Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.13091/9
Browse
Browsing Lisansüstü Eğitim Enstitüsü by Issue Date
Now showing 1 - 20 of 1309
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Niğde Tren Garı Kompleksinin İncelenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2018) Özmertyurt, Gamze; Oktaç Beycan, Arife DenizÇalışma kapsamında, Türkiye'de bulunan, tarihi, kültürel, sosyal anlamda belge niteliği oluşturan istasyon binalarının, dönemler içerisindeki kimlik kazanma mücadelesi incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Dönemlerin etkisini üzerinde taşıyan istasyon binaları kolektif belleğin yaşatılması açısından da önem arz etmektedir. Özellikle demiryolu mirası ve mimarisi kavramlarının irdelenmesi ve korunmasına yönelik çalışmalar son dönemde yüksek hızlı tren projelerinin gündeme gelmesiyle ivme kazanmıştır. Tarihi gar binaları bu değişime ayak uydurmakta zorlanmaktadır. Bu nedenle yapılan ekler ve müdahalelerle kullanıma uygun hale getirilmesi veya farklı işlevler kazandırılarak kullanılması, yaşatılması amaçlanmaktadır. Anadolu'da demiryolculuğun başlangıcı 1856'da İzmir-Aydın hattının döşenmesiyle başlamıştır ve demir ağların tüm yurdu sarması için devlet dış güçlerden destek almıştır. Demiryolu taşımacılığının en ucuz ve hızlı taşıma biçimi olması, sanayileşmenin hız kazandığı bölgelerde demiryoluna verilen önemin artışı şeklinde sonuçlanmıştır. İngiliz, Alman, Fransız demiryolu şirketlerinin Osmanlı İmparatorluğu Dönemi'nden Cumhuriyet Dönemi'ne kadar ülke üzerindeki etkisi yüksek olmuştur. Özellikle sömürgecilik anlayışında olan dış güçler için demiryolu, kaynaklara ulaşmakta önem arz eden araç olmuştur. Osmanlı Devleti'nde kapitülasyonların da etkisiyle demiryolu mimarisi farklı kültürlerin etkisinde şekillenmiş, böylece her bir binanın karakteristik özelliği birbirinden farklılık göstermiştir. Binaların tasarımının o dönem için yabancı mimarların elinde olmasıyla her bir bina yurt dışındaki istasyon binalarına benzer özellikler taşımaktadır. Bu da henüz yerel bir kimliğe kavuşamamış tipteki binaların oluşmasına neden olmuştur. Fakat 1930'lu yıllardan sonra Birinci ve İkinci Ulusal Mimarlık Akımlarının etkisiyle yerel izlerin gösterilmeye başlandığı, devletin kendi mimarlarına yaptırdığı binalar ortaya çıkmaya başlamıştır. Küçük Anadolu şehirlerinde bu millileşme sürecinde yapılan gar binaları kimliklerini korumakta ve o dönemin mimari üslubu, yapım teknolojisi, gelişmişlik düzeyi ve barındırdığı kültür hazinesiyle geçmişimize ışık tutmaktadır. Bu nedenle yapılan çalışmada da bu küçük Anadolu şehirlerinden Niğde ilinin zengin kültürel miraslarından biri olan tren garı binası ve gar kompleksi içindeki binalar incelenmiştir. Daha önce söz konusu yapı üzerine çalışma yapılmamış olması, Cumhuriyet dönemi eseri olması, demiryolu mimarisinin ürünlerinden biri olması, hak ettiği değerin yaşatılmaya çalışılması amacıyla ve bundan sonraki çalışmalara da alt yapı oluşturmak adına Niğde Tren Garı Binası ve Gar Kompleksi'nin incelenmesi önem teşkil etmektedir.Master Thesis Meteorolojik Verileri Kullanarak Aylık Tava Buharlaşmasını Tahmin Etmek için Yapay Zeka Metotlarının Uygulanması(Konya Teknik Üniversitesi, 2018) Özel, Ayşe; Büyükyıldız, MeralBu çalışmada aylık açık yüzey buharlaşma tahmini amaçlanmıştır. Aylık buharlaşmayı tahmin etmek için, Türkiye'deki Konya Kapalı Havzası'nda Devlet Meteoroloji İşleri tarafından işletilen üç istasyonun (Konya, Karaman, Aksaray) toplam yağış, ortalama sıcaklık, minimum sıcaklık, maksimum sıcaklık, ortalama rüzgâr hızı, ortalama nispi nem, ortalama buhar basıncı ve ortalama atmosferik basınç meteorolojik verileri yapay zeka tekniklerine input olarak kullanılmıştır. İstasyonların aylık buharlaşma tahmini için, MLP-SCG, MLP-GDX, RBNN, GRNN, ANFIS, ?-DVR'yi içeren yapay zeka metodları kullanılmıştır. Sonuçlar, FAO-Penman-Monteith, Priestley-Taylor, Meyer ve Romanenko ampirik denklemlerinin sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. Geliştirilen modellerin uygulanabilirliğini değerlendirmek için, Nash-Sutcliffe etkinlik katsayısı (NSE), ortalama mutlak hata (MAE) ve karekök ortalama karesel hata (RMSE) kullanılmıştır. Üç istasyonun sonuçlarına göre, en başarılı yapay zeka metodu, Karaman ve Aksaray istasyonlarında ?-DVR, Konya istasyonunda ise MLP-SCG modeli olmuştur. Buharlaşma tahmini için, kullanılan yapay zeka metotları arasında en kötü performans, Karaman ve Konya istasyonunda GRNN, Aksaray istasyonunda ise ANFIS metotlarında elde edilmiştir. Kullanılan ampirik denklemlerin sonuçları, FAO-Penman-Monteith denkleminin üç istasyonda da diğer ampirik denklemlerden daha başarılı olduğunu göstermiştir. Uygulanan modeller karşılatırıldığında ise buharlaşma tahmini için yapay zeka metotlarının ampirik denklemlere oranla daha başarılı olduğu sonucuna varılmıştır.Master Thesis Arama Motoru Mimarisi ve Uygulaması(Konya Teknik Üniversitesi, 2018) Karlık, Mehmet; Uymaz, Sait AliArama motorları internet üzerindeki büyük boyuttaki veri ile insanlar arasında köprü kuran ve insanların istedikleri bilgiye ulaşmasını sağlayan bir teknolojidir. Diğer bir deyişle arama motorları web üzerindeki internet sitelerini bot aracılığı ile kaydedip, ardından bu sayfaları indeksleyip, insanlar tarafından gönderilen sorgulara göre anlamlı veri elde edip, insanlara istedikleri bilgiyi içeren web sayfalarını gösteren bir sistemdir. Kullanıcılar çoğunlukla arama motorlarının çalışma mekanizmalarını bilmezler. Bu tez'de ilk olarak arama motorlarının kullandıkları bot yazılımı olan Crawler programlarının çalışma mimarisi anlatılarak ve paralel çalışan bir Web Crawler uygulaması yapılarak detaylı bir anlatım yapılmıştır. Ardından arama motorlarının indeksleme mimarisi anlatılmış ve paralel şekilde çalışan bir indeksleme uygulaması geliştirilmiştir. Ardından arama motorlarının indeksleme alt yapısında nasıl arama yapıldığına değinilmiş ve web arayüzüne sahip bir arama uygulaması geliştirilmiştir.Doctoral Thesis Deprem Performansı Zayıf Betonarme Yapıların Yatay Rijitliğinin Kullanıcı Dostu Sistemlerle Artırılması(Konya Teknik Üniversitesi, 2018) Ecemiş, Ali Serdar; Korkmaz, Hasan HüsnüÜlkemiz mevcut yapı stoğunun çok büyük bir kısmı betonarme çerçeveli yapılardan oluşmaktadır. Geçmiş depremlerde betonarme yapılar ağır hasara ve göçmeye maruz kalmıştır. Depremlerden sonra meydana gelen yüksek can kayıpları, mevcut betonarme binaların güçlendirilmesi gerektiği gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Literatürde uygulanan pek çok güçlendirme yöntemi mevcuttur. Uygulanacak güçlendirme yöntemlerinin yapısal kapasite bakımından etkinliğinin yanı sıra, ekonomik olması ve imalat süresinin minimum olması da istenmektedir. Bu çalışmada, yatay rijitliği ve deprem dayanımı yetersiz betonarme binaların deprem performansının iyileştirmesi için, binanın dış cephesinden uygulanabilecek bir yöntem ele alınmıştır. Önerilen yöntemde, bina dış cephesinde bulunan akslara eklenen çelik çerçevelerin, bina yatay yük taşıma kapasitesine, rijitliğine yaptığı katkı ele alınmıştır. Bina dış cephesine eklenecek olan çelik çerçevenin, bina köşelerinde yerleştirilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla 6 katlı bir betonarme referans bina modeli üstünde doğrusal ve doğrusal olmayan analizler yapılarak çeşitli güçlendirme alternatifleri denenmiştir. Referans ve güçlendirilmiş bina modelleri üzerinde yapılan analizler sonucunda binanın yatay yük taşıma kapasitesindeki ve rijitliğindeki artışın yanı sıra, her bir kolonda meydana gelen iç kuvvet değişimleri de incelenmiştir. Doğrusal ve doğrusal olmayan analizlerin sonuçları karşılaştırılmıştır. Çalışmada ayrıca binada uygulanacak güçlendirme çalışmasının, bina görünüşüne ve estetiğine olan etkisi de görsel olarak ele alınmıştır.Master Thesis Saf ve Modifiyeli Bitümlü Bağlayıcılarda Karıştırma ve Sıkıştırma Sıcaklıklarının Belirlenmesinde Kullanılan Yöntemlerin Değerlendirilmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2018) Aldakuky, Mohammed Ihsan Abbas; Çelik, Osman NuriGünümüzde artan trafik hacmi ve yükü nedeniyle, asfalt karışımın üretiminde modifiyeli bağlayıcının kullanılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Modifiyeli bağlayıcının kullanılmasının tam faydası, sadece, karıştırma ve sıkıştırma sıcaklığının seçilmesindeki karmaşıklık anlaşıldığında elde edilebilmektedir. Bu sıcaklıkları tahmin etmek için, bitümün viskozitesine bağlı olan farklı yöntemler kullanılmaktadır. Ayrıca, bitümün viskozitesi, bu sıcaklıkların belirlenmesinde büyük bir rol oynamaktadır. Bazı polimer modifiyeli bağlayıcılarda yüksek karıştırma ve sıkıştırma sıcaklıkları tespit edilmiştir. Bu yüksek sıcaklıklar bitümde erken yaşlanmalara, asfalt kaplamasında bozulmalara ve üretim sırasında toksik dumanlara neden olmaktadır. Son yıllarda, bitümlü sıcak karışımın üretilmesinde daha düşük karıştırma ve sıkıştırma sıcaklıkları elde etmek için ılık karışım asfalt (IKA) katkı maddelerinin kullanılmasına başlanmıştır. Bu çalışmada 50/70 bitüm sınıfı, %2 ve %4 oranlarında Stiren-Butadien-Stiren (SBS) ile ve %3 oranında Sasobit IKA katkı maddesiyle laboratuvar ortamında yüksek parçalayıcı karıştırıcı kullanarak karıştırılmıştır. Elde edilen farklı modifiyeli bitümlere karıştırma ve sıkıştırma sıcaklıklarını belirlemek için ASTM tarafından önerilen Eş-viskozite ve Shell firması tarafından önerilen Bitüm Testi Veri Grafiği (BTDC) yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, BTDC yöntemini kullanarak saf ve SBS katkılı bitüm için Eş-viskozite yöntemine kıyasla nispeten daha düşük karıştırma ve sıkıştırma sıcaklıkları belirlenmiştir. Hâlbuki Sasobit katkılı bitüm için ASTM yönteminin bu sıcaklıkların belirlenmesinde kullanılması daha uygun olduğu görülmüştür.Master Thesis Zirai Atık Kömüründen Elde Edilen Farklı Nanokompozitleri Kullanarak Sulu Çözeltilerden Cr(vı) Gideriminin İncelenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2018) Ecevit, Hüseyin; Altun, TürkanAğır metallerin oluşturduğu su kirliliği, endüstriyel atıkların çevreye verdikleri zararların arasında önemli bir yer teşkil etmektedir. Atık sulardaki ağır metal kirliliğinin en önemli sebeplerinden birisi de, oldukça toksik bir iyon olan Cr(VI)'nın sulardaki varlığıdır. Bu tez çalışmasında hedeflenen; atık sulardan yüksek oranda Cr(VI) adsorpsiyonu kapasitesine sahip, doğal, ucuz ve kolay bulunabilen bir adsorban sentezini gerçekleştirmektir. Bu amaçla, vişne çekirdeği kabuğundan kömür (pirolitik çar) sentezlenmiştir. Sentezlenen vişne çekirdeği kabuğu pirolitik çarı (VÇKÇ) kullanılarak kompozit boncuklar elde edilmiş, sonrasında pirolitik çarın ve kompozit boncukların Cr(VI) adsorpsiyonunda kullanılabilirliği araştırılmıştır. Kompozit olarak vişne çekirdeği kabuğu pirolitik çarı/kitosan kompoziti (K-VÇKÇ) ve vişne çekirdeği kabuğu pirolitik çarı/kitosan/Fe2O3 nanokompoziti (Fe-K-VÇKÇ) hazırlanmıştır. Adsorbanların karakterizasyonları elementel analiz, FT-IR, SEM/EDX ve BET analizleri ile gerçekleştirilmiştir. Kesikli adsorpsiyon denemeleri ile adsorpsiyona etki eden; adsorban miktarı, konsantrasyon, pH, temas süresi, sıcaklık parametreleri optimize edilmiştir. Buna göre VÇKÇ, K-VÇKÇ ve Fe-K-VÇKÇ adsorbanları ile 55 mg/L'lik Cr(VI) çözeltisinden Cr(VI) adsorpsiyonu için optimum adsorban miktarları sırasıyla 5 g/L, 1,5 g/L ve 3 g/L olarak belirlenmiştir. Optimum temas süresi tüm adsorbanlar için 120 dk, optimum pH VÇKÇ için 1,56, K-VÇKÇ ve Fe-K-VÇKÇ için 2'dir. Sıcaklık artışının adsorpsiyonu arttırıcı yönde etkilediği; ancak bu artışın düşük düzeyde olduğu görülmüştür. Denge adsorpsiyon verileri kullanılarak Langmuir, Freundlich, Scatchard, Dubinin-Radushkevich ve Temkin izotermleri çizilmiş, bu izotermlerden adsorpsiyon parametreleri hesaplanmıştır. Adsorpsiyon Langmuir izotermine daha uyumlu bulunmuştur. Langmuir izotermi ile hesaplanan maksimum adsorpsiyon kapasiteleri VÇKÇ için 14,455 mg/g, K-VÇKÇ için 86,3 mg/g ve Fe-K-VÇKÇ için 47,576 mg/g'dır. Ayrıca kinetik hesaplamalar sonucunda adsorpsiyonun yalancı-ikinci mertebeden kinetik model ile uyumlu olduğu, termodinamik parametrelerin hesaplanması sonucunda da adsorpsiyonun istemli gerçekleştiği ve endotermik doğada olduğu belirlenmiştir.Master Thesis Taşınmaz Değerlemede Yapay Zekâ Tekniklerinin Kullanılabilirliği ve Yöntemlerin Karşılaştırılması(Konya Teknik Üniversitesi, 2018) Karagöz, Ceyda; Özkan, GülgünReal Estate Valuation is the process to identify exchange value of an immovable property in market conditions by analyzing the features it has in the face of economic developments. That the value of immovable property is identified and that the values determined are mentioned in the processes related to immovable properties are of developedness indicators. At the moment, it is impossible to mention about the explicit models in assessment of the value of immovable property. About the methods used in assessment of the value, for reaching the ideal one, the studies are still continuing. In this study, a model was researched for identification of the values of immovable property. Konya province, Selçuklu district, Yazır neighborhood the features belonging to 200 immovable properties were reached. By means of the data collected, the models were formed with the method of artificial neural network and fuzzy logic, and the values found via the model formed were compared to each other. In the values compared, it was concluded that average proximity was 88.13% in calculation with neural network and 84.19%, in calculation with fuzzy logic. With the study carried out, it was seen that both methods were usable in assessment of immovable property. The values calculated by means of artificial neural network are seen to be more suitable due to the fact that they approach more to the market valuesDoctoral Thesis Çimento Değirmenleri Öğütme Yardımcılarında Bor Bileşiklerinin Kullanımının Üretilen Çimentoların Özelliklerine Etkilerinin Araştırılması(Konya Teknik Üniversitesi, 2018) Çallı, Murat; Pehlivan, ErolBu çalışmada çimento öğütme sırasında kullanılan amin ve glikol bazlı öğütme yardımcılarının performanslarında bor içerikli bileşiklerin öğütme yardımcısına veya karışımına ilavesiyle katkısının olup olmadığı araştırılmıştır. Çimento fiziksel özelliklerinden elek (32µ, 45µ, 90µ) analizleri, Blaine incelik değerleri, priz başlangıç ve priz sonu süreleri, vicat suyu miktarları, beton dayanımları (2, 7, 28 günlük) ve bunlara ilaveten XRF elementel analizleri, kızdırma kaybı analizi, serbest kireç analizi yapılmıştır. Öğütme yardımcısı olarak amin grubundan trietanolamin (TEA) ve triisopropanolamin (TIPA), glikol grubundan monoetilenglikol (MEG) ve dietilen glikol (DEG), borlu bileşik olarak ise borik asit ve susuz boraks kullanılmıştır. Deneylerde Portland klinkerine ilave edilen bir miktar alçı taşı ile CEM I tip çimentolar elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, borlu bileşiklerin amin esaslı öğütme yardımcılarının beton dayanım performansını düşürdüğünü göstermiştir. Glikol esaslı öğütme yardımcılarından MEG için borlu bileşiklerin ilavesi beton dayanım perfomansı anlamında herhangi bir etki oluşturmaz iken, DEG ile yapılan deneylerde borlu bileşikler öğütme yardımcısının basınç dayanım performansını tüm dayanım yaşlarında (2, 7, 28 günlük) arttırdığı görülmüştür. Amin bazlı ve glikol bazlı öğütme yardımcılarının borlu bileşiklerle oluşturduğu tüm karışımlar, numunelerin toplam yüzey alanlarını referans çimentosuna göre artırmıştır. TEA 'nın priz başı ve priz sonu geciktirici etkisini borlu bileşikler azaltarak referans çimentosu priz sürelerine yaklaştırmıştır.Master Thesis Manyetik Nanoparçacıkların Sulardan Ağır Metal Gideriminde Kullanımı(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Karaman, Süreyya; Küçükçongar, SezenManyetik nanoparçacıklar elektronik cihazlar, biyomedikal uygulamalar, mineral ayırma, ısı transfer uygulamaları vb. farklı alanlarda kullanılmaktadır. Son yıllarda manyetik nanoparçacıkların yüzey özellikleri ve çözeltiden kolay ayrılabilmesi nedeniyle, atıksulardan farklı kirleticilerin giderilmesinde adsorban madde olarak kullanımı artmaktadır. Bu çalışmada hidrotermal yöntemle üretilen Fe3O4 nanopartikülleri kullanılarak kesikli işletilen reaktörlerde farklı ortam şartlarında (temas süresi, adsorban dozu, pH, başlangıç ağır metal konsantrasyonu vb.) sucul ortamlardan nikel gideriminin incelenmesi hedeflenmiştir. Nanopartikül karakterizasyonu FT-IR, SEM analizleri ile aydınlatılmıştır. Deneysel çalışmalar sonucunda 25 mg/L başlangıç nikel konsantrasyonuna sahip bir sucul ortamdan en yüksek nikel gideriminin, 40 dk temas süresinde, 125 rpm karıştırma hızında, 2 g/L nanoparçacık dozunda ve pH 9 değerindeki reaktörde %95.8 oranında sağlanabildiği tespit edilmiştir. Freundlich ve Langmuir izoterm deneyleri yapılmış ve korelasyon katsayıları sırasıyla %90.8 ve %91.2 olarak belirlenmiştir.Doctoral Thesis Tic/316l Kompozit Tozların Mekanik Alaşımlama Yöntemi ile Üretimi ve Karakterizasyonu(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Nazik, Cihad; Tarakçıoğlu, NecmettinBu çalışmanın amacı TiC/316L kompozit tozlarını mekanik alaşımlama yöntemi ile farklı takviye oranlarında ( ağ. %0, 1, 3, 10 ) ve öğütme sürelerinde ( 0, 1, 3, 5, 7 ve 10 saat) üretmek, karakterize etmek ve toz metalurjik yöntemlere uygunluğu belirlemektir. Tozların morfolojik karakterizasyonu SEM analizi ile yapılmıştır. Tozların küresel şekli kısa öğütme sürelerinde korunmakta iken öğütme süresinin artması ile pulsu yapıya dönüşmüştür. 5-7 saat öğütme sürelerinde soğuk kaynaklanma ve plastik deformasyon etkisi ile 200-300 nm kalınlığında ve ortalama 40 µm parçacık boyutlarında pulsu toz üretilmiştir. Tüm tozlarda 10 saat sonunda aşırı pekleşmeye bağlı olarak küçük ve düzensiz parçacık oluşumu artmıştır. Üretilen tozların kristalografik karakterizasyonu XRD analizi ile yapılmıştır ve tozların kristalit boyutu , kafes mikro-gerinimi ve dislokasyon yoğunluğu özellikleri belirlenmiştir. Öğütme süresinin ve takviye oranının artması ile kristalit boyutu düşmüş , kafes mikro-gerinimi ile dislokasyon yoğunluğu değerleri artmıştır. Tüm gruplar arasında en düşük kristalit boyutu (8 nm), en yüksek kafes mikro-gerinimi (%1.01) ve yine en yüksek dislokasyon yoğunluğu (13.55*1015 çizgi/m2) %3 TiC takviyeli ve 10 saat öğütülmüş tozlarda elde edilmiştir. X-Işını kırınım desenleri incelendiğinde TiC parçacıklarının matris içerisinde homojen dağılımı için 3 saatlik öğütme süresinin yeterli olduğu görülmüştür. Tozların kristalografik karakterizasyonundan sonra mikrosertlik değerlerine bakılmıştır ve beklendiği gibi en yüksek sertlik değeri, en yüksek takviye oranına ve öğütme süresine sahip olan %10 TiC takviyeli 10 saat öğütülmüş toz grubunda elde edilmiştir (1082 HV). Bunun yanında toz enjeksiyon kalıplama yönteminde hammadde olarak kullanılabilen bu tozlar bir bağlayıcı yardımı ile besleme stoğu haline getirilmiş ve enjeksiyon kalıplanabilirliğinin belirlenebilmesi için reolojik karakterizasyonu yapılmıştır. Reoloji deneyleri sonucunda elde edilen kayma gerilimi ve kayma hızı verilerine basit lineer regresyon analizi yapılarak besleme stoklarının akış davranış indeksleri belirlenmiştir. Öğütülmemiş olan tozların hepsi enjeksiyon kalıplama yöntemine uygun karakteristik özellikler sergilerken özellikle pulsu toz oluşumu sonrasında akış özelliklerinin olumsuz yönde etkilendiği saptanmıştır. Öğütme süresinin maksimum olduğu 10 saat sonrasında ise toz boyutu tekrar küçüldüğünden öğütülmemiş tozların akış özelliklerine benzer davranış sergilemiştir. Sonuç olarak toz enjeksiyon kalıplama besleme stoğuna uygun kompozit toz üretilmiş ve karakterize edilmiştir. Ayrıca literatürde yapılan çalışmalar dikkate alındığında, üretilen bu kompozit tozların diğer üretim yöntemlerinden olan geleneksel soğuk-sıcak pres ve modern üretim tekniklerinden olan eklemeli üretime uygun olduğu belirlenmiştir.Master Thesis Otomatik Sıvı Besleme Makinesi Tasarımı ve Prototip İmalatı(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Ünlükal, Sinan Uğur; Bağcı, MehmetÜlkemizde ve Dünyada hayvancılık sektörü önemli bir ekonomik getiridir. Hayvancılık sektörünün önemli bir kısmını ise büyükbaş hayvancılığı oluşturmaktadır. Büyükbaş hayvancılığında sürü yönetimi ve devamının en önemli öğelerinden biri buzağıların bakımı ve beslenmesidir. Buzağılar doğduktan sonra sürüden ayrı bir şekilde buzağı kulübelerine koyulurlar. Bu kulübelerde 2-3 ay kadar süt ve süt tozu mamaları ile işçiler tarafından el ile beslenirler. Bu besleme işleminde buzağı gelişimi ve sağlığı için dikkat edilmesi gereken birçok husus bulunmaktadır ve işçiler tarafından bu hususlara dikkat edilmesi zordur. Bu hususlara dikkat etmek buzağıların gelişimi ve sağlığı için çok önemlidir ve insan faktörüne bağlı kalmamalıdır. Bu çalışmada Dünyada ve ülkemizde gelişen teknolojiyle uygun olarak ve buzağı beslemede dikkat edilecek hususlara göre programlanmış otomatik sıvı besleme makinesi tasarımı ve prototip imalatı yapılmıştır. Ayrıca otomatik buzağı besleme yöntemi olarak patent başvurumuz yapılmıştır ve sonuçlanmak üzeredir. İlk olarak buzağıların beslenmesi için gereken şartlar ve barınma şartları belirlenmiştir. Bu şartlara uygun mekanik tasarım bilgisayar ortamında üç boyutlu olarak tasarlanmıştır. Tasarlanan parçalar tasarıma uygun olarak üretilmiştir. Makinenin otomatik olarak çalışması için gerekli elektriksel elemanlar, elektrik panosunda toplanmış ve uygun şekilde montaj edilmiştir. Kontrolcü olarak Ardunio kartı kullanılmıştır. Ardunio kartının tüm donanımı çalıştırması için gerekli yazılım kodlanmıştır. Sonuç olarak makine tamamı ile imal edilmiş ve montaj edilmiştir. Daha sonra makine 20 gün boyunca, Holstein cinsi bir buzağıyı besleyerek test edilmiştir. Makine ve buzağı test boyunca gözlemlenmiş ve oluşan sorunlar tespit edilmiştir.Master Thesis Tviter Verileri Üzerinde Sınıflandırma Algoritmaları Kullanarak Hisse Senedi Değerleri için Yön Tahmini(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Türkalp, Mustafa Vehbi; Koçer, BarışBorsa, gerek hisselerin kolay alınıp satılması, gerek sağladığı gelir ve gerekse verilere kolay erişim bakımından sağladığı avantajlarla her zaman yatırımcıların gözde yatırım aracı olagelmiştir. Yatırımcılar da bu platformda daha fazla gelir elde edebilmek adına, hisse senetlerinin ileriye dönük yön tahmini ile sürekli ilgilenmişlerdir. Bunun için de çok farklı teknikler geliştirilmiştir. Biz de bu çalışmamızda, hisse senetlerinin fiyatlandırılmasında asıl kriter olarak düşündüğümüz "arz-talep" ilişkisinden yola çıkarak, hisseye olan talebin artması veya azalmasının önceden tahminini yapmak için, günümüzde en fazla kullanılan sosyal medya paylaşım platformlarından biri olan Twitter mesajlarının sınıflamasını yaptık. Araştırmamızda, Amerikan Dow Jones (DJIA) borsasında işlem gören Apple, Facebook, General Electric, General Motors, The Coca-Cola Company, McDonald's, Microsoft, Netflix, Pfizer Corporation, Tesla Motors gibi dünya çapında firmaların hisse senetleri için atılan tivitleri analiz ettik. Sınıflandırma işlemini, naive bayes, rastgele orman, destek vektör makinesi, karar ağacı, k-en yakın komşu ve yapay sinir ağları sınıflandırma algoritmalarını kullanarak gerçekleştirdik ve bu algoritmaların başarım sonuçlarını karşılaştırdık. İlgili hisse senetleri için Nisan 2019 – Mayıs 2019 tarihlerini kapsayacak şekilde iki aylık veri, twitter web arayüzü kullanılarak elde edildi. Benzer şekilde yön tahmini başarı seviyesinde test amacı ile kullanılan hisse senedi değerlerini içeren dosyalar da yine www.eoddata.com web adresi üzerinden elde edildi. Tivitleri etiketleme işlemi, borsa bilgileri birbirinden farklı, 75 farklı katılımcının tivitleri tek tek okuyup eli ile pozitif, negatif veya nötr olarak işaretlemesi ile yapıldı. Herhangi bir duygu belirtmeyen tivitlerin yanı sıra, anlaşılmayan, reklamdan ibaret olan, sadece bir link verilmiş olan v.b. tivitlerin tamamı nötr sınıfına dahil edildi. Algoritmaların sınıflandırma başarılarının ölçülmesinde değil ancak hisse senedinin yön tahmininin başarısı hesaplanırken, çok fazla çöp tivit içerdiği için nötr sınıfı göz ardı edilidi. Sınıflandırma için öncelikle tivitleri, noktalama işareleri, hyperlinkler ve web adresleri, "tab" karakteri, hashtaglar, retweetler, birbiri ile aynı olan tekrarlanmış tivitler v.b. fazlalıkları silerek temizledik. Temizlenen bu veri seti üzerinde sınıflandırma için, makine öğrenmesi teknikleri kullanılarak sınıflandırma yaptık. TF-IDF yöntemi kullanılarak her bir veri setinde her bir tivit için geçen tüm kelimelerin frekans ağırlıklarını hesaplayarak vektör haline dönüştürüp sayısallaştırdık. Sayısallaştırdığımız bu veriler üzerinde 6 farklı sınıflandırma algoritması kullanılarak başarım sonuçlarını elde ettik. Tivitlerin sınıfını tahmin etmek için yaptığımız sınıflandırma işlemi için belirlediğimiz algoritmaları kullanırken, homojenliği sağlamak için corss validation yöntemi ile veri setlerini 10 parçaya ayırdık. Bu parçalardan her birisini sıra ile doğrulama maksadı için kullandık, diğer parçaları ise sistemin eğitimde kullandık. En sonunda da tüm parçalar bittiği zaman, 10 parçanın ortalamasını alınarak genel tahmin başarısını elde ettik. Araştırma sonunda sınıflandırma işlemini gerçekleştirdiğimiz veri seti üzerinde %77,37 ile en başarılı sonucu rastgele orman algoritması verirken, %61,41 ile en kötü sonucu destek vektör makinesi verdi. Yine sınıflarını tahmin etmeye çalıştığımız hisse senetleri tivitleri için en iyi tahmin başarısı %83,3 ile GM'a ait iken en kötü tahmin başarısı ise %62,15 ile GE'ye ait olarak bulundu. Hisse senetlerinin yön tahmin başarı sonuçlarının değerlendirilmesinde ise en başarılı tahmin %96,5 ile KO için yapılırken, en kötü tahmin ise %66,7 ile TSLA için yapılmıştır. Bu tahmin başarılarının hesaplanmasında nötr tivitler göz ardı edilerek sadece pozitif ve negatif etiketli tivitler dikkate alınmıştır. Pozitif olarak işaretlenmiş olan bir tivit, ertesi gün hisse senedi negatif yönlü bir hareket yapmadıkça başarılı bir tahmin yapmış olarak alınmıştır, aynı şekilde negatif olarak işaretlenmiş olan bir tivit, ertesi gün ilgili hisse senedi yükselmemişse başarılı olarak alınmıştır. Elde edilen bulgular sonucu hisse senetlerinin yön tahminlerinin yapılmasında twitter verilerinin kullanılabileceği, gayet başarılı sonuçlar elde edilebileceği görülmüştür.Master Thesis Ülkeler Düzeyinde Ar-ge ve İnovasyon Faaliyetleri Etkinliklerinin Veri Zarflama Analizi ile Belirlenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Beyler, Ammar; Döyen, AlperBilim ve teknolojik gelişmelerinin temelinde Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) ve inovasyon çalışmaları yer almaktadır. Yapılan bu çalışmalarla ülkenin ekonomik büyümesine katkı sağlanması ve toplum refah düzeyinin artırılması amaçlanmaktadır. Günümüz özel işletmelerinin en çok pay ayırdığı bu alanda, benzer şekilde ülkelerin de yatırımlarını önemli derecede artırdıkları görülmektedir. Bu çalışmada 28 Avrupa Birliği (AB) ülkesi ile Türkiye'nin Ar-Ge ve inovasyon etkinlikleri, Veri Zarflama Analizi (VZA) ile girdiye yönelik CCR ve BCC modelleri kullanılarak ölçülmüştür. Kullanılacak veri olarak toplam 12 faktör (6 girdi ve 6 çıktı faktörü) belirlenmiş, bu faktörlerin farklı kombinasyonları ile 4 farklı model oluşturulmuştur. Çalışmada; ülkelerin toplam, teknik ve ölçek etkinlikleri 4 farklı model için ayrı ayrı bulunmuştur. Hesaplar öncelikle girdiye yönelik CCR modelinin GAMS üzerinde oluşturulan doğrusal programlama modeli ile yapılmış daha sonra özel bir Veri Zarflama Analizi (VZA) yazılımı olan MaxDEA ile hem CRR hem de BCC modelleri çözülmüştür. Ayrıca etkin olmayan ülkeler için referans kümelerinin (referans alınması gereken ülkelerin) bulunması ve bu ülkelerin etkin olabilmesi için herhangi bir faktörü hangi seviyeye getirmesi gerektiği de analiz edilmiştir. Çalışma esnasında Türkiye'nin durumu özellikle incelenmiştir. Türkiye genel olarak çok kötü durumda olmasa da özellikle Ar-Ge faaliyetlerinin parasal geliri bakımından zayıf kaldığı görülmüştür.Master Thesis Plastik Enjeksiyon Kalıbında Soğutma Parametrelerinin Değiştirilmesi ve Polipropilen Malzeme Üretimindeki Etkilerinin İncelenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Kızılöz, Hasan Birol; Altun, TürkanPlastik enjeksiyon teknolojisi kullanımı son yıllarda ülkemizde artış göstermektedir. Bu artışla birlikte plastik endüstrisinde iyileştirici ve geliştirici çalışmalar gündeme gelmektedir. Enjeksiyon makinesi, hammadde ve kalıp, plastik enjeksiyon teknolojisini oluşturan temel üç unsurdur. Çalışmamızda, plastik enjeksiyon kalıplama tekniği kullanılmıştır. Genellikle kalıpların soğuması için kalıplara beslenen soğutma suyu sabit debi ile beslenmektedir. Sabit debi değiştirilerek, kalıp içi gerçekleşen plastik–kalıp ısı transfer farklılığı sağlanmıştır. Debi değişkenliğini yapabilecek bir prototip cihaz tasarlanmıştır. Sistemden kalıba gelen soğutma suyu, prototip cihazın üzerindeki oransal vana yardımıyla 2-3,5 m3/saat debi değerleri arasında 0,1 değer oranında artırılmış ve kalıbın farklı debilerde soğutulması sağlanmıştır. Değişken debi sonrası kalıp içi sıcaklık farkları ortaya çıkmıştır. Değişen her debi sonrası numune alınmıştır. Bunun sonucunda üretilen plastik ürünlerin kalitesi, mekanik özellikleri üzerindeki etkileri ve bu debi değişkenliğinin üretim verimliliğine olan katkısı araştırılmıştır. Mekanik özellikleri değerlendirilen plastik ürün bir ambalajdır. Random kopolimer polipropilen ile üretilmiştir. Debi değişkenliğinin etkilerini gözlemlemek için bütün numuneler aynı hammaddeyle ve sabit enjeksiyon makinesi parametrelerinde alınmıştır. Alınan numunelerin çekme oranları ve mukavemet testleri değerlendirilmiştir. Ayrıca prototip cihazın makine-kalıp performansına ve enerji verimliliğine olan etkileri yorumlanmıştır.Doctoral Thesis Nano Boyutta Modifiye Edilmiş Yeni Nesil Akıllı Çimento Bağlayıcılı Kompozitler(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Öztürk, Oğuzhan; Keskin, Ülkü SultanBu tez çalışmasında, nano ölçekteki malzemeler tekil ve kombine edilerek tasarlanmış çimento esaslı kompozit (ECC) karışımlarında kullanılmış ve geliştirilen kompozitlere kendiliğinden iyileşme ve kendiliğinden algılama özellikleri kazandırılmıştır. Yeni nesil akıllı çimento bağlayıcılı kompozitlerin geliştirilmesinde nano malzemeler (nano silika [NS] ve karbon nanotüpler [KNT]) homojen ve gerekli performansın elde edilmesinden ödün vermeden en ekonomik şekilde karışımlara ilave edilmiştir. Karşılaştırma yapmak amacıyla nano malzeme içermeyen kontrol karışımları da hazırlanarak diğer karışımlarla eşit sayıda küp, kiriş, silindir numuneler üretilmiştir. Kendiliğinden iyileşme testleri hasarsız ve hasarlı numuneler üzerinde hızlı klor iyonu geçirimlilik testi, elektriksel direnç testi, donma çözülme testi, rezonans frekansı testi ve ağırlık kaybı testleri ile gerçekleştirilmiştir. Nano ölçekte modifiye edilen çimento esaslı kompozitlerin mekanik özellikleri, basınç ve eğilme testleri ile değerlendirilmiştir. Numunelere ait çatlaklar video mikroskop aracılığıyla takip edilerek her bir karışıma ait çatlak kapanma performansları analiz edilmiştir. Bunun yanında kendiliğinden iyileşme/algılama yeteneğine sahip numunelerin mikro yapılarını irdelemek adına mikro analizler gerçekleştirilmiştir. Bu analizlerde numunelerin SEM/EDX, TGA ve XRD testleri yapılarak her bir karışım ayrı ayrı karakterize edilmiştir. Sonuçlar, her ne kadar sadece KNT kullanımının, ECC karışımlarının hem kendiliğinden algılama hem de kendi çatlaklarını iyileştirmede etkin olduğunu gösterse de, NS ve KNT'nin ikili kullanıldığı durumlarda çatlak kapanma performansı çok daha üst seviyede meydana gelmiştir. Özellikle kendiliğinden iyileşen çatlaklarda C-S-H ve CaCO3'ün yoğunluğu ve miktarının NS ve KNT malzemelerinin eklenmesi ile arttığı gözlemlenmiştir. Karışımlarda sadece NS kullanımı, tam anlamıyla kendiliğinden iyileşmeye performansı için iki nano malzemenin kombine edilmesine kıyasla yetersiz kalmıştır. Bunun yanında kontrol karışımlarının ve sadece NS içeren karışımların hasarlarını kendiliğinden algılama performansı özellikle düşük yükleme seviyelerinde yeterli değildir. Kendiliğinden algılama performansı açısından her ne kadar sadece KNT içeren karışımlar en iyi sonucu gösterse de, KNT ve NS'in beraber kullanıldığı karışımların piezo-dirençli davranışları da olumlu sonuçlanmıştır.Master Thesis Yivsiz Av Tüfeği Namlusu Et Kalınlığının Sonlu Elemanlar Yöntemi ile Optimizasyonu(Konya Teknik Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2019) Uğur, Abdullah; Düzcükoğlu, HayrettinBu çalışmada, av tüfeğinde balistik öneme haiz parçaların analiz ve tasarım optimizasyonu için gerekli olan verilerin toplanması için sistem kurulumu yapılmış ve test sisteminden elde edilen veriler ışığında ANSYS programında response surface optimization (yanıt yüzeyi optimizasyonu) kullanılarak namlu parçasında tasarım optimizasyon çalışması yapılmıştır. Kurmuş olduğumuz test sistemi sayesinde av tüfeğinde atış esnasında namlu içerisinde oluşan basınç, geri tepme, yüzey gerinim ve mermi çıkış hızı değerleri belirlenmiştir. Elde edilen veriler ışığında sonlu elemanlar metodu ile modelleme yapılarak namlu tasarım parametrelerinin optimize edilmesi için gerekli olan alt yapı oluşturulmuştur. Gaz ile çalışan yarı otomatik tüfeklerde sistemin sorunsuz bir şekilde çalışması için gaz odasına gelmesi gereken uygun basınç değerinin hesaplanması, merminin namlu içerisinde atış anından itibaren hız ve basınç değişimi incelenmesi için gerekli veriler elde edilmiştir. Av tüfeğinin önemli parçalarının malzeme seçimleri tekrar gözden geçirilmesine olanak sağlanmıştır.Master Thesis Kent Belleği Olgusunun Konya Kenti Örneğinde İncelenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Yılmaz, Öykü; Meşhur, Mehmet ÇağlarTarihsel süreç içerisinde devingen bir halde bulunan, yaşayan, büyüyen ve gelişen kentler her birey için farklı anlam taşımakta; kentte yaşanan deneyimler ve kenti deneyimleme süresinin her birey için değişmesi kişilerin kentle kurduğu iletişimi kendine özgü kılmaktadır. Bu anlamda, kent ve kentli arasında kurulan bağ bireylerin kendini yaşadıkları yere ait hissetmesini ve sahiplenmesini sağlamaktadır. İnsanların bireysel bellekte depoladığı anılarının somut yansıması olan mekânlar, bireyler için geçmiş ve bugün arasındaki bağı temsil eden kentsel bellek ögeleridir. Kentler planlanırken anılarla özdeşleşen mekânların korunması, kent planlama sürecinin sosyolojik boyutunun bir parçasıdır. Dolayısıyla, fiziksel çevrenin tamamen ya da kısmen değişimi kent ve kentli arasında kurulan bağa zarar vermekte, aidiyet hissini ortadan kaldırmakta ve kentlinin geçmiş ve bugün arasında bağ kurmasını engellemektedir. Çalışma kapsamında zengin tarihi ve ev sahipliği yaptığı medeniyetlerden birçok iz taşıyan Konya kenti incelenmiş, kentlerin gelişmesinin/değişmesinin bir sonucu olarak kentsel mekânların yitimi ya da sürekliliğinin kent belleği için önemi araştırılmıştır. Bu çerçevede, kent belleğindeki mekânsal izleri tespit etmek amacıyla Konya'da yaşayan farklı yaş grubundan insanlarla görüşülmüş, sözlü tarih yöntemiyle yapılan derinlemesine görüşmeler sonucunda tespit edilen mekânların/yapıların günümüzde ayakta olup olmadığı saptanmıştır. Çalışmada öğrenilen bilgiler ışığında kentlilerin hatıralarında özdeşleşen mekânların kente aidiyet hissini arttırdığı, yaş gruplarına göre kentin mekânsal kullanımının değiştiği, kadın ve erkek katılımcıların kenti deneyimlemelerinin farklı olduğu görülmüştür. Genç katılımcıların kenti deneyimlerken daha rahat davrandığı, 45 yaş üzeri kadın katılımcıların gençlik dönemlerine kıyasla kenti deneyimlerken daha özgür olduğu ve değişen tüketim kültürünün getirisi olan AVM'lerin 45 yaş üzeri kentliler tarafından benimsenmediği sonucuna ulaşılmıştır.Master Thesis Rijit Plastik Gıda Ambalajı İmalat Prosesinde Görüntü İşleme Tabanlı Ürün Kalite Kontrolü(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Şekeroğlu, İsmet Fatih; Kalyoncu, MeteGelişmiş toplumlar, gündelik yaşamlarında birçok ambalaj ürünüyle temas halindedirler. Teknolojinin gelişmesi ve üretim süreçlerin hızlanması ile beraber ambalaj üretim maliyetleri düşmüş ve buna paralel olarak tüketim miktarları ise oldukça yükselmiştir. Günümüzde rijit plastik gıda ambalajlarının üretim prosesinde rutin bir şekilde el değmeden plastik ambalajların üretimi gerçekleştirilmektedir. Ancak üretimin ikinci ve önemli kısmı olan kalite kontrol işlemi personel yardımı ile manuel olarak yapılmaktadır. Bu çalışmada, rijit plastik gıda ambalajı imalat prosesinde görüntü işleme tabanlı ürün kalite kontrolü gerçekleştirilmiştir. Bu sayede plastik ambalaj üzerindeki kusurların tayini yapılmıştır. Ayrıca bu çalışma bazı fonlarca desteklenen bir projenin de parçası mahiyetindedir. Bu sebeple ana sistemin bir parçası olan görüntü işleme sistemince belirlenen kusurlar yine ana sistemin parçası olan diğer bileşenlere aktarılarak el değmeden kalite kontrol ve paketleme işlemini gerçekleştirmiştir. Görüntü işleme sistemince belirlenen kusurlar bir ayırıcı ünite yardımı ile sistemden uzaklaştırılmıştır. Görüntü işleme uygulaması endüstriyel bir sistem ile yapıldığından, geleneksel bilgisayar tabanlı görüntü işleme sistemlerine göre çok hızlı sonuçlar alınmıştır. Ayrıca filtreler yardımı ile kenar bulma uygulamaları, siyah beyaz dönüşümleri, parazit giderme gibi fonksiyonlar taranarak sistemin en kararlı halde çalışması sağlanmıştır. Elde edilen sonuçlar grafiksel ve şekilsel olarak sunulmuştur.Master Thesis Buğdayda Kalıntı Pestisit ve Pestisit Toksisitesinin Değerlendirilmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Özcan, Zabit; Tongur, SüheylaPestisitler, günümüzde modern tarım için vazgeçilmez unsurlardan biridir. Ancak kontrolsüz şekilde kullanılan pestisitler birçok çevre kirliliğine sebep olmaktadır. Pestisitlerin ayrıca depolanması ve artan ilaçların bertarafı sırasında yapılan yanlışlıklar nedeniyle de çevre kirliliği oluşmaktadır. Bu durumlar nedeniyle pestisitler birçok canlı üzerinde toksik etkiye sahiptir. Çalışmada pestisitlerin toksik analizi yapılıp değerlendirilmiş ve buğday ile toprakta kalıntı pestisite bakılmıştır. Bu çalışmada amaç pestisitlerin araştırılması, çevre ve insan sağlığı açısından durumunu toksisite ile buğday bitkisindeki pestisit kalıntı miktarı açısından incelemek ve bu sonuçları değerlendirip çözüm önerileri sunmaktır. Çalışmada pestisitlerin toksikliği Lepidium sativum toksisite testi ile belirlenmiş ve buğday ile topraktaki kalıntı için analiz yaptırılmıştır. Araştırılan literatüre göre aldrin gibi pestisitlerin zararlarından dolayı kullanımı yasaklanmış bazı pestisitlerin ise kullanımına kısıtlama getirilmiştir. Elde edilen sonuçlarda buğdayda kalıntı µg/kg düzeylerinde çıkarken toprakta mg/kg düzeyinde ortalama 0,003 mg/kg olarak çıkmıştır. Lepidium sativum toksisite testlerinde hem insektisit hem de herbisit için toksik birim değerlendirmesi gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak her iki grup pestisit için toksik birim değeri "çok toksik" olarak bulunmuştur. Çalışmada Lepidium sativum toksisite testi deney sonuçları pestisit çeşitleri bakımından incelendiğinde, herbisitler insektisitlere göre daha toksik çıkmıştır. Pestisitler oldukça toksik maddelerdir. Bu nedenle pestisit kullanımı bilinçli ve bu konuda uzman olan kişiler tarafından yapılmalı pestisitlerin çevreye daha az zararlıları olanları tercih edilmelidir.Master Thesis Ogee Tipi Dolu Savaklar Üzerindeki Akımların Deneysel ve Nümerik Modellenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Kocaer, Öznur; Yarar, AlpaslanOgee tipi dolusavak, fonksiyonel uygunluğu ve yüksek güvenlik faktörü nedeniyle en çok tercih edilen savak tiplerinden biridir. Rezervuardaki debilerin ve su seviyelerinin kontrol edilmesi için acil durumlarda su seviyesinin düşürülmesi, normal nehir fonksiyonlarının sürdürülmesi ve fazla suyun tahliyesi gibi birçok kullanımı vardır. Bu çalışmanın temel amacı, ogee tipi dolusavağın laboratuvar ortamlarında açık kanal içinde deneyleri yapılarak üzerindeki akışın araştırılması ve sayısal model ile simüle edilmesidir. Fiziksel modelin birebir aynı boyutlardaki sayısal modeli açık kaynak kodlu ve ticari paket program olmak üzere iki farklı programla modellenmiştir. Modellerin belirlenen dört noktada akış derinlikleri ölçülmüştür. Sayısal analizde K-? ve K-? SST türbülans modelleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, akış derinliklerini ve su yüzey profillerini simüle etmek için sayısal araçların yeterince gelişmiş olduğu kanıtlanmıştır.

