Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.13091/9
Browse
Browsing Lisansüstü Eğitim Enstitüsü by Department "Enstitüler, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Harita Mühendisliği Ana Bilim Dalı"
Now showing 1 - 20 of 43
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Altyapı Bilgi Sistemi ve Konya Örneği(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Büyükkarakurt, Ali; Mutluoğlu, ÖmerAltyapı denilince içme suyu, kanalizasyon, doğalgaz, telefon, elektrik, internet gibi birçok farklı yeraltı şebeke hattı uygulaması akla gelmektedir. Bu şebeke hatlarının her biri yerleşim yerlerinin farklı ihtiyaçlarını gidermesi ve kesinti anında o yerleşim yerlerinde yaşayan insanların yaşam standartlarını etkilemesi açısından oldukça önemlidir. Böyle büyük bir öneme sahip olan yeraltı şebeke hatlarının herhangi bir karmaşıklığa mahal vermeden yönetilebilmesi gerekmektedir. Altyapı bilgi sistemleri, tam da bu aşamada devreye giren, yeraltı şebeke hatlarının sayısal ve sözel verilerinin uygulamaya imkan verebilecek bir donanım ve yazılım aracılığıyla veri tabanına aktarıldığı, farklı verilerin birbiriyle ilişkilendirilmesi sonucu çeşitli sorgulama ve analizlerin yapılabildiği, gerekli güncellemelerin yapılması durumunda da kullanıcısına yeraltı şebeke hatlarında oluşan sorunların çözümünde büyük kolaylıklar sağlayabilen, Coğrafi Bilgi Sistemi tabanlı bilgi sistemleridir. Ülkemizde bazı altyapı kurumları altyapı bilgi sistemleri ile ilgili çalışmalar yapmış ve bu çalışmaları uygulamaya geçirmiştir. Bu kurumlardan bazıları kent bilgi sistemi adı altında oluşturulan sistemlere altyapı verilerinin de entegre edilmesiyle oluşan uygulamaları kullanırken bazıları da sadece altyapı verilerinin olduğu altyapı bilgi sistemlerini oluşturmakta ve kullanmaktadır. Bu tezde; Konya İli, Selçuklu İlçesi, Bosna Hersek Mahallesi'ndeki yeraltı şebeke hatlarının bir altyapı bilgi sistemi kapsamında değerlendirilmesi ve bunun sonucunda oluşturulacak sistemin ne tür kazanımlar sağlayabileceğinin çalışması yer almaktadır.Master Thesis Arazi Toplulaştırma Çalışmalarında Derecelendirme Yöntemlerinin Dağıtıma Etkisi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Köken, Beste; Çay, TayfunKırsal alanda yapılan yatırımlardan en yüksek verimin alınması, tarımsal yapıdaki bozukluğun düzeltilmesi ve tarımsal kalkınmanın sağlanmasında Arazi Toplulaştırması önemli bir yer tutmaktadır. Arazi toplulaştırması projelerinin başarıya ulaşmasındaki en önemli etkenlerden biri olan derecelendirme çalışmaları bu anlamda kritik önem arz etmektedir. Derecelendirme ile işletmelerin, proje öncesi ve sonrası eşdeğer araziye sahip olması hedeflenmektedir. Türkiye de Arazi Toplulaştırması uygulamalarında derecelendirme çalışmaları bu güne kadar yürürlüğe giren ; Arazi Toplulaştırması Tüzüğü,3083 sayılı yasa, 3083 sayılı yasa göz önünde bulundurularak Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün 2010 yılında yayınladığı teknik talimatnameye göre yeni derecelendirme yöntemi ve 2019 yılında çıkarılan uygulama yönetmeliği kullanılmıştır. Bu çalışmada; Konya ili Çumra İlçesi Üçhüyük mahallesi uygulama alanı olarak seçilmiş dört farklı derecelendirme yöntemi ve bu derecelendirmeler esas alınarak yapılan dağıtım ve parselasyon işlemleri karşılaştırılmıştır. Bu şekilde dört farklı derecelendirme yönteminin dağıtım üzerindeki etkisi ortaya konulmuş ve yöntemlerin ağırlıkları açısından analizi yapılmıştır. Proje sahasında ATT ve 3083 yeni derecelendirme yönteminin sonuçlarının birbirine çok yakın olduğu saptanmıştır. 2019 yılında yayımlanan yeni derecelendirme yönteminin diğer yöntemlere yakınlığı belirlenmiş olup bu sebeple kullanılabileceği görülmüştür.Master Thesis Boru Hattı Kamulaştırmalarında Karşılaşılan Problemler ve Çözüm Önerileri(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Vargeloğlu, Fatih; İşcan, FatihEnerji nakil hattı projeleri, petrol boru hattı projeleri, tren yolları, otoyollar gibi kamu hizmetlerinin hayata geçirilebilmeleri için gerekli arazilerin ya kamu malı olması ya da kamuya mal edilmesi gerekmektedir. Ancak kamunun elinde bu projeler için gerekli araziler çoğu zaman ihtiyaçlara cevap verebilecek büyüklük ve uygunlukta bulunmamaktadır. Bu hizmetler için gereksinim duyulan ve kamuya ait olmayan taşınmazların kamuya mal edilmesi Anayasal güvence altındaki mülkiyet hakkını sınırlayıcı olan kamulaştırma işlemi ile gerçekleştirilebilmektedir. Kamulaştırma çalışmalarının uygulanması ise uzun ve detaylı işlemleri gerektiren bir süreçtir. Kamulaştırma işlemi gerçekleştirilirken hukuki, ekonomik ve teknik anlamda pek çok sorunla karşılaşılmaktadır. Kamu hizmetlerinin zamanında ve en ekonomik bir şekilde gerçekleştirilmesi için bu sorunların tespiti ve giderilmesi son derece önemlidir. Bu çalışmada, Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP )projesi özelinde boru hattı kamulaştırma çalışmalarında karşılaşılan teknik, ekonomik ve hukuki sorunlar irdelenmiş, hata kaynakları araştırılmış ve bu sorunlar için öneriler getirilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda, eski teknolojiyle üretilen kadastral paftalardan kaynaklanan hataların, taşınmazların bedel tespitinde karşılaşılan sorunların ve yasal mevzuattaki eksikliklerin kamulaştırma faaliyetlerini olumsuz etkilediği görülmüştür. Kamulaştırma faaliyetlerinin bu olumsuzluklardan etkilememesi için genel olarak teknik anlamda sayısal altlıkların tek bir sistemde oluşturulması, ekonomik anlamda taşınmaz değerlemesi ile ilgili ilke ve usullerin yeniden değerlendirilmesi, hukuki açıdan da yasal mevzuattaki boşluk ve eksikliklerin giderilmesi gerekmektedir.Doctoral Thesis Coğrafi Bilgi Sistemi (cbs) Kullanarak Kentsel Büyümenin Geleceğe Yönelik Modellenmesi: Konya İli Örneği(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Yağcı, Ceren; İşcan, Fatih21.yüzyılın ortalarından itibaren itibaren ortaya çıkan hızlı kentleşme, günümüzde hala devam etmektedir.Kentlerdeki nüfusun hızla artmaya devam etmesi, kentlerin alan ihtiyacını da artırmakta ve bu durum kentlerin büyümesine neden olmaktadır. Büyüyen kentler birçok altyapı sorununa,çevresel sorunlara hatta ekonomik sorunlara neden olmaktadır.Kent yöneticileri bu sorunlara çeşitli politik düzenlemelerle karşılık vermektedir.Ancak tek başına yeterli olmayan bu düzenlemelerin yeni teknolojilerle ile beraber yönetilmesi gereklidir. Bu sebeple sürdürülebilir bir kent yönetimi sağlayabilmek için kentsel büyüme modelleri kullanılması ihtiyacı doğmuştur.Kent yöneticilerine, arazi kullanımına,kamu yatırımı yer seçimine,ekolojik dengenin korunmasına vb. durumlara yönelik öngörüler veren kentsel büyüme modelleri, geleceğin kentlerini tasarlamak konusunda oldukça faydalı olacaktır. Bu tez çalışması, Konya ilinde yapılacak büyük bir kamu yatırımı olan yeni çevre yolunun, kentsel büyüme üzerindeki etkisinin irdelenmesi, amaçlanarak yapılmıştır. Çalışma, kamu yatırımlarının geleceğe yönelik etkilerinin somut bir şekilde görülebilmesi açısından önemli bir örnek olacaktır. Çalışmada, çevre yolu projesinin kentsel büyüme üzerindeki etkisini, iki otomat model olan SLEUTH modeli ve Etmen Tabanlı Model kullanarak tespit etmeye çalışılmıştır. Kente ait Çevre Düzeni Planında belirlenen, 2043 yılı hedef yılına göre, gelecekteki Konya kenti, yerleşim alanı her bir modelde ayrı ayrı kurgulanan altı senaryoya göre tahmin edilmiştir. Bu senaryolara göre;iki yöntemin de kendine göre farklı konumsal öngörüleri çıkmıştır. Çıkan bu öngörülerin benzerlikleri ve farklılıkları ortaya konulmuştur. SLEUTH modeli kente ait fiziki değişimi oldukça objektif olarak değerlendirmiştir. Etmen Tabanlı Model (ETM) ise insan davranışlarını da modele dahil ederek, kentteki değişimi subjektif olarak değerlendirmiştir. Yapılan uygulamalarda, ETM modeline göre SLEUTH modeli, mera ve tarım alanlarının yerleşime daha fazla açılmasını kurgulayan senaryolarda, çevre yolunun ve yolların kentsel büyüme üzerindeki etkisini daha fazla tespit etmiştir. ETM'de çevre yolunun modele dahil edildiği senaryolarda, geleceğe yönelik çıkan alansal değerlerin SLEUTH modeline göre, daha fazla olduğu gözlenmiştir. Her iki senaryodada Çevre Düzeni Planın (ÇDP) olmadığı senaryolarda kentsel büyümenin çok daha fazla olacağı belirlenmiştir. Sonuç olarak bu iki farklı kentsel büyüme modeli ile kıyaslanan senaryolarda, kente ait politikaların yönlendirilmesi gerekliliği sonucu çıkmıştır. Kente yapılacak çevre yolunun her iki modeldede kentsel büyümeyi tetikleyeceği ve ÇDP'nin önemi vurgulanmıştır. Arazi yönetimi için kentsel büyüme modelleri kullanılmalı ve oluşturulacak politiklarla entegre çalışılmalıdır.Master Thesis Coğrafi Bilgi Sistemi (cbs) Kullanılarak En Uygun Kırsal Yerleşim Alanlarının Belirlenmesi ve Ekolojik Köy Tasarımı: Erzincan İli Örneği(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Kılıç, Deniz; İşcan, FatihDoğal kaynakların tükenişi, iklim değişikliği ve buna bağlı gelişen doğal felaketler, hızlı nüfus artışı, artan kentleşme, kalkınma düzeyi farkları, göç, artan yoksullaşma ve sosyal eşitsizlik son yıllarda yüksek seviyelere ulaşmış durumdadır ve gitgide artan bir ivmeyle bu problemler çoğalmaktadır. Gezegenimizin taşıma kapasitesini aşan ekolojik problemler hem doğanın hem de insanın yaşamını tehdit ederken, sosyal eşitsizlik, adaletten yoksun toplum yapısı ve bu yoksunluk; toplumsal düzenin yerini düzensizliğe ve kaosa bırakması ile sonuçlanmaktadır. Türkiye' de kırsal yerleşim planlamaları doğal kaynakların en etkin şekilde kullanılmasını amaçlamaktadır. Kırsal alanların yer seçiminde yeterli planlamalar yapılmadığından dolayı verimli tarım arazileri tehdit etmekte, bu alanların tarım dışı amaçlar doğrultusunda kullanılmasına yol açmaktadır. Bu yüzden kırsal alanların yer seçiminde en uygun yerlerin belirlenmesinde teknik, ekonomik ve sosyal faktörlerin dikkate alınmasının yanında teknolojik gelişmelerin kullanılması da son derece önemlidir. Bu çalışmada, Erzincan İli örneğinde Coğrafi Bilgi Sistemi kullanılarak en uygun kırsal yerleşim alanı belirlenmeye çalışılmıştır. Kırsal yerleşim alanı yer seçimi için teknik, sosyal, kültürel ve ekonomik parametreler belirlenmiştir. Belirlenen bu parametrelerin bilgileri toplanarak veri tabanı oluşturulmuştur. Çok Kriterli Karar Verme Analizi ve Analitik Hiyerarşi Süreci yöntemi kullanılarak Erzincan İlinde kırsal alan yerleşimine en uygun alanlar tespit edilmiştir. Ayrıca, Erzincan ilinin merkeze bağlı Çağlayan beldesinde de ekolojik köy tasarımı gerçekleştirilmiştir.Master Thesis Coğrafi Bilgi Sistemi Yardımı ile Çimento Farbikalarının Yer Seçimi: Konya Ovası Projesi (kop) İlleri Örneği(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Koç, Fadim; İşcan, FatihGünümüzde bir ülkenin büyüklüğü, o ülkenin ekonomik gücüyle ölçülmektedir. Sanayi, yapılacak akıllı ve bilinçli yatırımlarla o ülkenin gelişmesini ve büyümesini ivmelendirecek en önemli sektördür. Sanayilerin çimento sektörü, nüfus artışı ve şehirleşmeye paralel olarak artan inşaat ve altyapı yatırımlarının doğrultusunda gelişim göstermektedir. Türkiye'nin Avrupa Birliği Müzakere sürecine girmesi ile birlikte artan yabancı ve iç kaynaklı sanayi yatırımları, ekonomik gelişme ve enflasyondan dolayı ülkemiz tasarruflarının faizden çıkıp yatırıma dönüşmesi devletin büyük altyapı ve en önemlisi Toplu Konut İdaresi tarafından başlatılan konut yapım seferberliği ile dış pazarlardan gelen yoğun talepler gibi sebeplerden dolayı çimento satışlarının çok arttığı gözlemlenmiştir. Dünya'da yapı malzemelerinin en önemlisi olarak kabul edilen çimentoya ihtiyacın artması ve bu ihtiyacın karşılanamaması nedeniyle günümüzde çimento fabrikaları stratejik öneme sahip hale gelmiştir. Çimento sektörünün ülke içi talebi karşılamanın yanı sıra ihracatta da ilk sıralarda yer alması giderek büyüyen bir sektör olduğunu göstermektedir. Gelecek kuşaklara daha temiz bir çevre bırakmak, kıt kaynak olan toprağın korunmasını sağlamak, tarım alanlarını koruyarak inşa edilecek binanın zemin için uygun yeri belirlemek, artan çimento ihtiyacını karşılamak ve de ülkenin ekonomisinin artmasına destek olmak için çimento fabrikalarının doğru yerde konumlanması bir sorunluluk haline gelmiştir. Çimento fabrikalarının kuruluş yeri olarak seçilen yer, uzun dönemde amaçlarını gerçekleştirebileceği, en düşük maliyet ce en yüksek karı sağlayabilecek bir yer olmalıdır. Mevcut durum dikkate alınırken aynı zamanda, zaman içerisinde meydana gelebilecek değişikliklerde göz önünde bulundurulmalıdır. Günümüzde çimento fabrikalarının yer seçiminde sürdürülebilir, kalıcı, doğru ve güvenilir sonuçlar almak için Coğrafi Bilgi Sistemleri bir araç olarak kullanılmalıdır. Bu çalışmada, Coğrafi Bilgi Sistemi kullanılarak çimento fabrikaları için en uygun tesis yer seçimi problemi ele alınmıştır. Çalışma alanı olarak Konya Ovası Projesi illeri (Aksaray, Karaman, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde, Yozgat) seçilmiştir. Çimento fabrikası yer seçimi için; Çevre Etki Değerlendirme Raporları, jeoloji haritaları, maden haritaları ve uzman görüşleri dikkate alınarak teknik, sosyal, kültürel ve ekonomik kriterler belirlenmiştir. Belirlenen bu kriterlerin bilgileri toplanarak veri tabanı oluşturulmuştur. Bu Faktörlerin ağırlık katsayıları Analitik Hiyerarşi Süreci yöntemi ile belirlenmiştir. Coğrafi verilerin işlenmesi ve Çok Ölçütlü Karar Analizi için ArcGIS yazılımı kullanılmış ve çimento fabrikaları için en uygun yerler il ve ilçe bazında tespit edilmiştir.Master Thesis Değer Esaslı Arsa Düzenlemesi Modeli ve Ülkemizde Uygulanabilirliği(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Koçoğlu, Mehmet; Ertaş, MehmetTürkiye'de uygulanan arsa ve arazi düzenlemesi çalışmaları 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. Maddesi uyarınca yapılmaktadır. Mevzuata göre düzenleme sınırı içerisinde kalan kadastro parsellerinin tamamı bir bütün olarak düşünülerek imar parseline dönüştürülür. İmar parseli vasfını kazanan bu alanlarda bir değer artışının yaşanması olağandır. Ancak uygulamada düzenleme sınırı içerisinde kalan bazı kadastro parselleri bu değer artışından çok fazla yarar sağlarken, bazı parseller ise daha az değer artışı ile yetinmektedir. Uygulamada yaşanılan bu problem çoğu zaman vatandaşlar açısından uygulamaya itiraz veya hukuki süreci beraberinde getirmektedir. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. Maddesine göre düzenleme sınırı içerisindeki bütün parsellerden aynı oranda bir kesinti yapılarak oluşturulan alan esaslı dağıtım yerine değer esaslı dağıtımın uygulanabilir olması mevcut problemlerin giderilmesi açısından büyük bir öneme sahiptir. Ancak değer takdiri konusunda yaşanan belirsizlikler, değer esaslı arsa ve arazi düzenlemesi yaklaşımının gücünü zayıflatmaktadır. Bu tez çalışmasında; değer esaslı arsa ve arazi düzenlemesi modelinin uygulanabilir olması ve uygulayıcılar tarafından benimsenmesi için, taşınmaz değerini doğrudan ve en çok etkileyen "imar hakkı" esas alınmıştır. Model, seçilen bir pilot çalışma alanında uygulanarak, hesaplanan tahsis değerleri mevcut uygulama yöntemi ile karşılaştırılmıştır.Master Thesis Düşey Yöndeki Deformasyonların Kinematik Modelle Belirlenmesi: Ermenek Barajı Örneği(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) İbaoğlu, Recep; İnal, CevatYapılarda, makine tesislerinde ve yer kabuğunda kalıcı ya da geçici etkiler altında oluşan şekil değişimlerine deformasyon adı verilir. Deformasyonlar, şekil değişimlerinin yapısına göre kalıcı ve elastiki olmak üzere ikiye ayrılırlar. Deformasyonlar, zamana ve koşullara bağlı olarak oluşur. Bu değişimlerin belirlenmesi için yapılan ölçmelere "Deformasyon Ölçmeleri", bu ölçülerin değerlendirilip, yorumlanması işlemine de "Deformasyon Ölçülerinin Analizi" denilmektedir. Deformasyon ölçülerinin analizinin yapılabilmesi amacıyla Statik, Dinamik ve Kinematik modeller olarak farklı modeller geliştirilmiştir. Kinematik modelde deformasyon analizi 1960 yılında Rudolf Kalman tarafından geliştirilen Kalman filtreleme yöntemi ile yapılabilmekte ve bu yöntem birçok alanda kullanılmaktadır. Bu çalışmada, Ermenek barajındaki düşey yöndeki hareketleri belirlemek için 12 tane obje 2 tane referans olmak üzere toplam 14 noktadan oluşan bir yükseklik ağı oluşturulmuştur. Noktalar arasındaki yükseklik farkları hassas nivelmanla belirlenmiştir. Deformasyon analizinde Aralık 2010, Aralık 2011, Mayıs 2012, Temmuz 2012, Mart 2013 ve Şubat 2014 tarihlerinde yapılan altı periyot ölçü kullanılmıştır. Barajın kreti üzerinde oluşturulan nivelman ağının statik modelde deformasyon analizi S- transformasyonu yardımıyla, kinematik modelde deformasyon analizi ise Kalman filtreleme yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Her iki yöntemle elde edilen sonuçlar karşılaştırılmış ve sonuçların birbirleri ile uyumlu olduğu görülmüştür.Master Thesis Eğik Fotogrametrik Yöntem ve Klasik Yöntemle Fotogrametrik Veri Üretimlerinin Karşılaştırması(Konya Teknik Üniversitesi, 2021) Sayar, İsmail; Yıldız, FerruhAraştırma tezinin amacı gelişen teknoloji ile birlikte kullanımı yaygınlaşan çoklu kamera sistemlerinin incelenmesi ve eğik fotogrametrik üretimlerin klasik yöntemle karşılaştırılmasıdır. Bu kapsamda günümüzde kullanılan eğik kamera çeşitleri ve sınıflandırılması incelenmiştir. Klasik ve eğik fotogrametrik yöntemde iş akış şemaları oluşturulmuş ve bunlar hakkında detaylı olarak bilgi verilmiştir. Tez çalışması için belirlenen yaklaşık 69 hektarlık alanda klasik yöntemle ve çoklu kamera sistemlerinin kullanıldığı eğik fotogrametrik yöntemle veri üretimleri yapılmıştır. Üretimi yapılan veri setlerinin karşılaştırılması yapılarak birbirleriyle kıyaslanması sağlanmıştır. Her iki yöntemle de üretimi yapılan veri setleri aşağıda belirtilmiştir; •Nokta bulutu, •Sayısal yüzey modeli (SYM), •Sayısal arazi modeli (SAM), •3 boyutlu katı model (Mesh Model) Böylelikle her iki yöntemin birbirleriyle kıyaslanması, eğik fotogrametrik yöntemle üretilen veri setlerinin klasik yönteme göre üstünlüklerinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır.Master Thesis Elipsoidal Yüksekliklerin Ortometrik Yüksekliğe Dönüşümünün Matlab ile Programlanması(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Kılıç, Hasan Hüseyin; İnal, CevatGNSS teknikleri ile yüksek doğruluklu nokta konum bilgisi hızlı ve ekonomik olarak üretilmektedir. Ancak, bu teknik ile belirlenen yükseklikler geometrik olarak ifade edilir, referans elipsoidinin konumuna göre farklılık gösterir. Bu nedenle, elipsoidal yükseklikler doğrudan jeodezik amaçlarda kullanılamadığı için GNSS ile belirlenen elipsoidal yüksekliklerin ortometrik yüksekliğe dönüşümü zorunlu olmaktadır. Bu çalışmada elipsoidal yüksekliklerin ortometrik yüksekliğe dönüşümü konusu incelenmiştir. Enterpolasyon yöntemleri kullanılarak elipsoidal yüksekliklerin ortometrik yüksekliğe dönüşümü konusunda MATLAB programlama dilinde bir program hazırlanmıştır. Bu program sayesinde uygulama alanında elipsoidal ve ortometrik yüksekliği bilinen noktalardan yararlanarak, elipsoidal yüksekliği bilinen diğer noktaların; ağırlıklı ortalama, polinom yüzeyleri ve multiquadratik enterpolasyon yöntemleri ile ortometrik yükseklikleri hesaplanabilmektedir. Hazırlanan program elipsoidal ve ortometrik yüksekliği bilinen 76 noktadan yararlanılarak test edilmiştir. Uygulamada, bu noktaların 40 tanesi dayanak noktası, 36 tanesi test noktası olarak kullanılmıştır. Ayrıca, test alanındaki noktaların yükseklikleri Türkiye Jeoidi-2003 (TG03) ile belirlenmiştir. Test noktalarının bilinen ortometrik yükseklikleri ile enterpolasyon ile belirlenen yükseklikler arasındaki farklar ve ortalama hatalar incelendiğinde, ağırlıklı ortalama ile enterpolasyonda delunay üçgenleme kriteri kullanıldığında k=2 için ortogonal polinomda kübik yüzeyin, ortogonal olmayan polinomda da bi-kübik yüzeyin daha iyi sonuçlar verdiği görülmüştür. Elde edilen enterpolasyon sonuçları ve TG03'e göre hesaplanan değerler birlikte değerlendirildiğinde, çalışma alanı için multiquadratik enterpolasyonun diğerlerine göre daha iyi sonuç verdiği görülmektedir.Master Thesis Gnss Gözlemlerindeki Troposferik Gecikmenin Destek Vektör Makineleri Algoritması ile Kestirimi(Konya Teknik Üniversitesi, 2021) Akar, Ali Utku; İnal, CevatTroposferik gecikme, GNSS sinyallerinin troposferdeki gaz kütleleriyle etkileşimi sonucu doğrusal hareket etmemesi ve buna bağlı olarak sinyallerin beklenilen sürede alıcıya ulaşmamasından oluşmaktadır. Bu yönüyle troposferik gecikmenin erişilebilirliği ve hassas modellemesi, GNSS konumlandırma uygulamalarının yanı sıra meteorolojik çalışmalar ve hava durumu tahminlerinde önemli bir rol oynamaktadır. Günümüzde GNSS tekniği ile zenit troposferik gecikme etkisi belirlenirken, ani hava değişimine duyarsız, standartlaştırılmış ve deneysel yöntemlere dayalı parametreler içeren troposfer modelleri kullanılmaktadır. Söz konusu modeller gecikme etkisini, meteorolojik sensörü olan GNSS istasyonlarını referans alarak, diğer noktaları enterpole yöntemlerinin ya da deneysel denklemlerin kullanımı sonucu belirlemektedir. Dolayısıyla bu modeller ile gün içerisinde her zamana ait gecikme etkisinin hassas bir şekilde belirlenmesi veya erişilmesi mümkün değildir. Ayrıca teknik veya donanımsal sorunlar nedeniyle GNSS istasyonuna erişilemezse, veri arşivinde meydana gelen boşluklardan kaynaklı gecikme tahmininin kalitesi bozulmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, ani hava değişimlerinden kaynaklanan troposferik gecikme etkisinin anlık, sürekli ve doğru bir şekilde belirlenmesi, kestirimde referans istasyonlarının birbirinden bağımsız hale getirilmesi veya teknik/donanım sorunlarının önlenmesi için yeni alternatif yaklaşımlar gerekmektedir. Son zamanlarda bilim ve mühendislik alanında yaygın kullanılan makine öğrenme algoritmalarının GNSS teknolojisine dâhil olmasıyla, güncel sorunlara yönelik yeni yaklaşımlar, ilişkilerin açıklanıp yorumlanması ve yeni karşılaştığı olaylar için çıkarımda bulunması olanakları ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada, zenit troposferik gecikme etkisinin, gerçek meteorolojik ve GNSS gözlem verileri ile oluşturulmuş olan makine öğrenimi modellerinden kestirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem olarak öğrenme modellerindeki Destek Vektör Makineleri (DVM)'nin alt formu olan Destek Vektör Regresyonu (DVR) kullanılmıştır. Uygulamada, DVR modelleri oluşturulurken, gerçek ZTD değerleri ile meteorolojik parametrelerin kullanıldığı veri setine ihtiyaç vardır. Meteorolojik parametreler, IGS/EPN ağında çalışma bölgesi olarak seçilen "GOPE" istasyonundaki 2019-2020 yılları için elde edilmiştir. Gerçek ZTD verileri de aynı dönem için, gözlemlerle günde 6'şar saat aralıklı arazi koşullarında belirlenen VMF1 modelinden alınmıştır. Sonrasında toplanan tüm veriler düzenlenmiş ve DVR'in yapısındaki farklı matematiğe sahip; doğrusal (Doğrusal-DVR), polinomal (Polinomal-DVR) ve radyal-tabanlı (RTF-DVR) kernel fonksiyonlarının kullanımı ile gecikme modellerinden kestirimler gerçekleştirilmiştir. Kestirim sonuçlarına göre en yüksek başarı, R2 değeri 0,84 olan RTF-DVR modelinden hesaplanmıştır. RTF-DVR modeli, diğer DVR modellerine kıyasla daha iyi performans gösterdiği için çalışmada en uygun kestirim modeli olarak seçilmiştir. Çalışmanın son aşamasında, RTF-DVR modelinden kestirilen ZTD değerleri, IGS/EPN ağından yayınlanan troposferik ürünler ve online-PPP servisleri içerisindeki CSRS-PPP'de kestirilen ZTD değerleriyle karşılaştırılmıştır. Ayrıca tüm veriler kullanılarak oluşturulan RTF-DVR modelinin iyileştirilmesi ve örneklem grupları arasında uyuşumsuz verilerin çıkartılmasının, model sonucunu nasıl etkilediğini görmek amacıyla çok değişkenli aykırı gözlem analizlerinden LOF (Local Outlier Factor) tekniği kullanılmıştır. LOF'a göre uyuşumsuz olarak tespit edilen veriler, veri setinden çıkartılıp RTF-DVR (LOF) modeli kurulmuştur. Çalışma kapsamında oluşturulan yeni modellerin performans analizleri incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre, RTF-DVR (LOF) ve RTF-DVR modellerinden elde edilen ZTD değerleri ile gerçek ZTD değerleri (VMF1) arasındaki karesel ortalama hata farklarının sırasıyla ± 1,69 cm ve ± 2,08 cm olduğu saptanmıştır. Diğer değerlendirme servislerinden olan IGS/EPN ve CSRS-PPP ile karşılaştırıldığında ise, kestirim sonuçlarının birbirine oldukça yakın olduğu (~0,6 cm) belirlenmiştir. Gerçekleştirilen uygulama ile GNSS ve troposfer konularına alternatif yaklaşımların sunulabileceği görülmüştür. Makine öğreniminin, GNSS uygulamalarındaki problemlere yönelik yeni çözümler veya mevcut çözümlerin verimliliğini arttırmada önemli yer tutabileceğini göstermektedir.Master Thesis Gnss Uydu Dağılımının Statik Gnss Ölçülerinde ve Gerçek Zamanlı Konum Belirlemedeki Önemi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Mutlu, İlknur; Kahveci, MuzafferUydularla Konum Belirleme Sistemleri (GNSS) Amerika, Rusya başta olmak üzere birçok ülkenin kendi uydu sistemini geliştirmesiyle günümüzdeki seviyeye ulaşılmıştır. Bunun sonucunda da GNSS ile ölçüm ve navigasyon uygulamaları günümüzün vazgeçilmez en pratik ve en ekonomik yolu haline gelmiştir. Kullanıcılara hızlı, maliyeti düşük ve güvenilir konum belirleme hizmeti sunan GNSS, özellikle Ağ-RTK yöntemiyle en çok tercih edilen ve kullanılan konum belirleme yöntemidir. Mühendislik hizmetleri, bilimsel çalışmalar, havacılık sektörü, navigasyon, araç takip sistemleri, askeri gibi alanlar ile çok geniş kullanım alanına dolayısıyla çok fazla kullanıcıya sahiptir. Tüm bunlara karşın, GNSS ile elde edilen konum, zaman ve hız bilgilerini de olumsuz etkileyen hata kaynakları söz konusudur. Bu hata kaynakları uygun ölçü ve/veya hesaplama yöntemleri ile giderilmediği takdirde elde edilecek sonuçlar hatalı olacaktır. Bu hata kaynaklarından birisi de uydu geometrisi etkisi olup, bu tez çalışmasının ana konusunu oluşturmaktadır. Tez çalışması kapsamında yapılmış olan sayısal uygulamadan elde edilen sonuca göre; uzun süreli statik GNSS ölçülerinde uydu geometri etkisinin sonuç koordinatlarda birkaç cm'yi geçmediği (diğer hataların tamamen giderildiği kabul edilerek) ve dolayısıyla sonuçlarda önemli bir hataya neden olmadığı, ancak Ağ-RTK ölçülerinde bu etkinin önemli hatalara neden olduğu belirlenmiştir.Master Thesis Göktürk-1 Uydu Görüntülerinin Pankeskinleştirme Performansının İncelenmesi [master Thesis](Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Ünal, Ahmet; Yıldız, FerruhDünya üzerindeki herhangi bir noktanın istenilen zamanda ve herhangi bir engele maruz kalmaksınız askeri istihbarat isteklerini karşılayabilecek şekilde yüksek çözünürlüklü olarak görüntü elde edilmesine imkân tanıyacak, aynı zamanda kamu ve özel sektör tarafından ormanlık alanların kontrolü, imara aykırı yapılaşmanın takibi, doğal afetlerden sonra ihtiyaç duyulan hasar tespiti, ürün rekolte tespiti ve coğrafi harita verilerinin üretilmesi gibi faaliyet alanlarında da görüntü ihtiyacını karşılayacak bir uydu sisteminin tedarik edilmesi ihtiyacı Göktürk-1 uydu projesini ortaya çıkarmıştır. Uydu görüntüleri kullanıcılara sunulmadan önce birçok görüntü işleme sürecinden geçirilmektedir. Yüksek mekânsal çözünürlüklü pankromatik görüntü ile multispektral (çok bantlı) görüntünün birleştirilmesi işlemi yani Pankeskinleştirme işlemi bu görüntü işleme adımlarının önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Ülkemizin ilk yüksek çözünürlüklü uydusu olan Göktürk-1 uydusundan alınan görüntülerinde kullanım alanlarına göre çok büyük faydalar sağlayacağı tartışılmazdır. Bu çalışmada farklı pankeskinleştirme yöntemleri karşılaştırılmış, seçilmiş bir örnek Göktürk-1 uydu görüntüsü 11 farklı algoritma ile pankeskinleştirilmiş, elde edilen görüntüler içerisinde görsel olarak UNB algoritması ile pankeskinleştirilen görüntünün, matematiksel olarak HCS algoritması ile pankeskinleştirilen görüntünün iyi sonuçlar verdiği tespit edilmiştir.Master Thesis Gps L1-c1 ve Galileo E1-c1 Gözlemleri Kullanılarak Üç Boyutlu Konum Belirlenmesi Üzerine Araştırma(Konya Teknik Üniversitesi, 2021) Ayso, Emre; Kahveci, MuzafferSon yıllarda uydu teknolojisindeki gelişmelere paralel olarak özellikle navigasyon amaçlı uygulamalar için tek bir alıcı ile maliyeti düşük, yüksek doğruluklu ve gerçek zamanlı konum belirlemek olanaklı hale gelmiştir. Tek nokta konum belirleme veya mutlak konum belirleme adı verilen bu yöntemde herhangi bir sabit istasyonda toplanan GNSS verilerine ihtiyaç duyulmamakta, nokta koordinatları hem gerçek zamanlı hem de ölçü sonrası büro da (post-process) yapılan hesaplamalarla yüksek doğrulukta belirlenebilmektedir. Bu tez çalışması kapsamında kod ölçüleri ile tek nokta (mutlak) konum belirleme amaçlı KTUN_HRT isimli bir yazılım hazırlanmıştır. GPS ve Galileo uydu sistemlerine ait C1 kod gözlemlerinin kullanıldığı bu yazılımda; atmosferik düzeltme modelleri (iyonosfer ve troposfer), yayın ve hassas yörünge bilgileri de kullanılarak En Küçük Kareler (EKK) yöntemi ile hesaplanan 3 boyutlu nokta konum doğrulukları araştırılmıştır. Söz konusu yazılımda ayrıca, kullanıcı dostu bir arayüz tasarlanarak kullanıcının dilediği hesaplama senaryolarını gerçekleştirebilme olanağı da sunulmuştur. Tezin sayısal uygulama kısmında 22 ve 23 Nisan 2021 tarihli 5 IGS istasyonuna ait 24 saatlik gözlem verileri kullanılarak farklı hesap senaryoları oluşturulmuş ve elde edilen sonuçlar online GNSS veri değerlendirme servislerinden olan "Trimble CenterPoint RTX Post-Processing Service" ve "AUSPOS" kullanılarak elde edilmiş sonuçlar ile karşılaştırılmıştır. Söz konusu sonuçlara göre; yayın efemerisi kullanılarak yapılmış olan Galileo ve GPS çözümleri arasında çok büyük farkların olmadığı bir başka ifadeyle ± 1-3 metre doğruluk sınırları içerisinde kaldığı, hassas efemeris kullanılarak yapılmış Galileo ve GPS çözümleri karşılaştırıldığında ise özellikle 22 Nisan tarihli verilerde, Galileo+hassas efemeris çözümlerinin GPS+hassas efemeris çözümlerine göre daha doğru sonuçlar verdiği görülmüştür. Ayrıca, tez çalışması kapsamında, çok frekanslı ve faz ölçüleri kullanmaları nedeniyle, doğru olduğu kabul edilen RTX ve AUSPOS ile elde edilen sonuçların KTUN_HRT GPS sonuçları ile uyumlu olduğu görülmüştür. Sonuç olarak tez çalışması kapsamında hazırlanmış olan KTUN_HRT yazılımının tek nokta konum belirleme uygulamaları için güvenle kullanılabilecek yazılım olduğu RTX ve AUSPOS çözümleri ile de doğrulanmıştır.Master Thesis Gps Yayın Efemerisinin Farklı Epoklar için Kullanılmasında Doğruluklarının İncelenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Ervural, Sümeyra; Tuşat, EkremGPS ile konum belirlemede yayın efemerisi ve hassas efemeris olarak iki farklı yörünge bilgisi bulunmaktadır. Yayın efemerisinin pratik birçok GPS uygulamasında sağladığı duyarlık yeterli olmaktadır. Daha yüksek hassasiyet beklenen uygulamalarda ise IGS hassas efemeris verileri kullanılmaktadır. Yayın efemerisi izleme istasyonlarındaki gözlemlerden türetilen verilerin değerlendirilmesiyle referans alınan yörüngedeki uydu bilgileri ile oluşturulmaktadır ve anlık olarak yayınlanmaktadır. Hassas efemeris verileri ise IGS yörünge bilgilerinden yararlanılarak 24 saat boyunca 30 saniye aralıklarla yapılan gözlemlerin değerlendirilmesiyle oluşmaktadır. Bu çalışmada yayın ve hassas efemeris verilerinin koordinatlar üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. 1 Ocak 2018 tarih 00:00 zamanına ait yayın efemerisi bilgileri kullanılarak, 31 Aralık 2017 tarih 22:00 zamanı ile 1 Ocak 2018 tarih 02:00 zamanı arasında uyduların 15 dakika aralıklarla ECEF koordinatları hesaplanmıştır. Böylece hem yayın epoğu hem de farklı epoklar için yayın ve hassas efemeris verileri arasındaki farklar incelenmiştir. X,Y, Z değerlerinin en küçük ve en büyük farkları düzensiz dağılım göstermiş olup, ortalama değerler üç bileşen içinde sıfıra yakın elde edilmiştir. Hesaplamalarda değiştirilen zaman parametresinin (t) pozitif olduğu durumlarda farkların 3 m'nin altında olduğu görülürken, t değerinin negatif alındığı durumlarda ise bu fark 3.8 m'ye yaklaşmıştır. Standart sapma üç bileşende de yaklaşık aynı değerleri vermiş ve sıfır anından uzaklaştıkça standart sapma değerinin arttığı görülmüştür.Master Thesis Harita Yapımında Yüksek Çözünürlüklü Verilerle Yersel Tekniklerin Karşılaştırılması(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Küçükboz, İsmail; Şanlıoğlu, İsmailGelişen ve değişen teknoloji tüm meslek disiplinlerini etkilediği gibi Harita Mühendisliği mesleğini de yakından etkilemektedir. Bu gelişimi gözler önüne sermek için çalışmamızda geçmişten günümüze alım yöntemlerinden bahsedilmiştir. Son dönemlerde dünyada olduğu gibi ülkemizde de arazi ölçümlerinde verilerinin elde edilmesinde farklı yöntemlerin denemeleri ve uygulamaları başlamıştır. Non-metric yani metrik olmayan kameraları İnsansız Hava Araçları (İHA) üzerine monte ederek arazinin sayısal yükseklik modeli ve ortofoto haritası elde edilerek araziden gerekli verilerin toplanması ve Yersel Mobil Lazer Tarayıcı diye adlandırılan yerde hareketli araçların üstüne monte edilen lazer tarayıcısı, GPS/INS ve IMU sistemlerinin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan ölçüm tekniği bunlardan bazıları olarak sıralanabilir. Mühendislik projelerinin oluşturulması, detaylandırılması ve sonuçlanmasında aranması gereken kavramlar doğruluk, düşük maliyet ve en önemlisi zaman olarak sayılabilir. Bu sebeple, mühendislik projelerinin kısa zaman, düşük maliyet ve yüksek hassasiyet gözetilerek yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda Harita Mühendisliği alanında harita yapımında insansız hava araçlarına (İHA) yüksek çözünürlüklü kameralar ve hareketli taşıtlara lazer tarayıcı monte edilerek yüksek çözünürlüklü veriler elde edilmektedir. Elde edilen verilerin mühendislik uygulamalarında kullanılabilirliğinin tespiti, üretilecek projelerin yeni yeni yöntemler ile çeşitliliğinin artması ve gelişmeye devam eden teknoloji sayesinde kullanılan teknikler ile daha hassas, daha kısa sürede ve düşük maliyetli mühendislik uygulamaları üretilebilecektir. Bu tez kapsamında klasik yersel ölçme tekniklerle üretilen detayların, metrik olmayan kamera kullanan insansız hava araçları ve yersel mobil lazer tarayıcı gibi alternatif yöntemler kullanılarak üretilebilirliği ve doğruluğunun karşılaştırması yapılmıştır. Söz konusu alternatif yöntemler, optimum ortamlar oluşturulduğunda başarılı bir seçenek olduğu görülmüştür.Master Thesis Hava Fotoğrafları ve İnsansız Hava Aracı Görüntülerinden Arazi Topoğrafyası Ölçümü, Sonuçların Analizi ve Karşılaştırması (haymana Yeşilyurt Köyü Uygulaması)(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Çetin, Oktay; Altuntaş, CihanSon yıllarda platform ve algılayıcı teknolojsinde meydana gelen ilerleme ile birlikte insansız hava araçları fotogrametrik çalışmalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Klasik hava fotogrametrisi iş adımları ile üretilen fotogrametrik sonuç ürünler, özelikle belirli büyüklüklerdeki alanlarda İHA'larla alınan görüntülerden elde edilebilmektedir. Bu çalışmada aynı alana ait farklı platformlar tarafından elde edilen fotogrametrik görüntülerin otomatik eşlenmesi ve yoğun nokta bulutu üretilerek ölçülerinin karşılaştırılması hedeflenmiştir. Bu amaçla, klasik yöntemle elde edilen hava fotoğrafları ile döner kanat ve sabit kanat İHA platformları tarafından alımı yapılan görüntüler uygulama aşamasında kullanılmıştır. Pix4D ve Agisoft yazılımları İHA'lar ve diğer platformlardan elde edilen fotogrametrik görüntülerin işlenmesinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu yazılımların temel çalışma prensibi SfM algoritmasına dayalı görüntü eşleme ve yoğun nokta bulutu oluşturulmasıdır. Bahsi geçen yazılımlar ile sabit ve döner kanat İHA platformlarına ait görüntüler işlenerek sayısal yükseklik modeli ve ortofoto görüntüler oluşturulmuş ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. Aynı zamanda klasik fotogrametrik teknikler kullanılarak alımı yapılan hava fotoğraflarıda aynı yazılım ile işlenmiş ve yükseklik verileri mukayese edilmiştir. Çalışma sahası olarak Ankara ili Haymana ilçesine bağlı Yeşilyurt Köyü seçilmiştir. İHA görüntüleri ve hava fotoğraflarından elde edilen ölçülerin jeodezik koordinatlandırılması uçuş esnasındaki kamera konumları ve YKN kullanılarak iki şekilde gerçekleştirilmiştir. Dolaylı jeodezik koordinatlandırmada kullanılan YKN'ları TUSAGA aktif kullanılarak GNSS alıcısı ile ölçülmüştür. Araziden alımı yapılan GPS ölçüleri uygulama çalışmasında referans veri olarak kullanılarak doğrudan ve dolaylı jeodezik dönüşüm ile konum ve yükseklik bilgileri analiz edilmiştir. Sonuç olarak; klasik hava fotogrametrisi ile elde edilen ölçme verilerine, İHA'lardan elde edilen görüntüler kullanılarak yüksek çözünürlük, düşük maliyet, hızlı işlem adımları ve yeterli konum hassasiyetinde ulaşılabildiği değerlendirilmiştir. Ayrıca, farklı İHA platformlarından elde edilen görüntülerin Agisoft ve Pix4D yazılımlarında işlenmesi ile elde edilen sonuçların biribirlerine yakın doğrulukta olduğu görülmüştür.Master Thesis Hava Lidar Nokta Bulutundan Köprülerin ve Üst Geçitlerin Otomatik Çıkarımı(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Korkmaz, Murat Ersin; Altuntaş, CihanHava LiDAR (Light Detection and Ranging) taraması ile 3B uzayda bir nokta bulutu elde edilir. Hava LiDAR tarama, bir arazinin oldukça yoğun ve yüksek doğrulukta nokta bulutlarını kısa sürede sunma yeteneğine sahiptir. Bununla birlikte, nesneleri yüksek konumsal doğrulukta ölçme yeteneğine rağmen, arazideki ayrı ayrı nesnelerin otomatik olarak algılanması ve yorumlanması halen bir sorundur. Bu sorunların bir örneği olarak, hava LiDAR tarama tarafından üretilen nokta bulutlarının sınıflandırılmasıdır. Hava LiDAR tarama nokta bulutlarının sınıflandırılması, öncelikle noktaların nesne ya da çıplak zemin olarak etiketlenmesinden oluşur. Etiketli nesne noktaları daha sonra bina veya bitki örtüsü vb. sınıflar olarak da etiketlenir. Sınıflandırılması gereken nesnelerden biri olan köprüler, araç ve yaya üst geçitleri, insan ulaşım ağlarında önemli bir rol oynamıştır. Diğer taraftan köprü bilgilerinin LiDAR verilerinden otomatik ve hızlı bir şekilde çıkarılması CBS (Coğrafi Bilgi Sistemi) uygulamaları, SAM (Sayısal Arazi Modeli) ve akıllı ulaşım sistemleri oluşturmada büyük öneme sahiptir. Özellikle köprü ve üst geçit ana hattının çıkarılması çok önemli bir sorundur. Bu sorunu birçok bilim insanının araştırma konusu olarak ele aldığı gözlemlenmiştir. Bu çalışmada LiDAR sistemi temellerinden, LiDAR veri formatına, LiDAR veri analizini gerçekleştirmede kullanılan programlara ve günümüze kadar yapılmış olan LiDAR filtreleme algoritmaları ile ilgili araştırmalar açık bir şekilde anlatılmıştır. Bu tez çalışmasında, İstanbul ili Şişli ilçesinde seçilen iki alana ait ve Amerika Birleşik Devletleri Utah Eyaleti St. George Şehrinden tek alana ait 3B hava LiDAR nokta bulutu verilerinden otomatik köprü ve üstgeçit çıkarılması amaçlanmıştır. Bunun için ilk olarak, ticari yazılımlarla beraber iyileştirilerek kullanıcılara sunulan, yer ve yer üstü verileri ayrıştırmak için kullanılan ATIN (Adaptive Triangulated Irregular Network) algoritması kullanılarak yer filtrelemesi işlemi yapılmıştır. Yer filtrelemesi ile elde edilen çıplak zemin ilk nokta bulutundan elimine edilerek, kalan LiDAR noktaları üzerinden sınıflama yapılmış ve köprü nesnesi elde edilmiştir. Elde edilen köprü nokta bulutunun köprü dış sınırı LiDAR noktalarını kullanarak otomatik olarak çizilmiştir. Çizim ile oluşturulan köprü alanları doğruluk analizinin yapılması için referans köprü alanı ile karşılaştırılması yapılmıştır. Tez çalışmasında Global Mapper ve LAStools yazılımları ile nokta bulutu analizlerinin yapılması ve istatistik sonuçlarının çıkarılması sağlanmıştır.Master Thesis Hidrografik Ölçmeler ile Barajlardaki Sediment Miktarlarının Belirlenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Gülçiçek, Pelin Fakıoğlu; İnal, CevatKüresel iklim değişikliğinden kaynaklanan hem dünyada hem de ülkemizde hissedilen kuraklık nedeniyle, mevcut su kaynaklarımızın etkili yönetilmesi ve doğru yönde kullanılarak sürdürülebilir bir kaynak haline getirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu nedenle mevcut su kaynaklarımız ile ilgili pek çok konuya daha dikkatli yaklaşmamız gerekmektedir. Kontrolsüz su taşkınlarıyla veya akarsular tarafından taşınan sediment, barajların verimli işletilmesini olumsuz yönde etkilemektedir. Sediment birikimi sonucunda da barajların depolama kapasitelerinde kayıplar oluşmaktadır. Oluşan bu kayıplar nedeniyle barajların ekonomik ömürleri kısalmakta ve barajların işletmesiyle ilgili pek çok konuda olumsuz durumlar yaşanabilmektedir. Yaşanabilecek bu olumsuz durumların azaltılarak barajlarımızda daha fazla su depolanabilmesi, işletme ömürlerinin uzatılmasına yönelik tedbirlerin alınması ve depolanan suyun kullanım alanlarına göre doğru planlanması amaçlanmaktadır. Bu amaçlar doğrultusunda da mevcut suyun miktarının sağlıklı belirlenebilmesi için barajlarımızda belirli aralıklarla hidrografik ölçmeler yaparak sediment miktarının hesaplanması gerekmektedir. Bu çalışmada, hidrografik ölçmelerin uygulama alanlarından biri olan baraj sedimentasyonu konusunda araştırmalar yapılmıştır. Bu doğrultuda Kızılırmak Havzasında yer alan Sarımsaklı Barajının 1972, 1982 ve 2013 yıllarına ait hidrografik haritalarından yararlanılmıştır. Üç farklı yıla ait hidrografik haritaların sayısal arazi modelleri kullanılarak NetCad, Global Mapper ve PDS2000 yazılımları yardımıyla Sarımsaklı Baraj rezervuarına ait farklı su seviyelerindeki yüzey alan ve hacim hesaplamaları yapılmıştır. Üç farklı yazılım yardımıyla yapılan bu hesaplamalarla, 1972, 1982 ve 2013 yıllarına ait baraj rezervuarının farklı su seviyelerindeki yüzey alan ve hacim değerleri gözlemlenirken elde edilen değerler birbirleriyle karşılaştırılarak da kontrol edilmiştir. Yapılan hesaplamaların sonucunda da farklı yazılımlar kullanılarak hesaplanan baraj rezervuarına ait yüzey alan ve hacim değerlerinin %97 oranında birbirine uyum sağladığı görülmüştür. Barajın işletmeye alındığı 1968 yılındaki proje bilgileri ile Sarımsaklı Barajının 2013 yılına ait hidrografik haritası kullanılarak hesaplanan sediment miktarlarının ve yüzdesel doluluk oranlarının ortalaması alınmış ve geçen 45 yıllık sürede barajda biriken ortalama sediment miktarının 4.320 hm3 ve ortalama yüzdesel doluluk oranının da %12.40 olduğu görülmüştür. Ayrıca geçen 45 yıllık sürede ölü hacimdeki ortalama doluluk miktarı da 0.429 hm3 hesaplanmış ve ölü hacim kapasitesinin ortalama %16.43 oranında azaldığı görülmüştür. Sonuç olarak geçen 45 yıllık sürede toplam hacim kapasitesinde ortalama %12.40 oranında bir hacim kaybı olduğu ve ölü hacim kapasitesinde de ortalama %16.43 oranında bir azalma olduğu görülmüştür. Yapılan hesaplamalara ek olarak baraj depolama kapasitesinde gözlemlenen kaybın sediment dağılım haritaları, boykesitler ve enkesitler oluşturularak da daha detaylı incelenmesi amaçlanmıştır.Doctoral Thesis İnsansız Hava Aracı ile Fotogrametrik Temelli Görüntü Alımı ve Uçuş Optimizasyonu(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Makineci, Hasan Bilgehan; Karabörk, Hakanİnsansız Hava Araçları (İHA) ve İnsansız Hava Araçları Sistemleri (İHAS) son yüzyılın en önemli araştırma konularından biridir. Sivil kullanımın yaygınlaşması ve araştırmacıların kolay erişebilmesi sayesinde, doğal yaşamda ve insan hayatında çok önemli kullanım alanlarında İHAS'lar tercih edilmektedir. Hızla gelişen İHAS teknolojisi yardımıyla, yeni konular ortaya çıkmakta ve herkese hitap eden araştırmalar yapılmaktadır. Son yıllarda haritacılık alanında İHA kullanımının artması beraberinde birtakım problemlerinde oluşmasına sebep olmuştur. Özellikle araştırmacıların üzerine çalışmalar yaptıkları konulardan biri de İHA uçuş optimizasyonudur. Günümüzde birçoğunun (güneş pili taşıyanlar hariç) yakıtı sonlu kaynaklar tarafından sağlanan İHA'lar için enerji çok önemlidir. Gündelik hayatta insan beyninin kendiliğinden yaptığı optimizasyon işlemleri yakın zamanda, insan gibi düşünebilen Yapay Zeka (YZ) uygulamalarına konu olmaktadır. Bilgisayar öğrenmesi, derin öğrenme, Yapay Sinir Ağları (YSA) ve bunlara benzer birçok optimizasyon algoritması da YZ çalışmalarının ilerlemesine vesile olmaktadır. YZ algoritmalarının elektronik işlerdeki optimizasyon ihtiyacını gidererek gündelik hayata yönelik önemli avantajlar sağlayacağı aşikardır. Bu çalışmada amaç, İHA'nın fotogrametrik kullanımında havada kalabileceği optimum koşulları belirlemek ve sonuçları analiz ederek uçuş optimizasyonunu gerçekleştirebilmektir. Bu amaca uygun olarak havada kalma süresine etki eden tüm parametreler çeşitlendirilerek, farklı deney sonuçları gözlemlenmiştir. Kırsal alan, kentsel alan gibi farklı tip alanlarda ve eğimli arazi, çok eğimli arazi gibi farklı eğim koşullarında yapılan arazi çalışmaları sonucunda elli üç adet deneme uçuşu gerçekleştirilmiş ve gözlemler kayıt edilmiştir. YSA kullanılarak yapılan optimizasyon çalışmasında, arazide gerçekleştirilen elli üç farklı İHA uçuşunda belirlenen girdi parametreleri (İHA Tipi, Yer Örnekleme Aralığı, Bindirme Oranı ve Atmosferik Koşullar) kullanılarak eğitilmiş ağ ile çıktı parametreleri olarak belirlenen Batarya Durumu ve Uçuş Süresi test edilmiştir. Fotogrametrik ürünler üretilecek şekilde alınan görüntüler değerlendirilerek, uçuş planlaması parametrelerinin optimizasyonu hedeflenmiştir. Uçuş optimizasyonu bir bütün olarak ele alınarak girdi parametreleri çeşitlendirilip, çıktı parametrelerin regresyon değerleri irdelenmiştir. YSA çerçevesinde farklı eğitim algoritmalarının (Gradient Descent –GD- Algoritması ve Levenberg-Marquet - LM- Algoritması) optimizasyona etkileri araştırılmış, girdilerin normalizasyon öncesi ve sonrası durumları karşılaştırılmıştır. Sonuçların kullanıcıya ulaşması amacıyla bir grafik tabanlı arayüz hazırlanarak optimize edilmiş veriler grafik arayüze altlık olarak atanmıştır. Geliştirilen grafik ara yüzün haritacılıkta en sık kullanılan uçuş planlamalarına örnekler tanımlayarak, optimizasyon için fikir vermesi hedeflenmiştir. Sonuçlar tüm girdi parametrelerinin kullanıldığı optimizasyon modelinin en iyi sonuçlar için GD algoritmasında normalizasyon sonrası verilerle %82 doğrulukla tahmin yürüttüğünü ortaya koymuştur. Farklı parametrelerin optimizasyondan çıkarıldığı tahmin sonuçlarında da en iyi sonuçların normalizasyon öncesi verilerle GD algoritmasında %69 olduğu görülmüştür. Sonuç olarak fotogrametrik amaçlı İHA kullanımında uçuş optimizasyonunun YSA ile optimizasyonunun gerçekleştirildiği belirlenmiştir.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »

