Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.13091/9
Browse
Browsing Lisansüstü Eğitim Enstitüsü by Department "Enstitüler, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Maden Mühendisliği Ana Bilim Dalı"
Now showing 1 - 20 of 24
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Ankara İli Andezit (gölbaşı), Bazalt (etimesgut) ve Kireçtaşlarının (mamak) Tuza Karşı Dayanımları ve Bazı Fiziksel Özelliklerinin Karşılaştırılması(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Dinç, Gülsüm; Zedef, VeyselKonya Teknik Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümü Yüksek lisans projesi kapsamında Ankara ilinde Büyükşehir Belediyesine ait 3 farklı maden ocağını gezdim. Andezit, Bazalt ve Kireçtaşı ocakları hakkında üretim ve genel işleyişler hakkında bilgiler öğrendim. 3 farklı ocaktan Andezit (Gölbaşı), Bazalt (Etimesgut) ve Kireçtaşı (Mamak) 'larından örnek numuneler getirdim. Bu tez kapsamında örnek numuneler üzerinde 4 farklı deney yaparak andezit, bazalt ve kireçtaşı numuneleri hakkında bilgiler verdik. Numuneler üzerine yaptığımız deneylerde; Tek Eksenli Basınç Dayanımları andezit numunesi 152,30 Mpa, kireçtaşı numunesi 122,72 Mpa, bazalt numunesi 136,15 Mpa çıkmıştır. Basınç dayanımı (Mpa) en yüksek numunemiz Gölbaşı ocağı'na aittir. En düşük numunemiz ise Mamak ocağı'na aittir. Schmidt Çekici Deneyinde andezit numunesi 223,82 Mpa, bazalt numunesi 178,95 Mpa, kireçtaşı numunesi 211,57 Mpa çıkmıştır. Schmidt Çekici Deneyinde ortalama (Mpa) en yüksek numunemiz Gölbaşı ocağı'na aittir. En düşük numunemiz ise Etimesgut Ocağı'na aittir. Donma Çözünme Deneyinde ağırlık kayıpları % olarak, andezit numunesi %0,06 kireçtaşı numunesi %0,02 bazalt numunesi %0,10'luk ağırlık kayıpları yaşanmıştır. En fazla ağırlık kaybı yaşayan bazalt numunesi %0,10 ortalama kayıp değeriyle olmuştur. En az ağırlık kaybını ise kireçtaşı numunesi %0,02 'lik ağırlık kaybı yaşamıştır. İspanyol Kuru Ağırlık Kaybı ( Dry Weight Loss = DWL ) Deneyinde ağırlık kayıpları % olarak, andezit numunesi % 11,70, bazalt numunesi % 0,18, kireçtaşı numunesi % -0,59 'luk ağırlık kayıpları yaşanmıştır. En fazla ağırlık kaybı yaşayan kireçtaşı numunesi %-0,59 ortalama kayıp değeriyle olmuştur. En az ağırlık kaybını ise andezit numunesi %11,70 'lik ağırlık kaybı yaşamıştır.Master Thesis Ankara İlinde Bitümlü Sıcak Karışım Kaplamalı Yollarda Kullanılan Agregaların Uygunluklarının Belirlenmesi ve Çok Kriterli Karar Verme Yöntemleri ile Sınıflandırılması(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Güneş, Hamza; Bilim, NiyaziÖzellikle büyük şehirlerde,şehir içi yol yapım çalışmaları çok fazla gerçekleşmektedir. Yapımı gerçekleştirilen yollarda kullanılan agregaların kaliteleri arttıkça, yol kullanım süresi de artmaktadır. Bu nedenle yol yapımında kullanılan agregaların ve bitümlü sıcak karışımların(BSK) önemi çok büyüktür. Bu malzemelerin doğru seçimi direkt olarak yol kullanım ömrünü etkilemektedir. Bu nedenle agrega ve bitümlü sıcak karışımların gerekli standartlara uygunluğunun yanında, kalite sınıflamasının da yapılmasını gerekli kılmaktadır. Asfalt üretim ve yol yapım maliyetlerini azaltmanın en temel yollarından birisi de agrega temin edilecek ocakların doğru seçilmesiyle olmaktadır. Bu tez çalışmasında, Ankara İlinde yol yapımı için gerekli olan agrega standartlarına en uygun taş ocağı bölgesinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Bitümlü sıcak karışım üretimi için kullanılan agregaların temin edilebileceği taş ocakları uygunluk açısından sınıflandırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Ankara şehir merkezinin yol yapım çalışmalarına agrega temin eden altı farklı kırmataş tesisinden agregalar alınmıştır ve agrega numuneleri üzerlerinde; su emme, birim ağırlık, Los Angeles, elek analizi ve donma-çözülme deneyleri gerçekleştirimiştir. Ayrıca, bitümlü sıcak karışımın özelliğini belirlemek için, sıcak karışım deneyleri olarak, Marshall stabilite ve akma deneyleri gerçekleştirilmiştir. Deneyler sonucunda elde edilen veriler yorumlanarak, standartlara göre en uygun agregalar belirlenmiş ve ocak sahasında üretilen agregaların fiziksel özellikleri belirlenerek, bitümle yoğrulduğunda oluşacak asfalt betonunun kullanılabilirliğinin tespitine yönelik analizler gerçekleştirilmiştir. Altı farklı ocaktan temin edilen numuneler arasında bir puanlama sistemi belirlenmiş yol agregaları arasında bir karşılaştırma sistemi oluşturulmuştur. Böylece, Ankara ili şehir merkezinin yol çalışmalarında kullanılan agregaların yol yapım kalitesi açısından bir sınıflandırılması yapılmıştır. Yapılan sınıflandırma neticesinde, yapılması planlanan yollarda aranılan özelliklere göre bir seçim kriteri kolaylıkla yapılabilecektir. Bu tez çalışması seçim kriteri yöntemi, bitimlü sıcak karışıma agrega seçimi konusunda farklı çalışmalarada ışık tutacaktır.Ayrıca en uygun agreganın belirlenmesi sayesinde, yeni yapılacak veya bakım onarımı yapılacak yolların uzun ömürlü olması, bakım onarım masraflarının azaltılmasını sağlanabilecektir.Master Thesis Atık Çinko-karbon Pil Tozundan Asidik Ortamda Çinko ve Manganın Çözündürülmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Kıral, Miray Fatma; Aras, AliBu tezde, atık çinko-karbon pil tozundan çinko (Zn) ve manganın (Mn) sülfürik asit (H2SO4) ortamında çözündürülme şartları ve kinetiği araştırılmıştır. Deneyler karıştırma liçi yapılarak gerçekleştirilmiştir. Deneylerde karıştırma hızı (0-600 rpm), H2SO4 konsantrasyonu (0,1-0,5 M), sıcaklık (30-70°C) ve Fe+2 iyonu konsantrasyonun (0,9*10-2 - 3,6*10-2 M) Zn ve Mn'ın çözünmesine olan etkileri incelenmiştir. Deneysel çalışmalar sonucunda elde edilen sonuçlara göre Zn ve Mn'nin çözünmesinin; karıştırma hızı, H2SO4 konsantrasyonu, sıcaklık ve Fe+2 iyonu konsantrasyonu ile doğru orantılı olduğu belirlenmiştir. Kinetik değerlendirmeler sonucunda atık çinko-karbon pil tozundan H2SO4 ortamında Zn ve Mn'nin çözünmesinin arayüzey transfer ve ürün tabakasından difüzyon kontrollü olduğu ifade edilmiştir. Zn ve Mn'ın çözünmesi için aktivasyon enerjisi sırasıyla 28,63 kj/mol ve 71,82 kj/mol olarak hesaplanmıştır. Zn çözünmesinin karıştırma hızına bağımlılığı (kh)1,27, Mn çözünmesinin karıştırma hızına bağımlılığı (kh)1,85, Zn çözünmesinin H2SO4 konsantrasyonuna bağımlılığı [H2SO4]0,80, Mn çözünmesinin H2SO4 konsantrasyonuna bağımlılığı [H2SO4]0,65 olarak tespit edilmiştir.Master Thesis Bakır Cevheri Flotasyonunda Kil Minerallerinin Mekanik Taşımaya Etkisi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Otaran, Sevdanur; Önen, VildanYüksek kil içerikli cevherlerin işlenmesi, ince tane boyutu, tabaka yapısı ve kil minerallerinin anizotropik yükü nedeniyle flotasyonda şlam kaplama, mekanik taşıma, köpük kararlılığının değişmesi gibi birtakım problemlere neden olmaktadır. Flotasyonu etkileyen diğer parametrelerle kıyaslandığında hava akış hızı ve köpük yüksekliğinin önemi hala tam olarak anlaşılmamasına rağmen mekanik taşıma ile gang kazanımının bu iki faktörden önemli ölçüde etkilendiği bilinmektedir. Bu tez çalışmasında, Cu cevherlerinde yaygın olarak bulunan kil türlerinin (Kaolen-Montmorillonit) flotasyon performansı ve mekanik taşıma üzerine etkileri incelenmiştir. Kil türü/miktarı (%5-10-15), köpük yüksekliği (1,2,3 cm), hava akış hızı (8,10,12 l/dk) çalışılan deneysel parametrelerdir. Mekanik taşımanın değerlendirilmesinde, toplayıcılı ve toplayıcısız gerçekleştirilen flotasyon deney verileri kullanılarak toplam flotasyon verimi (RT) ve mekanik taşıma verimi (RM) farkından gerçek verim (RG) değerleri belirlenmiştir. Artan kil oranı ile, konsantre tenörünün montmorillonitte düşerken kaolende belirgin bir değişiklik göstermediği belirlenmiştir. Montmorillonit pulp'ın görünür vizkozitesini önemli ölçüde artırmaktadır ve sonuç olarak kabarcık- tane çarpışmasını etkileyerek tenör düşüşüne neden olmaktadır. Montmorillonit içerikli cevherle kaolen içerikli cevhere göre daha düşük verimle konsantre elde edilmiştir. Verim değerlerinin %10 kil oranından sonra artış gösterdiği belirlenmiştir. Bunun nedeni kil minerallerinin, mekanik taşıma ile gelmesidir. Yüksek hava akış hızı ile çalışıldığında tenörün düşüp verimin arttığı tesbit edilmiştir. Hava akış hızı artışı flotasyonda karıştırma etkisini ve köpük yükselme hızını artırarak mekanik taşımayı artırmakta değerli mineral tenörünü azaltmaktadır. Mekanik taşıma verimi açısından köpük yüksekliği kaolen içerikli cevherde belirgin bir etki göstermezken montmorillonitte artan köpük yüksekliği ile düşmüştür. Artan köpük yüksekliği ile montmorillonitte gerçek verim değerleri artarken kaolende düşmüştür. Kaolende artan köpük yüksekliği ile tenörde düşüş pulp içinde askıda kalan ince boyutlu kaolen tanelerinin köpük fazına taşınması ile ilişkilendirilmiştir.Master Thesis Balıkesir /balya Hastanetepe Bölgesi Kurşun-çinko-gümüş Yeraltı Ocağı Rezervinin Jeoistatistik Yöntemlerle Değerlendirilmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Günaydın, Onur; Özşen, HakanBu çalışmanın amacı, karmaşık cevherleşme yapısı gösteren metal maden yataklarından olan Balıkesir İli Balya İlçesi'ndeki bir kurşun-çinko-gümüş maden yatağının jeoistatistik metotlarla; rezerv parametrelerini (yoğunluk, alan, kalınlık, tenör vb.) uygulayarak yeraltındaki tenör dağılımını, rezervini modellenmesi ve hesaplanmasıdır. Bu modelleme, yatağın üretim planlamasına ve işletme dizaynına da faydalı olacaktır. Saha çalışmaları kapsamında, yüzey jeolojisi ve maden yatağı ile ilgili çalışmaların yapılması, sondaj çalışmaları sonucunda ortaya çıkan bilgiler, sahada geçmiş dönemdeki çalışmaların incelenmesi ve uygulanması ilk yapılan işlemlerdir. Saha çalışmalarının ardından sahada elde edilen veriler ile veri tabanının oluşturulması gerekmektedir. Çalışma, tenör ve rezerv analizinin yapılacağı alanın tanımlanması ve poligonların oluşturulması ile devam etmektedir. Sonuçta da Inverse Distance Weighting-IDW (Ters Mesafe Ağırlıklı Enterpolasyon) yöntemi yardımıyla tahmin ve yanında iki-üç boyutlu diyagramlarla tenör dağılımı ile rezervin modellenmesini kapsamaktadır. Bu çalışma sonucunda ise toplam 13 milyon ton Kurşun-Çinko-Gümüş cevheri tespit edilmiş ve bu cevherlerin ortalama tenörleri Pb % 3.09, Zn % 3.58 ve Ag ise 17.83 gr/t olarak hesaplanmıştır.Master Thesis Çavuşcugöl Linyit Açık Ocağı Doğu Şevlerinde Oluşan Deformasyonların Jeodezik Yöntemle İzlenmesi ve Matematiksel Modellenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Kaygusuz, Berk; Özşen, HakanAçık maden ocaklarında, mühendislik çalışmaları ile oluşturulan şevlerde, karayolu ve demiryolu yarmalarında ve doğal şevlerde duraysızlık oluşması durumunda şev kaymaları oluşabilmektedir. Meydana gelen bu kaymalar yaşam kaybına, ekonomik kayıplara, geometrisi bozulan alanlara sebebiyet vermektedir. Bu sonuçların önüne geçebilmek için oluşan duraysızlıkların izlenmesi ve elde edilen sonuçlar neticesinde emniyeti arttırmak için jeoteknik verilerin güncellenmesi, kaya düşmesini önleyici sistemler gibi önlemlerin alınması gerekmektedir. Bu çalışma, halen TKİ Ilgın Linyitleri İşletmesi'ne bağlı olan Ilgın-Çavuşcugöl linyit açık ocağında gerçekleştirilmiştir. Ocakta yapılan incelemeler ve denetlemeler neticesinde ocağın doğu şevinin 60 m ilerisinde bulunan TCDD Çavuşcugöl İstasyonu'na yönelimli çekme çatlakları tespit edilmiştir. Ölçüm sistemi olarak jeodezik ölçüm yöntemi kullanılarak 112 günlük süreçte belirli aralıklarla şev hareketleri izlenmiştir. Elde edilen veriler sonucunda şevdeki deformasyon hareketleri değerlendirilmiştir. Ardından, bu hareketliliğe bağlı matematiksel eşitlikler geliştirilmiştir.Master Thesis Demir-çelik Tesisi Tufalinin Kok Kömürü ile İndirgenebilirliğinin Araştırılması(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Mammadov, Kamil; Aydoğan, SalihBu çalışmada Kroman Çelik Sanayii A.Ş.'ne ait tufal numunesinin kok kömürü etkisinde indirgenebilirliği araştırılmıştır. Deneyler; sıcaklığı 1600 °C'a ayarlanabilen metalurjik bir fırında gerçekleştirilmiştir. Çalışmalarda sıcaklığın, bağlayıcı (Na-bentonit) oranının ve pelet çapının indirgeme verimine olan etkileri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre sıcaklık artışı ile doğru orantılı olarak indirgeme veriminin arttığı pelet çapı arttıkça indirgeme veriminin düştüğü ve bağlayıcı oranının indirgeme verimi üzerinde belirgin bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Kinetik değerlendirme kullanılarak tufalin kok kömürü etkisinde indirgenebilirliğinin "küçülen çekirdek modeli" ile uyumlu olduğu ve "1/3ln(1-X)-[1-(1-X)-1/3]=k_d t" ile ifade edildiği belirlenmiştir. Aktivasyon enerjisi 900-1050 °C sıcaklık aralığında 444,77 kJ/mol, 1050-1150 °C sıcaklık aralığında ise 24 kJ/mol olarak hesaplanmıştır. Pelet çapının indirgeme verimine etkisi (d)-1,963 olarak hesaplanmıştır. Difüzyon modeli kullanılarak bulunan yarı ampirik model aşağıdaki gibidir. 900-1050 °C aralığı için; 1/3ln(1-X)-[1-(1-X)-1/3]=kn.(e-444770/(R.T).(d)-1,963.(Na-bentonit oranı)1).t 1050-1150 °C aralığı için; 1/3ln(1-X)-[1-(1-X)-1/3]= kn.(e-24000/(R.T).(d)-1,963.(Na-bentonit oranı)1).t olarak belirlenmiştir.Master Thesis Farklı Zeminlerin Yer Titreşim Dalgalarının Yayılım Mekanizması Üzerindeki Etkilerinin İncelenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Ghiloufi, Dhikra; Kekeç, BilgehanBu çalışmada, farklı zeminlerde madencilik ve inşaat faaliyetlerinde sıklıkla uygulanan patlatma işlemlerinden kaynaklanan titreşim dalgalarının yayılma mekanizmaları incelenmektedir. Bu amaçla farklı arazi koşullarını modellemek için kum ve kil zeminler kullanılarak laboratuvar ölçekli altı ana zemin modeli hazırlanmıştır. Planlanan zemin modelleri bir tanka yerleştirilmiştir. Yapay zemin titreşim dalgaları oluşturmak için bilye bırakma mekanizmasına dayanan bir düzenek kullanılmış ve oluşan parçacık hızını ölçmek için incelenen modele bağlı olarak bir veya iki sismograf kullanılmıştır. Analiz edilen zemin modelleri; litolojinin, sıkıştırma derecesinin, suya doygunluğun, titreşim kaynağı konumunun ve kuma yerleştirilen kil tabakaların sayısının, konumunun, kalınlığının ve yönünün ölçülen parçacık hızı üzerindeki etkisinin araştırmasını sağlamıştır. Yürütülen titreşim deneyleri, titreşim kaynağından uzaklık arttıkça, hem kuru hem de suya doygun gevşek kumda soğurulmanın ve gevşek kilde amplifikasyonun parçacık hızı üzerindeki etkisini göstermiştir. Üstelik sıkıştırmanın, suya doygunluğun ve titreşim kaynağı derinliğinin arttırılması, kumda elde edilen parçacık hızının azalmasına sebep olmuştur. Ayrıca bu çalışmada kuma yerleştirilen kil tabakaların sayısının, konumunun, kalınlığının ve yönünün oluşan parçacık hızları üzerindeki etkileri ile ilgili ön sonuçlar sunulmuştur.Master Thesis Gümüşköy Kompleks Cevherinden Gümüşün Basınçlı Ortamda Çözündürme Şartlarının Belirlenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Apaydın, Burak; Ağaçayak, TevfikGünümüzde altın ve gümüş gibi değerli metalleri içeren cevherlerden altın veya gümüşün kazanılmasında tercih edilen ve uygulanan en yaygın yöntemlerden birisi siyanür liçi olarak bilinmektedir. Hidrometalurjik bir proses olan siyanürleme, 100 yıllardan beri altın ve gümüşü cevherlerden ve konsantrelerden ayırmak için kullanılmaktadır. Bu prosesin kullanılma sebebi ise düşük tenörlü ve çok ince tane boyut içeren cevherlerde yüksek verim oranlarında çalışılmasıdır. Gümüşün çözündürülmesi genellikle metal siyanür komplekslerinin karışımlarını içeren alkali siyanür çözeltileri kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Bu çalışma, Gümüşköy (Kütahya) kompleks gümüş cevherinin kimyasal yöntemlerle zenginleştirilmesini kapsamaktadır. Bu amaçla, yüksek sıcaklık ve basınç kullanılarak siyanür liçi çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Liç parametreleri olarak, tane boyutu, NaCN konsantrasyonu, sıcaklık, basınç, oksijen miktarı ve pH seçilmiş ve deneylerde tenör ve karıştırma hızı sabit tutularak bu parametrelerin kompleks gümüş cevherinden gümüşün çözündürülmesine etkisi incelenmiştir. Optimum sonuçların elde edildiği parametrelerin ise, tane boyutunu 10µm, NaCN konsantrasyonunu 1.2 g/lt, liç sıcaklığı 130°C, basıncı 10 bar, oksijen basıncı 1.5 bar ve pH ise 11 olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, kompleks gümüş cevherinden gümüşün yüksek sıcaklık ve basınç kullanılarak siyanürlü ortamda çözeltiye alınabileceği görülmüştür.Master Thesis İnorganik Tuzların Linyitin Flotasyonuna Etkisi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Şalgalı, İrem; Özkan, AlperBu çalışmada, düşük kaliteli linyit kömürünün flotasyonu NaCl, MgCl2 ve CaCl2 inorganik tuzları varlığında flotasyon kimyasalları olarak gazyağı ve köpürtücü kullanılarak ve kullanılmadan araştırılmıştır. Ayrıca, zeta potansiyeli ve temas açısı ölçümleri yapılmıştır. Linyit örneği geniş bir pH aralığında negatif bir yüzey şarjı sergilemiştir ve isoelektrik noktaya (iep) sahip değildir. Linyitin negatif şarjının büyüklüğünün tuzların 10-2 M konsantrasyonunun üzerinde önemli ölçüde azaldığı ve flotasyon reaktifleri olmaksızın linyitin flotasyonunun da aynı değerden daha yüksek tuz konsantrasyonlarında zayıf derecede oluştuğu belirlenmiştir. Linyit yüzeyleri üzerinde ölçülen temas açıları ise artan tuz konsantrasyonu ile artmaktadır. Linyit örneği su sever karaktere sahip olup, bu nedenle yüzdürülmesi çok güçtür. Dolayısıyla, linyitin toplayıcı ve köpürtücü ile flotasyonu yüksek reaktif derişimlerinde bile istenilen ölçüde başarılamamıştır. Flotasyon kimyasalları yokluğunda, yüksek inorganik tuz derişimleri ise düşük flotasyon performansları sağlamıştır. Ancak, linyitin flotasyonu inorganik tuzların varlığında gazyağı ve MIBC ile başarılabilmiştir. % 25.02 kül içeren linyitin flotasyon deneyleri, % 19 kül içerikli bir konsantrenin % 51.2 yanabilir verimle 10-1 M MgCl2 ve 8 gr/dm3 gazyağı konsantrasyonunda elde edilebildiğini göstermiştir. Ayrıca, MgCl2 ve CaCl2 tuzlarının linyit flotasyonunda NaCl tuzundan daha etkili olduğu belirlenmiştir.Master Thesis Kayaçların Dokusal ve Mineralojik Özelliklerine Bağlı Olarak Kırılma Şekillerinin Belirlenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Kourouma, Alhassane; Kekeç, BilgehanAgregalar dünyada kullanılan birincil yapı malzemelerinden biridir. Kayaçların kırılarak kırmataş agregası haline getirirken özelliklerinin iyi bilinmesi son derece önemlidir. Çünkü agregaların yapısı dayanıklılığı, agregaların tane şekli gibi özellikler doğrudan agreganın oluşturulduğu kayacın mineralojik, dokusal ve mühendislik özelliklerine bağlıdır. Başka bir deyişle, agregaların kullanım yerlerini önemli ölçüde etkileyen başta kırılma şekli olmak üzere, birçok agrega özelliği ana kayacın yapısal özelliklerine bağlıdır ve bunların önceden bilinmesi ya da tahmin edilmesi agreganın kullanıldığı yerdeki kalitesini ve ekonomik ömrünü doğrudan etkileyecek bir unsurdur. Bu çalışmada, dört çeşit yapı taşı artığı örnek olarak seçilmiş ve bu artıkların mineralojik ve dokusal özellikleri incelenmiştir. Ayrıca fiziksel ve mekanik özellikleri de belirlenen bu artık kayaçlardan elde edilen agregalarının kırılma şekilleri tayin edilerek, agregaların oluşturulduğu kayaçların fiziko-mekanik özellikleri, mineralojik ve petrografik özellikleri ile oluşturulan agregaların kırılma şekilleri arasındaki ilişkiler istatistiksel yöntemler kullanarak analiz edilmiştir.Master Thesis Kayaçların Kırılganlık İndeks Değeri ile Kaya Mekaniği Özellikleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Uysal, Abdullah; Özşen, HakanKırılganlık kayaçların önemli mekanik özelliklerindendir. Son yıllarda özellikle kazı mekaniği alanında performans tahmininde kullanılan önemli bir parametre haline gelmiştir. Kaya mekaniğinde kaya malzemesinin bir davranışı olarak tanımlanan kırılganlık, günümüzde kazılabilirlik, aşındırıcılık, delinebilirlik, kesilebilirlik ve malzeme olarak kullanılabilirlik vb. konularının anlaşılmasında önemli veriler sağlamaktadır. Kırılganlık çeşitli araştırmacılar tarafından bazı özel test cihazları kullanılarak deneysel olarak bulunabildiği gibi ayrıca kayaçların dayanım özellikleri yardımıyla da ampirik olarak bulunabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'nin farklı bölgelerinden alınmış 5 farklı kayaçların kırılganlık özelliklerini fiziksel ve mekanik özellikleri ile karşılaştırmaktır. Bunun için kayaçların kırılganlık özellikleri hem deneysel olarak NTNU tarafından geliştirilen kırılganlık (S20) deneyi ile hem de literatürde yaygın olarak kullanılan kayaçların dayanım özelliklerine dayanan ampirik formüller (B1, B2, B3 ve B4) yardımıyla belirlenmiştir. Daha sonra kayaçların tek eksenli basınç dayanımı, dolaylı çekme dayanımı, nokta yükleme dayanımı, Schmidt çekici sertliği, yoğunluk ve kuru ağırlık kaybı gibi fiziksel ve mekanik özellikleri kaya mekaniği deneyleri ile belirlenerek kırılganlık özellikleri ile karşılaştırılmıştır. Yapılan istatistiksel değerlendirmeye göre S20 kırılganlık değeri ile RL ve IS(50) değerleri arasında güçlü ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur.Master Thesis Kil İçerikli Bakır Cevherinin Flotasyonunda Elektrolitlerin Etkisi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Khalidova, Shafika; Önen, Vildanİnorganik iyonların ara yüzeyleri etkileyerek kabarcıklarla taneler arasındaki kolloidal etkileşimleri değiştirdiği ve minerallerin flotasyonunu etkilediği bilinmektedir. Bu çalışmada toplayıcı- köpürtücü kullanımıyla, inorganik tuzlarla killerin varlığındaki kalkopirit flotasyonu araştırılmıştır. Tuz tipi (NaCl, KCl, CaCl2, MgCl2, Al2(SO4)3, konsantrasyonu, ortam pH'ı, flotasyon süresi, kaolen-montmorillonit miktarı (%5-10-15) çalışılan deneysel parametrelerdir. Kilsiz cevherle, farklı tuz tipi ve konsantrasyonlarında gerçekleştirilen deneylerde, optimum sonuç 0.001 M NaCl konsantrasyonunda % 51.89 CuFeS2 tenör, %72.40 verim değeriyle elde edilmiştir. Tuzlarla gerçekleştirilen deneylerde ortak bulgu, yüksek tuz konsantrasyonlarında tenörde düşüşün, verimdeyse artışın gözlemlenmesidir. Tuz tipi-konsantrasyonunun köpük yüksekliğine etkisinin belirlendiği deneylerde köpük yüksekliğinin artışıyla en iyi tenör-verim değerlerinin elde edildiği belirlenmiştir. Artan kil miktarı köpük yüksekliğinde genel olarak bir değişime sebep olmamış, fakat %15 montmorillonitin ilavesi köpük yüksekliğinde düşüşe neden olmuştur. Bu durum yüksek şişme potansiyeline sahip olan montmorillonitin pülp vizkozitesini değiştirmesine bağlanmıştır. 0.001 M NaCl ortamında cevhere eklenen kil miktarının artmasıyla; kaolen eklenen deneylerde tenör düşerken verim artmış, montmorillonit eklenen deneylerde ise artan kil oranı hem konsantre tenörünü hem de verimini daha da düşürmüştür. Kaolenle yapılan deneylerde montmorillonite göre daha iyi sonuçlar elde edilmiştir. Çeşme suyu-deniz suyu-0.001 M NaCl ortamındaki % 10 kil içerikli deneylerde en düşük verim deniz suyunda elde edilmiş, sebebi tuz içeriğinin yüksekliğiyle ilişkilendirilmiştir.Master Thesis Kil Minerallerinin Kömürün Flotasyon Performansına ve Kabarcık Boyutuna Etkisi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Çağlar, Ayşe Zeynep; Önen, VildanFlotasyon, kömürün doğal hidrofobik yapısından dolayı kömür parçacıklarının kazanılmasında en etkili yöntemlerden biridir. Ancak, flotasyon işlemlerinde kil minerallerinin varlığı birçok olumsuz etkiye neden olmaktadır. Bu tez çalışmasında farklı kil minerallerinin (kaolen-montmorillonit) Tunçbilek linyit kömürünün flotasyon performansına ve kabarcık boyutuna etkisi araştırılmış ve kil miktarı/cinsi ile kullanılan flotasyon kimyasalları ve kabarcık boyutu arasındaki ilişki ortaya konulmaya çalışılmıştır. Deneysel çalışmalarda, toplayıcı olarak gaz yağı kullanılırken, köpürtücü olarak metilizobütilkarbinol (MIBC), DOW250, bastırıcı olarak ise Sodyum silikat kullanılmıştır. Kil cinsi -miktarı (%5-10-15), toplayıcı miktarı, köpürtücü cinsi-miktarı, bastırıcı miktarı ve flotasyon süresi çalışılan deneysel parametrelerdir. Kütahya-Tunçbilek bölgesinden getirilen linyit kömürü için zeta potansiyelinin sıfır olduğu nokta pH 2,1 olarak belirlenmiştir. Optimum bastırıcı miktarı kaolen içeren numuneler için 200 g/t, montmorillonit içeren numuneler için 300 g/t olarak tespit edilmiştir.Beslemede kaolen kilinin miktarı arttırıldıkça verimin azalıp konsantredeki kül içeriğinin arttığı, Montmorillonitte ise hem verimin hem de konsantre kül miktarının arttığı belirlenmiştir. Uygun köpürtücü cinsi-miktarının belirlenmesi amacı ile gerçekleştirilen deneysel çalışmalarda, Dowfroth-250 ile daha yüksek yanabilir verim değerleri ancak MIBC ile kül içeriği daha düşük konsantreler elde edildiği tesbit edilmiş ve her iki kili içeren besleme numunelerinde optimum köpürtücü miktarı 200 g/t olarak belirlenmiştir.Dowfroth-250, MIBC' ye göre ;Montmorillonit içeren cevher, kaolen içeren cevhere göre daha büyük kabarcıklar üretilmesine neden olmuştur.Doctoral Thesis Kil Minerallerinin Yapısal Özelliklerinin Metal Sülfürlerin Flotasyon Performansına Etkisi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Taner, Hasan Ali; Önen, VildanBu çalışmada, kil minerallerinin kalkopirit flotasyonundaki etkilerinin ortaya konulması ve flotasyonda başarılı sonuçlar elde etmek için çözüm önerileri sunulması amaçlanmıştır. Deneysel çalışmalar; zeta potansiyeli ve temas açısı ölçümleri, flotasyon deneyleri, kil minerallerinin flotasyon tenör/verim/köpük kararlığına, flotasyon kinetiğine ve mekanik taşımaya etkisinin belirlendiği deneyler ile tesis numunesi için farklı bastırıcı/dağıtıcıların kullanıldığı deneyleri kapsamaktadır. Kil minerallerinin etkisinin araştırıldığı deneysel çalışmalarda istatistiksel deney tasarım yöntemlerinden merkezi kompozit tasarımı kullanılmıştır. Deneylerde bağımsız değişkenler; köpürtücü miktarı, dağıtıcı miktarı, köpük derinliği, hava akış hızı ve kil miktarı seçilmiştir. Sonuçların değerlendirilmesinde bağımlı değişkenler; kalkopirit tenörü ve verimi, pirit tenörü ve verimi, dinamik köpük kararlılığı ve ortalama kabarcık çapı olarak belirlenmiştir. Kilin etki mekanizmasını belirlemek için SEM, SEM-EDS, TOC ve FTIR analizleri yapılmıştır. Kil miktarı arttıkça kalkopirit tenörü düşmüş; verim, köpük kararlılığı ve kabarcık boyutu artmıştır. Verim ve tenör açısından olumsuz etki önem sırası montmorillonit>kaolin>illit, dinamik köpük kararlılığı açısından kaolin>montmorillonit>illit şeklinde belirlenmiştir. En büyük kabarcık çapı montmorillonit ile elde edilmiştir. Etkin mekanizma mekanik taşıma olarak belirlenmiştir. Uygun bir flotasyon için kil tipi (kaolin, illit ve montmorillonit) ve oranına bağlı olarak uygulanabilecek flotasyon şartları matematiksel olarak modellenmiştir. Böylece tesis içerisinde zamanla değişen kil oranına bağlı olarak modelde yer alan çalışma parametrelerinde yapılabilecek değişiklikler ile flotasyon sonucunda ulaşılabilecek verim-tenör değerlerinin öngörüsü sağlanabilecektir.Master Thesis Kömür Damarı Çevre Kayaçlarının Mekanik Özellikleri ile Şişme Davranışı Arasındaki İlişkilerin İncelenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Kaya, Meriç; Özkan, İhsanBu çalışma, TKİ-GLİ-Ömerler yeraltı maden ocağında hazırlık çalışmalarının yürütüldüğü A1, A2 ve A6 uzunayak panosunda gerçekleştirilmiştir. Kalın kömür damarı tabanında, tavanında ve ara kesmelerinde konumlanan zayıf ve tabakalı kil ve kiltaşı birimlerine ait dayanım parametrelerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Yerinde, büyük ölçekli kazı arınlarında Schmidt sertlik belirleme (SH) ve nokta yükleme dayanımı (NYD) indeks deneyleri yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda, 13 adet kazı arınında SH deneyleri, 25 adet bölgede NYD indeks deneyleri gerçekleştirilmiştir. Toplam 142.75 m2 olan deney bölgeleri, kendi içlerinde her biri 0.15-0.25 m2 olacak şekilde 398 birim ölçüm hücresine bölünmüştür. Birim hücrelerin orta noktasında en az üç kez tekrarlanmak kaydı ile SH deneyleri (876 adet), aynı birim hücrelerden alınan üç adet düzensiz örnek üzerinde NYD indeks deneyleri (1194 adet) yapılmıştır. Ayrıca laboratuvara getirilen bloklardan yoğunluk (26 adet), suda dağılma (12 adet), tek eksenli basma dayanımı (72 adet), dolaylı (Brazilian) çekme dayanımı (7 adet), tek eksenli deformabilite deneyleri (38 adet) gerçekleştirilmiştir. Sahada karşılaşılan kil malzemesinin tanımlanmasına yardımcı olması için XRD analizleri yapılmıştır. Kil malzemesi, belirlenen mekanik davranışları yardımıyla üç ayrı sınıfa bölünmüştür. Özellikle suda dağılma dayanımı sonuçlarına göre bu sınıflama, çok zayıf kayadan sağlam kayaya doğru K-1, K-2, K-3 (K:Kil, Kiltaşı) şeklinde olmuştur. Mekanik özellikleri belirlenen kil malzemesinin ayrıca şişme davranışı belirlenmiştir. K-1 sınıfına giren kil malzemesi için şişme davranışı ortalama 7.8 mm, K-2 sınıfında yer alan kil malzemesi için şişme davranışı 1.59 mm olurken K-3 sınıfı için herhangi bir şişmenin olmadığı görülmüştür. Bu çalışmada belirlenen tüm mekanik davranışlar ile şişme davranışı arasındaki istatistiksel ilişkiler araştırılmıştır. Gerçekleştirilen istatistik analizler neticesinde yoğunluk, suda dağılma dayanımı, nokta yükleme dayanım indeksi, Schmidt sertlik, tek eksenli basma dayanımı ile şişme davranışı arasında güçlü ilişkilerin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca suda dağılma dayanımı-nokta yükleme dayanım indeksi, suda dağılma dayanımı-tek eksenli basma dayanımı, nokta yükleme dayanım indeksi-tek eksenli basma dayanımı arasında güçlü istatistiksel ilişkilerin olduğu tespit edilmiştir. Bu tez çalışmasından elde edilen kaya mekaniği deneylerinde suda dağılma ve nokta yükleme indeks dayanımı deney sonuçları ile şişme deney sonuçları yardımıyla bir bütünleyici yaklaşım (abak) geliştirilmiştir.Master Thesis Kömürün Hidrofobik Flokülasyon ile Temizlemesinde Atık Yağların Kullanım Olanaklarının Araştırılması(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Ağca, Osman; Ağaçayak, TevfikBu tez çalışması iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci kısımda, Beyşehir bölgesinde faaliyet gösteren maden sahasından temin edilen ince boyuttaki (-212 µm) linyit kömürünün zenginleştirilmesi için hidrofobik flokülasyon deneyleri gerçekleştirilmiştir. Deneylerde bitkisel atık yağ, hidrolik atık yağ ve motor atık yağ olmak üzere 3 farklı bağlayıcı sıvı kullanılmıştır. Süspansiyonun pH'ı, katı oran etkisi, sodyum silikat (Na2SiO3 ) miktarı, karıştırma hızı, yağ miktarı, flokülasyon süresi ve flok büyüme süresi gibi parametreler detaylı olarak incelenmiştir. Hidrofobik flokülasyon işleminin başarısı deney sonrasında elde edilen flokların kül içerikleri ve yanabilir kısım verimi (%YKV) ile değerlendirilmiştir. Bitkisel atık yağ kullanılan deneylerde %41.58 kül giderimine ulaşılmış ve %16.38 kül içerikli floklar %99.77 YKV ile kazanılmıştır. Hidrolik atık yağ ve motor atık yağ için kül giderimleri sırasıyla 41.45 ve 43.22 (%) olurken sırasıyla %16.33 ve %17.03 kül içerikli floklar %99.90 ve %99.06 YKV ile kazanılmıştır. İkinci kısımda ise hidrofobik flokülasyon deneylerinde belirlenen parametrelerin etkileri altında kazanılmış flokların iki kez sisteme dâhil edilmesiyle temiz kömür elde edilmesi araştırılmıştır. Bitkisel atık yağ, hidrolik atık yağ ve motor atık yağlar ile hidrofobik flokülasyon deneylerinin birinci ve ikinci aşamasında elde edilen temiz kömürlerin kül içerikleri ve YKV değerleri sırasıyla; bitkisel atık yağ için %15.95, %97.98; %13.48, %99.48, hidrolik atık yağ için %15.37, %96.53, %14.21, %99.67 ve motor atık yağ için %15.81, %98.66, %14.19, %99.98 olarak kazanılmıştır.Master Thesis Kömürün Yağ Aglomerasyonuna Mikrodalga Isıl Ön İşleminin Etkisi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) İnan, Kübra; Düzyol, SelmaBu tez çalışması iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci kısımda, Tunçbilek Ömerler Yeraltı Ocağından temin edilen ince boyuttaki (-150 µm) linyit kömürünün zenginleştirilmesi için yağ aglomerasyonu deneyleri gerçekleştirilmiştir. Deneylerde gazyağı, madeni yağ, mazot ve bitkisel atık yağ olmak üzere 4 farklı bağlayıcı sıvı kullanılmış ve süspansiyon pH'ı, karıştırma hızı, yağ konsantrasyonu, aglomerasyon süresi gibi parametreler detaylı olarak incelenmiştir. Aglomerasyon işleminin başarısı deney sonrasında elde edilen aglomeratların kül içerikleri ve yanabilir kısım verimi (%YKV) ile değerlendirilmiştir. En iyi sonuçlar sırasıyla bitkisel atık yağ, madeni yağ, mazot ve gazyağı ile elde edilmiştir. Bitkisel atık yağ kullanılan deneylerde %7.9 kül giderimine ulaşılmış ve %5.9 kül içerikli aglomeratlar %90.6 YKV ile kazanılmıştır. Madeni yağ, mazot ve gazyağı için kül giderimi sırasıyla 58.5, 50 ve 41.5 (%) olurken sırasıyla %12.2, %14.7 ve %17.2 kül içerikli aglomeratlar %81.4, %69 ve %60.5 YKV ile kazanılmıştır. İkinci kısımda ise mikrodalga ısıl ön işleminin kömürün yağ aglomerasyonuna etkisi araştırılmıştır. Bunun için farklı güç ve zamanlarda mikrodalga ısıl ön işlemi uygulanmış kömür numunesi üzerinde yağ aglomerasyonu deneyleri yapılmıştır. Yağ aglomerasyonu deneyleri birinci kısımda optimum sonuçların elde edildiği şartlar altında gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar incelendiğinde mikrodalga uygulaması sonrasında, kömürde bir miktar kütle kaybı gerçekleşmiş ve kömürün kül içeriği artmıştır. Yağlar, mikrodalga uygulaması öncesi ve sonrası kömür örnekleri ile birlikte aglomeratların FTIR analizleri gerçekleştirilmiş ve karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. 600 watt gücünde 4 dakika mikrodalga uygulama sonrasında kömürün gazyağı ile aglomerasyonundan %16.5 kül içerikli (besleme külü %35.7) aglomeratlar %59.2 YKV ile elde edilmiştir. Bitkisel atık yağdan ise %13.2 kül içerikli aglomeratlar % 85 YKV ile elde edilmiştir.Master Thesis Mermer Fabrikalarında Blok Kesimleri Sırasında Oluşan Kayıpların İncelenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Yıldırım, Ahmet; Gökay, Mehmet KemalDoğaltaş sektöründeki madencilik çalışmaları, doğaltaş ocaklarında ve doğaltaş kesme fabrikalarında, tesislerinde, yapılan çalışmalar olarak iki farklı gruba ayrılabilir. Ülkemizde üretimi yapılan en önemli doğaltaşlar mermer, traverten ve andezit türleridir. Doğaltaşların ocak üretimi sırasında oluşan kayıpların yanı sıra, ocaktan kesme fabrikasına getirilen doğaltaş bloklarından kesim yapılması sırasında da kayıplar oluşmaktadır. Bu çalışmada Elazığ ili merkez ilçesine yakın bir doğaltaş kesme fabrikasında, doğaltaş bloklarının kesimi sırasında oluşan kayıplar izlenmiştir. Benzer boyutlara sahip aynı tür doğaltaş bloklarından elde edilen satışa hazır plakaların toplam yüzey alanları hesaplandığında, farklı plaka alanları ortaya çıkabildiğine göre, bu farklılaşmanın nedenleri kesim işlemleri izlenerek bu çalışmada örneklenmiştir. Doğaltaş, mermer bloklarını kesmekte kullanılan testere disklerinin veya katrak makinesi lamalarının, doğaltaşları keserken oluşturduğu mikronize mil (şılam) miktarı, siparişlerin boyut farklılıkları, plaka kalınlık farklılıkları, mermer blokları içindeki mikro süreksizlikler, bozukluklar, işçilik hataları, doğaltaş cinsinin getirdiği mekanik ve diğer özellik farklılıkları, doğaltaş kesme makinelerinin farklı özellikleri, doğaltaş bloklarının kesim işlemleri sırasında oluşan kayıpların ana nedenlerini oluşturmaktadır. Bu faktörlerin genel değerlendirmesi, doğaltaş kesme fabrikalarında oluşan kesimle ilgili kayıpların daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Böylece, doğaltaş kesme işlemleri daha bilinçli planlanarak ülkemiz ekonomisine katkı sağlanabilecektir. Kesim sırasında oluşan kayıpların, önlenebilir nitelikte olanlarının belirlenmesi, doğal kayaç içeriğine bağlı olarak ortaya çıkan kayıplar için uygulanan ve uygulanabilecek ek yöntemler bu çalışmada ele alınmıştır.Master Thesis Niğde (ulukışla-madenköy) Bolkardağı Sülfürlü Kurşun-çinko Kompleks Cevherinin Optimum Flotasyon Şartlarının Belirlenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Yılmaz, Nur Benan; Ağaçayak, TevfikBu çalışmada, Niğde-Ulukışla yöresine ait Pb-Zn kompleks cevherinin optimum flotasyon şartları araştırılmıştır. Niğde (Ulukışla-Madenköy) yöresinden alınan sülfürlü Pb-Zn kompleks cevheri numunesinde öğütme+flotasyon deneyleri yapılmıştır. Deneysel çalışmalarda kullanılan cevher numunesinin mineralojik analiz sonucuna göre, cevher bileşiminde kalsit, kuvars, pirit, kalkopirit, hematit, götit, limonit, jips, galen, sfalerit, jarosit, arsenopirit ve markazit minerallerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, Au ve Ag tanelerinin hematit, götit ve jarosit mineralleri içeriside kapanım halinde olduğu belirlenmiştir. Deneyler, %30 katı oranında, 10 L/dk hava akım hızında, 1250 dev/dk karıştırma hızında kurşun devresi pH=9 ve çinko devresi pH=12'de gerçekleştirilmiştir. Öğütme, Pb ve Zn kaba flotasyonu devresinde kullanılması gerekli olan reaktifler ve miktarları belirlenmiştir. Flotasyon testlerinde, pH ayarlayıcı olarak kurşun devresinde sodyum karbonat, çinko devresinde sönmemiş kireç, bastırıcı olarak, çinko sülfat, sodyum silikat, canlandırıcı olarak bakır sülfat, toplayıcı olarak sodyum izobütil dithiofosfin- potasyum amil ksantat ve köpürtücü olarak ise metil izobutil karbinol kullanılmıştır. Deneylerde, öğütme devresinde 8 dakika, Pb devresinde 4 dakika kondüsyon, Zn devresinde 5 dakika kondisyon süresi uygulanmıştır. Sonuç olarak, %80,63 verim ile %55,13 Pb ve %77,60 verim ile %37,32 Zn kazanılabileceği görülmüştür.

