05. Fakülteler
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.13091/6
Browse
Browsing 05. Fakülteler by Language "tr"
Now showing 1 - 20 of 929
- Results Per Page
- Sort Options
Conference Object 100 Kil Esaslı Farklı Kür Yöntemleri İle Üretilmiş Tek Bileşenli Geopolimer Harçlar(2023) Öztürk, Oğuzhan; Signorini, Cesare; Liebscher, Marco; Mechtcherine, ViktorAlkali ile aktive edilmiş malzemeler (AAM) ile ilgili çalışmaların çoğu, bağlayıcı olarak uçucu kül, cüruf ve metakaolini ele almıştır. Ancak ayrı ayrı ele alındığında bu bağlayıcılara atfedilen sürdürülebilirlik referansları zeminini kaybetmektedir. Bu bağlayıcılar uygulanabilir olsa da endüstrilerdeki değişiklikler, kaynaklara bölgesel bağımlılık ve uzun mesafeli nakliyeler, AAM'ler için dünya genelinde uygun bir üretimi garanti etmeyebilir. Bu çalışma, farklı kürleme koşullarıyla üretilen 100% kil esaslı tek bileşenli geopolimer karışımları ele almıştır. Geopolimer harçlar düşük kalsiyumlu kil kullanılarak tasarlanmış ve farklı kür yaşlarında mekanik özellikleri değerlendirilmiştir. Sonuçlar, sıcak karışım suyu (80°C) ile üretilen 100% kil esaslı harçların (35,5 MPa), 28 günde yüksek sıcaklıkta (60°C) kürlenen harçlarla (35,8 MPa) rekabet edebileceğini, ancak bunun ortam küründe üretilen harçlar (8,6 MPa) için elde edilemediğini göstermiştir. Dünya çapında bol miktarda bulunan ve nispeten düşük sıcaklıkta kalsine edilen düşük kaliteli killerin, uygulanabilir kür yöntemleriyle geopolimer karışımların potansiyelini arttırabileceği düşünülmektedir.Article 2007 ve 2019 Deprem Yönetmeliklerinde Betonarme Binalar İçin Yer Alan Farklı Deprem Kuvveti Hesaplama Yöntemlerinin Karşılaştırılmalı Olarak İrdelenmesi(2021) Aksoylu, Ceyhun; Arslan, Musa HakanBu çalışmada, 2019 yılında yürürlüğe giren Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY-2019) ile 2007 Türk Deprem Yönetmeliğinin (TDY-2007) deprem hesap yöntemleri açısından karşılaştırılmasına odaklanılmıştır. Bunun için aynı plan özelliklerine sahip 3-4-5 katlı çerçeve + perde türü betonarme binalar üzerinde ETABS programında lineer elastik analizler gerçekleştirilmiştir. Analizlerde TBDY-2019 için zemin sınıfı ZA, deprem tasarım sınıfı 1 (DTS1), TDY-2007’de ise zemin sınıfı Z1, deprem bölgesi 1. derece olacak şekilde İstanbul/Kartal bölgesi dikkate alınmıştır. Modellemeler sonucu binaların her iki yönü için Eşdeğer Deprem Yükü yöntemi (EDY) ve Mod Birleştirme yöntemi (MBY) kullanılarak taban kesme kuvvetleri, periyot ve göreli kat ötelenme değerleri hesaplanmıştır. Binaların her iki yöndeki EDY’den elde edilen taban kesme kuvvetleri x ve y yönü için sırasıyla %40-43 ve %39- 47 oranında TBDY-2019’da daha az sonuç vermiştir. MBY’de ise bu oran sırasıyla %38-46 ve %35-45 şeklindedir. TBDY-2019 yönetmeliğindeki çatlamış kesit rijitliği kullanımı kat deplasmanlarının ve sistem periyodunun artmasına, taban kesme kuvvetlerinin ise azalmasına yol açmaktadır.Book Part 21. Yy. Barınma Eğilimlerinde Minimalist Bir Yaklaşım "tiny House" Yaşam Modeli(NEÜ Yayınları, 2022) Aköz Çevrimli, Begüm; Çevrimli, S. Cevat; Yılmaz Çakmak, BilgehanConference Object 3d Baskı Beton Yapılar(2023) Uzun, Mehmet; Arslan, Mehmet Akif; Çöğürcü, Mustafa TolgaTeknolojideki gelişmeler her geçen gün hayatı kolaylaştırmakta ve hayat konforunu artırmaktadır. Ancak inşaat sektöründeki geleneksel üretim teknikleri nedeniyle gün geçtikçe üretim zorlaşmaktadır. Özellikle kalıp işleri ve kalıp işçiliği önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Zorluklarının yanı sıra kalıp işçiliği ve kalıp işlerinin çevresel zararları ve yüksek maliyeti de önemli olumsuzlukları arasındadır. Gelişen teknoloji ile ortaya çıkan 3D baskı beton tekniği inşaat sektöründe kalıp maliyetini ve işçiliği oldukça azaltmaktadır. 3D baskı beton teknolojisi ile yapıların üretiminin katman katman biriktirme şeklinde yapılması sağlanmaktadır. Bu nedenle kalıp kullanımı azalmaktadır. Ayrıca işçilik faktörü de ortadan kalkmaktadır. Bu çalışmada 3D baskı beton teknolojisindeki gelişmeler, bu teknoloji ile üretilen binalardan bahsedilmiştir. Sistemin uygulama zorlukları ve bunlar için yapılan çalışmalar incelenmiştir. Gelecekte 3D baskı betonda olası gelişmelerden bahsedilmiştir.Conference Object 3d Baskı Teknolojisinin Dünyada ve Türkiyede Örnekleri(2022) Bağcı, Sevdenur; Aksoylu, Ceyhun; Arslan, Musa HakanEndüstriyelleşmenin gelişmesiyle beraber özellikle sanayinin birçok alanında kullanılan 3 boyutlu (3D) baskı yazıcılar, inşaat sektöründe de kendine yer bulmaya başlamıştır. Konvansiyonel inşaat teknolojisinin daha maliyetli, yavaş ve imalat kısıtlarının olduğu alanlarda 3D baskı yazıcılar ile imal edilen beton ve betonarme yapıların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Geleneksel inşa yöntemlerine göre birçok avantajı bulunan bu sistem, yalnızca sahada proje verimliliğini ve karlılığı artırmanın etkili bir aracı olma potansiyeline sahip değil, aynı zamanda olumlu çevresel etkilere de sahip olan gelecek vaat eden yeni bir teknolojidir. Bu çalışmada, 3D baskı teknolojisinin tarihsel gelişimi, inşaat ve yapı mühendisliğinde kullanım alanları, avantajları ve dezavantajları, basım yöntemleri, özellikle nitelikli baskı ve imalat için geleneksel beton malzemeden farklı olarak 3D baskı teknolojisine uygun yeni beton malzemesi ile ilgili gelişmeler, güncel örnekler ve önümüzdeki yıllarda bu teknolojinin nereye evrileceği ile ilgili bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışmada özellikle 3D basım teknikleri anlatılarak dünyadaki ve Türkiye’deki 3D teknolojisi ile üretilen yapılar üzerinden örnekler verilmiştir. Çalışma sonunda özellikle 3D baskı teknolojisinin yapı mühendisliğinde kullanımının zaman içinde hızla artacağı ve alternatif bir yapı imalat teknolojisi olacağı vurgulanmıştır.Doctoral Thesis 3d Lidar Nokta Bulutu İşlemede Sınır Gözetimli Voksel Tabanlı Bir Segmentasyon Yöntemi Geliştirilmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Sağlam, Ali; Baykan, Nurdanİç ve dış mekânlarda bulunan yapı ve nesneler Lidar (ışık algılayan ve mesafe ölçen) sistemler ile taranarak nokta bulutu halinde, üç boyutlu (3D) ve renkli olarak dijital ortamlara aktarılabilmektedir. Lidar taramasıyla elde edilen, yapı ve nesneler hakkında detaylı bilgi sağlayan bu 3D nokta bulutu verisinin elemanları olan noktalar, organize edilmiş bir veri yapısı içerisinde konumlandırılmamış olarak düzensiz bir şekilde gelmektedir. Günümüzde Lidar teknolojisindeki gelişmeler, nokta bulutu verilerinin kalitesini artırmasının (daha az konum hatası ve daha yüksek çözünürlüklü olarak) yanında, çok yüksek miktarlarda düzensiz veri yığınını da getirmiştir. Çok yüksek boyuttaki bir veriden benzer özellikteki ve konumsal yakınlığı olan verileri gruplayarak, işlenecek veri sayısını düşürmekle birlikte veriden daha anlamlı bilgiler çıkarılmasını da sağlayan işleme segmentasyon denilmektedir. Segmentasyon, 3D nokta bulutu işlemeyi de kapsayan bilgisayarlı görme alanında büyük miktarda veri ile uğraşmayı gerektiren uygulamalar için oldukça yüksek bir öneme sahiptir. Segmentasyon işleminin de karmaşık veriler üzerinde istenilen özelliklerde ve sürede sonuç vermesi, bilgisayarlı görme alanında ayrı bir uğraş konusu olmuştur. Tez çalışmasında, 3D nokta bulutu işlemede, uygulamanın başarısını önemli oranda etkileyen segmentasyon işleminin daha başarılı ve hızlı bir şekilde yapılabilmesi için yeni bir voksel tabanlı segmentasyon yöntemi geliştirilmiştir. Geliştirilen yöntem, yüzeylerdeki lokal nokta gruplarının oluşturdukları düzlemsel yapıların eğim açıları ve ağırlık merkezleri gibi basit geometrik özelliklerini kullanarak segmentasyon işlemini gerçekleştirebilmiştir. Tez kapsamında, literatürde kullanılan veri setlerinin özellikleri dikkate alınarak, benzer şekilde bir adet iç ve iki adet dış mekânsal ortam, bir karasal Lidar sistemi ile taranarak üç farklı 3D nokta bulutu verisi temin edilmiştir. Elde edilen ham nokta verileri, oluşturulan veri setinin kullanım amacına göre indirgeme, kırpma ve gürültü giderme gibi ön işlemlerden geçirildikten sonra, segmentasyon referans segmentleri de hazırlanarak üç adet veri seti oluşturulmuştur. Tez kapsamında hazırlanan veri setlerine ek olarak, literatürden de iki adet daha segmentasyon veri seti temin edilmiş ve böylece toplam beş adet veri seti segmentasyon karşılaştırmasında kullanılmıştır. Veri setlerinin temin edilmesinin ardından, yöntemlerin nicel değerler üzerinden karşılaştırması aşamasına kadar olan geliştirme ve iyileştirme aşamaları iki ayrı koldan eş zamanlı olarak ilerlemiştir. Bunlardan birisi sekiz dallı ağaç (octree) organizasyonu ile veriyi vokselleme tekniğinin, düzlem özelliği göstermeyen vokseller için yeniden düzlem uydurma ön işleminin ve geliştirilen segmentasyon yönteminin kodlanması aşamalarıdır. Diğeri ise karşılaştırma için literatürde başarı göstermiş segmentasyon yöntemlerinin belirlenmesi, bunların temin edilmesi veya yeniden kodlanması ve nicel karşılaştırma için doğruluk ve F1 skor değerleri hesaplama yöntemlerinin kodlanması aşamalarıdır. Bütün bu geliştirme, iyileştirme ve kodlama aşamaları tamamlandıktan sonra uygulanan yöntemlerin tez kapsamında kullanılan veri setleri üzerindeki segmentasyon çıktılarının doğruluk ve F1 skor sonuçları alınarak, başarı ve çalışma süresi açısından karşılaştırma analizleri yapılmıştır. Geliştirilen yöntem, 0.81 ortalama doğruluk değeri ve 0.69 ortalama F1 skor değeri ile literatürde bulunan ve benzer şekilde noktaların geometrik özelliklerini kullanarak segmentasyon yapan diğer yöntemlere göre segmentasyon başarısı ve hız açısından üstünlük elde etmiştir. Tez kapsamında ayrıca, nokta bulutundaki noktaların renk değerlerinin farklılıkları da belirli etki oranlarında segmentasyona dâhil edilmiş ve renk kalitesi yüksek iç mekân verisinde başarı arttırılmıştır. Tez kapsamında daha sonra, geliştirilen yöntemin farklı parametre değerleri ile literatürden alınan yüksek miktarda noktadan oluşan bir iç mekân anlamsal segmentasyon (semantic segmentation) veri seti (S3DIS) üzerindeki ham nokta bulutu sınıflandırmasında ara işlem olarak kullanımı da incelenmiştir. Sınıflandırma işlemi için, öncelikle geliştirilen yöntemle segmentasyon yapılarak veri segmentlere ayrılmış ve her segmentten bir özellik vektörü çıkarılmıştır. Daha sonra da, bu özellik vektörleri kullanılarak sınıflandırma yapılmıştır. Segmentasyon tabanlı sınıflandırma işlemi, Destek Vektör Makinesi (DVM) ve Rastgele Orman (RO) olarak iki farklı sınıflandırıcı ile ayrı ayrı uygulanmıştır. Sınıflandırma işlemlerinin sonuçları da noktaların sınıf etiketlerinin doğruluk ve F1 skor değerleri üzerinden karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma sonuçlarına göre, ham nokta bulutundaki noktaların sınıflandırma başarıları DVM için 0.76 doğruluk ve 0.48 F1 skor iken RO için 0.83 doğruluk ve 0.70 F1 skor olmuştur. Sonuçlara bakıldığında kullanılan veri ve özellik setlerine göre RO sınıflandırıcısı DVM sınıflandırıcısından daha iyi sonuç vermiştir.Conference Object 3d Yersel Lazer Tarama Teknolojisinin Güncel Mimari Koruma Proje Uygulamalarında Kullanım Olanaklarına Yönelik Değerlendirmeler(Municipality of Alanya, 2021) Güleç Korumaz, Saadet Armağan; Kubiloğlu, BüşraMimari belgeleme çalışmalarına 3b lazer tarama teknolojileri önemli oranda kolaylıklar getirmiştir. Bu kolaylıklar mimari belgelemede devrim niteliğindedir ve kullanımı gün geçtikçe yaygınlaşmaktadır. Klasik yöntemlere göre kısa süre içerisinde yüksek doğrulukta, yoğun veri toplama özelliğine sahip lazer tarama teknolojileri koruma uygulamalarının içeriğini ve kalitesini artırmıştır. Bu teknoloji yoğun ve detaylı nokta bulutundan üç boyutlu model veya iki boyutlu paftalar elde etmeye yöneliktir. Bu teknoloji sadece basit CAD tabanlı üretilen koruma projelerine destek özelliğinin yanı sıra, yüksek çözünürlüklü düzlem resimler, sanat turlar, üç boyutlu örgü modeller, iki boyutlu haritalar elde edilmesine olanak sağlamaktadır. Bunun yanında nokta bulutunun dahil edildiği analizler sonucunda belgelenen objenin morfolojik özelliklerine yönelik yüksek doğrulukta veriler elde edilebilmektedir. Teknoloji sayesinde veriler farklı ortamlarda paylaşılabilmekte, filtrelenemiş veriler çevirim içi kullanılabilmekte böylelikle bilgiye farklı disiplinler kolaylıkla ulaşabilmektedir. Teknolojinin bu özellikleri kültürel miras alanında yapılan çalışmalara farklı bir boyut kazandırmakta ve mirasın dijitalleşmesine katkı sağlamaktadır. Çalışma kapsamında 3b belgelemesi gerçekleştirilen kültürel miras örnekleri üzerinden Yersel Lazer Tarama (YLT) çalışmasının mimari belgeleme alanına getirdiği yenilikler ve kullanım olanaklarına yönelik değerlendirmeler yapılmıştır. Ayrıca çalışma kapsamında veri kalitesini, doğruluğunu ve hızını etkileyecek parametrelere yönelik alan çalışmaları özelinde denemeler yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar ile teknolojinin günümüzde kullanım potansiyelini artırmaya yönelik değerlendirmeler yaparak sonuçlar elde edilmiştir.Conference Object Citation - Scopus: 1Achievable Rate of Noma-Based Cooperative Communication Systems With Best Relay Selection Over Cascaded Rayleigh Fading Channels(IEEE, 2020) Özdemir, ÖzgürIn this paper, the achievable rate analysis of NOMA-based cooperative communication systems with best relay selection is studied. The cascaded Rayleigh fading channels are considered since investigations have shown that cascaded channel structure agree better with mobile network models such as inter-vehicular communication systems. A cooperative network where a source terminal communicates with a destination directly and through a selected relay among K relays is considered and the achievable average rate of this system using NOMA is found by computer simulations. The obtained results for cascaded Rayleigh fading channels in case of decode and forward protocol have shown that the average rate is decreased as the cascading degree increases. It has been also seen that for a given cascading degree the average rate performance of the system is increased when the number of total relays is increased.Conference Object Afyon Bölgesinde Yer Alan Doğalgaz Boru Hattı Üzerindeki Ac Enterferans Sevilerinin Ölçülmesi ve Ac Korozyon İhtimalinin Değerlendirilmesi(SETSCI, 2018) Karataş, Emre; Seyfi, LeventBu çalışmada, Afyon Bölgesindeki 8” çapındaki bir doğalgaz boru hattının yüksek gerilim enerji iletim hattı ile yakın güzergahı kullanması, kesişim ve paralellik arz etmesi nedeniyle önceden hazırlanan rapora göre alınan tedbirler neticesinde boru hattının bir kısmı üzerindeki alternatif akım yoğunluğu seviyesinin ölçülmesi, ulusal ve uluslararası kuruluşların belirlediği sınır değerlerle karşılaştırılması ve boru hattı üzerindeki farklı noktalardaki AC akım yoğunluğu ile kıyaslanması amaçlanmıştır. Ölçümler boru hattı üzerinde 2 ayrı noktada uzun dönemli olarak gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada Z- Log 44 veri kayıt cihazı kullanılmıştır. Çalışma sonunda elde edilen ölçüm değerleri EkoLog 4100 arayüzü kullanılarak grafiklere dönüştürülmüştür. Ayrıca boru hattı üzerinde ilave tedbirler alınması gerektiği tespit edilmiştir.Conference Object "aga Khan Mimarlık Ödüllü" Türk Projelerin Okunması(SOSCON Social Sciences Congresses, 2018) Yıldız Kuyrukçu, Emine1977 yılından beri üç yılda bir verilen Aga Khan Mimarlık Ödülü, İslam kültürünü başarıyla yorumlayan çağdaş tasarım, sosyal konut, toplumsal gelişim, restorasyon, yeniden kullanım ve bölgesel koruma projelerini kapsayan mimarlık ürünlerine verilen ödüldür. Mimarlığın yaşam kalitesini nasıl etkilediği Aga Khan ödülü için her zaman temel bir mesele olmuştur. İlk çıktığı yıllarda eleştirilen Aga Khan mimarlık ödülleri günümü mimarlık camiasında prestijli ve bilimsel bir ödül olarak tanımlanmaktadır. Çalışma kapsamında Türkiye genelinden Aga Khan Mimarlık Ödüllü üç proje seçilmiş; projeler üst ölçekle kurdukları ilişki, benzer yapıların üretilmesinde model olma, fonksiyon, plan şeması, çevre doku doğa ilişkisi, malzeme, yapım tekniği gibi birçok başlıkta analiz edilmiş ve ödül raporları okunmuştur. Bu çalışmaları yapmaktaki amaç bu projelerin ödül almalarını sağlayan ortak noktaların tespit edilmeye çalışılmasıdır. Sonuçta tespit edilen başlıklar tartışılmış ve çıkarımlarda bulunulmuştur.Article Citation - WoS: 6Citation - Scopus: 9Ağaç-tohum Algoritmasının Cuda Destekli Grafik İşlem Birimi Üzerinde Paralel Uygulaması(2018) Çınar, Ahmet Cevahir; Kıran, Mustafa ServetSon yıllarda toplanan verinin artmasıyla birlikte verimli hesaplama yöntemlerinin de geliştirilmesi ihtiyacı artmaktadır. Çoğunlukla gerçek dünya problemlerinin zor olması sebebiyle optimal çözümü garanti etmese dahi makul zamanda yakın optimal çözümü garanti edebilen sürü zekâsı veya evrimsel hesaplama yöntemlerine olan ilgi de artmaktadır. Diğer bir açıdan seri hesaplama yöntemlerinde verinin veya işlemin paralelleştirilebileceği durumlarda paralel algoritmaların da geliştirilmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada literatüre son yıllarda kazandırılmış olan popülasyon tabanlı ağaç-tohum algoritması ele alınmış ve CUDA platformu içerisinde paralel versiyonu geliştirilmiştir. Algoritmanın paralel versiyonunun performansı kıyas fonksiyonları üzerinde analiz edilmiş ve seri versiyonunun performansı ile karşılaştırılmıştır. Kıyas fonksiyonlarında problem boyutluluğu 10 olarak alınmış ve farklı popülasyon ve blok sayıları altında performans analizi yapılmıştır. Deneysel çalışmalar algoritmanın paralel versiyonunun algoritmanın seri sürümüne göre bazı problemler için 184,65 kata performans artışı sağladığı görülmüştür.Article Ağır Vasıta Hava Kompresörü Arıza Durumlarının Naive Bayes Sınıflandırıcısı Kullanılarak Analizi(Ejosat, 2021) Gül Emre; Kalyoncu MeteHava kompresörleri ağır vasıta fren sistemlerinin hava ile beslenmesi için hayati öneme sahiptir. İçerisinde bulundurduğu piston biyel mekanizması ile havanın istenilen basınca ulaştırılarak (10-12.5 bar) tanka depo edilmesini sağlamaktadır. Planlı bakımlarda bileşenlerinin cüzi ücretlerle değişimleri yapılabilirken, arıza durumlarında aracın yolda kalmasına sebep olabilmekte ve yüksek miktarda ücret ve plansız zaman kaybı ile onarımı yapılabilmektedir. Beklenmedik arıza süreleri ağır vasıtaların taşıdıkları ürünleri müşteriye geç teslim edilmesine sebep olabilmekte ve müşteri memnuniyetsizliğine sebep olmaktadır. Bu çalışma ile hava kompresöründe gerçekleşebilecek arıza durumları araştırılmış ve firma Ar-Ge biriminde oluşturulan test düzeneği ile belirlenen arızalar manuel olarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler Dewesoft yazılımı ile kayıt altına alınmıştır. Python yazılımı kullanılarak Naive Bayes Sınıflandırıcısı modelleri oluşturulmuştur. Toplam 23.987 veri kullanılmıştır. Bu verilerin %80’lik kısmı ile modeller eğitilmiş ve %20 ‘lik kısmı ile arıza tahmininde bulunulmuştur. Sırasıyla eğitim ve test verisi hatalı tahmin sayıları; Bernoulli Naive Bayes Sınıflandırıcısı için 18062 – 4550, Multinominal Naive Bayes Sınıflandırıcısı için 16654 –4210, Gaussian Naive Bayes Sınıflandırıcısı için 961–258 veri hatalı tahminde bulunmuştur. Gaussian Naive Bayes sınıflandırıcısının bariz farkla doğru kararlar verdiği gözlemlenmiştir. Ayrıca sınıflandırma metrikleri incelenerek elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir.Master Thesis Ağır Vasıta Hava Kompresörü Arızalarının Makine Öğrenmesi Yöntemleri Kullanılarak Analizi(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Gül, Emre; Kalyoncu, MeteKüçük bir bileşen olmasına rağmen hava kompresörleri, ağır vasıta aracın uzun yol sürüşlerinde emniyetli bir şekilde hareketini devam ettirmesine yardımcı olmaktadır. Çalışmada literatür ve teknik servis görüşmeleri neticesinde en sık rastlanan hava kompresörü arıza durumları belirlenmiştir. Belirlenen arıza türleri kendi içerisinde değerlendirilmiş ve arıza derecelerine göre deney hazırlıkları yapılmıştır. Deneyler için test düzeneği oluşturularak yazılım ve sensör donanımları ile 19 farklı çalışma durumuna ait veriler kayıt altına alınmıştır. Kayıt altına alınan 23.987 verinin %80'i ile PYTHON programında Destek Vektör Makineleri (DVM), K-En Yakın Komşu (K-nn), Naive Bayes Sınıflandırıcısı, Rastgele Orman Algoritması ve Yapay Sinir Ağları algoritma modelleri oluşturulmuş ve bu modeller kalan %20'lik veri ile test edilmiştir. Modeller 10 kat çapraz doğrulama işlemine tabi tutulmuştur. Ardından modellerin test verilerine göre doğruluk oranları belirlenmiştir. Destek Vektör Makineleri Radyal Tabanlı Fonksiyon Kerneli %100, K-En Yakın Komşu algoritması Manhattan Uzaklık Ölçütü %99.50, Gaussian Naive Bayes Sınıflandırıcısı %94.60, Rastgele Orman Algoritması %99.30, Yapay Sinir Ağları %99.80 doğruluk oranı sonuçlarını vermiştir. Modellerin Kappa ve F1 skor değerleri incelenmiş, eğitim ve test verileri için karmaşıklık matrisleri oluşturulmuştur. Modellerin hiç karşılaşmadığı verilerde tahmini sınıfı yüzdelik oranla belirlenmiş ve elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Bu çalışma makine öğrenmesi algoritma modellerinin, ağır vasıta hava kompresörü arızalarının tahmin edilmesinde etkili olabildiklerini göstermektedir.Article Ahp Metoduyla Yer’e Özgü Mimari Tasarım Kriterlerinin Öncelik Sırasının Belirlenmesi(2019) Yıldız Kuyrukçu, Emine; Alkan, Ahmet20. yüzyılda küreselleşme ile mimari tasarımın yerle olan ilişkisi kopmuş, her türlü bölgesel sınır ortadan kalkmıştır. Bu bağlamda mimarlık, bölgesel bir olgu olmaktan çıkmış, artık sınırları olmayan evrensel bir olgu haline gelmiştir. Çalışma, ‘mimari tasarım-yer’ ilişkisini doğru kurmanın yani yerin ruhunun somutlaştırılmasının yolu olarak Eleştirel Bölgeselciliğin çözüm olabileceğini savunmaktadır. ‘Eleştirel Bölgeselcilik (Critical Regionalism)’ yaklaşımında ‘yer’e ait değerlerle, çağdaş yer yönelimli tasarım yapmak amaçlanmaktadır. Çalışma kapsamında Eleştirel Bölgeselcilik kavramını geliştiren Kenneth Frampton’ın 1987’lerde söylemleştirdiği 10 maddesi yorumlanarak dokuz kriter belirlenmiş ancak bu kriterlerin günümüz koşullarında yetersiz olduğu düşünülerek tarafımızdan dört kriter eklenerek “bir yapıyı eleştirel rejyonalist-o yer’e (bölgeye) ait” olarak nitelendirebilmenin on üç evrensel kriteri, dört grup halinde ortaya konulmuştur. Çalışmanın asıl amacı bir yapının eleştirel rejyonalist-o yer’e (bölgeye) ait olarak adlandırılabilmesi için hangi kriterlerin etken olduğu ve bu kriterlerin öncelik sıralamasını tespit etmektir. Bu doğrultuda doktor unvanına sahip Selçuk Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Restorasyon Anabilim Dalı, Mimarlık Tarihi Anabilim Dalı, Bina Bilgisi Anabilim Dalında görevli toplam 34 uzmandan, bir tasarımın o yere ait olarak algılanmasında belirlenen kriterlerin ne kadar etken olduklarını puanlamaları istenmiştir. Sonuçlar AHP (Analitik Hiyerarşi Prosesi) metoduyla analiz edilmiş ve çalışma kapsamında ortaya konulan kriterlerin geçerliliği ve tüm bu kriterlerin öncelik sırası belirlenerek “bir yapıyı eleştirel rejyonalist-o yer’e (bölgeye)” ait olarak nitelendirmede öncelikli kriterler tespit edilmiştir.Master Thesis Aısı 304 Paslanmaz Çeliğin İşlenmesinde Farklı Talaş Kırıcı Formlarının Kesme Kuvvetleri ve Yüzey Pürüzlülüğüne Etkisinin Deneysel Olarak İncelenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Arslan, Buğra; Ersoyoğlu, Ali SerhatBu çalışmada, farklı talaş kırıcı formlarının, talaş kaldırma esnasında oluşan kesme kuvvetlerine ve yüzey pürüzlülüğüne etkisi deneysel olarak araştırılmıştır. Deneylerde AISI 304 kalite östenitik paslanmaz çelik malzemesi, üç farklı talaş kırıcı forma sahip ISO gösterimi WNMG O80408 EA, WNMG 080408 EM, WNMG 080408 MP olan kesici takımlarla, farklı kesme hızı, kesme derinliği ve ilerleme değerleriyle işlenerek bu faktörlerin kesme kuvvetlerine ve yüzey pürüzlülüğü değerlerine etkileri tespit edilmiştir. Yapılan deneysel çalışmalarda en yüksek kesme kuvvetleri EM talaş kırıcı formuna sahip kesici takımla elde edilmiş, en iyi yüzey kalitesi ise MP kodlu kesici takımla sağlanmıştır.Article Aısı 304 Paslanmaz Çelik Sacın Hidromekanik Derin Çekilmesi(2020) Türköz, MevlütKorozyona karşı üstün dirençleri nedeniyle gıda, mutfak eşyaları, ev eşyaları, otomotiv, uzay vehavacılık ile tıp endüstrisinde sıklıkla kullanılan paslanmaz çelik sac malzemeler, genellikle klasik derinçekme yöntemi ile şekillendirilmektedir. Klasik yöntemlerle yapılan derin çekme işlemlerinde, kalıpyapımının maliyetli, zaman alıcı ve zahmetli olmasından dolayı bu yöntem ile üretim özellikle az sayıdaparça üretiminde ekonomik olmamaktadır. Hidromekanik Derin Çekme (HDÇ) yönteminde ise sıvıbasıncı yardımıyla tek bir kalıp kullanılarak üretim yapmak mümkündür. Böylece karmaşık geometriyeve farklı kalınlığa sahip saclar, kalıp uyumu aranmadan daha ekonomik ve daha kaliteli olarakşekillendirilebilmektedir. Bu çalışmada, AISI 304 kalite paslanmaz sac malzemeden silindirik bir parçanınHDÇ yöntemiyle şekillendirilmesi sonlu elemanlar yöntemi kullanılarak sanal ortamda incelenmiştir.İncelemeler sonucunda, sacda yırtılma ve buruşma oluşturmayacak en uygun kalıp tasarım parametreleribelirlenmiş ve bu parametreler kullanılarak deneysel olarak parça üretiminde tatbik edilmiştir. Sonuçolarak AISI 304 paslanmaz çelik sacın, HDÇ prosesiyle başarıyla şekillendirilmesi için gerekli olanoptimum parametreler belirlenmiş ve sonlu eleman analizlerinin prosesteki optimum parametrelerinbelirlenmesinde güvenle kullanılabileceği ortaya konulmuştur.Article Akarsu Kıyı Yerleşimlerinde Kent Kimliğinin Sürdürülebilirliği: Amasya ve Kastamonu Kentleri Örneği(2021) Özkaynak, Merve; Başar, Mehmet EminKent kimliği; bir yerleşimin fiziksel, kültürel, sosyo-ekonomik, tarihsel ve biçimsel faktörlerle zaman içinde oluşan, yerin kendine özgü özelliklerinin tamamı olarak ifade edilebilir. Doğal kimlik bileşenlerinden biri olan akarsuların kıyısında yerleşmiş olan kıyı kentlerinde yerleşim suya göre şekillenmekte ve bu oluşum kentin kimliğine katkı sağlamaktadır. Fakat zamanla akarsulara ve kıyı yerleşimlerine müdahalelerde bulunularak kıyı algısı değiştirilmekte ve kıyı mimari kimliği zedelenmektedir. Bu bağlamda kentlerin kimliklerinin korunması amacıyla, akarsu kıyılarının ve çevre yerleşiminin mimari kimliğinin korunarak, sürdürülmesi gerekmektedir. Çalışma kapsamında; akarsu kıyısında kurulmuş iki kent olan Amasya ile Kastamonu’nun kıyı yerleşimlerinin geçirdiği değişimler karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Arşivlerde yer alan fotoğraflardan yararlanılarak, mevcut durumlarının yerinde inceleme ve gözlem yapılması ile geçirdikleri değişim tespit edilmiştir. İki kentin kıyı kimliğinin değişiminin nedenleri araştırılarak, imar planları için öneriler sunulmuştur.Conference Object Akçakoca Denizel Alanı Taş Dolgu Dalgakıran Tasarımı Belirgin Dalga Yüksekliği Elde Etme Yöntemleri(2023) Şirin, Esra; Balas, Can Elmar; Martı, Ali İhsanKıyı ve deniz yapılarının tasarımında, “Belirgin Dalga Yüksekliği” (Hs), yapıların ekonomik ömürleri boyunca dengede kalmalarına doğrudan etkisi olan en önemli dalga parametresidir. Sadece yapı tasarımında değil, kıyı erozyonu, kirletici yayılımı vb. kıyı mühendisliği alanına giren problemlerin doğru olarak çözülmesinde de etkin role sahiptir. Belirgin dalga yüksekliğinin (Hs) doğru bulunması, özellikle son yıllarda etkisini daha da hissettiren iklim değişikliğinin etkileri ile birlikte güçleşmiştir. Literatürde yer alan deterministik ve stokastik yöntemlerin söz konusu iklim değişikliğinin etkilerini dikkate alan modifikasyonları da yeni yeni çalışılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada, 01/01/2000 ile 14/01/2019 yılları arasında 19 yıllık ECMWF (Avrupa Orta Ölçekli Hava Tahmin Merkezi) tarafından ölçülen 6 saatlik Hs verileri kullanılarak en büyük değer istatistiğinde yıllık en büyük dalga yüksekliği verileri Gumbel ve Weibull olasılık dağılımı ile incelenmiş belirgin dalga yükseklikleri, değeri bulunmuş istatistiki metotlarla karşılaştırılmış olup güvenirlik açısından uygun yöntemle bulunan Hs, belirlenmiş ve tasarımda kullanılmıştır. Aynı bölge için Türkiye Kıyıları Rüzgâr ve Derin Deniz Dalga Atlası’nda, yöreye en yakın açık deniz koordinatına (41.50° K 31.10° D) ait veriler kullanılarak derin deniz dalga yüksekliği bulunmuştur. Çalışmada HYDROTAM 3D yazılımının dalga ilerlemesi (dalga transformasyonu) modülü kullanılarak hem ECMWF’ten hem de Dalga Atlasıyla bulunan Derin deniz dalga yüksekliği yapı önü dalga yüksekliğine taşınmıştır. Böylece çalışma alanımızda yapı önü dalga yükseklikleri kullanılarak 3 çeşit yapay koruma tabakası malzemesi (Accropote II, Xblok, Piblok) kullanılarak dalgakıran tasarımı yapılmış olup; yapay koruma tabakaları üzerindeki önemi irdelenmiştir. Tasarımında kullanılan 3 ayrı yapay koruma tabakası birbiriyle karşılaştırılmış olup; ekonomik anlamda uygun olan yapay koruma tabakası belirlenmiştir. Ayrıca 2 yöntemle bulunan dalga yükseklikleri için ECMWF’ten indirilerek hesaplanan verilerin güncel olması, uzun zamanı kapsaması (20 yıl), sürekli güncellenen bir sistem olması nedeni ile dalgakıran tasarımında kullanılmasının daha uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapay koruma tabakalarının boyutları açısından da ECMWF’ten elde edilen belirgin dalga yüksekliği ile tasarımı yapıldığında 3 malzeme için de daha ekonomik olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Article Akıllı Cam Cephe Sistemleri ve Teknolojileri(2021) Erkol, Esma; Sayın, SelçukCam yüksek U değerine sahip olması sebebiyle diğer yapı malzemelerine kıyasla daha çok enerji kaybına sebep olmaktadır. Binaların ısı kayıplarının %60‘ını oluşturduğu tespit edilen camların bu kayıplarını gidermenin bina enerji tasarrufuna büyük katkısı vardır. Statik camlar olarak bilinen Low-E kaplamalı camlar, kaplamasız camlara oranla daha yüksek enerji performansı sağlayabilmektedir. Fakat enerji performansını ve konfor seviyesini aynı anda sağlamak konusunda değişen iklim özelliklerine uyum gösteremediğinden dolayı yetersiz kalmaktadırlar. Bundan dolayı gelişen teknolojilere paralel olarak enerji performansı ve konfor seviyesini aynı anda sağlayacak şekilde cam cephe sistemleri ve teknolojileri gelişerek "akıllı camlar" olarak mimaride yerini almıştır. Bu çalışmada farklı çeşitlerdeki akıllı camların çalışma prensipleri, teknolojileri ve uygulama alanları incelenmiştir. 7 pasif akıllı cam, 10 aktif akıllı cam olmak üzere toplam 17 farklı akıllı cam cephe teknolojisinin avantaj ve dezavantajları karşılaştırmalı bir şekilde sunulmuştur. Pasif akıllı cam sistemlerinin en büyük dezavantajı, karşılaşılan olumsuz durumlarda insan müdahalesine imkân vermemesidir. Bu sebeple, yapılarda kullanımları çok tercih edilmemektedir. Ancak pasif akıllı cam sistemlerinden aerojel camların ve vakum tüp camların U değerlerini çok küçük değerlere çekebilme ihtimalinin olması, enerji kayıplarının önüne geçilmesi yolunda önemli bir buluştur. Elektrikle çalışan aktif akıllı cam sistemleri için daha çok gelişim söz konusudur. Kullanıcı kontrolüyle çalışmaları, yapılarda daha çok tercih edilmelerini sağlamıştır. En fazla kullanılan çeşidi elektrokromik camlardır. Aktif akıllı cam sistemlerinden likit kristal camlar ve asılı partiküllü camların aktif kalmaları için sürekli güç gerektirmeleri enerji tasarrufu açısından yapılarda daha az tercih edilmelerine sebep olmuştur.Book Part Akıllı Kent Uygulamalarının Engelli ve Yaşlı Bireyler İçin Sunduğu Olanaklara İlişkin Bir Değerlendirme(Eğitim, 2023) Meşhur, Havva Filiz; Fazla, Büşra

