Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.13091/9
Browse
Browsing Lisansüstü Eğitim Enstitüsü by Scopus Q "N/A"
Now showing 1 - 20 of 1100
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis 21. Yüzyılda Hesaplamalı Tasarım Yöntemi ile Tasarlanan Mimari Formların Algısal Değerlendirilmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2023) Çalışkan, Ayşe Seda; Kuyrukçu, Emi̇ne Yildiz21. yüzyılda bilgi teknolojilerindeki gelişmelerin etkisiyle genetik, matematik, fizik gibi birçok disiplinde yaşanan değişimler, mimarlık alanında da etkisini göstermiştir. Bilgisayar destekli tasarım ve üretim teknikleri, mimari tasarım yaklaşımlarını derinden etkilemiş, dijital medyanın sunduğu olanaklar ile tasarım yöntemleri değişerek bilgisayar, mimari formun tasarımında önemli bir rol oynamaya başlamıştır. Geleneksel tasarım yöntemleri ile inşa edilemeyecek karmaşıklığa sahip formlar, bu teknikler kullanılarak dijital ortamda kolaylıkla tasarlanabilmekte ve üretilebilmektedir. Bu tez çalışması öncelikle bilgisayar teknolojilerinin etkisi ile geçmişten günümüze mimari formda meydana gelen değişim ve gelişimi incelemektedir. Tezin ana hedefi ise son dönem hesaplamalı tasarım ile tasarlanmış formların mimar, mimar olmayan tarafından nasıl algılandığını analiz etmek ve gruplar arası algısal farklılıkları ölçmektir. Bu amaçla kavramsal tartışma bölümünde öncelikle geçmişten günümüze formun dönüşümü analiz edilmiş, sonrasında deneysel çalışma kurgulanmıştır. Bu çalışmada literatüre paralel olarak aldıkları eğitimle bağlantılı olarak mimarlık bölümü öğrencileri 'mimar', inşaat mühendisliği öğrencileri ise 'mimar olmayan' kategorisinde değerlendirilmiştir. Anket çalışması için mimar statüsünde Konya Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü 4. sınıf öğrencilerinden 42 katılımcı ve inşaat mühendisi statüsünde Konya Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü 4. sınıf öğrencilerinden 42 katılımcı olmak üzere toplam 84 öğrenci ile anketler yapılarak, katılımcıların hesaplamalı tasarım ürünü formlara yönelik algısal farklılıkları ölçülmüştür. Alan çalışması kapsamında seçilen yapıların tamamı 21. yüzyılda hesaplamalı tasarım yöntemi ile tasarlanmış ikonik formlardır. Katılımcılardan kendilerine yöneltilen yapı görsellerinin her birini belirtilen sıfat çiftleri özelinde 10 basamaklı anlamsal farklılaşma ölçeği (1:olumlu, 10: olumsuz) yardımı ile değerlendirmeleri istenmiştir. Anket çalışması sonucunda elde edilen veriler analiz edilmiş, analizler yorumlanarak bulgular ortaya konulmuştur. Yapılan analizler neticesinde literatüre paralel olarak mimar katılımcıların mühendis katılımcılara kıyasla hesaplamalı tasarım ürünü mimari formlara daha eleştirel yaklaştıkları belirlenmiştir. Literatürde yer alan karmaşıklık ve beğeni arasındaki ters 'U' ilişkisi bu çalışma ile desteklenmiştir. Katılımcıların orta derecede karmaşık olarak değerlendirdikleri formlarda beğenileri en yüksek çıkmıştır. Çalışma ile mimar katılımcıların akışkan olarak değerlendirdikleri formlarda beğeni düzeyleri mühendislere göre daha yüksekken, mühendislerin durgun olarak değerlendirdikleri formlarda beğeni düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca mimar katılımcıların kendilerine sunulan mimari formları mühendis katılımcılara oranla daha tanıdık buldukları; mimarların somut nesnel çağrışımları beğenmedikleri, mimar olmayanların ise aşina olarak beğendikleri tespit edilmiştir. Literatüre ek olarak çalışma kapsamında belirlenen beğeni ve formda rastgele tavır var/formda rastgele tavır yok sıfat çifti arasında mimar ve mimar olmayan algısında ters 'U' ilişkisi bulunmuş; formda rastgele tavrın belirli bir seviyeye kadar iki grup için de beğeniyi artırdığı, belli bir seviyenin üstünde olduğunda ise beğeniyi düşürdüğü tespit edilmiştir. Çalışmanın bir diğer bulgusu olarak, formun genelinde olan tekrarın, mimar katılımcıların beğenisini düşürdüğü, mühendis katılımcıların beğenisini yükselttiği belirlenmiştir. Ayrıca çalışma ile formda kontrollü deformasyonun mimar katılımcılarda daha baskın olmakla beraber her iki grubun beğeni düzeyini artırdığı tespit edilmiştir. Mimar ve mühendis grubun strüktürel mükemmeliyet gösteren yapılarda da hemfikir oldukları, bu yapıları etkileyici bularak beğendikleri tespit edilmiştir.Master Thesis 3 Boyutlu Coğrafi Verilerden Otomatik ve Hiyerarşik Olarak, Ogc Standardı 3d Tiles'ların Oluşturulması(Konya Teknik Üniversitesi, 2024) Kabakcı, Rümeysa; Uğuz, Harun3D Tiles, coğrafi bilgi sistemlerinde 3 boyutlu verilen temsil edilmesi ve depolanması için geliştirilmiş bir standarttır. Geleneksel 2 boyutlu harita ve görüntülerin yanı sıra, artan taleplerle birlikte 3 boyutlu verilerin kullanımı da hızla artmaktadır. Ancak, büyük ve karmaşık 3 boyutlu verilerin etkili bir şekilde depolanması, işlenmesi ve aktarılması zor olabilir. 3D Tiles, bu zorlukların üstesinden gelmek için geliştirilmiştir. Bu standart, büyük miktarda 3 boyutlu veriyi hiyerarşik olarak düzenler ve parçalara ayırır, böylece verilerin daha hızlı yüklenmesi ve işlenmesi mümkün hale gelir. Tez çalışması kapsamında, 3 boyutlu coğrafi verilerin OGC (Open Geospatial Consortium) standardı olan 3D Tiles formatına otomatik ve hiyerarşik bir şekilde dönüştürülmesi incelenmiştir. OGC, coğrafi bilgi sistemleri ve lokasyon tabanlı hizmetler için uluslararası standartlar geliştiren bir organizasyondur. Çalışma kapsamında hem açık kaynaklı hem de verinin 3D Tiles setlerine dönüşüm aşamasına kadar hiçbir müdahale gerektirmeyen bir uygulama geliştirilmiştir. Bu uygulama, veri yoğunluğuna göre hiyerarşik bir bölümleme yapabilme yeteneğine sahiptir. Tez çalışmasında, hiyerarşik bölümleme probleminin çözümü için QuadTree, Octree, Kd-Tree, R-Tree ve önerilen Optimize QuadTree algoritmaları uygulanmıştır. Bu algoritmaların kullanımıyla elde edilen sonuçlar; oluşturulma süreleri, ağaç yapısı ve dosya boyutları açısından karşılaştırılarak en ideal bölümleme yöntemi belirlenmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma 3 boyutlu coğrafi verilerin 3D Tiles formatına otomatik ve hiyerarşik bir şekilde dönüştürülmesi sürecinde literatüre önemli bir katkı sağlamıştır. Elde edilen sonuçlar, büyük ölçekli 3 boyutlu coğrafi verilerin verimli bir şekilde akışı ve 3D Tiles setlerine dönüştürülmesi aşamasında başarılı değerler elde edilmiştir. Bu dönüşüm süreci; açık kaynaklı, müdahale gerektirmeyen ve veri yoğunluğuna göre hiyerarşik bir bölümleme yapabilme yeteneğine sahiptir ve oluşturma süreleriyle dosya boyutu açısından daha verimli sonuçlar sunmaktadır. Bu çalışma, gelecekteki kentsel planlama ve modelleme çalışmaları için önemli bir referans niteliği taşımaktadır.Master Thesis 30 Ekim 2020 Ege Denizi Depremi'nin Kabuk Deformasyonuna Etkisinin Tusaga-aktif Verileri ile İncelenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2024) Baş, İbrahim Çağdaş; Abbak, Ramazan AlpayTUSAGA-Aktif (Türkiye Ulusal Sabit GNSS Ağı) sistemi, 181 adet sabit GNSS (Küresel Konum Belirleme Sistemleri) istasyonu ile, ticari ve akademik çalışmalar için kullanıma sunulmuştur. Sistemden yüksek doğrulukta veri elde edilebilmesi, yer kabuğu hareketleri nedeniyle meydana gelen deformasyonların izlenmesini kolaylaştırmıştır. 30 Ekim 2020 tarihinde Ege Denizi'nde (Sisam Adası açıklarında) yerel saat ile 14.51'de aletsel büyüklüğü Ml=6.6 (Mw=6.9) olan bir deprem meydana gelmiştir. Çalışmanın amacı deprem etki alanında seçilen TUSAGA-Aktif istasyonlarında, bu deprem kaynaklı herhangi bir kabuk deformasyonu olup olmadığının incelenmesidir. Bu kapsamda AYD1, CESM, DIDI, IZMI, KIKA ve SALH istasyonlarının deformasyon yönleri ve büyüklükleri belirlenmiştir. Deprem tarihinden 15 gün önce ve 11 gün sonrasına ait RINEX (Receiver Independent Exchange) gözlem verileri internet tabanlı GNSS servislerinden CSRS-PPP (Canadian Spatial Reference System Precise Point Positioning Service) ve OPUS'ta (Online Positioning User Service) değerlendirilmiş, sonuçlar analiz edilmiştir. CSRS-PPP servisi sonuçlarına göre, kuzey yönde 57.39 mm anlamlı deformasyon miktarı ile depremden en çok CESM istasyonu etkilendiği görülmüştür. OPUS analiz servisi verilerinden de benzer sonuçlar elde edilmiştir.Doctoral Thesis 3d Lidar Nokta Bulutu İşlemede Sınır Gözetimli Voksel Tabanlı Bir Segmentasyon Yöntemi Geliştirilmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Sağlam, Ali; Baykan, Nurdanİç ve dış mekânlarda bulunan yapı ve nesneler Lidar (ışık algılayan ve mesafe ölçen) sistemler ile taranarak nokta bulutu halinde, üç boyutlu (3D) ve renkli olarak dijital ortamlara aktarılabilmektedir. Lidar taramasıyla elde edilen, yapı ve nesneler hakkında detaylı bilgi sağlayan bu 3D nokta bulutu verisinin elemanları olan noktalar, organize edilmiş bir veri yapısı içerisinde konumlandırılmamış olarak düzensiz bir şekilde gelmektedir. Günümüzde Lidar teknolojisindeki gelişmeler, nokta bulutu verilerinin kalitesini artırmasının (daha az konum hatası ve daha yüksek çözünürlüklü olarak) yanında, çok yüksek miktarlarda düzensiz veri yığınını da getirmiştir. Çok yüksek boyuttaki bir veriden benzer özellikteki ve konumsal yakınlığı olan verileri gruplayarak, işlenecek veri sayısını düşürmekle birlikte veriden daha anlamlı bilgiler çıkarılmasını da sağlayan işleme segmentasyon denilmektedir. Segmentasyon, 3D nokta bulutu işlemeyi de kapsayan bilgisayarlı görme alanında büyük miktarda veri ile uğraşmayı gerektiren uygulamalar için oldukça yüksek bir öneme sahiptir. Segmentasyon işleminin de karmaşık veriler üzerinde istenilen özelliklerde ve sürede sonuç vermesi, bilgisayarlı görme alanında ayrı bir uğraş konusu olmuştur. Tez çalışmasında, 3D nokta bulutu işlemede, uygulamanın başarısını önemli oranda etkileyen segmentasyon işleminin daha başarılı ve hızlı bir şekilde yapılabilmesi için yeni bir voksel tabanlı segmentasyon yöntemi geliştirilmiştir. Geliştirilen yöntem, yüzeylerdeki lokal nokta gruplarının oluşturdukları düzlemsel yapıların eğim açıları ve ağırlık merkezleri gibi basit geometrik özelliklerini kullanarak segmentasyon işlemini gerçekleştirebilmiştir. Tez kapsamında, literatürde kullanılan veri setlerinin özellikleri dikkate alınarak, benzer şekilde bir adet iç ve iki adet dış mekânsal ortam, bir karasal Lidar sistemi ile taranarak üç farklı 3D nokta bulutu verisi temin edilmiştir. Elde edilen ham nokta verileri, oluşturulan veri setinin kullanım amacına göre indirgeme, kırpma ve gürültü giderme gibi ön işlemlerden geçirildikten sonra, segmentasyon referans segmentleri de hazırlanarak üç adet veri seti oluşturulmuştur. Tez kapsamında hazırlanan veri setlerine ek olarak, literatürden de iki adet daha segmentasyon veri seti temin edilmiş ve böylece toplam beş adet veri seti segmentasyon karşılaştırmasında kullanılmıştır. Veri setlerinin temin edilmesinin ardından, yöntemlerin nicel değerler üzerinden karşılaştırması aşamasına kadar olan geliştirme ve iyileştirme aşamaları iki ayrı koldan eş zamanlı olarak ilerlemiştir. Bunlardan birisi sekiz dallı ağaç (octree) organizasyonu ile veriyi vokselleme tekniğinin, düzlem özelliği göstermeyen vokseller için yeniden düzlem uydurma ön işleminin ve geliştirilen segmentasyon yönteminin kodlanması aşamalarıdır. Diğeri ise karşılaştırma için literatürde başarı göstermiş segmentasyon yöntemlerinin belirlenmesi, bunların temin edilmesi veya yeniden kodlanması ve nicel karşılaştırma için doğruluk ve F1 skor değerleri hesaplama yöntemlerinin kodlanması aşamalarıdır. Bütün bu geliştirme, iyileştirme ve kodlama aşamaları tamamlandıktan sonra uygulanan yöntemlerin tez kapsamında kullanılan veri setleri üzerindeki segmentasyon çıktılarının doğruluk ve F1 skor sonuçları alınarak, başarı ve çalışma süresi açısından karşılaştırma analizleri yapılmıştır. Geliştirilen yöntem, 0.81 ortalama doğruluk değeri ve 0.69 ortalama F1 skor değeri ile literatürde bulunan ve benzer şekilde noktaların geometrik özelliklerini kullanarak segmentasyon yapan diğer yöntemlere göre segmentasyon başarısı ve hız açısından üstünlük elde etmiştir. Tez kapsamında ayrıca, nokta bulutundaki noktaların renk değerlerinin farklılıkları da belirli etki oranlarında segmentasyona dâhil edilmiş ve renk kalitesi yüksek iç mekân verisinde başarı arttırılmıştır. Tez kapsamında daha sonra, geliştirilen yöntemin farklı parametre değerleri ile literatürden alınan yüksek miktarda noktadan oluşan bir iç mekân anlamsal segmentasyon (semantic segmentation) veri seti (S3DIS) üzerindeki ham nokta bulutu sınıflandırmasında ara işlem olarak kullanımı da incelenmiştir. Sınıflandırma işlemi için, öncelikle geliştirilen yöntemle segmentasyon yapılarak veri segmentlere ayrılmış ve her segmentten bir özellik vektörü çıkarılmıştır. Daha sonra da, bu özellik vektörleri kullanılarak sınıflandırma yapılmıştır. Segmentasyon tabanlı sınıflandırma işlemi, Destek Vektör Makinesi (DVM) ve Rastgele Orman (RO) olarak iki farklı sınıflandırıcı ile ayrı ayrı uygulanmıştır. Sınıflandırma işlemlerinin sonuçları da noktaların sınıf etiketlerinin doğruluk ve F1 skor değerleri üzerinden karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma sonuçlarına göre, ham nokta bulutundaki noktaların sınıflandırma başarıları DVM için 0.76 doğruluk ve 0.48 F1 skor iken RO için 0.83 doğruluk ve 0.70 F1 skor olmuştur. Sonuçlara bakıldığında kullanılan veri ve özellik setlerine göre RO sınıflandırıcısı DVM sınıflandırıcısından daha iyi sonuç vermiştir.Master Thesis 3d Yazici ile Üretilecek Tip Beton Konut Projesinin Türkiye'deki Farkli İklim Bölgelerine Göre Enerji Etkinlik Analizi(Konya Teknik Üniversitesi, 2023) Yalvaç, Esra Sancı; Arslan, Musa HakanGünümüzde yaşanılan çevre sorunları ve enerji tüketimindeki artışın temel sebeplerinden birisi, binalarda enerji tüketiminin fazla olmasıdır. Bu açıdan binaların enerji performansının iyileştirilmesi oldukça önemli bir konudur. Rahatlık ve konfor koşulları ihmal edilmeden sosyal hayatta, yüksek verim ve performans elde edilerek binalarda enerji kullanımı minimum düzeye indirgenmelidir. Türkiye'de düzensiz ve hızlı kentleşme sebebiyle binaların enerji etkin tasarımı göz önüne alınmamıştır. 3D yazıcı ile imal edilen beton binalar tüm dünyada yaygınlaşmaktadır. Genellikle tek katlı tek tip konut projelerinde kullanılmaya başlanan bu yenilikçi yöntem Türkiye'de birkaç örnekle tanışmıştır. 3D yazıcı ile imal edilen beton yapılarda kullanılan duvar tipleri enerji tüketiminde önemli bir parametredir. Bu tez çalışmasında Türkiye'de 3D yazıcı ile imal edilecek tip beton bir konut binası tasarlanarak Türkiye'deki farklı iklim bölgelerine ve farklı duvar tiplerine göre enerji tüketimindeki değişiklik Design Builder programı ile analiz edilmiş ve sonuçlar karşılaştırmalı olarak sunulmuştur. Çalışma kapsamında ilk olarak 3D yazıcı yöntemi ile imal edilmiş bir konut projesinin, modeli REVIT 2022, BIM Modelleme sistemleri ile modellenmiştir. Daha sonra Türkiye'nin 5 farklı iklim bölgelerinden seçilen referans şehirler (Konya, Erzurum, İstanbul, İzmir, Gaziantep) ele alınarak enerji simülasyonunu yapmak amacıyla bina modeli, enerji simülasyon programlarından Energyplus dinamik ısıl simülasyon motorunun arayüzü olan Design Builder simülasyon programına aktarılarak farklı iklim bölgelerine yönelik enerji simülasyonları yapılmıştır. Çalışmada binaların modellemesi yapılırken literatürde ısıl deneyleri yapılmış 6 farklı duvar tipi (C1-200 mm-C6-200 mm) ele alınmıştır. Analizler sonucunda binalar için gerekli ısıtma ve soğutma enerjileri hesaplanmıştır. Enerji etkin kullanımı göz önünde bulundurulduğunda, referans alınan iller arasında, binanın konfor sıcaklığına ulaşabilmesi için anlık gerekli olan ısıtma enerji yükü en düşük İstanbul bölgesinde, 3D yazıcı teknolojisi ile imal edilecek toplam ısı transfer katsayısı değeri 0,34 W/ m²K olan C6- 200 mm duvar modeline sahip duvar tipi ile inşaat edilecek bina olduğu yapılan analizler sonucu tespit edilmiştir. Binanın konfor sıcaklığına ulaşabilmesi için anlık gerekli olan soğutma enerji yükü en düşük Erzurum ilinde 3D yazıcı teknolojisi ile imal edilecek toplam ısı transfer katsayısı değeri 0,72 W/ m²K olan C5- 200 mm duvar modeline sahip duvar tipi ile inşaat edilecek bina olduğu yapılan analizler sonucunda tespit edilmiştir. Literatürde 3D binalar için ilk kez yapılan bu çalışma ile iklim türlerine göre binanın mevcut enerji tüketimini minimum düzeye indirgemek için en uygun duvar tipi belirlenmiştir. Çalışmada ayrıca enerji simülasyon programı aracılığı ile elde edilen hesaplama sonuçları analiz edilerek enerji etkin yaklaşıma dayalı ileriye yönelik yapılacak çalışmalar içinde öneriler sunulmuştur.Master Thesis 3d Yazici ile Yapilan Farkli Formda Beton Konutlarin Enerji Verimliligi Analizi(Konya Teknik Üniversitesi, 2023) Yalvaç, Elif Sancı; Arslan, Musa HakanBinaların enerji verimliliğini hesaplamak için, güneş ışınımı, dış hava sıcaklığı, dış bağıl nem ve toprak sıcaklığı gibi verilere ihtiyaç duyulmaktadır. Gerekli olan ısıtma ve soğutma enerjisi miktarlarını bulmak için yapılan hesaplamalar, binanın bulunduğu yerdeki meteorolojik verilere dayanarak yapılmaktadır. 3D yazıcı teknolojisi ile üretilmiş olan beton konutlarda ısıtma ve soğutma enerjisinin mertebesinin belirlenmesi son derece önemlidir. Türkiye'de bu konuda yapılmış saha ve alan çalışmaları henüz başlangıç seviyesinde olmakla beraber Dünya'da 3D yazıcı ile üretilen beton konutların sayısının gün geçtikçe artıyor olması bu konunun inşaat sektöründe ileriki yıllarda önemli bir araştırma alanı olacağını da göstermektedir. Bu motivasyondan hareketle bu tez çalışmasında Türkiye'nin topraklarının önemli kısmında etkin olan karasal iklim verileri düşünülerek 3D yazıcı ile üretilmiş beton binaların konfor sıcaklıklarına bağlı olarak ısıtma ve soğutma enerjileri hesaplanmıştır. Bu kapsamda özdeş kat alanlarına sahip konutların çatı tipi (düz çatı, yaşam alanı tanımsız beşik çatı 1, yaşam alanı tanımlı beşik çatı 2), pencere / duvar alanları (%20, %30, %40) ve seçilen duvar özelliklerine (organik bağlayıcı ve toz haline getirilmiş silika kumlu Mix 3 karışımı) bağlı olarak 27 farklı model oluşturulmuştur. Modeller üzerinde Design Builder programı ile bina için gerekli olan konfor sıcaklığına ulaşılabilmesi için ihtiyaç olan ısıtma ve soğutma enerjisi, yapının ısıl konforuna ve bu konforun iç ortama göre dağılımına bakılarak hesaplanmıştır. Sonuçlar Excel tablosuna aktarılmış ve gerekli olan ısıtma ve soğutma enerji miktarların grafikler ile karşılaştırılmıştır. Analizler sonucunda Konya bölgesinde 3D yazıcı teknolojisi ile üretilebilecek en uygun binanın, ısıtma enerjisi açısından kıyaslandığında pencere / duvar oranı %20, duvarlarında Mix 3 karışımlı beton kullanılan ve çatısı yaşam alanı tanımlı beşik çatı 2 olan tip olduğu; binanın konfor sıcaklığına ulaşması için gerekli soğutma enerjisi açısından kıyaslandığında pencere / duvar oranı %20, duvarlarında Mix 2 karışımlı beton kullanılan ve çatısı yaşam alanı tanımlı beşik çatı 2 olan tip olduğu tespit edilmiştir. Çalışma neticesinde 3D beton ile imal edilecek konutlar için tasarım önerilerinde de bulunulmuştur.Master Thesis 3d Yersel Lazer Tarama Teknolojisinin Güncel Mimari Koruma Proje Uygulamalarinda Kullanim Olanaklarina Yönelik Degerlendirmeler(Konya Teknik Üniversitesi, 2023) Çelebi, Büşra; Çakmak, Bilgehan YılmazKültürel mirasın belgelenmesi çalışmalarında teknolojik gelişmeler ve araştırmalar sonucu yeni yöntemler kullanılmaya başlanmıştır.Teknolojinin bize sunduğu yöntemlerden 3b lazer tarama teknolojileri mimari belgelemeye birçok kolaylık sağlamıştır.Kullanımı her geçen gün yaygınlaşmaktadır.Lazer tarama yöntemi geleneksel yöntemlere göre daha hızlı, doğruluk oranı yüksek, yüksek kaliteli veri olanağı sağlamaktadır.Ölçüm sırasında elde edilen yoğun nokta bulutundan 3 boyutlu model ve model üzerinden 2 boyutlu ortofotolar elde etmeye yöneliktir. Koruma projesi paftalarında modelden elde edilen ortofotolar kullanılmaktadır. 2 boyutlu çizimlere alltlık oluşturmanın yanı sıra 3 boyutlu renkli modeller, sanal tur,yüksek çözünürlüklü haritalar da elde edilebilmektedir. Dijital ortamda işlenen ve saklanan veriler teknoloji sayesinde çevrimiçi kullanılabilmekte ve kolayca çoğaltılıp, paylaşılabilmektedir.Uygulamanın bu özelliği mirasın belgelenmesine farklı bir boyut kazandırarak miras varlıklarının dijital kaydedilmesine olanak sağlamaktadır. Yüksek lisans tez çalışması kapsamında korunması, belgelenmesi gerekli bir kültür mirası yapısı özelinde yersel lazer tarama yöntemi ile ölçümü yapılmış, model verileri elde edilmiştir.Elde edilen model cad yazılımlarında işlenerek koruma projesine referans oluşturmuştur.Ve alanın koruma projesi çizilmiştir.Süreçte kullanılan lazer tarama yöntemi deneyimlenerek mimari belgeleme alanına getirdiği yenilikler ve kullanım olanaklarına, sunduğu avantajlara ve tespit edilen limitlere yönelik değerlendirmeler yapılmıştır.Doctoral Thesis 5g Mobil Terminaller için Yüksek Kazançlı ve Çoklu Bant Frekans Seçici Anten Sistemi Tasarımı(Konya Teknik Üniversitesi, 2021) Yerlikaya, Mehmet; Gültekin, Seyfettin SinanBilgi ve iletişim teknolojilerindeki muazzam gelişmeler ve gittikçe artan kablosuz kullanıcı sayısı yüksek veri hızına ve kanal kapasitesine olan talebi de arttırmıştır. 1980'lerde birinci nesil (1G) ile başlayan mobil haberleşme sistemleri her on yıllık süreçte yeni bir nesil olarak kendini yenilemiş ve günümüzde "gelecek nesil" olarak da isimlendirilen beşinci nesil (5G) haberleşmesine geçilmeye başlanmıştır. 5G mobil spektrumu, 410 MHz ile 86 GHz arasında geniş bir frekans aralığını kapsamakta ve en genel anlamda düşük bant (1 GHz altı), orta bant (1 ile 6 GHz arası) ve yüksek bant (6 GHz üstü) olarak sınıflandırılmaktadır. Bu 3 frekans bölgesi için ITU tarafından belirlenen ve en öne çıkan frekans bantları ise sırasıyla; n78 (3.3-3.8 GHz), n258 (24.25-27.5 GHz veya 26 GHz), n257 (26.5-29.5 GHz veya 28 GHz) ve n260 (37-40 GHz veya 39 GHz) bantlarıdır. Diğer mobil sistemlerde olduğu gibi, 5G mobil sistemlerinin de en önemli unsurlarından birisi antenlerdir. Mikroşerit antenler, küçük profile sahip olma, üretim maliyetinin düşüklüğü, tasarım ve üretim kolaylığı gibi avantajları ile mobil sistemler için ön plana çıkmaktadır. Geleneksel mikroşerit antenlerin bilinen en yaygın dezavantajı bant genişliğinin darlığıdır. Özellikle atmosferik kayıpların arttığı yüksek frekans bölgesi için tasarlanan mikroşerit antenlerdeki diğer dezavantaj da kazanç değerinin düşüklüğüdür. Mikroşerit antenlerin bant genişliğini artırmak için bozunmuş toprak düzlemi kullanma, kısa devre pini veya oyuk ekleme, log-periyodik gibi frekans bağımsız mimari kullanımı ve parasitik yama tasarımı gibi teknikler kullanılabilmektedir. Yine kısa devre pin ya da oyuk ekleme ve elektromanyetik bant aralığı, üst katman veya frekans seçici yüzey gibi meta malzeme temelli anten tasarımları da araştırmacılar tarafından mikroşerit antenlerde kullanılan kazanç artırıma tekniklerinden bazılarıdır. Bu tez çalışmasında, gelecek nesil 5G mobil haberleşme cihazlarına yönelik 3 farklı mimari kullanılarak toplamda sekiz log-periyodik yama anten tasarımı sunulmuştur. Bu çalışmaların ilkinde, 6 GHz altı 5G uygulamalarına yönelik 3.3-4.2 GHz frekans aralığı için log-periyodik benzeri lineer azalan monopol bir yama anten yapısı tasarlanmıştır. Önerilen antenin log-periyodik yapısı, dipol (çift kutup) yerine monopol (tek kutup) olarak ve lineer mimari ile tasarlanmıştır. İkinci ve üçüncü anten çalışmasında, ilk tasarlanan log-periyodik monopol antene (LPMA) kanal kapasitesini artırmak için sırasıyla 4 ve 8 elemanlı MIMO mimarileri uygulanmıştır. Bu iki MIMO antenin de toprak düzlemlerindeki farklılıklar sayesinde çalışma bantlarına ikişer bant daha eklenerek çoklu bant anten sistemine dönüşmüştür. Bu ilk mimari ile tasarlanan üç LPMA'da 1.6 mm kalınlık ve 4.3 bağıl geçirgenliğe sahip FR4 alttaş kullanılmıştır. İkinci log-periyodik geometri ile elde edilen çalışmada, n258 bandı için geleneksel log-periyodik dipol antenden (LPDA) farklı olarak dipol elemanlarının çapraz olmayan şekilde yerleştirildiği özgün bir LPDA tasarlanmış ve iki elemanlı bir MIMO anten sistemi olarak uygulanmıştır. Üçüncü özgün log-periyodik anten mimarisinde ise, log-periyodik elemanları ilk çalışmada olduğu gibi tek düzlemde bulunmakta diğer düzlemde de kısmi bir dikdörtgen toprak düzlemi yer almaktadır. Önerilen anten mimarisinin yama kısmında yer alan her bir log-periyodik eleman, çeyrek dalga boyunda iki şerit hattın 90° açıyla birleştirilmesi ile çentikli LPMA (ÇLPMA) yapısı elde edilmiştir. Elde edilen bu son mimari ile 5G mm-dalga çalışma bölgesinde 28 GHz, 26/28 GHz ve 26/39 GHz bantlarında 3 farklı kombinasyon ile iki portlu MIMO tasarımları sunulmuştur. Mm-dalga bantları için tasarlanan LPDA ve ÇLPMA MIMO anten yapılarında dielektrik alttaş olarak bağıl geçirgenliği 2.2 ve kalınlığı 0.508 mm olan Rogers RT 5880 kullanılmıştır. Ayrıca, mm-dalga frekans bölgesinde artan atmosferik kayıpların etkisini azaltmak adına LPDA ve ÇLPMA mimari ile tasarlanan antenlere FR4 ve Rogers RO3003 dielektrik alttaşlar ile oluşturulan üst katman ve frekans seçici yüzeylerin eklenmesi ile %50'nin üzerinde kazanç artırımları gerçekleştirilmiştir. Tez çalışmasında yer alan son anten sisteminde, ilk ve üçüncü tasarımdaki log-periyodik mimarilerinin katmanlı bir şekilde birleştirilmesi ile 12 elemanlı bir MIMO anten yapısı tasarlanmıştır. Çoklu bant olarak tasarlanan katmanlı anten yapısında, üst katmanda 4 adet üçgen şekilli LPMA'dan oluşan bir MIMO sistemi bulunmakta ve 3.3-3.8 GHz frekans aralığında çalışmaktadır. Alt katmanda yer alan ÇLPMA yapısında ise 26 GHz ve 39 GHz rezonanslı toplamda 8 elemandan oluşan bir MIMO anten sistemi yer almaktadır. Bu son anten sisteminde de, üstte yer alan FR4 tabakası alt katmanda bulunan mm-dalga antenler için bir üst katman gibi davranarak anten kazancını yükseltmektedir.Master Thesis 6 Şubat 2023 Depremlerinin Adıyaman Tut İlçesindeki Yükseklik Değişimine Etkisinin Göktürk-1 Verilerinden Üretilen Sayısal Yükseklik Modeli Kullanılarak İncelenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2024) Eyimaya, Osman Semih; Makineci, Hasan BilgehanDünyada gerçekleşen depremler arazi üzerinde büyük değişimlere yol açmakta ve söz konusu değişimlerin boyutunun analizi deprem sonrasında yapılacak şehir planlamasında ve meydana gelen hasarın boyutunun belirlenmesinde önem arz etmektedir. Söz konusu değişimlerin analizi yersel ölçümlerle yapılacağı gibi günümüz teknolojisinin kolaylıklarından olan uydu görüntülerinden faydalanarak da yapılabilmektedir. Türkiye ve Suriye'yi etkisi altına alan 06 Şubat 2023 tarihinde saat 04:17 ve 13:24 de gerçekleşen 7.7 Mw ve 7.6 Mw büyüklüğündeki depremlerde ülkemizden Adana, Adıyaman, Batman, Bingöl, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kayseri, Kilis, Malatya, Mardin, Niğde, Osmaniye, Şanlıurfa ve Tunceli olmak üzere toplamda 17 il olumsuz etkilenmiştir. Bu kapsamda, 06 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen depremlerde Adıyaman ilindeki Tut İlçesi ve çevresinde arazide görülen yükseklik değişimlerinin analizinin yapılması amaçlanmıştır. Bu amaçla, Adıyaman bölgesine ait deprem öncesi dönemde 10.11.2020 tarihli çekimi yapılmış Göktürk-1 stereo görüntülerinden üretilen Sayısal Yükseklik Modeli (SYM) verisi ile deprem sonrası dönemde 25.02.2024 tarihli çekimi yapılmış Göktürk-1 stereo görüntülerinden üretilen SYM verisi kendi aralarında karşılaştırılarak belirlenen yükseklik değişimleri analiz edilmiştir. Ayrıca üretilen SYM'ler ve bölgede deprem öncesi dönemde yersel jeodezik ölçümlerle koordinatları belirlenmiş olan Yer Kontrol Noktaları (YKN) karşılaştırılarak doğruluk analizi yapılmıştır. Ayrıca Harita Genel Müdürlüğü (HGM) tarafından uzaktan algılama tekniği ile üretilen ve araştırmacılara sunulan 12m konumsal çözünürlüklü Sayısal Arazi Modeli (SYM12) verisi ile de doğruluk analizleri genişletilmiştir. Göktürk-1 uydu görüntülerinden üretilen SYM verilerinin doğruluğu üzerine yapılan analizlerde; deprem öncesi döneme ait görüntülerden üretilen SYM verisi 17 YKN ve TREx verisi ile ayrı ayrı karşılaştırılmış, deprem öncesi döneme ait görüntülerden üretilen SYM'nin 17 YKN ile karşılaştırılmasında KOH değeri 3.21 m ve TREx ile karşılaştırılmasında KOH değeri 5.27 m olarak tespit edilmiştir. Temin edilen TREx verisinin doğruluk analizi ise 17 YKN ile yapılmış olup KOH değeri 1.28 m olarak tespit edilmiştir. Deprem öncesi ve sonrası Göktürk-1 stereo uydu görüntülerinden üretilen SYM verileri ile 06 Şubat 2023 depreminin topoğrafyadaki değişime etkisinin araştırılmasına yönelik yapılan analizde; deprem öncesi ve sonrası dönemde çekimi yapılan Göktürk-1 uydu görüntülerinden üretilen SYM verileri kendi aralarında gridleme yöntemi ile rast gele seçilen 3998 noktada karşılaştırıldıklarında KOH değeri 5.54 m, kendi aralarında eğimin %30'dan küçük olduğu bölgelerde gridleme yöntemi ile rast gele seçilen 100 noktada karşılaştırıldıklarında KOH değeri 0.34 m, kendi aralarında eğimin %30 ile %60 arasında olduğu bölgelerde gridleme yöntemi ile rast gele seçilen 100 noktada karşılaştırıldıklarında KOH değeri 0.06 m, kendi aralarında eğimin %60'dan büyük olduğu bölgelerde gridleme yöntemi ile rast gele seçilen 100 noktada karşılaştırıldıklarında KOH değeri 0.03 m, kendi aralarında meskun bölgede gridleme yöntemi ile rast gele seçilen 100 noktada karşılaştırıldıklarında KOH değeri 0.26 m, kendi aralarında gayri meskun bölgede gridleme yöntemi ile rast gele seçilen 100 noktada karşılaştırıldıklarında KOH değeri 0.21 m olarak tespit edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde 06 Şubat depreminin topoğrafyada önemli yükselti değişimlerine yol açtığı eğimin %60'dan büyük olduğu bölgelerde eğimin %60'dan küçük olduğu bölgelere nazaran topoğrafyada daha az yükselti değişimlerine yol açtığı tespit edilmiştir. Öte yandan Göktürk-1 uydu görüntülerinden üretilen SYM'nin performansının ise literatürde daha önce var olan çalışmalarla uyumlu olduğu tespit edilmiştir.Master Thesis 6360 Sayılı Büyükşehir Yasasıyla Köyden Mahalleye Dönüşen Yerleşim Birimlerinde Kentlilik Bilinci Oluşumunun İrdelenmesi: Konya Örneği(Konya Teknik Üniversitesi, 2022) Özeren, Songül; Eren, Fatih2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı Büyükşehir Yasası ile birlikte Türkiye'de büyükşehir idari il sınırları içinde kalan çok sayıda köy, tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülmüştür. Bu köylerde yaşayan bireyler bir gecede kentli olmuşlardır. Kentsel çalışmalar literatüründe en küçük yerleşim birimi (köy) iken en büyük yerleşim biriminin (büyükşehir) bir parçası olmaya neden olan idari bir sınır değişikliği kararının insanların kentsel hayatını ve bilincini nasıl etkilediği konusu üzerinde yeterince durulmamaktadır. Bu çalışma ile bu alandaki boşluk bir ölçüde doldurulmak istenmektedir. Bu çalışma, 6360 sayılı Büyükşehir Yasası sonrası köyden mahalleye dönüşen yerleşim yerlerinde kentlilik bilinci oluşum seviyesini ölçmeyi amaçlamaktadır. Köy tüzel kişiliği kaldırılıp mahalleye dönüşen yerleşim yerlerinde kentlilik bilincinin gelişip gelişmediği, buralarda yaşayan insanların hayatlarında önemli bir değişimin olup olmadığı bu araştırma kapsamında keşfedilmektedir. Saha araştırması, merkez kent Konya'ya ve ilçe merkezine uzaklık, sosyo-kültürel ve coğrafi farklılık kriterleri dikkate alınarak, Konya'nın farklı noktalarında bulunan Ereğli İlçesi'nin Alhan Köyü'nde; Kulu İlçesi'nin Yaraşlı Köyü'nde; Selçuklu İlçesi'nin Çaltı Köyü'nde; Çeltik İlçesi'nin Torunlar Köyü'nde ve Beyşehir İlçesi'nin Ağılönü Köyü'nde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nitel ve nicel veriler doküman analizi, saha araştırması, gözlem ve anket yöntemleri ile toplanmıştır. Bu araştırma için özgün olarak geliştirilen anket aracılığıyla toplanan nicel veriler SPSS for Windows 25.0 programı yardımıyla istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Bu kapsamda istatistiksel analizlerde sırasıyla Bağımlı Test, Bağımsız T Testi, Mann Whitney-U Testi, Tek Yönlü Varyant Analiz Testi, Kruskal Wallis Testi, Korelasyon Testi, Pearson ve Spearman Katsayısı ve Ki-Kare Testi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, 6360 sayılı Büyükşehir Yasası'nın kabulünün üzerinden yaklaşık 10 yıl geçmesine rağmen Konya'nın köyden mahalleye dönen yerleşmelerinde genel olarak kentlilik bilinci oluşumunun çok düşük seviyelerde kaldığını, mahallelerin hâlen genel olarak kırsal bir bilinç taşıdığını ortaya koymuştur. Bununla beraber söz konusu mahallelerde kentlilik bilinci oluşumu için elverişli bir psikolojik altyapının olduğu tespit edilmiştir. Köyden mahalleye dönen yerleşmelerde yaşayan insanlar kentsel imkanlara ve hizmetlere kavuştukça ve yerel yönetimlerce sorunlarına hızlı çözümler üretildikçe buralarda kentlilik bilincinin artacağı anlaşılmıştır. Konya ile benzer durumda olan büyükşehir belediyelerinin bu doğrultuda daha yüksek bir çaba içine girmesi, ancak kurumsal kapasitelerini üçte bir oranında artırmalarına bağlıdır. Bunun için Büyükşehir Belediyeleri'nin önce zamana, sonra ekstra finans ve insan kaynağına ihtiyacı olduğu tespit edilmiştir.Doctoral Thesis A206.0 Alüminyum Bakır Alaşımlarının Farklı Aşılayıcılar ile Tane Boyutunun İnceltilmesi ve T6 Isıl İşlemi Uygulayarak Mekanik Özelliklerinin Geliştirilmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2021) Çetintürk, Selman; Tarakçıoğlu, NecmettinSaf halde yumuşak bir metal olan alüminyum farklı alaşım elementleriyle alaşımlandığında endüstride çok geniş bir kullanım alanına sahiptir. Yüksek mekanik özelliklerin öne çıktığı malzeme tasarımında alüminyum bakır alaşımları daha ziyade tercih edilmektedir. Alüminyum alaşımları düşük yoğunluk, yüksek özgül mukavemet, yüksek korozyon direnci, kolay şekillendirilebilme ve mekanik özelliklerinin geliştirilebilmesi gibi özelliklere sahip olmasından dolayı birçok farklı sektörde kullanım alanı bulmuştur. Özellikle otomotiv, taşımacılık, uzay ve havacılık, elektronik, makine ve üretim gibi pek çok sektörde alüminyum alaşımlarının kullanımı giderek artış göstermektedir. Bu çalışmanın amacı Al-%5Cu alüminyum döküm alaşımına AlSr10, Al-3Ti-1B, Al-5Ti-1B gibi üç farklı tane inceltici mastır alaşımlar girilerek döküm yapıldıktan sonra elde edilen test numunelerine T6 ısıl işlemi uygulayarak alüminyum bakır alaşımının mekanik özelliklerinin geliştirilmesidir. Al-%5Cu alaşımına tane incelticiler girildikten sonra kokil kalıba döküm yapılmıştır. T6 ısıl işlemi için 535oC sıcaklıkta 4 saat çözeltiye alma, 25oC'de su verme ve takibinde 175oC'de 3, 6, 9, 12, 15 ve 18 saat gibi altı farklı sürelerde yapay yaşlandırma uygulanmıştır. T6 ısıl işlemi uygulanan numunelere Brinell Sertlik ölçümleri, Charpy çentik darbe testleri ve çekme deneyleri yapılmıştır. Numunelerin mikro yapıları optik mikroskopla incelenmiş ve alaşımların mikro yapılarındaki tane boyutu ölçümleri imaj analiz yöntemiyle belirlenmiştir. Tarayıcı elektron mikroskobuyla (SEM) çekme çubuk numunelerin kırık yüzeylerinden nokta, alan ve maping analizleri yapılarak alaşımların içyapıları incelenmiştir. Ayrıca bu Al-%5Cu alaşımlarına 3000 m kayma mesafesinde aşınma deneyi uygulanmıştır. Bu alaşımların korozyon dayanımını belirlemek amacıyla 590 saat daldırmalı korozyon deneyleri yapılmıştır. XRD analizleri alaşımların kristalografik karakterizasyonlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Elde edilen en yüksek çekme dayanımı; Al-5Ti-1B alaşımı girilen ve 175oC'de 18 saat yaşlandırılan numunede 417 MPa olarak elde edilmiştir. En yüksek Brinell sertlik değeri ise Al-5Ti-1B tane inceltici girilen ve 175oC sıcaklıkta 18 saat süreyle yaşlandırılan numunede 112 HB olarak elde edilmiştir. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar üç eksenli Matlab grafik çizimleriyle de desteklenmiştir. AlSr10 tane incelticilerin, titanyum ve bor kadar etkili olmadığı görülmüştür. Malzemenin tane boyutunu inceltme etkisi yönünden, Al-5Ti-1B ve Al-3Ti-1B tane incelticileri karşılaştırıldığında Al-5Ti-1B'un, Al-3Ti-1B'dan daha etkili olduğu görülmüştür. Daha önce Al-Si alaşımları üzerinde bu türden çalışmalar yapılmış olmakla, Al-%5Cu alaşımları üzerinde yeterli bir çalışmaya rastlanmadığı için bu konu üzerinde yoğunlaşılmıştır. Endüstride Al-%5Cu döküm alaşımları üretilmekle beraber uygulamada pek çok değişken parametre mevcut olduğundan optimum parametre değerleri üzerinde odaklanılmıştır. Bu çalışmada tane inceltme işleminde %0,6 oranında girilen Al-5Ti-1B tane inceltici mastır alaşımı en etkili tane inceltici olarak bulunmuştur. Al-%5Cu alaşımına Al-5Ti-1B tane inceltici mastır alaşımı ilave edildiğinde 175oC sıcaklıkta 18 saat yaşlandırma ile ortalama tane boyutu 38 µm olarak elde edilmiştir.Master Thesis Abdomen Bt Görüntülerinde Pankreas Segmentasyonu için Yeni Bir Derin Öğrenme Yaklaşımı: Pascal U-net(Konya Teknik Üniversitesi, 2021) Kurnaz, Ender; Ceylan, RahimeGünümüzde derin öğrenme modellerinin medikal görüntü işlemede kullanımı hız kazanmıştır. Özellikle kesit görüntülerinden organ segmentasyonu üzerine gerçekleştirilen çalışmalarda derin öğrenme yöntemleri sıklıkla tercih edilmektedir. Abdomen bölgesinde yer alan pankreas, her insanda şekil, konum ve büyüklük bakımından farklı olduğundan segmentasyonu oldukça zorlayıcıdır. Bu problemin çözümünde literatürde genellikle derin öğrenme modellerinden biri olan U-Net modeli tercih edilmektedir. Bu tez çalışmasında, pankreas segmentasyonu için Pascal üçgenindeki sayı dizilimine uygun bir mimariye sahip ve U-Net modelini temel alan yeni bir derin öğrenme modeli önerilmiştir. Önerilen bu model Pascal U-Net modeli olarak isimlendirilmiştir ve modelin başarımı iki farklı veri seti üzerinde değerlendirilmiştir. İlk olarak halka açık ve literatürde sıklıkla kullanılan bir veri seti olan The Cancer Imaging Archive Pankreas-BT veri setinden yararlanılmıştır. Ayrıca ikinci veri seti olarak Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Radyoloji Bölümü'nden alınan abdomen BT görüntüleri kullanılmıştır. Veri setlerindeki kayıtlardan her hasta için bir kesit görüntüsü seçilmiş ve önişleme yöntemleri uygulanarak derin öğrenme ağları için veri setleri oluşturulmuştur. Pascal U-Net modeli ile her iki veri seti üzerinde elde edilen pankreas segmentasyon sonuçlarının karşılaştırılması için, aynı veri setleri üzerinde U-Net modeli ile de segmentasyon işlemi gerçekleştirilmiştir. 2, 4 ve 6 katlı çapraz doğrulama ve 1'den 10'a kadar farklı yığın sayılarında çalıştırılan derin öğrenme modelleri sonucunda elde edilen segmentasyon haritaları, 7 farklı performans metriği kullanılarak değerlendirilmiştir. Her bir yığın sayısı ve farklı kat çapraz doğrulama ile gerçekleştirilen pankreas segmentasyonu sonuçları, 10 kez çalıştırma sonuçlarının ortalamasıdır. Hem U-Net hem de Pascal U-Net segmentasyon sonuçları 7 farklı metrik ve görsel değerlendirmeler temel alınarak analiz edilmiştir. Sonuçlar incelendiğinde; her iki veri setinde de Pascal U-Net modeli, geleneksel U-Net mimarisine karşı Dice Benzerlik Katsayısı metriği bakımından yaklaşık %1'lik bir değer ile üstünlük göstermiştir.Master Thesis Açık Kaynak Kodlu Qgıs Yazılımı Altında Akış Haritası Tasarımına Yönelik Eklenti Geliştirme(Konya Teknik Üniversitesi, 2022) Güzeler, Caner; Bildirici, İbrahim ÖztuğQGIS yazılımı özgür ve açık kaynak kod yapısına sahip bir Coğrafi Bilgi Sistemi yazılımı olarak tanımlanabilir. Açık kaynak kod yapısı ve özgür bir yazılım olması sebebiyle günümüzde kullanımı giderek yaygınlaşan bu programın kullanıcı kitlesi arttıkça sürekli olarak geliştiği görülmektedir. Başlangıçta C++ programlama dili ile programlanmış bu yazılım zaman içerisinde Python programlama dili ile entegre hale getirilmiştir. QGIS yazılımının diğer yazılım dilleri yerine Python yazılım dili ile entegre hale getirilmesinin sebebi kolay ve sade yapısı sayesinde öğrenilmesi de kolay olan Python ile kullanıcıların ihtiyaçları doğrultusunda programı şekillendirebilmesi ve bu sayede programın sürekli gelişme imkânı bulmasıdır. Kullanıcılar Python'da belli bir yazılım bilgisine sahip olması durumunda QGIS'de hemen hemen her tür işlemi kodlar yardımıyla yapabilecekleri gibi ihtiyaçları doğrultusunda eklenti veya araçlar geliştirerek uygulamayı kişiselleştirebilir. Eklenti konusunda her geçen gün gelişen QGIS'de halen bazı eksiklikler bulunmaktadır. Örneğin iki farklı nokta arasındaki akışı veya büyüklüğü gösteren akış haritalarını oluşturmak için bir eklenti veya araca sahip değildir. Akış haritaları iki farklı referans noktası arasındaki akışı kullanıcılara sunan bir tematik harita türüdür. Bu haritalar özellikle ticaret, göç vb. konuları okuyuculara aktarmak için oldukça önemlidir. Ancak günümüzde CBS yazılımlarında diğer tematik harita oluşturma türlerine göre geride kalmıştır. Bu çalışmada herkesin kolayca kullanabileceği ve kolayca ulaşabileceği bir akış haritası tasarlama eklentisi oluşturulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda yapılan bu çalışma sonucunda başarılı bir biçimde akış haritası tasarlanabilecek Flow Map isimli eklenti geliştirilmiştir.Master Thesis Adliye Binaları Tasarımı ve Konya Adliye Binası Mekânsal Analizi(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Emekli, Mustafa Dede; Büyükşahin, SüheylaAdalet, insanoğlunun var olduğu günden beri huzurlu ve güvenli bir hayat sürmesini sağlayan yapı taşlarından biridir. Farklı dönemlerde çağın gereklerine göre oluşturulan sistemlerle sağlanmaya çalışılan adalet kavramının mekânsal gereksinimleri de her dönem adalet ve hukukun kendisi gibi değişime ve gelişime uğramıştır. Fransız devriminden sonra adaletin yerine getirilmeye çalışıldığı mekânlar olan adliyelerin özerk bir yapı grubu haline gelmeye başlamasıyla adliye binaları ayrı bir önem kazanmıştır. Literatürde fazla çalışılmamış karmaşık fonksiyonlu bina grubuna dahil olması sebebiyle çalışma alanı olarak seçilen adliye binalarıyla ilgili kavramsal alt yapı, adliyelerde kullanılan mekânlar, kullanıcılar, adliye yapıları tasarım standartları ve bu doğrultuda oluşturulan tasarım kriterleri, adliye binası örnekleri ve mekânsal analizleri çalışma kapsamında ele alınmıştır. Tez çalışmasında örneklem alan olarak seçilen Konya Adliye'sinin belirlenen tasarım kriterlerine göre incelenerek ve adliye yapıları tasarım kriterlerine uyup uymadığı noktasında tespitler yapılmıştır. Ayrıca çalışma sonucunda yapılan gözlemler, kullanıcı görüşmeleri, plan okumalarına dayalı olarak yeni yapılacak adliye binaları tasarımına dair literatürde olmayan öneriler tespit edilmiştir.Master Thesis Afet Öncesi Zarar Azaltma Faaliyetlerinin İnsani Yardım Lojistiğindeki Etkisinin En İyileme Kullanılarak İncelenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2022) Kula, Aslıhan Fatma; Döyen, Alper; Arda, YaseminDünya nüfusunun artması, yeryüzünde insanların kullanımına açılan alanların çoğalması, kentleşme ve küresel ısınmanın etkileriyle birlikte her geçen yıl meydana gelen doğal afetler de artmaktadır. Doğal afetler, çok büyük insan kayıplarına neden olabileceği gibi ekonomik etkiler açısından da yıkıcı olabilmektedirler. Doğal afetlerin ne zaman ve hangi şiddette gerçekleşeceği önceden bilinemediğinden ve engellenemediğinden, gerçekleştiğinde çok büyük hasarların, can ve mal kayıplarının önüne geçebilmek için afet gerçekleşmeden ve gerçekleştikten sonra etkin afet yönetimi çalışmaları yapılmalıdır. Etkin bir afet yönetimi çalışması, afet öncesi, afet esnası ve afet sonrasındaki tüm gereksinimleri kapsayacak şekilde olmalıdır. Afet öncesinde bina ve bağlantı yolarının güçlendirilmesi, afet olduktan hemen sonra afetzedelere insani yardım malzemelerinin iletilmesi, daha sonrasında ise hasar görmüş bina ve bağlantı yollarının iyileştirilmesi gerekmektedir. Literatürde, bu bahsedilen afet yönetimi kararlarının tamamını ayni anda içeren bir model bulunmamaktadır. Bu tez çalışması kapsamında, afet öncesi ve sonrası tüm kararların birbirleriyle etkileşimlerinin bir bütün olarak dikkate alındığı iki kademeli tam sayılı stokastik programlama modeli geliştirilmiştir. Geliştirilen modelin ilk kademesinde deprem gerçekleştiğinde olası can, mal ve ekonomik kayıpları azaltmak amacıyla afetten önce güçlendirilecek bina ve bağlantı yollarının seçimine ve güçlendirme seviyesine karar verilmektedir. Modelin ikinci kademesinde ise deprem sonrasında oluşan insani yardım malzemesi talebine ait dağıtım kararları ile yıkılan bina ve bağlantı yollarını onarma kararları verilmektedir. Modelde depremin farklı zaman periyotlarında farklı olasılıklar ile gerçekleşebilme durumu da dikkate alınmaktadır. Matematiksel modelin çözümü için iki kademeli tam sayılı stokastik programlama modellerinin çözümü için geliştirilmiş ayrıştırma yöntemlerinden biri olan Tam Sayılı L-Şekilli (Integer L-Shaped) yöntemi kullanılmıştır. Geliştirilen test problemleri iki saatlik çözüm süresi içerisinde hem önerilen Tam Sayılı L-Şekilli yöntemiyle hem de ticari bir çözücü olan CPLEX ile çözülerek sonuçlar karşılaştırılmış ve önerilen yöntemin etkinliği gösterilmiştir. CPLEX ele alınan toplam 840 problem örneğinin 228 tanesi için (problemlerin %28'i) uygun bir çözüm elde edebilirken, önerilen yöntem 600 problem için (problemlerin %71'i) uygun bir çözüm elde edebilmiştir. Özellikle, görece büyük boyutlu problemlerin çözümünde önerilen yöntem CPLEX' e göre çok ciddi avantaj sağlamaktadır.Master Thesis Afet Sonrası Kalıcı Konut Uygulamalarına Yönelik Kullanıcı Memnuniyeti Araştırması: Çankırı-merkez-inandık Köyü Örneği(Konya Teknik Üniversitesi, 2021) Kuz, Elif Nur; Korkmaz, Serra ZerrinAfet olgusu ülkemiz için özellikle 1999 Marmara Depremleri sonrasında gündeme gelen ve güncelliğini kaybetmeyen bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerek dünyada gerekse ülkemizde kökeni ve boyutu farklı olan, farklı kapsamlarda etkiler bırakan afetlerle sık sık karşı karşıya gelinmektedir. Afet anında ve sonrasında ortaya çıkan yıkımlardan dolayı etkili kararlar almanın ve süreci o ana bağlı kalarak yönetmenin zorluğu ise kanıtlanmış durumdadır. Bu etkenlerden dolayı afet öncesi çalışmaların kapsamlı ve detaylı bir şekilde bütüncül olarak ele alınması zorunluluğu oluşmaktadır. Afet sonrasında normal hayata dönüş aşamasında barınma kavramının öne çıkması ise kaçınılmaz olmaktadır. Tez kapsamında ele alınan afet sonrası kalıcı konut uygulamaları, afet sonrasında hayatın her alanı için normal düzene dönüşü sağlamanın yanında gelecekte olası doğal ya da insan kaynaklı olayların afete dönüşmemesi için de önem arz eden bir husus olarak karşımıza çıkmaktadır. Afet sonrası kalıcı konut uygulamalarında memnuniyet düzeyinin sağlanması sadece afetzedeler için değil, toplumun ve şehrin bütünlüğü için de önem arz etmektedir. Çalışma kapsamında çıkan verilerin bundan sonra yapılacak olan benzer uygulamalar açısından başarılı bir örnek olarak değerlendirilmesi ve rehber niteliği taşımasının yanında ileriye dönük bölgesel şartlar ile yaşayan insan profilinin gözetilerek ülke çapında çıkarılması tasarlanan afet konutları envanter çalışmasına da katkı sağlanması amaçlanmıştır. Çalışma 5 ana bölümden ve anket sorularının yer aldığı ek kısmından oluşmaktadır. Birinci bölüm çalışmanın amaç ve kapsamının, materyal ve metodunun, kaynak araştırmasının açıklandığı giriş bölümüdür. İkinci bölüm afet kavramının tanımının yapıldığı, afet çeşitleri ile etkilerinden bahsedildiği, ülkemizin afet tablosunun ortaya konulduğu ve afet yönetimi ile aşamalarına yer verildiği literatür taraması ile oluşturulmuş olan konuya altlık bölümüdür. Üçüncü bölüm afet sonrası konut üretimi genel başlığı altında, konut kavramı ve afet sonrası yeniden inşa konularına değinilmiştir. Sonrasında afet sonrası kalıcı konut özeline vurgu yapılan literatür taramasına yer verilmiştir. Bölüm kapsamında kalıcı afet konutu tanımı ile yapım politikalarına, kalıcı afet konutlarında başarıyı sağlayan etkenlere değinilmiş, Dünya'da ve Türkiye'de uygulanmış olan kalıcı afet konutu örneklerinden bahsedilmiştir. Dördüncü bölüm ise yapılan literatür taramaları ve anket görüşmeleri neticesinde alan araştırmasının anlatıldığı bölüm olmuştur. Çankırı İli ve İnandık Köyü ile ilgili tanıtımların yapılmasının ardından, kalıcı afet konutu yapım sürecinin nasıl başlayıp ilerlediği, günümüzde ne aşamada olunduğu, hangi çalışmaların yürütüldüğü gibi bilgilerin yanında eski ve yeni köy yerleşkesi ile mimari özellikleri ile ilgili bilgilerin de anlatıldığı bölüm anket verilerinin değerlendirilmesi ile sonlandırılmıştır. Alan araştırmasında İnandık Köyünün seçilmesinde; Çankırı'nın 1.derece deprem bölgesi olması, AFAD ekipleri ile yapılan görüşmeler neticesinde konut stoku ile ilgili yapılan çalışmaların yetersiz kaldığının öğrenilmesi, İnandık Köyü kalıcı afet konutlarının memnuniyeti sağlamak adına örnek bir proje süreci olarak ele alınması gibi nedenler etkili olmuştur. Beşinci bölümde ise çalışmanın geneline yönelik ulaşılan sonuçlara yer verilmiş ve ileriye dönük çalışılması gerekilen konularda önerilere yer verilerek çalışma sonlandırılmıştır. Anket yöntemi ile yapılmış olan çalışma neticesinde İnandık köyü kalıcı afet konutlarının muadilleri için örnek olabilecek başarılı yönlerinin bulunduğu ve kalıcı afet konutu yapım amacını karşılayarak, kullanıcılar tarafından eski konutlarına göre tercih edilir bir yaşam alanı oluşturdukları tespit edilmiştir.Master Thesis Ağa Han Mimarlık Ödüllü Yapıların Yer'le İlişkisinin Okunması(Konya Teknik Üniversitesi, 2022) Özkan, Havva; Kuyrukçu, Emine YıldızYer kavramı mimari tasarımda belirleyici rolü olan tasarımı anlamlı kılan biçimlendirici bir unsurdur. 'Yer' fiziki, sosyal, kültürel verileri ile mimarlık için temel bir veri kaynağıdır. Mimari tasarım, yeri ile uyumlu olduğu sürece başarılı sayılmaktadır. Endüstri Döneminin öncesinde ve sonrasında 'yer' kavramına yaklaşım farklıdır. Geleneksel dönemlerde insanın yaşam kültürü, faaliyetleri ve üretimi yer ile birliktedir. Ancak Sanayi Devrimiyle üretim biçimlerinin yer'den tümüyle kopması modernleşme sürecini başlatmış olup zaman ve mekân kavramı adeta yok olmuştur. Modern mimarlıkta mimari tasarım, yerel mimariden bağımsız, coğrafi, iklimsel, kültürel bağlılık düşünülmeden tasarlanmaktadır. Bu durum İslam ülkelerinde hem aydınlar, hem de bilinçli mimarlar arasında bir tepkinin oluşmasına neden olmuştur. Batı'ya özenmeyi kader haline getiren davranışları frenleyecek ve mimarları bilinçlendirecek bir çabanın gösterilmesi fikri ortaya atılmıştır. Bu bilinçle ortaya çıkan Ağa Han Mimarlık Ödülleri yerel kültür ve yerel mimarlık bilinciyle ortaya çıkan 1977'den günümüze kadar varlığını devam ettiren prestijli bir ödüldür. Ödül genelde İslam ülkelerinde veya Müslüman topluluğunun fazla olduğu yerlerde İslam kültürünü başarıyla yorumlayan çağdaş tasarımlı, geleneksele sırt çevirmeyen, koruyucu, kucaklayıcı projelere verilmektedir. Bu tezin hedefi, Ağa Han Mimarlık Ödülü almış projelerin yer ve yerel ile ilişkisini analiz ederek bu ödüllü projelerin ödül almasında etken olan 'yer'e özgü tasarım ölçütlerini belirlemek ve bu ölçütlerin öncelik sıralamasını yapmaktır.' Bu kapsamda tezin kavramsal kısmında öncelikle mimari tasarım-yer-yerel ilişkisi tartışılmış, sonrasında çalışmanın ana materyalini oluşturan Ağa Han Mimarlık Ödülleri'nin ortaya çıkış süreci, amacı, seçici ölçütleri ve veriliş süreci tartışılmıştır. Alan çalışmasında ise günümüz teknolojilerine ve yapım tekniklerine yakınlığı sebebiyle 2000 yılından günümüze kadar olan süreçte Ağa Han Mimarlık Ödülü alan 10 adet mimari tasarım projesi seçilerek; bu yapıların mimari tasarım süreçleri, jüri raporları, yazılı ve görsel proje dokümanları incelenmiş; yapılar fiziksel, mekânsal, bağlamsal olarak değerlendirilerek bu yapıların ödül almasında etkili olan yer'e özgü tasarım ölçütleri belirlenmiştir. Sonrasında çalışma kapsamında belirlenen mimari tasarım ölçütlerinin öncelik sırasını tespit amaçlı seçilen Ağa Han ödüllü yapılar bu ölçütler ışığında değerlendirilmiş ve genel olarak bu yapıların ödül almasında en etkin öncelikli ölçütler belirlenmiştir.Master Thesis Ağaç Meyve Çekirdeklerinden Üretilen Biyoçar ve Nano Biyoçar Kompozitlerin Sentezi, Karakterizasyonu ve Bazı Katyonik Boyaların Sulu Çözeltilerden Gideriminde Uygulamaları(Konya Teknik Üniversitesi, 2024) Özkök, Büşra; Pehlivan, ErolSanayide sentetik boyaların kullanılması su havzalarının kirlenmesine neden olmuş ve atık suların kullanılabilir suya dönüştürülmesi son yıllarda önem kazanmıştır. Bu çalışmada bitki atıklarından piroliz yöntemiyle elde edilen biyoçarların ve modifiye biyoçarların sulu çözeltilerdeki boya giderimi için adsorpsiyon özelliklerinin araştırılması amaçlanmıştır. Ham biyokütlenin, biyoçarların ve modifiye edilmiş biyoçarların karakterizasyonu yapılmıştır. Bu çalışmada ham biyokütle olarak Gülibrişim (Albizia julibrissin) ağacının meyve çekirdeği ve Patlangaç (Colutea cilicica) ağacının meyve çekirdeği kullanılmıştır. Sentezlenen biyoçarlar, gümüş ve demir yüklü nanopartiküller ile modifiye hale getirilmiştir. Gümüş nanoparçacıklar yeşil sentez yöntem ile elde edilmiştir. Bu yöntemde bitki ekstraktı olarak taze yeşil ceviz kabuğu (Juglans Regia) kullanılmıştır. Metilen mavisi ve malahit yeşili boyalarının sulu çözeltilerden uzaklaştırılması için yapılan denge ve termodinamik çalışmalarda, adsorpsiyon parametrelerinin (pH, temas süresi, adsorban miktarı ve başlangıç boya konsantrasyonu) etkisi araştırılmış ve adsorpsiyon işlemleri için optimum parametreler belirlenmiştir. Deney sonuçları Langmuir, Freundlich ve Temkin izotermlerine göre analiz edilmiştir. Temas süresinin adsorpsiyona etkisi çalışmaları için kinetik çalışmalar yapılmıştır. Boyar madde giderme işleminde sıcaklık değiştirilerek Gibbs serbest enerji, entalpi ve entropi değerleri hesaplanıp uygun çalışma sıcaklığı tespit edilmiştir. Bu tez çalışmasında biyoçarların ve modifiye edilmiş biyoçarların sulu çözeltilerden boyaların uzaklaştırılmasında verimli kullanılabilecek adsorbanlar olduğu gösterilmiştir. Boya kirleticilerin su kaynaklarından ekonomik bir şekilde uzaklaştırılmasında sentezlenen adorbanların verimli bir rolü olacağı sonucuna ulaşılmıştır.Master Thesis Ağır Vasıta Hava Kompresörü Arızalarının Makine Öğrenmesi Yöntemleri Kullanılarak Analizi(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Gül, Emre; Kalyoncu, MeteKüçük bir bileşen olmasına rağmen hava kompresörleri, ağır vasıta aracın uzun yol sürüşlerinde emniyetli bir şekilde hareketini devam ettirmesine yardımcı olmaktadır. Çalışmada literatür ve teknik servis görüşmeleri neticesinde en sık rastlanan hava kompresörü arıza durumları belirlenmiştir. Belirlenen arıza türleri kendi içerisinde değerlendirilmiş ve arıza derecelerine göre deney hazırlıkları yapılmıştır. Deneyler için test düzeneği oluşturularak yazılım ve sensör donanımları ile 19 farklı çalışma durumuna ait veriler kayıt altına alınmıştır. Kayıt altına alınan 23.987 verinin %80'i ile PYTHON programında Destek Vektör Makineleri (DVM), K-En Yakın Komşu (K-nn), Naive Bayes Sınıflandırıcısı, Rastgele Orman Algoritması ve Yapay Sinir Ağları algoritma modelleri oluşturulmuş ve bu modeller kalan %20'lik veri ile test edilmiştir. Modeller 10 kat çapraz doğrulama işlemine tabi tutulmuştur. Ardından modellerin test verilerine göre doğruluk oranları belirlenmiştir. Destek Vektör Makineleri Radyal Tabanlı Fonksiyon Kerneli %100, K-En Yakın Komşu algoritması Manhattan Uzaklık Ölçütü %99.50, Gaussian Naive Bayes Sınıflandırıcısı %94.60, Rastgele Orman Algoritması %99.30, Yapay Sinir Ağları %99.80 doğruluk oranı sonuçlarını vermiştir. Modellerin Kappa ve F1 skor değerleri incelenmiş, eğitim ve test verileri için karmaşıklık matrisleri oluşturulmuştur. Modellerin hiç karşılaşmadığı verilerde tahmini sınıfı yüzdelik oranla belirlenmiş ve elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Bu çalışma makine öğrenmesi algoritma modellerinin, ağır vasıta hava kompresörü arızalarının tahmin edilmesinde etkili olabildiklerini göstermektedir.Master Thesis Ağırlığa Duyarlı Sıcaklık Kontrollü Fırın Tasarımı ve Gerçekleştirilmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Hansu, Abdulazim; Gölcük, AdemDünyada, enerjinin daha verimli kullanılması amacıyla yüksek enerji verimine sahip ve kullanım kolaylığı sağlayan fırınlar üzerindeki çalışmalar gün geçtikçe artmaktadır. Günümüzde, elektrikli fırınlarda kontrol yöntemleri geliştirilmekte ve kontrolü sağlamak için kullanılan veriler artırılmaktadır. Bu çalışmada; elektrikli fırınlarda enerji tüketimi, pişirme süresi, pişirme programları ve pişirme kalitesi gibi özellikleri etkileyen unsurların belirlenmesi amacıyla çeşitli makaleler ve patentler incelenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda fırınlarda pişirme sıcaklıkları, pişirme programları ve pişirme süresine yönelik bilgi elde edilmiştir. Bu konuya mühendislik bakış açısı ile yaklaşarak ve pişirilecek olan cismin ağırlığını dikkate alarak sıcaklık kontrolü yapılabilen ve pişirme süresi ayarlanabilen PLC kontrollü, dokunmatik ekranlı elektrikli fırın tasarlanmıştır. Kullanıcı sıcaklık kontrolünü, pişirme süresini ve pişirme programını dokunmatik ekran ile ayarlayabilmektedir. Kullanıcı dokunmatik ekran üzerinden pişme sürecini grafiksel olarak takip edebilmekte ve aynı grafikteki verileri de kayıt altına alabilmektedir. Bu çalışmada, ekmek hamurunun pişme sürecindeki ağırlığının sıcaklığa göre değişimi incelenmiştir. Aynı ekmek hamurunun farklı gramajları benzer sıcaklıklarda pişirilmiş ve pişme süreleri arasındaki farklar karşılaştırılmıştır. Bu çalışmalardan elde edilen verilere göre akıllı fırın tasarlanmış ve pişirme programları oluşturulmuştur.

