TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collections

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.13091/4

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 961
  • Article
    Dik Düz Plakadan Geçen İki Boyutlu Akışın Sayısal Olarak İncelenmesi
    (2025) Goktepelı, Ilker
    Normal düz bir plakanın etrafındaki aerodinamik akış özellikleri, geçici rejimdeki simülasyonlar açısından Reynolds sayısının (Re) 100 ve 150 değerlerinde dikkate alınmıştır. Bu çalışma sayısal sonuçlar olarak basınç değerlerini, akış yönündeki ve akışa dik yöndeki hız bileşenlerini, akım çizgileriyle sunulan hız büyüklüğü değerlerini, girdap büyüklüğü değerlerini ve sürükleme katsayılarını sunmaktadır. En yüksek basınç, yukarı akış bölgesi için durgun akış nedeniyle elde edilmiştir. Normal düz plaka etrafındaki basınç düşüşü ayrılmış akış kaynaklıdır. Ancak, art izi bölgesi daha önemli bir basınç düşüşüne neden olmuştur. Birincil dönümlü akış bölgesi Re = 100'den Re = 150'ye küçülmüştür. Öte yandan, ikincil bölge daha büyük boyutta olmuştur. Normal düz plakanın art izi bölgesinde, akışa dik yöndeki hız bileşenlerinin periyodik dağılımları sağlanmıştır. Artan Reynolds sayısının bir sonucu olarak, aşağı akım bölgesi için gözlenen girdap saçıntısı nedeniyle uzamış kayma tabakaları elde edilmiştir. Kararsız girdap yapıları akış alanının çıkış bölgesine kadar uzamıştır. Bununla birlikte, en yüksek girdap değeri, yüksek viskoz difüzyon nedeniyle daha düşük Reynolds sayısı değeri için aşağı akım yönüde azalmıştır. Sürükleme katsayıları sırasıyla Re = 100 ve Re = 150'de CD = 2,42 ve CD = 2,51 olarak elde edilmiştir. Bu değerler, benzer Reynolds sayısı değerleri için önceki çalışmalarda sunulan değerlerle oldukça uyumludur.
  • Article
    Sürdürülebilirlik Kavramı, Mekân Tasarımına Etkisi ve Sürdürülebilir Malzeme Ağı Model Önerisi
    (2025) Kurnalı, Melıh
    Bu çalışma, sürdürülebilirlik kavramını tarihsel gelişimi, küresel ve yerel ölçekli etkileri bağlamında ele alarak mekân tasarımı üzerindeki yansımalarını irdelemektedir. Literatürdeki sürdürülebilirlik yaklaşımları, iç mekân tasarımına olan etkileriyle birlikte çok boyutlu olarak analiz edilmiştir. Türkiye özelinde sürdürülebilirlik politikalarının tarihsel seyri değerlendirilmiş, çevresel krizlerin mekânsal kararları nasıl şekillendirdiği ortaya konmuştur. Çalışmada, sürdürülebilirlik ilkelerinin sadece enerji verimliliği ya da yapı ölçeğindeki teknik çözümlerle sınırlı olmadığı, aynı zamanda kullanıcı sağlığı, malzeme seçimi, yerel kaynaklara erişim ve iç mekân kalitesi gibi parametrelerin de dikkate alınması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu kapsamda, çalışmanın özgün katkısı olarak, sürdürülebilir malzemelere erişimi kolaylaştıracak, yerel üreticiler ile iç mimarları buluşturmayı amaçlayan Yerel Sürdürülebilir Malzeme Ağı (YSMA) isimli bir sistem modeli önerilmiştir. Model; gömülü emisyonların azaltılmasını, yerel kalkınmayı desteklemeyi ve doğa dostu tercihlere yönlendirmeyi hedefleyen dijital bir altyapı sunmaktadır. Ayrıca, önerilen sistemde yerel yönetimlerin destekleyici rolü ve karar destek modülleriyle kullanıcıya sağlanan çevresel katkı analizlerinin önemi vurgulanmaktadır. Çalışma, sürdürülebilirlik olgusunun kuramsal ve pratik boyutlarını bütüncül şekilde değerlendirmeyi amaçlamakta; önerdiği modelle hem literatüre teorik bir katkı sunmakta hem de uygulama alanı için çözüm üretmeyi hedeflemektedir.
  • Article
    Land Grading Analysis Based on Farmer Opinions using Fuzzy AHP
    (2025) Cay, Tayfun; Sözen, Musa Nehir
    In land consolidation (LC) projects, grading is one of the most critical stages in determining parcel values fairly and accurately. The fact that the grading process is based on scientific methods, can be proven with mathematical calculations, and reflects farmers' opinions, increases the application's reliability and acceptability. In this study, as part of the LC project in Boyalılar village, Daday district, Kastamonu province, an expert team of farmers familiar with the LC area evaluated the parcels using the pairwise comparison method. These comparisons were analyzed using the Fuzzy Analytical Hierarchy Process (AHP). Agricultural advantages on the land were determined based on the farmer's knowledge, and the results were compared with grading maps prepared by the State Hydraulic Works (DSI). The study's findings revealed that the agricultural assessments of expert farmers and the soil index maps produced by the official institution were largely consistent. This demonstrates the parallelism between local knowledge and scientific data. However, differences were identified in the spatial assessments. While the DSI method only considers the administrative unit center and roads, farmer experts emphasized that proximity to the district center and neighboring villages should also be considered among the factors affecting parcel values. It was determined that location scoring should consider not only the administrative centers of the LC area but also proximity to all surrounding administrative units. In conclusion, the study demonstrates that interviews with farmers familiar with the application area can be reliable in rating studies, saving both time and reducing costs.
  • Article
    Yeni Kentsel Alanlarda Sürdürülebilir Mahalle Planlaması: “bizim Şehir Konya” Projesi Örneği
    (2025) Akif, Sağ Mehmet
    Bu çalışma, yeni kentsel alanların geliştirilmesinde sürdürülebilir mahalle planlama stratejilerinin uygulanma biçimlerini “Bizim Şehir 2023 Konya” projesi üzerinden incelemektedir. Konya’nın Selçuklu ilçesinde, yaklaşık 332 hektarlık kamu mülkiyetine ait bir alanda geliştirilen proje, sürdürülebilirlik, yerel kimlik ve insan ölçeği kavramlarını bütünleştirmeyi hedefleyen bir planlama deneyimi olarak ele alınmıştır. Çalışma, projeye ait 1/1000 ölçekli kentsel tasarım planı, plan açıklama raporları ve yönlendirici belgeleri inceleyerek, bu belgelerde yer alan planlama kararlarını sürdürülebilir mahalle planlaması literatüründe tanımlanan kuramsal ilkelerle ilişkilendirmeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda araştırma, kavramsal değerlendirme yaklaşımı temelinde yürütülmüş; analiz süreci, mekânsal organizasyon, fonksiyonel çeşitlilik, açık alan sistemi ve çevresel sürdürülebilirlik bileşenleri üzerinden gerçekleştirilmiştir. Bulgular, projenin mekânsal kurgusunda yaya öncelikli merkez tasarımı, konut tipolojilerinde çeşitlilik ve iklim duyarlı açık alan kararlarının öne çıktığını göstermektedir. Bununla birlikte, enerji etkinliği, sosyal bütünleşme ve uzun vadeli yönetişim yapıları gibi boyutlarda sürdürülebilirlik ilkeleriyle kurulan ilişkinin sınırlı olduğu gözlenmiştir. Çalışma, Türkiye’de kamu mülkiyetli büyük alanlarda sürdürülebilir mahalle planlaması ilkelerinin uygulanmasında karşılaşılan olanak ve kısıtları birlikte değerlendirmekte; kavramsal düzeyde sürdürülebilirlik ilkelerinin yerel bağlamda nasıl somutlaştığına ilişkin analitik bir bakış sunmaktadır. Sonuç olarak, benzer ölçekli projelerde başarıya ulaşılabilmesi için çok aktörlü planlama süreçlerinin kurumsallaştırılması, sosyo-kültürel analizlerin planlama öncesi aşamada zorunlu hale getirilmesi ve uzun vadeli yönetişim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekmektedir.
  • Article
    Farklı Renk Sıcaklığı ve Aydınlatma Açısı İle Yüzeylerden Parıltı Tahmini: Derin Öğrenme Tabanlı Bir Yaklaşım
    (2025) Ülker, Erkan; Buyukarikan, Birkan
    Geleneksel yöntemlerle parıltı tahmini, elektronik sistemler yardımıyla gerçekleştirilmektedir. Ancak, nesne üzerindeki parıltıyı etkileyen renk sıcaklığı ve lambanın nesneyi aydınlatma açısı gibi aydınlatma özelliklerinin değişimi geleneksel yöntemlerle parıltı tahminini zorlaştırmaktadır. Dolayısıyla bu çalışmada, parıltı tahminine alternatif bir çözüm sunmak amacıyla evrişimsel sinir ağları (CNN) modellerinden yararlanılarak görüntü tabanlı bir yaklaşım önerilmiştir. Çalışmada, renk sıcaklığı ve lambanın konum açısının etkileri göz önünde bulundurularak, kusurlu ve kusursuz elma görüntüleri üzerinde parıltı tahmini yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, GoogLeNet modeli, öğrenme oranının 0.001 ve yığın boyutunun 8 olduğu değerlerde en iyi performansı sergileyerek, daha düşük Karekök Ortalama Kare Hata (RMSE) değeri ile en iyi parıltı tahminini gerçekleştirmiştir. Renk sıcaklıklarına göre, kusurlu elmalar en düşük RMSE değerini 2700 K renk sıcaklığında ve kusursuz elmalar ise en düşük RMSE değerini 6500 K renk sıcaklığında göstermiştir. Renk sıcaklıklarına göre; en iyi parıltı tahmini, 6500 K renk sıcaklığında 5.023 cd/m² RMSE değerindedir. Lamba açısına göre; kusurlu elmalar en düşük RMSE değerini 60 derecelik açıda 5.106 cd/m² ve kusursuz elmalar en düşük RMSE değeri ise 45 derecelik açıda 6.411 cd/m² olarak elde etmiştir.
  • Article
    Removal of Pharmaceutically Active Compounds From Hospital Wastewater by Ozonation Pretreatment
    (Yildiz Technical University, 2025) Mansimli, Mahammad; Ates, H.
    Hospital wastewater includes many pharmaceutically active compounds (PhACs). Since this resulted in both PhACs distribution to the environment and development of antibiotic resistance in microorganisms, on-site treatment of hospital wastewater has gained importance. In this study, the removal of 21 PhACs consisting of 12 parent compounds and 9 main metabolites from hospital wastewater by ozonation was investigated. In this context, commonly used analgesics (Paracetamol, Diclofenac, Ibuprofen, and Naproxen, 4'-Hydroxydiclofenac, 5-Hydroxydiclofenac, 1-Hydroxyibuprofen, 2-Hydroxyibuprofen, Carboxyibuprofen, (S)-O-Desmethyl naproxen) and antibiotics (Ciprofloxacin, Sulfamethoxazole, Trimethoprim, Erythromycin, Metronidazole, Clarithromycin, Azithromycin, Clindamycin, N-Acetyl-Sulfamethoxazole, Sulfamethoxazole-β-D-Glucuronide, Clindamycin sulfoxide) were selected. PhAC analyses were performed by HPLC/MS-MS. The ozonation dose was between 0.05-5.0 mg O₃/mg COD. In real hospital wastewater, many of the selected PhACs were detected and total analgesic and antibiotic were determined as 22.9 and 40.6 µg/L, respectively. The results showed that detected PhACs were completely removed at 1.5 mg O3/mg COD. Sulfamethoxazole was degraded at the lowest dose of ozone (0.05mg O3/mg COD), while Ciprofloxacin and 2-Hydroxy ibuprofen were relatively resistant to non-stoichiometric doses of ozone. The removal efficiencies of Ciprofloxacin and 2-Hydroxy ibuprofen were determined as 77% and 37%, respectively, at 0.5 mg O3/mg COD. Additionally, COD removal was 48% at 1.5 mg O3/mg COD. As a result, pre-oxidation of hospital wastewater can be an effective method for on-site pretreatment of PhACs. © This is an open access article under the CC BY-NC license (http://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0/).
  • Article
    Investigation of a Suitable Model for Mineral Reserve Estimation by Ordinary Kriging Method
    (2025) Uyan, Mevlut; Bağcı, Murat; Dursun, Arif Emre
    This study aims to determine the most suitable model for reserve estimation of a lignite mine in Tavşanlı district, Kütahya, using the Ordinary Kriging (OK) method. Eleven different variogram models were tested, assuming isotropic data, with and without trend removal. Data were normalized through skewed and logarithmic transformations before variogram modeling. The effects of these factors on geostatistical estimation were evaluated statistically. Results showed that the best estimations for the upper and lower surfaces of the lignite reserve were achieved by applying the OK method with skewed distribution data, after removing the trend effect, and using the Hole Effect variogram model. For surface value estimation, the best regression lines between measured and predicted coal depths were y = 0.998x + 0.92 (upper surface) and y = 0.994x + 3.45 (lower surface), indicating high accuracy. Based on the selected method, the lignite reserve in the study area was estimated at approximately 44 million m³.
  • Article
    Sentetik 4-Klorofenol Çözeltisinin Fenton Oksidasyonu: Optimizasyon, Fenton Prosesinin Geliştirilmesi, Fitotoksik Değerlendirme
    (2025) Türkyılmaz, Mehmet
    Bu çalışmada öncelikli kirletici sınıfında bulunan 4-klorofenolün (4-KF) Fenton oksidasyonu ile arıtımı incelenmiştir. Optimizasyon deneyleri sonucunda pH 3, 350 mg/L Fe+2, 1500 mg/L H2O2 ve 25 mg/L 4-KF optimum değerler olarak belirlenmiş, %88.4 giderim verimi elde edilmiştir. Optimum şartlarda kombine sistemlerin etkisini belirlemek üzere Fenton prosesi ultrasonikasyon, UV-C ultraviyole radyasyon ile birleştirilmiş ve ayrıca klasik Fenton sisteminde oksidant dozlaması işlem başında ve ortasında olmak üzere kesikli olarak eklenmiştir. Sonuçlar ultrasonikasyon ve ultraviyole radyasyon ilavesinin sistemlerin hem 4-KF absorbans değerlerinin azaltılması hem de kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ) giderim verimlerini artırmada klasik Fenton prosesinden daha etkisiz kaldığını göstermiştir. Ancak klasik Fenton prosesinde uygulanan H2O2 dozlamasının kesikli yapılması ile 50 mg/L 4-KF absorbans gideriminde %8.6 artış ile %83.3, KOİ gideriminde ise %7.4 artış ile %45.2 giderim değerlerine yükselmiştir. Fitotoksikolojik deneyler sonucunda 0.08 g/L tohumlar; 0.05 g/L konsantrasyon ise bitki gelişimi için EC50 değeri olarak belirlenmiştir. Arıtılmış numunedeki fitotoksisitenin L. sativum tohumları üzerinde hafif olduğunu görülmüştür. Fenton prosesinin optimizasyonu sonrasında sisteme ultraviyole ışık (UV C), sonoliz ve oksidantın kesikli dozlanmasının ilave edilmesi ile ulaşılan sonuçlar ve 4-KF arıtımı için bu proseslerin uygulanmasından kaynaklanan fitotoksik değerlendirmelerin çalışmaya özgünlük sağladığı düşünülmektedir.
  • Article
    Solunum Hastalıklarının Yapay Zeka Destekli Teşhisi: COVID-19 ve Akciğer Patolojileri için Görü Dönüştürücüleri ve Resnet Mimarilerinin Değerlendirilmesi
    (2025) Solak, Ahmet
    Bu çalışma, gelişmiş derin öğrenme mimarilerinin – özellikle Vision Transformers (ViT) ve çeşitli ResNet modellerinin (ResNet50, ResNet101, ResNet152) – göğüs röntgenlerini Normal, Akciğer Opasitesi, Viral Pnömoni ve COVID-19 olmak üzere dört klinik açıdan önemli tanısal kategoriye sınıflandırmadaki etkinliğini sistematik olarak değerlendirmektedir. Modellerin performansını, hassasiyet, geri çağırma, F1-skora ve doğruluk gibi temel değerlendirme metrikleri üzerinden ölçmek amacıyla özenle hazırlanmış 21.165 göğüs X-ışını görüntüsünden oluşan bir veri seti kullanılmıştır. Deneysel değerlendirmeler, ViT modelinin %90.25 doğruluk, %91.56 hassasiyet, %89.22 geri çağırma ve %90.25 F1-skora elde ettiğini ortaya koymaktadır. Bu bulgular, yapay zeka temelli yaklaşımların tıbbi tanı süreçlerini güçlendirme, tanı doğruluğunu artırma ve özellikle kaynak kısıtlı ortamlarda sağlık hizmetlerinin sunumunu iyileştirme potansiyeline işaret etmektedir. Çalışma, karmaşık tıbbi görüntüleme görevlerinde Vision Transformers'ın uygulanabilirliğini vurgulamakta ve solunum yolu hastalıkları ile diğer sağlık sorunlarına yönelik yapay zeka temelli çözümleri destekleyen artan araştırma literatürüne katkıda bulunmaktadır.
  • Article
    Web Tabanlı GNSS Yazılımlarının Konum Doğruluğu Üzerine Karşılaştırmalı İncelemesi
    (2025) Bulbul, Sercan; Inal, Cevat; Bilgen, Burhaneddin; Gul, Nevriye
    GNSS alıcıları ile toplanan verilerin bilimsel ve ticari yazılımlar ile değerlendirilmesi için iyi bir program bilgisi ve yazılımların belirli bir ücret karşılığında satın alınması gerekmektedir. Bu durumu aşmak amacıyla bazı kurumlar ve firmalar, ücretsiz ve web tabanlı çevrimiçi GNSS değerlendirme yazılımları geliştirmiştir. Bu çalışmada, söz konusu yazılımların (CSRS-PPP, MagicGNSS, APPS, Trimble-RTX, IBGE-PPP, IGN-PPP, raPPPid, PPPH, AUSPOS, OPUS) performansları, uzay iklim koşulları göz önüne alınarak analiz edilmiştir. Beş farklı IGS istasyonuna (NOT1, SULP, ANK2, BOR1, MIKL) ait veriler mutlak (PPP) ve bağıl konumlandırma yöntemleriyle değerlendirilmiş ve uzay iklim koşullarının GNSS ölçüleri üzerindeki olumsuz etkisini ortadan kaldırmak amacıyla uzay iklim koşullarının etkisinin minimum olduğu bir gün seçilmiştir. 6, 12 ve 24 saatlik veri bölümleriyle yapılan analizde, elde edilen koordinatlar web tabanlı bağıl konum belirleme ve SNX dosyasından elde edilen koordinatlar ile karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, yazılımlar arasında doğruluk farkları gözlenmiş, gözlem süresinin doğruluk üzerinde önemli etkisi olduğu belirlenmiş ve özellikle PPPH yazılımının daha yüksek konum farkları ürettiği tespit edilmiştir.
  • Article
    Yerel Kültür Bağlamında Bir Stüdyo Çalışması ile Mimari Tasarım Süreci Deneyimi
    (2024) Kuyrukçu, Zafer
    Küreselleşen dünyada kentlerin ve kentsel imge haline gelmiş bölgelerin kültürel yapısını gelecek nesillere aktarmak önemli bir konu olarak görülmektedir. Yerel kültürün gelecek nesillere mimari eserler yoluyla aktarılması amacıyla yapılan taklit eserler, mimari gelişimin önüne geçmenin yanı sıra yerel kültürün yanlış anlaşılmasına da sebebiyet vermektedir. Yerel kültürün özgün mimari eserlerde yer edinmesi ve modern mimari ile entegrasyonu konusu bir tasarım sorunu haline gelmiştir. Bu tasarım sorununu ve konu hakkında bilincin mimarlara aktarılması stüdyo eğitimlerinde konu üzerinde yoğunlaşılması ile mümkün olacaktır. Bu doğrultuda yerel kültürün mimaride olan önemini vurgulamak amacıyla Konya Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü 2022-2023 Bahar Dönemi Stüdyo 4 dersinde tarihi bir yerleşim yeri olan Sille’de butik otel tasarımı gerçekleştirilmiştir. Ders kapsamında öğrencilerden ‘yer’ kavramı bağlamında proje geliştirmeleri istenmiştir. Öğrenciler tarafından ‘yer’ kavramının anlaşılması, mimari proje ile entegrasyonunun kavranması ve otel projesinin mekânsal organizasyon çözümü beklenmiştir. Dönem sonunda altı öğrenci projesi seçilmiş ve çalışma kapsamında değerlendirilmiştir. İncelenen proje önerileri sonucunda öğrencilerin ‘yer’ kavramını anladıkları ancak yerel kültürü mimari projeye yansıtma konusunda kısmen yetersiz düzeyde oldukları tespit edilmiştir. Bu bağlamda tasarım sürecini desteklemek için özellikle öğrencilerin yerel kültür ve mimarlık arasındaki ilişkiyi daha kolay kavramasını sağlayacağı başka ders/derslerin eğitim programına eklenmesi düşünülebilir.
  • Article
    Dil Sürçmelerinin Kişilerarası İletişime Etkileri
    (2025) Küçükbezırcı, Yagmur; Parlak, Neslihan
    İletişimde dilin psikolojik etkilerini ve dil dışı faktörlerini göz ardı etmek imkansızdır. Bu etkiler iletişimin kalitesi üzerinde hem olumlu hem de olumsuz sonuçlara yol açabilir. Konuşma hataları, hemen hemen herkesin günlük hayatında zaman zaman karşılaştığı bir olgudur. Bu hatalar konuşmacıyı sıklıkla zor durumda bırakır ve yanlış anlaşılmalara yol açarak dinleyicide önyargılara neden olabilir. Konuşma hataları yalnızca dilsel bir olgu değil, aynı zamanda psikolojik ve dilbilimsel araştırmaların da önemli bir konusudur. Psikolojik açıdan bakıldığında konuşma hataları genellikle Freudyen kaymalar olarak bilinir ve bastırılmış düşünce ve duyguların dil aracılığıyla bilinçsizce ifadesi olarak anlaşılır. Bu hataların temelinde geçmiş deneyimler, travmalar ve duygusal yükler yatar. Konuşmacının kontrolü dışında gerçekleşen bu hatalar çoğunlukla iç çatışmalardan, stresten veya olumsuz geçmiş deneyimlerden kaynaklanır. Bu çalışma, konuşma hatalarının olası nedenlerini incelemeyi ve bu olguyu değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda çalışma, konuşma hatalarının kişilerarası iletişimde yanlış anlaşılmalara ve önyargılara nasıl yol açtığını ve iletişim kalitesini nasıl etkilediğini araştırmaktadır. Çalışmada konuşma hatalarının nedenleri ve sonuçları olası nedenlerine göre analiz edilmektedir. Bu hatalar çoğunlukla bilinçaltından gelen bastırılmış düşünce ve duyguların istemsiz ifadesidir. Bu araştırma sadece bireylerin geçmiş deneyimlerinin, bilinçdışı çatışmalarının ve duygusal yüklerinin dil üzerindeki etkisini değil aynı zamanda cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi gibi dil dışı değişkenlerin etkisini de teorik analiz ve vaka çalışmaları yoluyla değerlendirmektedir. Bulgular, konuşma hatalarının doğrudan bireylerin stres, kaygı veya bastırılmış duygular gibi psikolojik durumlarıyla ve yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, yorgunluk gibi diğer değişkenlerle ilişkili olduğunu göstermektedir. Tüm bunlar konuşmacının kontrolünün çok ötesinde olan dil sürçmelerini tetikleyebilir. Sonuç olarak, bir dinleyicinin bu tür istemsiz hatalara karşı hoşgörülü ve tarafsız tutumunun sağlıklı iletişimin sürdürülmesine katkıda bulunabileceği, iletişimde daha derin anlayış ve empati ihtiyacını vurgulayabileceği sonucuna varılabilir.
  • Article
    Flow Patterns Around a Sphere in Terms of Wall Proximity
    (Sakarya University, 2025) Goktepelı, Ilker; Aksoy, Muharrem Hilmi; Ispir, Murat
    Flow over a sphere exhibits three-dimensional phenomena even at lower values of Reynolds number (Re). Nonetheless, three-dimensional flow structures may also be affected by boundary layers on the rough walls. For this reason, the effects of wall proximity are very significant for the present case. Regarding these issues, flow characteristics of a sphere have been examined for several gap ratios from G* = 0.01 to G* = 2 at Re = 250. The influence of jet flow between the sphere and the wall has increased by decreasing the gap ratio. Although symmetrical flow patterns have been observed for G* = 1 and G* = 2, this situation is not valid for G* ≤ 0.5 in the present study. It is clearly observed in the wake regions for G* ≤ 0.25 and the positive cross-stream velocity components become more dominant, especially for G* = 0.1 and G* = 0.25, respectively. The positive spanwise vorticity component becomes more dominant; however, the negative one is more dominant for G* ≤ 0.1 in terms of gap ratios. For the case of G* ≤ 0.05, the drag coefficients are less than CD = 0.47 and these values are so close to each other. For G* = 0.1, it is around CD = 0.5 for the present problem. By increasing the gap ratios, drag coefficient values also indicated an increasing trend. Moreover, CD = 0.579 has been attained for the case of G* = 0.25 and it is approximately CD = 0.68 for G* = 0.5 as observed. On the other hand, the values of G* = 1 and G* = 2 approached the values of the uniform flow conditions and the effect of the wall proximity by the boundary layer of the bottom surface disappeared.
  • Article
    Volkanik Sahalarda Yer Alan Volkaniklastik ve Sedimanter Klastik Daykların Kökeni ve Yerleşim Dinamikleri: Erenlerdağ-Alacadağ Volkanik Kompleksinden (Konya-Türkiye) Bir Durum Çalışması
    (Pamukkale Univ, 2025) Asan, Kürşad; Gunduz, Mesut; Özkan, Ali Müjdat
    Volkaniklastik bir daykın sedimanter klastik bir dayktan ayırt edilmesi, farklı köken ve yerleşimleri nedeniyle volkanik saha araştırmalarının ana konularından biridir. Volkaniklastik bir dayk olan piroklastik dayklar, ignimbirit oluşturan patlamalar için volkanizmanın merkezi fasiyesinin belirlenmesinde büyük öneme sahiptir. Bu çalışmadaki amaç, Orta Anadolu'daki Miyo-Pliyosen Erenlerdağ-Alacadağ Volkanik Kompleksi'ndeki (ErAVK) kırıntılı daykların kökenini belirlemek ve ignimbiritlerin çıkış (merkezi) fasiyesini tespit etmektir. ErAVK, Konya'nın güneybatısında (Orta Anadolu, Türkiye) geniş bir alanı kaplar ve unimodal bir jeokimyasal karakter gösterir. ErAVK kalk- alkali bazaltik-andezit (anklavlar), andezit, dasit ve nadiren riyolitten oluşur. ErAVK, domlar/lav akıntıları ve bunların volkaniklastik eşleniklerinden (blok ve kül akıntıları ve ignimbiritler) meydana gelir. İgnimbritler (Erenkaya) bileşim olarak andezitten dasite kadar değişmekte olup kırıntılı dayklar, ErAVK'nin kuzeydoğusunda Erenkaya ignimbiritlerini (Erenkaya-1, 2 ve 3) üç farklı noktada kesmektedir. Bu kırıntılı dayklardan ilk ikisi çoğunlukla ince taneli kül boyutunda malzemeden oluşmakta olup kenar fasiyeslere doğru litikçe zengindir ve volkaniklastik malzemelerin akışkanlaşmasıyla yerleşen piroklastik dayk özelliği göstermektedir. Diğer dayk ise kenarlarından itibaren ince taneli ve kül boyutundaki malzemeden oluşurken, orta kısmı oldukça iri (blok boyutunda) ve yoğun pomza bileşenleri içermektedir. Saha çalışmaları, bu ikinci daykın volkanizma sonrası ikincil süreçler (örneğin sedimanter klastik dayk) ile ilişkili çatlak dolgusu şeklinde olduğunu göstermektedir. Bu kırıntılı dayklar, Erenkaya ignimbiritlerini oluşturan volkanik faaliyetin ErAVK'nin kuzeyinde meydana gelen bir kaldera çökme süreci ile ilişkilendirilebileceğini ortaya koymaktadır.
  • Article
    Değişen Demiryolu Seyahatinde Kaybolan İmgeler: Toros Ekspresi İstasyonları
    (2025) Kurnalı, Melıh
    Bu çalışma, Konya-Adana demiryolu hattında yer alan Toros Ekspresi istasyonlarını tarihsel bir perspektif içerisinde mimari ve mekânsal açıdan incelemektedir. Teknolojik gelişmeler, ulaşım araçları ve sistematik dönüşümler sonucunda mekânlar; kimlik, bağlam ve tarihsellikten uzaklaşarak yüzeysel imgeler hâline gelmektedir. Artan hızla birlikte mekânlar, kullanıcılar tarafından algılanamadan geride bırakılmakta; yeni ulaşım ağları ise kent merkezlerinden uzak bölgelerden geçerek birey-mekân ilişkisini dönüştürmektedir. Çalışmada görsel analiz ve kesitsel araştırma yöntemleri kullanılarak Toros Ekspresi ile yapılan yolculuklardan elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Bu analiz, istasyonların mimari ve mekânsal özelliklerinin günümüz kullanıcıları tarafından yeterince algılanamadığını ortaya koyarken, tarihsel yapıların çağdaş bağlamda yeniden işlevlendirilmesi gerekliliğini de ortaya çıkarmaktadır. Bu bağlamda ‘adaptive re-use’ (yeniden işlevlendirme) yaklaşımı, istasyon yapılarını özgün mimari niteliklerini koruyarak kent yaşamına yeniden kazandırma potansiyeli taşımaktadır. Yeniden kullanım önerileri, hattın tarihsel ve fiziksel bütünlüğünü koruyacak şekilde kurgulanmalı; bu süreçte hem koruma ilkeleri hem de çağdaş kent gereksinimleri göz önünde bulundurulmalıdır. Çalışma, insan-mekân etkileşiminin günümüz koşullarına uygun biçimde yeniden tanımlanmasının ve bu bağlamda tarihi istasyonların kullanıcılar için daha anlamlı mekânlara dönüştürülmesinin gerekliliğini vurgulamaktadır. Bu yaklaşımla mekânların kültürel miras değeri korunurken toplumsal bellekteki yerini de güçlendirmeyi hedeflemektedir.
  • Article
    Piyasa Duyarlılığını Tahmin Etmek: NASDAQ Global Select Market'teki Yazılım Şirketlerinin Beta Katsayısında Yönetim Kurulu Yapısının Rolü
    (2025) Akusta, Ahmet
    Bu çalışma, NASDAQ Global Select Market'te listelenen yazılım şirketlerinde yönetim kurulu yapısının Beta ile ölçülen piyasa duyarlılığını nasıl etkilediğini incelemektedir. Yönetim kurulu büyüklüğü, toplantı sıklığı ve yönetici ücretleri gibi yönetişim ölçütlerine odaklanan araştırma, bunların 2014-2023 yılları arasında Beta üzerindeki etkisini analiz etmektedir. Karar Ağaçları ve Torbalı Sınıflandırıcılar dahil olmak üzere makine öğrenimi modelleri, doğruluk, kesinlik, geri çağırma ve F1 puanlarını kullanarak bu ilişkiyi değerlendirmektedir. Bulgular, yönetişim faktörlerinin piyasa duyarlılığını önemli ölçüde etkilediğini ve yazılım gibi değişken sektörlerde firma riskini yöneten kurumsal liderler ve yatırımcılar için değerli içgörüler sunduğunu göstermektedir.
  • Article
    Bir Tanıtım Unsuru Olan Ambalajın Markalaşma Sürecindeki Firmalar için Önemi: Pazar İncelemesi
    (2025) Çölük, Gökhan
    Ambalajın üstlendiği işlev, bilimsel araştırmaların bulguları, uzak pazarlara erişim gerekliliği ve rekabetçi piyasa koşulları çerçevesinde sürekli olarak gelişmektedir. Bu işlevlerin bazıları, doğrudan markalaşma ve kurumsal imajla ilişkilidir. Bu çalışmada, piyasaya yeni giriş yapan ya da ürün sürmeyi planlayan işletmelerin ambalaj tasarımlarındaki tanıtım fonksiyonunu olumsuz etkileyen üretim süreci yaklaşımları ele alınmıştır. Araştırmada karşılaştırmalı içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Veriler; markalaşma sürecindeki tanıtım işlevini doğrudan etkileyebilecek ambalaj materyalinin fiziksel durumu ve görsel konumlandırma yapısının incelenmesi yoluyla toplanmış, karşılaştırmalı içerik analizi tekniğiyle değerlendirilmiştir. Ambalajın üç boyutlu formu oluşturulmadan önce, iki boyutlu konstrüksiyonu hazırlanmakta; bu yapı üzerine tasarım giydirmesi yapılarak ambalaj, üretim sürecinde üç boyutlu hale getirilmektedir. Ancak ambalaj tasarımı sonrasında, birçok üretici firma tanıtım fonksiyonunu göz ardı ederek doğrudan dağıtım aşamasına geçmektedir. Bu durum, ambalaj üretim maliyeti sabit kalsa dahi markalaşmayı olumsuz etkileyen verimsiz bir modelin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu da ürünün marka değeri ve tüketici tercihlerine zarar verebilmektedir. Araştırmada, karton ambalajların çeşitli sunum teknikleriyle sergilendiği yerel bir marketteki ürünler amaçlı örnekleme yoluyla seçilmiştir. Sonuç olarak, işletmelerin markalaşma sürecinde, ambalaj konstrüksiyonundan kaynaklı ve tanıtım fonksiyonunu dolaylı yoldan etkileyen problemler analiz edilmiştir. Grafik giydirme, üretim malzemesi seçimi ve sunum çeşitliliğinin hatalı planlanmasından kaynaklanan ve tanıtım açısından verimliliği azaltan, ancak kolay çözülebilir olan problemler tespit edilmiştir.
  • Article
    Çocuk Hekimlerinin Antibiyotik Seçiminde Çoklu Faktörlerin Değerlendirilmesi
    (Bilimsel Tip Yayinevi, 2025) Sarucan, Ahmet; Büyükdogan, Bırol; Çiftci, Fatma; Afşar, Bilge; Dişci, Işık
    Giriş: Pediyatri bölümü sıklıkla antibiyotik kullanmaktadır. Antibiyotik reçetelemeyi etkileyen faktörlerin anlaşılması tedavi başarısını artırabilir. Bu çalışma, antibiyotik seçimi ve genel tedavi etkinliğindeki rollerini vurgulayarak bu faktörleri araştırmayı amaçlamıştır. Gereç ve Yöntemler: Çalışmada birincil veriler kullanılmıştır. Araştırmanın kapsamını Konya ili ve ilçelerinde görev yapan çocuk hekimleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem büyüklüğü kartopu örnekleme yöntemine göre hesaplanmıştır. Örneklem büyüklüğü, araştırma kriterlerine uyan bir çocuk doktorunun seçilmesi ile başlar ve seçilen çocuk doktorunun yardımı ile diğer çocuk doktorlarına ulaşılır. Çocuk doktoruna aynı özelliklere sahip kişi veya kişileri tavsiye etmesi söylenir. Böylece söz konusu örnekleme yöntemi kullanılarak çalışmada 50 çocuk hekimine ulaşılmıştır. Bu çalışmada çocuk hekimlerinin antibiyotik seçimindeki çoklu faktörlerin belirlenmesi amacıyla kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan uzmanların görüşleri alınmıştır. Araştırmacılar tarafından gönüllülük esasına dayalı olarak çocuk hekimlerine yüz yüze anket uygulanarak elde edilen veriler Entropi ve TOPSIS yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Hekimler tarafından tercih edilen ilk antibiyotik ajan amoksisilin ve klavulanik asit oldu. İkinci sırada azitromisin, üçüncü sırada klaritromisin yer alırken, son iki sırayı sefdinir ve sefiksim paylaştı. Çalışmada hekim ve ebeveynle ilgili faktörler açısından elde edilen sonuçların genel sonuçlarla aynı olduğu gözlendi. İlaçla ilgili faktörler, maliyet ve geri ödeme koşulları sonuçları aynı olurken, Azitromisin bu sonuçlarda ilk sırada yer aldı. Tüm alt çözümlerde ikinci sıradaki seçenek ve son iki sıra aynıdır. Hekimlerin cinsiyetine göre beş erkek pediyatri hekiminin tercih sıralaması amoksisilin klavulanik asit > azitromisin > klaritromisin > sefdinir > sefiksim şeklindeyken, 15 kadın hekimin tercihleri azitromisin > amoksisilin klavulanik asit > klaritromisin > sefdinir > sefiksim şeklinde belirlenmiştir. Azitromisin ilk sırada tercih edilmiştir. Sonuç: Çoklu faktörler hem tanı hem de tedaviyi etkileyerek antibiyotik seçimini etkiler ve tedavi başarısını artırır.
  • Article
    Dynamics and Expressions of Solutions of Nonlinear Difference Equations X_(n+1)=(x_(n-3) X_(n-6))/(±x_(n-2)±x_(n-2) X_(n-3) X_(n-6) )
    (Sakarya University, 2025) Şimşek, Dağıstan; Ogul, Burak
    Nonlinear difference equations provide a framework for modeling natural phenomena in nonlinear sciences. In this paper, we investigate the periodicity, boundedness, oscillation, stability, and exact solutions of such equations. Employing the standard iteration method, we derive closed-form solutions and analyze the stability of equilibrium points using established theorems. Numerical simulations, implemented in Wolfram Mathematica, corroborate the theoretical findings. The proposed method can be readily extended to other rational recursive problems. This paper investigates the dynamical behavior of solutions to the rational difference equation x_(n+1)=(x_(n-3) x_(n-6))/(±x_(n-2)±x_(n-2) x_(n-3) x_(n-6) ) where the initial conditions are arbitrary nonzero real numbers. We analyze the stability properties, periodic solutions, and long-term behavior of this equation, employing both analytical and numerical approaches to characterize its dynamics.
  • Article
    Trafik Altyapısı,çevre ve Kullanıcı Davranışının Kentsel Bisiklet Kullanımına Etkisine İlişkin Literatür Araştırması
    (Pamukkale Univ, 2025) Çelik, Osman Nuri; Aydar, Recep; Afşar, Ali
    Bisiklet kullanımını teşvik etmek, sağlık, düzen ve daha iyi ulaşım koşullarını destekler. Aktif hareketliliğin önemli bir bileşeni olarak, bisiklet kullanımındaki küresel artış, bisikletin artan önemini yansıtmaktadır. Gelişmiş şehirlerde, konvansiyonel ve e-bisiklet kullanımı artmış ve bisiklete binme oranları %7'nin üzerine çıkmıştır. Farklı şehirlerdeki sınırlı kullanıma rağmen, bisiklet kullanımını artırmaya yönelik çabalar devam etmektedir, ancak trafik güvenliği sorunları ve altyapı eksiklikleri bu süreci engellemektedir. Bu makale, kentsel ulaşımda bisikletin payını artırmak için gerekli adımları belirlemek amacıyla detaylı bir literatür incelemesi yapmaktadır. İnceleme, kentsel bisiklet kullanımına trafik altyapısı, çevresel faktörler ve kullanıcı davranışının etkisini araştırmaktadır. 1970'lerden bu yana, bu konular dünya genelinde çeşitli yöntemlerle incelenmiştir. Bu çalışma, 2010-2023 yılları arasında yayınlanan 95 makaleyi inceleyerek, bisiklet altyapısı, kullanıcı davranışı ve bisiklet kullanımını etkileyen çevresel faktörleri kapsayan çok yönlü bir analiz sunmaktadır. Ana bulgular, iyi planlanmış bisiklet altyapısının güvenliği artırmada ve trafik stresini azaltmada önemini vurgulamaktadır. Ayrılmış bisiklet yolları, etkili kavşak tasarımları ve kapsamlı bisiklet ağları, kentsel bisiklet kullanımını teşvik etmek için kritik öneme sahiptir. Gürültü ve hava kirliliği, hava koşulları ve kentsel tasarım gibi çevresel faktörler, bisiklet davranışını önemli ölçüde etkiler. İnceleme, Kopenhag ve Amsterdam gibi güçlü bisiklet altyapısına ve destekleyici politikalara sahip şehirlerin, daha yüksek bisiklet kullanım oranları ve gelişmiş kentsel hareketlilik sergilediğini ortaya koymaktadır. Buna karşılık, yetersiz altyapıya sahip şehirler, bisikletleri uygulanabilir bir ulaşım modu olarak entegre etmede zorluklarla karşılaşmaktadır. Çalışma, önde gelen bisiklet şehirlerinden en iyi uygulamaların benimsenmesinin ve yerel zorlukların ele alınmasının, kentsel bisiklet kullanımını önemli ölçüde artırabileceğini önermektedir. Elde edilen bilgiler, daha güvenli, verimli ve çevre dostu kentsel ulaşım sistemleri yaratılmasına katkıda bulunabilir. Bu yaklaşım, bisiklet kullanımını artırmak ve güvenli bisiklet uygulamalarını sağlamak için hayati öneme sahiptir ve nihayetinde sürdürülebilir kentsel gelişime katkıda bulunur.