020) Bozdağ, Aslı; Ertunç, ElaTaşınmaz değerlemesi tarafsız ve objektif bir şekilde, taşınmazın nitelik, çevre ve kullanım koşulları gibi etmenlerin değerlendirilmesi yoluyla söz konusu taşınmaza ait değerinin belirlenmesidir. Güvenilir bir taşınmazın değer tahmini arazi özelliklerinin tarafsız bir şekilde birlikte analizi ile mümkündür. Günümüzde halen taşınmaz değerlemesi ideal sistem olarak kurulamamıştır. Bundan dolayı da taşınmaz değerlerinde tutarsızlıklar meydana gelmekte ve taşınmaza değer biçebilmek için kullanılan kriterlerin etkili bir şekilde araştırılması gerekmektedir. Bu çalışmada taşınmaz mal olan yapıların değerlemesi için literatür araştırması sonrasında 5 ana kriter ve bu kriterlerle ilişkili 38 alt kriter belirlenmiştir. Niğde kentinin gelişme bölgesinde seçilen 30 dairenin taşınmaz değeri bu kriterlere göre yapı ve yapının konumsal özellikleri açısından değerlendirilmiş ve piyasa değerleriyle karşılaştırılmıştır. Yapıların değerlemesinde bu kriterlerin önem sıralamasını belirlemek için Çok Ölçütlü Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinden en yaygın kullanımı olan Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) kullanılmıştır. Kriterlerin karşılaştırılması uzman görüşlerine göre yapılmış ve bu kriterlerin önem dereceleri ve istatistiksel olarak anlam düzeyleri hesaplanmıştır. Yapıların konumsal özelliklerin belirlenmesinde CBS yardımıyla yapılan analizlerden yararlanılmıştır. Sonuçta, seçilen 30 dairenin AHP ve CBS yöntemi kullanılarak yapılan puanlama yardımıyla taşınmaz değeri belirlenmiş ve bulunan bu değerler taşınmazların piyasa değerleri ile karşılaştırılmıştır. AHP ve CBS yardımıyla belirlenen taşınmaz değerlerinin piyasa değerleri ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir.Article Citation - WoS: 1Cobb-Douglas Hybrid Modelling Approach With Fuzzy-Ahp Indexing for Residential Land Value Determining: a Case Study of Konya/Turkey(Konya Technical Univ, Fac Architecture & Design, 2022) Yalpır, Şükran; Şişman, Süleyman; Akar, Ali UtkuIn this study, for mass real estate appraisal forecasting, the hybrid mathematical model has been developed by combining Cobb-Douglas one of the nonlinear regression models, and linear modeling. The real estate attributes that create the model were grouped under four main-title: local, spatial, physical and legal features. While Cobb-Douglas was used for the value forecast based on the real estate attributes in each part of the model, an integrated model was created with a linear approach. As a different approach, local and spatial features, which are among the real estate attributes, were used as indexes for reasons such as preventing data confusion in the model and using according to the spatial analysis results of distances. Local and spatial index were prepared with the Fuzzy Analytic Hierarchy Process (FAHP) method to use within the model. For indexes, in the central districts of Konya, 10 local-specific attributes were used, while 12 spatial-specific attributes. The data set has been prepared using legal and physical attributes with market values collected from 457 parcels in the study area. Local and spatial attributes were added as indexes to the data set used in the hybrid model. In addition, modeling was done with the data set used in the Cobb-Douglas Hybrid Model (C-DHM) according to the Linear Multiple Regression Analysis (Linear MRA) method. The developed C-DHM's results was integrated with Geographical Information Systems (GIS). The performance values between the hybrid model and market values were examined. Results showed that R2 value for C-DHM and Linear MRA used as indexes was found to be 0,85 and 0,80. When the values obtained from C-DHM and market value are compared, it is seen that model gives successful results.Article Coğrafi Bilgi Sistemi Yardımıyla Niğde Kentinde Katı Atık Depolama Alanı Yer Seçiminin İncelenmesi(Konya Technical University, 2019) Ertunç, Ela; Bozdağ, Aslı; Gökçek, Öznur BegümGünümüzde artan nüfus ve tüketim hızı katı atıkların daha ekonomik, çevreye duyarlı ve kontrollü olarak kentsel alandan uzaklaştırılması ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Kentsel alanın artan nüfus ile birlikte giderek büyümesi ve kırsal alanın doğal yapısının hayatın devamlılığı için korunması gerekliliği katı atıkların depolanması için uygun yer seçimini oldukça önemli bir süreç haline getirmiştir. Kentsel alanlarda; artan nüfus yoğunluğu ve katı atık üretim hızı, arazi kullanım çeşitliliği, çevresel ve iklimsel değişimler ve katı atık depolama sahalarına ilişkin kentsel paydaşların (uygulayıcı, yönetici ve yaşayan paydaşlar) beklentileri katı atık depolama sahalarının yer seçimini karmaşık bir süreç haline getirmektedir. Katı atıklar için bu karmaşık ve çok aktörlü sürecin ekonomik, çevresel ve sosyal boyutlarıyla başarılı bir şekilde yönetilerek kentsel ve kırsal yaşamın korunarak geliştirilebilmesi bir sistemi gerektirmektedir. Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) ve uygulamaları grafik ve grafik olmayan veriyi depolama ve beraber kullanarak analiz etme, modelleme ve görselleştirme yetenekleri ile bu karmaşık sürecin yönetilmesinde ve izlenmesinde önemli bir araçtır. Bu çalışmada, Türkiye’nin Niğde ili kent merkezinde yer alan katı atık deponi alanının yeri CBS yardımıyla yapılan analizler (arazi kullanım, eğim, görünürlük, konumsal mesafeler) ile değerlendirilmiştir. Analizlerle katı atık deponi alanının yerinin Niğde kent merkezinin stratejik planlama sürecinde değişen arazi kullanımına uygunluğu tartışılmıştır.Article Csf (cloth Simulation Filtering) Algoritmasının Zemin Noktalarını Filtrelemedeki Performans Analizi(2020) Karasaka, Lütfiye; Keleş, Sultan HilalYeryüzüne ait sayısal modellerin üretilmesinde LiDAR teknolojisi geleneksel yöntemler ile kıyaslandığında emek, zaman ve doğruluk açısından büyük avantajları ile ön plana çıkmaktadır. Düzensiz bir nokta bulutu topluluğundan oluşan LiDAR verilerini işlemek oluşturacağımız sayısal modeller için önemli bir süreçtir. Bu süreç içinde, ham LiDAR verilerinin filtrelenmesi önemli aşamalardandır. LiDAR verilerini filtreleyerek zemin noktalarını belirleyen açık kaynak kodlu ve ticari yazılımlarda birçok farklı filtreleme algoritmaları vardır. Yapılan çalışmalar incelediğinde her algoritmanın farklı arazi yüzeyleri için güçlü ve zayıf yönleri öne çıkmaktadır. Her algoritma içeriğinde farklı parametreleri barındırır. Bu çalışmada büyük çoğunluğunun sık ormanlık alanlardan ve dik yamaçlardan oluşan zorlu bir arazi yüzeyi için açık kaynak kodlu bir yazılımda bulunan CSF (Cloth simulation filter) algoritmasının zemin noktalarını filtrelemedeki performansı test edilmiştir. Farklı parametre değerleri ile yapılan filtrelemeler sonucunda CSF algoritmasındaki grid çözünürlüğü parametresinin zemin noktası belirlemede önemli olduğu, dik ve eğimli bir çalışma alanı için düşük değerlerle daha fazla zemin noktası belirlediği ortaya çıkmıştır. Ayrıca filtreleme sonucu üretilen arazi modelleri incelendiğinde kaldırılamayan objeler için manuel filtreleme gerekliliği sonucuna varılmıştır.Article Deniz Kadastrosu Üzerine Yapılan Araştırmaların Bibliyometrik Analizi(2024) Akdeniz, Halil Burak; İnam, ŞabanGünümüzde ekonomik, ekolojik, yasal ve sosyal unsurların altyapısını oluşturan kadastro; kıyı ve denizel alanlar için de bir gereksinimdir. Deniz kadastrosu konusundaki bilimsel araştırmaların nicel bir analizi; bu alandaki önemli bilgi boşluklarını doldurmak, doğru kurumsal politikalar ve stratejilerin geliştirilmesine rehberlik etmek ve ‘sürdürülebilir denizel alan yönetimi’ anlayışını güçlendirmek açısından büyük bir öneme sahiptir. Bu çalışmanın amacı, deniz kadastrosu literatürünün bibliyometrik bir analizinin yapılmasıdır. Veriler, SCOPUS ve Web of Science veri tabanlarından elde edilmiş, Bibliometrix-R ve Vosviewer yazılımları kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmalar, bilimsel yayınların başlık, özet ve anahtar kelimelerinde ‘marine cadastre’ veya ‘maritime cadastre’ terimleri aranarak gerçekleştirilmiştir. Deniz kadastrosu ile ilgili ilk çalışma, 2001 yılında yayımlanmış ve 2024 yılına kadar toplam 35 adet yayın yayımlanmıştır. Yıllık yayın sayısı durağan bir eğilim göstermiştir. Trinidad ve Tobagolu araştırmacı “Micheal Sutherland”, alanyazındaki en üretken isimdir. Bilimsel üretkenliğin bölgesel dağılımı incelendiğinde özellikle Kuzey Amerika ve Pasifik ülkelerinin öne çıktığı görülmekle birlikte Türkiye’nin de deniz kadastrosu araştırmalarında öncü bir rol oynadığı tespit edilmiştir. Literatürde deniz kadastrosu ile ilgili bibliyometrik analiz çalışmalarının kısıtlı olduğu dikkate alındığında, bu çalışmanın alanyazına katkı sağlaması ve gelecekteki araştırmalara yol göstermesi yazarların beklentileri arasındadır.Article Citation - WoS: 4Citation - Scopus: 3Determining Highway Slope Ratio Using a Method Based on Slope Angle Calculation(2021) Yılmaz, Osman Salih; Özkan, Gülgün; Kılıç, BatuhanGeographic Information System (GIS) is a vital tool used in numerous areas related to natural science and engineering studies. Managing complex data and obtaining accurate results from the analysis are essential functions of GIS. It is also efficiently used in highway designing both in project and application phases. This study proposes a new calculation method of slope angles to determine the suitable slope modal of a road by using topographic and geological datasets in a GIS environment. Using this method in the preparation phase of the project enables a more accurate calculation of earthwork volume. The proposed method was applied to a highway to prove this idea. The selected road is a significant tertiary of which project was completed by the Turkish General Directorate of Highways. In this study, the calculated values of the project were considered as references. Comparing both results obtained from the proposed method and application project, the accuracy of the slope modal of the proposed method is 71%, and the accuracy of its earthwork volume is 99%. The proposed approach will enable project managers and designers to determine more reliable earthwork volume during project feasibility studies without any application in the field.Article Citation - WoS: 13Citation - Scopus: 16Developing a Mobile Gis Application Related To the Collection of Land Data in Soil Mapping Studies(2021) İşcan, Fatih; Güler, ErkanSoil is the one of the most important natural resources having direct and indirect effects on human life, foremost on food supply. Moreover, two of the most important sources used in many sectors such as agriculture, forestry, environment, planning, related to the conservation of soil, are soil maps and soil reports. There is a need for proper and up-to-date soil maps produced with support of technology to achieve sustainable management of land and soil successfully. In order to facilitate the collection of soil data on site in a correct, fast and reliable way in soil survey and mapping studies, and therefore to produce soil maps with high accuracy, a mobile GIS application called “Soil Data System” was developed in this study to work in mobile devices which are driven by Android 5.0 and above. The developed application was tested in “Abadan Erosion Control Project” implementation area, which is located in the boundaries of Ankara, Turkey and was completed in 2016 within the General Directorate of Forestry of The Republic of Turkey, and various findings were obtained after comparing the application with classical soil survey and mapping studies. As a result of the analyzes, it was observed that Soil Data System contributed positively to soil mapping process in many aspects such as accuracy, transparency and time.Article DEVELOPMENT OF A WEBGIS BASED AIR QUALITY GEOPORTAL FOR MONITORING AND MANAGING AIR QUALITY IN ISTANBUL(Konya Technical University, 2020) Sarı, FatihThis study describes the development of an Air Quality GeoPortal (AQG) via a Web-basedGeographic Information System (WebGIS) in Istanbul in Turkey. The system has been developed for onlineuse to present the concentrations of PM10, SO2, NOX, NO, NO2 CO, as well as meteorological data(temperature, humidity, wind speed and direction) based on hourly data from each air quality monitoringstation. A prototype system is providing the viewing, querying and downloading of up-to-date air qualitymaps on web pages via a Web Based GIS system based on Open Geospatial Consortium (OGC) webservices. Furthermore, the integration of a Web Map Service-Time (WMS-T) with air quality data allowsusers to access previous data and related maps by specifying a time value on a web page. Thus, it ispossible to download air quality parameters in desktop GIS systems and web pages in map format for adesired time interval. The system architecture is based on open source software integration includingGeoServer and OpenLayers functions, MySQL database for data management, with HTML, JavaScript andPHP as programming languages in both the server and client scripting. Furthermore, the user interfacesare programmed to provide user-data interaction via web. The application includes the facility todownload air quality data on an hourly basis raster (Tiff, Bmp, and Jpeg) and vector (ShapeFile, GML, Jsonand CSV) format.Review Citation - WoS: 1Development Process of Reconstruction Implementation Legislation in Turkey(Geomatik Journal, 2022) Çay, Tayfun; Kandemir, Esra SonelIn this study, legislation and amendments of first zoning law the of Republic of Turkey was published in 1985 to until present day was examined and the development process in the legislation was considered. There are many issues regarding zoning in the zoning legislation. And Many changes have been made over the years. In the study, while considering this development process, especially legal regulations and amendments for zoning implementations, development readjustment share rate and content and zoning amnesties brought to buildings against the zoning legislation were emphasized. The Zoning Laws in Turkey until today, are constructed according to the principle of equal proportion method. However, alternatively, as a necessity the method based on equivalence principle was recommended to be regulated and development readjustment share rate that should be determined according to the equivalence method was proposed.Article The Effect of Various Interpolation Methods Applied at Aerial Lidar Data on Dtm Accuracy(Konya Technical University, 2021) Arıkan, Duygu; Yıldız, Ferruh; Makineci, Hasan BilgehanMany application areas have approved Digital Terrain Models (DTM) as a subject. It is primarily used in many sectors, such as civil engineering studies, geographical information systems. When producing DTMs, they should be fast-produced, as they should always be up-to-date, sufficient accuracy for users and economical to manufacture. One of the essential factors affecting the accuracy of DTM is the selected interpolation method. In this study, weighted average interpolation, polynomial interpolation, multi quadratic interpolation, linear interpolation in the network of triangles, small curvature surface interpolation, and the nearest neighbor interpolation methods were explained theoretically and then the points of the area were tested in the model with the Surfer program. The comparison of standard deviation results of these six different interpolation methods, which are frequently used in DTM studies in the literature, is the most crucial purpose of the study. A sigma test was used to eliminate unsuitable measurements on the results. Then, two different areas were determined, with a total of 1250 points in a fixed area on the investigated area. The number of bases and samples for these areas are arranged differently. Then, using each interpolation method, the land model was reexamined, and the result between them was evaluated. As a result of the researches, it is discovered that the weighted-average method gives better results than others.Article Elipsoidal Yükseklik Değişiminin Hassas Nokta Konumlamaya Etkisi(2019) Arıkan, Duygu; Abbak, Ramazan AlpayGNSS (Global Navigation Satellite Systems - Küresel Navigasyon Uydu Sistemleri) yardımıyla tek noktanın mutlak konum belirlemesi, literatürde Hassas Nokta Konumlama (PPP: Precise Point Positioning) olarak adlandırılmaktadır. Alıcının tek olması nedeniyle PPP’nin doğruluğu yerbilimleri çalışmalarında araştırma konusudur. Bu çalışmada yükseklik değişiminin hassas nokta konumlarına etkisi global olarak irdelenmiştir. Bu amaçla 20 IGS istasyonunun 24, 12, 6, 3, 1 saatlik gözlemleri kullanılmıştır. Bu veriler internet tabanlı değerlendirme servisi CSRS ve akademik yazılım Bernese (v.5.2) ile değerlendirilmiştir. Bernese yazılımının BPE modülü kullanılmıştır. Sonuçlar, yükseklik değişiminin nokta konum doğruluğuna etkisi olmadığını göstermektedir.Article Enerji Talep Tahmini için Metodoloji Geliştirme: 2030 Yılı Türkiye Örneği(2021) Ülkü, Harika; Yalpır, ŞükranDünya genelinde çeşitli etkenlerden dolayı her geçen gün elektrik enerjisine olan talep artmaktadır. Artan bu ihtiyacı karşılamak adına geleceğe yönelik verimlilik noktasında plan ve yatırımlara gereksinim vardır. Elektriğin üretimi, iletilmesi, dağıtılması, sistemlerin birbirleri arasındaki entegrasyonu ve üretilen bu enerjinin hangi şebeke bağlantısından tüketiciye ulaştırılması gerektiği düşünüldüğünde güvenilir talep tahminleri önem arz etmektedir. Ülkemize kritik noktalarda fayda sağlayabilmek ve talep tahmini sonucuna farklı bir bakış yaratabilmek adına çalışmada yapay sinir ağları ve çoklu regresyon analizi yöntemleri kullanılarak Türkiye’nin iller bazında 2009-2018 yıllarına ait verileriyle 2030 yılı elektrik enerjisi ihtiyaç tahminleri için senaryolar üretilmiştir. Nüfus, ortalama hane halkı büyüklüğü, eğitim durumu, Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla, ihracat, ithalat, sanayi girdi ve elektrik enerji tüketim miktarı modellerde çıktı verisi olarak kullanılmıştır. Modeller ile Türkiye’nin 81 iline ait 2030 yıllı elektrik enerjisi talebinin tahmin performans analizlerinde ortalama %98 mutlak başarı elde edilmiş ve coğrafi bilgi sistemlerinden faydalanılarak sonuç haritaları üzerinde tartışılmıştır.Article Farklı Uydu Sistemi Kombinasyonlarının Gerçek Zamanlı Hassas Nokta Konumlamaya Etkisi(2022) İnal, Cevat; Bilgen, Burhaneddin; Bülbül, Sercan; Başbük, MusaHassas Nokta Konumlama (PPP) yöntemi, gerçek zamanlı (RT-PPP) ve ölçü sonrası değerlendirme (PP-PPP) olmak üzere iki şekilde uygulanmaktadır. Bu çalışmada, jeomanyetik aktivitelerin GNSS gözlemleri üzerindeki bozucu etkisinin sonuçlara yansımaması amacıyla Kp, Dst ve F10.7 indisleri incelenmiş ve jeomanyetik aktivitelerin olmadığı 30 ardışık gün belirlenmiştir. Yüksek, orta ve alçak enlem bölgelerinde bulunan Uluslararası GNSS Servisi-Multi GNSS Experiment istasyonlarından KIR8, PADO, NKLG’nin bu ardışık günlere ait Alıcıdan Bağımsız Veri Değişim Formatı (RINEX) verileri RTKLIB v2.4.3 yazılımı ile çözümlenmiştir. Daha sonra, elde edilen kartezyen koordinatlar gerçek değerlerle karşılaştırılmıştır. Ayrıca, her bir istasyona ait koordinat eksenleri yönündeki karesel ortalama hatalar ve konum ortalama hataları hesaplanarak farklı uydu sistemi kombinasyonlarının RT-PPP’ye etkisi incelenmiş, genellikle desimetre mertebesinde ortalama hatalar elde edilmiştir. Elde edilen ortalama hatalar değerlendirildiğinde; RT-PPP yönteminin jeodezik uygulamalardan beklenen doğruluğu henüz sağlayamadığı görülmekte, fakat gelecekte hem alıcı hem de antenlerin RT-PPP’yi destekler hâle gelmesi ve yayınlanan gerçek zamanlı düzeltmelerin iyileştirilmesiyle jeodezik uygulamalar için gerekli doğruluğu sağlayabileceği beklenmektedir.Article Galileo Uydu Sisteminin Bağıl Konum Belirlemeye Katkısının Araştırılması(2021) Bülbül, SercanGünümüzde nokta koordinatları GNSS tekniğiyle de belirlenmektedir. Yüksek doğruluk gerektiren uygulamalarda GNSS tekniklerinden bağıl konum belirleme teknikleri yaygın olarak tercih edilmektedir. Bağıl konum belirleme yöntemlerinden statik ölçü ve bu ölçülerin değerlendirilmesinde ise farklı uydu konfigürasyonları kullanılmaktadır. İlk olarak sadece GPS (G) uyduları kullanılırken, zamanla farklı kurum ve kuruluşlar tarafından geliştirilen önce GLONASS (R) daha sonra GALİLEO (E) uydu sistemleri ile nokta koordinatları belirlenmeye başlanmıştır. Gerçekleştirilen bu çalışmada, GALİLEO uydu konfigürasyonunun nokta koordinat ve konum doğruluklarına etkisi araştırılmıştır. Bu kapsamda 6 adet IGS-MGEX istasyonundan oluşan bir jeodezik ağ oluşturulmuştur. Seçilen ağa ilişkin 31 günlük ( 01-31.08.2017) 24 saat RINEX verileri Bernese v5.2 Bilimsel GNSS değerlendirme yazılımında ikili farklar yöntemi ile G, G+R ve G+R+E farklı uydu konfigürasyonunda değerlendirilmiştir. Karşılaştırmada ITRF2014 (2010.00 referans epoğu) koordinatları hız değerleri ile ölçü epoğuna kaydırılarak elde edilen koordinatlar gerçek değerler olarak alınmıştır. Daha sonra koordinat eksenleri yönündeki karesel ortalama hatalar (koh) ve konum doğrulukları hesaplanarak istatistiksel olarak birbirleri ile karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma sonucunda ise G, G+R ve G+R+E uydu konfigürasyonları ile elde edilen konum doğrulukların %95 güven aralığında birbirleri ile uyuşumlu olduğu belirlenmiştir.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »

