TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collections
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.13091/4
Browse
Browsing TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collections by Department "Fakülteler, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümü"
Now showing 1 - 20 of 29
- Results Per Page
- Sort Options
Article Akkise-yalıhüyük (konya) Arasının Stratigrafisi(2020) Turan, AhmetAkkise-Yalıhüyük (Konya güneyi) ve yakın çevresinde, otokton Geyikdağı Birliği ile allokton Bozkır Birliği’ne ait Mesozoyik istifleri ve bunları açısal diskordansla örten, Neojen-Kuvaterner yaşlı Neo-Otokton kaya birimleri gözlenmektedir. Geyikdağı Birliği altta bol rudistli neritik karbonatların oluşturduğu Geç Kretase yaşlı Saytepe formasyonu, üstte de çörtlü, killi pelajik kireçtaşı ve marnlardan yapılmış Kampaniyen-Maastrihtiyenyaşlı Alan formasyonu ile temsil olunur. Söz konusu bu otokton birimler, allokton Bozkır Birliğinin alt tektonik dilimine ait Maastrihtiyenyaşlı Hatip ofiyolitik melanjı ile tektonikbir biçimde üzerlenmektedir. Bölgedeki ikinci allokton dilimi ise çörtlü kireçtaşı, killi kireçtaşı-marn, radyolarit içerikli ve Geç Kretase’deoluşmuş pelajik istifleri kapsayan Boyalıtepe formasyonu oluştur. İnceleme alanının üst allokton paketi de, orta-kalın tabakalı, bol eklemli ve Orta Triyas-Jura yaşlı neritik karbonatlardan oluşan Gencek formasyonu ile temsil edilmektedir. Bölgedeki otokton ve alloktonlar ile Neo-Otokton kayaların sınırları, genelde faylı olup, bölgenin yarı peneplen-peneplen alanları, birer çöküntü sahası durumundadır. Bu çöküntülerin meydana getirdiği çanaklarda, Geç Miyosen-Erken Pliyosen sürecindeki göl transgresyonuile ilişkili bir biçimde, çakıllı-kumlu-çamurlu detritikler (Sille formasyonu), çamurlu-killi göl karbonatları (Ulumuhsine formasyonu), volkano-sedimentler (Küçükmuhsine formasyonu), dasitik-andezitik bileşimli volkanikler (Erenlerdağı volkanitleri) yer alır. İnceleme alanının en yeni çökelleri, Geç Pliyosen-Pleyistosen’de şekillenmiş olan dağ eteği-alüvyal yelpaze çökelleri (Topraklı formasyonu) ve Holosen sürecinde oluşa gelmiş alüvyonlardır.Article Avdan-dutlu (bozkır, Orta Toroslar) Çevresinin Stratigrafisi(2022) Turan, AhmetAvdan ve Dutlu köyleri (Bozkır-Konya) ile yakın çevresinde, Toroslar’daki alt tektonik dilimlerden göreli otokton Geyikdağı Birliği ile, alt allokton Bozkır Birliğine ait Mesozoyik-Paleojen istifleri yüzeylemektedir. Otokton birlik, Üst Kretase’nin bol rudistli, algli ve foraminiferli neritik karbonatları (Saytepe formasyonu) ile başlar. Otoktonun orta kesimi, Üst Kretase-Paleosen’in pelajik çörtlü ve killi kireçtaşları (Alan formasyonu) ile temsil olunur. Otoktonun en üstünde ince taneli çakıltaşı-kumtaşı-şeyl-killi kireçtaşı-çamurtaşı nöbetleşmesinden oluşmuş Eosen yaşlı bir fliş istifi (Beden formasyonu) görülür. Avdan-Dutlu civarlarında Geyikdağı Otoktonunu, Bozkır Birliğine ait allokton tektonik dilimleri üzerler. Bölgede Bozkır Birliğinin alt tektonik dilimi, Geç Kretase yaşlı Hatip ofiyolitli karışığıdır. Bölgenin ikinci allokton tektonik dilimi de, gri-mavimsi gri ve bej renklerdeki, orta-kalın tabakalı, bol eklemli ve masif yapıdaki Triyas-Jura yaşlı neritik kireçtaşlarıdır (Gencek formasyonu).Article Aydıncık-duruhan (mersin) Arasının Stratigrafisi(2019) Turan, AhmetAydıncık-Duruhan yöresinde, Aladağ Birliği veya Hadim Napına ait allokton birimler yüzeyler. İstfilenme Geç Devoniyen yaşlı ve dolomit-resifal kireçtaşı-kuvarsit-şeyl içerikli Asarlıkyaylası formasyonuyla başlar. Üzerine bol fosilli kireçtaşı ve kuvarsit ardışımı şeklinde Karbonifer yaşlı Yarıcak formasyonu gelir. Daha üstte Girvenella’lı, fuzulinli ve krinoidli kireçtaşından oluşmuş Erken Permiyen yaşlı Arpalık formasyonu vardır. Bir aşınım yüzeyinden sonra kuvarsit-şeyl ara tabakalı ve bol algli kireçtaşlarından oluşan Kuşakdağı formasyonu izlenir. Kuşakdağı birimni stromatolitli-oolitli karbonat yapılışlı ve Erken Triyas yaşlı Gökçepınar kireçtaşı, uyumlu olarak örter. Daha sonra bol bivalvli şeyl-marn-kireçtaşı yapılışlı, Erken-Orta Triyas yaşlı Göztaşı formasyonu izlenir. Liyas-Malm aralığında kızıl renkli çakıltaşı-kumtaşı-çamurtaşı bileşenli Çamiçi ve alacalı renkli çamurtaşı-şeyl-killi kireçtaşı yapılışlı Dedebeleni formasyonları, geçişli olarak çökelip alttaki birimleri açılı uyumsuzlukla örtmüşlerdir. Dolmit-kireçtaşı yapılışlı Malm-Kretase yaşlı Cihandere neritik karbonatları, Çamiçi ve Dedebeleni formasyonlarını birlikte örter. Cihandere formasyonu, Maastrihtiyen yaşlı Hasancık formasyonunun killi-çörtlü pelajik karbonatlarıyla uyumludur. Bölgenin tüm yaşlı birimleri bol fosilli neritik karbonatlardan yapılmış Burdugaliyen’e ilişkin Mut formasyonuyla açılı uymsuz olarak örtülmüşlerdir.Article Carstic Geopark Tourism in the World and Geopark Suggestion Area: Karapınar (konya- Turkey)(Konya Technical University, 2020) Öztürk, Alican; Horasan, Bilgehan YabguJeopark kavramının temelleri Dünya da ilk olarak 17. Yüzyıla kadar dayanmaktadır. Ülkemiz ise jeopark kavramı ile 1970 yıllarında tanışmıştır. Oluşumu milyonlarca yıl alabilen jeolojik yapıların korunması ve sonraki nesillere aktarılması, hızla küreselleşen Dünyada önem kazanmıştır. Özelikle doğa turizmine meraklı insanların ilgisini çeken, özel jeolojik yapıları görmek ve gezmek isteyen insanların artan ilgisi nedeni ile jeopark turizmi Dünyada yaygınlaşmıştır. UNESCO listesinde Dünyada 147 adet jeopark mevcut olup, ülkemizde ise bu listeye girmeye hak kazanan Kula jeopark alanı bulunmaktadır. Karstik alanların jeoturizminde cezbedicili yanında, insanların karst yapılarına olan ilgileri, karstik yapıların meydana getirdiği jeopark alanlarının önemini artırmaktadır. Karapınar potansiyel jeopark alanı, Orta Anadolu’da, Konya idari sınırları içerisinde ve merkeze yaklaşık 100 km uzaklıktadır. Karapınar ilçe merkezinin hemen doğusunda, yaklaşık 1500 km² lik bir alanı kapsayan jeolojik miras alanı, bu alan etrafındaki jeositler, arkeolojik ve kültürel sit alanları olarak değerlendirilmektedir. Bölgede, muhtelif boy ve ebatlarda, sulu veya susuz 20 den fazla sayıda obruk bulunmaktadır. Jeopark öneri alanında bulunan, halk arasında nazar boncuğu olarak ta adlandırılan Meke gölü, Karapınar- Ereğli yolu üzerinde yaklaşık 7. km’de, ana asfaltın yaklaşık 1.5 km kuzey batısında kalmaktadır. Jeolojik terim kavramıyla Meke Maarı olarak tanımlanan Meke Gölü, Pleyistosen’den itibaren iki aşamalı volkanik aktivite ile sönmüş bir volkan kraterinin suyla dolmasıyla oluşan ve ortasında adacıklar bulunan bir krater gölüdür. Diğer bir göl olan Acıgöl ise, Karapınar Ereğli yolu üzerinde 5. Kilometrede gözlenen ve anayolla yaklaşık 500 metre mesafede yer alan sığ krater gölü görünümündeki maar, volkan patlamasıyla meydana gelmiş çukurdan ibarettir.Article Chemical and Mineralogical Characteristics of the Microscopic-Sized Epidotes in the Metamorphic Basement Rocks Within the Late Cretaceous Hatip Ophiolitic Melange in Konya (central Southern Turkey)(2019) Koçak, Kerim; Kaya, Raziye MerveAt the base of the Neotethyan ophiolitic melange, widespread epidote crystals formed in metamafic rocks of the metamorphic basement, which were experienced a regional metamorphism in green-schist facies conditions. The epidote crystals is subhedral to euhedral, with high Al2O3 (26-30 %) and low Fe2O3 (5–8%) contents. It is predominantly zoisite (Xcz = 0.46 to 0.72) and subordinate epidote (Xep =0.27-0.53) in composition, with typical compositional zoning due to variable substitution of Fe3+ and Al3+ on octahedral sites and sector-zoning. The epidote is suggested to have a possible igneous origin, and to be crystallised from a wet (H2O>5 wt %) magma under low fO2 and intermediate pressure conditions during initial stage crystallisation on the basis of its petrographical and mineralogical characteristics.Article Citation - WoS: 8The Determination of Deteriorations on The Mısırlıoğlu Bridge (konya, Turkey) by Non-Destructive Techniques (ndt)(2018) Tosunlar, Mehmet Bahadır; Hatır, Mehmet Ergün; İnce, İsmail; Bozdağ, Ali; Korkanç, MustafaTransportation has been one of the basic requirements of humanity since the earliest periods of civilization. One of the architectural structures designed to meet this requirement is historic stone bridges. One of the most important stages in these conservation works is the assessment of materials that constitute the structures. Non-destructive testing techniques (NDT) are widely used to obtain qualitative data and also make comparisons. In this study, it was aimed to determine deteriorations on the Mısırlıoğlu Bridge located in Sille settlement of Konya by NDT technique and to form the map from obtained values to perform conservation works. As a result of the analyses performed, considerable deteriorations in the building stones used in the abutments and arches of the structure were determined. Besides, it is detected that uniaxial compressive strength (UCS) value of the fresh samples is high (UCS: 61 MPa) while UCS values of the building stones used at the bridge decrease in the range of low and high (8-51 MPa) due to the atmospheric effects.Article DOĞAL YAPI TAŞLARININ FİZİKO MEKANİK ÖZELLİKLERİYLE BÖHME AŞINMA DİRENCİNİN TAHMİNİ(2020) Bozdağ, AliDünya nüfusunun artmasına bağlı olarak yapı sektöründe doğal yapı taşlarına olan talep her geçen gün artmakta olup doğal taşların kullanım alanlarının doğru tespit edilebilmesi için fiziko-mekanik özelliklerin belirlenmesi gerekmektedir. Ayrıca fiziko-mekanik özelliklerinin belirlenmesi doğal taşların kullanım alanlarındaki davranışlarının da anlaşılması açısından önem arz etmektedir. Doğal taşların kullanım alanlarına göre belirlenmesi gereken mekanik özelliklerden birini oluşturan aşınma direncinin tespiti için yaygın olarak kullanılan yöntem Böhme aşınma testidir. Bu çalışma da farklı kökenli kayaçların (magmatik, metamorfik, sedimanter) fiziko-mekanik özelliklerinin belirlenmesiyle aşınmaya karşı dayanım dirençlerinin tahmini istatistiksel yöntemlerle incelendi. Bu amaçla Anadolu’nun farklı bölgelerinden farklı kökenli doğal taş örnekleri toplanmış ve bu örneklerde Böhme aşınma deneyi ve fiziko-mekanik deneyler yapılmıştır. Doğal taşların Böhme aşınma direnci ile kuru yoğunluk, porozite, ağırlıkça su emme, P dalga hızı, Schmidt çekiç değeri, tek eksenli basma değerleri arasındaki ilişkiler basit regresyon ve çoklu regresyon analizleriyle incelenmiştir. Çoklu regresyon analiziyle geliştirilen denklem yardımıyla belirlenen Böhme aşınma direnç değerleri ile deneysel yöntemlerle belirlenen Böhme aşınma direnç değerleri arasında R2=0,92 olarak belirlenmiştir. Yapılan bu çalışma ile farklı doğal taşların aşınma direncinin tahmininde Böhme aşınma testinden farklı olarak diğer fiziko-mekanik özelliklerden elde edilebilecek denklemler geliştirilmiştir.Article Farklı Regresyon Modelleriyle Kestirilen Zenit Troposferik Gecikmelerin Değerlendirilmesi(2022) Akar, Alı Utku; İnal, CevatYapay zekâ ve makine öğrenimi alanındaki gelişmeler, GNSS uygulamalarındaki sorunlara alternatif çözümler sunmakta veya mevcut çözümlerin verimliliğini artırmaya imkân sağlamaktadır. GNSS’de karşılaşılan birçok hata vardır ve bu hatalar kullanıcılar için problem oluşturmaktadır. Troposferik gecikme bunlardan birisidir. GNSS teknolojisine ilginin artmasıyla beraber öğrenme algoritmalarının atmosfer/troposfer çalışmalarında kullanımı, troposferik gecikme kestirimi için yeni modellerin oluşturulmasını önemli hale getirmiştir. Bu çalışmada, Radyal Tabanlı Destek Vektör Regresyonu (RTF-DVR), Ridge ve Elastik-Net regresyon modelleriyle zenit troposferik gecikmenin (ZTD) kestirilmesi amaçlanmış, makine öğrenimi esasına göre eğitilmiş yeni regresyon modellerinin ZTD kestiriminde alternatif olarak tercih edilebilirliği araştırılmıştır. Bunun için farklı yöntemlerden elde edilen sonuç ZTD modelleri karşılaştırılarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarından RTF-DVR modelinin daha iyi sonuçları verdiği, bunu Elastik-Net ve Ridge modellerinin takip ettiği tespit edilmiştir. Sonrasında yeni modellerden elde edilen ZTD değerleri, Canadian Spatial Reference System–Precise Point Positioning (CSRS-PPP) ZTD değerleriyle karşılaştırılıp modellerin performansı değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonuçlarına göre, CSRS-PPP’ye en uyumlu modelin RTF-DVR olduğu sonucuna varılmıştır.Article Fethiye Burdur Fay Zonu’nun Kuzeydoğu Kesiminin (burdur-güneybatı Anadolu) Göreceli Tektonik Aktivitesinin Jeomorfik İndislerle İncelenmesi(2019) Coşkuner, Berkant; Eren, Yaşar; Demircioğlu, Ramazan; Aksoy, RahmiBu çalışmada Burdur güneyinde yer alan Burdur ve Yarışlı havzalarının jeomorfolojik indislerle tektonik aktivitesinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yörede Jura- Kretase yaşlı ofiyolitik melanj, Geç Triyas – Erken Jura yaşlı rekristalize kireçtaşları, Geç Miyosen - Erken Pliyosen yaşlı killi kireçtaşları ve Geç Pliyosen - Kuvaterner yaşlı alüvyal yelpaze çökelleri gibi değişik kökenli kayaçlar bulunmaktadır. İnceleme alanı Fethiye – Burdur Fay Zonu (FBFZ)’ nun KD kesimini kapsamaktadır. Tarihsel ve aletsel dönemde birçok deprem oluşturan FBFZ bu kesimde, KD-GB uzanımlı Burdur, Karakent, Karacaören fayları ve KB-GD uzanımlı Karaçal Fayı ile temsil edilmektedir. Söz konusu fayların yanı sıra bölgede küçük ölçekli birçok fay bulunmaktadır. Yapılan çalışmada bölgenin tektonik aktvitesini belirlemek için Dağ Yamacı Eğrilik İndisi (Smf), Vadi Taban Genişliği – Vadi Yüksekliği Oranı İndeksi (Vf), Normalleştirilmiş Akarsu Uzunluk – Eğri İndisi (SLK), Asimetri Faktörü (AF), Topografi Simetri Faktörü (T), ve Göreceli Aktif Tektonik İndeksi (Iat) gibi birçok değer hesaplanmış ve bunlar arazi verileri ile beraberce değerlendirilerek yorumlanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre Smf 1,03-1,66, ortalama Vf 0,28-10,85, ortalama SLK 1,84-7,95, T 0-0,6 arasında değişmektedir. Burdur Havzası’na ait AF değeri 60,14 iken alt alanlara ait Iat değerleri ise Sınıf-2 ve Sınıf-3 ü kapsamaktadır. Jeomorfik indisler diğer jeolojik bulguları doğrular şekilde inceleme alanının yüksek ve orta seviyede tektonik bir aktiviteye sahip olduğunu ortaya koymaktadır.Article FETHİYE-BURDUR FAY ZONU’NUN BURDUR-KOZLUCA ARASINDAKİ BÖLÜMÜNÜN NEOTEKTONİK ÖZELLİKLERİ, GB ANADOLU, TÜRKİYE(Konya Technical University, 2020) Coşkuner, Berkant; Aksoy, RahmiBatı Anadolu genişleme bölgesinin doğu sınırını oluşturan Fethiye-Burdur Fay Zonu, güneyde Fethiye körfezinden başlayıp kuzeyde Çay’a (Afyon) kadar uzanan, yaklaşık 310 km uzunluğunda, KDGB gidişli sol yönlü doğrultu atım bileşenli oblik normal ve normal faylardan oluşan aktif bir fay zonudur. Bu çalışmanın amacını, zonun kuzeyinde Burdur-Kozluca arasında kalan bölümün jeolojik ve neotektonik özelliklerinin incelenmesi oluşturur. İnceleme alanının jeolojisini açısal uyumsuzluklarla birbirinden ayrılan Geç Triyas-Geç Kretase yaşlı temel kayaları, Geç Miyosen-Erken Pleyistosen yaşlı eski havza çökelleri ve Kuvaterner yaşlı genç havza çökelleri teşkil eder. Eski havza çökelleri deformasyon geçirmiş göl ortamında çökelmiş sedimanter bir istifi içeren Burdur formasyonu ile alüvyal yelpaze çökellerini içeren Tefenni formasyonundan oluşur. Genç havza çökelleri deformasyon geçirmemiş olan alüvyal yelpaze, asılı teras ve güncel akarsu sedimanlarından oluşur. Fethiye-Burdur Fay Zonu’nun çalışma alanı içerisindeki en önemli yapısal unsurları KD-GB uzanımlı Burdur Havzası ile bu havzayı sınırlayan sol yanal oblik normal Burdur ve Karakent faylarıdır. Günümüz Burdur Havzası’nın gelişiminde önemli rol oynayan büyük ölçekli bu fayların yanı sıra, inceleme alanında KD-GB ve KB-GD uzanımlı sol yanal oblik normal ve normal faylar ile Geç Miyosen- Pliyosen yaşlı çökeller içerisinde KD-GB, KB-GD ve K-G gidişli küçük ölçekli normal faylar da gelişmiştir. Yapısal analizler, bölgenin günümüzde KB-GD yönlü gerilme rejiminin hâkimiyetinde olduğunu göstermektedir.Article GEDABEK (BATI AZERBAYCAN) Au-Cu YATAĞININ JEOLOJİK VE MİNERALOJİK ÖZELLİKLERİNE DAİR İLK BULGULAR(2018) İsmayıl, Coşqun; Arık, Fetullah; Özen, YeşimÖnemli petrol ve doğal gaz yataklarına sahip olan Azerbaycan’da aynı zamanda ekonomik altın, demir, bakır ve civa gibi pek çok metalik maden yatağı da yer almaktadır. Bu çalışmada Gence’nin (Batı Azerbaycan) 50 km batısındaki Şahdağ Sıradağları’nın kuzeybatı yamacında ve Gedebey’in kuzeybatısında bulunan en önemli altın bakır yataklarından biri olan Gedebey (Batı Azerbaycan) altın-bakır yatağının jeolojik ve mineralojik özelliklerinin araştırılması amaçlanmıştır. Gedebey altın-bakır yatağı, Pakistan'dan, İran, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye'ye kadar uzanan, dünyanın önemli altın ve bakır provenslerinden biri olan Tetis Tektonik Kuşağı’nda bulunan ve bakır işlemeciliğinin antik alanlarından biri olarak bilinen Küçük Kafkaslar bölgesinin Azerbaycan bölümünde yer almaktadır. Başta Gedebey olmak üzere bölgede Alaverdi, Şamlık, Mishana, Zengezur ve Şenerdere bölgeleri gibi sayısız antik bakır madenlerinde bakır cevherlerinin yeniden işleme faaliyetleri sürdürülmektedir. Bölgede değişik yaş ve bileşimli magmatik kayaçlar ve kırılmalarla karmaşıklaşmış Orta ve Üst Jura tortulları yer almaktadır. Gedebey maden yatağının çevresi, özellikle Şemkir antiklinalinin tektonik yapısı nedeniyle çok karmaşık olup bölgede gerçekleşen magmatik faaliyetler de Bajosiyen (Orta Jura), Batoniyen (Orta Jura) ve Geç Jura-Erken Kretase olmak üzere üç aşamada meydana gelmiştir. Azerbaycan’ın en büyük porfiri-epithermal cevherleşme sahasında bulunan Gedabek Au-Cu yatağı, Orta Jura yaşlı andezitik kayaçlar ile onları kesen Üst Jura-Alt Kretase yaşlı granitoyid (granodiyorit-diyorit vs.) kontaktında buna bağlı gelişen quartz porphyry içerisinde meydana gelmiştir. Başlıca cevher minerallerini kalkopirit, sfalerit, kovellin, kalkozin, galenit, arsenopirit, galenit, bornit, kaolinit ve yaygın piritler oluşturmakta olup bunlarla birlikte barit, demir hidroksitler, nabit altın ve gümüş yaygın olarak görülmektedir.Article Geochemistry of Upper Eocene-Oligocene sandstones from Tuzgölü Basin (Central Anatolia)(2022) Hüseyinca, Mehmet Yavuz; Küpeli, ŞuayipIn this study, mineralogical and geochemical features of Upper Eocene-Oligocene sandstones exposed by the Tuzgölü Fault Zone (TFZ) at the eastern border of the Tuzgölü Basin were investigated. The absence of zircon enrichment in the Zr/Sc-Th/Sc diagram indicated no sedimentary recycling. This shows that the sandstones are first cycle sediments, that is, the material transported directly from the source. Critical element ratios for provenance such as La/Sc, La/Co, Th/Sc, Th/Co, Th/Cr, Zr/Sc, Zr/Co, Ba/Sc, and Ba/Co, Th/Sc-Eu/Eu* diagram and average Rare Earth Element (REE) pattern suggest a provenance in “intermediate magmatic” composition. The variation in the negative Ce anomaly effect observed between the lower and upper parts of the sequence indicates variation in the oxygen level of the water. In each of the La-Th-Sc, Th-Co-Zr/10, and Th-Sc-Zr/10 tectonic setting discrimination diagrams, the sandstone average fell onto the “Continental Island Arc” position. This tectonic setting defines the arc that developed along the continental margin of the subduction zone. The tectonic setting found for the basin, supported the evolution model that the Tuzgölü Basin developed as a fore-arc basin.Article Geometrical Classification of Folds in the Bozdağlar Massif (konya, Central Anatolia)(Konya Technical University, 2021) Akbaş, Melikan; Eren, YaşarIn this study, it is aimed to make geometrically classification and find formation mechanism of mesoscopic folds of that are occur in Bozdağlar Massif (Northern Konya), and to compare them. In the context of the study, nearly a hundred mesoscopic folds which are developed on metamorphic rocks were analysed in the Altınekin, Meram-Dereköy and Sarayönü regions. The folds are classified based on the dip isogons and interlimb angles. The orthogonal thickness graphs of folds were constructed, and the flattening ratios were calculated. According to the geometrical classification of the folds it is detected that the flattened parallel folds (Class 1C) are the dominant fold type in the deformed rocks of the Bozdağlar Massif, and the folds in the competent rocks are generally represented by the Class 1C, whereas the folds of intervening incompetent rocks are characterized by Class 2 and Class 3. The Flattening ratios ( ) of Class 1C folds of Altınekin area are 0.4-0.8 for competent rocks and 0.3-0.8 for incompetent rocks. In the Meram-Dereköy area these ratio ( ) vary between 0.5 to 0.8 for folds in the competent rocks. The Class 1C folds that are observed in the vicinity of the Sarayönü area show 0.7 to 0.9 flattening value ( ). According to the Fleuty classification, it was determined that in accordance with flattening rates, folds developed as open, narrow and tight folds in all three regions, except only open folds did not develop in the Meram-Dereköy region.Article A Geopark Candidate, Bozkir-Central Turkey(2022) Zedef, Veysel; Kansun, Gürsel; Kocak, Kerim; Doyen, AdnanBozkır is an old town established on the skirts of the Taurus Mountains, and contain various tectonic units, eg. Bozkır unit, extending laterally several hundreds of kilometres. The Bozkır unit typically crops out and hence named around Bozkır district. It is formed by deep sea sediments, ophiolites and submarine basic volcanic rocks, all of which overlied by well-exposed Paleogene and Neogene? units. Bozkır is rich not only for its geological occurrence, but also for its culture, history and nature. Bozkır is in a central position of ancient Isauria and represented by Zengibar castle. The town has also a bridge of Seljuk period and various Seljuk and Ottoman Mosques. Çarşamba stream, source of the life in the region, is originated from Taurus Mountains both as Aygır spring, and as leakage from Sarıot lake. It crosses from various villages and town up to Mavi Gorge to meet with the water channel. All of which suggest that Bozkır district should be declared as a Geopark.Article HASANOĞLAN (KD ANKARA-TÜRKİYE) BÖLGESİNİN JURA-ERKEN KRETASE YAŞLI ÇÖKELLERİNİN SEDİMANTOLOJİK VE LİTOFASİYES ÖZELLİKLERİ(2019) Delikan, Arif; Hatipoğlu, TülinAnkara’nın kuzeyinde Erken Jura-Erken Kretase yaşlı kayaçlar yaklaşık olarak KD-GB doğrultusunda tektonik kontrollü bir havzada çökelmiştir. İstif içerisindeki yanal ve düşey yönde değişimler sinsedimanter tektonizmadan kaynaklanmaktadır. Çalışma alanında Jura-Alt Kretase istifi, hafif metamorfik (Karakaya Kompleksi) kayaçlar üzerinde açılı uyumsuzlukla yer almaktadır. Sedimanter istif içerisinde 8 litofasiyes ve bu litofasiyeslerin çökeldiği 3 farklı çökelme ortamı tanımlanmıştır. İstif deltayik konglomera ve kumtaşı ardalanması ile başlamaktadır (Bayırköy Formasyonu-Çoraklıktepe Üyesi; Tane destekli kalın tabakalı çakıltaşları, ince-kaba taneli çakıllı kumtaşları ve ince-kaba taneli bol fosilli kumtaşları litofasiyesleri). Ortamın derinleşmesi ile bol fosilli kızıl renkli krinoidal kireçtaşları ve ammonitli marnlar, kumlu kireçtaşlarını uyumlu olarak örtmektedir. Geç Pliyensbahiyen-Erken Toarsiyen döneminde kırıntılı kayaçlar tedrici olarak alacalı renkli kırmızı kireçtaşlarına geçiş gösterirler. Bu tipik Ammonitico Rosso fasiyesi (Kırmızı renkli yumrulu kireçtaşı litofasiyesi) kırmızı-bordo renkli çamurtaşları (Kırmızı renkli karbonatlı çamurtaşı litofasiyesi) içerisinde mercek geometrisi sunmaktadır (Beytepe Üyesi). Çalışma alanında Kalloviyen sonrasında gelişen blok faylanmanın bir sonucu olarak taban topoğrafyası değişmiştir. Bunun sonucunda Pelajik Karbonat Platform sedimentleri (Çakırlardere Formasyonu; Pelajik oolitli kireçtaşları ve Mikritik kireçtaşı litofasiyesi) direkt olarak temelin üzerine depolanmıştır. Bu durum sinsedimanter faylanmanın bir sonucu olarak açık denizdeki sığlıkları işaret etmektedir. Pelajik oolitli karbonatlar yanal ve düşey olarak çörtlü kireçtaşlarına geçiş göstermektedir (Soğukçam Formasyonu; Çörtlü kireçtaşı litofasiyesi). Geç Jura- Erken Kretase döneminde ortamın hızla derinleşmesi ile tüm istifin üzerine pelajik biyomikritler çökelmiştir.Article İncesu (seydişehir) Çevresinde Yapılarda Kullanılan Andezitlerin Özelikleri(2021) Horasan, Bilgehan; Öztürk, AlicanDoğal taşlar eski dönemlerden günümüze kadar artarak hayatımızın her alanında yer almıştır. İnsanlığın ilk zamanlarında kesme, delme, tarım aletleri ve takı gibi günlük hayatta kullanılmış, insanlık tarihinin gelişimine paralel olarak da her alanda kullanım alanı artmıştır. Özellikle yapı alanında önemli bir yer tutan doğal taşlar savunma yapılarından, büyük görkemli yapılar ile gücü, otoriteyi ve uzun ömürlüğü ifade eden anıtsal yapılar olarak karşımıza çıkmaktadır. Doğal taşlar yapılarda yalnızca dayanıklı olmasının yanı sıra renk ve doku özelikleri gibi dekoratif özeliklerinden dolayı da kullanılmıştır. İncesu (Seydişehir) ve çevresinde lokal olarak yapı malzemesi olarak kullanılan gül kurusu renkli doğal taşların (andesite), jeolojik, jeokimyasal, petrografik, fiziko mekanik ve ayrışma indisleri bakımından incelenmiştir. Jeolojik olarak İncesu mahallesi ve çevresinde gözlenen doğal taşlardan (andesite) alınan numuneler üzerinden yapılan kimyasal analiz sonuçlarındaki toplam alkaliye karşı silis (TAS) diyagramında andezit, alkali-subalkali ayırım diyagramında subalkali ve AFM diyagramında kayaçların tümü kalkalkali alanında yer almaktadır. Uzun yıllar atmosferik şartlar da bozunmaya ve yüksek dayanım özeliği ile bilinen andezitlerin fiziko mekanik test sonuçları TS 10835 standartları na göre de değerlendirilmiştir. Aşınmaya karşı direnç ve eğilme dayanımı limit değerler içinde kaldığı anlaşılmıştır. Ayrışma indislerine göre ise, hafif ayrışmış olduğu tespit edilmiştir.Article Interpretation of the Magma Chamber Processes With the Help of Textural Stratigraphy of the Plagioclases (konya-Central Anatolia)(2021) Gençoğlu Korkmaz, Gülin; Kurt, HüseyinThe variations in the chemical composition and micro-texture of a mineral from the core to the rim allow the sequencing of the formation of the magma chamber processes and the interpretation of which texture might have been formed by which process. In this contribution, the textural and chemical zoning of the plagioclases, which are a significant recorder of magma chamber processes, from some enclave?containing andesites (calc-alkaline) and basalts (calc-alkaline) from the Karapınar-Karacadağ Volcanic Units, were examined and their textural mineral stratigraphies were investigated to enlight the magma chamber processes. Plagioclases from the andesitic host-rock and their enclaves generally exhibit different composition from core to rim. The composition in the enclave ranges from oligoclase to labradorite (core:An25-72), however, in the host rock it ranges from andesine to labradorite (core:An46-64). It is noteworthy that the plagioclases in the host-rock are mostly rounded, and reverse and oscillatory zoned with Anorthite, Fe, Mg, Sr, and Ba. However in the enclaves they display generally fine sieve and dusty sieve textures. The cores of the plagioclase micro-phenocrysts in calc-alkaline basalts are andesine-labrador (An32-66) in composition. Remarkably, plagioclases in basalts show reverse and oscillatory zoning with An, Fe, Mg, Sr, and Ba, and as well as exhibit coarse-grained sieve texture with glass and microlitic inclusions, and spongy cellular textures. Combined with their An, Fe, Mg contents it is suggested that some of the plagioclases from the basalts may be xenocrysts rather than phenocrysts. Considering the textural and chemical properties of the plagioclases, in the formation of reverse and oscillatory zoning in the basaltic rocks, the decompression processes in addition to the magma mixing processes (magma mixing/self-mixing) also have an impact on the genesis of the basalts. However, in the formation of andesitic rocks, the magma replenishment processes have a key role rather than decompression or temperature-pressure change.Article Investigation of Over-Exploited Groundwater in Çumra Plain (konya-Turkey) With Environmental Isotopes(2022) Bozdağ, AylaThe groundwater in the Çumra plain, a semi-arid climate region, is intensively exploited for human needs due to especially agricultural and demographic development. In the study area, there are two main aquifers which are the semi-confined Neogene aquifer and the unconfined Quaternary aquifer. This paper presents isotopic characteristics of groundwater of the over-exploited two aquifer systems in the Çumra Plain of Konya. ?18O and ?D contents of the Neogene aquifer samples respectively range from -9.89‰ to -6.76‰ and -68.30‰ to -47.50‰ in dry season and range from -10.32‰ to -7.61‰ and -68.63‰ to -53.11‰ in wet season. ?18O and ?D contents of the Quaternary aquifer samples respectively range from -8.43‰ to -5.53‰ and -58.67‰ to -45.61‰ in dry season and range from - 8.77‰ to -5.89‰ and -60.18‰ to -46.45‰ in wet season. The ?18O and ?D contents of groundwater samples in two aquifers indicate a meteoric origin. The average lower Oxygen-18 values of the Neogene aquifer samples indicate recharge from higher elevations while more enriched Oxygen-18 values of the Quaternary aquifer samples show recharged from lower elevation. The groundwater of the Quaternary aquifer was more affected by the evaporation eventuated during or after recharge. Besides, positive correlation of ?18O with both Cl and total dissolved solids (TDS) in the Quaternary aquifer samples reveals that the evaporation caused salinity increases of the Quaternary aquifer samples. Tritium contents of the Neogene aquifer samples vary from 0.22 to 2.15TU in dry season and from 0.85 to 2.64TU in wet season, while tritium contents of the Quaternary aquifer samples vary from 1.18 to 4.37TU and from 1.52 to 5.48TU in dry and wet seasons, respectively. Accordingly, the samples of the Neogene aquifer reflect relatively higher residence time. Besides, the Neogene aquifer is under the influence of relatively recent precipitation, but recent precipitation has contributed more to the Quaternary aquifer.Article Konya Güneyindeki Miyosen Yaşlı Karbonatlı Kayaçların Doğal Yapıtaşı Olarak Kullanılabilirliğinin Değerlendirilmesi(2022) Arık, Fetullah; Uysal, Figen; Özen, YeşimKonya ilinin güneybatısında Hatıp-Pamukçu-Dikmeli-Karadiğin-Çayırbağı köylerinin arasında yer alan Üst Miyosen yaşlı Ulumuhsine formasyonunun açık kahverengi, kirli sarı, bej ve krem renkte gölsel kireçtaşlarından (Gödene taşı) alınan blok malzeme genellikle iyi tabakalanmalı olup tabaka kalınlıkları 10 cm ile 2 m arasında değişmektedir. Tabaka yüzeyleri oldukça temiz ve düzgündür. Sığ göl ortamında geliştiği için çürüme sonucu gözenekli ve kovuklu bir yapı kazanmıştır. Petrografik olarak incelenen Ulumuhsine kireçtaşı, renk, desen ve doku uyumu bakımından piyasada aranan özelliktedir. Ulumuhsine formasyonuna ait gölsel kireçtaşlarına, TS 699 standartlarına uygun olarak, fiziksel ve mekanik özelliklerini belirlemek amacı ile birim hacim ağırlık tayini, porozite, boşluk oranı, ağırlıkça su emme ve don sonrası ağırlık kaybı, tek eksenli basınç dayanımı, eğilme direnci, darbe direnci, Böhme yüzeysel aşınma direnci deneyleri yapılmıştır. TS 699 ve TS 11143 standartlarına göre yapılan deneyler neticesinde Konya güneyindeki Miyosen yaşlı karbonatlı kayaçların yapı ve kaplama taşı olarak kullanılabileceği, ancak darbe direnci ve Böhme yüzeysel aşınma direnci değerlerinin düşük çıkması nedeniyle daha çok kaplamada tercih edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bölgede yaklaşık olarak 4.000.000 m3 üretilebilir kireçtaşı rezervi hesaplanmıştır.Article KONYA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK VE DOĞA BİLİMLERİ FAKÜLTESİNE AİT BİNALAR İÇİN ENERJİ VERİMLİLİĞİNİ ARTIRMAYA YÖNELİK ÖRNEK BİR ÇALIŞMA(2022) Korkmaz, Gülin Gençoğlu; Samancı, AhmetDünyada ve ülkemizde artan enerji maliyetleri, fosil yakıtların tükeniyor olması, yenilenebilir enerji kaynaklarında da henüz istenen kurulu güç potansiyeline erişilememiş olması, enerjide dışa bağımlılık ve çevresel endişeler binalarda enerjinin verimli kullanımını zorunlu kılmıştır. Özellikle kamu kurum ve kuruluşlarından başlanmak üzere tüm yapılarda enerji tasarrufu yoluna gidilmesi, enerjinin verimli kullanılması ve hatta var olan enerjinin daha sonra kullanılmak üzere depolanması ülkemizin enerji verimliliği ve yönetimi konusunda üst sıralara ilerlemesine yardımcı olacaktır.Üniversitelerde enerjinin verimli kullanılması ile hem enerji maliyetlerinin üniversite bütçesi üzerindeki yükü hafifletilebilecek, hem de sürdürülebilir üniversite kriterleri için önemli bir adım atılabilecektir. Bu amaçla, bu çalışmada Konya Teknik Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi binasının (KTUN) enerji açısından mevcut durumu ortaya çıkarılmış ve enerji verimlilik potansiyeli incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, üniversitenin 2020-2021 yılı enerji tüketim değerinin sırasıyla 482 ve 502 Ton Eşdeğer Petrol (TEP) olduğu bununla birlikte yıllık CO2 salınımının 2020 yılında 135 toneşd.CO2 ve 2021 yılında 141 toneşd.CO2 olduğu belirlenmiştir. Bir başka deyişle bu rakamlar sırasıyla 1164 ton ve 1215 ton karbon ayak izine karşılık gelmektedir. Yapılan çalışmadan yola çıkılarak başta kamu kurum ve kuruluşlarında olmak üzere tüm yapılarda enerji mevzuatlarına göre enerji tasarrufu, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kaynakları ile ilgili çalışmalara bir an önce başlanması ve gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir.

