Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.13091/9
Browse
Browsing Lisansüstü Eğitim Enstitüsü by Department "Enstitüler, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Şehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı"
Now showing 1 - 20 of 25
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Bodrum Yalıçiftlik Beldesi'nin Kentsel Gelişiminde Mekânsal Planların ve Gayrimenkul Sektörünün Yönlendirici Gücü(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Urfan, Khalid; Eren, FatihKüresel liberal ekonomi politikalarının hakim olduğu günümüz dünyasında kentlerin gelişim ve dönüşüm süreçleri iki ayrı gücün karşılıklı mücadelesine sahne olmaktadır. Kamu sektörünün gücünü arkasına alan "mekansal planlama", kentsel gelişim ve dönüşüm kararlarını artık özel sektörün gücünü arkasına alan "gayrimenkul sektörü" ile beraber almaktadır. Her iki tarafın kentsel gelişim ve dönüşüm süreçlerinden beklentisi farklı olduğu gibi bu süreçlere katkısı da farklı olmaktadır. Kentsel çalışmalar literatürü, mekânsal planlama ve gayrimenkul sektörü arasında yakın bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak bu ilişki çoğu zaman iki yönlü olarak incelenmemekte, hangi durumlarda mekânsal planların hangi durumlarda ise gayrimenkul sektörünün etkinleştiğine ve fiziksel çevre üretiminde baskın yönlendirici güç olduğuna detaylı değinilmemektedir. Bu çalışma, bu alandaki boşluğa bir katkı yapmayı amaçlamaktadır. Mekansal planlama ve gayrimenkul sektörü arasındaki karşılıklı uyum ve mücadeleyi en iyi turizm bölgelerinde izlemek mümkündür. Dünya üzerinde turizm potansiyeli yüksek olan yerler, gayrimenkul sektörünün yoğun bir yatırım ilgisi altında kalmaktadır. Turizm bölgeleri kimi zaman mekânsal planlar yolu ile son derece kontrollü olarak gelişirken, kimi zaman ise gayrimenkul sektörünün arz ve talepleri doğrultusunda serbest bir kentsel gelişme göstermektedir. Kentsel gelişme sürecinde taraflar bazen uyumlu hareket etmekte, bazense çatışmaktadır. Uyum ve çatışma süreçlerinin sonunda önemli olan mesele, neticede planlı ve sağlıklı bir kentsel gelişmenin ortaya çıkıp çıkmadığıdır. Bu çalışmanın amacı, gayrimenkul sektörünün yoğun ilgi gösterdiği bir turizm bölgesi olan Bodrum'a bağlı Yalıçiftlik Beldesi'nde, mekânsal planlama ve gayrimenkul sektörü arasında yaşanan karşılıklı güç mücadelesini keşfetmektir. Son 30 yıl içinde Yalıçiftlik Beldesi'nde önemli kentsel yatırımlar gerçekleşmiştir. Mekânsal planların ve gayrimenkul sektörünün, Yalıçiftlik Beldesi'nin kentsel gelişimi üzerinde ne derece belirleyici etkisi olduğu bu çalışmada anlaşılmak istenmektedir. Bu kentsel gelişimler gayrimenkul sektörü aktörlerine ve kentsel projelere dayalı olarak detaylı analiz edilmiş, mekânsal planlamanın hangi dönemlerde etkin güç kazandığı, hangi dönemlerde ise etkisiz kaldığı konusu nedenleriyle beraber aydınlatılmıştır. Bu sayede gayrimenkul sektörü ve mekânsal planlama arasındaki işbirliği veya karşılıklı güç mücadelesi somut olarak ortaya konmuştur. Bu araştırmada veriler doküman incelemesi, saha araştırması ve derinlemesine görüşme yöntemleri kullanılarak toplanmış, toplanan veriler "içerik analizi" yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın ilk aşamasında doküman incelemesi yapılmış, konu ile ilgili yazılmış tezler, makaleler ve kitaplar derlenmiş ve tema bağlamında incelenmiştir. İkinci aşamada, çalışma alanı olarak seçilen Yalıçiftlik Beldesi'nin geçmişten günümüze yapılan tüm mekânsal planlarına ve kentsel projelerine ulaşılmış ve tema bağlamında incelenmiştir. Üçüncü aşamada, Yalıçiftlik Beldesi arsa ve arazi değerlerinin kentsel yatırımlara bağlı olarak son 30 yıl içindeki değişimi beşer yıllık periyotlara bölünerek tespit edilmiştir. Arsa ve arazi fiyatlarında yaşanan değişimler, gayrimenkul sektörünün belde içinde yatırım ilgisini, eğilimini ve davranışını göstermesi bakımından önemlidir. Bu aşamada, beldede faaliyet gösteren gayrimenkul değerleme şirketleri ve emlakçılar ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Tez çalışması, turizm bölgelerinde gayrimenkul sektörü aktörlerinin mekânsal planlama sürecine aktif katıldıklarını, kendi istek ve beklentileri doğrultusunda mekânsal plan yapım sürecini yönlendirdiğini ortaya koymuştur. Cazibesi yüksek turizm bölgelerinde gayrimenkul sektörü ve mekânsal planlama arasında güç mücadelesi yerine güçlü işbirliğinin öne çıktığı anlaşılmaktadır. Mekânsal planlama ve gayrimenkul sektörü turizm bölgelerinde birbiriyle uyumlu hareket etme eğiliminde olmaktadır. Sektör oyuncuları ve plan yapıcılar arasında tesis edilen işbirliği turizm beldelerini kısmen korurken kısmen de kimlik değişimine neden olmaktadır.Master Thesis Bölgesel Ekonomi Üzerine Ulaşım Yatırımlarının Etkileri: Konya Hızlı Tren Yatırımı Örneğinde Bir Araştırma(Konya Teknik Üniversitesi, 2021) Gonzalez, Jonatan Andres; Karakayacı, ÖzerPlanlama yazınında ulaşım yatırımlarının ekonomi üzerinde belirleyici etkileri ve politikacıların uygulamaya dönük eylemleri gündemde sıklıkla yer almaktadır. Özellikle farklı mekânsal birimler arasındaki mesafeyi azaltmaya yönelik yeteneği nedeniyle, ulaşım altyapı yatırımları ekonomik mekanların oluşumu ve gelişimi açısından stratejik açıdan önemli kararlar olarak görülür. Bu bağlamda, son yirmi yılda Türkiye'de bölgesel ulaşım yatırımlarına dönük önemli girişimlerin söz konusu olduğu ve bu yatırımların önemli ekonomik bölgeler arasında erişilebilirliği arttırarak mekânsal ve işlevsel etkinliğin zenginleşmesine yol açtığı bilinmektedir. Bu yatırımlar içerisinde Türkiye için yeni bir uygulama biçimi olarak ön plana çıkan Yüksek Hızlı Tren (YHT) yatırımları, ulaşım politikaları açısından yeni bir bakış açısı kazandırmıştır. Özellikle ekonomik faaliyetler açısından baskın konumdaki bölgeleri birbirine bağlayan YHT ağı, ekonomik gelişme dinamikleri açısından bölgeleri hem açık Pazar haline dönüştürmüş hem de önemli yatırım alanları olarak cazibesini arttırmıştır. Bu çerçevede, tez çalışmasında Türkiye'de YHT ulaşım yatırımlarının ekonomik mekân üzerindeki etkilerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Bölgesel gelişme paradigmalarında, neo-klasik okulun geleneksel yöntemlerinin ulaşımın ekonomi üzerindeki geniş etkilerini tanımlamak için eksikliklere sahip olmasını dikkate alarak, tez çalışmasının teorik ve kuramsal çerçevesi ekonomik coğrafya yaklaşımlarına temellendirilerek genel çerçeve oluşturulmuştur. Çünkü ekonomik coğrafya yaklaşımı ulaşım ve ekonomiyi birbirine bağlayan nedensel mekanizmaların analizi için kapsamlı bir analitik çerçeve sunmaktadır. Bu yaklaşım çerçevesinde, ulaşım türlerinin etkinliğine yönelik kullanılan değişkenler ile YHT ağının ekonomik mekân üzerinde ortaya çıkardığı etkilerin ortaya konulmasında mekân-sektörel veri arasındaki nedensel ilişkilerde, YHT yatırımlarının Konya ilinin sosyo-ekonomik gelişimine yönelik yolculuk davranışlarına dayalı bir bakış açısı geliştirilmiştir. Çalışmada, YHT'nin etkilerinin özellikle bölgenin merkezinde yoğunlaşma eğiliminde olduğu ve merkezdeki etkinin farklı ulaşım türleri üzerinden bölgeye yayıldığı belirlenmiştir. Ayrıca yolculuk erişilebilirliklerindeki değişimlerin ilçelerin sosyo-ekonomik gelişme eğilimleri açısından önemli olduğu tespit edilmiştir.Master Thesis Bütünleşik Afet Yönetim Sisteminin Kent Planlama Sürecine Yansımaları Işığında Samsat (adıyaman) Örneği(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Dündar, Uğur; Topçu, MehmetTürkiye'nin her bölgesinde jeolojik, jeomorfolojik ve iklimsel yapıları dolayı deprem, heyelan, su baskını, kaya düşmesi, fırtına, çığ gibi afetlerle karşı karşıya kalınabilmektedir. Afetler kısmen önceden tespit edilebilecek düzeyde uzun süreçlerde oluşabildiği gibi bazen aniden ve fark edilmeden gerçekleşirler. Türkiye nüfusunun her geçen gün artması iskân alanlarına daha fazla ihtiyaç duyulmasına sebep olmaktadır. Plansız kentleşmenin hala çok büyük oranlarda olması alışılmış bir doğa olayı olarak tanımlanabilecek olayları bir anda afet olarak karşımıza çıkmaktadır. Mevsimsel yağışların dere yataklarının imara açılmasıyla su baskınlarına dönüşmesi buna örnek olarak gösterilebilir. Avrupa Birliği ve kurumlar arası toplanma ve hazırlık komitesi tarafından hazırlanan 2014 Dünya Risk Raporu'nda Türkiye hazırlıklı olma ve uyum gösterme açısından 171 ülke arasında 107 sıradadır. Aynı raporda afete maruz kalacak kent nüfusu bakımından değerlendirildiğinde ise Türkiye'nin yüksek riskli ülkeler kategorisinde yer aldığı belirtilmektedir. Bu çalışmada afetlere afet sonrası müdahale stratejilerinin yanı sıra daha önemli olan afet öncesi stratejileri bir sistem kurgusunda planlama ile bütünleştirme hedeflenmiştir. Afet yönetimi ve planlamanın yakın tarihte iki deprem yaşayarak %80'i tahrip olmuş Samsat (Adıyaman) örneklem alanı üzerinde ayrı ayrı değerlendirilmesi yapılarak mevcut sistemin sorunları tespit edilmiştir. Sorunların çözümüne yönelik yeni bir afet yönetim sistemi önerisi getirilerek afetlere karşı dayanıklı yerleşim alanları oluşturulması için sistem bileşenleri tarif edilmiştir.Master Thesis Cbs Tabanlı Görünürlük Analizlerinin Şehir Planlama Süreçlerine Entegrasyonu(Konya Teknik Üniversitesi, 2021) Abuazab, Hatem K.M.; Topçu, MehmetGörünürlük analizlerinde, gözlem noktası, yükseklik, pozisyon, gözlem yarıçapın ve gözlem açısına bağlı olarak görünür ve görünmeyen veri alanı elde edilebilir. Görünürlük analizini kontrol etmek için toplamada dokuz adet öğe bulunmaktadır. Bu öğelerin tanımları sayısal oldukları sürece değişebilmektedir. ArcGIS de görünürlük analizinin üç yöntemi bulunmaktadır. Bu yöntemler görünürlük analizi, bakış doğrusu analizi ve görülebilir alan analizi olarak özetlenebilir. Görünürlük analizi birçok disiplinde önemli bir yardımcı araçtır. Bu çalışma öncelikli olarak görünürlük analizlerinin ileri düzeyde CBS bilgisine sahip olmayan karar vericiler tarafından da etkin olarak kullanılabilmesini sağlayacak bir arayüz geliştirmeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda araştırmada görünürlük analizi model önerisi oluşturulmuştur. Bu model önerisi python yazılım dili kullanılarak ArcGIS programı içerisinde eklenti arayüz şeklinde ifade edilmiştir. Bu model önerisi arayüzü örneklem alan olarak Konya şehrinde, Selçuk üniversitesi kampüs alanında test edilmiştir. Oluşturulan arayüz modeli eşyükselti eğrilerini ve engellere ait yer ve yükseklik bilgilerini kullanarak raster sayısal yükseklik modeli elde etmektedir.?? Bu durum gelecekteki kent planlarının yapımında birden fazla senaryo oluşturmasına ve her bir senaryosunun ayrı ayrı incelemesine olanak tanımaktadır. Bu şekilde karar vericiler tarafından gerek bir takım nokta ve alanların nereleri görebileceği, gerekse de bir takım nokta ve bölgelerin nerelerden görülebileceği ileri düzey CBS bilgisine sahip olmadan sorgulanır olabilmektedir.Master Thesis Feyzabad (afganistan) ile Kokçe Nehrinin Su-kent İlişkisibağlamında İncelenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Sorush, Abdulwadood; Meşhur, Mehmet ÇağlarVarlığın temel unsurunu oluşturan su, yarattığı olanak ve yaşattığı çevreler ile insan başta olmak üzere bütün canlıların var oluşundan bu yana tüm yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayan ve uygun habitat alanlarını ortaya çıkaran bir olgudur. İnsanlık evrimi boyunca hayatın sürdürülmesi için ihtiyaç duyulan su, ilk başlarda temel besin kaynağı ve savunma sağlayan bir unsur olarak önemlidir. Sonrasında ise su ile kara diyalektiğinin dinamik bir ürünü olan nehir kıyıları, uygarlığın başlangıcından itibaren günümüze değin toplumun yerleşik hayata geçişinde ve kentlerin yer seçiminde belirleyici faktör olmuştur. İnsanların tarım toplumuna geçişi ve tarımdaki artı değerle beraber gelişmenin ilk adımları nehir kıyılarında atılmıştır. İlerleyen dönemlerde toplumun sosyo-kültürel, ekonomik değişimi ve farklı dönemlerde eklenen farklı gereksinimlere paralel olarak değişken işlevler yüklenen nehir kıyıları bu yönüyle kentlerin kalkınması ve gelişmesinde belirleyici bir unsur olmuştur. Ancak, son yıllarda ortaya çıkan kentsel baskı, nüfus artışı ve doğa karşıtı eylemler ile nehir kıyılarında yaşanan kirlilik, bozulma ve oluşan sağlıksız çevreler bu alanları olumsuz yönde etkilemiş, nehir kıyısı ile kentsel yaşam arasındaki ilişki giderek zayıflamıştır. Söz konusu olumsuz gelişmeler, niteliği bozulan nehir kıyılarını eski doğal haline dönüştürecek, sosyal, kültürel ve rekreasyonel kullanıa yönelik faaliyetleri gündeme getirmiş, su ile kent arasında geleneksel olarak asırlardır süren, ancak son dönemlerde zayıflayan etkileşimin sağlanması ve kamusallığın arttırılmasına yönelik çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Tez kapsamında örneklem alanı olarak seçilen Feyzabad, bir akarsu şehri olarak bahsedilen tarihsel gelişim ve sorunların somut olarak gözlemlendiği bir yerdir. Şehrin içinden geçen Kokçe Nehri Feyzabad'ın kuruluşunda belirleyici olmuş, şehre hem ekonomik hem de sosyal açıdan hayat vermiştir. Ancak günümüzde bir bakıma kentsel drenaj alanına dönüşmüş olan Kokçe Nehri ile Feyzabad arasındaki ilişki, yapılaşmalarla zayıflamış, hatta kesilmiş; nehir kıyısına erişimi ve kıyının kamusal kullanımını zayıflatan bu durum, şehirle yaşam kaynağı arasında bariyer oluşturmuştur. Bu bağlamda, tez çalışması ile ifade edilen sorunun teorik bilgiler, saha araştırması ve konuya ilişkin gözlem ve anketlerle ifade edilmesi, Feyzabad ile Kokçe Nehrinin su-kent ilişkisi çerçevesinde incelenmesi, nehir kıyılarının birer kamusal açık mekânlar olarak kent/kentliğe kazandırılması ve rekreasyonel kullanım amaçları doğrultusunda yapılabilecek eylemlerin ortaya konması amaçlanmıştır.Master Thesis Kamu Mülkiyetindeki Arazilerin Üniversite Yerleşkelerinin Yer Seçimi Sürecindeki Belirleyiciliği(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Yürekli, Tuğçe; Meşhur, Mehmet ÇağlarTarihsel süreç içerisinde gerek kurumsal işleyiş gerekse yer seçim kararlarına yön veren yaklaşımlar bağlamında değişime uğramış olan üniversiteler ifade edilen özellikleri ile kent planlama alanını doğrudan ilgilendiren konulardan biridir. Ortaya çıktıkları ilk günden beri söz konusu kurumlar konumlandıkları yer itibariyle bulundukları kentin şekillenmesinde büyük rol oynamışlardır. Çünkü üniversiteler yer aldıkları bölgelerde bir hareket ve canlanmayı beraberinde getirmekte, çevresinde farklı kentsel fonksiyonların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bahsedilen sebeplerden dolayı kent planlama süreci açısından hayati öneme sahip olan üniversite yerleşkelerinin yer seçim kararlarının farklı boyutları ile ele alınmaması ve bu kararların kentsel planlamanın bir parçası olarak değerlendirilmemesi durumunda kent bütününü etkileyen telafisi/çözümü güç sorunların ortaya çıkması kaçınılmaz hale gelmektedir. Bu çalışma kapsamında üniversite kavramının, ilgili tanımların ve işlevlerinin üzerinde durulmuş, tarihsel süreç içerisinde gelişimi incelenmiştir. Üniversitelerin yer seçimlerinde hangi ölçütlerin göz önünde bulundurulduğu irdelenmiş ve yer seçim kararlarının tarihsel gelişimi ortaya konulmuştur. Devamında kentleri hangi yönlerden etkilediğine değinilmiştir. Son olarak ülkemizde mevcut devlet üniversitelerinin yerleşkelerinin yer seçim karar süreçlerinde ülke-bölge ölçeğinde ve kent ölçeğinde nasıl bir yaklaşım sergilendiği tartışılmış ve bu yaklaşımın kentlere mekânsal anlamda nasıl yansıdığı örnekler üzerinden ifade edilmeye çalışılmıştır. Yapılan bu incelemelerle amaçlanan ülkemizdeki devlet üniversitelerinin yerleşkelerinin ne gibi sebeplerle, hangi araziler üzerinde, kentin hangi noktalarında yer seçtiklerinin ve bu yer seçim kararlarının kentler üzerindeki mekânsal etkilerinin kentsel planlama boyutu ile ele alınarak ortaya konulmasıdır. İncelemeler neticesinde, ülkemizde devlet üniversitelerinin yerleşkelerinin ağırlıklı olarak, arazi edinim maliyetini azaltmak hedefiyle kısmen veya tamamen Maliye Hazinesi'ne ait araziler üzerinde yer seçtikleri gözlemlenmiştir. Araştırma bulguları bu yer seçim karar yaklaşımının bazı farklı sebepler ile birlikte yerleşkelerin kentlerin dışında, kentten kopuk alanlarda konumlanmaları ile sonuçlandığını ve sürecin ülkemizde kabul edilen, sürdürülen bir anlayış olduğunu göstermektedir. Yer seçim süreçlerinde kentsel planlama boyutu göz önünde bulundurulmadan bu şekilde yer seçen üniversite yerleşkelerinin ise kentleri, öngörülmemiş bir şekilde bazen bulunduğu yöne doğru gelişmesine, yayılmasına bazen de etrafında kentten kopuk yerleşimlerin oluşmasına sebep olarak mekânsal anlamda olumsuz yönde etkiledikleri gözlemlenmiştir.Master Thesis Kent Belleği Olgusunun Konya Kenti Örneğinde İncelenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Yılmaz, Öykü; Meşhur, Mehmet ÇağlarTarihsel süreç içerisinde devingen bir halde bulunan, yaşayan, büyüyen ve gelişen kentler her birey için farklı anlam taşımakta; kentte yaşanan deneyimler ve kenti deneyimleme süresinin her birey için değişmesi kişilerin kentle kurduğu iletişimi kendine özgü kılmaktadır. Bu anlamda, kent ve kentli arasında kurulan bağ bireylerin kendini yaşadıkları yere ait hissetmesini ve sahiplenmesini sağlamaktadır. İnsanların bireysel bellekte depoladığı anılarının somut yansıması olan mekânlar, bireyler için geçmiş ve bugün arasındaki bağı temsil eden kentsel bellek ögeleridir. Kentler planlanırken anılarla özdeşleşen mekânların korunması, kent planlama sürecinin sosyolojik boyutunun bir parçasıdır. Dolayısıyla, fiziksel çevrenin tamamen ya da kısmen değişimi kent ve kentli arasında kurulan bağa zarar vermekte, aidiyet hissini ortadan kaldırmakta ve kentlinin geçmiş ve bugün arasında bağ kurmasını engellemektedir. Çalışma kapsamında zengin tarihi ve ev sahipliği yaptığı medeniyetlerden birçok iz taşıyan Konya kenti incelenmiş, kentlerin gelişmesinin/değişmesinin bir sonucu olarak kentsel mekânların yitimi ya da sürekliliğinin kent belleği için önemi araştırılmıştır. Bu çerçevede, kent belleğindeki mekânsal izleri tespit etmek amacıyla Konya'da yaşayan farklı yaş grubundan insanlarla görüşülmüş, sözlü tarih yöntemiyle yapılan derinlemesine görüşmeler sonucunda tespit edilen mekânların/yapıların günümüzde ayakta olup olmadığı saptanmıştır. Çalışmada öğrenilen bilgiler ışığında kentlilerin hatıralarında özdeşleşen mekânların kente aidiyet hissini arttırdığı, yaş gruplarına göre kentin mekânsal kullanımının değiştiği, kadın ve erkek katılımcıların kenti deneyimlemelerinin farklı olduğu görülmüştür. Genç katılımcıların kenti deneyimlerken daha rahat davrandığı, 45 yaş üzeri kadın katılımcıların gençlik dönemlerine kıyasla kenti deneyimlerken daha özgür olduğu ve değişen tüketim kültürünün getirisi olan AVM'lerin 45 yaş üzeri kentliler tarafından benimsenmediği sonucuna ulaşılmıştır.Master Thesis Kentiçi Ana Arterlerde Yaya Güvenliğinin İrdelenmesine Yönelik Bir Araştırma: Yeni İstanbul Caddesi (konya) Örneklem Alanı(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Haidary, Najibullah; Meşhur, Havva FilizGünümüzde birçok kentte motorlu araçlar trafik sıkışıklığının, trafik yoğunluğunun, hava kirliliğinin ve yaya kazalarının en önemli etkenlerinden bir tanesidir. Sanayi devrimi öncesi kentlerde yaya ulaşımı kent içi ulaşımın en büyük payına sahipken, otomobillerin kente girmesiyle önemi azalmaya başlamıştır. Otomobil odaklı kentsel gelişme politikaları, kentlerin kontrolsüz biçimde yayılmasına neden olmuş ve beraberinde yaya ulaşımının sağlanması da zorlaşmıştır. Bu nedenle, konut alanlarında ve kent merkezlerinde yayayı dikkate alan uygulamalara yer verilmesi gereği ortaya çıkmıştır. İnsanı odağa alan birçok çağdaş kentte yaya öncelikli yaklaşımlar ulaşım planlama politikalarında ağırlıklı olarak yer almaktadır. Yaya ulaşım önceliğinin temel unsurlarının başında yaya güvenliğinin sağlanması gelmektedir. Bu çalışma kentiçi ana arterlerde otomobil odaklı ulaşım politikalarının ve uygulamalarının beraberinde getirdiği sonuçları yaya güvenliği açısından irdelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında altı şeritli, bölünmüş ve on altı km uzunluğu ile Konya kentinin en önemli arterlerinden biri olan Yeni İstanbul Caddesi örneklem alanı olarak seçilerek yaya güvenliği açısından incelenmiştir. Belirtilen amaç doğrultusunda kentiçi yollarda yaya güvenliğinin sağlanmasına yönelik kavramsal ve kuramsal arka plan ortaya konulduktan sonra, çalışma alanına ilişkin analitik ve görsel analizlerin yapılmasının yanı sıra bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler ve anket çalışması kapsamında elde edilen sonuçlar incelendiğinde, Yeni İstanbul Caddesi'nde uygulanan ulaşım kararlarının otomobil odaklı olduğu ve yaya güvenliği açısından sorun barındırdığı görülmektedir.Master Thesis Kentleşmenin Yeni Boyutu Olarak Kır-kent (rurban) Alanlarına Yönelik Planlama Yaklaşımları: Aceh Bölgesi Örneği(Konya Teknik Üniversitesi, 2021) Azhari, Mustaqim; Karakayacı, ÖzerKentleşme sürecinden önemli düzeyde etkilenen kırsal alanlar, son yıllarda gerçekleşen ekonomik-sosyal dönüşüm ve buna bağlı sosyo-kültürel değişiklerle yeniden önemli hale gelmiştir. Bu değişim sürecinden Endonezya gibi gelişmekte olan ülkeler de önemli düzeyde etkilenmiş ve kırsal alanlar tarımsal üretime dayalı ekonomiden hizmet odaklı istihdamı içerisinde barındıran alanlar haline gelmeye başlamıştır. Bu durum, kentsel alanlarda ortaya çıkan tarıma dayalı olmayan ekonomik faaliyetlerin henüz kırsal alan gibi geleneksel sosyo-kültürel faaliyetlere dayanan bir ortama sahip kır-kent (rurban) alanı olarak adlandırdığımız yeni yerleşme alanlarında ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu gelişme Jakarta gibi büyük kentlerin çevresinde gerçekleştiği gibi Banda Aceh gibi daha küçük ölçekli kentlerin yakın çevresinde de görülebilmektedir. Endonezya'nın Aceh Eyaletinin başkenti ve en büyük kenti olan Banda Aceh'deki gelişmeler Aceh Besar bölgesindeki kırsal yerleşmeleri büyük oranda etkilemiştir. Özellikle Banda Aceh kentinde ortaya çıkan gelişmeler, Aceh Besar bölgesinde bazı ekonomik faaliyetlerin gelişimini kısıtlamıştır. Bir başka deyişle, tüm kentsel fonksiyonları içerisinde barındıran Banda Aceh kenti çeşitli kentleşme sorunlarıyla yüzleşmek durumunda kaldığı gibi, çeperindeki Aceh Besar bölgesinin de gelişme dinamiklerini sınırlandırmıştır. Bu durum iki şekilde açıklanabilir: birincisi, Banda Aceh Kenti çeşitli hizmetler açısından tüm eyaleti hinterlandında bulundurduğu için Aceh Besar bölgesi yeterince kentsel hizmetlerden yararlanamamıştır; ikincisi ise, Aceh Besar bölgesi kentsel hizmetler açısından Banda Aceh kentine bağlı kaldığı için kendi içinde gelişme dinamikleri yaratamamıştır. Tez çalışmasında, kırsala yönelik yenilikçi yaklaşımlar çerçevesinde Aceh Besar bölgesinde yeni bir kavram olan kır-kent yerleşme sisteminin potansiyeli araştırılarak, bu bölgede kırsal gelişme dinamiklerinin yeniden değerlendirilmesine yönelik tartışmalar yapılmıştır. Kır-kent alanları yaklaşımının kırsal ve kentsel alan arasındaki dengesiz ilişkileri bir arada değerlendirebileceği ve kentsel-kırsal bağlantılar arasında meydana gelen kentsel yayılma, ihmal edilmiş kentsel tarım alanları, kentsel alanların gereksiz büyümesi ve tarımsal faaliyetlerin azalmasına neden olan sorunlara çözümü olacağı düşünülmüştür. Bu çalışmada, Aceh Besar Bölgesinde uygun görülen kır-kent yerleşme sisteminin çözümlenerek Aceh Eyaleti için yeni bir yerleşme sistemi geliştirilmesi hedeflenmiştir.Master Thesis Kentsel Dönüşüm Sürecinde Karşılaşılan Sorunların Aktörler Perspektifinden Değerlendirilmesi; Dönüşüm Meram Projesi Şükran Mahallesi Örneği(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Erbek, Osman Basri; Sağ, Neslihan SerdaroğluKentlerde özellikle köhnemiş ya da âtıl kalmış mekânlar kentliler, kent yöneticileri ve tasarımcılar için sürekli ilgi odağı olmaktadır. Kentin yıpranan veya fonksiyonunu kaybetmiş alanlarında, o bölgenin sorunlarına çözüm bulma arayışları kapsamında kullanılan çeşitli müdahale yöntemleri kentsel dönüşüm adı altında toplanabilmektedir. Kentsel dönüşüm projelerinden beklenen, kent için problem teşkil eden alanlarda değişimi yönlendirmede öncü rol oynamasıdır. Günümüzde farklı nitelikteki sorunların çözümüne yönelik çeşitli yöntemler kullanılarak birçok kentsel dönüşüm projesi gerçekleştirilmiştir. Bu projelerde kullanılan yöntemlere göre projenin çeşitli aşamalarında aktif rol oynayan aktörler değişkenlik göstermekte ve aktörler arası ilişkiler projenin başarıya ulaşmasında önemli rol oynamaktadır. Bu çalışmanın amacı, çöküntü alanı haline gelmiş bölgelerde, afet riskli alan özelinde, başlangıç, planlama, finansman ve uygulama aşamalarında belirlenen hedeflerin gerçekleşmesine yönelik aktörlerin davranış biçimlerinin ve karşılaştıkları sorunların değerlendirilmesidir. Çalışmada, literatür çalışmasından elde edilen veriler çerçevesinde alan çalışmasında sosyal, profesyonel, finansal ve idari aktörlerle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Konya ili Meram ilçesi Şükran Mahallesi Afet Riskli Alanı Kentsel Dönüşüm Projesi sürecinde aktif rol alan aktörlerle gerçekleştirilen derinlemesine görüşme sonuçları aktarılmıştır. Bu projede aktörlerin karşılaştıkları en önemli sorunların bürokrasi işlemleri, siyasi çıkarlar ve ekonomik imkânların yetersizliği olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak söz konusu aktörlerin karşılaşmış oldukları temel sorunlara ekonomik güçlenme, halkın bilinçlendirilmesi ve kanunların değişmesi ile çözümler getireceği vurgulanmıştır.Master Thesis Kentsel Dönüşüm ve Sosyal Etki Değerlendirmesi (sed) İlişkisi Kapsamında İstanbul İli Zeytinburnu İlçesi Sümer Mahallesi Örneğinin İrdelenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Demirel, Tuba; Sağ, Neslihan SerdaroğluKentsel dönüşümde en önemli problemlerden birisi sosyal etkilerin değerlendirilmesine yönelik çalışmaların yetersiz olması ve özellikle dönüşüm alanında yaşayan halkın beklentilerinin yönetilmesine yönelik stratejilerin, sosyal etki değerlendirmesi yapılmaksızın belirlenerek başarıya ulaşamamasıdır. Bu tez çalışmasında kentsel dönüşüm sonucunda yaşayanlar üzerinde oluşabilecek olumsuz etkilerin, sosyal etki değerlendirmesi ile ortadan kaldırılabileceği düşüncesinden hareketle öneriler geliştirilmesi amaçlanmıştır. Kentsel dönüşüm ve sosyal etki değerlendirmesine yönelik literatür çalışmasının akabinde, İstanbul Kenti Zeytinburnu ilçesi Sümer Mahallesi Kentsel Dönüşüm Projesi örnekleminde alan çalışması gerçekleştirilmiştir. Sosyal Etki Değerlendirmesi (SED) uluslararası literatürde 1960'lı yıllardan itibaren, ulusal literatürde de 1990'lı yıllardan itibaren tartışılmaya başlayan bir kavram olmuştur. Tezin literatür araştırması bölümünde aktarılan sosyal etki değerlendirmesine yönelik yapılan çalışmalarda, Sosyal Etki Değerlendirmesi (SED) yöntem kartlarından biri olarak belirtilen "Bina, Sokak, Mahalle Yöntemi" kullanılarak alan çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu yönteme ilişkin, literatürden derlenen bilgiler ve alana özel değerlendirmelerle yeniden düzenlenen kartlardan faydalanarak derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Derinlemesine görüşmeler sonucu, kentsel dönüşüm proje alanının Sosyal Etki Değerlendirmesi ile dün-bugün-yarın özelinde mekânsal, ekonomik ve yaşamsal değişimleri ortaya konulmuş ve öneriler geliştirilmiştir. Görüşme sonuçlarına göre, Sümer Mahallesi Kentsel Dönüşüm alanında yaşayanlar mahalleye yönelik değerlendirmelerinde mahalle kültürünün, mevcut çarşının ve küçük esnafların varlığını sürdürmesi, sosyal aktivite ve ortak kullanım alanlarının geliştirilmesi ve yerel iş olanaklarının artırılması konularına vurgu yapmışlardır. Sokak değerlendirmelerinde, sokak kültürünün, komşuluk ilişkilerinin ve güven duygusunun devam etmesi, farklı gelir düzeyine ve yaşam alışkanlıklarına hitap eden konutların oluşturulması, çocuk oyun alanlarının ve engellilere yönelik tasarımların geliştirilmesi, canlı, hareketli, yaşayan sokakların oluşturulması konularına dikkat çekmişlerdir. Bina değerlendirmelerinde; binaların düşük katlı yapılaşması, binada tanıdıkların, eski komşuların olması ve apartman giderlerine yönelik çözüm önerilerinin olması konularına dikkat çekmişlerdir.Master Thesis Kentsel Konut Alanlarının Ekolojik Planlama Açısından Değerlendirilmesi: Konya Meram İlçesi Örneği(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Kaya, Hayriye Eylül; Susan, Arzu TaylanEkonomi ve teknolojinin gelişmesi, kentlerin hızlı bir şekilde büyümelerine neden olarak büyüme biçimlerini değiştirmiştir. Artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak üzere, yayılarak ve saçaklanarak büyüyen kentler, bir yandan çevrelerindeki tarım topraklarının yitirilmesine neden olmaktadır. Diğer yandan ise, bireysel araç kullanımının yaygınlaşması yüzünden karbon ayak izi artmakta ve iklim değişikliğine yol açmaktadır. Bu nedenle, sınırlı doğal kaynakların korunması ve gelecek nesillere aktarılması giderek daha fazla hayati önem taşırken, kentlerin kontrolsüz ve hızlı gelişmesinin çevreye verdiği zararı azaltma amacıyla sürdürülebilir kentleşme yaklaşımlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Sürdürülebilir kentler, aynı zamanda, gelecek nesillerin sağlıklı yaşam çevreleriyle karşılaşacağı yaşanabilirliği yüksek yerlerdir. Bu nedenle planlama disiplini içerisinde Bahçe Şehir hareketi ve Komşuluk Birimini temel alarak Yeni Şehircilik, Akıllı Büyüme ve Eko-Kentleşme gibi sürdürebilirliği merkezine alan yeni kentleşme akımları ve yaklaşımları tüm dünyada yayılmaktadır. Sürdürülebilirlik çerçevesinde öne çıkan bu yaklaşımlarda eko-kent ilkelerinin ortak ve birleştirici özelliğine rağmen, her bir programın farklı değerlendirme ölçütlerini kullandığı görülmektedir. Bununla birlikte, pek çok ülkede eko-kentlerin kurulmasının yanı sıra mevcut kentsel alanlarda sürdürülebilirlik ve ekolojik planlama ilkelerinin uygulanmasını katılımcı bir şekilde sağlayan yerel programlar geliştirildiği görülmektedir. Sürdürülebilirlik yaklaşımlarının yereldeki bu çözüm arayışları, mahalle/komşuluk birimi gelişimine odaklanmaktadır. Bu tez çalışması, kentsel alanlarda sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir kentleşme yaklaşımlarını ve bu yaklaşımların kentsel büyümeye ve biçime ilişkin geliştirdiği ilkeleri irdelemektedir. Çalışma, bu yaklaşımların ortak noktasını oluşturan ve uygulama politikalarını içeren ekolojik planlama ve kentleşme yaklaşımına odaklanmaktadır. Bu bağlamda, Türkiye'deki kentleşme süreçleriyle oluşmuş mevcut kentsel alanların eko-kentleşme hedef ve ilkelerine uygun bir şekilde değişiminin nasıl olabileceğinin araştırılması tez çalışmasının amacını oluşturmaktadır. Eko-kentleşmenin ortaya koyduğu ilkeler, bütün kent sakinleri için daha yüksek bir yaşam kalitesi sunmak ve kentleri yeşil altyapıyla birlikte çevreye/doğaya uyumlu ve sürdürülebilir kılmayı hedeflemektedir. Bu çerçevede, tez çalışması çeşitli ülkelerde ve Türkiye'de planlanan eko-kent örneklerini incelemekte, eko-kentler ve mevcut kentlerin daha ekolojik hale getirilmesi için kullanılan ilkeleri araştırmaktadır. Bunun yanı sıra, çalışma çeşitli ülkelerin oluşturdukları pek çok ölçüt ve sertifikasyon sistemleri arasından dünyada en çok kullanılan LEED, BREEAM, CASBEE ve Building For Life sistemlerini irdelemektedir. Sürdürülebilir ve ekolojik kentlerin planlamasına yönelik ilkeleri ve modelleri içeren bulguların, Türkiye'de eko-kent projelerinin uygulanması ve mevcut kentsel alanların ekolojik ve sürdürülebilir yönde değişimi için planlama süreçlerine ve politika yapıcılara katkıda bulunacağı düşünülmektedir. Bu amaçla, tez çalışması, Konya Meram İlçesinde yer alan farklı özelliklere sahip konut çevrelerini, bu çalışmada geliştirilen eko-kentleşme ilkelerindeki performanslarına göre değerlendirmektedir. Seçilen konut alanları, yapı adasında gelişme gösteren konut siteleri olmakla birlikte, dışa kapalı konut yerleşimi, site, müstakil konut gibi farklı özelliklere sahiptir. Performans değerlendirmesi için, çevresel, fiziksel ve hareketlilik (ulaşım) olmak üzere üç ana kategoride 29 ölçüt kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan veri, Meram İlçe Belediyesi'nden elde edilen vaziyet ve imar planlarını, uydu görüntülerini, alanda yapılan gözlem ve değerlendirmeleri ve örnek alanlarda yaşayan kişilerle yapılan yüz yüze görüşmelerden oluşmaktadır. Analiz sonuçlarına göre, çalışmada yapı adası ölçeğinde ekolojik kentleşme ilkelerinin uygulanabilirliğine dair bulgular elde edilmiştir. Bu bulgulara göre, incelenen örnek alanların hiçbirisi ekolojik planlama ilkelerini karşılayamamıştır. Buna rağmen, çok katlı yapılardan oluşan siteler kompaktlık ve toplu taşımanın kullanılması gibi kriterleri çoğunlukla sağlamıştır. Bu tür sitelerin açık alanlarını ve otoparklarını ekolojik ilkelere göre yönetmesi halinde ekolojik çevreleri oluşturmaya daha eğilimli olduğu görülmektedir. Diğer yandan, az katlı kapalı sitelerin yönetimlerinin atık yönetiminde daha duyarlı davrandıkları tespit edilmiştir. Ayrıca, parsel bazında yapılaşmış apartmanlardan oluşan sitelerin, yapı adasında gerekli miktarda açık-yeşil alanlarının olmaması gibi nedenlerle ekolojik kriterleri sağlayamamasıdır. Sonuç olarak, ülkemizde konut ve yapı adası tipolojilerindeki farklılıklar göz önüne alınarak, ekolojik planlamanın uygulanabilirliğini sağlamak mümkün görünmektedir. Tez çalışması, kentsel alanlar için yeşil sertifika sistemlerinin geliştirilmesi yönünde ölçütler ve politika önerileri içeren- öneriler sunmaktadır.Master Thesis Kentsel Mekân Kullanımlarının Evrensel Tasarım Yaklaşımı Bağlamında İrdelenmesi: Kahramanmaraş Kent Merkezi Örneği(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Tekin, Merve Büyüksakallı; Meşhur, Havva Filiz AlkanHer birey farklı yeteneklerle dünyaya gelmekte ve buna bağlı olarak da yaşam içerisindeki ihtiyaçları farklılık göstermektedir. Bunun yanı sıra toplum içerisinde çocuk, yaşlı, kadın ve engelli bireyler gibi farklı beceri ve yetenek seviyesinde kişiler bulunmaktadır. Tüm bireyler yaşamlarını devam ettirebilmek için kentsel iç ve dış mekânlarda kendi kabiliyet ve yetilerine göre farklı kullanım şekillerine ihtiyaç duyar. Sağlıklı olarak kabul edilen bir bireyin ihtiyaçlarına yönelik hangi olanaklarda hizmetler sunuluyorsa, herhangi bir engeli olan bireylerin ihtiyaçları için de aynı olanaklardaki hizmetlerin sağlanması gerekmektedir. Şehir ve Bölge Planlama disiplininde en önemli unsur insandır. Kent odaklı alınacak her karar insan ve onun ihtiyaçları doğrultusunda şekillenmelidir. Bu doğrultuda alınacak her karar, o kentte yaşayan ve ziyarete gelen her bireyin gereksinimlerine nasıl cevap verileceği ve daha iyi imkânların nasıl sunulacağı düşüncesinde değerlendirilip sağlıklı bir şekilde verilmelidir. Kentte yaşayan insanların çeşitli fiziksel ve zihinsel kabiliyetlerde olduğu düşünülerek şehir planlamasının toplumun sadece belirli bir kesimine yönelik yapılmaması gerekmektedir. Kentsel tasarım noktasında; herhangi bir engeli veya geçici sağlık sorunları bulunan bireyler, yaşlılar, çocuklar, hamileler, bebek arabalı ebeveynler ve yük taşıyanlar gibi özel gereksinime sahip olan kişilerin de dikkate alındığı bir tasarım anlayışı benimsenmelidir. Çalışmanın kuramsal bölümünde "farklı kabiliyet ve ihtiyaçlara sahip olan insanlar toplum içerisinde daha fazla nasıl yer alabilirler?" sorusuna cevap arayan literatürdeki çalışmalar incelenmiştir. Tezin odağında bu süreçte kapsayıcı bir tasarım yaklaşımı olarak ortaya çıkan evrensel tasarım kavramı ve ilkeleri yer almaktadır. Bu bağlamda, tez çalışmasının saha araştırması kapsamında Kahramanmaraş Kent Merkezindeki mekânsal kullanımların evrensel tasarım ilkelerine uygunluğunu tespit edebilmek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, ulusal ve uluslararası erişilebilirlik standartlarından yararlanılarak Standartlar Tablosu (Dolaşım ve Sirkülasyon Sistemlerinin Kullanımı, Toplu Taşım Durakları ve Otoparklar, Kentsel Mobilyalar) oluşturulmuştur. Kentin bütün sakinlerine hizmet veren kamu kurumlarının, ticaret, eğlence ve dinlenme mekânlarının yer aldığı Kahramanmaraş Kent Merkezinde belirlenmiş olan örneklem alanda bu standartlar irdelenmiştir. Son olarak, alanda bulunan kentsel mekân düzenlemelerinin tüm bireyler açısından ne düzeyde eşit, konforlu ve bütünleştirici bir yapıya sahip olduğu ortaya konularak, evrensel tasarım ilkelerine uygun olmayan kullanımlara ilişkin çözüm önerileri sunulmuştur.Master Thesis Konya Kentindeki Yapılı Çevre Tasarımlarının Çocuk Dostu Kent Ölçütleri Bağlamında Karşılaştırmalı Olarak(Konya Teknik Üniversitesi, 2021) Kılınç, Çiğdem; Meşhur, Havva FilizKentler bünyesinde farklı grupları içinde bulunduran karmaşık bir topluluğun bütünleşmiş halidir. Belki de bu gruplar içinde en fazla dezavantaja sahip olan çocuklar, kentlerde yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadır. Dünyanın küreselleşmesi ve teknolojinin artması ile birçok çocuk iyi imkânlara sahipken, iyi imkânlara sahip olmayan oldukça fazla sayıda çocuk bulunmaktadır. Yaşam alanları sınırlı olan ve yeterli ölçüde haklarından faydalanamayan çocuklar için gerek yerel gerekse uluslararası program ve projeler ile kent içindeki çocuğa verilen haklar artırılmalıdır. Kentte yaşayan her grup eşit haklara sahip olmalı ve çocukların ihtiyaçlarını karşılayacak uygun alanlar tasarlanmalıdır. Her çocuk huzurlu, güvenli, temiz ve mutlu olabileceği çevrelerde büyümeyi hak etmektedir. Bu çalışma Konya kentinde bulunan yapılı çevrelerin çocuklara dost mekânlar sunup sunmadığını incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma kapsamında Konya'dan seçilmiş 10 farklı yerleşim birimi çocuk dostu kent ölçütleri bağlamında, çocukların yaşam alanlarının kalitesini ölçmek amacıyla incelenmiştir. Öncelikle, belirtilen amaç doğrultusunda, kentlerde çocuk dostu çevrelerin oluşturulmasına yönelik literatür taraması yapılarak konuya ilişkin kuramsal arka plan ortaya konulmuştur. Daha sonra, seçilen örneklem alanlarında mekânsal analizler yapılmıştır. Bunun yanı sıra, bu yerleşmelerde yaşayan ebeveyn ve çocuklarla anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Saha araştırması kapsamında elde edilen sonuçlar incelendiğinde, Konya kentinde seçilen 10 farklı yerleşim biriminin çocuk dostu kent kriterleri açısından farklı özellikler sunduğu ve genel anlamda hiçbir yerleşim alanının tam anlamıyla çocuklara dost mekânlar sunamadığı görülmüştür.Master Thesis Konya'da Belediyecilik Anlayışının Gelişiminde Öncü Bir Kişi Olarak Ahmet Hilmi Nalçacı(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Çopur, Nurtop; Meşhur, Mehmet ÇağlarBir yerleşimin sahip olduğu tarihi, toplumsal ve kültürel değerlerini koruyabilmesinde ve bu değerleri kendisinden sonra gelecek nesillere aktarabilen bir kent olabilmesinde belediyelere büyük sorumluluk düşmektedir. Yaşanabilir kentlerin temelini de kente yön veren imar planları, belediyelerde iyi yönetim anlayışı ve belediye başkanları oluşturmaktadır. Bu yapı içerisinde belediye yönetimi ve teknik-idari kadroların birikimi/deneyimi belirleyici unsurlardan biridir. Ayrıca, belediye başkanlarının kişiliği ve şahsi çabaları da şehirlerin gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Tarih boyunca önemli kültür, sanat ve ticaret merkezlerinden biri olan Konya, yüz yıl öncesinde tarihi merkezin çevresinde dairesel uzanan surların içerisinde bir kent durumunda iken özellikle 1950'li yıllarda başlayan hızlı nüfus artışı ve bölgesel düzeyde gerçekleşen yatırım kararları ile ülkenin önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir. Konya'da resmi kayıtlara göre 1868 yılında kurulan ilk belediye teşkilatı ile başlayan belediyecilik hizmetleri kesintisiz biçimde günümüze kadar devam etmiştir. Bugün Konya'nın, Türkiye'de planlı gelişim ve belediyecilik altyapısı açısından örnek gösterilen şehirlerden biri olması, uzun yıllara dayanan birikim ve deneyimlerin bir sonucudur. Söz konusu süreç içerisinde özellikle 1963-1969 yılları arasında yapılan belediye hizmetlerinin etkisinin günümüze kadar devam etmiş olması bağlamında Ahmet Hilmi Nalçacı'nın belediye başkanlığı yaptığı dönemin araştırılması, almış olduğu eğitimle birlikte kentin geleceğine yön vermiş bir idareci olarak Konya'nın belediyeciliğine ve şehrin planlı gelişimine sağladığı katkıların ortaya konması Konya kenti planlama tarihi açısından hayati önem taşıyan konulardan biridir. Bu kapsamda gerçekleştirilen çalışmada, Ahmet Hilmi Nalçacı'nın hayatı, yönetici kişiliği ve gerçekleştirdiği ya da fikir öncülüğünü yaptığı projeler anlatılmış; gerçekleştirilen proje, çalışma ve bunlara yön veren anlayışın kavramsal açıdan tanımlanan belediyecilikte iyi yönetimin temel ilkeleri ile tam anlamıyla örtüştüğü görülmüştür.Master Thesis Korunan Alanların Planlamasında Karşılaşılan Yetki Karmaşaları: Kubad-abad Sarayı Örneği(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Kartal, Mürsel; Eren, FatihBu çalışma, korunan alanlarda yürütülen mekânsal planlama çalışmalarında karşılaşılan sorunları Kubad-Abad Sarayı Koruma Amaçlı İmar Planı örneği kapsamında derinlemesine incelemeyi, devamında planlama sürecinin etkinliğini ve verimliliğini artıracak bir planlama mekanizması önerisi getirmeyi amaçlamaktadır. Tez çalışması, her anlamda iyileştirilmiş ve farklı kurumlar arasında yaşanan yetki karmaşası bakımından sadeleşmiş bir korunan alan planlamasının Türkiye'de nasıl yapılabileceğini keşfetmeyi hedeflemektedir. Koruma Amaçlı İmar Planlarında yaşanan yetki karmaşaları kentsel çalışmalar literatüründe az ele alınan bir konudur. Bu konudaki çalışmalar çeşitli tespitler yapmakta ancak sorunu çözmeye dönük etkin bir öneri getirmemektedir. Bu tez çalışmasının, literatürdeki bu boşluğu bir nebze doldurması beklenmektedir. Araştırmada literatür taraması, doküman incelemesi, saha araştırması, düzenli gözlem ve derinlemesine görüşme yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Konya İli Beyşehir İlçesi'nde bulunan Kubad Abad Sarayı örnek alan olarak seçilmiştir. Kubad-Abad Sarayı, I. Derece Arkeolojik Sit Alanı, III. Derece Arkeolojik Sit Alanı, Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı, Nitelikli Doğal Koruma Alanı ve Beyşehir Gölü Milli Parkı olmak üzere 5 farklı koruma statüsüne sahiptir. Dolayısıya örnek alan "çakışan kısıtlı alan" özelliği sergilemektedir. Seçilen örnek alana yönelik fiziksel yapı analizleri ve çeşitli spesifik analizler yapılmıştır. Kubad Abad Sarayı planlama alanına ilişkin koruma planı çalışmalarına hangi kurumların ne şekilde katkı sağladığına ilişkin ayrıntılı bir süreç analizi yapılmıştır. Alana yönelik yapılan Kazı ve Araştırma Çalışmaları, Belgeleme ve Depo Düzenleme Çalışmaları, Restorasyon ve Konservasyon Çalışmaları, Turizme Yönelik Çalışmalar ve bu çalışmaların süreci detaylı olarak değerlendirilmiştir. Çalışma, Kubad-Abad Sarayı planlama sürecine çok fazla kurumun dahil olduğunu, birlikte çalışmak zorunda kalan çok sayıda kurum arasında süreç içinde pek çok yetki karmaşasının ortaya çıktığını ortaya koymuştur. Kurumlar arası yetki karmaşalarının ortaya çıkışı, koruma yasa ve yönetmeliklerinde tartışmaya sebebiyet veren maddelerin ve belirsizliklerin varlığından kaynaklanmaktadır. Korunan alanlara ilişkin karar verme yetkisinin çok fazla kurum arasında dağıtılması, planlama sürecini karmaşıklaştırmakta, yavaşlatmakta, uzatmakta ve ortaya çıkan planın başarısını zayıflatmaktadır. Korunan alanlarda plan yapan, planı denetleyen, planı onaylayan ve planı uygulayan kurumların sayısında sadeleşmeye gidilmesi gerekmektedir. Korunan alanlarda yetkili kurumlar arasında eşgüdümü sağlayacak, çakışan rol ve yetkileri ortadan kaldıracak yeni yasal ve kurumsal düzenlemelere ihtiyaç vardır.Master Thesis Lojistik Hizmetlerindeki Gelişimin Kentsel Mekâna Etkisi: İzmir Kemalpaşa Örneği [master Thesis](Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Öztekin, Kübra; Sağ, Neslihan SerdaroğluKentsel lojistik hizmetleri kentleri ekonomik faaliyet alanlarının yanı sıra fiziksel ve sosyal açıdan da etkilemektedir. Türkiye'de yeni bir kavram olarak akademik çalışmalara konu olan kentsel lojistik, kentsel alanda mal ve hizmet hareketliliği ve buna dayalı sorunlara çözüm sunabilmektedir. Bu tezin amacı, kentsel lojistik hareketliliğin kent planlaması açısından değerlendirilmesi, lojistik hareketlilik ile oluşacak değişimlerin ve olası sorunların çözümüne katkıda bulunacak fikirlerin tartışılmasıdır. Çalışma kapsamında, kentsel lojistik kavramının mekânsal etkilerine dikkat çekilerek bu kavramın kentsel planlamadaki önemini, İzmir Kemalpaşa Lojistik Köyü örneğinde incelemektedir. Tezde nicel ve nitel yöntemler bir arada kullanılmıştır. İzmir Kemalpaşa Lojistik Köy kararının alınması ile oluşan değişimler lojistik ölçütlere, firmalarla gerçekleştirilen anket çalışmalarına, kurumlarla gerçekleştirilen derinlemesine görüşmelere ve planlama sürecine yönelik bulgular çerçevesinde değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, İzmir Kemalpaşa Lojistik Köyü'nün farklı ulaşım türlerini bir arada içermesi ve uzmanlaşma göstermesi bakımından bölgenin ekonomik, sosyal ve çevresel açıdan nitelikli gelişim göstermesi için bir fırsat sunmaktadır. Ancak plan kararlarına aktarılmadan başlayan uygulama süreciyle de mekânsal gelişim için sorun oluşturduğu tespit edilmiştir.Master Thesis Planlama Eğitiminde Bölge Planlama Öğretisinin Yeri ve Önemi(Konya Teknik Üniversitesi, 2021) Çetin, Büşra Bay; Karakayacı, Özer18. yüzyılın sonlarında İngiltere'de gerçekleşen Sanayi Devrimi ve ardından kıta Avrupasına yayılan sanayileşme hareketi, ülkelerin sadece ekonomik yapılarında bir değişime yol açmamış, aynı zamanda önemli toplumsal ve siyasal dönüşümlerin eklemlendiği büyük çapta mekânsal değişimleri beraberinde getirmiştir. Bu değişimler büyük kentlere göç hareketinin tetiklemiş ve oluşan yığılmalar neticesinde kentlerde yeni düzenlemelere gidilmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Mekânsal düzenlemenin esasını teşkil eden bu dönemde planlama pratiği toplumsal, psikolojik ve siyasal faktörlerin de göz ardı edilemeyeceği çok yönlü bir tasarım faaliyetine dönüşmüştür. Başlangıçta sadece kentsel tasarım faaliyetlerinin egemen olduğu planlama hareketleri, süreç içerisinde giderek kentlerin çevreleri ile birlikte bir bütün olarak ele alınmasını ve kentin çevresi ile kesintisiz ilişkileri nedeniyle Kent ve Bölge Planlama ölçeğinde tartışmaların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Aynı zamanda 1929 ekonomik buhranıyla birlikte yaşanan sosyal ve ekonomik paradigma değişimleri, mekansal ilişkilere dayalı süreçleri çok boyutlu ve karmaşık bir etkileşim içerisinde okumayı zorunlu kılmıştır. Dolayısıyla küreselleşme ve kentleşmeyle beraber rekabet edebilme ve kendi içerisinde kalkınma çabaları bu karmaşık ve yoğun ortamda planlama disiplinine önemli roller yüklemiştir. Bu kapsamda, planlama pratikleri açısından bütüncül bir bakış açısını zorlayan gelişmeler 19.yy ortalarından itibaren üst ölçekli planlama tartışmalarına farklı disiplinleri dahil ederek, planlama yazınının yeni kuramsal tartışmalarının biçimlenmesi söz konusu olmuştur. Bu gelişmeler planlama eğitimi içerisinde, üst ölçekli planlama çalışmalarına ilişkin yeni düzenlemeleri ve ilgi alanları üzerine odaklı tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Bu çerçevede, 1960'lı yıllardan itibaren kurumsallaşmaya başlayan planlama eğitiminin, paradigma değişimleri karşısında üst ölçekli panlama tartışmalarını ne düzeyde içselleştirdiği ve üst ölçekli planlama tartışmalarının kurumsal bir çerçevede kazanmasına yaptığı katkıları ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Farklı dönemlerde eğitim-öğretim faliyetine başlayan 7 okul özelinde gerçekleştirilen araştırmada, planlama eğitiminde üst ölçekli planlama tartışmalarının kurumsallaşma sürecinin henüz başlangıç aşamasında olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle, üst ölçekli planlama eğitiminin kurumsallaşması ve uygulama süreçlerine yön veren meslek insanlarının yetişmesi için eğitim-öğretim politikalarının daha geniş bir perspektifte ele alınarak geliştirilmesi gerekmektedir.Master Thesis Stratejik Kırsal Kalkınma Modeli: Ankara-güdül Örneği(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Dereyurt, Buse Şahin; Gündüz, ElifKırsal kalkınma, tek bir eksen olarak tarımsal üretim odağında olmak yerine sosyo-ekonomik yapının geliştiği, tarım dışında ekonomik çeşitliliğin sağlandığı, örgütlenme ve katılım mekanizmalarının yönetişim temelli ilerlediği çok eksenli bir yapıyı kapsamaktadır. Birbirinden ayrı düşünülemeyen bu eksenlerin uygulanabilir ve tutarlı olması kırsal kalkınma çalışmalarının bütüncül bir yapıda ele alınmasını da zorunlu kılmaktadır. Sürecin kritik noktalarını ortaya çıkarmak, farklı paydaşların önemsediği eksenler çerçevesinde kırsal kalkınma stratejilerini oluşturmak, şeffaf ve adil katılım mekanizmalarını güçlendirmek amacıyla Güdül stratejik kırsal kalkınma modelinin belirlenmesine yönelik fiziksel, sosyal, ekonomik ve yönetsel SWOT analizleri, Analitik Hiyerarşi Süreci bütünleşik yöntemi ve TOWS matrisinden faydalanılmıştır. Fiziksel, sosyal, ekonomik ve yönetsel yapıya yönelik dört eksende oluşturulan ve nitel kapsamlı olan SWOT analizleri, Analitik Hiyerarşi Süreci yöntemiyle sayısallaştırılarak üç paydaş grubunun (yerli halk, uzmanlar ve yerel yönetimler) algısı çerçevesinde önem derecelerine göre değerlendirmeye alınmıştır. Bu sayede kırsal kalkınmada önemli faktörlerin etki dereceleri belirlenmiştir. Sonuçta, Güdül'ün kırsal kalkınma sürecinde sayısallaştırılmış yöntemlerin strateji ve politika belirlenmesine yönelik karar verme süreçlerinde ki üstünlüğü ortaya koyulmuştur. İlçenin gereksinimlerine ve kırsalı yaşayan yerli halkın beklentilerine yönelik fiziksel, sosyal, ekonomik ve yönetsel açıdan kırsal kalkınmayı destekleyici çeşitli stratejiler belirlenmiştir. Belirlenen stratejilerin eyleme dönük olmasına yönelik sorumlu kuruluşların tespiti yapılmıştır.Master Thesis Sürdürülebilir Kentsel Ulaşımda Bisiklet Kullanımı: Manisa Örneği(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Öztürk, Serap; Gündüz, ElifGün geçtikçe artan nüfusla birlikte çoğalan motorlu ulaşım araçları beraberinde ulaşım sorunları ile birlikte çevresel, sağlık, yaşam kalitesinin düşmesi ve ekonomik problemleri de beraberinde getirmiştir. Bu sorunlara çözüm arayışında ulaşımda sürdürülebilirlik kavramının gerekliliği vurgulanmıştır. Sürdürülebilir ulaşım kapsamında çevresel, ekonomik ve sosyal olarak birçok faydayı bünyesinde barındıran bisiklet kullanımı ön plana çıkmaktadır. Çoğu ülkede bir ulaşım aracı olarak görülen bisiklet kullanımı Türkiye'de gerektiği ilgiyi görememiş, günlük yaşantımızda yaptığımız yolculuklarda ulaşım aracı olarak yerini alamamıştır. Bu tez çalışmasında "Sürdürülebilir Kentsel Ulaşım"ın çevresel, ekonomik ve sosyal bileşenleri temel alınarak, uzun yıllardır hayatımızda olan bisikletin Türkiye'de günlük ulaşım sistemlerinin bir parçası olarak yerini almamasının nedenleri incelenmiştir. Yapılan saha ve analiz çalışmaları sonucu kent özelinde bisikletin ulaşım aracı olarak kullanılması için çözüm önerileri geliştirilmiştir.

