01. Araştırma Çıktıları | WoS | Scopus | TR-Dizin | PubMed
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.13091/1
Browse
Browsing 01. Araştırma Çıktıları | WoS | Scopus | TR-Dizin | PubMed by Language "tur"
Now showing 1 - 6 of 6
- Results Per Page
- Sort Options
Research Project 6 Şubat 2023'te Pazarcık ve Elbistan Merkezli 7,7 ve 7,6 Büyüklüğündeki Depremlerin Hatay Bölgesindeki Termal Sularda Olası Radon Anomalilerine Etkisi(2023) Acar, Merve; Satılmış, Halimenur; Atav, Ülfet; Manisa, Kaan; Bozdağ, Ayla; Erdoğan, MehmetBu proje kapsamında, 6 Şubat 2023?te Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin ve sonrasında oluşan artçı depremlerin Hatay bölgesindeki yeraltısularında (termal ve kaynak suları) olası radon anomalileri üzerine etkileri araştırılmıştır. Radon konsantrasyonu ölçümleri AlphaGUARD PQ 2000PRO radon detektörü ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilere göre 2 lokasyonda önemli radon anomalilerinin olduğu gözlenmiştir. Bu anomalilere 6 Şubat tarihli depremlerin etkisi olabileceği gibi sonrasında gerçekleşen çok sayıdaki artçı depremlerin de etkisi olabilir. Bu anomalilerden ilki Hamamat kaplıcasını besleyen kaynakta gözlenmiştir. Bu kaynakta, 7 Mayıs 2023 tarihinde Topboğazı-Kırıkhan?da meydana gelen 4,9 ML büyüklüğündeki artçı deprem öncesinde radon seviyesinde 4 kat artış gözlenirken sonrasında ise bir azalış gözlenmiştir. Diğer anomali ise Tahtaköprü lokasyonundan alınan kaynakta gözlenmiş olup bu kaynaktaki radon seviyesinde de 28 Nisan tarihinde Hatay-Samandağ?da meydana gelen 4,2 ML büyüklüğündeki deprem öncesi gerçekleştirilen ölçümde yaklaşık 5 kat artış gözlenirken sonrasında da yaklaşık 4 kat gibi bir azalış gözlenmiştir. Bu iki kaynakta gözlenen radon anomalileri ile bu kaynaklar civarında meydana gelen 4,9 ve 4,2 ML büyüklüğündeki depremler arasında bir ilişki olabilir. Dolayısıyla kısıtlı verilere ragmen bu iki anomali 28 Nisan tarihinde Hatay-Samandağ?da meydana gelen 4,2 ML ve 7 Mayıs tarihinde Topboğazı-Kırıkhan?da meydana gelen 4,9 ML büyüklüğündeki artçı depremlerin bir ön işaretçisi olarak yorumlanabilir. Ayrıca bu iki kaynakta uzun süreli radon ölçümlerinin gerçekleştirilmesi olası depremler öncesi bir öncü işaretin gözlenmesi bakımından önemli olabilir.Article Co+2/klor İleri Oksidasyon Prosesi Vasıtasıyla Bemacid Blue Giderimi, Reaktif Radikallerin Tespiti ve Kinetik Çalışmalar(2024) Türkyılmaz, MehmetÇalışmada Bemacid Blue (BB) sentetik tekstil boyasının gideriminde oksidant olarak kullanılan klorun Co+2, Ultraviyole-C (UV-C) ve görünür ışık ile kombinasyonları oluşturularak en etkili proses seçilmiş ve optimizasyonu yapılmıştır. Deneyler sonucunda boya giderim verimi ve işletme maliyeti göz önüne alındığında Co+2/Klor prosesi seçilmiş ve C0: 50 mg/L BB (0.84mM), pH:3, klor: 0.8mM ve Co+2: 50µM 20 dk reaksiyon süresi optimum şartlarında %97.78 giderim verimine ulaşılmıştır. Proseste %46.1 katkı ile •OH en etkin ve baskın radikaldir, ancak reaktif klor radikallerinin (•Cl2-, •Cl ve •ClO (RCS – Reactive Chlorine Species)) %51.68 toplam katkı ile BB gideriminde etkin bir rol oynadığı belirlenmiştir. Optimum şartlarda gerçek tekstil atık suyu ile yapılan çalışmalar sonucunda, dalga boyu taramasında oluşan 1 ve 2 nolu ana piklerde sırasıyla %83.2 ve %88.6 oranında azalma gerçekleşerek etkin bir boya giderimi sağlanmıştır. Bununla birlikte, Behnajady–Modirshahla–Ghanbery (BMG) modeli için korelasyon katsayısı değeri (R2=0.9999), birinci ve ikinci derece modellerden daha yüksek olduğundan BB’nun Co+2/Klor prosesi ile giderimini açıklayan en iyi modeldir.Article Östemperlenmiş Sfero Dökme Demir (ggg70) Malzemenin Frezelenmesinde Proses Parametrelerinin Arı Algoritması ile Optimizasyonu(2023) Ataş, Gürkan; Kalyoncu, Mete; Aydın, Mevlüt; Çetin, Muhammet HüseyinÖstemperlenmiş küresel grafitli dökme demir malzemeler (GGG-70) otomotiv ve diğer endüstriyel sektörlerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Diğer dökme demirlere kıyasla yüksek mukavemet, aşınma direnci, süneklik ve yorulma mukavemeti gibi üstün mekanik özellikleri vardır. Bunun yanında endüstride kullanılabirliğini kısıtlayan en önemli etken zayıf işlenebilirliğidir. Bir malzemenin işlenebilirliği sadece mekanik özelliklerine ve mikro yapısına değil aynı zamanda proses değişkenlerinin seçimine ve kontrolüne de bağlıdır. GGG-70 malzemenin frezelenmesinde kesme sıvısı türü, kesme hızı ve talaş derinliğini değerleri değiştirilerek, malzeme yüzeyinde 10 mm genişliğinde 50 mm uzunluğunda kanallar açılmıştır. Kesme sıvısı uygulaması minimum miktarda yağlayıcı (MQL) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Farklı işleme parametreleri ile yapılan deneyler sonucunda malzeme yüzeyinin pürüzlülüğü ve sertliği ölçülmüştür. İşlenmemiş yüzey sertliğine kıyasla frezelenmiş yüzeylerde ortalama %2-%10 arasında sertlik düşüşü meydana gelmiştir. Sertlik değerlerinin değişimi ile parametre seviyelerinin değişimi arasında anlamlı bir istatistik oluşmamıştır. Farklı kesme parametreleri ile yüzey pürüzlüğü arasındaki matematiksel model 1. dereceden regresyon analizi ile elde edilmiştir. Kesme sıvısının, kesme hızının ve talaş derinliğinin optimum parametreleri metasezgisel optimizasyon metodu olan Arı Algoritması ile bulunmuştur. Arı Algoritmasına göre optimum frezeleme koşulları bitkisel yağ, 180 m/dk kesme hızı ve 0.5 mm kesme derinliğinin kullanıldığı şartlarda elde edilmiştir. Özellikle bitkisel yağın bor yağına kıyasla optimum performans sağlaması, sürdürülebilir çevre açısında önem arz etmektedir.Article Rüzgar Gücü Tahmininde Genetik Algoritma ile Öznitelik Seçimi(2022) Yürkyılmaz, Ece; Yağmur, SercanSürdürülebilir gelişim için yenilenebilir enerji kaynaklarına olan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Bu kaynaklardan birisi de rüzgar enerjisidir. Rüzgarın stokastik yapısı nedeniyle rüzgar hızı ve rüzgar gücünün tahmini son yıllarda araştırmacılar tarafından oldukça ilgi çeken bir konu haline gelmiştir. Yapılan çalışmada Türkiye’de yer alan bir rüzgar türbini için 2018 yılı boyunca SCADA sistemi ile elde edilen veri seti ile aynı konum için NASA tarafından paylaşılan meteorolojik veri seti kullanılarak rüzgar gücü tahmini gerçekleştirilmiştir. Girdi değişkenleri olarak SCADA sisteminden çekilen rüzgar hızı, rüzgar yönü ve teorik güç eğrisi; NASA sisteminden çekilen meteorolojik parametreler ve rüzgar gücüne ait geçmiş veriler kullanılmıştır. Modelde yer alan ve hesaplama karmaşıklığına neden olan gereksiz öznitelikler model performansını artırmak amacıyla sarmal seçim yöntemi ile modelden çıkarılmıştır. Sarmal seçim yöntemi olarak Genetik Algoritma (GA) kullanılmıştır. Yapılan çalışmada hem farklı makine öğrenme algoritmalarının tahmin gücü, farklı performans ölçütlerine göre karşılaştırılmış hem de öznitelik seçiminin modele etkisi değerlendirilmiştir. GA ile önerilen nihai modelde değişken sayısı 47’den 9’a indirgenerek gereksiz değişkenler modelden uzaklaştırılmış ve en az sayıda değişken ile R2 değeri 0,98 olan güçlü bir tahmin modeli elde edilmiştir.Article Topografik Haritalarda Bina Verilerinin Geometrik İyileştirilmesi(2024) Akgül, Mevlüt Furkan; Bildirici, İbrahim Öztuğ; Çobankaya, Osman NuriHarita Genel Müdürlüğü tarafından ülke topografik haritalarının üretilmesine ve diğer coğrafi bilgi sistemi uygulamalarına altlık oluşturmak üzere Türkiye Topografik Vektör Veritabanı (TOPOVT) adlı ülkenin tamamını kapsayan bir veri tabanı üretilmiş ve sürekli güncellenmektedir. TOPOVT temel alınarak yapılan üretimlerden biri 1:25.000 ölçekli topografik haritalardır. Bu üretim kapsamında TOPOVT verileri kartografik olarak işlenmekte ve kartografik ürünlere dönüştürülmektedir. Binaların gösterimi nokta ve alan geometrili olarak gerçekleştirilmektedir. Binaların yollarla çakışmaması ve genel olarak yollara paralel olması önemlidir. Bu makale kapsamında nokta geometrili binaların yollara göre yönlerinin belirlenmesi ve gerekli ise ötelenmesini sağlayan bir yazılım geliştirilmiştir. Önceden belirlenen parametrelere göre otomatik olarak bina verilerini dönüştüren yazılım, kartografik tasarım aşamasının kolaylaştırılmasını ve hızlandırılmasını sağlamaktadır. Bir adet 1:25.000 ölçekli pafta bazında yapılan uygulama ile yazılım test edilmiş ve başarılı sonuçlar verdiği görülmüştür.Article Türkiye Piyasasında Satılan Bazı Talk Pudralarının Mineralojik ve Yarı Nicel Kimyasal Bileşimi(2022) Kürkyılmaz, Muazzez; Karakaya, NecatiTürkiye'de satılan talk pudralarından 40 adeti, insan sağlığı için tehlikeli krizotil ve tremolit gibi mineralleri içerip içermediğini araştırmak amacıyla incelenmiştir. Pudralarının mineralojik ve yarı nicel kimyasal analizleri yapılmıştır. Pudralar talk yanında çoğunlukla kalsit, kaolinit, manyezit, simektit/klorit, dolomit, kuvars ve nadiren krizotil (?) ve tremolit belirlenmiştir. Kalsit içeriğinin bazı numunelerde talka yakın olduğu belirlenmiştir. Talk, tremolit ve krizotil kristalleri kısmen yassı kısmen de sivri, kıymık şeklindedir. Ayrıca iğnemsi, bükülmüş, ipliksi morfolojide kristaller de belirlenmiştir. Liflerde yığın görünümlü bazen çubuksu, borumsu, levhamsı şekillerde de gözlenmiştir. Çubuksu kristallerin boyu krizotil için literatürde verilenlerden büyüktür (≥5m). Yapılan yarı nicel kimyasal bileşim analizinde silikat minerallerinin yapısında bulunan özellikle Si ve Mg yanında birçok kristalde Fe, Ca ve Al içeriği de tespit edilmiştir. Çubuksu/ipliksi morfolojideki krizotilin yapısal formülündeki Mg:Si=3:2 oranıyla aynı oran belirlenmiştir. Genelde Si içeriği Mg'dan çok daha yüksek iken, birkaç analizde bu elementlerin içeriği eşite yakın bulunmuştur. Bazı kristallerde Fe veya Al içeriği de belirlenmiş olup Fe içeriği dikkate alınmalıdır. Zira Fe, asbest minerallerinde biyolojik sistemde dokularda kanser oluşturma riskine neden olabilir. Ayrıca mikron boyutlardaki kuvars silikozis oluşturma riski taşıyabilir.


