Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.13091/1624
Browse
Browsing Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Koleksiyonu by WoS Q "Q4"
Now showing 1 - 20 of 175
- Results Per Page
- Sort Options
Article Citation - WoS: 5Citation - Scopus: 412th June 2017 Offshore Karaburun-Lesvos Island Earthquake Coseismic Deformation Analysis Using Continuous Gps and Seismological Data(SCIENTIFIC TECHNICAL RESEARCH COUNCIL TURKEY-TUBITAK, 2021) Yıldız, Hasan; Çırmık, Ayça; Pamukçu, Oya; Özdağ, Özkan Cevdet; Gönenç, Tolga; Kahveci, MuzafferUnderstanding the tectonic mechanism generated by the earthquakes and faults is possible only if the preseismic, coseismic and postseismic crustal deformation related to the earthquakes is determined properly. By the analysis of continuous GPS (CGPS) coordinate time series, it is possible to estimate the crustal deformation. Besides, accelerometer records at strong motion stations (SMSs) may support the CGPS-based estimates. In this study, CGPS coordinate time series were analyzed in comparison with the accelerometer records for clarifying the coseismic deformation caused by the earthquake occurred in the surrounding of Lesvos fault located in the northern part of Karaburun within the active mechanism that controls the area where the earthquakes occurred during June 2017 on the offshore Karaburun. The activity of this fault continued throughout June 2017 until the time when the main shock (12th June 2017, M-W = 6.2) occurred. We analyzed CGPS coordinate time series of AYVL and CESM and DEUG stations to determine the coseismic deformation due to the offshore Karaburun-Lesvos Island earthquake using the empirical mode decomposition (EMD) method. Besides, the EMD method results were compared with the accelerometer records obtained from the SMSs close to the CGPS stations and CGPS-based results were found to be consistent with the accelerometer records. Additionally, the horizontal displacements were calculated by Coulomb 3.3 software using different focal plane solutions and compared with CGPS-based results. Consequently, it is suggested an integrated use of CGPS and strong motion accelerometer networks for the joint assessment of the crustal deformation and for the cost-effective use of existing observation networks as well as for the establishment of future observation networks at lower cost.Article Citation - WoS: 1Citation - Scopus: 2Adaptive State Feedback Control Method Based on Recursive Least Squares(Kauno Technologijos Universitetas, 2022) Levent, Mehmet Latif; Aydoğdu, ÖmerThis study revealed an adaptive state feedback control method based on recursive least squares (RLS) that is introduced for a time-varying system to work with high efficiency. Firstly, a system identification block was created that gives the mathematical model of the time-varying system using the input/output data packets of the controller system. Thanks to this block, the system is constantly monitored to update the parameters of the system, which change over time. Linear quadratic regulator (LQR) is renewed according to these updated parameters, and self-adjustment of the system is provided according to the changed system parameters. The Matlab/Simulink state-space model of the variable loaded servo (VLS) system module was obtained for the simulation experiments in this study; then the system was controlled. Moreover, experiments were carried out on the servo control experimental equipment of the virtual simulation laboratories (VSIMLABS). The effectiveness of the proposed new method was observed taking the performance indexes as a reference to obtain the results of the practical application of the proposed method. Regarding the analysis of simulation and experimental results, the proposed approach minimizes the load effect and noise and the system works at high efficiency. © 2022 Kauno Technologijos Universitetas. All rights reserved.Article Aısı 304 Paslanmaz Çelik Sacın Hidromekanik Derin Çekilmesi(2020) Türköz, MevlütKorozyona karşı üstün dirençleri nedeniyle gıda, mutfak eşyaları, ev eşyaları, otomotiv, uzay vehavacılık ile tıp endüstrisinde sıklıkla kullanılan paslanmaz çelik sac malzemeler, genellikle klasik derinçekme yöntemi ile şekillendirilmektedir. Klasik yöntemlerle yapılan derin çekme işlemlerinde, kalıpyapımının maliyetli, zaman alıcı ve zahmetli olmasından dolayı bu yöntem ile üretim özellikle az sayıdaparça üretiminde ekonomik olmamaktadır. Hidromekanik Derin Çekme (HDÇ) yönteminde ise sıvıbasıncı yardımıyla tek bir kalıp kullanılarak üretim yapmak mümkündür. Böylece karmaşık geometriyeve farklı kalınlığa sahip saclar, kalıp uyumu aranmadan daha ekonomik ve daha kaliteli olarakşekillendirilebilmektedir. Bu çalışmada, AISI 304 kalite paslanmaz sac malzemeden silindirik bir parçanınHDÇ yöntemiyle şekillendirilmesi sonlu elemanlar yöntemi kullanılarak sanal ortamda incelenmiştir.İncelemeler sonucunda, sacda yırtılma ve buruşma oluşturmayacak en uygun kalıp tasarım parametreleribelirlenmiş ve bu parametreler kullanılarak deneysel olarak parça üretiminde tatbik edilmiştir. Sonuçolarak AISI 304 paslanmaz çelik sacın, HDÇ prosesiyle başarıyla şekillendirilmesi için gerekli olanoptimum parametreler belirlenmiş ve sonlu eleman analizlerinin prosesteki optimum parametrelerinbelirlenmesinde güvenle kullanılabileceği ortaya konulmuştur.Article ALÜMİNYUM HİDROKSİT KRİSTALİZASYONU ÜZERİNE LİTYUM SAFSIZLIĞININ ETKİSİ(Konya Technical University, 2020) Ceyhan, Ayhan Abdullah; Temiz, HalilBu çalışmada, farklı modülb değerlerine (1,35; 1,41; 1,45; 1,49; 1,8; 2,0; 2,25; 2,50) sahip sodyum alüminat çözeltilerinin nükleasyon davranışları incelenmiştir. Bu amaçla, çözeltiye verilen farklı aşırı doygunluk değeri (1,321-1,785) ve farklı derişimde (5-20 ppm) lityum (Li) varlığı için bekleme zamanı ölçümleri yapılmıştır. Deneysel çalışmalar sonucu, kritik serbest enerji değişimi, kritik nüklei yarıçapı, kritik nükleide yer alan molekül sayısı ve nükleasyon hızı hesaplanmıştır. Katkısız sodyum alüminat çözeltisi için bekleme zamanının, farklı aşırı doygunluk değerlerine bağlı olarak 100-400 dk. aralığında değiştiği belirlenmiştir. Lityum varlığında ise, en yüksek bekleme zamanı 10 ppm lityum derişimi için 20 dk. olarak tespit edilmiştir. Klasik nükleasyon teorisine göre yapılan hesaplamalar sonucu, lityum varlığında, katkısız ortama kıyasla, kritik nüklei yarıçapının düştüğü, kritik nükleideki molekül sayısının azaldığı ve nükleasyon hızının arttığı belirlenmiştir. 5 ppm lityum katkısı için, katkısız ortama kıyasla, nükleasyon hızındaki artışın yaklaşık 100 kat, 20 ppm lityum katkısı için ise yaklaşık olarak 39 kat olduğu belirlenmiştir. Lityum varlığında, farklı modülb değerlerindeki sodyum alüminat çözeltilerinin bekleme zamanlarının düşük ve yüksek modülb değerine sahip çözeltiler için 6 – 7 dk. aralığında değiştiği tespit edilmiştir. Modülb 1,49 ve 1,8 için ise maksimum 10 dk’lık bekleme süreleri elde edilmiştir.Article Citation - WoS: 3Application of the Shrinking-Core Models for Determination of Dissolution Kinetics of Mn and Zn From Spent Zinc-Carbon Battery Powder in Organic Acid Solution(SCIENDO, 2019) Ağaçayak, Tevfik; Taner, Hasan AliIn this study, dissolution kinetics of manganese and zinc from spent zinc-carbon batteries in acetic acid solution was investigated. To determine the kinetics of dissolution of manganese and zinc, shrinking core model was applied to dissolution recoveries obtained at different temperatures. As a result of kinetic studies, it was determined that manganese and zinc were dissolved in acetic acid solution by diffusion from product layer and then activation energies (Ea) were calculated.Article Arı Algoritması (aa) ve Parçacık Sürü Optimizasyonu (pso) Kullanarak Çeyrek Araç Modeli Tasarım Parametrelerinin Belirlenmesi(Konya Technical University, 2021) Eser, Onur; Çakan, Abdullah; Kalyoncu, Mete; Botsali, FatihBu çalışmada, araç dinamiği çalışmalarında yaygın olarak kullanılan çeyrek araç modeli kullanılmıştır. Çeyrek araç modeli oluşturularak, sistemin yaylı ve yaysız kütlesi, yay sertliği, sönümleme katsayısı ve lastik sertliği olmak üzere beş adet tasarım parametresi optimizasyon algoritmaları aracılığı ile belirlenmek üzere seçilmiştir. Optimizasyonun amacı; belirlenen yol profilinde çeyrek araç süspansiyon sisteminin daha iyi sürüş kabiliyeti ve konfor elde edebilmek adına süspansiyon sistemindeki sapmaların minimize edilmesi olarak belirlenmiştir. Arı Algoritması (AA) ve Parçacık Sürü Optimizasyon (PSO) algoritmaları kullanılarak MATLAB yazılımı aracılığı ile tasarım parametrelerinin optimum değerleri belirlenmiştir. Çeyrek araç modeli blok diyagramı Matlab/Simulink ile oluşturulmuş ve belirlenen optimum değerler kullanılarak, ISO 8608 Standartlı C sınıfı yol profili cevapları incelenmiştir. Yapılan simülasyonlar sonucunda Arı Algoritmasının daha başarılı sonuçlar verdiği gözlemlenmiştir. Elde edilen sonuçlar tablo ve grafikler halinde verilmiştir.Article Citation - WoS: 24Citation - Scopus: 23Artificial Bee Colony Algorithm for Solving Multi-Objective Distributed Fuzzy Permutation Flow Shop Problem(IOS Press BV, 2022) Baysal, Mehmet Emin; Sarucan, Ahmet; Büyüközkan, Kadir; Engin, OrhanThe distributed permutation flow shop scheduling (DPFSS) is a permutation flow shop scheduling problem including the multi-factory environment. The processing times of the jobs in a real life scheduling problem cannot be precisely know because of the human factor. In this study, the process times and due dates of the jobs are considered triangular and trapezoidal fuzzy numbers for DPFSS environment. An artificial bee colony (ABC) algorithm is developed to solve the multi-objective distributed fuzzy permutation flow shop (DFPFS) problem. First, the proposed ABC algorithm is calibrated with the well-known DPFSS instances in the literature. Then, the DPFSS instances are fuzzified and solved with the algorithm. According to the results, the proposed ABC algorithm performs well to solve the DFPFS problems. © 2022 - IOS Press. All rights reserved.Article Citation - WoS: 2Atlas-Based Segmentation Pipelines on 3d Brain Mr Images: a Preliminary Study(EDUSOFT PUBLISHING, 2018) Öziç, Muhammet Üsame; Ekmekci, Ahmet Hakan; Özşen, SeralThree dimensional structural MR imaging is a high-resolution imaging technique used in the detection and follow up of neurological disorders. Rigid changes in the brain are usually interpreted and reported manually by radiologists using MR images. The results of manual interpretation may vary with respect to the experts. At the same time, measurement and segmentation of the brain regions and the manual evaluation of the volume changes are a difficult process. With the increase of numerical methods, automated and semi-automated package programs have been developed for the analysis of brain measurements. These programs use electronic brain atlases or tissue probability maps. However, since the package programs have a lot of analysis time and give only certain outputs, they may be disadvantaged in the use of segmentation and measurement of brain regions. Hence, special pipelines are needed especially to obtain valuable features for artificial intelligence and classification studies. In this study, we propose pipelines to segment 3D certain brain regions, which will help to find the basic features such as volume changes, intensity variations, symmetry deteriorations, and tissue changes. With these pipelines, 3D segmentation of the brain regions defined in the atlas can be performed and normalized. It is aimed to use these studies as a preliminary study in order to quantitatively determine the basic changes in the brain by performing the volume of interest methods and to formulate a decision support system.Article Automatic Phase Reversal Detection in Routine Eeg(CHURCHILL LIVINGSTONE, 2020) Yıldırım, Sema; Koçer, Hasan Erdinç; Ekmekçi, Ahmet HakanElectroencephalograph (EEG), a valuable tool in the clinical evaluation, is readily available, safe and provides information about brain function. EEG interpretation is important for the diagnosis of neurological disorders. The long-term EEG data may be required to document and study neurosciences that include many epileptic activities and phase reversal (PR) etc. However, analyze of the long-term EEG done by an expert neurologist is much time consuming and quite difficult. Therefore, an automatic PR determination method for analyzing of long-term EEG is described in this study. The presented technique was applied to the pathological EEG recordings that were obtained from two different datasets gathered as a retrospective in Selcuk University Hospital (SUH) and Boston Children's Hospital (BCH). With this method, PR in the dataset was determined and then compared with the ones detected by the specialist doctor. Two tests were carried out in the SUH dataset and the classification success of the method was 83.22% for test 1 and 85.19% for test 2. On the other hand, three tests were carried out for two different position values for BCH dataset. The highest classification success of the six tests was 75% for test 5, while the lowest classification success appeared as 58.33% for test 6. As a result, the overall success in the detection of PR with the conducted method is 84.20% for SUH and 66.7% for BCH. According to these results, the determination of PR that is known to be indicative of neurological disorders and presenting them to expert information will accelerate the interpretation of long-term EEG recordings.Article Citation - WoS: 2Citation - Scopus: 2Autonomously Simultaneous Localization and Mapping Based on Line Tracking in a Factory-Like Environment(VSB-TECHNICAL UNIV OSTRAVA, 2019) Durdu, Akif; Korkmaz, MehmetThis study is related to SLAM, also known simultaneous localization and mapping which is highly important and an indispensable issue for autonomous mobile robots. Both an environment mapping and an agent's localization are provided with SLAM systems. However, while performing SLAM for an unknown environment, the robot is navigated by three different ways: a user guidance, random movements on an exploration mode or exploration algorithms. A user guidance or random exploration methods have some drawbacks that a user may not be able to observe the agent or random process may take a long time. In order to answer these problems, it is searched for a new and autonomous exploration algorithm for SLAM systems. In this manner, a new kind of left-orientated autonomous exploration algorithm for SLAM systems has been improved. To show the algorithm effectiveness, a factorylike environment is made up on the ROS (Robot Operating System) platform and navigation of the agent is observed. The result of the study demonstrates that it is possible to perform SLAM autonomously in any similar environment without the need of the user interference.Article Bacaklı Robotların Yürüme Stratejileri Üzerine Bir Literatür Taraması(Gazi Üniversitesi, 2020) Bakırcıoğlu, Veli; Kalyoncu, MeteBu çalışmada, ayaklı hareket üzerine yapılan geçmiş dönem araştırmalara; özellikle, ayaklı robotlar literatürünün önemli kilometretaşlarına değinilmiştir. Geçmiş dönem araştırmalardan, öncelikle canlıların yürüyüşü ve bunu taklit edebilen makineler üzerineyapılan çalışmalardan bahsedilmiştir. Daha sonra, çalışmanın konusu olan ayaklı robotların tarihçesi ele alınmıştır. Ayaklı robotlarüzerine yapılan çalışmalarda, yürüyüş stratejisi olarak iki temel yaklaşım söz konusudur; statik yürüyüş ve dinamik yürüyüş. Busebepten dolayı ayaklı robotlar tarihçesi, Statik Yürüyen Ayaklı Robotlar ve Dinamik Yürüyen Ayaklı Robotlar olmak üzere ikitemel başlık altında kronolojik sırayla anlatılmıştır. Statik Yürüyen Ayaklı Robotlar başlığında, engebeli yüzeylerde hareket veengelleri aşma gibi arazi adaptasyonunun daha karmaşık problemleriyle başa çıkmak için çok bacaklı sistemlerin kontrol edilmesineyönelik tekniklerin geliştirilmesi üzerine yapılan araştırmalar; Dinamik Yürüyen Ayaklı Robotlar başlığında ise, koşma ve zıplamagibi oldukça gelişmiş hareket kabiliyetlerine sahip ayaklı sistemler geliştirebilmek için dinamik kontrol kavramlarının vetekniklerinin ilerletilmesi üzerine yapılan araştırmalar sunulmuştur.Article BETONARME KİRİŞLERİN ŞEKİL DEĞİŞTİRME ESASLI HASAR SINIRLARININ ARAŞTIRILMASI(2020) Yüksel, S. Bahadır; Foroughi, Saeid; Jamal, RohullahYapısal elemanların deprem performansının belirlenmesi için bu çalışmada, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği 2018’de betonarme elemanlar için öngörülen şekil değiştirme esaslı hasar sınırları analitik olarak incelenmiştir. Farklı geometri ve parametrelerde betonarme kiriş modelleri tasarlanmıştır. Gerçek malzeme davranışları esas alınarak elde edilen momenti-eğrilik ilişkilerinden kiriş kesitlerinin elastik ötesi davranışları incelenmiştir. Betonarme kiriş modelleri için moment-eğrilik ilişkilerinden elde edilen veriler kullanılarak kiriş kesitlerinin kırılma durumları ve davranışları incelenmiştir. Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği 2018’de verilen hasar sınır değerleri betonarme kiriş modelleri için hesaplanmıştır. Şekil değiştirme değerleri TBDY 2018’de tanımlanmış olan Göçmenin Önlenmesi, Kontrollü Hasar ve Sınırlı Hasar Performans seviyeleri için hesaplanmıştır. Betonarme kirişler için göz önüne alınan üç ayrı hasar sınırı ve bu hasar sınırlarına karşı gelen birim şekil değiştirme değerleri incelenmiştir. İlgili yer değiştirme taleplerine karşılık gelen kiriş hasarları gözlenmiş ve hasar sınırları değerlendirilmiştir. Betonarme kirişlerde farklı performans düzeyi için beton ve donatı çeliği birim şekil değiştirmeleri ve plastik dönmeleri hesaplanarak performans düzeyleri araştırılmıştır. Göçmenin Önlenmesi ve Kontrollü Hasar performans düzeyleri için plastik dönmelerin hasar sınırları; akma eğriliği, kopma eğriliği, plastik mafsal uzunluğu, kesme açıklığı ve boyuna donatı çapının fonksiyonudur.Article Betonarme Kolonların Sargısız ve Sargılı Beton Dayanımının Analitik Olarak Araştırılması(2019) Yüksel, S. Bahadır; Foroughi, SaeidBetonarme kolonlar taşıyıcı sistemlerin moment aktaran kritik yapısal sistemleridir ve yeterli dayanımve süneklikte tasarlanmalıdır. Betonarme kolonların sargı donatısı özellikle depreme maruz kaldıklarıdurumlarda sargı etkisi ile kolonların dayanım ve sünekliğinin artırmasında önemli rol oynar. Betonarmekolonlarda sargı donatısı boyuna donatının yerel burkulmasını geciktirmek, kesme kuvvetine karşıkoymak, ani kesme kırılmasını önlemek ve sargı etkisi ile dayanım ve sünekliği artırmak için kullanılır.Sismik yüklere maruz kalan betonarme elemanların davranışı, esas olarak betonun nihai dayanımına vesünekliğine bağlıdır. Bu parametreleri araştırmak için değişik geometride betonarme kolon modelleritasarlanmıştır. Sargı donatı çapının ve sargı donatı aralığının betonarme kolon modellerinin davranışınaetkisi analitik olarak araştırılmıştır. Sargı donatıları ile sarılmış betonarme kolon modellerinin davranışınıaraştırmak için literatüre sunulmuş olan analitik modeller kullanılmıştır. Farklı parametrelerde tasarlanansargılı kolon modelleri için gerilme-birim şekil değiştirme eğrileri çizilmiş ve elde edilen sonuçlarkarşılaştırılarak yorumlanmıştır.Article BİR HİDROLİK DERİN ÇEKME PRES MAKİNESİNİN PLC TABANLI BULANIK MANTIK KONTROLÜ VE ENDÜSTRİ 4.0 UYGULAMASI(Konya Technical University, 2019) Aydoğdu, Ömer; Çatkafa, AhmetBu makalede bir derin çekme pres makinesinin PLCtabanlı bulanık mantık kontrolü gerçekleştirilmiştir. PLC ortamında BulanıkMantık Denetleyiciler için bulanıklaştırma, çıkarım işlemi ve durulaştırmaadımları ayrı bloklar olarak gerçekleştirilmiş, blokların program dâhilindeyürütülmesi ile kontrol işlemi gerçekleştirilmiştir. PLC ortamında gerçekleştirilenbulanık mantık kontrol programı, derin çekme pres makinasında uygulanmış vekarşılaştırma amaçlı sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca hidrolik derin çekme presmakineleri için Endüstri 4.0 kavramı incelenmiş, mevcut sistemlerlekarşılaştırılması yapılmış ve mevcut sistemlerin Endüstri 4.0’a uyumları elealınmıştır. Çalışmada, proje kapsamında iki farklı hidrolik derin çekme presmakinesi ele alınmıştır. Bunlardan biri klasik olarak kontrol edilen AC motortahrikli sabit devir ve debide olan hidrolik güç ünitesi ile çalışan birprestir. Diğer makine ise servo motor tahrikli değişken debili hidrolikpompanın bulunduğu hidrolik güç ünitesi ile çalışan sistemdir. Bu iki sistemarasında belirli özellikler için kıyaslama yapılarak Endüstri 4.0 uyumu veüstünlüğü somutlaştırılmaya çalışılmıştır.Article Borularda Zamanla Peri̇yodi̇k Olarak Deği̇şen Sinir Şarti İle Geçi̇ci̇ Reji̇m Isi Transferi̇(2018) Altun, Aziz Hakan; Ateş, Ali; Atmaca, Şükrü Ulaş; Koçak, Saim; Bilir, ŞefikBorularda ısıl gelişme bölgesi geçici rejim ısı transferi, zamanla periyodik olarak değişen cidar dış yüzey sıcaklığı sınır şartında incelenmiştir. Problem, iki bölgeli bir boruda, hidrodinamik olarak gelişmiş laminer akış için, eksenel akışkan iletimi dikkate alınarak ele alınmış ve sonlu farklar yöntemi ile sayısal olarak çözülmüştür. Peclet sayısı ve açısal frekansın ısı transferi karakteristikleri üzerindeki etkilerini belirleyebilmek için parametrik bir çalışma yapılmıştır. Elde edilen sonuçlardan akışkan eksenel iletimi nedeniyle borunun üst akış bölgesine, akışa ters yönde önemli ölçüde ısı transfer edildiği ve bunun akışkanın borunun ısıtılan alt akış bölgesine gelmeden önce ön ısıtılmasına neden olduğu görülmüştür. Ayrıca alt akış bölgesi dış yüzey sıcaklığındaki periyodik değişime uygun olarak, tüm ısı transferi karakteristiklerinin de, ön ısıtma ve tam gelişmiş bölge de dahil olmak üzere, tüm eksenel konumlarda zamanla periyodik olarak değiştiği görülmüştür.Article Carstic Geopark Tourism in the World and Geopark Suggestion Area: Karapınar (konya- Turkey)(Konya Technical University, 2020) Öztürk, Alican; Horasan, Bilgehan YabguJeopark kavramının temelleri Dünya da ilk olarak 17. Yüzyıla kadar dayanmaktadır. Ülkemiz ise jeopark kavramı ile 1970 yıllarında tanışmıştır. Oluşumu milyonlarca yıl alabilen jeolojik yapıların korunması ve sonraki nesillere aktarılması, hızla küreselleşen Dünyada önem kazanmıştır. Özelikle doğa turizmine meraklı insanların ilgisini çeken, özel jeolojik yapıları görmek ve gezmek isteyen insanların artan ilgisi nedeni ile jeopark turizmi Dünyada yaygınlaşmıştır. UNESCO listesinde Dünyada 147 adet jeopark mevcut olup, ülkemizde ise bu listeye girmeye hak kazanan Kula jeopark alanı bulunmaktadır. Karstik alanların jeoturizminde cezbedicili yanında, insanların karst yapılarına olan ilgileri, karstik yapıların meydana getirdiği jeopark alanlarının önemini artırmaktadır. Karapınar potansiyel jeopark alanı, Orta Anadolu’da, Konya idari sınırları içerisinde ve merkeze yaklaşık 100 km uzaklıktadır. Karapınar ilçe merkezinin hemen doğusunda, yaklaşık 1500 km² lik bir alanı kapsayan jeolojik miras alanı, bu alan etrafındaki jeositler, arkeolojik ve kültürel sit alanları olarak değerlendirilmektedir. Bölgede, muhtelif boy ve ebatlarda, sulu veya susuz 20 den fazla sayıda obruk bulunmaktadır. Jeopark öneri alanında bulunan, halk arasında nazar boncuğu olarak ta adlandırılan Meke gölü, Karapınar- Ereğli yolu üzerinde yaklaşık 7. km’de, ana asfaltın yaklaşık 1.5 km kuzey batısında kalmaktadır. Jeolojik terim kavramıyla Meke Maarı olarak tanımlanan Meke Gölü, Pleyistosen’den itibaren iki aşamalı volkanik aktivite ile sönmüş bir volkan kraterinin suyla dolmasıyla oluşan ve ortasında adacıklar bulunan bir krater gölüdür. Diğer bir göl olan Acıgöl ise, Karapınar Ereğli yolu üzerinde 5. Kilometrede gözlenen ve anayolla yaklaşık 500 metre mesafede yer alan sığ krater gölü görünümündeki maar, volkan patlamasıyla meydana gelmiş çukurdan ibarettir.Article Citation - WoS: 5Citation - Scopus: 5Classification of Medical Thermograms Belonging Neonates by Using Segmentation, Feature Engineering and Machine Learning Algorithms(INT INFORMATION & ENGINEERING TECHNOLOGY ASSOC, 2020) Örnek, Ahmet Haydar; Ervural, Saim; Ceylan, Murat; Konak, Murat; Soylu, Hanifi; Savaşçı, DuyguMonitoring and evaluating the skin temperature value are considerably important for neonates. A system detecting diseases without any harmful radiation in early stages could be developed thanks to thermography. This study is aimed at detecting healthy/unhealthy neonates in neonatal intensive care unit (NICU). We used 40 different thermograms belonging 20 healthy and 20 unhealthy neonates. Thermograms were exported to thermal maps, and subsequently, the thermal maps were converted to a segmented thermal map. Local binary pattern and fast correlation-based filter (FCBF) were applied to extract salient features from thermal maps and to select significant features, respectively. Finally, the obtained features are classified as healthy and unhealthy with decision tree, artificial neural networks (ANN), logistic regression, and random forest algorithms. The best result was obtained as 92.5% accuracy (100% sensitivity and 85% specificity). This study proposes fast and reliable intelligent system for the detection of healthy/unhealthy neonates in NICU.Article Cleaning of Beysehir (bayavsar) Coal in Turkey With Hydrophobic Flocculation Using Waste Motor Oil(Univ Alexandru Ioan Cuza Iasi, Editura Univ, 2021) Ağaçayak, Tevfik; Ağca, OsmanIn this study, the hydrophobic flocculation behavior of lignite coal obtained from Beysehir region in Turkey and the effect of some parameters were investigated. These parameters were selected as pH, amount of dispersant, amount of binding liquid, flock growth time, stirring speed, flocculation time and solid ratio. The ash content (ash, %) and combustible recovery (CR, %) of the flocks obtained as a result of the experiments were determined. As a result of the studies, the optimum pH value (3), amount of sodium silicate (1 mL), amount of waste motor oil (3 mL), flock growth time (1 min), stirring speed (1250 rpm), flocculation time (2 min) and solid ratio (5 g) were determined. The hydrophobicity of fine coal grains was increased by using waste motor oil. According to the hydrophobic flocculation results of coal grains, flocks with 17.03% ash content and 99.06% combustion recovery were obtained. While the contact angle of the original coal was 44 degrees, it was observed that the contact angle of the obtained flocks reached 117 degrees. It was determined from experiments that the surfaces of the coal grains have a very high hydrophobicity. As a result, clean coal with a reduced ash content of 53.22% was obtained.Article Co2 Capture Using Polyethyleneimine Functionalized Silica Xerogels(Konya Technical University, 2021) Kaya Güzel, Gülcihan; Deveci, HüseyinCO2 capture technologies using solid adsorbents are promising approach to reduce environmental pollution resulting from CO2 emission. In this study, silica xerogel derived from cheap precursor was used as a CO2 adsorbent after polyethyleneimine (PEI) functionalization. Fourier transform infrared (FTIR) analyses indicated that PEI functionalized silica xerogels were successfully prepared. N2 adsorption-desorption isotherms revealed that PEI loading decreased specific surface area and pore volume of the neat silica xerogel in contrast to pore size. An increase in particle size of the neat silica xerogel was observed in the case of PEI loading. Positively surface charged silica xerogels were obtained with PEI loading of the neat silica xerogel which had negatively charged surface. CO2 adsorption measurements showed that CO2 adsorption capacity of the neat silica xerogel (0.98 mmol g-1) significantly increased with increasing PEI loading (30 – 70 wt%). At optimum PEI loading (50 wt%), CO2 adsorption capacity of silica xerogel was determined as 1.94 mmol g-1. After 5 adsorption-desorption cycles, PEI functionalized silica xerogels still exhibited high CO2 adsorption capacity. The hopeful results showed that PEI functionalized silica xerogels can be used as an adsorbent with a good CO2 adsorption performance and stability.Article Coğrafi Bilgi Sistemi Yardımıyla Niğde Kentinde Katı Atık Depolama Alanı Yer Seçiminin İncelenmesi(Konya Technical University, 2019) Ertunç, Ela; Bozdağ, Aslı; Gökçek, Öznur BegümGünümüzde artan nüfus ve tüketim hızı katı atıkların daha ekonomik, çevreye duyarlı ve kontrollü olarak kentsel alandan uzaklaştırılması ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Kentsel alanın artan nüfus ile birlikte giderek büyümesi ve kırsal alanın doğal yapısının hayatın devamlılığı için korunması gerekliliği katı atıkların depolanması için uygun yer seçimini oldukça önemli bir süreç haline getirmiştir. Kentsel alanlarda; artan nüfus yoğunluğu ve katı atık üretim hızı, arazi kullanım çeşitliliği, çevresel ve iklimsel değişimler ve katı atık depolama sahalarına ilişkin kentsel paydaşların (uygulayıcı, yönetici ve yaşayan paydaşlar) beklentileri katı atık depolama sahalarının yer seçimini karmaşık bir süreç haline getirmektedir. Katı atıklar için bu karmaşık ve çok aktörlü sürecin ekonomik, çevresel ve sosyal boyutlarıyla başarılı bir şekilde yönetilerek kentsel ve kırsal yaşamın korunarak geliştirilebilmesi bir sistemi gerektirmektedir. Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) ve uygulamaları grafik ve grafik olmayan veriyi depolama ve beraber kullanarak analiz etme, modelleme ve görselleştirme yetenekleri ile bu karmaşık sürecin yönetilmesinde ve izlenmesinde önemli bir araçtır. Bu çalışmada, Türkiye’nin Niğde ili kent merkezinde yer alan katı atık deponi alanının yeri CBS yardımıyla yapılan analizler (arazi kullanım, eğim, görünürlük, konumsal mesafeler) ile değerlendirilmiştir. Analizlerle katı atık deponi alanının yerinin Niğde kent merkezinin stratejik planlama sürecinde değişen arazi kullanımına uygunluğu tartışılmıştır.

