Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.13091/1624
Browse
Browsing Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Koleksiyonu by Language "tr"
Now showing 1 - 20 of 607
- Results Per Page
- Sort Options
Conference Object 100 Kil Esaslı Farklı Kür Yöntemleri İle Üretilmiş Tek Bileşenli Geopolimer Harçlar(2023) Öztürk, Oğuzhan; Signorini, Cesare; Liebscher, Marco; Mechtcherine, ViktorAlkali ile aktive edilmiş malzemeler (AAM) ile ilgili çalışmaların çoğu, bağlayıcı olarak uçucu kül, cüruf ve metakaolini ele almıştır. Ancak ayrı ayrı ele alındığında bu bağlayıcılara atfedilen sürdürülebilirlik referansları zeminini kaybetmektedir. Bu bağlayıcılar uygulanabilir olsa da endüstrilerdeki değişiklikler, kaynaklara bölgesel bağımlılık ve uzun mesafeli nakliyeler, AAM'ler için dünya genelinde uygun bir üretimi garanti etmeyebilir. Bu çalışma, farklı kürleme koşullarıyla üretilen 100% kil esaslı tek bileşenli geopolimer karışımları ele almıştır. Geopolimer harçlar düşük kalsiyumlu kil kullanılarak tasarlanmış ve farklı kür yaşlarında mekanik özellikleri değerlendirilmiştir. Sonuçlar, sıcak karışım suyu (80°C) ile üretilen 100% kil esaslı harçların (35,5 MPa), 28 günde yüksek sıcaklıkta (60°C) kürlenen harçlarla (35,8 MPa) rekabet edebileceğini, ancak bunun ortam küründe üretilen harçlar (8,6 MPa) için elde edilemediğini göstermiştir. Dünya çapında bol miktarda bulunan ve nispeten düşük sıcaklıkta kalsine edilen düşük kaliteli killerin, uygulanabilir kür yöntemleriyle geopolimer karışımların potansiyelini arttırabileceği düşünülmektedir.Article 2007 ve 2019 Deprem Yönetmeliklerinde Betonarme Binalar İçin Yer Alan Farklı Deprem Kuvveti Hesaplama Yöntemlerinin Karşılaştırılmalı Olarak İrdelenmesi(2021) Aksoylu, Ceyhun; Arslan, Musa HakanBu çalışmada, 2019 yılında yürürlüğe giren Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY-2019) ile 2007 Türk Deprem Yönetmeliğinin (TDY-2007) deprem hesap yöntemleri açısından karşılaştırılmasına odaklanılmıştır. Bunun için aynı plan özelliklerine sahip 3-4-5 katlı çerçeve + perde türü betonarme binalar üzerinde ETABS programında lineer elastik analizler gerçekleştirilmiştir. Analizlerde TBDY-2019 için zemin sınıfı ZA, deprem tasarım sınıfı 1 (DTS1), TDY-2007’de ise zemin sınıfı Z1, deprem bölgesi 1. derece olacak şekilde İstanbul/Kartal bölgesi dikkate alınmıştır. Modellemeler sonucu binaların her iki yönü için Eşdeğer Deprem Yükü yöntemi (EDY) ve Mod Birleştirme yöntemi (MBY) kullanılarak taban kesme kuvvetleri, periyot ve göreli kat ötelenme değerleri hesaplanmıştır. Binaların her iki yöndeki EDY’den elde edilen taban kesme kuvvetleri x ve y yönü için sırasıyla %40-43 ve %39- 47 oranında TBDY-2019’da daha az sonuç vermiştir. MBY’de ise bu oran sırasıyla %38-46 ve %35-45 şeklindedir. TBDY-2019 yönetmeliğindeki çatlamış kesit rijitliği kullanımı kat deplasmanlarının ve sistem periyodunun artmasına, taban kesme kuvvetlerinin ise azalmasına yol açmaktadır.Conference Object 3d Baskı Beton Yapılar(2023) Uzun, Mehmet; Arslan, Mehmet Akif; Çöğürcü, Mustafa TolgaTeknolojideki gelişmeler her geçen gün hayatı kolaylaştırmakta ve hayat konforunu artırmaktadır. Ancak inşaat sektöründeki geleneksel üretim teknikleri nedeniyle gün geçtikçe üretim zorlaşmaktadır. Özellikle kalıp işleri ve kalıp işçiliği önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Zorluklarının yanı sıra kalıp işçiliği ve kalıp işlerinin çevresel zararları ve yüksek maliyeti de önemli olumsuzlukları arasındadır. Gelişen teknoloji ile ortaya çıkan 3D baskı beton tekniği inşaat sektöründe kalıp maliyetini ve işçiliği oldukça azaltmaktadır. 3D baskı beton teknolojisi ile yapıların üretiminin katman katman biriktirme şeklinde yapılması sağlanmaktadır. Bu nedenle kalıp kullanımı azalmaktadır. Ayrıca işçilik faktörü de ortadan kalkmaktadır. Bu çalışmada 3D baskı beton teknolojisindeki gelişmeler, bu teknoloji ile üretilen binalardan bahsedilmiştir. Sistemin uygulama zorlukları ve bunlar için yapılan çalışmalar incelenmiştir. Gelecekte 3D baskı betonda olası gelişmelerden bahsedilmiştir.Conference Object 3d Baskı Teknolojisinin Dünyada ve Türkiyede Örnekleri(2022) Bağcı, Sevdenur; Aksoylu, Ceyhun; Arslan, Musa HakanEndüstriyelleşmenin gelişmesiyle beraber özellikle sanayinin birçok alanında kullanılan 3 boyutlu (3D) baskı yazıcılar, inşaat sektöründe de kendine yer bulmaya başlamıştır. Konvansiyonel inşaat teknolojisinin daha maliyetli, yavaş ve imalat kısıtlarının olduğu alanlarda 3D baskı yazıcılar ile imal edilen beton ve betonarme yapıların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Geleneksel inşa yöntemlerine göre birçok avantajı bulunan bu sistem, yalnızca sahada proje verimliliğini ve karlılığı artırmanın etkili bir aracı olma potansiyeline sahip değil, aynı zamanda olumlu çevresel etkilere de sahip olan gelecek vaat eden yeni bir teknolojidir. Bu çalışmada, 3D baskı teknolojisinin tarihsel gelişimi, inşaat ve yapı mühendisliğinde kullanım alanları, avantajları ve dezavantajları, basım yöntemleri, özellikle nitelikli baskı ve imalat için geleneksel beton malzemeden farklı olarak 3D baskı teknolojisine uygun yeni beton malzemesi ile ilgili gelişmeler, güncel örnekler ve önümüzdeki yıllarda bu teknolojinin nereye evrileceği ile ilgili bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışmada özellikle 3D basım teknikleri anlatılarak dünyadaki ve Türkiye’deki 3D teknolojisi ile üretilen yapılar üzerinden örnekler verilmiştir. Çalışma sonunda özellikle 3D baskı teknolojisinin yapı mühendisliğinde kullanımının zaman içinde hızla artacağı ve alternatif bir yapı imalat teknolojisi olacağı vurgulanmıştır.Conference Object Citation - Scopus: 1Achievable Rate of Noma-Based Cooperative Communication Systems With Best Relay Selection Over Cascaded Rayleigh Fading Channels(IEEE, 2020) Özdemir, ÖzgürIn this paper, the achievable rate analysis of NOMA-based cooperative communication systems with best relay selection is studied. The cascaded Rayleigh fading channels are considered since investigations have shown that cascaded channel structure agree better with mobile network models such as inter-vehicular communication systems. A cooperative network where a source terminal communicates with a destination directly and through a selected relay among K relays is considered and the achievable average rate of this system using NOMA is found by computer simulations. The obtained results for cascaded Rayleigh fading channels in case of decode and forward protocol have shown that the average rate is decreased as the cascading degree increases. It has been also seen that for a given cascading degree the average rate performance of the system is increased when the number of total relays is increased.Conference Object Afyon Bölgesinde Yer Alan Doğalgaz Boru Hattı Üzerindeki Ac Enterferans Sevilerinin Ölçülmesi ve Ac Korozyon İhtimalinin Değerlendirilmesi(SETSCI, 2018) Karataş, Emre; Seyfi, LeventBu çalışmada, Afyon Bölgesindeki 8” çapındaki bir doğalgaz boru hattının yüksek gerilim enerji iletim hattı ile yakın güzergahı kullanması, kesişim ve paralellik arz etmesi nedeniyle önceden hazırlanan rapora göre alınan tedbirler neticesinde boru hattının bir kısmı üzerindeki alternatif akım yoğunluğu seviyesinin ölçülmesi, ulusal ve uluslararası kuruluşların belirlediği sınır değerlerle karşılaştırılması ve boru hattı üzerindeki farklı noktalardaki AC akım yoğunluğu ile kıyaslanması amaçlanmıştır. Ölçümler boru hattı üzerinde 2 ayrı noktada uzun dönemli olarak gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada Z- Log 44 veri kayıt cihazı kullanılmıştır. Çalışma sonunda elde edilen ölçüm değerleri EkoLog 4100 arayüzü kullanılarak grafiklere dönüştürülmüştür. Ayrıca boru hattı üzerinde ilave tedbirler alınması gerektiği tespit edilmiştir.Article Ağır Vasıta Hava Kompresörü Arıza Durumlarının Naive Bayes Sınıflandırıcısı Kullanılarak Analizi(Ejosat, 2021) Gül Emre; Kalyoncu MeteHava kompresörleri ağır vasıta fren sistemlerinin hava ile beslenmesi için hayati öneme sahiptir. İçerisinde bulundurduğu piston biyel mekanizması ile havanın istenilen basınca ulaştırılarak (10-12.5 bar) tanka depo edilmesini sağlamaktadır. Planlı bakımlarda bileşenlerinin cüzi ücretlerle değişimleri yapılabilirken, arıza durumlarında aracın yolda kalmasına sebep olabilmekte ve yüksek miktarda ücret ve plansız zaman kaybı ile onarımı yapılabilmektedir. Beklenmedik arıza süreleri ağır vasıtaların taşıdıkları ürünleri müşteriye geç teslim edilmesine sebep olabilmekte ve müşteri memnuniyetsizliğine sebep olmaktadır. Bu çalışma ile hava kompresöründe gerçekleşebilecek arıza durumları araştırılmış ve firma Ar-Ge biriminde oluşturulan test düzeneği ile belirlenen arızalar manuel olarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler Dewesoft yazılımı ile kayıt altına alınmıştır. Python yazılımı kullanılarak Naive Bayes Sınıflandırıcısı modelleri oluşturulmuştur. Toplam 23.987 veri kullanılmıştır. Bu verilerin %80’lik kısmı ile modeller eğitilmiş ve %20 ‘lik kısmı ile arıza tahmininde bulunulmuştur. Sırasıyla eğitim ve test verisi hatalı tahmin sayıları; Bernoulli Naive Bayes Sınıflandırıcısı için 18062 – 4550, Multinominal Naive Bayes Sınıflandırıcısı için 16654 –4210, Gaussian Naive Bayes Sınıflandırıcısı için 961–258 veri hatalı tahminde bulunmuştur. Gaussian Naive Bayes sınıflandırıcısının bariz farkla doğru kararlar verdiği gözlemlenmiştir. Ayrıca sınıflandırma metrikleri incelenerek elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir.Master Thesis Ağır Vasıta Hava Kompresörü Arızalarının Makine Öğrenmesi Yöntemleri Kullanılarak Analizi(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Gül, Emre; Kalyoncu, MeteKüçük bir bileşen olmasına rağmen hava kompresörleri, ağır vasıta aracın uzun yol sürüşlerinde emniyetli bir şekilde hareketini devam ettirmesine yardımcı olmaktadır. Çalışmada literatür ve teknik servis görüşmeleri neticesinde en sık rastlanan hava kompresörü arıza durumları belirlenmiştir. Belirlenen arıza türleri kendi içerisinde değerlendirilmiş ve arıza derecelerine göre deney hazırlıkları yapılmıştır. Deneyler için test düzeneği oluşturularak yazılım ve sensör donanımları ile 19 farklı çalışma durumuna ait veriler kayıt altına alınmıştır. Kayıt altına alınan 23.987 verinin %80'i ile PYTHON programında Destek Vektör Makineleri (DVM), K-En Yakın Komşu (K-nn), Naive Bayes Sınıflandırıcısı, Rastgele Orman Algoritması ve Yapay Sinir Ağları algoritma modelleri oluşturulmuş ve bu modeller kalan %20'lik veri ile test edilmiştir. Modeller 10 kat çapraz doğrulama işlemine tabi tutulmuştur. Ardından modellerin test verilerine göre doğruluk oranları belirlenmiştir. Destek Vektör Makineleri Radyal Tabanlı Fonksiyon Kerneli %100, K-En Yakın Komşu algoritması Manhattan Uzaklık Ölçütü %99.50, Gaussian Naive Bayes Sınıflandırıcısı %94.60, Rastgele Orman Algoritması %99.30, Yapay Sinir Ağları %99.80 doğruluk oranı sonuçlarını vermiştir. Modellerin Kappa ve F1 skor değerleri incelenmiş, eğitim ve test verileri için karmaşıklık matrisleri oluşturulmuştur. Modellerin hiç karşılaşmadığı verilerde tahmini sınıfı yüzdelik oranla belirlenmiş ve elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Bu çalışma makine öğrenmesi algoritma modellerinin, ağır vasıta hava kompresörü arızalarının tahmin edilmesinde etkili olabildiklerini göstermektedir.Master Thesis Aısı 304 Paslanmaz Çeliğin İşlenmesinde Farklı Talaş Kırıcı Formlarının Kesme Kuvvetleri ve Yüzey Pürüzlülüğüne Etkisinin Deneysel Olarak İncelenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Arslan, Buğra; Ersoyoğlu, Ali SerhatBu çalışmada, farklı talaş kırıcı formlarının, talaş kaldırma esnasında oluşan kesme kuvvetlerine ve yüzey pürüzlülüğüne etkisi deneysel olarak araştırılmıştır. Deneylerde AISI 304 kalite östenitik paslanmaz çelik malzemesi, üç farklı talaş kırıcı forma sahip ISO gösterimi WNMG O80408 EA, WNMG 080408 EM, WNMG 080408 MP olan kesici takımlarla, farklı kesme hızı, kesme derinliği ve ilerleme değerleriyle işlenerek bu faktörlerin kesme kuvvetlerine ve yüzey pürüzlülüğü değerlerine etkileri tespit edilmiştir. Yapılan deneysel çalışmalarda en yüksek kesme kuvvetleri EM talaş kırıcı formuna sahip kesici takımla elde edilmiş, en iyi yüzey kalitesi ise MP kodlu kesici takımla sağlanmıştır.Article Aısı 304 Paslanmaz Çelik Sacın Hidromekanik Derin Çekilmesi(2020) Türköz, MevlütKorozyona karşı üstün dirençleri nedeniyle gıda, mutfak eşyaları, ev eşyaları, otomotiv, uzay vehavacılık ile tıp endüstrisinde sıklıkla kullanılan paslanmaz çelik sac malzemeler, genellikle klasik derinçekme yöntemi ile şekillendirilmektedir. Klasik yöntemlerle yapılan derin çekme işlemlerinde, kalıpyapımının maliyetli, zaman alıcı ve zahmetli olmasından dolayı bu yöntem ile üretim özellikle az sayıdaparça üretiminde ekonomik olmamaktadır. Hidromekanik Derin Çekme (HDÇ) yönteminde ise sıvıbasıncı yardımıyla tek bir kalıp kullanılarak üretim yapmak mümkündür. Böylece karmaşık geometriyeve farklı kalınlığa sahip saclar, kalıp uyumu aranmadan daha ekonomik ve daha kaliteli olarakşekillendirilebilmektedir. Bu çalışmada, AISI 304 kalite paslanmaz sac malzemeden silindirik bir parçanınHDÇ yöntemiyle şekillendirilmesi sonlu elemanlar yöntemi kullanılarak sanal ortamda incelenmiştir.İncelemeler sonucunda, sacda yırtılma ve buruşma oluşturmayacak en uygun kalıp tasarım parametreleribelirlenmiş ve bu parametreler kullanılarak deneysel olarak parça üretiminde tatbik edilmiştir. Sonuçolarak AISI 304 paslanmaz çelik sacın, HDÇ prosesiyle başarıyla şekillendirilmesi için gerekli olanoptimum parametreler belirlenmiş ve sonlu eleman analizlerinin prosesteki optimum parametrelerinbelirlenmesinde güvenle kullanılabileceği ortaya konulmuştur.Conference Object Akçakoca Denizel Alanı Taş Dolgu Dalgakıran Tasarımı Belirgin Dalga Yüksekliği Elde Etme Yöntemleri(2023) Şirin, Esra; Balas, Can Elmar; Martı, Ali İhsanKıyı ve deniz yapılarının tasarımında, “Belirgin Dalga Yüksekliği” (Hs), yapıların ekonomik ömürleri boyunca dengede kalmalarına doğrudan etkisi olan en önemli dalga parametresidir. Sadece yapı tasarımında değil, kıyı erozyonu, kirletici yayılımı vb. kıyı mühendisliği alanına giren problemlerin doğru olarak çözülmesinde de etkin role sahiptir. Belirgin dalga yüksekliğinin (Hs) doğru bulunması, özellikle son yıllarda etkisini daha da hissettiren iklim değişikliğinin etkileri ile birlikte güçleşmiştir. Literatürde yer alan deterministik ve stokastik yöntemlerin söz konusu iklim değişikliğinin etkilerini dikkate alan modifikasyonları da yeni yeni çalışılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada, 01/01/2000 ile 14/01/2019 yılları arasında 19 yıllık ECMWF (Avrupa Orta Ölçekli Hava Tahmin Merkezi) tarafından ölçülen 6 saatlik Hs verileri kullanılarak en büyük değer istatistiğinde yıllık en büyük dalga yüksekliği verileri Gumbel ve Weibull olasılık dağılımı ile incelenmiş belirgin dalga yükseklikleri, değeri bulunmuş istatistiki metotlarla karşılaştırılmış olup güvenirlik açısından uygun yöntemle bulunan Hs, belirlenmiş ve tasarımda kullanılmıştır. Aynı bölge için Türkiye Kıyıları Rüzgâr ve Derin Deniz Dalga Atlası’nda, yöreye en yakın açık deniz koordinatına (41.50° K 31.10° D) ait veriler kullanılarak derin deniz dalga yüksekliği bulunmuştur. Çalışmada HYDROTAM 3D yazılımının dalga ilerlemesi (dalga transformasyonu) modülü kullanılarak hem ECMWF’ten hem de Dalga Atlasıyla bulunan Derin deniz dalga yüksekliği yapı önü dalga yüksekliğine taşınmıştır. Böylece çalışma alanımızda yapı önü dalga yükseklikleri kullanılarak 3 çeşit yapay koruma tabakası malzemesi (Accropote II, Xblok, Piblok) kullanılarak dalgakıran tasarımı yapılmış olup; yapay koruma tabakaları üzerindeki önemi irdelenmiştir. Tasarımında kullanılan 3 ayrı yapay koruma tabakası birbiriyle karşılaştırılmış olup; ekonomik anlamda uygun olan yapay koruma tabakası belirlenmiştir. Ayrıca 2 yöntemle bulunan dalga yükseklikleri için ECMWF’ten indirilerek hesaplanan verilerin güncel olması, uzun zamanı kapsaması (20 yıl), sürekli güncellenen bir sistem olması nedeni ile dalgakıran tasarımında kullanılmasının daha uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapay koruma tabakalarının boyutları açısından da ECMWF’ten elde edilen belirgin dalga yüksekliği ile tasarımı yapıldığında 3 malzeme için de daha ekonomik olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Article Akıllı Şehirlerde 3b Nokta Bulutu ile Digital Çözümler(IJMSIT, 2022) Altuntaş CihanAkıllı şehir, mevcut kaynaklar ve altyapı olanakları ile ihtiyaçların etkili, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde karşılanması için güncel teknolojinin en yüksek seviyede kullanıldığı sistemler bütünüdür. Akıllı şehirlerin başlıca bileşenleri; veri, iletişim alt yapısı ve yazılım hizmetleridir. Akıllı şehirlerde çok sayıda karar ve eylem konum analizine dayalı olarak gerçekleştirilir. Bu nedenle üç boyutlu ölçme teknikleri akıllı şehir uygulamalarının vazgeçilmez bir bileşeni ve veri kaynağıdır. Nokta bulutu ölçme verisinden cisimlerin tanımlaması, boyutlandırması, takibi yapılabilir, değişimi izlenebilir, ayrıca hareketli cisimlerin hızı ve hareket doğrultuları belirlenebilir. Nokta bulutundan çıkarılan bilgiler robotik görme, mobilite, insansız araçların navigasyonu, güvenlik, denetim, planlama ve daha pek çok amaçla kullanılmaktadır. Farklı ölçme teknikleri ile çok yoğun nokta bulutu verisi toplanarak ölçme alanı üç boyutlu modellenebilmektedir. Kentsel alan, arazi topoğrafyası ve binaların modellenmesinde hava ve yersel ölçme teknikleri kullanılmaktadır. Bina bilgi sistemlerinin oluşturulmasında bina içi ölçme ve modelleme teknikleri kullanılır. Robotik uygulamalarda ölçme hızı yüksek Lidar teknikleri kullanılmaktadır. Görüldüğü gibi amaca uygun nokta bulutu ölçme yöntemi seçimi çok önemlidir. Bu çalışmada üç boyutlu nokta bulutu verisi sağlayan ölçme teknikleri incelenmiş ve nokta bulutu ile gerçekleştirilebilecek kentsel uygulamalar araştırılarak örnek uygulama yapılmıştır.Article Akkise-yalıhüyük (konya) Arasının Stratigrafisi(2020) Turan, AhmetAkkise-Yalıhüyük (Konya güneyi) ve yakın çevresinde, otokton Geyikdağı Birliği ile allokton Bozkır Birliği’ne ait Mesozoyik istifleri ve bunları açısal diskordansla örten, Neojen-Kuvaterner yaşlı Neo-Otokton kaya birimleri gözlenmektedir. Geyikdağı Birliği altta bol rudistli neritik karbonatların oluşturduğu Geç Kretase yaşlı Saytepe formasyonu, üstte de çörtlü, killi pelajik kireçtaşı ve marnlardan yapılmış Kampaniyen-Maastrihtiyenyaşlı Alan formasyonu ile temsil olunur. Söz konusu bu otokton birimler, allokton Bozkır Birliğinin alt tektonik dilimine ait Maastrihtiyenyaşlı Hatip ofiyolitik melanjı ile tektonikbir biçimde üzerlenmektedir. Bölgedeki ikinci allokton dilimi ise çörtlü kireçtaşı, killi kireçtaşı-marn, radyolarit içerikli ve Geç Kretase’deoluşmuş pelajik istifleri kapsayan Boyalıtepe formasyonu oluştur. İnceleme alanının üst allokton paketi de, orta-kalın tabakalı, bol eklemli ve Orta Triyas-Jura yaşlı neritik karbonatlardan oluşan Gencek formasyonu ile temsil edilmektedir. Bölgedeki otokton ve alloktonlar ile Neo-Otokton kayaların sınırları, genelde faylı olup, bölgenin yarı peneplen-peneplen alanları, birer çöküntü sahası durumundadır. Bu çöküntülerin meydana getirdiği çanaklarda, Geç Miyosen-Erken Pliyosen sürecindeki göl transgresyonuile ilişkili bir biçimde, çakıllı-kumlu-çamurlu detritikler (Sille formasyonu), çamurlu-killi göl karbonatları (Ulumuhsine formasyonu), volkano-sedimentler (Küçükmuhsine formasyonu), dasitik-andezitik bileşimli volkanikler (Erenlerdağı volkanitleri) yer alır. İnceleme alanının en yeni çökelleri, Geç Pliyosen-Pleyistosen’de şekillenmiş olan dağ eteği-alüvyal yelpaze çökelleri (Topraklı formasyonu) ve Holosen sürecinde oluşa gelmiş alüvyonlardır.Conference Object Akkise-yalıhüyük (konya) Bölgesinin Bazı Tektonik Özellikleri(2019) Turan, Ahmet; Küpeli, ŞuayipConference Object Akkise-yalıhüyük (konya) ve Çevresinin Tektono-stratigrafisi(2019) Turan, Ahmet; Küpeli, ŞuayipConference Object Akşehir-tuzlukçu-bolvadin Çevresindeki Yüzey Deformasyonlarının Özellikleri ve Obruk Oluşumları(2022) Eren, Yaşar; Nalbantçılar, Mahmut TahirKüresel iklim değişikliği, artan sıcaklık, azalan yağış, artan kuraklık, tarımsal amaçlı olarak yeraltı suyunun aşırı kullanımı, nüfus artışı ve sanayinin gelişimine bağlı olarak artan su tüketimi Orta ve Batı Anadolu bölgelerinde yer altı su seviyesinin düşmesine yol açmıştır. Yeraltı sularındaki düşümün arazideki en büyük göstergelerinden biri de yörede yaygın yüzey deformasyonlarının oluşumudur. Son yıllarda Tuzlukçu-Akşehir ve Eber Gölü çevresinde önemli uzunluk ve genişliklerde yüzey faylanması, yüzey yarıkları ve küçük çaplı obruklar oluşmuş ve oluşmaya devam etmektedir. Akşehir ve Tuzlukçu arasında Akşehir Gölü güneydoğusunda Sorkun, Tuzlukçu batısında ve Tuzlukçunun doğusunda Çöğürler civarında, yüzey yarıkları, yüzey faylanması ve küçük ölçekli obruklar bulunur. Yüzey kırıkları KD-GB ve K70-80D gidişlidir. 150-2 km uzunluğuna sahip yüzey yarıklarında 1-50 cm civarında yatay açılma ve 50 cm’ye varan düşey atım gözlenmiştir. Yarık ve yüzey faylanmasının geliştiği yerlerde çapı 1-2 m ye varan obruklar da bulunur. Yarıklar boyunca derinlik görünürde 4 m ye ulaşmaktadır Yüzey deformasyonlarına bağlı olarak gelişmiş yapılar özellikle Eber Gölü’nün doğu ve batı kenarına yakın kesimlerde yoğunlaşmıştır. 2021 itibariyle 15 farklı bölgede gelişen yüzey kırıklarının uzunlukları 150 m ile 4 km arasında değişmektedir. Eber Gölü doğusunda ise toplam 8 km uzunluğunda ve 2 km genişliğindeki zon içinde farklı iki takım şeklinde gelişmişlerdir. Eber gölü doğusunda Yeni Karabağ çivarında K40-600B ve K30-400D doğrultusunda 150m -1km uzunluğunda yüzey faylanmaları bulunur. Yarıkların derinlikleri görünürde 5 m ye varmakta yatay açılmalar 1 m’yi geçmektedir. Yüzey faylanması boyunca 60 cm düşey atımı bulunur. Yüzey kırıkları boyunca oluklama sonucu oluşmuş küçük obruklara rastlanır. Çapları 1-2 m arasındadır ve derinlikleri 40 cm civarındadır. Yüzey faylanmaları Çukurcak ve Akşehir Fay zonlarına paralel gelişim göstermektedir. Eber Gölü batısında yaygın yüzey yarıklarına rastlanır. Bolvadin merkezdeki yüzey kırıkları Bolvadin Fayı’nın güneybatıya doğru devamında yüzeylemektedir. Merkezde 25 m genişliğinde bir zon şeklinde izlenen kırık boyunca 1m yi aşan yatay açılma ve 1 m’ye varan düşey atım gözlenir. Bolvadin doğusunda ise yaklaşık 6 km genişliğinde ve 10 km uzunluğunda bir zon boyunca KKD-GGB ve ortalama D-B gidişli iki takım gözlenir. KKD-GGB gidişlilerin uzunlukları 500m - 2km arasında değişir ve toplam 10 km uzunluğunda gözlenir. Yarıkların genişlikleri 1,5 m’ye varmakta derinlikleri ise 4 m’yi geçmektedir. Yeryüzeyinde 1 m’yi aşan düşey çökmeler görülür. Yine yüzey faylanması boyunca oluşmuş 1-2 m çaplı obruklar vardır. Aynı kesimde aykırı gelişen takım ortalama D-B gidişlidir. Kırıkların yönelimi D-B ve K500B arasında değişim sunar. Güneydeki yüzey kırıkları 550-600 m uzunlukta olup Bolvadin Sanayisi Sitesi’nin güneyindeki binalara kadar uzanmakta ve onları deforme etmektedir. Yarıkların genişlikleri 1m yi aşmakta ve düşey atım 50 cm’ye kadar varmaktadır. Zon boyunca çapı 2 m’ye varan yaklaşık 1 m derinliğinde obruklar bulunur. Yeraltı suyu seviyesinin daha da düşmesi ile oluşabilecek yüzey kırıklarının göl havzaları içerisinde gelişmesi bu havzaların tabanındaki geçirimsiz seviyelerin yarılarak gelecek yıllarda yüzeyde su birikimini engelleyebilecek ve yüzeye yakın seviyelerde geçirimsiz seviyeler arasında hapsedilmiş suların daha aşağılara taşınmasına yol açabilecek tehlikeleri barındırmaktadır.Conference Object Aktif Yangın Güvenlik Önlemlerinin İncelenmesi(2019) Bağcı, Muhammet Ali; Çöğürcü, Mustafa Tolga; Uzun , Mehmetİnsanlık tarihini boyunca çıkan yangınlar hem insanlara büyük can ve mal kayıpları yaşatmış, hem de şehirlerin sosyal ve kültürel yapısını değiştirmiştir. 1665 yılında Büyük Veba felaketinin atlatan Londra, 1666 yılında büyük bir yangın felaketiyle karşılaşmıştır. 4 gün süren yangında 13.200 ev, 87 mahalle yok olmuştur (Porter, 1994). 1871 Chicago Yangını 17.500 binanın yok olmasına, 8.55 km2 alanın yanmasına ve o günün değeriyle 222 milyon dolar (2018 yılında hesaplanan değer 4,593 milyar dolar) zarara sebep olmuştur (Donald, 1996). Tokyoda depremden sonra çıkan yangının söndürülememesi sonucunda 570 bin ev yanmış, 1,9 milyon kişi evsiz kalmış ve 142 bin kişi ölmüştür (Gregory, 2006). Günümüzde yangın teşkilatlarının eğitimli olması, çalışma sistemlerinin gelişmesi ve kullanılan söndürme sistemlerinin teknolojiyle birlikte gelişmesi yangınların yukarıdakiler gibi büyük felaketlere dönüşmesini engelliyor olsa dahi, binalarda çıkan yangınlar hala mal ve can kayıplarına sebep olmaktadır. Bunun sebebi yangına karşı alınması gereken önlemlerin alınmamış olması ya da alınan önlemlerin etkisiz/yetersiz kalması gibi insana bağlı kusurlardır. Yapılarda projelendirme aşamasında her ne kadar yangın önlemleri alınsa dahi kullanım sırasında yangını önleyici, aktif yangın önleme unsurları son derece önemlidir. Bu çalışmada, aktif yangın güvenlik önlemlerinin özellikleri ve yapı içerisinde kullanımları hakkında bilgi verilmiştir. Pasif yangın güvenlik önlemleri ile aktif yangın güvenlik önlemlerinin birbiri ile ilişkisi ve birlikte kullanımı noktasında bir inceleme yapılmıştır.Conference Object Aladağ-yatağan-kızılören (konya Güneybatısı) Arasındaki Bölgede Yer Alan Volkanik Kayaçların Maden Potansiyelinin Araştırılması(2018) Solgun, Evren; Öztürk, AlicanAraştırma bölgesi, Konya ili Selçuklu ve Beyşehir ilçeleri arasında yer alan Aladağ-Yatağan- Kızılören kasabalarını kapsayan yaklaşık 80 km2 genişliğinde bir alandır. İnceleme alanında Üst Triyas’tan Güncel Holosen’e kadar değişen farklı yaşlarda kayaç türlerinden oluşan birimler yüzeylemektedir. En altta çakıltaşı, kumtaşı, kireçtaşı ardalanmalı Alt Triyas yaşlı Aladağ formasyonu, laminalı kireçtaşı ve dolomitik kireçtaşından oluşan Üst Triyas-Alt Jura yaşlı Kızılören formasyonu bulunmaktadır. Bu birimler üzerine açılı uyumsuzlukla Üst Miyosen- Pliyosen yaşlı gölsel kireçtaşı, marn, kumtaşı ve çamurtaşından oluşan Ulumuhsine formasyonu ile alttaki birimleri keserek yüzeyleyen tüf-tüfit, volkanik breş, andezit ve dasitten yapılı Erenlerdağı volkanitleri (Sulutas-Küçükmuhsine) gelmektedir. Bu birimlerin üzerine de ise açılı uyumsuzlukla gelen konglomera, çamur ve kum depoları ile az oranda laminalı kalişten oluşan Pleistosen yaşlı Topraklı formasyonu ve en üstte de açılı uyumsuzlukla gelen Alüvyon bulunmaktadır. İnceleme alanında metalik maden zuhurları (demir, bakır), endüstriyel hammadde ve doğal yapı malzemeleri oluşumları (kil, tras ve pomza, dasit, andezit) bulunmaktadır. Ayrıca bölgede hidrotermal aberasyonla silisleşmiş ve killeşmiş bölgeden alman bir numunede 943 ppm bakır tespit edilmiştir. Kaya ve plaser örneklerinin kimyasal analizleri (ana oksitler, eser elementler ve nadir toprak elementleri) ve istatistiksel yorumları yapılmıştır. Aladağ-Yatağan-Kızılören bölgesinin kayaç numunelerinde ortalama olarak SiO2 (62,13 %), Fe2O3 (6.22 %), A12O3 (14.99 %), Ag (0.04 ppm), Au (0.02 ppm), Ba (877 ppm), Cu (61 ppm), Mo (4 ppm), Pb (25 ppm), Zn (47 ppm) ve plaser numunelerinde ise ortalama olarak SiO2 (58,01 %), Fe2O3 (7.01 %), A12O3 (16.62 %), Ag (0.04 ppm), Au (0.02 ppm), Ba (586 ppm), Cu (18 ppm), Mo (2 ppm), Pb (17 ppm), Zn (95 ppm) analizleri yapılmıştır. Kayaçlarda yapılan jeokimyasal çalışmalara göre ortalama IREE = 196.41, ZHREE (La-Nd) = 175.78, ZMREE (Sm-Ho) = 16.01 and ILREE (Er-Lu) = 4.62 ve plaserlerde ZREE = 280.53, EHREE (La-Nd) = 204.97, ZMREE (Sm-Ho) = 69.56 and ILREE (Er-Lu) = 6.01 oranı analiz edilmiştir. İnceleme alanında metalik maden, endüstriyel hammaddeler ve doğal yapı malzemeleri bakımından önemli bir potansiyelin olduğu ve bu konularda daha detaylı çalışmaların yapılmasın uygun olacağı düşünülmektedir. Teşekkür Bu çalışma, Selçuk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Jeoloji Mühendisliği Bölümünde Aladağ- Yatağan-Kızılören ilçeleri (Güneybatı Konya) arasındaki bölgede volkanik kayaların cevher potansiyeli hakkında araştırmaların yapıldığı yüksek lisans tezinin bir bölümünü içermektedir.Article Almanya Münih Bölgesinde Qdaedalus Sistemi ile Gözlemlenen Astrojeodezik Çekül Sapma Verilerinin Ggmplus ve Egm2008 ile Kestirilen Değerlerle Karşılaştırılması(2020) Albayrak, Müge; Zeray Öztürk, Emel; Bildirici, İbrahim Öztuğ; Hirt, Christian; Guillaume, Sebastien; Shum, C.Astrojeodezik sistemlerle gözlemlenen astrojeodezik çekül sapma verisi, yeryuvarının gravite alanı ile ilgili önemli bilgiler sağlaması nedeniyle, yerbilimleri alanında, özellikle jeodezi ve jeofizik gibi bilimsel disiplinlerde, yersel, hava ve uydu gravite verilerinin kontrolü ve validasyonunda sıklıkla kullanılmaktadır. Bu çalışmada, Münih bölgesinde yer alan 10 nirengi noktasında astrojeodezik çekül sapma verisi gözlemleyebilmek için total station temelli QDaedalus sisteminden yararlanılmıştır. Gözlemlenen verilerin doğruluğunun ~0.2 yaysaniyesi (?) olduğu saptanmıştır. Yüksek doğruluklu bu veri seti, iki global gravite alan modelinin—Global Gravite Modeli plus (GGMplus) ve Yer Gravite Modeli 2008 (Earth Gravitational Model 2008–EGM2008)—kalitesini değerlendirebilmek için kullanılmıştır. QDaedalus sistemi ile gözlemlenen ve GGMplus modeli ile kestirilen çekül sapma bileşenleri arasındaki farklar, hem Kuzey-Güney (KG) hem de Doğu-Batı (D-B) bileşenlerinde yaklaşık 0.2? olmakla beraber, maksimum farklar K-G ve D-B bileşenlerinde sırasıyla ~0.3? ve ~0.4? olarak tespit edilmiştir. Sonuçlar EGM2008 modeli için analiz edildiğinde ise, gözlemlenen ve EGM2008 ile kestirilen çekül sapma bileşenleri arasındaki maksimum farkların K-G bileşeninde 0.9?; D-B bileşeninde ise 1.8? olduğu saptanmıştır. Dolayısıyla, EGM2008 ile kestirilen değerlerin, GGMplus ile kestirilen değerlere göre doğruluğunun daha düşük olduğu görülmüştür. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar, daha önce İstanbul’da QDaedalus gözlemleri ile EGM2008 ve GGMplus modellerinin kıyaslandığı uygulama sonuçlarıyla da karşılaştırılmıştır. Bu makale kapsamında, İstanbul ve Münih’te aynı sistem ve global gravite alan modelleri kullanılarak elde edilen çekül sapma verileri arasındaki farkların sebepleri tartışılarak, GGMplus ile kestirilen çekül sapma veri setinin, hem Münih hem de İstanbul’da daha yüksek doğruluğa sahip olmasının nedenleri açıklanmıştır.Conference Object Almus (tokat) Yöresindeki Jasper Oluşumlarının Jeolojik ve Gemolojik Özellikleri(Nevşehir Hacı Bektaşi Veli University, 2018) Arık, Fetullahİnceleme alanı Tokat İl merkezinin 36 km batısında Almus Baraj Gölü’nün kuzeydoğu kıyısındaki Kuruseki Köyü’nün güneyinde yer almaktadır. Zengin süstaşı yataklarına sahip olan Tokat’ta kalsedon, krizopras, agat, kuvars, opal, ağaç opali ile birlikte bir tür mikrokristalin kuvars/kalsedon olan jasper oluşumları bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı jasper oluşumlarının Kuruseki Köyü ve yakın çevresinin jeolojik özellikleri, jasperin içinde bulunduğu kayaçlarla ilişkileri, mineralojik-petrografik özellikleri ile süstaşı olarak işlenebilirliklerinin araştırılmasıdır. Kuruseki yöresinde temeli Paleozoyik-Mesozoyik yaşlı mermer, fillit, metabazit, serpantinit, mikaşist ve amfibolit gibi metamorfik birimlerle temsil edilen Tokat Masifi oluşturmaktadır. Tokat Masifi Orta Geç Eosen yaşlı çakıltaşı, andezitik-bazaltik lav ve dayklar, tüf, aglomera, volkanik breş, çamurtaşı, kumtaşı ve şeyl ardalanmasından oluşan volkano sedimanter Almus Volkanikleri tarafından uyumsuz olarak örtülmektedir. Neojen yaşlı çakıltaşı, kumtaşı ve kireçtaşlarından oluşan Gökköy formasyonu ise diğer birimleri uyumsuz olarak örtmektedir. Jasper oluşumları volkanosedimanter Almus içindeki volkanik breş, volkanoklastik kumtaşları ve çamurtaşlarının içinde KB-GD doğrultulu bir fay boyunca gözlenmektedir. Jasperler yer yer birkaç metre boyutuna ulaşan büyük bloklar, damarlar ve iri yumrular halinde gözlenmektedir. Jasper bloklarının rengi kırmızı, kırmızımsı kahve, turuncu ve sarıdır. Damarlar ve yumrular boşluğun dışından itibaren bazen simetrik yapıda ve değişik renk ve desenlerde agat bantları ve kalsedon ile doldurulmuştur. Bazı boşluklarda iri kristalli kuvarslar vardır. Selçuk Üniversitesi SÜKOP Süstaşı Uygulama ve Araştırma Atölyesinde yöreden derlenen jasper örneklerine kabaşon, bilye ve plaka üretimleri için kesme, aşındırma ve parlatma işlemleri uygulanmıştır. Parlatılmış jasperlerden yüzük, kolye, küpe, broş, bileklik, tespih ve anahtarlıklar yapılmıştır. Kuruseki jasperleri sertlik, sağlamlık, renk çeşitliliği, cila alma, ışık yansıtma özellikleri bakımından süstaşı olarak kullanılabilir niteliktedir. Bölgenin jasper rezervinin hesaplanması ve süstaşı olarak işlemesi halinde yöre ekonomisine canlılık katacaktır.

