04. Enstitüler
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.13091/7
Browse
Browsing 04. Enstitüler by Department "Enstitüler, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Mimarlık Ana Bilim Dalı"
Now showing 1 - 20 of 63
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Adliye Binaları Tasarımı ve Konya Adliye Binası Mekânsal Analizi(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Emekli, Mustafa Dede; Büyükşahin, SüheylaAdalet, insanoğlunun var olduğu günden beri huzurlu ve güvenli bir hayat sürmesini sağlayan yapı taşlarından biridir. Farklı dönemlerde çağın gereklerine göre oluşturulan sistemlerle sağlanmaya çalışılan adalet kavramının mekânsal gereksinimleri de her dönem adalet ve hukukun kendisi gibi değişime ve gelişime uğramıştır. Fransız devriminden sonra adaletin yerine getirilmeye çalışıldığı mekânlar olan adliyelerin özerk bir yapı grubu haline gelmeye başlamasıyla adliye binaları ayrı bir önem kazanmıştır. Literatürde fazla çalışılmamış karmaşık fonksiyonlu bina grubuna dahil olması sebebiyle çalışma alanı olarak seçilen adliye binalarıyla ilgili kavramsal alt yapı, adliyelerde kullanılan mekânlar, kullanıcılar, adliye yapıları tasarım standartları ve bu doğrultuda oluşturulan tasarım kriterleri, adliye binası örnekleri ve mekânsal analizleri çalışma kapsamında ele alınmıştır. Tez çalışmasında örneklem alan olarak seçilen Konya Adliye'sinin belirlenen tasarım kriterlerine göre incelenerek ve adliye yapıları tasarım kriterlerine uyup uymadığı noktasında tespitler yapılmıştır. Ayrıca çalışma sonucunda yapılan gözlemler, kullanıcı görüşmeleri, plan okumalarına dayalı olarak yeni yapılacak adliye binaları tasarımına dair literatürde olmayan öneriler tespit edilmiştir.Master Thesis Afet Sonrası Kalıcı Konut Uygulamalarına Yönelik Kullanıcı Memnuniyeti Araştırması: Çankırı-merkez-inandık Köyü Örneği(Konya Teknik Üniversitesi, 2021) Kuz, Elif Nur; Korkmaz, Serra ZerrinAfet olgusu ülkemiz için özellikle 1999 Marmara Depremleri sonrasında gündeme gelen ve güncelliğini kaybetmeyen bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerek dünyada gerekse ülkemizde kökeni ve boyutu farklı olan, farklı kapsamlarda etkiler bırakan afetlerle sık sık karşı karşıya gelinmektedir. Afet anında ve sonrasında ortaya çıkan yıkımlardan dolayı etkili kararlar almanın ve süreci o ana bağlı kalarak yönetmenin zorluğu ise kanıtlanmış durumdadır. Bu etkenlerden dolayı afet öncesi çalışmaların kapsamlı ve detaylı bir şekilde bütüncül olarak ele alınması zorunluluğu oluşmaktadır. Afet sonrasında normal hayata dönüş aşamasında barınma kavramının öne çıkması ise kaçınılmaz olmaktadır. Tez kapsamında ele alınan afet sonrası kalıcı konut uygulamaları, afet sonrasında hayatın her alanı için normal düzene dönüşü sağlamanın yanında gelecekte olası doğal ya da insan kaynaklı olayların afete dönüşmemesi için de önem arz eden bir husus olarak karşımıza çıkmaktadır. Afet sonrası kalıcı konut uygulamalarında memnuniyet düzeyinin sağlanması sadece afetzedeler için değil, toplumun ve şehrin bütünlüğü için de önem arz etmektedir. Çalışma kapsamında çıkan verilerin bundan sonra yapılacak olan benzer uygulamalar açısından başarılı bir örnek olarak değerlendirilmesi ve rehber niteliği taşımasının yanında ileriye dönük bölgesel şartlar ile yaşayan insan profilinin gözetilerek ülke çapında çıkarılması tasarlanan afet konutları envanter çalışmasına da katkı sağlanması amaçlanmıştır. Çalışma 5 ana bölümden ve anket sorularının yer aldığı ek kısmından oluşmaktadır. Birinci bölüm çalışmanın amaç ve kapsamının, materyal ve metodunun, kaynak araştırmasının açıklandığı giriş bölümüdür. İkinci bölüm afet kavramının tanımının yapıldığı, afet çeşitleri ile etkilerinden bahsedildiği, ülkemizin afet tablosunun ortaya konulduğu ve afet yönetimi ile aşamalarına yer verildiği literatür taraması ile oluşturulmuş olan konuya altlık bölümüdür. Üçüncü bölüm afet sonrası konut üretimi genel başlığı altında, konut kavramı ve afet sonrası yeniden inşa konularına değinilmiştir. Sonrasında afet sonrası kalıcı konut özeline vurgu yapılan literatür taramasına yer verilmiştir. Bölüm kapsamında kalıcı afet konutu tanımı ile yapım politikalarına, kalıcı afet konutlarında başarıyı sağlayan etkenlere değinilmiş, Dünya'da ve Türkiye'de uygulanmış olan kalıcı afet konutu örneklerinden bahsedilmiştir. Dördüncü bölüm ise yapılan literatür taramaları ve anket görüşmeleri neticesinde alan araştırmasının anlatıldığı bölüm olmuştur. Çankırı İli ve İnandık Köyü ile ilgili tanıtımların yapılmasının ardından, kalıcı afet konutu yapım sürecinin nasıl başlayıp ilerlediği, günümüzde ne aşamada olunduğu, hangi çalışmaların yürütüldüğü gibi bilgilerin yanında eski ve yeni köy yerleşkesi ile mimari özellikleri ile ilgili bilgilerin de anlatıldığı bölüm anket verilerinin değerlendirilmesi ile sonlandırılmıştır. Alan araştırmasında İnandık Köyünün seçilmesinde; Çankırı'nın 1.derece deprem bölgesi olması, AFAD ekipleri ile yapılan görüşmeler neticesinde konut stoku ile ilgili yapılan çalışmaların yetersiz kaldığının öğrenilmesi, İnandık Köyü kalıcı afet konutlarının memnuniyeti sağlamak adına örnek bir proje süreci olarak ele alınması gibi nedenler etkili olmuştur. Beşinci bölümde ise çalışmanın geneline yönelik ulaşılan sonuçlara yer verilmiş ve ileriye dönük çalışılması gerekilen konularda önerilere yer verilerek çalışma sonlandırılmıştır. Anket yöntemi ile yapılmış olan çalışma neticesinde İnandık köyü kalıcı afet konutlarının muadilleri için örnek olabilecek başarılı yönlerinin bulunduğu ve kalıcı afet konutu yapım amacını karşılayarak, kullanıcılar tarafından eski konutlarına göre tercih edilir bir yaşam alanı oluşturdukları tespit edilmiştir.Doctoral Thesis Akarsu Kıyı Yerleşimlerinde Kent Kimliğinin Sürdürülebilirliği(Konya Teknik Üniversitesi, 2021) Özkaynak, Merve; Ulusoy, MineTarihsel süreç içinde suyun varlığı sağladığı avantajlardan dolayı kentlerin kurulmasında etkin nedenlerinden biri olmuş ve önemli uygarlıklar deniz, göl ya da akarsu kıyısında kurulmuşlardır. Dünya'nın beş ana bölgesinde gelişen medeniyetler Nil Nehri, Amazon Nehri, Missisippi Nehri, Sarı Nehir, İndus Nehri, Fırat ve Dicle nehirlerinin ovalarında kurulmuşlardır. Doğal kimlik bileşenlerinden biri olan akarsuların kıyısına yerleşen kentlerde, su yerel kimliğin oluşmasında belirleyici bir etken olmaktadır. Fakat sanayileşme ile birlikte hızla gelişen kentler akarsu kıyılarından uzaklaşmış ve kıyı kavramı önemini kaybetmiştir. Günümüz kentlerinin en önemli problemlerinden biri kentlerin kimliklerinin kaybedilmesiyle ortaya çıkan mekânsal benzeşme olduğu pek çok çalışmada belirtilmektedir. Bu tez çalışmasında ise günümüz kentlerinin kimliklerinin kaybedilme nedenlerinin akarsu kıyı yerleşimleri üzerinden incelenmesi ve birbiriyle kopuk olan akarsu ile kent ilişkisinin entegre edilmesi amacı güderek, bilimsel literatüre bir katkı yapılması amaçlanmıştır. Kentlerin ve tarihi merkezlerinin akarsu ile bütünleşmesi ve kıyıda ulaşılabilir mekanlar planlanması hedefiyle, kimlik, koruma ve sürdürülebilirlik kavramları çevresinde bir araştırma yapmak ve yapılan analizler doğrultusunda tespit edilen sorunlara öneriler getirmek çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Tez kapsamında kent kimliği ve akarsu kıyı yerleşimleri üzerine ulusal ve uluslararası literatür araştırması yapılarak, Türkiye'deki akarsu kıyı yerleşimlerinin kent kimliğinin sürdürülebilirliği üzerine bir analiz modeli kurgulanmıştır. Bu bağlamda Türkiye'de akarsu kıyısında kurulmuş olan kentlerin gelişim sürecinde akarsuyla bütünleşmesine veya ayrışmasına neden olan faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında kentlerin akarsu ile yerleşim biçimleri ve konumlarına göre bir sınıflandırma yapılarak, kentlerin tarihi kent merkezlerinin kıyı kimliğinin korunabilirliği baz alınarak kategorilere ayrılmıştır. Çalışmanın evrenini oluşturan 18 kent akarsu kıyısının yakınında teğetsel konumda bulunan kentler ile içinden akarsu geçen kentler tarihi kent merkezinin korunduğu, kaybedildiği ve kıyıda yeni yerleşimin yer aldığı kentler olarak dört kategori oluşturulmuştur. Elde edilen sınıflandırma doğrultusunda tarihi kent merkezi akarsu ile ilişkili olan üç kategori çalışma kapsamında incelenirken, bir kategori araştırmanın dışında bırakılmıştır. Nüfus sıralamasına göre; Kategori I'de Diyarbakır ve Edirne, Kategori II'de Antakya ve Amasya, Kategori III'de ise Adana ve Tokat çalışmanın örneklem kentleri olarak belirlenmiş ve seçilen kent merkezlerinin kimliklerinin değişimi yapı, doku ve kentsel ölçekte incelenmiştir. Kentlerin çevresel ve toplumsal kimlik bileşenlerinin belirlenmesi amacıyla coğrafi konum, topografya, iklim, bitki örtüsü, jeolojik yapı, demografik yapı, tarihsel gelişimleri ile kültürel kimliklerini yansıtan farklı uygarlıklara ait tarihi yapılarını içeren kentlere özgü kimlik fişleri oluşturulmuştur. Kentlerin planlama ve imar kararlarında önemli dönüm noktaları araştırılarak, kentin gelişim yönünü etkileyen faktörler ile kentin planlanması ve gelişmesinde akarsuyun rolü incelenmiştir. Mikro ölçekte anıtsal ve sivil mimari örnekleri günümüz yerleşimleri ile ilişkisi karşılaştırmalı olarak incelenerek mimari ölçekte kimlik değişimi saptanmaya çalışılmıştır. Mimari ölçeğin yanı sıra doku ölçeğinde kentlerin kentsel sit alanları ve kent ölçeğinde merkez ilçelerinin akarsu ile ilişkileriyle kıyı hattının değişim sürecini belirlemek amacıyla 19. ve 21. yüzyıla ait kent dokusu analiz edilmiştir. Sayısal analiz metotlarından Space Syntax Yöntemi'nin (Mekan Dizim) kullanıldığı bu çalışmada, kentlerin ve tarihi merkezlerinin akarsular ile entegre edilmesine yönelik bütünleşme, bağlılık, sayısal okunabilirlik ve sinerji değeri gibi parametreleri sayısal veriler üzerinden incelenmiştir. Çalışma sonunda örneklem kentlerin sayısal verilerin yanı sıra mekânsal gelişimleri üzerinden yapılan karşılaştırılmalı analiz çalışması yoluyla, farklı kimlik bileşenlerine sahip kentlerinin akarsu ile bütünleşme sorunları, alınan kararlar ve uygulamaların etkisi kentsel değişkenler saptanmıştır. Kentlerin gelişimlerinde coğrafi konum, topografik yapı ve demografik yapının etkisinin yanı sıra planlama kararlarında doğrultusunda otogar, havaalanı, sanayi ve tarım alanlarının konumlarının etkili olduğu belirlenmiştir. Kentlerin kimliklerinin sürdürülebilirliğinde ise; coğrafi konum, topografik yapı, jeolojik yapı, vandalizm, savaşlar, doğal afetler, imar, planlama ve koruma kararlarının öne çıktığı görülmüştür. Çalışmada iki kentte akarsu ile bütünleşmesine yönelik kıyı alanlarının rekreasyonel amaçlı kullanım öne çıkmasına rağmen, dört kentte akarsu ile kentin entegre edilmesinde herhangi bir çalışma yapılmadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak kentlerin akarsularla entegre edilmesinde mimarlık, planlama ve koruma disiplinlerine yönelik öneriler getirilmiştir.Master Thesis Akşehir Ermeni Kilisesinin Koruma Süreci ve Kent Kimliğine Katkısının Değerlendirilmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Mert, Derya; Korumaz, MustafaKültürel miras olarak anıtsal yapılar Anadolu'nun çok kültürlü yapısında kendine özel bir yer edinmiştir. Gayrimüslimlere Tanzimat ve Islahat Fermanı'ndan sonra tanınan imar haklarıyla beraber Akşehir'de de bu anlamda Ermeni ustaların sivil ve anıtsal eserleriyle karşılaşmak mümkündür. Uzunca bir süre kentsel sit alanında atıl durumda kalan Akşehir Ermeni Kilisesi de bu yapılardan birisidir. Son yıllarda Akşehir koruma bilinci ve çalışmalarının artmasıyla önemli kamusal mekanlardan biri haline gelmiştir. Kültürel ve doğal mirasa karşı artan hassasiyetle birlikte uluslararası koruma kavramları herkes tarafından benimsenmeye başlamıştır. Ülkemizin çok katmanlı yapısına örnek şehirlerden olan Akşehir'deki çalışma konusu kilise de çok sesliliğin ve hoşgörünün şehirdeki simgesidir. Bu simgesel yapı mimarlık alanında bir şehirdeki çeşitliliğin zenginlik olduğunu göstermesi yönü ile önemlidir. Birçok arkeolojik ve kentsel sit alanını barındıran Akşehir'de son yıllarda artan sokak sağlıklaştırma çalışmaları ve kilise çevresindeki özgün konut dokusunun canlandırılması bu yapının yeniden işlevlendirilmesini gerekli kılmıştır. Çalışma kapsamında seyahatnamelerden günümüze Akşehir'in fiziki, sosyal ve tarihi yapısı incelenerek kent kimliğine yönelik değerlendirmeler yapılmıştır. Akşehir Ermeni Kilisesi'nin kent kimliği yönü ile önemine yönelik literatüre bağlı sonuçlar elde ederek, çalışma konusu yapının Akşehir Kent Kullanıcı nezdinde önemine yönelik bir araştırma/anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Bunun yanında yapının kimliği tanımlanan, benzer şekilde tüm kentteki benzer dönemlerdeki yapılarda kullanılan yapı malzemelerine yönelik değerlendirmeler yapılmıştır. Bu ön değerlendirmeler sonrasında Akşehir'de ikamet eden kullanıcıların çalışma konusu kilise yapısının yeniden işlevlendirilmesine yönelik bir paydaş olarak görüşleri ve farkındalıkları ölçülmüştür. Tarihi yapı hakkında genel bilgilerin verildiği anket çalışması sonrasında yapının kent içindeki konumu, mekan büyüklüğü, yapı malzemesi, yapının bulunduğu yerin jeolojik özelliklerini de göz önüne alınarak işlev önerisi araştırılmıştır. Çalışmanın alan analizleri sonucunda Akşehir'de yaşayan kullanıcıların yapıyı müze ve sergi salonu olarak kullanmak istedikleri ağırlıklı olarak ölçülmüştür. Bu sonuç paralelinde kullanıcıların kent için referans yapıların yeniden işlevlendirmelerine yönelik kullanıcı katılımlarının sağlanmasının önemine yönelik sonuçlar elde edilmiştir.Master Thesis Anadolu Selçuklu Dönemi Mahalle Mescitlerinin Akustik Konfor Analizi: Konya Örneği(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Tuna, Rumeysa; Başar, Mehmet EminKültürel mirasın akustik açıdan belgelenmesi ve konfor analizi son yıllarda önemli bir çalışma konusu haline gelmiştir. Bu konu hakkında yapılan çalışmaların hedeflerinden birisi de toplumların işitsel mirası olarak tarihi yapılara ait akustik performansın koruma altına alınmasıdır ve bu durum mimari koruma alanında önemli bir yeniliktir. Kültürel miras olarak kabul edilen Anadolu Selçuklu dönemi mahalle mescitleri hem başkent Konya'daki plan tipolojileri hem de özgün mimari örnekleri ile farklı bir kategoride değerlendirilmektedir. Aynı zamanda Türk cami mimarisinin gelişimine öncü olarak mimarlık tarihi açısından ayrı bir önem taşımaktadır. Literatür incelendiğinde söz konusu Konya mahalle mescitlerinin yapısal ve mimari özelliklerine dair araştırmaların bulunduğu görülmekte, ancak yapıların akustik konforlarına ait araştırmalara rastlanmamaktadır. Önemli bir kültürel miras olan tarihi mahalle mescitlerinin akustik performanslarının değerlendirilmesi, performansları olumsuz etkileyen müdahalelerin tespiti ve iyileştirme önerileri, söz konusu mirasın gelecek kuşaklara aktarılması açısından önem arz etmektedir. Tez kapsamında hem konuşma hem de dini musiki işlevini taşıyan Konya mahalle mescitlerinin arasından örnek alan olarak seçilen Hoca Hasan Mescidi ve Taş Mescit' in akustik özelliklerinin belgelenmesi ve akustik konfor şartlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Tez çalışması beş ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; çalışmanın amaç, kapsam ve yöntemi, hazırlık aşamasında yararlanılan literatür araştırmasından bahsedilmektedir. İkinci bölümde, tarihsel süreçte gelişen mescitlerin ve Anadolu Selçuklu dönemi mahalle mescitlerinin mimari özelliklerinden bahsedilmiştir. Ayrıca akustik konfor kavramı, sesin fiziksel özellikleri, kapalı mekânlardaki davranışı ve hacim akustiğine etki eden akustik kusurlar açıklanmaktadır. Üçüncü bölümde, tasarım parametreleri altında mescitlerde yer alan eylemler, kaynak ve alıcı nokta özellikleri ve akustik konfor gereksinimleri ortaya konulmuştur. Aynı zamanda hacim akustiği değerlendirmelerinde kullanılacak nesnel parametreler ve literatürden derlenen optimum kabul değerleri yer almaktadır. Dördüncü bölümde, alan çalışması olarak seçilen Hoca Hasan Mescidi ve Taş Mescit' in yapısal ve mimari özellikleri anlatılmış, çalışmanın yöntemi olarak belirlenen akustik simülasyon programı (ODEON 14.05 Auditorium) ve kabulleri açıklanmıştır. Ayrıca yapılan kabuller ışığında, Hoca Hasan Mescidi ve Taş Mescit' in akustik konfor analizi, belirlenen eylemler (Cuma hutbesi ve Cuma namazı) ile hacim akustiği parametreleri (RT, EDT, D50, C50, C80 ve STI) için simülasyon sonuçları incelenmiştir. Sonrasında her iki mescidin analiz sonuçları birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Tezin beşinci bölümünde, elde edilen sayısal veriler doğrultusunda mescitlerde yer alan eylemler, kaynak noktalarının konumları ve farklı yapı malzemeleri gibi özelliklerin akustik konfor üzerindeki etkileri ile ilgili çıkarımlar yapılmıştır. Genel olarak mahalle mescitlerinin akustik konfor koşulları için öneriler hazırlanmıştır.Doctoral Thesis Ankara Polatlı Bölgesindeki Kırsal Yerleşim Yerlerinin Oluşum ve Gelişim Analizi(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Demiroğlu, Begüm; Eroğlu, Bahtiyarİlk bilimsel çalışmalardan günümüze değin daha çok kent ölçeğinde yapılan morfolojik analizler yerleşimlerin oluşumları ve zaman sürecindeki değişimleri de dahil olmak üzere her kent dokusunun birbiri ile aynı niteliklere sahip olmadığını göstermektedir. Kent yerleşimlerinden topoğrafik ölçek, iş bölümü, demografik yapı gibi faktörler bakımından çok farklı olan kır yerleşimleri için de aynı durum söz konusudur. Bu bağlamda kentsel yerleşimlere göre daha kuralsız ve organik oluşumlar olan kırsal yerleşmeler de aynı bölgenin, aynı kentin hatta aynı ilçenin dahi kırsal yerleşimleri ister komşu ister uzak mesafelerde olsun her kırsal doku farklılıklar göstermektedir. Kentsel morfoloji analizlerinde kullanılan dinamiklerin kırsal için revize edilmesi ile kırsal yerleşimler için de zaman sürecindeki farklılaşmalar araştırılarak analiz edilebilir. Bu kapsamda dinamikler özelleşse dahi araştırılan bölge için önem derecesi aynı olacaktır. Bu tez çalışmasında öncelikle kırsal ve kentsel alan kavramlarının açıklamaları yapılmış ve birbirleri ile karşılaştırılmıştır. İkinci olarak tipoloji ve morfoloji kavramları kent ve kır alanları için ayrı ayrı incelenmiş ve tipomorfolojik dinamikleri açıklanarak sınıflandırmaları yapılmıştır. Üçüncü olarak kırsal yerleşim bölgelerinde tipomorfolojik katmanlaşma analizinin yapılabilmesi için gerekli yöntemler açıklanmıştır. Bu yöntemler; örneklem bölgelerin seçimi için AHP yöntemi ve yerleşim yerlerinin kronolojik gelişimini gösteren matris olarak belirlenmiş ve yöntemler detaylandırılmıştır. Çalışmanın dördüncü aşamasında AHP (Analitik Hiyerarşi Proses) yöntemi ile seçilmiş olan köyler için belirlenen analiz yöntemleri her bir dinamik başlığında ayrı ayrı incelenmiş ve katmanlaşma sonuçları çıkarılmıştır. Örneklem köyler için tipolojik olarak incelenen yapı özellikleri de yapı kimliği olarak eklenmiştir. Son bölümde tüm örneklem köylerin hem tipoloji hem de morfoloji özelliklerinin değişim/dönüşümü ve karşılaştırmalı sonuçları çıkarılmıştır. Birbirleri ile karşılaştırmalı sonuçları analiz edilen bu bölümde aynı ilçe köylerinin aynı analiz yönteminde zaman içindeki değişimleri ortaya konulmuştur. Tez için oluşturulan tüm veriler; bilgisayar programları yardımıyla şekil, grafik, eskiz, tablo verilerine dönüştürülmüştür.Master Thesis Betonarme Çerçeveli Bir Bina için Farklı Güçlendirme Önerilerinin Mimari Açıdan Karşılaştırılması(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Acar, Tuğçe Sevinç; Korkmaz, Serra ZerrinYapıların deprem etkisi altında göstermesi gereken davranış kriterleri vardır. Beklenen düzeyin üstünde hasara uğramaları, yapıların iyi tasarlanmamış olduğunu veya uygulamaları sırasında dikkatli olunmadığını göstermektedir. Uygulaması iyi yapılan veya düzgün projelendirilmiş yapılar da ömrünü doldurup, kendi ağırlığı altında çökebilmektedir. Bu gibi nedenlerle yetersiz olduğu belirlenen betonarme taşıyıcı elemanlar veya sistemin geneli çeşitli yöntemlerle onarılmakta ve güçlendirilmektedir. Bir yapının güçlendirilmesi konusunda çeşitli yaklaşımlar yapılmaktadır. Bu farklı çalışmalar arasında en verimli ve en etkin olan yöntemin belirlenmesi önemli olmaktadır. Her yapı türü için verimlilik kriterleri farklı olacaktır. Yapı grupları için belirlenmiş güçlendirme stratejisi ülke genelinde uygulanacaktır. Türkiye'de var olan yapı stokunun güçlendirilmesinde izlenecek strateji ve yöntemler incelenmekte, mimariye etkileri değerlendirilmektedir. İncelenen güçlendirme önerilerinin neden tercih edilmesi veya edilmemesi gerektiğinin dayandığı temel ilkeler irdelenmektedir. Sonuç olarak bu tez çalışmasında incelenen örneklerde tespit edilen sorunlar doğrultusunda yeni yapılacak konut türü yapıların güçlendirme çalışmaları için kriterler oluşturulmuştur. Farklı güçlendirme önerilerinin yapıda meydana getirdiği değişimler vurgulanmıştır. Deprem bölgesindeki bir yapı için düşünülen farklı güçlendirme yöntemlerinin mimari açıdan; mekansal, cephesel, yapısal, tesisata etkileri, zaman ve maliyet açısından, uygulama kolaylığı ve iş kalemi açısından etkilerinin ne derece olduğu irdelenmiştir.Master Thesis Cephe Gölgeleme Elemanlarının Isıtma ve Soğutma Yükleri Üzerine Etkisi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Anaç, Merve; Korkmaz, Serra ZerrinGünümüzde teknolojinin gelişmesi ile birlikte enerjiye duyulan ihtiyaç artmakta ve kaynaklar hızla tükenmektedir. Bu sebeple tüm disiplinlerde enerji tasarrufuna yönelik çalışmalar geliştirilmekte ve enerji etkinliği kavramı üzerinde durulmaktadır. Mimarlık disiplininde de enerji etkin yapı malzemeleri kullanımı, yalıtım sistemlerinin uygulanması ve kendi enerjisini kendi üreten yapı tasarımı vb. gibi birçok sistem geliştirilmektedir. Bu sistemlerin tümü enerji etkin yapı tasarımı başlığı altında değerlendirilmektedir. Enerji etkin yapı tasarımı; iklimlendirme sistemlerinde, mekanik ve havalandırma sistemlerinde yapılacağı gibi yapı kabuğunu oluşturan çatı ve cephe sistemlerinde de etkili bir şekilde uygulanmaktadır. Yapı kabuğunun anlaşılır olabilmesi ve enerji verimliliği üzerinde etkilerinin incelenmesi için öncelikle sınıflandırmalar yapılarak cephe kavramı açıklanmıştır. Cephelerden kaynaklı fazla enerji tüketimi problem olarak belirlenmiş ve bu tüketiminin azaltılabilmesi amacı ile gölgeleme elemanlarının kullanımının enerji tüketimi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Tez kapsamında farklı iklim bölgelerinde, ısıtma ve soğutma ihtiyacı için gerekli enerji miktarları tespit edilmiştir. Bu amaçla bir ofis binası modelinin DesignBuilder programı ile simülasyonu hazırlanarak Türkiye'deki beş farklı iklim bölgesi için enerji analizleri alınmıştır. Çalışmada ofis binasının seçilmesinin amacı bu fonksiyonla kullanılan yapının kullanım süresi ile güneşlenme süresinin eş zamanlı olması ve genellikle ofis binaları cephesinde saydam yüzey oranının fazla olmasıdır. Bu tercih ile kullanılacak gölgeleme elemanlarının etkisinin daha anlaşılır bir şekilde tespit edilmesini sağlayacağı varsayılmıştır. Beş farklı iklim bölgesi için ısıtma ve soğutmada gerekli olan enerji miktarı analizlerle tespit edilerek sabit ve hareketli gölgeleme elemanları kullanıldığında bu enerji miktarlarının değişimi karşılaştırılmıştır. Simülasyon programı analiz sonuçlarına göre; gölgeleme elemanlarının türünü ne olursa olsun soğutma enerjisinin düştüğü fakat hareketli gölgeleme elemanları kullanımında bu düşüşün daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Sabit veya hareketli gölgeleme elemanlarının kullanımı ısıtma enerjisini yükseltmiştir. Fakat hareketli gölgeleme elemanları sabit gölgeleme elemanlarına göre ısıtma enerjisini daha az yükseltmektedir. Ayrıca soğuk iklim bölgesi olarak bilinen 4. ve 5. İklim bölgesi için sabit gölgeleme elemanı kullanıldığında m² başına düşen enerji miktarının arttığı görülmüştür. Buna karşılık tüm iklim bölgeleri için hareketli gölgeleme elemanlarının kullanımının toplam enerji miktarını düşürdüğü tespit edilmiştir.Doctoral Thesis Değişen Sosyal Paradigmaların Mekânsal Mahremiyete Etkileri: Konya Konut Tipolojilerinin Analizi(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Sungur, Mine; Aydın, Dicleİnsanın varoluşuyla birlikte ortaya çıkan mahremiyet olgusu hayata dair tüm evrelerde kullanıcıların yaşam tercihlerini etkilemektedir. Soyut bir kavram olan mahremiyet; bireyin diğerleriyle olan ilişkisini düzenlemesinde bir kontrol mekanizması olarak yaşama yön vermektedir. Bu nedenle, mahremiyet bir hak, bir duygu, bir davranış biçimi ve bir sınır koyma eylemi olarak tanımlanmaktadır. Yaşadığımız toplumun sahip olduğu sosyal paradigmalar mahremiyet açısından büyük öneme sahiptir. Bu paradigmalar içerisinde mahremiyete dair ipuçları bulunmaktadır. Bu ipuçlarının mekâna yansıması ile mahremiyetin anlamı hakkında bilgiler elde edilmektedir. Bununla birlikte yaşadığımız mekânların dizilimleri ve birbiriyle doğrudan ya da dolaylı ilişki durumları da mahremiyet seviyesini etkileyen diğer bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda mekân içerisinde mahremiyetin hem anlamsal hem de dizimsel boyutunun tespit edilmesi mahremiyetin sorgulanması açısından önem taşımaktadır. Barınma eyleminin fiziksel karşılığı olan konut, sosyal paradigma örüntüleriyle biçimlenerek farklı tipolojilerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu tipolojilerde mahremiyetin anlamsal ve dizimsel boyutu sorgulanarak mahremiyetin evrilme süreci hakkında tespitlerde bulunulmuştur. Bu evrilme sürecinde konutun değişimine etki eden sosyo-politik, sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve sosyo-teknolojik kırılma noktaları bilimsel çalışmalardan referans alınarak dört döneme ayrılmıştır. Her dönem içerisinde dönemin karakteristik özelliğini yansıtan altı örnek konut olmak üzere toplam yirmi dört konutun plan şemaları hem semantik (anlamsal) hem de sentaktik (dizimsel) analiz yapılarak mahremiyet sorgulanmıştır. Semantik analizde araştırmacıların mahremiyete dair söylemlerinden yola çıkılarak ortaya atılan mahremiyet kodları konut içerisindeki mekânlarda aranmıştır. Sentaktik analizde ise, derinlik, bağlantısallık, bütünleşme ve eşgörüş parametrelerinden oluşan mekân dizim yönteminde, mekânların erişebilirlik, görünürlük, sosyalleşme gibi unsurlarla mahremiyet seviyesi hakkında veriler elde edilmiştir. Konut içerisindeki birimler farklı mahremiyet seviyesine göre mekânsal eşik alanı, kamusal alan, mekânsal geçiş alanı, özel (mahrem) alan ve bunların dışında kalan alanları kapsayan servis alanı olmak üzere beş bölgeye ayrılmaktadır. Bu bölgelerdeki mahremiyet seviyesi hakkında verilere yine sentaktik değerlerin ortalamalarından ulaşılmaktadır. Semantik ve sentaktik analiz sonucu elde edilen sayısal veriler SPSS analizler ile dönemler arasındaki konutlar karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, mekânın sahip olduğu semantik ve sentaktik değerlerin o mekâna ait mahremiyet seviyesinin tespit edilmesinde etkili olduğu belirlenmiştir. Sentaktik veriler neticesinde; bir mekânın kolay erişilebilir, yaya hareketinin yoğun ve diğer mekânlarla bağlantılı olması onun mahremiyet seviyesinin diğer mekânlara oranla düşük olmasında etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Tam tersi olarak, bir mekânın diğer mekânlara oranla kullanıcı sayısının azalması ve derinlik kazanması o mekânda mahremiyetin birinci dereceden öneme sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca mekân içerisinde yer alan kapıların konumu da görsel erişim alanını etkileyerek mahremiyet seviyesini farklılaştırmaktadır. Sentaktik analizler sonucu elde edilen verilerle birlikte, değişen sosyal paradigmalar mahremiyetin anlam kaymasına neden olarak farklı bir boyut kazanmıştır. Geçmişte dışarıya karşı kamusal mahremiyetin önem arz ettiği yaşam kültürü; günümüzde mekânların giderek özelleşmesi sonucu bireysel mahremiyetin öne çıktığı bir durum haline dönüşmektedir. Dolayısıyla mahremiyet, geçmişten günümüze varlığını sürdürmüş olsa da, sosyal paradigma örüntülerinin biçimlendirdiği mekânsal sınırlar yeniden tanımlanmıştır.Master Thesis Dışarıya Kapalı Sitelerin Aydın Kentinde Mekansal Analizi(Konya Teknik Üniversitesi, 2021) Yıldız, Özlem; Bala, Havva AlkanKapalı siteler dünyada artan suç korkusu, güvenlik, prestij, ayrı ve farklı olma istekleri gibi nedenlerle ortaya çıkmıştır. Ülkede yürütülen neoliberal politikaların etkisi, yüksek gelirli kesimin prestij arayışı, kapalı sitelerdeki ayrıcalıklı yaşama özendiren reklamlar ve güvenlik hissi kapalı sitelerin Türkiye'de ortaya çıkış nedenleridir. Aydın kentinde kapalı siteler ülke genelinde yürütülen neoliberal politikalar, kooperatifleşme ile kentte katılan siteleşme kültürünün devamı niteliğinde, ayrıcalıklı yaşam olarak kendine yer bulmaktadır. Yurt dışı kaynaklı ayrıcalıklı yaşamın sembolü kapalı siteler benzer mimari stil, form ve silüetleri ile kentlerde aynılaşma, kentleri birbirinden ayıran sınırlarında, özelliklerinde bulanıklaşma ve yok etme eğilimindedir. Yer üç boyutlu fiziksel özelliklerinin yanı sıra kimlik, aidiyet, tarihsellik, kültürel özellikler ve yer hissi gibi özelliklere sahiptir. Aydın kenti tarihsel olaylar, kültürel özellikleri, fiziki yapısı, iklimsel değerleri, kentli ve yer kimliği ile diğer kentlerden ayrılan tek ve biricik özelliklere sahiptir. Kentte bulunan kapalı siteler benzer mimari stil ve formları nedeniyle Aydın kentinin yer kimliğini, yer özelliklerini taşımadığı savı ileri sürülmektedir. Yapılan literatür araştırması ve kentte yer olgusu ve kapalı sitleler üzerine yapılan araştırmalar ile Aydın kenti yer olgusu ve kapalı siteler arasında anlamlı bir bağlantının olup olmadığı araştırılmak istenmiştir. Ayrıca kentin yer ruhu, yer kimliği araştırılarak gelecek çalışmalar için kaynak oluşturulması amaçlanmıştır. Aydın kentinde yer olgusunun tespiti için Norberg Schulz(1976)'un "Genius Loci: Towards a Phenomenology of Architecture" adlı eseri üzerinden yer ve yerin ruhu ile ilgili bilgiler hermeneutik yöntemle yorumlanarak tablolaştırılmıştır. Yapılan tabloya göre yer olgusu imaj, kimlik ve anlam olmak üzere 3 olguya bölünmüş ve yer tablosu Aydın kentin özelinde tekrar tasarlanmıştır. Yapılan tablolardan elde edilen bilgiler sayesinde anlamlı sonuçlar bulunmuştur. Aydın kentinde bulunan kapalı sitelerin Aydın kenti yer ruhu, yer kimliği ile anlamsal olarak bütünleşmediği sonucuna ulaşılmıştır.Doctoral Thesis Endüstriyel Alanların Enerji Performanslı Tasarlanmasına Yönelik Bir Model Yaklaşımı; Konya Oto Sanayi Yerleşkesi Örneği(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Özer, Gonca; Oral, MuratGünümüzde artan enerji ihtiyacı ve maliyetleri, oluşan çevre kirliliği gibi etkenler enerji etkin çevrelerin tasarımını zorunlu kılmaktadır. Endüstriyel alanlar kent içerisinde önemli alanları kaplamaktadır. Bu alanlarda enerji performansının iyileştirilmesi enerjinin korunumuna büyük oranda katkı sağlayacaktır. Bu bağlamda endüstriyel alanlar tasarlanırken binaların enerji performansının iyileştirilmesine yönelik önlemler alınabilecek bir model ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında Konya kentinde yer alan Eski Sanayi ve Karatay Sanayide yer alan çalışma atölyeleri incelenmiştir. Alanda yer alan işyerlerinde yapılan araştırmalar sonucunda boyut, yönlenme ve dış kabuk malzeme özellikleri gibi tasarım parametreleri bakımından 128 farklı bina alternatifi ortaya çıkmıştır. Bu alternatiflerin yıllık ısıtma enerjisi ihtiyaçları TSE 825'de yer alan hesaplama metodu ile hesaplanmıştır. Hesaplanan değerler kullanılarak sanayi yapılarının yıllık ısıtma enerjisi ihtiyacının tahmin edilmesi, bir yapay zekâ yöntemi olan bulanık mantık tekniği ile modellenmiştir. Hesaplanan ısıtma enerjisi ihtiyacı değerleri ile bulanık mantık modelinden elde edilen değerler çoklu determinasyon katsayısı yöntemi (R2) ile karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma sonucunda oluşturulan bulanık mantık modeli binaların yıllık ısıtma enerjisi ihtiyacını %98.09 oranında doğru tahmin ettiği ortaya konmuştur. Buda oluşturulan bulanık mantık modelinin yeni tasarlanacak olan tek hacimli sanayi yapılarının yönlenme boyut ve malzeme özelliklerine göre yıllık ısıtma enerjisi ihtiyacının %98.09 doğruluk oranında tahmin edilmesinde kullanılabileceğini göstermektedir. Bu model kullanılarak tasarımı yapılacak olan binalarda enerji performansını arttırılabilecek önlemler alınması sağlanabilmektedir.Master Thesis Enerji Etkin Stadyum Tasarım Kriterleri Önerisi(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Ceylan, Emine Esin; Sayın, SelçukEnerji etkin bina üretimi ve değerlendirilmesi, iklimsel değişiklikler ve küresel ısınma ile mücadele ettiğimiz son günlerde üzerinde durulan önemli bir konudur. Çevresel etkiyi azaltmak kaygısıyla üretilen enerji etkin binalar farklı sistemlerce değerlendirilmektedir. Bu sistemler bina tiplerini ve değerlendirme kriterlerini farklı kategorilere ayırmış durumdadır. Yaygın olarak üretilen konutlar, kentsel ölçekteki projeler, yeni inşa edilen yapılar ya da iyileştirilen yapılar üzerinden yapılan sınıflandırmaların yetersiz kaldığı durumlar bulunabilmektedir. Stadyum binalarının tasarımı ve değerlendirilmesi bu durumlara örnektir. Dünya genelinde yaygın olarak üretilen futbol stadyumları ortak olarak FIFA kriterleri kapsamında tasarlanıp uygulanmaktadır. Bu durum stadyum binalarının ortak nitelikte üretilebilmesini sağlamaktadır. Fakat enerji etkin stadyum üretimi söz konusu olduğunda LEED, SBTool, BREEAM, CASBEE, HK-BEAM ve SBAT gibi farklı yeşil bina değerlendirme sistemlerine başvurulmaktadır. Bu sistemlerden sadece SBAT değerlendirme sistemi stadyum binalarının tasarım kriterleri doğrultusunda geliştirilmiştir. Çalışma kapsamında incelenen, LEED, SBTool, BREEAM, CASBEE, HK-BEAM, SBAT gibi yeşil bina değerlendirme sistemleri ve FIFA kriterleri doğrultusunda geliştirilen "Enerji Etkin Stadyum Tasarım Kriterleri" stadyumların ihtiyaçları ve çevresel etkileri göz önüne alınarak oluşturulmaktadır. Dünya genelinde enerji etkin stadyum üretiminde yaygın kullanılan sertifika sistemi LEED'tir. Bu nedenle çalışma kapsamında LEED sertifikası alan; Castelao Stadyumu, Başakşehir Fatih Terim Stadyumu ve Fonte Nova Stadyumu detaylı bir şekilde incelenmektedir. Bu stadyumların yanı sıra SBAT değerlendirme sistemi kapsamında dengeli bulunan Green Point Stadyumu, Moses Mobhida Stadyumu ve Peter Mokhaba Stadyumu da detaylı incelenmektedir. Değerlendirildikleri sertifika sistemince incelenen bu altı stadyum çalışma kapsamında geliştirilen "Enerji Etkin Stadyum Tasarım Kriterler" tarafından yeniden değerlendirilmektedir ve sonuçlar analiz edilmektedir. Sonuç olarak LEED ve SBAT sistemlerinin stadyum binalarının enerji etkinliğini değerlendirmekte yetersiz kaldıkları kriterlerin olduğu görülmektedir.Master Thesis Geleneksel Konya Sivil Mimarlık Örneklerinde Rekonstrüksiyon Uygulamalarının Değerlendirilmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Yarar, Mümine Feyza; Oktaç Beycan, Arife DenizTümüyle yok olmuş veya kısmi olarak hasar görmüş bir yapının özgün malzeme ve yapım tekniği ile yeniden yapımı anlamına gelen rekonstrüksiyon, ortaya çıkışından itibaren koruma teknikleri açısından tartışmalı bir kavramdır. Yeniden yapım kavramının koruma kuramı içerisinde kendine yer bulması Aydınlanma Çağı sonlarına tarihlendirilmektedir. Yirminci yüzyıl başlarındaki iki dünya savaşının özellikle Avrupa kent merkezlerine büyük ölçüde zarar vermesi ise yeniden yapımların önünü açmıştır. Son yıllarda tüm ülkede artan restorasyon eylem çeşitliliği Konya'da da görülmektedir. Konya kent merkezi ölçeğinde geleneksel sivil mimarlık yapıtlarının korunması yönünde atılan adımlarda yeniden yapım yöntemi dikkat çekmektedir. Bu çalışma ile geleneksel Konya evleri restorasyon proje ve uygulama süreçlerinde müdahale biçimi olarak rekonstrüksiyonun tercih edilme nedenleri araştırılmıştır. Rekonstrüksiyon tekniğinin seçiminin, ilgili kamu ve kuruluşlarca yürütülen onay ve izin süreçleri doğrultusunda, kavramsal çerçeve ile ulusal-uluslararası platformlarda yürürlükte olan koruma mevzuatı kapsamında değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Bu çalışma kapsamında Konya kent merkezi ve Eski Meram Bağları olarak bilinen bölgeden seçilen evlerdeki rekonstrüksiyon uygulamaları; konum, mülkiyet, malzeme, plan şeması, yapım tekniği, cephe düzeni, süsleme özellikleri, özgünlük ve yeni işlev kullanımı kriterleri açısından değerlendirilmiştir. Seçilen yapıların uygulama öncesi ve uygulama sonrası değişimleri karşılaştırılmış, yeniden yapım sonuçlarının seçilen geleneksel sivil mimarlık örnekleri için konum, plan şeması, cephe düzeni, süsleme özellikleri açısından olumlu, yapım tekniği, yapı malzemesi, işlev ve özgünlük açısından olumsuz olduğu görülmüştür.Master Thesis Geleneksel Sille Evleri'nde Enerji Etkin Mimari Çözümlerin İncelenmesi [master Thesis](Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Közoğlu, Havva Gamze; Canan, FatihÇevre ve enerji sorunlarının çoğalarak arttığı günümüz şartlarında, önemli miktarda enerji tüketerek çevresel problemlere yol açan bina tasarımlarında, enerjiyi etkin kullanmanın ve sürdürülebilir çevreler oluşturmanın yollarını aranmaktadır. Doğal çevrenin korunması, tüketimin en aza indirgenmesi, iklim odaklı uygulamalar yapılması gibi yaklaşımlar, ilkel ve geleneksel yaşam ve tasarım ölçütlerinde binlerce yıldan beri uygulanagelmiştir. Yerel ve doğal malzemeler kullanılarak geleneksel yapım teknikleri ile inşa edilmiş yerel mimari uygulamaları yüzyıllardır çevreye duyarlı ve enerjinin etkin kullanımına ilişkin çözümler sunmuşlardır. Farklı iklim bölgelerinde yer alan enerji harcamalarını en aza indiren geleneksel yapılar, yıllar süren tecrübe ile elde edilen birçok bilgiyi tasarım anlayışlarıyla aktararak, modern yapılara enerjinin etkin kullanılması bakımından önemli veriler sunmaktadır. Eski dönemlerden bu yana yerleşim bölgesi olan Anadolu, çevresel etkenler doğrultusunda tasarlanmış birçok geleneksel yapıya sahiptir. Türkiye'nin çeşitli coğrafyalarında yer alan geleneksel konutlar bulunduğu çevre ve iklim şartlarına en uygun tasarım örnekleriyle kendine özgü bir mimari ortaya koymuştur. Bu bağlamda, çalışmada geleneksel konutlarının enerji etkin davranışlarının incelenmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış Konya kentinin bugün merkez mahallelerinden biri olan Sille'de bulunan tarihi evlerin yapısal özellikleri ile enerji etkinliğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Tez kapsamında, giriş bölümünde tezin çıkış noktası olarak enerji sorunlarına odaklanılmakta ve tezin amacına yönelik bilgiler sunulmaktadır. İkinci bölümde, enerji etkin tasarımın iklimsel tasarım ve sürdürülebilir tasarım ile olan ilişkisi incelenmiştir. Üçüncü bölümde, enerji etkin tasarım parametreleri; kullanıcıyla ilgili parametreler, dış çevreyle ilgili parametreler ve binayla ilgili parametreler olarak üç temel başlık altında incelenmiştir. Dördüncü bölümde, Türkiye'nin iklim bölgeleri ve Türkiye'de enerji etkin tasarımın geleneksel konutlar üzerinden örneklendirilmiş ve geleneksel konutların geçirdiği değişim anlatılmıştır. Anadolu, çevresel etmenler göz önüne alınarak tasarlanmış birçok geleneksel yapıya sahiptir. Beşinci bölümde, çalışmanın yoğunlaştığı bölge olan Sille'de; bölgeye ait çevresel etmenlerin yanı sıra geleneksel konutlar genel mimarileri ve enerji etkin tasarım ilkeleri detaylı olarak incelenmiştir. Altıncı bölümde çalışma alanındaki seçilen binalar ele alınmış, Bina Enerji Performansı Yazılımı (BEPTR) programı ile kullanılacak veriler ve ortam koşullarına dair kabuller tanımlanarak, bölgede seçilen 3 adet geleneksel evin yıllık ısıtma ve soğutma yükleri hesaplanmıştır. Çizimler ve 3 boyut modelleme ile desteklenen programdaki hesaplama işlemleri sonucu elde edilen verilerin kıyaslamaları ile tablo ve grafikler oluşturulmuştur. Her bir ev için kabuller ve programa girilen veriler ve evlerin çizimleri eklerde sunulmuştur. Oluşturulan tablo ve grafikler ile geleneksel evlerin yıllık enerji tüketim miktarını değiştiren etmenler değerlendirilmiştir. Yedinci bölümde, elde edilen sonuçlar açıklanarak değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışma sonucu Sille bölgesinde aynı iklim ve geometri ile oluşturulan referans binalar ile geleneksel evlerin yıllık enerji tüketim miktarları ve enerji sınıfları birbirine yakın sonuçlar göstermiştir. Geleneksel evlerin yapıldığı dönemdeki mekanik sistem ve günümüz binalardaki mekanik sistemler arası enerji tüketim değerlerinde farklılık göz önüne alınırsa, bulunan enerji tüketim değeri ve sınıfının referans bina ile yakın olması, geleneksel evlerin yapımında ve kullanımında enerjiyi etkin kullanma çabasının var olduğunu göstermektedir. Bu yönüyle geleneksel evlerin mimarlara yol gösterebilecek önemli veriler sunduğu ve bu veriler temel alınarak erişilen enerjinin etkin kullanmanın önemi açıklanmıştır.Master Thesis Hastane Ortak Kullanım Alanlarının İyileştiren Mimari Bağlamında Değerlendirilmesi Özel Medova Hastanesi Örneği(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Hanedar, Canan Gündemir; Alkan, AhmetSon yıllarda hastane yapılarında, fiziksel ve mekânsal olarak önemli değişiklikler yaşanmaktadır. Yapılan değişikliklerin hastalar üzerindeki etkisinden dolayı bu tür tasarımlı hastanelere iyileştiren hastaneler denilmektedir. Bu değişiklere bağlı olarak sağlık yapılarında fiziksel ve psikolojik anlamda iyi etkiler yaratan tasarımlar önem kazanmaktadır. Hastanelerin, iyileşmenin sadece tıbbı olarak tedavi etme ile ilgili değil, mekânsal olarak da hasta iyileşmesine destek olduğu anlaşılmıştır. Tez kapsamında öncelikle hastane yapılarının tarihsel süreç içinde gelişimi ele alınmıştır. Hastane tasarımını etkileyen kriterler incelenerek bu kriterlerin tasarıma etkileri ortaya konmuştur. İyileştiren hastanelerin, hastaların iyileşme sürecinde etkili olduğunun bilinci ile günümüzde iyileştiren hastaneler son derece önem kazanmış olup, hasta merkezli tasarım, kanıta dayalı tasarım ve iyileştiren mimari kavramları incelenmiştir. Bu çalışmada, seçilen Özel Medova Hastanesi' nin ortak kullanım alanlarının son dönemde gelişen hastane tasarım anlayışı ile incelenmesi amaçlanmaktadır. Hastane kullanıcılarından hasta, hastane personeli ve doktor grubu üzerinde anket çalışması yapılmış ve incelenmiş olan iyileştiren mimari ilkeleri doğrultusunda sorular yönlendirilmiştir. Hasta, personel ve doktorlar arasında görüş farklılıklarının olduğu belirlenmiştir. Elde edilmiş olan bu veriler ile ileriye yönelik önerilerde bulunulmuştur.Doctoral Thesis İstanbul'daki Bazı Erken Dönem Bizans Yapılarına Ait Harçların Karakterizasyonu ve Onarım Harcı Önerileri(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Uğur, Tülay; Başar, Mehmet EminBu araştırma, İstanbul, Sirkeci Bölgesi'ndeki dört ayrı alanda (batı şaft alanı/HMK, güney giriş/CMK, doğu şaft alanı/BMK ile kuzey giriş alanı/SMK) Marmaray Projesi kapsamında İstanbul Arkeoloji Müzesi tarafından yapılan kurtarma kazılarında açığa çıkarılan yapı kalıntılarına ait harç ve sıva örnekleri üzerinde yürütülmüştür. Çalışmada, özgün harç ve sıvalar ile benzer kimyasal, fiziksel ve mekanik özelliklere sahip onarım karışımlarının belirlenmesine temel oluşturacak sonuçların elde edilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca tarihi harç ve sıvaların, yapıların ve farklı dönemlerinin kronolojik olarak yerlerinin tespit edilmesinde kullanılabilir elemanlar haline gelmesi diğer bir amaçtır. Temelde, Erken Bizans Dönemi'ne ait harç ve sıvaların niteliklerinin, yapım teknolojilerinin ve onarım karışımlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Ancak harç ve sıvaların kronolojik değerlendirmelerde kullanılabilmesi için, farklı kültür katmanlarına ait yapı kalıntılarının harç ve sıva örnekleri üzerinde de karakterizasyon çalışmaları yürütülerek karşılaştırma olanağı elde edilmiştir. Harç ve sıva örneklerinin nitelik ve problemlerinin tespiti için, görsel analizleri, basit spot testler, petrografik analiz, kızdırma kaybı, asit kaybı, asitle reaksiyona girmeyen agregaların elek analizi ile stereo mikroskop altında görsel analizi, mekanik ve fiziksel deneyler ile SEM-EDS, XRD, ICP-ES ve BET ileri analiz teknikleri yürütülmüştür. Deneysel çalışmaların değerlendirilmesinde, harç ve sıvaların nitelikleri ve içerikleri belirlenerek yapım teknolojileri ve ait oldukları dönemler ile Erken Bizans Dönemi'ne ait yapının yeniden konumlandırılmasında kullanılacak özgünü ile benzer onarım harç ve sıva karışımları belirlenmiştir.Master Thesis Kadınhanı Geleneksel Konut Mimarisi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Çıray, Gülsen; Eroğlu, Bahtiyarİnsan yaşamının en önemli ve bir o kadar da özel mekanı olarak değerlendirilen mimari yapılar; içerisinde yüzlerce yılın birikimini, sosyal yaşanmışlıklarını, dönemlerin ekonomik ve teknolojik gelişimlerine ait izleri barındırmaktadır. Bu yönüyle tarihi bir birikime sahip olan bu eşsiz değerler, insanlığın nereden geldiğini, ne tür değişimler yaşadığını ve ileride de ne tür oluşumlara maruz kalacağı hakkında bilgiler vermektedir. Her coğrafya, iklim ve kültür kendine göre bir mimari anlayış ortaya koymaktadır. Yedi bölümden oluşan bu tezde Kadınhanı'nın sivil mimarisi araştırılmıştır. Giriş bölümünde çalışmanın amaç ve kapsamı anlatılarak, tezin hangi materyal ve yöntem kullanılarak oluşturulduğu anlatılmıştır. İkinci bölümde geleneksel Türk Evinden, üçünde bölümde ise Kadınhanı'nın genel özelliklerinden bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde Kadınhanı'nda öne çıkan sekiz adet özgün evin mimari özellikleri incelenmiştir. Beşinci bölümde ise girilemeyen veya teknik ölçüsü alınamayan örneklere yer verilmiştir. Altıncı bölümde incelenen evler doğrultusunda geleneksel Kadınhanı evlerinin mimari özellikleri plan, cephe, süsleme özellikleri ile yapım malzemesi ve tekniği bakımından değerlendirilmiştir. Yedinci bölümde ise bu değerlendirmeler ışığında sonuç ve öneriler sunulmuştur.Master Thesis Karaman Tren Garının Tarihi Süreç İçerisinde Değerlendirilmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Öcal, Rukiye; Eroğlu, BahtiyarSanayi devriminin ortaya çıkışı dünyada birçok alanda köklü değişimlerin yaşanmasına sebep olmuştur. Sanayi alanında yaşanan gelişmeler hızlı ulaşım araçlarına olan talebi artırmış ve demiryollarının ortaya çıkışını hızlandırmıştır. Fabrikalarda üretilen mallar en uzak noktalara kolaylıkla taşınabilir hale gelmiş ve toplumlar için sadece ekonomik alanda değil, sosyal, kültürel ve siyasi alanda da çok ciddi gelişmelerin yaşanmasını sağlamıştır. Demiryolları bu etkilerin yanı sıra mimari alan da kendini göstermiştir. Demiryollarının gelişmesine bağlı olarak istasyon yapıları ortaya çıkmıştır. İstasyon yapıları içerisinde gar binası ile birlikte su deposu, ambar binası, lokomotif deposu, lojmanlar, işçi barakaları gibi birçok yapı beraberinde inşa edilmiştir. Tez kapsamında ele alınan Karaman tren garında bulunan yapıların birçoğu 1903 yılında yapımına başlanmış ancak günümüze kadar farklı dönemlerde yapılmış birçok yapı mevcuttur. Bu yapıların her biri Karaman kentine yaptığı katkılarla, dönemlerinin bir yansıması olması sebebiyle önemli bir değerdir ve bu değerlerin korunarak özgün bir şekilde geleceğe aktarılması gerekmektedir.Master Thesis Kayseri'de Cami Olarak Kullanılan Kiliselerin Adapte Edilebilir Yeniden Kullanım Bağlamında Değerlendirilmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Küçükkatırcı, Seda; Korumaz, MustafaGünümüze ulaşmış kültür varlıklarının korunması gerektiği konusunda, mimarlık platformu başta olmak üzere, hemen her çevre tarafından fikir birliği sağlanmıştır. Buna rağmen kültürel mirasın hangi şartlarda korunacağı ve güncel kullanıma kazandırılacağı halen tartışılan bir konudur. Konu tüm tabulardan ve politik yaklaşımlardan uzak ele alınarak, kilise-camilerin adapte edilebilir yeniden kullanım çerçevesinde revize edilmesi, özellikle ortak kültür mirasının gelecek kuşaklara doğru kavrayışlarla aktarılması yönü ile önemlidir. Dünya çapında bir uygulama olarak karşımıza çıkan; dini misyon yüklenmiş yapıları, başka bir dine hizmet eder hale getirmek amacıyla yeniden işlevlendirme uygulamalarından Kayseri'de de örnekler mevcut vaziyettedir. Bu bağlamda çalışmanın odak noktası olan 6 Osmanlı dönemi kilisesi değerlendirilmesinde; tarihi-yeni durum karşılaştırmalarına yer verilmiştir. Dünya üzerindeki örneklerle Kayseri kilise-camileri karşılaştırılmasının yanısıra, Kayseri kilise-camilerinin kendi içerisinde karşılaştırılmalardan olumlu ve olumsuz ahval ortaya konmuş, yapılara kuramsal çerçevede öznel yorumlar getirilmiştir. Kiliselerin cami olarak kullanımında; yapıların tarihi, kültürel, sosyal ve mimari değerleri saptandığı çalışmada genel olarak kiliselerin, koruma algoritmasına aykırı müdahalelere maruz kaldığı görülmektedir. Kentsel alandaki kiliselerin projelendirmelerle günümüze ulaşması onları diğer kiliselere göre kısmen yüceltmiştir. Önerilen doğru müdahale/uygulama hassasiyetleri; yapıların hem mevcut mekan potansiyelinin açığa çıkarılmasını, hem de sahip olduğu değerlerin gelecek kuşaklara iletilmesini sağlayacaktır. Bu çalışmayla birlikte; Kayseri'deki göz ardı edilen kiliseleri bir kez daha vurgulanıp, cami olarak kullanılan kiliselerin özgün haliyle literatüre kazandırılması; Kayseri kent kimliğindeki yanlış imajları düzeltilmesi sonucunu doğuracaktır. Sonuç bölümünde, mimarı koruma ana referanslı ibadet yapılarının güncel cami mimarisine nasıl adapte edilebileceğine, bu aktivite sayesinde ülkenin kültürel, kamusal ve turistik kazanımlarına yer verilecektir.Doctoral Thesis Kentsel Sit Alanlarında Sürdürülebilir Koruma-geliştirme için Bir Model Önerisi: Adana Tepebağ-kayalıbağ Mevkii(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Büyüköztürk, Elife; Oral, MuratÖz: Amaç: Kentsel Sit Alanlarında hayata geçirilmeye çalışılan koruma-geliştirme çalışmalarında; planla bütünlüğü sağlanmamış, tekil bina bazında yapılan çalışmaların alanda geri dönüşü olmayan sorunlara neden olması güncel bir problemdir. Bu çalışmada; öneri bir model yaklaşımı ile bu sorunlara çözüm arayarak, kentsel sit alanlarındaki Koruma-Geliştirme Projeler'ine bir altlık oluşturmak hedeflenmiştir. Araştırmanın Kısıtları: Çalışma; Adana ili, Seyhan ilçesi, Tepebağ ve Kayalıbağ mahalleleri ile sınırlandırılmıştır. Yöntem: Model önerisinden önce kavramsal çerçeve ve Türkiye'deki, Dünyadaki koruma proje örnekleri incelenerek, değerlendirme yapılacaktır. Bu örnekler ve kavramsal çerçeve doğrultusunda koruma çalışmaları için genel bir şema oluşturularak, model önerilecektir. Adana Tepebağ-Kayalıbağ bölgesi olarak belirlediğimiz örnek alan üzerinde model sınanacaktır. Model kapsamında oluşturulan şemanın ilk aşamasını bölgede yapılan fiziksel, sosyo-ekonomik, idari analizler oluşturmaktadır. Alanda fiziksel olarak işlev analizi, kat adedi analizi, ulaşım durumu analizi, kat mülkiyeti analizi, malzeme ve yapım tekniği analizi, doluluk boşluk oranı analizi yapılacaktır. Sosyo-Ekonomik-idari analiz olarak 300 adet alan kullanıcısına anket yapılacak ve bu anketler SPSS veri tabanında değerlendirilecektir. Alanda 40 uzmanla yüz yüze görüşme yapılacaktır. Alandaki yapıların değer artışını saptayabilmek için bölgede son on yıllık sürecin rayiç değer analizi yapılacaktır. Yapılan bu fiziksel, sosyo-ekonomik ve idari analizlerden elde edilen veriler Swot çözümlemeleri yapılarak, değerlendirilecektir. Değerlendirmeler doğrultusunda model kapsamında çalışma alanına yönelik 7 tane amaç ve hedef belirlenecektir. Bu amaç ve hedefler doğrultusunda örnek bir senaryo kurgusu oluşturulacaktır. Bulgular: Senaryo kapsamında; alanın özgün dokusunu yeniden canlandırarak eski kullanıcısını yeniden kazanması hedeflenmektedir. Bu doğrultuda alanın fiziki, sosyo ekonomik ve idari yapısında öngörüler yapılacaktır. Sonuç: Bu öngörülerin birlikteliği ile Adana Tepebağ-Kayalıbağ Kentsel Sit Alanı'nda başarılı bir Kentsel-Koruma geliştirme çalışması sağlanmış olacaktır.

