01. Araştırma Çıktıları | WoS | Scopus | TR-Dizin | PubMed
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.13091/1
Browse
Browsing 01. Araştırma Çıktıları | WoS | Scopus | TR-Dizin | PubMed by Language "tr"
Now showing 1 - 20 of 464
- Results Per Page
- Sort Options
Article 30 Ekim 2020 Ege Denizi Depreminin Kabuk Deformasyonuna Etkisinin Tusaga-aktif Verileri ile İncelenmesi(Gumushane University, 2024) Baş, İ.Ç.; Abbak, R.A.The TUSAGA-Active (Turkish National Continuous Operating Reference System) is available for commercial and academic studies with 168 fixed GNSS (Global Navigational Satellite Systems) stations. Its capability to provide high-accuracy data facilitate to monitor deformations in engineering structures resulting from crustal movements. On October 30, 2020, an earthquake with a magnitude of ML = 6.6 (MW = 6.9) struck the Aegean Sea at 14.51 local time. The aim of the study is that TUSAGA-Active stations located within the earthquake-affected area are thoroughly examined to detect any crustal deformations caused by this seismic event. As part of this analysis, deformation directions and magnitudes were determined for stations AYD1, CESM, DIDI, IZMI, KIKA, and SALH. RINEX data from 15 days before the earthquake date and 11 days after were processed using CSRS-PPP (Canadian Spatial Reference System Precise Point Positioning Service) and OPUS (Online Positioning User Service), which are internet-based GNSS services. The results of this analysis revealed that the CESM station experienced the most significant displacement, averaging 57.39 mm in the north direction according to the CSRS-PPP service. Similar results were obtained from the OPUS service data. © 2024, Gumushane University. All rights reserved.Article 3b T1 Ağırlıklı Mr Görüntülerinde Atlas Tabanlı Hacim Ölçüm Yöntemini Kullanarak Alzheimer Hastalığının Teşhisi(Gazi Univ, 2022) Öziç, Muhammet Üsame; Ekmekci, Ahmet Hakan; Özşen, Seral; Barstuğan, Mücahid; Yıldoğan, Aydın TalipAlzheimer Hastalığı yaşlılık ile beraber başlayan bir beyin hastalığıdır. Hastalığın teşhisi, takibi ve ilgili beyin bölgelerinin ölçümleri yüksek çözünürlüklü üç boyutlu yapısal manyetik rezonans görüntüleri ile yapılabilmektedir. Bu çalışmada, OASIS veri tabanından alınan 70 Alzheimer 70 Normal 3B T1 ağırlıklı MR görüntüleri üzerinde 116 subkortikal bölgenin hacimsel ölçümünü yapabilecek atlas tabanlı bir hacim ölçüm ve sınıflandırma modeli tasarlanmıştır. Ölçülen değerler her bir denekte gri madde, parankim, total beyin hacmi ile bölünerek normalizasyon işlemi yapılmıştır. Böylece ham ölçülen değerler dahil olmak üzere 140x116 matris boyutlu 4 farklı veri kümesi elde edilmiştir. Veri kümeleri entropi, t-test, roc, Bhattacharyya, Wilcoxon özellik derecelendirme yöntemleri ile en anlamlı özellikten en anlamsız özelliğe doğru derecelendirilmiştir. Derecelendirilen veriler her döngüde sırasıyla birleştirilmiş, lineer ve rbf kernel kullanan destek vektör makinelerine 10-kat çapraz geçerleme ile verilerek sınıflandırma işlemi yapılmıştır. Tüm senaryolar analiz edilerek, en az özellikle en iyi sonucu veren küme, özellik derecelendirme ve sınıflandırma metodu ortaya konulmuştur. Normalizasyon ve özellik derecelendirme yöntemlerinin sınıflandırma sonucuna etkisi incelenmiştir. Deneysel işlemler sonucunda roc özellik derecelendirme tabanlı lineer destek vektör makinesi, total beyin hacmi normalizasyonlu 107 özellik kullanarak %95.71 hassasiyet, %94.29 özgüllük, %95.00 doğruluk, 0.95 eğri altında kalan alan değerleri ile en yüksek oranları vermektedir.Article 891–1924 Yıllarında “assomptıon‟un augustġnlerġ” tarġkatının eskġġehġr merkezlġ mġsyonerlġk faalġyetlerġ(2012) Aydın, MehmetAssomption‘un Augustinleri''tarikatının Eskişehir‘deki misyonerlik faaliyetleri, genelde Assomptionistlerin Anadolu‘daki misyon faaliyetlerine bağlı olarak yürütülmüştür. Bu tarikatın başlangıçtaki amacı, Fransa‘yı yeniden Hıristiyanlaştırmaktır. Bu amaçla Emmanuel d‘Alzon (1810–1880), 1845‘te ''Assomption‘un Augustinleri''veya''Assomptionist''tarikatını kurmuştur. Tarikatın ismini, D‘Alzon‘un görev yaptığı Nime Şehrindeki Assomption kolejinden aldığı tahmin edilmektedir. Assomptionist''tarikatı 1864 de Roma tarafından tanınmıştır. ''Assomptionist''ismi, Hz. Meryem‘in göğe çıkışına olan inancın bir ifadesi olarak verilmiştir. Bu inanç, Katolik kilisesi mensupları arasında XIII. yüzyıldan beri yaygın olmakla beraber, 1950 yılında Papa XII. Pie tarafından dogma olarak ilan edilmiştir. Böylece Katolik kilisesi Meryem‘in günahsız hamileliğini ve onun göğe yükselişini kendileri için manevi bir feyz kaynağı olarak benimsemişlerdir. Anahtar kelimeler: Misyon, Assumption, Meryem, Katolik, Papa.Conference Object Citation - Scopus: 1Achievable Rate of Noma-Based Cooperative Communication Systems With Best Relay Selection Over Cascaded Rayleigh Fading Channels(IEEE, 2020) Özdemir, ÖzgürIn this paper, the achievable rate analysis of NOMA-based cooperative communication systems with best relay selection is studied. The cascaded Rayleigh fading channels are considered since investigations have shown that cascaded channel structure agree better with mobile network models such as inter-vehicular communication systems. A cooperative network where a source terminal communicates with a destination directly and through a selected relay among K relays is considered and the achievable average rate of this system using NOMA is found by computer simulations. The obtained results for cascaded Rayleigh fading channels in case of decode and forward protocol have shown that the average rate is decreased as the cascading degree increases. It has been also seen that for a given cascading degree the average rate performance of the system is increased when the number of total relays is increased.Article Afet Yönetimi İçin Mobil Uygulama Tasarımı ve Cbs ile Acil Durum Toplanma Alanlarının Uygunluğunun İrdelenmesi: Konya İli Örneği(2023) Gözgörer, Büşra; Avci, Efsun; İşcan, Fatih; Kart, Büşra; Yağcı, CerenTürkiye, Dünya’nın en aktif sismik kuşaklarından biri olan Alpin Deprem Kuşağı’nda bulunmaktadır. Bulunduğu konum itibariyle toplum yapısı depremlerden büyük ölçüde etkilenmektedir. Özellikle 1999 Marmara depreminden sonra afet yönetimi kavramının önemi artarak konuyla ilgili mobil tabanlı teknolojilerin kullanımı yaygınlaşmıştır. Bu çalışmada Android Studio yazılımı üzerinde Flutter programlama dili kullanılarak bir Deprem Bilgi Sistemi Mobil Uygulaması tasarlanmış ve CBS kullanılarak Konya iline ait acil durum toplanma alanlarının kent üzerindeki dağılımları incelenmiştir. Mevcut alanların uygunluğu yüzölçümü, nüfus, ulaşılabilirlik ve yerleşim yerlerine yakınlık kriterleri ele alınarak haritalar üzerinde değerlendirilmiştir. Bu uygulama ile toplumda afet yönetimi konusunda bir farkındalık yaratılması hedeflenmiştir. Tasarlanan uygulamada deprem öncesi, sonrası ve deprem anı bütün halinde ele alınarak deprem yönetimi konusunda çeşitli içerikler kullanılmıştır. Geliştirilen mobil uygulamanın ayrıcalıklı özelliği ise kullanıcıların ve acil durum toplanma alanlarının konum verisini anlık olarak sunmasıdır. Böylece uygulama ile panik anında bulunulan noktaya en yakın toplanma alanı bilgisine anlık ulaşılabilmektedir. Ayrıca uygulama, deprem sonrasındaki geçici barınma merkezleri hazır hale gelene kadar ki süreçte yaşanılabilecek paniğin önlenmesi, etkin haberleşmenin sağlanması, yardımlaşma ve hızlı ilk acil müdahale sağlanmasını da olanaklı hale getirebilecektir. Bu çalışma ile Konya ilinde bulunan (ilçeler dahil) 125 tane toplanma alanının, olası bir afet durumunda çalışmada değerlendirilen kriterlere göre ihtiyaçlara cevap verebileceği sonucuna varılmıştır.Article Citation - WoS: 6Citation - Scopus: 9Ağaç-tohum Algoritmasının Cuda Destekli Grafik İşlem Birimi Üzerinde Paralel Uygulaması(2018) Çınar, Ahmet Cevahir; Kıran, Mustafa ServetSon yıllarda toplanan verinin artmasıyla birlikte verimli hesaplama yöntemlerinin de geliştirilmesi ihtiyacı artmaktadır. Çoğunlukla gerçek dünya problemlerinin zor olması sebebiyle optimal çözümü garanti etmese dahi makul zamanda yakın optimal çözümü garanti edebilen sürü zekâsı veya evrimsel hesaplama yöntemlerine olan ilgi de artmaktadır. Diğer bir açıdan seri hesaplama yöntemlerinde verinin veya işlemin paralelleştirilebileceği durumlarda paralel algoritmaların da geliştirilmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada literatüre son yıllarda kazandırılmış olan popülasyon tabanlı ağaç-tohum algoritması ele alınmış ve CUDA platformu içerisinde paralel versiyonu geliştirilmiştir. Algoritmanın paralel versiyonunun performansı kıyas fonksiyonları üzerinde analiz edilmiş ve seri versiyonunun performansı ile karşılaştırılmıştır. Kıyas fonksiyonlarında problem boyutluluğu 10 olarak alınmış ve farklı popülasyon ve blok sayıları altında performans analizi yapılmıştır. Deneysel çalışmalar algoritmanın paralel versiyonunun algoritmanın seri sürümüne göre bazı problemler için 184,65 kata performans artışı sağladığı görülmüştür.Article Ağır Vasıta Hava Kompresörü Piston Segmanı Aşınması Durumlarında K-en Yakın Komşu Algoritmasının Sınıflandırma Performansının İncelenmesi(2020) Gül, Emre; Kalyoncu, MeteTeknolojide yaşanan gelişmeler günümüzde veri sistemlerine dayalı çalışmaların artmasına yol açmaktadır. Ağır vasıta hava kompresörleri temel olarak bir mekanik cihazdır. Buna rağmen kompresör üzerinden sensörler ile alınacak verilerin anlamlandırılarak arıza durumlarının teşhisi günümüz teknolojisinde uygulanabilir bir hal almaktadır. Hava kompresörleri ortalama bir ağır vasıta üzerinde küçük bir bileşen konumundadır. Ancak basınçlandırdığı hava aracın fren, süspansiyon ve debriyaj sistemleri için oldukça büyük bir öneme sahiptir. Bu yüzden aracın yolda emniyetli ve güvenli hareketinin sağlanmasına destek olmaktadır. Bu çalışmada hava kompresörlerinde kullanıcı kaynaklı piston segmanı aşınması gibi durumlarda oluşan yağ taşınımı arızası araştırılmış ve kompresör üzerindeki etkisi incelenmiştir. Ayrıca yağ taşınımı arızası verileri firma bünyesinde Ar-Ge birimi tarafından geliştirilen test sisteminde sensörler vasıtasıyla kayıt altına alınmıştır. Bu veriler K-en yakın komşu algoritması modellerinin alt yapısının oluşturulmasında kullanılmış ve algoritma sınıflandırma performansı incelenmiştir.Article Agrega Gradasyonundaki Değişimlerin Aşınma Tabakasında Kullanılan Bitümlü Sıcak Karışımların Mekanik Özelliklerine Olan Etkilerinin İncelenmesi(2024) Arslan, Deniz; Köse, HüseyinTürkiye’de bitümlü karışımın kullanılacağı tabakaya göre hangi gradasyon özelliklerine sahip olması gerektiği Karayolu Teknik Şartnamesinde belirtilmiştir. Bu çalışmada, şartnamede aşınma tabakası için tanımlanan Tip-1 gradasyon zarfındaki alt, orta ve üst limit değerlerinin yanı sıra alt ve üst limitlerin belirli oranda ötelenmesiyle oluşturulan beş farklı agrega gradasyonunun bitümlü karışımların mekanik özellikleri üzerindeki etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Belirlenen beş gradasyon ile hem gradasyon zarfı dahilindeki değişimlerin etkisi hem de gradasyon zarfının genişleme potansiyeli incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda farklı agrega gradasyonları ile oluşturulan bitümlü karışımlarla Marshall tasarımları yapılmıştır. Test sonuçlarına göre agrega gradasyonu inceldikçe karışımın optimum bitüm ihtiyacı artmıştır. Gradasyon inceldikçe, optimum bitüm oranındaki bitümle dolu boşluk oranının (Vf) ve agregalar arasındaki boşluk yüzdesinin (VMA) arttığı, birim ağırlığın (Dp) azaldığı tespit edilmiştir. Aynı zamanda, Tip-1 için tanımlanan gradasyon zarfının genişleme potansiyelinin olabileceği görülmüştür.Article Agrega Gradasyonunun Bitümlü Sıcak Karışımların Marshall Parametreleri Üzerindeki Etkilerinin Araştırılması(2023) Arslan, Deniz; Köse, HüseyinBu çalışmada, agrega gradasyonunun bitümlü sıcak karışımların fiziksel özellikleri üzerindeki etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, 2013 yılı Karayolu Teknik Şartnamesinde binder tabakası için tanımlanan gradasyon zarfı esas alınmıştır. Gradasyon zarfına ait ortalama, alt limit, üst limit değerleri ile birlikte alt ve üst limitlerin % 7 oranında ötelenmesiyle elde edilen beş farklı agrega gradasyonu oluşturulmuş ve her biri için ayrı ayrı Marshall tasarımları yapılmıştır. Gradasyon zarfının dışındaki değerler, çalışma esnasında oluşabilecek gradasyon hatalarının bitümlü karışımda meydana getirebileceği performans değişimlerinin öngörülebilmesi amacıyla çalışmaya dahil edilmiştir. Elde edilen test verilerine göre agrega gradasyonunun bitümlü sıcak karışımların stabilite, akma, birim ağırlık (Dp), hava boşluğu oranı (Vh), bitümle dolu boşluk oranı (Vf), agregalar arasındaki boşluk oranı (VMA) ve Marshall katsayısı üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Agrega dane boyutunun ortalama gradasyona kıyasla artmasının veya azalmasının Dp ve Vf değerlerinde azalma, VMA ve Vh değerlerinde artış meydana getirdiği belirlenmiştir. Bununla birlikte, gradasyon zarfının üst limitine doğru stabilite değerlerinin arttığı görülmüştür.Article Ahmed Adnan Saygun'un Çoksesli Müzikte/türk Çoksesli Müziği'nde Ulusalcılığa İlişkin Kodları?*(2012) Yöre, Seyit; Gökbudak, Z. SeçkinTürkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sistemi, Ziya Gökalp ve Atatürk'ün düşünceleri çerçevesinde, ulus-devlet temeline bağlı ulusalcı bir modernleşmeden oluşmuş, bu sistem Türkiye'deki kültürel ve müziksel yaratımı etkilemiş ve böylece, besteciler ulusal müzik malzemeleri ile uluslararası çoksesli müzik tekniklerini birleştirilerek devlet sistemine uygun bir ulusalcı çoksesli müzik yaratmışlardır. Türk çağdaş müziği olarak da anılan bu yeni müziğin ilk kuşak bestecilerinden biri de Ahmed Adnan Saygun'dur. O, müzik eserlerinin yanında, söylemleriyle de müzikte ulusalcılığı vurgulamış ve diğer bestecilerin içinde öne çıkmıştır. Bugüne kadar Saygun ve eserleri hakkında araştırmalar olmasına rağmen, onun ulusalcılık yaklaşımları hakkında doğrudan herhangi bir araştırmaya rastlanmamıştır. Bu çalışmada, Saygun'un çoksesli müzikte/Türk çoksesli müziği'nde ulusalcılığa ilişkin kodları etnomüzikoloji disiplini ve nitel araştırma modelinde literatür ve içerik analizi teknikleriyle araştırılmış, sonuç olarak ortaya çıkan on iki kod Saygun'un görüşleriyle tanımlanarak, yorumlanmıştırArticle Ahp Metoduyla Yer’e Özgü Mimari Tasarım Kriterlerinin Öncelik Sırasının Belirlenmesi(2019) Yıldız Kuyrukçu, Emine; Alkan, Ahmet20. yüzyılda küreselleşme ile mimari tasarımın yerle olan ilişkisi kopmuş, her türlü bölgesel sınır ortadan kalkmıştır. Bu bağlamda mimarlık, bölgesel bir olgu olmaktan çıkmış, artık sınırları olmayan evrensel bir olgu haline gelmiştir. Çalışma, ‘mimari tasarım-yer’ ilişkisini doğru kurmanın yani yerin ruhunun somutlaştırılmasının yolu olarak Eleştirel Bölgeselciliğin çözüm olabileceğini savunmaktadır. ‘Eleştirel Bölgeselcilik (Critical Regionalism)’ yaklaşımında ‘yer’e ait değerlerle, çağdaş yer yönelimli tasarım yapmak amaçlanmaktadır. Çalışma kapsamında Eleştirel Bölgeselcilik kavramını geliştiren Kenneth Frampton’ın 1987’lerde söylemleştirdiği 10 maddesi yorumlanarak dokuz kriter belirlenmiş ancak bu kriterlerin günümüz koşullarında yetersiz olduğu düşünülerek tarafımızdan dört kriter eklenerek “bir yapıyı eleştirel rejyonalist-o yer’e (bölgeye) ait” olarak nitelendirebilmenin on üç evrensel kriteri, dört grup halinde ortaya konulmuştur. Çalışmanın asıl amacı bir yapının eleştirel rejyonalist-o yer’e (bölgeye) ait olarak adlandırılabilmesi için hangi kriterlerin etken olduğu ve bu kriterlerin öncelik sıralamasını tespit etmektir. Bu doğrultuda doktor unvanına sahip Selçuk Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Restorasyon Anabilim Dalı, Mimarlık Tarihi Anabilim Dalı, Bina Bilgisi Anabilim Dalında görevli toplam 34 uzmandan, bir tasarımın o yere ait olarak algılanmasında belirlenen kriterlerin ne kadar etken olduklarını puanlamaları istenmiştir. Sonuçlar AHP (Analitik Hiyerarşi Prosesi) metoduyla analiz edilmiş ve çalışma kapsamında ortaya konulan kriterlerin geçerliliği ve tüm bu kriterlerin öncelik sırası belirlenerek “bir yapıyı eleştirel rejyonalist-o yer’e (bölgeye)” ait olarak nitelendirmede öncelikli kriterler tespit edilmiştir.Article Aısı 304 Paslanmaz Çelik Sacın Hidromekanik Derin Çekilmesi(2020) Türköz, MevlütKorozyona karşı üstün dirençleri nedeniyle gıda, mutfak eşyaları, ev eşyaları, otomotiv, uzay vehavacılık ile tıp endüstrisinde sıklıkla kullanılan paslanmaz çelik sac malzemeler, genellikle klasik derinçekme yöntemi ile şekillendirilmektedir. Klasik yöntemlerle yapılan derin çekme işlemlerinde, kalıpyapımının maliyetli, zaman alıcı ve zahmetli olmasından dolayı bu yöntem ile üretim özellikle az sayıdaparça üretiminde ekonomik olmamaktadır. Hidromekanik Derin Çekme (HDÇ) yönteminde ise sıvıbasıncı yardımıyla tek bir kalıp kullanılarak üretim yapmak mümkündür. Böylece karmaşık geometriyeve farklı kalınlığa sahip saclar, kalıp uyumu aranmadan daha ekonomik ve daha kaliteli olarakşekillendirilebilmektedir. Bu çalışmada, AISI 304 kalite paslanmaz sac malzemeden silindirik bir parçanınHDÇ yöntemiyle şekillendirilmesi sonlu elemanlar yöntemi kullanılarak sanal ortamda incelenmiştir.İncelemeler sonucunda, sacda yırtılma ve buruşma oluşturmayacak en uygun kalıp tasarım parametreleribelirlenmiş ve bu parametreler kullanılarak deneysel olarak parça üretiminde tatbik edilmiştir. Sonuçolarak AISI 304 paslanmaz çelik sacın, HDÇ prosesiyle başarıyla şekillendirilmesi için gerekli olanoptimum parametreler belirlenmiş ve sonlu eleman analizlerinin prosesteki optimum parametrelerinbelirlenmesinde güvenle kullanılabileceği ortaya konulmuştur.Article Akarsu Kıyı Yerleşimlerinde Kent Kimliğinin Sürdürülebilirliği: Amasya ve Kastamonu Kentleri Örneği(2021) Özkaynak, Merve; Başar, Mehmet EminKent kimliği; bir yerleşimin fiziksel, kültürel, sosyo-ekonomik, tarihsel ve biçimsel faktörlerle zaman içinde oluşan, yerin kendine özgü özelliklerinin tamamı olarak ifade edilebilir. Doğal kimlik bileşenlerinden biri olan akarsuların kıyısında yerleşmiş olan kıyı kentlerinde yerleşim suya göre şekillenmekte ve bu oluşum kentin kimliğine katkı sağlamaktadır. Fakat zamanla akarsulara ve kıyı yerleşimlerine müdahalelerde bulunularak kıyı algısı değiştirilmekte ve kıyı mimari kimliği zedelenmektedir. Bu bağlamda kentlerin kimliklerinin korunması amacıyla, akarsu kıyılarının ve çevre yerleşiminin mimari kimliğinin korunarak, sürdürülmesi gerekmektedir. Çalışma kapsamında; akarsu kıyısında kurulmuş iki kent olan Amasya ile Kastamonu’nun kıyı yerleşimlerinin geçirdiği değişimler karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Arşivlerde yer alan fotoğraflardan yararlanılarak, mevcut durumlarının yerinde inceleme ve gözlem yapılması ile geçirdikleri değişim tespit edilmiştir. İki kentin kıyı kimliğinin değişiminin nedenleri araştırılarak, imar planları için öneriler sunulmuştur.Article Akıllı Fabrikalarda Çizelgeleme Yöntemlerinin Analizi(2023) Manzak, Rumeysa; Engin, OrhanAmaç: Bu çalışmanın amacı, Akıllı Fabrikalarda gerçekleştirilen çizelgeleme yöntemlerini incelemektir. Yöntem: Bu çalışmada, veri kaynağı olarak, “Google Scholar” üzerinden ulaşılan metin türünde veriler kullanılmıştır. Veri Seti, 2015-2022 yılları arasında yayınlanmış olan ve ‘Scheduling in Smart Factory’ anahtar kelimesini içeren araştırma makalelerinden oluşmaktadır. Çalışma gerçekleştirilirken, ‘Scheduling in Smart Factory’ anahtar kelimesi ile doğrudan ilgili araştırmalar analiz edilmiştir. Bulgular: Akıllı Fabrikalarda gerçekleştirilen çizelgeleme yöntemlerinin incelenmesi çalışmasında, çizelgeleme problemlerinin çözümünde, Genetik Algoritma, Çoklu Robot Önleyici Görev Çizelgelemesi, Parçacık Optimizasyonu, Ağlar Arası Birleştirme ve Çizelgeleme gibi birçok yöntemin kullanıldığı belirlenmiştir. Önerilen bu yöntemlerin performanslarını değerlendirmek için duyarlılık analizi, hata kurtarma analizi ve karşılaştırma analizi gibi metotlar tercih edilmiştir. Bu çalışmaları doğrulamak için deney çalışmaları yürütülmüştür. Özgünlük: Çizelgeleme problemleri, hem geleneksel fabrikalarda, hemde akıllı fabrikalarda stratejik bir öneme sahiptir. Özellikle son yıllarda, çizelgeleme çalışmaları üzerine çok sayıda algoritma geliştirilmiştir. Bu çalışmada, 2015-2022 yılları arasında gerçekleştirilen bilimsel çalışmaları içeren özgün bir tarama sunulmuştur.Article Akkise-yalıhüyük (konya) Arasının Stratigrafisi(2020) Turan, AhmetAkkise-Yalıhüyük (Konya güneyi) ve yakın çevresinde, otokton Geyikdağı Birliği ile allokton Bozkır Birliği’ne ait Mesozoyik istifleri ve bunları açısal diskordansla örten, Neojen-Kuvaterner yaşlı Neo-Otokton kaya birimleri gözlenmektedir. Geyikdağı Birliği altta bol rudistli neritik karbonatların oluşturduğu Geç Kretase yaşlı Saytepe formasyonu, üstte de çörtlü, killi pelajik kireçtaşı ve marnlardan yapılmış Kampaniyen-Maastrihtiyenyaşlı Alan formasyonu ile temsil olunur. Söz konusu bu otokton birimler, allokton Bozkır Birliğinin alt tektonik dilimine ait Maastrihtiyenyaşlı Hatip ofiyolitik melanjı ile tektonikbir biçimde üzerlenmektedir. Bölgedeki ikinci allokton dilimi ise çörtlü kireçtaşı, killi kireçtaşı-marn, radyolarit içerikli ve Geç Kretase’deoluşmuş pelajik istifleri kapsayan Boyalıtepe formasyonu oluştur. İnceleme alanının üst allokton paketi de, orta-kalın tabakalı, bol eklemli ve Orta Triyas-Jura yaşlı neritik karbonatlardan oluşan Gencek formasyonu ile temsil edilmektedir. Bölgedeki otokton ve alloktonlar ile Neo-Otokton kayaların sınırları, genelde faylı olup, bölgenin yarı peneplen-peneplen alanları, birer çöküntü sahası durumundadır. Bu çöküntülerin meydana getirdiği çanaklarda, Geç Miyosen-Erken Pliyosen sürecindeki göl transgresyonuile ilişkili bir biçimde, çakıllı-kumlu-çamurlu detritikler (Sille formasyonu), çamurlu-killi göl karbonatları (Ulumuhsine formasyonu), volkano-sedimentler (Küçükmuhsine formasyonu), dasitik-andezitik bileşimli volkanikler (Erenlerdağı volkanitleri) yer alır. İnceleme alanının en yeni çökelleri, Geç Pliyosen-Pleyistosen’de şekillenmiş olan dağ eteği-alüvyal yelpaze çökelleri (Topraklı formasyonu) ve Holosen sürecinde oluşa gelmiş alüvyonlardır.Article Almanya Münih Bölgesinde Qdaedalus Sistemi ile Gözlemlenen Astrojeodezik Çekül Sapma Verilerinin Ggmplus ve Egm2008 ile Kestirilen Değerlerle Karşılaştırılması(2020) Albayrak, Müge; Zeray Öztürk, Emel; Bildirici, İbrahim Öztuğ; Hirt, Christian; Guillaume, Sebastien; Shum, C.Astrojeodezik sistemlerle gözlemlenen astrojeodezik çekül sapma verisi, yeryuvarının gravite alanı ile ilgili önemli bilgiler sağlaması nedeniyle, yerbilimleri alanında, özellikle jeodezi ve jeofizik gibi bilimsel disiplinlerde, yersel, hava ve uydu gravite verilerinin kontrolü ve validasyonunda sıklıkla kullanılmaktadır. Bu çalışmada, Münih bölgesinde yer alan 10 nirengi noktasında astrojeodezik çekül sapma verisi gözlemleyebilmek için total station temelli QDaedalus sisteminden yararlanılmıştır. Gözlemlenen verilerin doğruluğunun ~0.2 yaysaniyesi (?) olduğu saptanmıştır. Yüksek doğruluklu bu veri seti, iki global gravite alan modelinin—Global Gravite Modeli plus (GGMplus) ve Yer Gravite Modeli 2008 (Earth Gravitational Model 2008–EGM2008)—kalitesini değerlendirebilmek için kullanılmıştır. QDaedalus sistemi ile gözlemlenen ve GGMplus modeli ile kestirilen çekül sapma bileşenleri arasındaki farklar, hem Kuzey-Güney (KG) hem de Doğu-Batı (D-B) bileşenlerinde yaklaşık 0.2? olmakla beraber, maksimum farklar K-G ve D-B bileşenlerinde sırasıyla ~0.3? ve ~0.4? olarak tespit edilmiştir. Sonuçlar EGM2008 modeli için analiz edildiğinde ise, gözlemlenen ve EGM2008 ile kestirilen çekül sapma bileşenleri arasındaki maksimum farkların K-G bileşeninde 0.9?; D-B bileşeninde ise 1.8? olduğu saptanmıştır. Dolayısıyla, EGM2008 ile kestirilen değerlerin, GGMplus ile kestirilen değerlere göre doğruluğunun daha düşük olduğu görülmüştür. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar, daha önce İstanbul’da QDaedalus gözlemleri ile EGM2008 ve GGMplus modellerinin kıyaslandığı uygulama sonuçlarıyla da karşılaştırılmıştır. Bu makale kapsamında, İstanbul ve Münih’te aynı sistem ve global gravite alan modelleri kullanılarak elde edilen çekül sapma verileri arasındaki farkların sebepleri tartışılarak, GGMplus ile kestirilen çekül sapma veri setinin, hem Münih hem de İstanbul’da daha yüksek doğruluğa sahip olmasının nedenleri açıklanmıştır.Article Almus (tokat) Yöresindeki Akiklerin Jeokimyasal Özelliklerinin Değerlendirilmesi(2022) Arık, Fetullah; Turhal, Erhan; Özen, YeşimTokat ili Almus ilçesi civarında yer alan çalışma alanındaki akikler Almus formasyonuna ait volkanojenik kumtaşlarının içerisinde yaklaşık D-B doğrultulu bir fay boyunca yumrular şeklinde bulunmaktadır. İnceleme alanında temeli oluşturan Paleozoyik yaşlı Tokat metamorfitlerinin üzerinde metabazik ve ultrabazik kayaçlarla temsil edilen Üst Kretase yaşlı Artova ofiyolitli karışığı tektonik sınırla durmakta ve Orta Eosen yaşlı volkanojenik birimleri içeren Haydaroğlu formasyonu ise daha yaşlı bu birimleri kesmekte ve örtmektedir. Daha yaşlı birimlere ait volkanik malzemeleri içeren kumtaşı, çakıltaşı ve denizel kireçtaşı gibi sedimanter kayaçlar ile birlikte söz konusu akikleri barındıran Alt Miyosen yaşlı Almus formasyonu da tüm birimler üzerinde uyumsuzlukla yer almaktadır. Almus yöresi akikleri, ortalama %93,4 SiO2, %3,59 Fe2O3, %0,03 MgO, %0,72 CaO, 793 ppm Cr2O3, 11,98 ppm Ni, 13,4 ppm Cu, 4,69 ppm Pb ve 35,4 ppm Zn içermektedir. Akikler içerisindeki yüksek Cr ve Ni bölgedeki Artova ofiyolitli karışığı ile ilişkili iken Cu, Pb ve Zn ise volkanizmanın erken evreleri ile ilişkilidir. Akiklerdeki yüksek Fe2O3 içeriği hematit ve götitlerle ilişkili olup akikler içine SiO2 yerleşiminden önce taşınmışlardır. Akiklerin içerisindeki CaO, akikleri oluşturan çözeltinin son evresinin ürünü olup MgO ise dolomit varlığı ile ilişkilidir. Arazi gözlemleri ve akiklerin jeokimyasal değerlendirmeleri, Haydaroğlu formasyonunun kayaç oluşumundan sonra meydana gelen hidrotermal etkinliklere bağlı ana bileşen olan SiO2’in, volkanojenik kumtaşlarının içindeki dolaşımları sonucu akiklerin epijenetik olarak yerleştiğini göstermektedir.Article Alström Syndrome With Liver Cirrhosis: First Case From Turkey(2013) Ataseven, Hüseyin; Güngör, Gökhan; Demir, Ali; Biyik, Murat; Uçar, Ramazan; Esen, Hasan; Çakır Özer, ÖzlemAlström sendromu çocukluk çağında trunkal obezite, insülin direnci ve hiperinsülinemi, tip 2 diyabet, hipertrigliseridemi, yetişkinlikte boy kısalığı, kardiyomyopati ve ilerleyici akciğer, karaciğer ve böbrek fonksiyon bozukluğu, işitme kaybı, gözde koni-çomak distrofisi ile karakterize otozomal resesif geçişli genetik bir hastalıktır. Alström sendromu karaciğer sirozunun oldukça nadir bir sebebidir. Alström sendromlu hastaların post-mortem biyopsilerinde karaciğer, böbrek, kalp ve akciğerler gibi birçok organda fibro- sis gösterilmiştir. Bilinen karaciğer sirozu olmayan ve acil servise özofagus varis kanaması ile başvuran Alström sendromlu bir vaka sunmaya çalıştık.Article Alüminyum Ekstrüzyon Profillerinin Hassas Kesit Ölçümlerinin Görüntü İşleme Teknolojisi İle Gerçekleştirilmesi(2020) Yoldaş, Mehmet; Sungur, CemilBu çalışmada, alüminyum ekstrüzyon profil üreticilerinin üretim sırasındaki kalite konttoller işlemleri için yapılan temaslı ölçümler yerine temassız ölçüm teknolojisi kullanılarak profil kesit ölçümleri yapılmıştır. köl Temassız ölçüm teknikleri bir çok yönüyle temaslı ölçüm yöntemlerinden daha güvenilirdirler. Temassız ölçüm sonuçları kişiye göre, kullanılan ölçü aletine göre değişiklik göstermeyip stabildir. Yanlış ölçümlerden dolayı üretim verimi düşmekte, gereksiz zaman kaybı yaşanmakta ve işletme maaliyeti artmaktadır. Temassız ölçümlerle bu hataları minimum seviyelere düşürmek hedeflenmiştir. Görüntüleri elde etmek için Canon EOS 400D Cmos kamera ve lens olarak EFS 18-55 mm kullanılmıştır. Aydınlatma kaynağı olarak görüntü işleme ile ölçüm çalışmalarında çok tercih edilen ring aydınlatma tercih edilmiştir. Bu aydınlatma kaynağı seçimi sayesinde görüntülenecek nesne üzerinde homojen aydınlatma sağlanmıştır. Dikkat edilmesi gereken unsurların başında gelen kamera-nesne uzaklığının tüm ölçümlerde aynı olması, kameranın nesneye dik şekilde konumlandırılması, aydınlatma kaynağının cismin üzerine eşit ışık düşürmesi konuları ile ilgili stabil çalışmanın gerçekleştirilmesi için mekanik bir düzenek tasarlanmıştır. Çevresel aydınlatma farklılıklarını ortadan kaldırmak için bu mekanik düzenek kapalı bir kutu içerisini konulmuştur. Görüntüler elde edildikten sonra filtreleme işlemleri gerçekleştirilip görüntüdeki gürültüler giderilmiştir. Ardından bir takım işlemlerle kenar belirleme işlemleri gerçekleştirilmiştir. Kontor özelliği kullanılarak kenar çizgileri çizdirilmiştir. Bazı matematiksel işlemler yapılarak istenilen kesitlerin ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Piksel-mm dönüşümlerini gerçekleştirmek için ölçüleri kesin bilinen referans nesneler kullanmıştır. Çalışmalar OpenCv kütüphanesi kullanılarak PyCharm uygulmasında çalışılarak gerçekleştirilmiştir. Profil kesit ölçümleri temassız ölçüm yöntemleri ike gerçekleştirildikten sonra literatür çalışmlarındaki temaslı kesit ölçüm hata payları ile temassız kesit ölçüm hata payları karşılaştırılmıştır. Yapılan çalışmadaki hata payları mekanik ölçüm cihazları ile gerçekleştirilen temaslı ölçüm tekniklerindeki hata paylarından daha düşüktür.Article ALÜMİNYUM HİDROKSİT KRİSTALİZASYONU ÜZERİNE LİTYUM SAFSIZLIĞININ ETKİSİ(Konya Technical University, 2020) Ceyhan, Ayhan Abdullah; Temiz, HalilBu çalışmada, farklı modülb değerlerine (1,35; 1,41; 1,45; 1,49; 1,8; 2,0; 2,25; 2,50) sahip sodyum alüminat çözeltilerinin nükleasyon davranışları incelenmiştir. Bu amaçla, çözeltiye verilen farklı aşırı doygunluk değeri (1,321-1,785) ve farklı derişimde (5-20 ppm) lityum (Li) varlığı için bekleme zamanı ölçümleri yapılmıştır. Deneysel çalışmalar sonucu, kritik serbest enerji değişimi, kritik nüklei yarıçapı, kritik nükleide yer alan molekül sayısı ve nükleasyon hızı hesaplanmıştır. Katkısız sodyum alüminat çözeltisi için bekleme zamanının, farklı aşırı doygunluk değerlerine bağlı olarak 100-400 dk. aralığında değiştiği belirlenmiştir. Lityum varlığında ise, en yüksek bekleme zamanı 10 ppm lityum derişimi için 20 dk. olarak tespit edilmiştir. Klasik nükleasyon teorisine göre yapılan hesaplamalar sonucu, lityum varlığında, katkısız ortama kıyasla, kritik nüklei yarıçapının düştüğü, kritik nükleideki molekül sayısının azaldığı ve nükleasyon hızının arttığı belirlenmiştir. 5 ppm lityum katkısı için, katkısız ortama kıyasla, nükleasyon hızındaki artışın yaklaşık 100 kat, 20 ppm lityum katkısı için ise yaklaşık olarak 39 kat olduğu belirlenmiştir. Lityum varlığında, farklı modülb değerlerindeki sodyum alüminat çözeltilerinin bekleme zamanlarının düşük ve yüksek modülb değerine sahip çözeltiler için 6 – 7 dk. aralığında değiştiği tespit edilmiştir. Modülb 1,49 ve 1,8 için ise maksimum 10 dk’lık bekleme süreleri elde edilmiştir.

