Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.13091/1626
Browse
Browsing Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Koleksiyonu by Scopus Q "N/A"
Now showing 1 - 20 of 454
- Results Per Page
- Sort Options
Book Part 21. Yy. Barınma Eğilimlerinde Minimalist Bir Yaklaşım "tiny House" Yaşam Modeli(NEÜ Yayınları, 2022) Aköz Çevrimli, Begüm; Çevrimli, S. Cevat; Yılmaz Çakmak, BilgehanConference Object 3d Yersel Lazer Tarama Teknolojisinin Güncel Mimari Koruma Proje Uygulamalarında Kullanım Olanaklarına Yönelik Değerlendirmeler(Municipality of Alanya, 2021) Güleç Korumaz, Saadet Armağan; Kubiloğlu, BüşraMimari belgeleme çalışmalarına 3b lazer tarama teknolojileri önemli oranda kolaylıklar getirmiştir. Bu kolaylıklar mimari belgelemede devrim niteliğindedir ve kullanımı gün geçtikçe yaygınlaşmaktadır. Klasik yöntemlere göre kısa süre içerisinde yüksek doğrulukta, yoğun veri toplama özelliğine sahip lazer tarama teknolojileri koruma uygulamalarının içeriğini ve kalitesini artırmıştır. Bu teknoloji yoğun ve detaylı nokta bulutundan üç boyutlu model veya iki boyutlu paftalar elde etmeye yöneliktir. Bu teknoloji sadece basit CAD tabanlı üretilen koruma projelerine destek özelliğinin yanı sıra, yüksek çözünürlüklü düzlem resimler, sanat turlar, üç boyutlu örgü modeller, iki boyutlu haritalar elde edilmesine olanak sağlamaktadır. Bunun yanında nokta bulutunun dahil edildiği analizler sonucunda belgelenen objenin morfolojik özelliklerine yönelik yüksek doğrulukta veriler elde edilebilmektedir. Teknoloji sayesinde veriler farklı ortamlarda paylaşılabilmekte, filtrelenemiş veriler çevirim içi kullanılabilmekte böylelikle bilgiye farklı disiplinler kolaylıkla ulaşabilmektedir. Teknolojinin bu özellikleri kültürel miras alanında yapılan çalışmalara farklı bir boyut kazandırmakta ve mirasın dijitalleşmesine katkı sağlamaktadır. Çalışma kapsamında 3b belgelemesi gerçekleştirilen kültürel miras örnekleri üzerinden Yersel Lazer Tarama (YLT) çalışmasının mimari belgeleme alanına getirdiği yenilikler ve kullanım olanaklarına yönelik değerlendirmeler yapılmıştır. Ayrıca çalışma kapsamında veri kalitesini, doğruluğunu ve hızını etkileyecek parametrelere yönelik alan çalışmaları özelinde denemeler yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar ile teknolojinin günümüzde kullanım potansiyelini artırmaya yönelik değerlendirmeler yaparak sonuçlar elde edilmiştir.Article The Adaptive Reuse of Kirkuk Citadel [article](Konya Technical University Faculty of Architecture and Design, 2017) Mokhtar, Mustafa Sabah Saleh; Korumaz, MustafaKnowledge and memory influence the interpretations of a built environment, implying particular expectations in regard to the built environments and their roles in a society. People and their culture constitute the spirits of a building and a space. Memory also can dominate many heritage users, individuals, social and political groups over many centuries. Memory and spirit of cultural heritage enriches cultural identity under the global development. The adaptive reuse of heritage buildings is valued for the contribution for social and environmental sustainability as well as retaining memory. The inherent value of cultural heritage components and their place within the community’s memory helps to reinforce sense of place. In conservation sense identity, memory and the relationships of people give cultural significance to historical places.Evolution of the built environments bridges past and present to the future and embrace memory. However the cities as organisms are in a dilemma along with the loss of city memories and city spirits. These collective memories that bring spirits to a place play very important role and determine the cultural significance of places. The main contribution of this study is to emphasize the importance of adaptive reuse as a carrier of spirits to have a collective memory in order to sustain the development of a place. This article explores the relations between spirit and memory of a place by focusing of adaptive reuse project in Kirkuk citadel. Aim of this study is to question and evaluate restoration of Kirkuk Citadel in terms of urban identity and sense of place referring the early Kirkuk city and development of it. This paper also intends to put important guidelines for the future restoration projects of Kirkuk citadel – which is very urgently required – and high lights the importance of revitalizing this area, which is now the semi-dead heart of the city. The paper advocates policy makers is to increase the adaptive reuse policy as an integral tool of regeneration and sustainability policies in order not to lose collective memory.Conference Object The Adaptive Reuse of Kirkuk Citadel [conference Object](Konya Technical University Faculty of Architecture and Design, 2017) Mokhtar, Mustafa; Korumaz, MustafaKnowledge and memory influence the interpretations of a built environment, implying particular expectations in regard to the built environments and their roles in a society. People and their culture constitute the spirits of a building and a space. Memory also can dominate many heritage users, individuals, social and political groups over many centuries. Memory and spirit of cultural heritage enriches cultural identity under the global development. The adaptive reuse of heritage buildings is valued for the contribution for social and environmental sustainability as well as retaining memory. The inherent value of cultural heritage components and their place within the community’s memory helps to reinforce sense of place. In conservation sense identity, memory and the relationships of people give cultural significance to historical places. Evolution of the built environments bridges past and present to the future and embrace memory. However the cities as organisms are in a dilemma along with the loss of city memories and city spirits. These collective memories that bring spirits to a place play very important role and determine the cultural significance of places. The main contribution of this study is to emphasize the importance of adaptive reuse as a carrier of spirits to have a collective memory in order to sustain the development of a place. This article explores the relations between spirit and memory of a place by focusing of adaptive reuse project in Kirkuk citadel. Aim of this study is to question and evaluate restoration of Kirkuk Citadel in terms of urban identity and sense of place referring the early Kirkuk city and development of it. This paper also intends to put important guidelines for the future restoration projects of Kirkuk citadel – which is very urgently required – and high lights the importance of revitalizing this area, which is now the semi-dead heart of the city. The paper advocates policy makers is to increase the adaptive reuse policy as an integral tool of regeneration and sustainability policies in order not to lose collective memory.Conference Object "aga Khan Mimarlık Ödüllü" Türk Projelerin Okunması(SOSCON Social Sciences Congresses, 2018) Yıldız Kuyrukçu, Emine1977 yılından beri üç yılda bir verilen Aga Khan Mimarlık Ödülü, İslam kültürünü başarıyla yorumlayan çağdaş tasarım, sosyal konut, toplumsal gelişim, restorasyon, yeniden kullanım ve bölgesel koruma projelerini kapsayan mimarlık ürünlerine verilen ödüldür. Mimarlığın yaşam kalitesini nasıl etkilediği Aga Khan ödülü için her zaman temel bir mesele olmuştur. İlk çıktığı yıllarda eleştirilen Aga Khan mimarlık ödülleri günümü mimarlık camiasında prestijli ve bilimsel bir ödül olarak tanımlanmaktadır. Çalışma kapsamında Türkiye genelinden Aga Khan Mimarlık Ödüllü üç proje seçilmiş; projeler üst ölçekle kurdukları ilişki, benzer yapıların üretilmesinde model olma, fonksiyon, plan şeması, çevre doku doğa ilişkisi, malzeme, yapım tekniği gibi birçok başlıkta analiz edilmiş ve ödül raporları okunmuştur. Bu çalışmaları yapmaktaki amaç bu projelerin ödül almalarını sağlayan ortak noktaların tespit edilmeye çalışılmasıdır. Sonuçta tespit edilen başlıklar tartışılmış ve çıkarımlarda bulunulmuştur.Article Ahp Metoduyla Yer’e Özgü Mimari Tasarım Kriterlerinin Öncelik Sırasının Belirlenmesi(2019) Yıldız Kuyrukçu, Emine; Alkan, Ahmet20. yüzyılda küreselleşme ile mimari tasarımın yerle olan ilişkisi kopmuş, her türlü bölgesel sınır ortadan kalkmıştır. Bu bağlamda mimarlık, bölgesel bir olgu olmaktan çıkmış, artık sınırları olmayan evrensel bir olgu haline gelmiştir. Çalışma, ‘mimari tasarım-yer’ ilişkisini doğru kurmanın yani yerin ruhunun somutlaştırılmasının yolu olarak Eleştirel Bölgeselciliğin çözüm olabileceğini savunmaktadır. ‘Eleştirel Bölgeselcilik (Critical Regionalism)’ yaklaşımında ‘yer’e ait değerlerle, çağdaş yer yönelimli tasarım yapmak amaçlanmaktadır. Çalışma kapsamında Eleştirel Bölgeselcilik kavramını geliştiren Kenneth Frampton’ın 1987’lerde söylemleştirdiği 10 maddesi yorumlanarak dokuz kriter belirlenmiş ancak bu kriterlerin günümüz koşullarında yetersiz olduğu düşünülerek tarafımızdan dört kriter eklenerek “bir yapıyı eleştirel rejyonalist-o yer’e (bölgeye) ait” olarak nitelendirebilmenin on üç evrensel kriteri, dört grup halinde ortaya konulmuştur. Çalışmanın asıl amacı bir yapının eleştirel rejyonalist-o yer’e (bölgeye) ait olarak adlandırılabilmesi için hangi kriterlerin etken olduğu ve bu kriterlerin öncelik sıralamasını tespit etmektir. Bu doğrultuda doktor unvanına sahip Selçuk Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Restorasyon Anabilim Dalı, Mimarlık Tarihi Anabilim Dalı, Bina Bilgisi Anabilim Dalında görevli toplam 34 uzmandan, bir tasarımın o yere ait olarak algılanmasında belirlenen kriterlerin ne kadar etken olduklarını puanlamaları istenmiştir. Sonuçlar AHP (Analitik Hiyerarşi Prosesi) metoduyla analiz edilmiş ve çalışma kapsamında ortaya konulan kriterlerin geçerliliği ve tüm bu kriterlerin öncelik sırası belirlenerek “bir yapıyı eleştirel rejyonalist-o yer’e (bölgeye)” ait olarak nitelendirmede öncelikli kriterler tespit edilmiştir.Article Akarsu Kıyı Yerleşimlerinde Kent Kimliğinin Sürdürülebilirliği: Amasya ve Kastamonu Kentleri Örneği(2021) Özkaynak, Merve; Başar, Mehmet EminKent kimliği; bir yerleşimin fiziksel, kültürel, sosyo-ekonomik, tarihsel ve biçimsel faktörlerle zaman içinde oluşan, yerin kendine özgü özelliklerinin tamamı olarak ifade edilebilir. Doğal kimlik bileşenlerinden biri olan akarsuların kıyısında yerleşmiş olan kıyı kentlerinde yerleşim suya göre şekillenmekte ve bu oluşum kentin kimliğine katkı sağlamaktadır. Fakat zamanla akarsulara ve kıyı yerleşimlerine müdahalelerde bulunularak kıyı algısı değiştirilmekte ve kıyı mimari kimliği zedelenmektedir. Bu bağlamda kentlerin kimliklerinin korunması amacıyla, akarsu kıyılarının ve çevre yerleşiminin mimari kimliğinin korunarak, sürdürülmesi gerekmektedir. Çalışma kapsamında; akarsu kıyısında kurulmuş iki kent olan Amasya ile Kastamonu’nun kıyı yerleşimlerinin geçirdiği değişimler karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Arşivlerde yer alan fotoğraflardan yararlanılarak, mevcut durumlarının yerinde inceleme ve gözlem yapılması ile geçirdikleri değişim tespit edilmiştir. İki kentin kıyı kimliğinin değişiminin nedenleri araştırılarak, imar planları için öneriler sunulmuştur.Article Akıllı Cam Cephe Sistemleri ve Teknolojileri(2021) Erkol, Esma; Sayın, SelçukCam yüksek U değerine sahip olması sebebiyle diğer yapı malzemelerine kıyasla daha çok enerji kaybına sebep olmaktadır. Binaların ısı kayıplarının %60‘ını oluşturduğu tespit edilen camların bu kayıplarını gidermenin bina enerji tasarrufuna büyük katkısı vardır. Statik camlar olarak bilinen Low-E kaplamalı camlar, kaplamasız camlara oranla daha yüksek enerji performansı sağlayabilmektedir. Fakat enerji performansını ve konfor seviyesini aynı anda sağlamak konusunda değişen iklim özelliklerine uyum gösteremediğinden dolayı yetersiz kalmaktadırlar. Bundan dolayı gelişen teknolojilere paralel olarak enerji performansı ve konfor seviyesini aynı anda sağlayacak şekilde cam cephe sistemleri ve teknolojileri gelişerek "akıllı camlar" olarak mimaride yerini almıştır. Bu çalışmada farklı çeşitlerdeki akıllı camların çalışma prensipleri, teknolojileri ve uygulama alanları incelenmiştir. 7 pasif akıllı cam, 10 aktif akıllı cam olmak üzere toplam 17 farklı akıllı cam cephe teknolojisinin avantaj ve dezavantajları karşılaştırmalı bir şekilde sunulmuştur. Pasif akıllı cam sistemlerinin en büyük dezavantajı, karşılaşılan olumsuz durumlarda insan müdahalesine imkân vermemesidir. Bu sebeple, yapılarda kullanımları çok tercih edilmemektedir. Ancak pasif akıllı cam sistemlerinden aerojel camların ve vakum tüp camların U değerlerini çok küçük değerlere çekebilme ihtimalinin olması, enerji kayıplarının önüne geçilmesi yolunda önemli bir buluştur. Elektrikle çalışan aktif akıllı cam sistemleri için daha çok gelişim söz konusudur. Kullanıcı kontrolüyle çalışmaları, yapılarda daha çok tercih edilmelerini sağlamıştır. En fazla kullanılan çeşidi elektrokromik camlardır. Aktif akıllı cam sistemlerinden likit kristal camlar ve asılı partiküllü camların aktif kalmaları için sürekli güç gerektirmeleri enerji tasarrufu açısından yapılarda daha az tercih edilmelerine sebep olmuştur.Book Part Akıllı Kent Uygulamalarının Engelli ve Yaşlı Bireyler İçin Sunduğu Olanaklara İlişkin Bir Değerlendirme(Eğitim, 2023) Meşhur, Havva Filiz; Fazla, BüşraBook Part Akıllı Şehir Çözümlerinin Sunduğu Olanaklar ve İstanbul’daki Uygulamalara İlişkin Bir Değerlendirme(Nobel Akademik Yayıncılık, 2019) Meşhur, Havva FilizBook Part Aksaray Kent Merkezi'nin Mekansal Dizin ve Tasarım Stratejileri Bağlamında Analizi(İksad Publishing House, 2023) Oral, Murat; Ulusoy, Furkan KemalBook Part Alaeddin Nikah Salonu(torrance Gazinosu)(YEM Yayın, 2021) Canan, FatihBook Part Alanya Eray Erdem Evi Örneğinde Geleneksel Türk Evinin Güncel Kullanıma Uyarlanması(Yaz Yayınları, 2023) Oktaç Beycan, Arife Deniz; Akıllı, AyşeKültürel miras, toplumu geçmişi ile alakalı olarak onu kimliklendiren, günümüze kadar süreklilikle ulaşan ve evrensel niteliği olan bütün somut ve soyut varlıklar bütünüdür. Kültürel Mirasın korunması ile insanların deneyimleri ve geleneklerinin gelecek nesillere aktarılması sağlanırken, geleceğin geçmiş üzerine sağlam temeller üstüne inşası sağlanmaktadır (Ünal, 2014). Deneyimler ve geleneklerin gelecek nesillere aktarılması konusundaki en önemli araçlardan birisi de geleneksel evlerdir. Kültürün mekâna yansımasının güçlü araçlarından biri olan geleneksel evler (Rapaport,2004), ülkemizde büyük bir zenginlik sergilemektedir. Bu yapılar tarihi, kültürel, teknik, estektik açıdan önemli belgelerdir ve korunmalıdır (Kuban, 1962). Zamanla, toplumların sosyo-kültürel ve ekonomik yapısındaki değişimine koşut olarak, geleneksel ev kullanıcılarının yaşam biçimi, konfor istekleri de değişmektedir (Akın ve ark., 2018). İşlevsel ve fiziksel yönden kullanıcıyı zorlayan ve en son olarak da kullanıcısı kaybeden geleneksel evlerin hızla yıprandıkları görülmektedir. Bu nedenle kullanıcısını kaybetmeden güncel hayata adapte edilebilen geleneksel evlerin kalıcı olması sağlanmalıdır. Zira Venedik Tüzüğü Madde 4’te anıt korumadaki temel tutumun kalıcılık ve sürekliliğin sağlanması olduğu vurgulanmaktadır. Kalıcılık anıtın kendi işlevi ile sağlanamadığı takdirde Tüzüğün 5. Maddesine göre anıtın sürekliğinin sağlanması için toplum yararına işlev değişikline de için verilebilmektedir (html-1). Anıtların yeni işlevle geleceğe aktarılmaları konusunda bir çok yayın ve uygulama bulunmaktadır (Onat, 1990) (Özalp, 2000) (Kaşlı, 2009) (İnan, 2013) (Aydın, 2014) (Kuyrukçu ve Yıldız Kuyrukçu, 2017) (Tuğlu Karslı ve Aytıs, 2018) (Kıvılcım, 2019) (Bahar ve Kurak, 2021) (Yılmaz Erkovan, 2021) (Öztürk ve ark., 2022) (Süphanoğlu ve ark., 2022). Ancak anıtın çevresel koşulları müsaitse ve halen yapıldığı dönemindeki işlevi ile kullanılabilecekse, tabii ki yapının işlevinin değiştirilmeden korunması uygun olur. Geleneksel ev bina programı, konforu ile güncel bir kullanıma uyarlanabiliyor, güncel yaşam konforlarına cevap verebilecek hale getirilebiliyorsa yine aynı işlevi ile restore edilmelidir. Yapılan çalışma sonunda yapının planı, yapım tekniği, malzemesi, cephe ve süsleme kütle özellikleri değiştirilmemeli ve zarar görmemelidir. Özellikle 2. Grup tarihi eser olarak tescillenmiş yapılarda iç mekanda yeni düzenlemeye izin verilebilmektedir (Ahunbay, 2004). Ancak bu düzenleme yapılırken yapının tarihi, kültürel, estetik değerler çerçevesinde belge olma özelliğini kaybettirmemelidir. Çalışma kapsamında Alanya kent merkezindeki, eskimiş ve kullanım dışı kalmış, geleneksel bir evin, ailenin isteği üzerine aslına uygun olarak yapılan restorasyonu ve güncel hayata adaptasyonunu konu edilmiştir. Yapının 2011-2013 yılları arasından Müne Mimarlık tarafından rölöve, restitüsyon ve restorasyon çalışmaları yapılmıştır. Literatür çalışması, rölöve, restitüsyon ve restorasyon çizim ve fotoğrafları ile çalışma analiz edilecektir. Çalışmada özgün işlevi ve özgün hali korunan bir geleneksel evin restorasyon adımları anlatılarak başarılı bir çalışmanın genel hatları çizilecektir. Sonuçta, kentsel bellekte önemli yeri olan bir geleneksel evin, güncel yaşama hazır şekilde kullanılama sunulabileceğinin bir örneği verilmiş olacaktır.Conference Object Alışveriş Merkezlerinde Yenileme Çalışmaları ve Yeni Eğilimler: M1 Adana Alışveriş Merkezi Örneği(ISCYA Yayınevi, 2021) Yıldız, Zeynep1950’li yıllarda postmodern tüketim kültürünün mekana dönüşmüş hali olarak ortaya çıkan alışveriş merkezleri, günümüzün en çok tercih edilen alışveriş mekanlarının başında gelmektedir. Genellikle kent merkezinden uzak, ana arterlere yakın olarak konumlanan bu yapı tipi kendine yeni bir kent yaratma iddiasındadır. Ancak bunu çevreden izole, içe dönük bir yaklaşımla gerçekleştirmektedir. Yakın geçmişte tüketicilerin çevreden bağımsız, özellikle açık havadan mahrum bırakılan bu yapı tipolojisini terk ettiği gözlemlenmiştir. Bu durum yatırımcıların yeni bir çözüm olarak açık hava alışveriş mekanlarını geliştirmesini sağlamıştır. Artan açık hava konseptli alışveriş mekanları tüketicilerin ilgisiyle karşılanmıştır. Bu durum geleneksel anlayışla inşa edilen kapalı alışveriş merkezlerinin atıl durma gelmesine neden olmuştur. Kapalı alışveriş merkezleri bu yeni durum içerisinde işlevini ve rekabetini sürdürebilmek adına birtakım yenileme çalışmaları yapmaktadır. Çalışma kapsamında 2000 yılında Adana’da hizmete giren M1 Adana Alışveriş Merkezi bu eksende ele alınmıştır. Zincir bir alışveriş merkezi olan M1 Adana Avm diğer 3 yatırıma benzer şekilde tek katlı, doğrusal plan şemasına sahip, cephe olarak da geleneksel arasta yapılarını anımsatmaktadır. Tip bir proje olan M1 Adana Avm, yeni eğilimler karşısında 2009 ve 2016 yıllarında iki büyük değişim yaşayarak bölgenin en çok tercih edilen alışveriş merkezlerinden biri olmayı başarmıştır. Bu çalışma geleneksel bir alışveriş merkezinin çağa ayak uydurma ve yeni eğilimleri yakalama noktasında yapılabilecek mekansal değişimleri ele almaktadır. Çalışmanın amacı alışveriş merkezlerinin ekonomik ve fonksiyonel sürdürülebilirliğinin önemini ortaya koymaktır.Book Part Alüminyum Üretim Atığı Kırmızı Çamurun Puzolonik Aktivite Özelliğinin Araştırılması(Livre de Lyon, 2022) Duru, Mehmet Oğuz; Dereli, MustafaArticle Anadolu Selçuklu Medreselerinin Yapısal ve Mekânsal Özellik Bağlamında Değerlendirilmesi: Konya Sırçalı Medrese Örneği(2020) Yıldız Kuyrukçu, EmineGeçmişten günümüze Konya, pek çok uygarlığın oluşumuna sahne olmuş, ev sahipliği yapmış ve önemli ölçüde tarihi eserleri koruyabilmeyi başarmış bir kenttir. Anadolu Selçuklu devletine başkentlik yapan ve her dönem önemini koruyan Konya kentinde, Selçuklu dönemine ait çok sayıda dini, askeri ve sivil yapı inşa edilmiştir. Konya’daki sivil yapılar içinde tedris (öğretim) yapılan medreseler ise yerleşim merkezlerinin en anıtsal örnekleridir. 1242 yılında Selçuklu Emiri Bedreddin Muslih tarafından yaptırılan ve ismini çini süslemelerinden alan Sırçalı Medrese, plan düzeni, taş işçiliği ve tezyinat özellikleriyle Anadolu Selçuklu sanatının en gösterişli yapılarından biridir. Sırçalı medrese, özgün ve farklı mimarisiyle günümüze ulaşan tek açık avlulu medrese örneği olmasından dolayı kültürel miras olarak korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması gereken bir yapıdır. Bu çalışmada Konya Sırçalı Medrese’nin plan şeması, yapım tekniği, malzemesi ve bezeme özellikleri analiz edilmiş, güncel durumu değerlendirilmiştir. Bu amaçla öncelikle plan şemaları bakımından Anadolu Selçuklu Medrese mimarisi analiz edilmiş, alan çalışmasında ise açık avlulu plan tipine örnek Sırçalı Medrese’nin mimari özellikleri, geçirdiği değişimler ve günümüzde özgün durumunu ne kadar koruduğu analiz edilmiştir. Çalışmanın, Anadolu Selçuklu medreselerinin yapısal ve mekânsal özelliklerinin tanımlanmasına katkı sağlayacağı açıktır. Elde edilen verilerle Konya’nın önemli anıtsal yapılarından olan Sırçalı Medrese ile ilgili kültürel bir envanter oluşturularak, bu kültürel mirasın kent belleğinde diri tutulması ve gelecek nesillere aktarılması amaçlanmıştır.Book Part Anadolu Türk-islam İskan Sisteminde Yerleşmelerinin Oluşumu ve Bir Kır Yerleşmesi Örneği: Konya-hatunsaray Botsa Yerleşimi(Platanus Yayınevi, 2023) Oktaç Beycan, Arife DenizConference Object Analysis of Alioune Diop University in the Context of ‘natural and Cultural Sustainability’(Asos Yayınevi, 2020) Yıldız Kuyrukçu, Emine; Taşkıran, MineAlioune Diop University was founded in 2007 as a part of the Senegalese government’s efforts to decentralize higher education provision, seeking both to encourage youth to stay in rural areas and to provide educational programs appropriate to these contexts. The university structure was awarded the Aga Khan Architecture Award in 2019 by achieving both a bold architectural expression and minimizing cost and maintenance costs by using local construction techniques and compliance with sustainability principles. The Aga Khan Architecture Award, which is given once every three yearssince 1977, is an award for architectural products covering contemporary design, social housing, social development, restoration, reuse and regional conservation projects that successfully interpret Islamic culture. How architecture affects the quality oflife has always been a fundamental issue for the Aga Khan Award. While the search for an updated architecture is desired to ensure social development in the Aga Khan Awards, “tradition and locality” are concepts that the institution never gives up from. Local data can be covered as natural and cultural data. The use of local data in the architectural design process is of great importance in terms of “natural and cultural sustainability”. In today’s architecture, this understanding has faded, and it has been observed that the structures are designed as typical repetitive imitations rather than being indigenous to the location. Whereas, each design location has its own geography, culture and lifestyle, as well as many natural and cultural local data. The aim of this study is to emphasize the importance of local data usage in the architectural design process in the architecture that is trying to survive today, to analyze how these processes develop and are 565implemented through the Aga Khan Award winning Alioune Diop University. As a result of the analysis, it was seen that ecologically friendly solutions were presented in the structure, which contains reflections from local architecture. As a result, the Alioune Diop University Education and Research Building is an award-winning structure that has both an audacious architectural expression and has managed to minimize costs and maintenance costs using locally familiar construction techniques and adhering to sustainability principles. The information obtained will also enable future ecological solutions for the sustainability of local architecture.Keywords:Aga Khan Award, Alioune Diop University, Cultural Data, Locality, Natural Data, Natural and Cultural Sustainability1.IntroductionArchitecture is an example of art that has emerged in accordance with the basic needs of mankind. Evolved from the early ages to the present day and developed, varied according to its location, carried the traces of the period of its made, economical, cultural, religious, climatic, topographic, etc. were kneaded with all kinds of factors (Yüksel & Akbulut, 2009).The concept of ‘moving to the future’, which is the necessity of architecture, i.e. sustainability, plays an important role in architecture (Kısa Ovalı & Delibaş, 2016). Sustainability is often performed using local data with basic and simple methods. Local data reflects the fact that the structures are unique to the ground, the culture of the geography in which they are located and the way of life (Büyükpamukçu, 2019). Local data can be covered as natural and cultural data. The use of local data in the architectural design process is of great importance in terms of “natural and cultural sustainability”. In today’s architecture, this understanding has faded, and it has been observed that the structures are designed as typical repetitive imitations rather than being indigenous to location. Whereas, each design location has its own geography, culture and lifestyle, as well as many natural and cultural local data.While the search for an updated architecture is desired to ensure social development in the Aga Khan Awards, “tradition and locality”are concepts that the institution nevergives up from.The Aga Khan Architecture Award, which is given once every three years since 1977, is an award for architectural products covering contemporary design, social housing, social development, restoration, reuse and regional conservation projects that successfully interpret Islamic culture.The aim of this study is 565implemented through the Aga Khan Award winning Alioune Diop University. As a result of the analysis, it was seen that ecologically friendly solutions were presented in the structure, which contains reflections from local architecture. As a result, the Alioune Diop University Education and Research Building is an award-winning structure that has both an audacious architectural expression and has managed to minimize costs and maintenance costs using locally familiar construction techniques and adhering to sustainability principles. The information obtained will also enable future ecological solutions for the sustainability of local architecture.Conference Object An Analysis of the Changing Role of Istanbul as a Megacity in the World(ISOCARP, 2019) Paköz, Muhammed Ziya; Baş, Ahmet; Eren, FatihIstanbul is a unique part of the world because of not only its history, but also its function as a bridge from the point of economic, social and cultural interrelations. There are many cities, which are settled near a water source; however, Istanbul is the only city that is settled between two continents and two seas. All these features create some opportunities and threats for the city in terms of hinterland relations and the spatial structure. This paper aims to find out the economic, social and cultural impact of globalization on the spatial structure and the hinterland relations of Istanbul while discussing the city’s contradictory positions as an edge of Europe and as a bridge between the East and the West. Within this scope, we made a multiscale analysis considering interregional and inter-urban relations and their socio-spatial imprints within the boundaries of the city. Firstly, we made a comparative analysis to understand the changing position of Istanbul in the world in the 21st century by using global and regional indexes. Secondly we examined the change in the hinterland relations of the city by investigating the flows of people, goods, services and ideas between other regions / cities and the city of Istanbul in time. Thirdly, we traced the spatial imprints of these flows and interactions within the city in terms of relocations and displacements. Our study shows the growing importance of the city not only as a part of Europe but also as a node and bridge for the globalized world while emphasising socio-cultural and socio-economic tensions within the city as a result of this process.Article Citation - WoS: 3Citation - Scopus: 1Analysis of the Effects of Adding Pyroclastic Rock To Red Mud for the Production of a Baked Building Material in Terms of Its Resistance To Frost Actions(SPRINGER INTERNATIONAL PUBLISHING AG, 2020) Dereli, Mustafa; Tosun, MustafaIn the aluminum sector, approximately 130 million tons of waste red mud was produced in the last year. Such a high amount of wastes causes their storage areas to become a threat to the environment. Numerous studies have been conducted in the literature to eliminate this environmental threat. However, it is observed that these studies are mostly conducted on only a part of the waste, and there are few studies on the whole consumption of waste. Due to the said lack in the literature, it is thought that this waste can be utilized as a baked building material and consumed systematically. However, according to the literature and previous studies, it is observed that the use of the waste alone will not produce a quality building material. Therefore, otiose pyroclastic rocks were included within the scope of the study to be used together with the waste material. Accordingly, micronized pyroclastic rocks obtained from different regions were added to red mud at the proportions of 10, 20, 30, 40, and 50% by weight. Bentonite of 3% was added to mixtures to prevent capillary cracks. As a result of the preliminary experiments conducted on the baked building material samples obtained with the above-mentioned mixture ratios, two mixture types from each region with the highest compressive strength were selected. Physical and mechanical experiments were conducted on the samples to determine the resistance to frost actions-as an outer ambient condition with the most destructive effect-of the baked building materials (especially brick, etc. with the widest area of usage in outer walls and surface cover materials such as ceramic, clinker pavement, etc.) which will be obtained with these mixtures. As a result of the study, the optimum mixture type was determined to be the sample formed by adding 10% volcanic tuff around campus to red mud and baking it at a temperature of 1050 degrees C. Furthermore, different mixture types formed by adding the micronized pyroclastic material from other regions could reach sufficient values in terms of both compressive strength and frost actions. According to the results of the study, this material will fulfill the need for raw material as a building material resistant to frost actions and used in outer masonry. In this study, a process was obtained to eliminate a potential environmental problem, and a contemporary building material intended to be used as a sustainable building material was produced.

