04. Enstitüler
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.13091/7
Browse
Browsing 04. Enstitüler by Department "Enstitüler, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Kimya Mühendisliği Ana Bilim Dalı"
Now showing 1 - 20 of 31
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Alüminyum Hidroksit Kristalizasyonu Üzerine Lityum Safsızlığının Etkisi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Temiz, Halil İbrahim; Ceyhan, Ayhan AbdullahBu çalışmada, farklı Modül B değerlerine (1,35; 1,41; 1,45; 1,49; 1,8; 2,0; 2,25; 2,50) sahip sodyum alüminat çözeltilerinin nükleasyon davranışları incelenmiştir. Bu amaçla, çözeltiye verilen farklı aşırı soğutma değerleri (33,35-18,35) ve farklı derişimlerdeki lityum varlığı (5-20 ppm) için bekleme zamanı ölçümleri yapılmıştır. Deneysel çalışmalar sonucu, kritik serbest enerji değişimi, kritik nüklei çapı, kritik nükleide yer alan molekül sayısı ve nükleasyon hızı hesaplanmıştır. Katkısız sodyum alüminat çözeltisi için bekleme zamanının, farklı aşırı doygunluk değerleri için 100-400 dk. aralığında değiştiği belirlenmiştir. 5 – 20 ppm arasında değişen lityum varlığında ise, en yüksek bekleme zamanı 10 ppm lityum için 20 dakika olarak tespit edilmiştir. Klasik nükleasyon teorisine göre yapılan hesaplamalar sonucu, lityum varlığında, katkısız ortama kıyasla kritik nüklei yarıçapının düştüğü, krtik nükleideki molekül sayısının azaldığı ve nükleasyon hızının arttığı belirlenmiştir. 5 ppm Li katkısı için, katkısız ortama kıyasla, nükleasyon hızındaki artışın yaklaşık 100 kat, 20 ppm Li katkısı için ise yaklaşık olarak 39 kat artış gösterdiği belirlenmiştir. Farklı modül değerlerindeki sodyum alüminat çözeltilerinin bekleme zamanlarının lityum varlığında, düşük ve yüksek modüle sahip çözeltiler için 6 – 7 dakika aralığında değiştiği tespit edilmiştir. Modül 1,49 ve 1,8 için ise maksimum 10 dakikalık bekleme süreleri elde edilmiştir.Master Thesis Amit Fonksiyonlu Kaliks[4]aren Tabanlı Kuartz Kristal Mikrobalans (qcm) Sensörlerin Hazırlanması ve Bazı Anyonlara Karşı Algılama Özelliklerinin İncelenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Şenkul, İlker; Tabakcı, MustafaBu çalışmada, algılayıcı madde olarak amit fonksiyonlu kaliks[4]aren türevleri ile kaplı kaliks[4]aren amit tabanlı yeni QCM sensörlerin hazırlanması ve bu sensörlerin bazı önemli anyonlar (Br, SO42-, Cl-, NO3-, F-, I-, H2PO4-, CN-, Cr2O72-, ClO4-) için sulu ortamda algılama özelliklerinin araştırılması amaçlandı. Bu amaç doğrultusunda öncelikle alt bölgesinden amit grubu (propil ve etilen köprülü amit) fonksiyonlu kaliks[4]aren 4a ve 4b türevleri sentezlendi. Daha sonra bu türevlerin QCM kristal yüzeyinde düzenli bir tabaka oluşturması ve böylece daha yüksek bir algılama elde etmek amacıyla üst bölgeden tiyol grubu içeren kaliks[4]aren 6a ve 6b türevleri sentezlendi. Sentezlenen bileşiklerin yapılarının karakterizasyonu FT-IR ve 1H-NMR spektroskopisi ile gerçekleştirildi. Sentezlenen tiyol grubu içeren kaliks[4]aren amit türevleri 6a ve 6bçözeltide bekletme yöntemi (soaking) kullanılarak QCM sensör yüzeyine kaplandı ve böylece elde edilen yeni QCM sensörlerin belirlenen anyonlar için algılama çalışmaları gerçekleştirildi. Ayrıca karşılaştırma yapabilmek ve yapısal etkileri görebilmek amacıyla kaliks[4]aren 2, 3 ve 4b türevleri ile kaplanmış ve kaplamasız QCM sensörleri de hazırlanarak seçilmiş anyonlara karşı algılama özellikleri incelendi. Algılama çalışmaları sonucunda amit fonksiyonlu kaliks[4]aren türevlerinden6b(etilen köprülü amit) kaplı QCM sensörün tüm anyonlar için diğer sensörlere göre oldukça yüksek bir algılama sergilediği görüldü. Diğer taraftan bu algılamanın özellikle siyanür (CN-) ve florür (F-) anyonlarına karşı çok daha yüksek olması dikkat çekici oldu. Amit fonksiyonlu kaliks[4]aren 6b kaplı QCM sensörün farklı anyon konsantrasyon çalışmalarından LOD değeri CN- anyonu için 0,0317 mM ve F- için 0,0306 mM olarak, adsorpsiyon kapasitesi CN- için 224,3 mg/g adsorbent ve F- için 209,4 mg/g adsorbent olarak, bağlanma sabiti CN- için 2,399 ve F- için 6,770 olarak hesaplandı. Sonuç olarak bu çalışmada tiyol grubu taşıyan kaliks[4]aren etilen köprülü amit türevi 6b kaplı QCM sensör özellikle CN- ve F- anyonlarının algılanmasında verimli ve etkin bir sensör olarak ortaya çıkmış oldu.Master Thesis Betainin Şeker Pancarı İşleme Süreci Yan Ürünlerinden Tepkimeli Özütleme Yöntemi ile Geri Kazanımı(Konya Teknik Üniversitesi, 2021) Altınışık, Sinem; Martı, Mustafa EsenBetain (N,N,N-trimetilglisin), ilk olarak şeker pancarından (Beta vulgaris) izole edilmiş olan zwitter iyon yapıdaki küçük bir amonyum bileşiğidir. Hücreleri osmotik strese karşı koruyan ve aynı zamanda karaciğerde metiyonin döngüsüne katılan önemli bir aminoasittir. Bu yüksek lisans tezinde tarım, kozmetik, yem, ilaç ve sağlık endüstrilerinde yaygın olarak kullanılan betainin sulu çözeltilerinden ve şeker endüstrisi yan ürünlerinden tepkimeli özütleme tekniği ile geri kazanımı incelenmiştir. Sabit betain derişiminde özütleyici miktarı, çözücü türü, sıcaklık ve pH gibi çeşitli parametrelerin işleme etkileri incelenmiştir. Sulu fazlardaki betain derişimi HPLC ile belirlenmiştir. Sonuçlar, dağılım katsayısı (KD) ve özütleme derecesi (%E) değerlerini hesaplamak için kullanılmıştır. İlk olarak kinetik çalışmalar gerçekleştirilmiştir ve sulu betain çözeltisinden organik fazabetain transferi melas ve şilempe sulu çözeltilerine göre çok daha kısa sürede tamamlanmıştır. Çalışmalar başlangıç pH değerinin betainin sulu çözeltilerinden geri kazanımına önemli bir etkisinin olmadığını gösterilmiştir. Melas ve şilempe çözeltileri ile elde edilen en yüksek ayırma verimlerine sırasıyla pH=6 ve pH=5'te ulaşılmıştır. Başlangıç özütleyici derişimindeki artışla geri kazanım yüzdesi de artmıştır. Çalışmada dört organik faz çözücüsü (1-oktanol, tolüen, dimetil fitalat ve metil izobütil keton) test edilmiş ve apolar çözücülerin daha başarılı olduğu gözlenmiştir. Elde edilen en yüksek geri kazanım verimleri betain sulu çözeltisi, melas ve şilempe çözeltileri için sırasıyla %E = %71,2 (KD = 2,47), %67,5 (KD = 2,08), %74,2 (KD = 2,88)'dir. Şeker içeren sentetik betain çözeltisi ile yürütülen çalışmalar ortamdaki sükroz varlığının ayırma verimliliği üzerinde kritik bir role sahip olmadığını göstermiştir. Organik faza aktarılan betain ikinci sulu faza özütlenerek geri kazanılmıştır. Organik fazdaki betainin önemli bir kısmı ikinci sulu faza iletilmiştir. Çalışmada betainin sulu çözeltilerden uygun çözücüler ve özütleyici kullanılarak tepkimeli özütleme yöntemi ile geri kazanılabileceği gösterilmiştir.Master Thesis Biyobazlı Katalizör Kullanılarak Sodyum Borhidrür'den Hidrojen Üretimi(Konya Teknik Üniversitesi, 2021) Fangaj, Enis; Ceyhan, Ayhan AbdullahBu çalışmada, biyobazlı atık olan öğütülmüş kayısı çekirdeği kabuğu (KÇK) ilk kez sodyum borhidrürün (NaBH4) hidroliz tepkimesinden hidrojen üretiminde bir katalizör olarak kullanılmıştır. KÇK katalizörü ucuz, verimli, temiz olmakla birlikte metal içermemektedir. NaBH4 hidrolizinden hidrojen üretimi için, KÇK çeşitli asitler (HCl, HNO3 , CH3COOH, H3PO4), tuz (ZnCl2) ve baz (KOH) ile muamele edilmiştir. Fosforik asidin (H3PO4) diğer kimyasal ajanlardan daha iyi katalitik aktivite gösterdiği belirlenmiştir. NaBH4'ün KÇK katalizörü (KÇKkat) ile hidrolizi, asit konsantrasyonu, fırın sıcaklığı ve süresi, katalizör miktarı, NaBH4 konsantrasyonu ve hidroliz reaksiyon sıcaklığı gibi farklı parametrelere bağlı olarak incelenmiştir. Elde edilen KÇKkat , ICP-MS, element analiz, TGA, XRD, FT-IR, Boehm titrasyonu, TEM, Partikül boyut analizi ve SEM analizleri ile karakterize edilmiş ve NaBH4'ün hidrolizinden hidrojen üretiminde katalitik aktivitesi değerlendirilmiştir. Sonuçlara göre, optimum H3PO4 yüzdesi %15 olarak bulunmuştur. KÇK kat ile NaBH4'ün hidrolizinden maksimum hidrojen üretim hızı 20,199 ml dk-1 gkat-1 olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak, hidrojen üretimi için bir katalizör olarak %15 H3PO4 ile muamele edilen KÇK'nın, yüksek hidrojen üretim hızı nedeniyle etkili bir alternatif olduğu tespit edilmiştir.Master Thesis Borik Asidin Metastabil Bölge Genişliği Üzerine Al3+, Zn2+ ve Pb2+ Safsızlıklarının Etkisi(Konya Teknik Üniversitesi, 2021) Reşitoğlu, Aylin; Ceyhan, Ayhan Abdullah; Şahin, ÖmerKristalizasyon ortamında bulunan safsızlıklar, metastabil bölge genişliği, indüksiyon zamanı, kristal büyüme hızı, nükleasyon hızı, nem çekme özelliği, kristal habiti, aglomerasyon ve akıcılık özelliklerini etkilemektedir. Metastabil bölge genişliği, endüstriyel kristalizasyon için kilit öneme sahiptir. Bu sebeple safsızlıkların metastabil bölge genişliği üzerine etkisinin belirlenmesi gerekmektedir. Borik asit bor bileşiklerinin üretiminde kullanılan temel reaktiflerden birisidir. Borik asidin kristal özellikleri ürün kalitesine doğrudan etki etmektedir. Bu çalışmada borik asidin metastabil bölge genişliği üzerine Al3+, Zn2+ ve Pb2+ safsızlıklarının etkisi metastabil bölge ölçüm sisteminde incelenmiştir. Saf çözeltiye kıyasla, 10 ppm Zn2+ varlığında metastabil bölge genişliği artmaktadır. Ayrıca, artan Zn2+ konsantrasyonu ile metastabil bölge genişliği daralmaktadır. 10 ppm Al3+ konsantrasyonu için metastabil bölge genişliği artarken, yüksek Al3+ konsantrasyonlarında metastabil bölge genişliği üzerine olan etki sınırlı seviyede kalmaktadır. 25-75 ppm konsantrasyon aralığındaki Pb2+ katkısı, metastabil bölge genişliğini artırmaktadır. 100 ppm Pb2+ katkısı varlığında metastabil bölge genişliği saf çözelti ile aynıdır. Katkısız ve katkılı durumda borik asidin çözünme davranışı endotermik yapıdadır. Katkısız borik asit çözeltisinin bekleme zamanı 50-60 dk. aralığındadır. Yüksek aşırı doygunluk değerleri için 20 dk'ya kadar düşmektedir. 100 ppm Zn2+ varlığında bekleme zamanı, saf ortama kıyasla iki kat artış göstermektedir. 500 ppm Zn2+ varlığında bekleme zamanı düşük değerde de olsa artmaktadır. 1000 ppm Zn2+ varlığında, saf ortama kıyasla, düşük aşırı doygunluk değerlerinde bekleme zamanı yüksek iken, yüksek aşırı doygunluk değerlerinde bekleme zamanı düşük değerdedir. Saf borik asit çözeltisi için, homojen nükleasyonda, nüklei oluşum için gerekli hacim enerjisi artan aşırı doygunluk ile birlikte azalmaktadır. Ayrıca, heterojen nükleasyon için de artan aşırı doygunluk değeri için azalmaktadır. Aynı aşırı doygunluk değerleri için, saf çözeltiye kıyasla, 100 ve 500 ppm Zn2+ katkıları için homojen nükleasyon durumunda, gerekli hacim oluşum enerjisi yüksektir. 1000 ppm Zn2+ varlığında, düşük aşırı doygunluk değerleri için saf çözeltiye yakın değerlerde iken, yüksek aşırı doygunluk değerlerinde düşük değerdedir. Aynı aşırı doygunluk değerleri için, 1000 ve 500 ppm Zn2+ katkısı için nükleasyon hızları, saf çözeltiye kıyasla düşük değerdedir.Master Thesis Elektrokimyasal Yöntemlerle Bakır (ıı) ve Cıva (ıı) Tayini(Konya Teknik Üniversitesi, 2021) Özütemiz, Rabia Esra; Gökdoğan Şahin, ÖzlemSon yıllarda endüstrinin ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte yüksek saflıktaki maddelere olan ihtiyacın artması, hava, su, toprak kirliliğinin canlılar üzerindeki etkisi gibi çevre sorunlarının giderek önem kazanması ve eser elementlerin sağlık üzerindeki etkilerinin bilinmesi, bu elementlerin analizlerini analitik kimyanın en önemli araştırma konularından biri haline getirmiştir. Bu nedenle, çevreye yayılan eser elementlerin canlılara ve çevreye yaptıkları olumsuz etkiler sebebiyle bu elementlerin analizi için çeşitli yöntemler geliştirilmektedir. Bu yöntemlerden biri olan diferansiyel puls anodik sıyırma voltametrisi yöntemi ise duyarlılığı ve seçiciliği sebebiyle tercih edilen elektrokimyasal bir yöntemdir. Yapılan tez çalışmasında, camsı karbon elektrot (GCE), NiFe2O4-rGO kompoziti ile modifiye edilerek elektrokimyasal olarak ağır metal tayininde ilk kez bu tez kapsamında kullanılmıştır. NiFe2O4- rGO/GCE ile diferansiyel puls anodik sıyırma voltametrisi (DPASV) tekniği kullanılarak Cu (II) ve Hg (II) ağır metallerinin tayini gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla, biriktirme potansiyeli, biriktirme süresi, elektrolit türü, elektrolit derişimi, elektrolit pH'ı ve substrat derişimi gibi deneysel parametreler incelenerek, pik akımını etkileyen parametrelerin optimum koşulları belirlenmiştir.Master Thesis Epoksi Kompozit Malzemelerde Uçucu Kül Kullanımı(Konya Teknik Üniversitesi, 2021) Avcı, Zeliha; Deveci, HüseyinBu tez çalışmasında ana bileşen olarak NPEL 128 ve NPEF 170 ticari kodlu epoksi reçine, uçucu kül ve modifiye edilen uçucu kül kullanılarak hazırlanan kompozit malzemelerin fiziko-mekanik özellikleri, sertlik, su sorpsiyon, adhezyon ve korozyon vb. analizler yapılmıştır. Elde edilen test sonuçları kompozit malzeme üretiminde kullanılan katkı maddelerinin türü ve miktarının kompozit malzeme üzerine etkileri incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda en yüksek çekme dayanımı NPEF 170 kodlu reçinin kullanıldığı kompozit malzemelerde %15 uçucu kül (UK) kullanımında 28 MPa, %10 modifiye uçucu kül (MUK) kullanımında 27 MPa olarak bulunmuştur. Kompozit malzemede kullanılan PEG miktarının çekme testlerini olumsuz etkileyerek çekme dayanımını düşürdüğü belirlenmiştir. Sertlik testlerinde en yüksek değerleri %10 UK kullanımında 85 Shore D, %20 MUK kullanımında 85 Shore D değeri olarak tespit edilmiş, %20 poli(etilen glikol) (PEG) kullanımında ise 42 Shore D en düşük sertlik değerleri olarak belirlenmiştir. Malzemeye katılan PEG oranı arttıkça sertlik değerinin düştüğü belirlenmiştir. En yüksek çekme dayanımı NPEL 128 kodlu reçinenin kullanıldığı kompozit malzemelerde %5 UK kullanımında 20 MPa, %15 MUK kullanımında 23 MPa olarak bulunmuştur. Kompozit malzemelerde kullanılan PEG miktarının artmasıyla çekme dayanımının düştüğü belirlenmiştir. Sertlik testlerinde en yüksek değerleri %5 UK kullanımda 80 Shore D, %20 MUK kullanımında 84 Shore D olarak tespit edilmiş, %20 PEG kullanımında ise 51 Shore D en düşük sertlik değerleri olarak belirlenmiştir. Kompozit malzemelerin tamamının genellikle farklı (asidik, bazik, tuzlu) ortamlara karşı yüksek bir korozyon dayanımına sahip olduğu, yüksek bir adhezyon kapasitesine sahip olduğu (%100) ve çok düşük oranlarda su sorpsiyon değerlerine sahip olduğu belirlenmiştir.Master Thesis Farklı P-tipi Yarıiletkenlerin Tek Kristallerinin Büyütülmesi, Karakterizasyonu ve Organik Güneş Pillerinde Performans Üzerine Etkisinin İncelenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2021) Polat, Selen; Kurukavak, Çisem KırbıyıkYapısal tasarım, organik yarıiletken elektroniğin elektriksel özelliklerini iyileştirmek için anahtar parametredir. Düzenli organik kristalin büyütülmesi, alan etkili transistörler veya güneş pilleri gibi gelişmiş organik cihazlar için daha fazla yük taşıyıcı hareketliliği ve daha uzun eksiton difüzyon uzunluğu elde etmenin anahtarıdır. İnce filmlere kıyasla, organik tek kristaller daha düzenlidir. Bu çalışma yenilenebilir enerji alanında ön plana çıkan konulardan biri olan güneş enerjisinde yeni yöntemler arasına giren, organik yarıiletkenlerin tek kristallerin büyütülmesi ve ikili tabaka güneş pillerinde uygulamalarının incelendiği araştırmaları içermektedir. Çalışmada organik malzemelerin tek kristal olarak büyütülmesi, güneş piline uygulanması, karakterizasyonu ve verimlilikleri üzerinde durulmuştur. Farklı inert gaz akış hızı altında fiziksel buhar taşınımı (PVT) ile istenen boyutta ve yüksek kalitede rubren, pentasen ve tetrasen tek kristallerinin büyütülmesi amaçlanmıştır. Bu yöntem, istenen özelliklere sahip tek kristalleri elde etmek için kolay ve kontrol edilebilir bir yöntemdir. Elde edilen tek kristaller,ikili tabaka organik güneş pillerini üretebilmek için PCBM ince filmlerinin üstünde kullanılmıştır. Tek kristaller ve güneş pilleri optik mikroskop, X-ışını kırınımı (XRD), UV-Görünür spektroskopisi, atomik kuvvet mikroskobu (AFM), taramalı elektron mikroskobu (SEM) teknikleri ve güneş simülatörü ile karakterize edilmiştir. Organik yarıiletkenlerin tek kristallerinin büyütülmesinde farklı inert gaz akış hızı kullanılmış ve büyütülen tek kristallerin yapısal ve optik özellikleri üzerine etkileri incelenmiştir. 1,6 L/sa ile 6 L/sa akış hızları aralığında yapılan denemelerde rubren, pentasen ve tetrasen tek kristalleri ile üretilen güneş pillerinin en yüksek enerji dönüşüm verimleri (EDV) sırasıyla %0,34, %0,0197, %0,0151 olarak ölçülmüştür. Üretilen tek kristallerde en yüksek verimlerin kalınlık ve iletkenlik uyumu sonucu elde edildiği belirlenmiştir.Master Thesis Geniş Alanda Polimerik İnce Filmlerin Kesikli Başlatıcılı Kimyasal Buhar Biriktirme Yöntemi ile Üretimi(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Yılmaz, Kurtuluş; Karaman, MustafaBu çalışmada, poli (etilheksil akrilat) ve poli (etilheksil akrilat-co-etilen glikol dimetakrilat) ince filmlerinin büyük ölçekli kesikli başlatıcılı kimyasal buhar biriktirme (iCVD) sisteminde başarılı bir şekilde sentezlendiği gösterilmiştir. Klasik iCVD sistemlerinde öncülerin akış hızlarının ayarlanmasından dolayı ortaya çıkan sorunları ortadan kaldırmak için hem homopolimer hem de kopolimer ince filmlerin üretiminde kesikli iCVD sistemi kullanılmıştır. iCVD reaktörü olarak endüstriyel vakum uygulamalarında sıklıkla kullanılan yatay silindirik paslanmaz çelik vakum tankı kullanılmıştır. Poli (etilheksil akrilat) sentezinde alttaş sıcaklığının, öncül gaz oranının ve basıncın kaplama hızına etkileri araştırılmıştır. 600 mtorr reaktör basıncında tek bir çalışma yapılarak 315 nm/dk kaplama hızı elde edilmiştir. 400 mtorr reaktör basıncında ise kaplama hızında azalış gözlemlenmiştir. Ancak düşük reaktör basıncında film homojenliğinin arttığı gözlemlenmiştir. Birbirini izleyen döngülerle bol miktarda monomer tüketimine gerek kalmadan daha kalın filmler elde edilmiştir. 400 mtorr reaktör basıncında kesikli sistemle üretilen filmlerin verim yüzdesi 3.5 olarak bulunmuştur. Bu değer klasik iCVD sisteminde sentezlenen filmlerin verim yüzdesiyle kıyaslandığında 35 kat daha büyük olduğu gözlemlenmiştir. PEHA sentezinde elde edilen parametreler P(EHA-co-EGDMA) polimerik ince filmin sentezi için kullanılmıştır. Kopolimer sentezinde kısmi basıncın, kaplama hızına ve kimyasal özelliklerine etkisi araştırılmıştır. Sentezlenen kopolimerler homopolimere göre daha iyi kimyasal ve termal olarak kararlı özellikler göstermiştir. Fourier dönüşümlü kızılözetisi spektroskopisi (FTIR) ve X-ışını fotoelektron spektroskopisi (XPS) kullanılarak filmlerin kimyasal yapısı, optik spektrometreyle film kalınlığı ve homojenliği, temas açısı analiziyle de film özellikleri belirlenmiştir.Master Thesis Grafen Oksit Nanotabakaların Plazma Yüzey Modifikasyonları ve Yağ-su Ayrımı için Ultrafiltrasyon Membran Üretiminde Kullanılması(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Turgut, Furkan; Karaman, MustafaBu tez çalışmasında fonksiyonel polimerik ince filmler grafen oksit (GO) nano tabakalar üzerine çevre dostu bir teknik olan plazma destekli kimyasal buhar biriktirme yöntemi (PECVD) ile kaplanmıştır. Yüzeyi ince polimerik film kaplı GO nano tabakalar yağ-su ayrımı için kullanılacak gelişmiş yüzey özelliklerine sahip ultrafiltrasyon (UF) membran üretimi için kullanılmıştır. Fonksiyonel polimer kaplamalar olarak hidrofobik özellikte poli(hekzaflorobütil akrilat) (PHFBA) ve hidrofilik özellikte poli(dietilaminoetil metakrilat) (PDEAEMA) çalışılmıştır. Kaplanan filmlerin kimyasal yapıları FTIR ve XPS analizleri ile açığa çıkarılmıştır. Fonksiyonel ince filmler ile kaplanmış GO katkılı ultrafiltrasyon membranlarının yağ-su ayırımı performansını açığa çıkarmak için su akış hızı ve yağ tutma testleri yapılmıştır. Hidrofilik PDEAEMA-GO nano tabakaları ile katkılanmış membranlarda, hidrofobik PHFBA-GO nano tabakalar ile katkılanmış olan membranlara göre yağ-su ayırımı, kirlilik önleyici direnç ve su geri kazanım oranı bakımından daha iyi sonuçlar elde edilmiştir. Bu durumun PDEAEMA-GO ile polimer matris etkileşiminin daha iyi olmasının yanı sıra, modifiye edilmiş GO nanotabakalar arasındaki aglomerasyonun azalmasından kaynaklandığı sonucuna varılmıştır. PDEAEMA-GO ile katkılanan membranların saf su akısı değerlerinin modifiye edilmemiş GO ile katkılanmış membranlara göre %85 daha yüksek olduğu; bununla birlikte yağ giderme hızının ise neredeyse değişmediği sonucuna ulaşılmıştır.Master Thesis Gümüş Katkılı Manyetik-kil Nanokompozitinin Katalitik Özelliklerinin İncelenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Acar, Musa Kazım; Altun, TürkanBu çalışmada ortak çöktürme metodu ile montmorillonit/demir oksit (MMT/Fe3O4) manyetik-nano kili sentezlenmiş ve bu parçacığa kimyasal indirgeme metodu ile gümüş (Ag) eklenerek MMT/Fe3O4/Ag nanokompoziti elde edilmiştir. Sentezlenen MMT/Fe3O4 ve MMT/Fe3O4/Ag nanokompozit yapıları X-Işını Difraktometresi (XRD), Fourier Dönüşümlü Kızıl Ötesi Spektrumu (FTIR), Branuer-Emmet-Teller Yüzey Alanı ve Gözeneklilik Boyutu (BET), Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM-EDX) ve Titreşimli Numune Manyetometresi (VSM) ile karakterize edilmiştir. MMT/Fe3O4/Ag nanokompoziti, Ag' ün katalitik aktivitesinin incelenmesi amacıyla sodyum borhidrür (NaBH4) varlığında bu çalışma için seçilen Rhodamine B (RhB) ve Metil Sarısı (MY) sentetik boyalarının indirgenmesinde değerlendirilmiştir ve sonuçlar UV-Visible Spektrofotometresinde (UV-Vis) izlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, MMT/Fe3O4 kullanılarak RhB boyasının %46' sı 60 dakikada bozundurulurken, MY boyasının yalnızca %10'u 60 dakika içerisinde bozundurulmuştur. Ancak, MMT/Fe3O4 manyetik-nano kiline Ag eklendikten sonra RhB 8 dk'da ve MY ise 10 dk' da %100 oranında bozundurulmuştur. Ayrıca, boyaların bozundurulmasında pH, parçacık miktarı, boya konsantrasyonu ve NaBH4 miktarı gibi çeşitli parametreler de incelenmiştir ve optimum koşullar bulunmuştur.Master Thesis Gümüş Nanopartikül İçeren Polimer Esaslı Antibakteriyel Nanoliflerin Elektrospin Yöntemiyle Üretimi(Konya Teknik Üniversitesi, 2021) Saygılı, Tansu; Pehlivan, ErolBu çalışmada yeşil sentez metoduyla Altınbaşak bitkisi (Solidago virgaurea L.) ve Öksürük bitkisi (Tussilago farfara L.) bitki özütlerinden, gümüş nanopartikül sentezi için optimum koşullar belirlenmiştir. Gümüş nanopartikül sentezi için gerekli olan AgNO3 miktarı, karışım süresi, sıcaklık, pH etkisi incelenmiştir. Gümüş nanopartikül sentezi için; bitki ekstraktına (1:1) oranlarda AgNO3, 25 °C sıcaklık ve 24 saat karışım süresi belirlenmiştir. Gümüş nanopartiküllerin yüzey karakterizasyonu ve yapısal özelliklerini belirlemek için; TEM, FTIR, UV-Vis Spektrofotometre analizleri yapılmıştır. Analiz sonuçları, partiküllerin nanoboyutta olduğunu ve gümüş içerdiğini göstermiştir. Elektrospin metodu ile PLA polimerinden gümüş nanopartikül katkılı nanolif üretimi gerçekleşmiştir. Ağırlıkça %8 PLA içerikli çözeltiye %0.5 ve %1 oranlarında gümüş nanopartikül eklenerek nanolif üretilmiştir. Nanoliflerin yapısal özellikleri ve yüzey karakterizasyonu için SEM, TEM, XRD ve FTIR analizleri yapılmıştır. Nanoliflerin antibakteriyel etkinliği Escherichia coli bakterilerine agar difüzyon metodu uygulanarak belirlenmiştir. Gümüş nanopartikül miktarının artmasına bağlı olarak antibakteriyel etkinlik artma göstermiştir.Master Thesis Hidrojen Peroksit Yakıt Hücreleri için Elektrokatalizör Sentezi ve Karakterizasyonu(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Yapıcı, Burak; Şahin, Özlem GökdoğanBu çalışmada; hidrojen peroksit (H2O2) yakıt hücrelerinde kullanılmak üzere karbon nanotüp (CNT) destekli çekirdek-kabuk ve bimetalik alaşım katalizörler sentezlenmiştir. M-Pd (M: Ni, Ag, Co, Mn, V, Zn) çekirdek-kabuk katalizörler dendrimer şablon metodu ile sentezlenmiştir. Bimetalik alaşım katalizörler ise NaBH4 indirgeme yöntemi ile hazırlanmıştır. Katalizörlerin H2O2 elektroindirgenme reaksiyonu için aktiviteleri dönüşümlü voltametri, kronoamperometri ve elektrokimyasal impedans spektroskopisi yöntemleri ile incelenmiştir. Çekirdek-kabuk yapıdaki ZnPd/CNT katalizörü H2O2 elektroindirgenme reaksiyonu için daha yüksek aktivite göstermiştir.Master Thesis İtakonik Asidin Organofosforik Özütleyiciler Kullanılarak Sulu Çözeltilerden Tepkimeli Özütlenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2021) Coplan, Meryem; Martı, Mustafa Esenİtakonik asit, biyobozunur polimerik malzemelerin sentezinde kullanılabilen çok yönlü bir dikarboksilik asittir. Buna ek olarak ilaç, boya, reçine, biyo-yakıt ve medikal ürünlerin sentezinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Artan talep ve mevcut yöntemlerin ekonomik ve çevresel yetersizlikleri yeni üretim ve ayırma yöntemlerinin geliştirilmesini gerektirmiştir. Bu tez çalışmasında itakonik asidin sulu çözeltilerden tepkimeli özütleme yöntemi ile ayrımı araştırılmıştır. Çalışmada bir organofosforik özütleyici olan trioktilfosfin oksit (TOPO) kullanılmıştır. İtakonik asit derişimi 0,05-0,5 mol/L arasında iken TOPO derişimi 0,2 ile 0,8 mol/L aralığında olmuştur. Organik fazda çözücü olarak toluen, metil izobütil keton (MIBK), oktanol ve dekanol test edilmiştir. Fiziksel özütleme deneylerinde toluen ile itakonik asidin organik faza aktarılamadığı fakat MIBK, oktanol ve dekanol ile aktarıldığı gözlenmiştir. Sabit özütleyici derişiminde artan başlangıç pH değeri ile birlikte geri kazanım verimi çözeltinin doğal pH değerine kadar yükselmiş sonrasında düşmüştür. En yüksek geri kazanım verimine çözeltinin doğal pH değerinde (pH= 2,14) erişilmiştir. Sistem 60 dakikada dengeye ulaşmıştır. Üç farklı sıcaklık noktasında elde edilen bulgular sıcaklık artışının ayırma verimine olumsuz etkisini göstermiştir. En yüksek ayırma verimleri toluen ve MIBK ile sırasıyla %96,08 (KD= 24,50) ve %94,12 (KD= 16,00) olmuştur. Bu iki çözücü için TOPO derişiminin artmasıyla geri kazanım verimi artarken asit derişiminin artması ile verim düşmüştür. Yükleme değerleri birden düşük olmuştur. Sonuçlar TOPO özütleyicisinin itakonik asit geri kazanımı için uygun bir çözücü ile birlikte kullanılabileceğini göstermiştir.Master Thesis Kalite Bakışı ile İlaç Üretim Proseslerinin İyileştirilmesi ve Etkin Madde Partikül Boyutunun Bitmiş Ürün Çözünme Hızına Etkisi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Bakal, Ramazan; Deveci, HüseyinÇağımızın en belirgin özelliklerinden birisi, sürdürülebilirlik ve sürekli değişim dalgalarının hemen her şeyi etkilemesidir. İşletmelerin de bu değişim dalgaları ile çevrelerine uyum sağlayabilmek ve bu doğrultuda rekabet üstünlüğü elde edebilmek için gerekli düzeylerde yenilenmeleri, proseslerini iyileştirmeleri ve kalitesi yüksek ürünleri en uygun maliyetle üreterek piyasaya sunmaları önem arz etmektedir. Proseslerdeki kritik parametreler kontrol altına alındığında, daha kararlı prosesler elde ederek verimsiz süreçlerin azaltıldığı, bu nedenlerden dolayı uymayan ürünlerin reddedilerek gerek firma ve gerekse ülke öz kaynaklarının gereksiz yere boşa harcanmasının önüne geçilebildiği bilinmektedir. Bu parametrelerden çözünürlük ve çözünme hızı olarak tanımlanan "dissolüsyon" parametresi, ilacın etkinliği açısından çok önemli bir proses parametresidir. Çözünürlük ve çözünme hızı üzerinde etkisi olan parametreler sıralandığında molekül büyüklüğü yüksek olan organik moleküllerin küçük moleküllere göre suda daha az çözündüğü ve genellikle molekül ağırlığı artışı ile çözünürlüğün azaldığı bildirilmektedir. Katı form konseptinde olan ve "moksifloksasin hidroklorür" etkin maddesi kullanılarak üretilen film tablet formundaki bir üründe, farklı hammadde tedarikçisinden gelen aynı etkin maddenin partikül büyüklüğü farklılığının bitmiş ürün kalitesi üzerine etkisi incelenmiştir. Moksifloksasin hidroklorür etkin maddesi içeren film kaplı tabletlerin üretim prosesinin optimize edilmesi "Tasarımla Kalite" yaklaşımı kullanılarak belirlenmiştir. Öncelikle prosesin bitmiş ürün spesifikasyonları ve profili tanımlanmış, hedef bitmiş ürün kalite profili belirlenmiş ve etkin madde ile ürün içine giren diğer kritik maddeler ve proses detayları ile ilgili bilgiler toplanıp, risk değerlendirilmesi yapılarak proses hakkında bilgi edinilmiştir. Bitmiş ürün kalitesini etkileyen ve birim formülünde yer alan kritik hammaddelerin fonksiyonları ve prosese etkileri tespit edilmek suretiyle mevcut veriler değerlendirilerek proseste optimize edilmesi istenilen parametreler tespit edilmiştir. Proses optimizasyonunda üretim prosesinde alınan aksiyonun bitmiş ürün speklerine etkisi incelenmiş ve Cp, Cpk gibi kontrol parametreleri kullanılarak istatistiksel olarak optimizasyon sonrası elde edilen verilerin etkinliği ölçülerek örnek vaka analizleri ile desteklenmiştir. Sonuçta, ilaç üretim proseslerinin iyileştirilmesi ve ürün çözünme hızına etkin madde partikül büyüklüğü dağılımının optimum çalışma aralığı, numunenin % 10'unun, %50'sinin ve %90'nının altında kaldığı parçacıkların boyutunu temsil eden kümülatif boyut dağılımına karşılık gelen boyut değeri şeklinde belirlenmiştir. Bu değerler, d10>10, d50>50, d90>100 şeklindedir. Granülasyon kademesinde kullanılan su miktarı arttırılmış, granül tork değeri 250-300 N aralığında tutularak, elek tipi ve parçalayıcı hız devri arttırılarak proses optimize edilmiştir.Master Thesis Kaliteli Çimento Üretimi için Deney Tasarımına Ait Optimizasyon Uygulaması(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Akaslan, Müslüm; Ceyhan, Ayhan Abdullah; Baysal, Mehmet EminÇimento, temel olarak silisyum, kalsiyum, alüminyum ve demir oksitleri içeren hammaddelerin 1250-1450 oC aralığında değişen sinterleşme sıcaklıklarına kadar pişirilmesi ile elde edilen yarı mamul madde olan klinkerin, alçı taşı, tras, kalker, cüruf gibi bir veya daha çok katkı maddesi katılarak öğütülmesi sonucu üretilen hidrolik bağlayıcı maddelere denilmektedir. Çimentonun talep edilen kalitede üretimi için, üretimin farklı aşamalarında numuneler alınarak analizler yapılmaktadır. Yapılan analiz sonuçlarına sahip çimento kullanılarak hazırlanan standart numuneler üzerinde yapılan fiziksel ve mekanik davranış testleri ile kalite kontrolü takip edilmektedir. Bir çimento fabrikasında yapılan analizler, her bir faktörün bireysel etkisinin ortaya konulması açısından oldukça önemli ve anlamlı olmakla birlikte, diğer faktörler ile birlikte ikili, üçlü, ve çoklu etkiler hakkında bir bilgi verememektedir. Yapılan bu çalışmada çimento ürününü etkileyen faktörlerin farklı seviyelerde oluşması nedeniyle çok seviyeli deney tasarımına ait yöntemler kullanılarak deney tasarımı optimizasyon uygulaması ele alınmıştır. Bu sayede, her bir faktörün olası değişim aralıkları da dikkate alınarak tüm faktörlerin olası bireysel ve toplu etkileri birlikte değerlendirilebilir hale getirilmiştir.Doctoral Thesis Kaolin ve Sodyum Hümat İçeren Hidrojel Kompozitlerin Sentezi ve Özelliklerinin İncelenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Yılmaz, Elif; Deveci, HüseyinHidrojeller üç boyutlu ağ yapısına sahip, suda çözünmeyen şişebilen malzemeler olup büyük miktarlarda su absorplayabilme özelliğine sahip polimerlerdir. Bulundukları ortamın şartlarına bağlı olarak sıcaklık, pH, çözücü bileşimi gibi belli uyarılara cevap verebilmelerinden dolayı bu malzemeler pek çok alanda kullanılabilmektedir. Bu tez çalışmasının ilk aşamasında hidrojel sentezinde akrilamid (AAm), krotonik asit (CA), metakrilik asit (MA), kaolin (K), sodyum hümat (NaH), polivinil alkol (PVA) ve polietilen glikol (PEG) kullanıldı. Tezin ikinci aşamasında AAm esaslı hidrojeller jelatin metakrilat (GM) ile modifiye edildi. Elde edilen hidrojellerin FTIR, XRD ve SEM analizleriyle karakterizasyonları yapıldı. TGA sonuçlarından en düşük çar yüzdesinin %10.5 ile CA-NaH-K-PEG ve MA-NaH-K-PEG hidrojellerine ait olduğu görüldü. Şişme testlerinde en yüksek denge şişme yüzdesi (DS%) saf suda %37089 ile MA-NaH-K-PVA hidrojelinden elde edilmiştir. Hidrojellerin pH duyarlı oldukları belirlendi. MA-NaH-K-PVA hidrojeli metilen mavisinin sulu çözeltilerden gideriminde adsorban olarak kullanıldı. Adsorpsiyon çalışmalarında Taguchi optimizasyon yöntemi uygulanarak adsorpsiyon kapasitesinin 833.33 mg/g olduğu belirlendi. İkinci aşamada sentezlenen A-NaH-K-PEG hidrojeli ultra saf suda en yüksek DS% %1315 değerine sahiptir. A-GM-NaH-K-PEG hidrojelinin PBS ve DMEM +%10FBS çözeltisinde en yüksek DS% değerine ulaştığı belirlendi. A-GM-K hidrojelinin en yüksek mekanik dayanıma (42.8 kPa) sahip olduğu tespit edildi. C2C12 hücrelerinin hidrojelerle olan etkileşimleri optik ve floresans mikroskopları ile incelendi.Doctoral Thesis Katkılı Tampon Tabakaların Organik Güneş Hücrelerinde Verimlilik Üzerine Etkileri ve Bu Hücrelerin Kimyasal Buhar Biriktirme Tekniği ile Enkapsülasyonu(Konya Teknik Üniversitesi, 2021) Yurtdaş, Semih; Karaman, Mustafa; Tozlu, CemBu tez çalışmasının birinci kısmında P3HT:PCBM aktif tabakalı polimer güneş hücresinin elektron taşıyıcı tabakası üzerinde çalışılmıştır. İlk olarak sol-jel yöntemi ile sentezlenen ZnO'in optimizasyonu yapılmış ve 0.1 M konsantrasyonda sentez, 2000 rpm hızında kaplama ve 150 °C sıcaklıkta tavlama ile en yüksek verime ulaşılmıştır. Daha sonrasında farklı ZnO sentez yöntemleri (sol-jel, nanokristal, çözelti prosesi) ile de aygıtlar yapılmış ve bu yöntemlerin avantaj ve dezavantajları karşılaştırılmıştır. Sol-jel yönteminin en uygun yöntem olduğu belirlendikten sonra Turkevich yönteminin biraz modifiye edilmesi ile sentezlenen Au np'ler ZnO'e hacimce farklı yüzdelerde katkılanmıştır. En yüksek verime (%3.48) %10 Au/ZnO'in kullanıldığı aygıt ile ulaşılmıştır. Tezin ikinci kısmında ise başlatıcılı kimyasal buhar biriktirme (iCVD) yöntemi ile hücreler enkapsüle edilmiş ve kararlılık deneyleri gerçekleştirilmiştir. Kararlılık deneylerinde O2 ve nemin aygıtlar üzerindeki olumsuz etkilerini net bir şekilde görebilmek için enkapsüle edilmeyen aygıtlar oda koşullarında, desikatörde ve glovebox içerisinde bekletilmişlerdir. Bunların yanı sıra enkapsüle edilen aygıtlar da oda koşullarında bekletilmişlerdir. Bu kapsamda aygıtlar, kesikli iCVD sisteminde PHFBA polimeri ile 100, 200 ve 300 nm kalınlıklarında enkapsüle edilmiş ve sekiz hafta süresince haftada bir olmak üzere ölçümleri alınmıştır. Sekiz hafta sonunda enkapsüle edilmeden oda koşullarında, desikatörde ve glovebox içerisinde bekleyen aygıtlar sırasıyla yaklaşık olarak %90, %60 ve %20 verim kaybına uğramışlardır. Enkaspüle edilen aygıtlarda ise bu değer yaklaşık olarak %30 düzeyinde bulunmuştur.Master Thesis Kükürt Atomu İçeren Farklı Kaliks[4]aren Amit Türevlerinin Hazırlanması ve Belirli İlaç Etken Maddelerini Algılama Özelliklerinin Kuartz Kristal Mikrobalans Sisteminde İncelenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Demir, Yasir; Tabakcı, MustafaBu çalışmada, amit grubu ve kükürt içeren kaliks[4]aren türevleri ile kaplanan QCM sensörlerin hazırlanması ve farklı ilaç etken maddelerine (ibuprofen, difenilhidramin, aminofenazon, naproksen, atenolol, parasetamol, fluourasil, L-askorbik asit) karşı sulu ortamda algılama özelliklerinin incelenmesi hedeflendi. QCM sisteminde kullanılacak farklı amit grupları ile türevlendirilmiş kaliks[4]aren KFA ve KPTA türevleri sentezlendi. Bu türevleri ve karşılaştırma için alkil grubu içeren kaliks[4]aren KPA türevi de sentezlendi. Elde edilen türevlerin yapı analizleri 1H-NMR spektroskopisi ile gerçekleştirildi. Sentezlenen kaliks[4]aren türevleri, QCM kristalleri üzerine çözeltide bekletme yöntemi kullanılarak kaplı QCM sensörleri hazırlandı. Sıvı temaslı sistem içerisinde kullanılan kaliks[4]aren türevi ile kaplı QCM kristalleri farklı konsantrasyonlardaki ilaç etken maddesi çözeltilerine karşı algılama çalışması gerçekleştirildi. Bu algılama çalışmasında kaliks[4]aren 4, KFA, KPTA ve KPA türevleri kullanıldı. Hem aromatik halkaya hem de karbonil ve amit grubuna sahip olması nedeniyle kaliks[4]aren KFA türevi, stokiyometrik oran açısından en etkili kaplama malzemesi olduğu ortaya çıktı. Kaliks[4]aren KFA türevi kullanılarak, farklı konsantrasyonlardaki ilaç etken maddelerine karşı algılama çalışmalarından elde edilen verilere göre, adsorpsiyon özellikleri Langmuir ve Freundlich izotermleri ile, bağlanma sabiti Scatchard izotermine göre hesaplandı. Kaliks[4]aren KFA türevi ile kaplanmış QCM sensörü ile farklı ilaç etken maddelerine karşı tekrarlanabilirlik çalışması gerçekleştirildi. Elde edilen sonuçlara göre, amit grubu içeren kaliks[4]aren türevleri ile kaplı QCM sensörleri, sulu ortamda farklı ilaç etken maddelerinin algılanması için etkili oldukları görüldü.Master Thesis Laktik Asidin Sulu Çözeltilerden Bitkisel Yağlar ve Trioktilamin Kullanılarak Tepkimeli Özütleme Yöntemi ile Geri Kazanımı(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Erdaş, Aybikenur; Martı, Mustafa EsenSon yıllarda karboksilik asitlerin kullanım alanlarının ve üretim maliyetlerinin artması ile birlikte çeşitli ortamlardan ayrımı daha da büyük bir önem kazanmıştır. Laktik asit (LA) endüstride en yaygın kullanılan karboksilik asitlerden biridir ve bu sebeple geri kazanımı ve saflaştırılması üzerine çalışmaların gerek akademik gerekse de endüstriyel önemi büyüktür. Amaca ulaşmak için çeşitli yöntemler test edilmiş ve kolay uygulanabilirliği, düşük maliyeti, yüksek verimi ve düşük enerji gereksinimi sebebiyle tepkimeli özütleme yönteminin diğerlerine göre daha avantajlı olduğu gösterilmiştir. Fakat süreçte kullanılan kimyasalların yüksek toksik etkisi alternatif organik faz çözücülerinin ortaya çıkarılmasını gerektirmiştir. Bu yüksek lisans tezinde, laktik asidin çeşitli çevre dostu seyrelticiler ve trioktilamin (TOA) özütleyicisi kullanılarak tepkimeli özütleme yöntemi ile sulu çözeltilerden geri kazanımı çalışılmıştır. Bulgular 1-oktanol ile elde edilen sonuçlar ile karşılaştırılmıştır. Çalışmada sekiz farklı bitkisel yağ (ayçiçek, aspir, badem, fındık, kanola, mısır, soya, susam yağları) test edilmiş ve en yüksek geri kazanım değerleri aspir yağı ile elde edilmiştir. Sistemin 45 dakikada dengeye ulaştığı ve artan çözelti pH değeri ve sıcaklık ile birlikte ayırma verimlerinin düştüğü gözlenmiştir. Aspir yağının organik faz seyrelticisi olarak kullanıldığı deneylerde artan TOA ve LA derişimi ile birlikte geri kazanım yüzdeleri artmıştır. Seyreltici olarak 1-oktanol kullanıldığında derişim etkisi başlangıç asit ve amin derişimine bağlı olarak değişmiştir. En yüksek geri kazanım verimleri aspir yağı ve 1-oktanol ile sırasıyla %83,1 (KD=4,905) ve %96,9 (KD=31,49) olmuştur. Yüksek LA derişimlerinde, iki farklı seyreltici ile elde edilen verimlerin birbirlerine çok yakın olduğu gözlenmiştir. Takip eden çalışmalarda organik fazdaki laktik asidin %99'dan fazlası ikinci sulu faza özütlenmiştir. Geri özütleyiciler arasında en yüksek geri özütleme verimine NaOH ile erişilmiştir. Bu yüksek lisans tezi bitkisel yağların laktik asidin tepkimeli özütlenmesi sırasında organik faz seyrelticisi olarak geleneksel zehirli organik çözücülerin yerine kullanılabileceğini açık bir şekilde göstermiştir.

