Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.13091/1624
Browse
Browsing Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Koleksiyonu by Department "Fakülteler, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümü"
Now showing 1 - 20 of 416
- Results Per Page
- Sort Options
Conference Object Adsorption Properties of Red Mud, Bauxite and Red Soils in Seydişehir (konya)? Akseki (antalya) Region(2023) Çelik Karakaya, Muazzez; Karakaya, Necati; Ruşen, Aydın; Ölçer, Derya; Edebali, SerpilArticle Akkise-yalıhüyük (konya) Arasının Stratigrafisi(2020) Turan, AhmetAkkise-Yalıhüyük (Konya güneyi) ve yakın çevresinde, otokton Geyikdağı Birliği ile allokton Bozkır Birliği’ne ait Mesozoyik istifleri ve bunları açısal diskordansla örten, Neojen-Kuvaterner yaşlı Neo-Otokton kaya birimleri gözlenmektedir. Geyikdağı Birliği altta bol rudistli neritik karbonatların oluşturduğu Geç Kretase yaşlı Saytepe formasyonu, üstte de çörtlü, killi pelajik kireçtaşı ve marnlardan yapılmış Kampaniyen-Maastrihtiyenyaşlı Alan formasyonu ile temsil olunur. Söz konusu bu otokton birimler, allokton Bozkır Birliğinin alt tektonik dilimine ait Maastrihtiyenyaşlı Hatip ofiyolitik melanjı ile tektonikbir biçimde üzerlenmektedir. Bölgedeki ikinci allokton dilimi ise çörtlü kireçtaşı, killi kireçtaşı-marn, radyolarit içerikli ve Geç Kretase’deoluşmuş pelajik istifleri kapsayan Boyalıtepe formasyonu oluştur. İnceleme alanının üst allokton paketi de, orta-kalın tabakalı, bol eklemli ve Orta Triyas-Jura yaşlı neritik karbonatlardan oluşan Gencek formasyonu ile temsil edilmektedir. Bölgedeki otokton ve alloktonlar ile Neo-Otokton kayaların sınırları, genelde faylı olup, bölgenin yarı peneplen-peneplen alanları, birer çöküntü sahası durumundadır. Bu çöküntülerin meydana getirdiği çanaklarda, Geç Miyosen-Erken Pliyosen sürecindeki göl transgresyonuile ilişkili bir biçimde, çakıllı-kumlu-çamurlu detritikler (Sille formasyonu), çamurlu-killi göl karbonatları (Ulumuhsine formasyonu), volkano-sedimentler (Küçükmuhsine formasyonu), dasitik-andezitik bileşimli volkanikler (Erenlerdağı volkanitleri) yer alır. İnceleme alanının en yeni çökelleri, Geç Pliyosen-Pleyistosen’de şekillenmiş olan dağ eteği-alüvyal yelpaze çökelleri (Topraklı formasyonu) ve Holosen sürecinde oluşa gelmiş alüvyonlardır.Conference Object Akkise-yalıhüyük (konya) Bölgesinin Bazı Tektonik Özellikleri(2019) Turan, Ahmet; Küpeli, ŞuayipConference Object Akkise-yalıhüyük (konya) ve Çevresinin Tektono-stratigrafisi(2019) Turan, Ahmet; Küpeli, ŞuayipConference Object Akşehir-tuzlukçu-bolvadin Çevresindeki Yüzey Deformasyonlarının Özellikleri ve Obruk Oluşumları(2022) Eren, Yaşar; Nalbantçılar, Mahmut TahirKüresel iklim değişikliği, artan sıcaklık, azalan yağış, artan kuraklık, tarımsal amaçlı olarak yeraltı suyunun aşırı kullanımı, nüfus artışı ve sanayinin gelişimine bağlı olarak artan su tüketimi Orta ve Batı Anadolu bölgelerinde yer altı su seviyesinin düşmesine yol açmıştır. Yeraltı sularındaki düşümün arazideki en büyük göstergelerinden biri de yörede yaygın yüzey deformasyonlarının oluşumudur. Son yıllarda Tuzlukçu-Akşehir ve Eber Gölü çevresinde önemli uzunluk ve genişliklerde yüzey faylanması, yüzey yarıkları ve küçük çaplı obruklar oluşmuş ve oluşmaya devam etmektedir. Akşehir ve Tuzlukçu arasında Akşehir Gölü güneydoğusunda Sorkun, Tuzlukçu batısında ve Tuzlukçunun doğusunda Çöğürler civarında, yüzey yarıkları, yüzey faylanması ve küçük ölçekli obruklar bulunur. Yüzey kırıkları KD-GB ve K70-80D gidişlidir. 150-2 km uzunluğuna sahip yüzey yarıklarında 1-50 cm civarında yatay açılma ve 50 cm’ye varan düşey atım gözlenmiştir. Yarık ve yüzey faylanmasının geliştiği yerlerde çapı 1-2 m ye varan obruklar da bulunur. Yarıklar boyunca derinlik görünürde 4 m ye ulaşmaktadır Yüzey deformasyonlarına bağlı olarak gelişmiş yapılar özellikle Eber Gölü’nün doğu ve batı kenarına yakın kesimlerde yoğunlaşmıştır. 2021 itibariyle 15 farklı bölgede gelişen yüzey kırıklarının uzunlukları 150 m ile 4 km arasında değişmektedir. Eber Gölü doğusunda ise toplam 8 km uzunluğunda ve 2 km genişliğindeki zon içinde farklı iki takım şeklinde gelişmişlerdir. Eber gölü doğusunda Yeni Karabağ çivarında K40-600B ve K30-400D doğrultusunda 150m -1km uzunluğunda yüzey faylanmaları bulunur. Yarıkların derinlikleri görünürde 5 m ye varmakta yatay açılmalar 1 m’yi geçmektedir. Yüzey faylanması boyunca 60 cm düşey atımı bulunur. Yüzey kırıkları boyunca oluklama sonucu oluşmuş küçük obruklara rastlanır. Çapları 1-2 m arasındadır ve derinlikleri 40 cm civarındadır. Yüzey faylanmaları Çukurcak ve Akşehir Fay zonlarına paralel gelişim göstermektedir. Eber Gölü batısında yaygın yüzey yarıklarına rastlanır. Bolvadin merkezdeki yüzey kırıkları Bolvadin Fayı’nın güneybatıya doğru devamında yüzeylemektedir. Merkezde 25 m genişliğinde bir zon şeklinde izlenen kırık boyunca 1m yi aşan yatay açılma ve 1 m’ye varan düşey atım gözlenir. Bolvadin doğusunda ise yaklaşık 6 km genişliğinde ve 10 km uzunluğunda bir zon boyunca KKD-GGB ve ortalama D-B gidişli iki takım gözlenir. KKD-GGB gidişlilerin uzunlukları 500m - 2km arasında değişir ve toplam 10 km uzunluğunda gözlenir. Yarıkların genişlikleri 1,5 m’ye varmakta derinlikleri ise 4 m’yi geçmektedir. Yeryüzeyinde 1 m’yi aşan düşey çökmeler görülür. Yine yüzey faylanması boyunca oluşmuş 1-2 m çaplı obruklar vardır. Aynı kesimde aykırı gelişen takım ortalama D-B gidişlidir. Kırıkların yönelimi D-B ve K500B arasında değişim sunar. Güneydeki yüzey kırıkları 550-600 m uzunlukta olup Bolvadin Sanayisi Sitesi’nin güneyindeki binalara kadar uzanmakta ve onları deforme etmektedir. Yarıkların genişlikleri 1m yi aşmakta ve düşey atım 50 cm’ye kadar varmaktadır. Zon boyunca çapı 2 m’ye varan yaklaşık 1 m derinliğinde obruklar bulunur. Yeraltı suyu seviyesinin daha da düşmesi ile oluşabilecek yüzey kırıklarının göl havzaları içerisinde gelişmesi bu havzaların tabanındaki geçirimsiz seviyelerin yarılarak gelecek yıllarda yüzeyde su birikimini engelleyebilecek ve yüzeye yakın seviyelerde geçirimsiz seviyeler arasında hapsedilmiş suların daha aşağılara taşınmasına yol açabilecek tehlikeleri barındırmaktadır.Conference Object Aladağ (konya) Yükseltisinin Jeolojik Özellikleri(Farabi Publishing, 2022) Coşkuner, Berkant; Eren, YaşarBu çalışmada Aladağ (Konya) çevresinde yüzeyleyen Geç Paleozoyik - Mezozoyik yaşlı kayaçların jeolojik özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. İnceleme alanında Permiyen’ den günümüze kadar oluşmuş değişik kökenli kayaçlar yüzeylemektedir. Orta - Geç Permiyen yaşlı düşük dereceli metamorfizmaya uğramış mermer – dolomit mermer, fillit, grafit fillit ve beyaz renkli metakuvarsit ardalanmasından oluşan Derbent Formasyonu inceleme alanı içerisindeki en yaşlı birimi oluşturmaktadır. Birim üzerine uyumlu olarak Triyas yaşlı düşük dereceli metamorfizmaya uğramış kireçtaşı, şeyl, kuvarsit ve kumtaşı ardalanmasından oluşan Aladağ Formasyonu gelmektedir. Aladağ Formasyonu üstte, koyu gri renkli düşük dereceli metamorfizmaya uğramış dolomit, dolomitik kireçtaşından oluşan Geç Triyas - Erken Jura yaşlı Kızılören Formasyonu tarafından uyumlu bir şekilde örtülmektedir. Kızılören Fromasyonu gri, açık gri, beyaz renkli kristalize kireçtaşından oluşan Triyas – Kretase yaşlı Lorasdağ Formasyonu ile yanal düşey geçişe sahiptir. Yukarıda değinilen tüm birimler Miyosen yaşlı birimler ve Kuvaterner yaşlı alüvyonlar tarafından uyumsuz olarak örtülmektedir. İnceleme alanındaki Paleozoyik - Mezozoyik yaşlı kayaçlar Miyosen öncesindeki orojenik hareketlerle deformasyona uğrayarak kıvrımlı ve klivajlı yapılar kazanmışlardır. Ayrıntılı mesoskopik yapısal analizlere dayanan incelemelerde Paleozoyik – Mezozoyik yaşlı bririmlerin çokevreli deformasyona uğrayarak Tip 1 ve Tip 3 türü kıvrımlanmış kıvrım yapıları kazandıkları tespit edilmiştir. Yine Alpin olaylarla, bölgesel ölçekli klivajlar gelişmiş ve inceleme alanındaki birimler düşük dereceli metamorfizmaya uğramıştır.Conference Object Aladağ-yatağan-kızılören (konya Güneybatısı) Arasındaki Bölgede Yer Alan Volkanik Kayaçların Maden Potansiyelinin Araştırılması(2018) Solgun, Evren; Öztürk, AlicanAraştırma bölgesi, Konya ili Selçuklu ve Beyşehir ilçeleri arasında yer alan Aladağ-Yatağan- Kızılören kasabalarını kapsayan yaklaşık 80 km2 genişliğinde bir alandır. İnceleme alanında Üst Triyas’tan Güncel Holosen’e kadar değişen farklı yaşlarda kayaç türlerinden oluşan birimler yüzeylemektedir. En altta çakıltaşı, kumtaşı, kireçtaşı ardalanmalı Alt Triyas yaşlı Aladağ formasyonu, laminalı kireçtaşı ve dolomitik kireçtaşından oluşan Üst Triyas-Alt Jura yaşlı Kızılören formasyonu bulunmaktadır. Bu birimler üzerine açılı uyumsuzlukla Üst Miyosen- Pliyosen yaşlı gölsel kireçtaşı, marn, kumtaşı ve çamurtaşından oluşan Ulumuhsine formasyonu ile alttaki birimleri keserek yüzeyleyen tüf-tüfit, volkanik breş, andezit ve dasitten yapılı Erenlerdağı volkanitleri (Sulutas-Küçükmuhsine) gelmektedir. Bu birimlerin üzerine de ise açılı uyumsuzlukla gelen konglomera, çamur ve kum depoları ile az oranda laminalı kalişten oluşan Pleistosen yaşlı Topraklı formasyonu ve en üstte de açılı uyumsuzlukla gelen Alüvyon bulunmaktadır. İnceleme alanında metalik maden zuhurları (demir, bakır), endüstriyel hammadde ve doğal yapı malzemeleri oluşumları (kil, tras ve pomza, dasit, andezit) bulunmaktadır. Ayrıca bölgede hidrotermal aberasyonla silisleşmiş ve killeşmiş bölgeden alman bir numunede 943 ppm bakır tespit edilmiştir. Kaya ve plaser örneklerinin kimyasal analizleri (ana oksitler, eser elementler ve nadir toprak elementleri) ve istatistiksel yorumları yapılmıştır. Aladağ-Yatağan-Kızılören bölgesinin kayaç numunelerinde ortalama olarak SiO2 (62,13 %), Fe2O3 (6.22 %), A12O3 (14.99 %), Ag (0.04 ppm), Au (0.02 ppm), Ba (877 ppm), Cu (61 ppm), Mo (4 ppm), Pb (25 ppm), Zn (47 ppm) ve plaser numunelerinde ise ortalama olarak SiO2 (58,01 %), Fe2O3 (7.01 %), A12O3 (16.62 %), Ag (0.04 ppm), Au (0.02 ppm), Ba (586 ppm), Cu (18 ppm), Mo (2 ppm), Pb (17 ppm), Zn (95 ppm) analizleri yapılmıştır. Kayaçlarda yapılan jeokimyasal çalışmalara göre ortalama IREE = 196.41, ZHREE (La-Nd) = 175.78, ZMREE (Sm-Ho) = 16.01 and ILREE (Er-Lu) = 4.62 ve plaserlerde ZREE = 280.53, EHREE (La-Nd) = 204.97, ZMREE (Sm-Ho) = 69.56 and ILREE (Er-Lu) = 6.01 oranı analiz edilmiştir. İnceleme alanında metalik maden, endüstriyel hammaddeler ve doğal yapı malzemeleri bakımından önemli bir potansiyelin olduğu ve bu konularda daha detaylı çalışmaların yapılmasın uygun olacağı düşünülmektedir. Teşekkür Bu çalışma, Selçuk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Jeoloji Mühendisliği Bölümünde Aladağ- Yatağan-Kızılören ilçeleri (Güneybatı Konya) arasındaki bölgede volkanik kayaların cevher potansiyeli hakkında araştırmaların yapıldığı yüksek lisans tezinin bir bölümünü içermektedir.Conference Object Almus (tokat) Yöresindeki Jasper Oluşumlarının Jeolojik ve Gemolojik Özellikleri(Nevşehir Hacı Bektaşi Veli University, 2018) Arık, Fetullahİnceleme alanı Tokat İl merkezinin 36 km batısında Almus Baraj Gölü’nün kuzeydoğu kıyısındaki Kuruseki Köyü’nün güneyinde yer almaktadır. Zengin süstaşı yataklarına sahip olan Tokat’ta kalsedon, krizopras, agat, kuvars, opal, ağaç opali ile birlikte bir tür mikrokristalin kuvars/kalsedon olan jasper oluşumları bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı jasper oluşumlarının Kuruseki Köyü ve yakın çevresinin jeolojik özellikleri, jasperin içinde bulunduğu kayaçlarla ilişkileri, mineralojik-petrografik özellikleri ile süstaşı olarak işlenebilirliklerinin araştırılmasıdır. Kuruseki yöresinde temeli Paleozoyik-Mesozoyik yaşlı mermer, fillit, metabazit, serpantinit, mikaşist ve amfibolit gibi metamorfik birimlerle temsil edilen Tokat Masifi oluşturmaktadır. Tokat Masifi Orta Geç Eosen yaşlı çakıltaşı, andezitik-bazaltik lav ve dayklar, tüf, aglomera, volkanik breş, çamurtaşı, kumtaşı ve şeyl ardalanmasından oluşan volkano sedimanter Almus Volkanikleri tarafından uyumsuz olarak örtülmektedir. Neojen yaşlı çakıltaşı, kumtaşı ve kireçtaşlarından oluşan Gökköy formasyonu ise diğer birimleri uyumsuz olarak örtmektedir. Jasper oluşumları volkanosedimanter Almus içindeki volkanik breş, volkanoklastik kumtaşları ve çamurtaşlarının içinde KB-GD doğrultulu bir fay boyunca gözlenmektedir. Jasperler yer yer birkaç metre boyutuna ulaşan büyük bloklar, damarlar ve iri yumrular halinde gözlenmektedir. Jasper bloklarının rengi kırmızı, kırmızımsı kahve, turuncu ve sarıdır. Damarlar ve yumrular boşluğun dışından itibaren bazen simetrik yapıda ve değişik renk ve desenlerde agat bantları ve kalsedon ile doldurulmuştur. Bazı boşluklarda iri kristalli kuvarslar vardır. Selçuk Üniversitesi SÜKOP Süstaşı Uygulama ve Araştırma Atölyesinde yöreden derlenen jasper örneklerine kabaşon, bilye ve plaka üretimleri için kesme, aşındırma ve parlatma işlemleri uygulanmıştır. Parlatılmış jasperlerden yüzük, kolye, küpe, broş, bileklik, tespih ve anahtarlıklar yapılmıştır. Kuruseki jasperleri sertlik, sağlamlık, renk çeşitliliği, cila alma, ışık yansıtma özellikleri bakımından süstaşı olarak kullanılabilir niteliktedir. Bölgenin jasper rezervinin hesaplanması ve süstaşı olarak işlemesi halinde yöre ekonomisine canlılık katacaktır.Conference Object Altınapa Havzasının (kb Konya ) Vadi Tabanı Genişliği-vadi Yüksekliği Oranı (vf) İndisi İle Morfometrik Analizi(Tübitak, 2019) Eren, Yaşar; Coşkuner, Berkant; Demircioğlu, RamazanBu çalışmada Vadi Tabanı Genişliği-Vadi Yüksekliği Oranı İndisi (Vf) kullanılarak Altınapa havzasındaki vadi profillerinin tektonik hareketler ve litolojik değişimler ile olan ilişkilerinin ortaya konması ve yörenin göreli tektonik aktivitesinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada 5x5 pixel çözünürlüklü SYM-Sayısal Yükseklik Modeli (DEM) görüntüsü kullanılmıştır. SYM ile ArcGIS 10.00 programı kullanılarak yöredeki drenaj ağları ve ilişkin akaçlama havzaları oluşturulmuştur. Havzanın kuzeydoğu kesiminde 21, güneybatı kesiminde 30 olmak üzere toplam 51 yan kol ve ana kanal boyunca yaklaşık 200 noktada vadi profilleri çıkarılmıştır. Bu profillerden Vadi Tabanı Genişliği-Vadi Yüksekliği Oranı İndisi (Vf) hesaplanmış ve bu değerlerin havza içindeki dağılımı ortaya konmuştur. Ortalama KB-GD gidişli Altınapa Havzası 623,5 km2 lik bir alana sahiptir. Havza yaklaşık 43 km uzunluğunda ve 26 km genişliğindedir ve Konya Fay Zonu tarafından askıya alınmış bir teras özelliğindedir. Egemen olarak BKB-DGD gidişli normal faylarla şekillenen havza, güneydoğuda KKD-GGB gidişli Konya Fay Zonu, kuzeyde yaklaşık K-G gidişli Derbent Fayı ile sınırlıdır. Yörenin önemli diğer faylarını ise yaklaşık D-B gidişli Lorasdağı, Tepekent, Selahattin, Ulumuhsine, Tatköy ve Güneyçalbaşı fayları oluşturmaktadır. Havzayı sınırlayan faylarla oluşmuş yükseltilerde (horstlarda) Paleozoyik-Mesozoyik yaşlı düşük dereceli metamorfik kayaçlar, Mesozoyik yaşlı ofiyolit ve ofiyolitik melanj yüzeylemektedir. Yükseltilerden itibaren havza içlerine doğru Miyosen-Pliyosen karasal-gölsel çökeller ile volkanik ve volkano-klastik kayaçlar yaygınlık sunar. Ana kanalın bulunduğu kesimde ise yer yer genişliği 1 km ye varan Kuvaterner yaşlı alüvyonlar yüzlek vermektedir. Altınapa Havzasının ana kanalı 53.400 km profil, 38,350 km yatay uzunluğa sahiptir ve harita görünümünde Z şekillidir. Ana kanal kuzeybatıda ve güneydoğuda yaklaşık doğu-batı gidiş sunarken orta kesimde ise KB-GD gidiş sunmaktadır. Z- şekilli bu geometri havzanın KB ve GD kesimlerde genç fay zonları tarafından kesilmesiyle oluşmuştur. Ana kanalın ortalama Vf değeri 2,4 iken, kuzeybatıda 1.35, orta kesimlerde 4.03, Konya Havzasına açıldığı ve Konya Fay zonu tarafından kesildiği kesimde ise 0,85 olarak saptanmıştır. Havzanın kuzeydoğu kesiminde bulunan yan kanallara ait Vf değerleri 0,3-5.7 arasında değişmektedir ve ortalama değer 1.4’tür. Güneybatı kesimindeki değerler ise 0,3-3,5 arasında değişmekte ve 1.1 ortalama değere vermektedir. Tüm Havza içinde Vf indisi 0,14 ile 15,5 arasında değişim sunmaktadır. Alan içindeki ortalama Vf ise 1.36 olarak belirlenmiştir. Vf değerlerinin havza içindeki değişimini yansıtan yoğunluklar ana olarak dört bölgede anomali vermiştir. Havzanın güney kesimindeki anomali litolojik özelliklerden ziyade yöredeki tektonik hatlarla ilişkilidir. Bu kesimdeki anomali Lorasdağı Fayına paralel uzanım sunmaktadır. Batı kesimindeki anomali ise büyük bir olasılıkla Aladağ horstunun yükselimi ile ilişkilidir. Oldukça fazla litolojik değişimin gözlendiği kuzey kesimde anomalinin litolojik sınırlara bağlı olmadan devam etmesi de bu anomalinin egemen olarak yöredeki doğu-batı gidişli normal faylardan kaynaklandığını göstermektedir. Havzanın doğu kesimindeki anomali de Tatköy fayı ile ilişkilidir. Vf-değerleri sınıflamasına göre Havzanın güneyi ve batı kesimleri orta-yüksek dereceli tektonik aktivite ile karakterize olurken, orta ve doğu kesimleri düşük ve çok düşük tektonik aktivite göstermektedir.Book Part Altınapa Stromatolit ve Onkolitlerinin (konya) Oluşumu, Tipleri ve Jeoturizm Potansiyeli(Gece Kitaplığı, 2020) Parlar, Şeyda; Eren, YaşarConference Object Analysis of Yelbeyi (bozkir – Turkey) Manganese Mineralization With Geostatistical Methods(2022) Öztürk, Alican; Horasan, Bilgehan Yabgu; Demir, AbdülhekimArticle Citation - WoS: 8Citation - Scopus: 8Ancient Isaura Quarries in and Around Zengibar Castle (bozkir, Konya), Central Anatolia, Turkey(SPRINGER HEIDELBERG, 2020) Gökçe, Mehmedi Vehbi; İnce, İsmail; Okuyucu, Cengiz; Doğanay, Osman; Fener, MustafaZengibar Castle was built by the Isaurian during antique ages on the summit of Mount Asar, approximately 20 km west of the town of Bozkir, Konya, Turkey. The aims of this study are to determine the lithological, petrographic, and mechanical characteristics of the building stones that were used to construct the walls and buildings in Zengibar Castle in order to determine the quarrying techniques of these stones and to determine which structures they were used in. A number of antique quarries of various sizes were located in Isaura, four of which produced a significantly higher volume of building stones. These antique quarries were mostly located on hillsides in carbonate rock of the Late Triassic Dutdere formation located in the Bolkardagi Units and were run phase by phase. The porosity range of the rocks was found to be between 0.85 and 0.90% and the dry density and uniaxial compressive strength were found to range from 2.67 to 2.68 g/cm(3)and 83.10 to 96.60 MPa, respectively. The results of this study suggest that the stones that were quarried in these quarries were used as the main building material or flooring material in various constructions in Zengibar Castle, including religious buildings such as temples and chapels, social buildings such as dwellings, theaters, baths, fountains, and cemeteries, defense and security structures such as watchtowers, fortification walls, and city gates, in monumental tombs, and in stones in which reliefs and inscriptions were carved.Conference Object Ankara Bölgesinde Jura Döneminde Tektonik Kontrollü Gelişen Sedimanter Havzadaki Önemli Sinsedimanter Tektonik Yapılar ve İlişkili Litofasiyesler(Asos Yayınları, 2019) Delikan, Arif; Orhan, HükmüHettanjiyen-Oksfordiyen zaman aralığında etkili olan tektonizmayla şekillenen havzada çökelen istif Ankara çevresinde 3 farklı bölgede (Hacettepe Beytepe Kampüsü, Kösrelik ve Hasanoğlan bölgeleri) yüzlek vermektedir. İstif içerisinde Hettanjiyen-Sinemurian, Toarsiyen ve Kalloviyen-Oksfordiyen zamanlarında gelişmiş neptuniyen dayklar, yanal düşey fasiyes değişimleri, sert zemin oluşumları, Ammonitico-Rosso fasiyesinde farklı zamanlarda meydana gelen tekrarlanma, kondanse düzeyler ve istif içerinde yer alan çökelmezlik düzeyleri (hiyatüs) havzanın nasıl şekillendiği hakkında önemli veriler sunmaktadır. Hettanjiyen döneminde havzanın kuzeydoğu kesiminde (Kösrelik ve Hasanoğlan bölgeleri) kalın konglomeratik düzeyler ile başlayan istif havzanın güneybatı kesiminde (Hacettepe Beytepe Kampüsü) oldukça ince kırıntılı düzey veya gel-git karbonat çökelleri ile başlamaktadır. Hettanjiyen-Sinemuriyen döneminde yanal ve düşey yönde oldukça karmaşık kıyı fasiyesi çökellerinin izlendiği bu bölgede yoğun tektonik faaliyet neticesinde sığ çökellerde yarıklar ve çatlaklar meydana gelmiştir. Deniz seviyesinde meydana gelen değişimlere bağlı olarak birçok kez su üstü olan deniz tabanındaki çatlaklar ve yarıklarda karstlaşmalar ve bu karstik düzeyleri dolduran denizel sedimanlar önemli veriler ortaya koymuştur. Dolgu sedimanlarında izlenen farklı tabakalanma şekilleri sinsedimanter tektonizmanın deniz tabanının konumunda meydana getirdiği deformasyonları göstermektedir. Aynı zamanda yoğun sismik aktivite ile gelişen düzensiz deniz tabanı topografyası yanal yönde litofasiyeslerin farklılaşmasına, bazı bölgelerde aşınmaya bağlı bazı çökellerin yok olmasına veya hiç çökelmemesine neden olmuştur. Ölçülü stratigrafik kesitlerde kısa mesafelerde gözlenen farklılıklar bu durumun en güzel kanıtıdır. Benzer olayların Toarsiyen ve Kalloviyen-Oksfordiyen dönemlerinde de izlenmesi, neptuniyen daykların ve birlikte bulunan kayma kıvrımlarının tektonizmayla alakalı olduğu açıktır. Özellikle neptuniyen daykların üzerinde gelişen sert zemin oluşumları önemli hiyatüsleri de gösterebilmektedir. Bölgedeki en büyük sismik aktivite Kalloviyen-Oksfordiyen döneminde gelişmiştir. Bu dönemde metrelerce uzunluğunda derin yarıklar oluşmuştur. Bu yarıklar yoğun slump kıvrımları içeren Ammonitico- Rosso fasiyesi ile örtülmüştür. Oksfordiyen döneminde tüm Ankara bölgesinde sığ-açık denizel bir ortamı karakterize eden pelajik oolitik fasiyesler çökelmiştir. Bu da Oksfordiyen’de Ankara bölgesinin büyük bir Pelajik Karbonat Platformu olduğunu göstermektedir.Conference Object Apak-beşağıl (karapınar, Konya) Çevresinin Jeolojisi ve Obruk Oluşumları(Liberty Academic Publishers, 2023) Dülger, Alper; Arık, FetullahBu çalışma Konya ili Karapınar ilçesinin batısında bulunan Apak ve kuzeybatısında bulunan Beşağıl arasında kalan bölgenin jeolojik özellikleri ile bölgedeki obrukların dağılımı ve çevresel etkilerinin değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bölgede MesozoyikSenozoyik yaşlı birimler yüzeylemekte olup Triyas-Jura yaşlı Kızılören formasyonu, JuraKretase yaşlı Lorasdağı formasyonu ve Üst Kretase yaşlı Midostepe formasyonu çalışma alanının temelini oluştururken Üst Kretase yaşlı Hatip Ofiyolitli Melanjı temel birimlerin üzerinde tektonik dokanakla yerleşmiştir. Mesozoyik yaşlı birimler Üst Miyosen-Pliyosen yaşlı İnsuyu formasyonu ile uyumsuz olarak örtülürken Pleyistosen yaşlı Divanlar ve Eğilmez formasyonları bu birimi uyumsuz olarak örtmektedir. Üst Miyosen-Alt Pliyosen yaşlı Karacadağ volkanitleri daha yaşlı birimleri keserek yüzeylemektedir. Geç PleyistosenHolosen yaşlı Hotamış formasyonuna ait Börücekyayla, Küpbasan, İsmil, Sazlıpınar ve Bataklık üyeleri diğer birimleri uyumsuzlukla örterken güncel ve eski akarsu çökelleri ile taraça çökelleri ile temsil edilen Alüvyonlarla uyumsuz olarak örtülmektedir. Çalışma alanı içerisinde 50 adedinin derinliği 1-76 m arasında, 7 adedinin derinliği 1 m’den daha sığ olmak üzere toplam 57 adet obruk tespit edilmiştir. Ölçümleri yapılan obrukların kısa eksenleri 2.2 m ile 207 m, uzun eksenleri ise 2.5 m ile 650 m arasında değişmektedir. Çalışma alanında bulunan obrukların 40’ı İnsuyu ve 17’si Hotamış formasyonunun içinde yer almaktadır (Börücekyayla: 10, Sazlıpınar: 7). Bölgede imar planlamaları için yapılan sığ sondajlarda ve jeofiziksel araştırmalarda örtülü boşluk sayılabilecek bazı anomaliler tespit edilmiş olup bazı obrukların çevresinde konsantrik yarıklar bulunmaktadır. Bölgede yapılan derin sondajlarda ise farklı seviyelerde ve farklı büyüklüklerde örtülü boşluklar belirlenmiştir. Obrukların bazıları aktif olarak kullanılan tarım arazilerinde oluşurken bazı obruklar yerleşim alanları, ulaşım ağları, enerji iletim hatlarına oldukça yakındır. Obruk oluşumları nedeniyle yerleşim, tarım, ulaşım, enerji ve diğer alt yapı yatırımları ile insan ve diğer canlıların zarar görmemeleri, can/mal kayıplarının en aza indirilmesi için daha detaylı jeofiziksel araştırmalar ve sondaj çalışmaları gerçekleştirilerek yeraltındaki örtülü boşlukların tespit edilmelidir. Yerleşim alanları ve diğer alt yapı yatırımları için yapılan imar planına esas çalışmalarda doğru yer seçimi için obruk araştırmalarında elde edilen verilerden yararlanılması uygun olacaktır.Article Citation - WoS: 5Citation - Scopus: 3Ar-Ar Geochronology and Sr-Nd Isotopic Systematics of the Post-Collisional Volcanic Rocks From the Karapinar-Karacadag Area (central Anatolia, Turkey): an Alternative Model for Orogenic Geochemical Signature in Sodic Alkali Basalts(Ceska Geologicka Spolecnost, 2022) Gençoğlu Korkmaz, Gülin; Kurt, Hüseyin; Asan, Kürşad; Leybourne, MatthewThe Plio???Quaternary post-collisional volcanism in the Karap??nar area is represented by two occurrences: (1) Karacada?? Volcanic Complex (KCVC) and (2) Karap??nar Volcanic Field (KPVF). The investigated volcanic units are the southwes-tern part of the Neogene to Quaternary Cappadocia Volcanic Province (CVP) in Central Anatolia. The CVP generally displays calc???alkaline affinity in the Late Miocene to Pliocene rocks, but both calc-alkaline and sodic alkaline affinity in the Plio???Quaternary rocks, all of which have an orogenic geochemical signature. Such a volcanic activity contradicts the Western and Eastern Anatolian volcanism characterized by anorogenic OIB-like sodic alkaline volcanic rocks postdating early orogenic calc???alkaline ones. We hypothesize that such temporal and geochemical variations in the investigated rocks result from crustal contamination and present major and trace element chemistry and Sr???Nd???Pb???O isotope geochemistry, coupled with 40Ar/39Ar geochronology data to restrict the genesis and evolution of the rocks. The Neogene Karacada?? volcanic rocks are represented by lava flows, domes and their pyroclastic equivalents constituting a stratovolcano, and dated by new 40Ar/39Ar ages of 5.65 to 5.43 Ma. They are mainly composed of andesitic, rarely basaltic, dacitic and trachytic rocks and have a calc???alkaline character. Constituting a monogenetic volcanic field, the Quaternary Karap??nar volcanic rocks are typically formed by cinder cones, maars and associated lavas, including xenoliths and xenocrysts plucked from the Karacada?? rocks. They comprise basaltic to andesitic rocks with a transitional affinity, from sodic alkaline to calc???alkaline. Both the Karacada?? and Karap??nar volcanic rocks display incompatible trace element patterns rather characteristic for orogenic volcanic rocks. The Sr, Nd and Pb isotopic systematics of both units show a relatively narrow range, but their ??18O values are markedly different. The Karacadag volcanic rocks have ??18O values ranging from 7.5 to 8.9 ???, resembling those of subduction-related basalts, but the Karap??nar volcanics have ??18O ratios between 5.7 and 6.5 ??? corresponding to OIB-like rocks. Additionally, ??18O values and 87Sr/86Sr ratios correlate positively with SiO2 in the rocks, indicating that contamination played an important role during differentiation processes. All the data obtained suggest that the Karacada?? basaltic rocks stemmed from a subduction-modified lithospheric mantle source. On the other hand, the origin of the Karap??nar basaltic rocks can be explained in terms of OIB-like melts contaminated with the Karacada?? volcanic rocks to gain orogenic geochemical signature, which may be an alternative model for the origin of the CVP sodic alkali basalts.Book Part Ardıçlı Mahallesi (konya, Türkiye) Çevresindeki Yalıtepe Formasyonu Stromatolitik Kireçtaşlarının Fasiyes Özellikleri(Bidge Yayınları, 2024) Özkan, Ali Müjdat; İnce, İsmailConference Object Conference Object Aşağı Sakarya Jeotermal Alanının Hidrojeokimyasal İncelenmesi(TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Yayınları, 2019) Göllü, Ertan; Bayram, Ali FeratBu çalışmada Aşağı Sakarya jeotermal alanının hidrojeolojik ve hidrojeokimyasal özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Sakarya kıtası ve Rodop-Pontid (İstanbul-Zonguldak Zonu) fragmentinin, birbirlerine yaklaşması sonucu oluşan metamorfizma ve bölgede oluşan Kuzey Anadolu Fayı çalışma alanının evrimsel jeolojisini ortaya koymaktadır. İnceleme alanındaki kaya birimleri, Batı Pontid zonu, Armutlu-Almacık-Arkotdağı zonu, Sakarya zonu ve örtü birimleri adı ile dört ana başlıkta incelenmiştir. Isı kaynağı, Kuzey Anadolu Fayı’na bağlı magmatik sokulumlar düşünülebilir. Rezervuar kaya ise gerek Sultaniye metamorfikleri içerisindeki kalk şist ve mermer düzeyleri gerekse Abant formasyonu içerisindeki kireçtaşları ve mermer bloklarıdır. Metamorfik kayaçların killi şist düzeyleri kendi içerisinde örtü kayayı oluştururlar. Abant formasyonunun filiş karakteri gösteren seviyeleri ile şeyl ve çamurtaşı düzeyleri örtü kayayı oluşturur. Çaycuma, Yığlıca ve Örencik formasyonları genel anlamda geçirimsiz olup geçirimsiz düzeyleri örtü kayayı, taneli kısımları da bölgesel olarak ikincil rezervuarı oluşturur. Çalışma alanında yedi farklı lokasyondan su örnekleri alınmış ve bu örneklerde katyon, anyon ve izotop analizleri yapılmıştır. İnceleme alanındaki sular genel olarak Na-Cl, Ca-Cl ve Na-Ca-Cl tipi sular olarak sınıflandırılabilir. Baskın katyon ve anyonlar bölgesel olarak değişmektedir. Örnekleme yapılan jeotermal suları Cl-SO-HCO üçgen diyagramına göre çevresel su sınıfına girmektedir. İnceleme alanındaki sıcak sular Giggenbach diyagramına göre genel olarak olgun olmayan sular sınıfına girerken bir örnek kısmen denge durumda olan sular sınıfına girmektedir. Termal suların silis jeotermometrelerine göre hesaplanan rezervuar sıcaklıkları genel olarak 18 °C- 152 °C arasında değişmektedir. Katyon jeotermometreleri ile hesaplanan rezervuar sıcaklıkları ise 32 °C- 338 °C arasındadır. İnceleme alanında açılan jeotermal kuyu ve termal kaynakların 20 °C – 89 °C arasında değişen kaynak ve rezervuar sıcaklık değerleri dikkate alındığında silis jeotermometrelerinin katyon jeotermometrelerine göre daha sağlıklı sonuçlar verdiği görülmektedir. Termal suların δ²H değerleri -81,47 ile -71,63 arasında değişirken δ¹O değerleri ise -11,97 ile -7,05 değişim göstermektedir. δ¹O- δ²H grafiğine göre bölgede sıcak suların oksijen içeriğinin kaya-su etkileşimine bağlı olarak arttığı belirlenmiştir. Sıcak su numunelerinde kalsit, dolomit, aragonit, jips, anhidrit, kuvars ve kolsedon minerallerinin doygunluk indeksi hesaplamaları değerlendirilmiştir. Bütün numunelerin ortak özellikleri dolomit, kalsit ve aragonit minerallerinin aşırı doygun olması ile kuvars, jips ve anhidrit minerallerinin doygun olmamasıdır.Conference Object Aşağıpınarbaşı (selçuklu-konya) Çevresindeki Kırık Hatlarının Obruk Oluşumları ile İlişkisi(TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Yayınları, 2022) Delikan, Arif; Coşkuner, Berkant; Dülger, Alper; Arık, Fetullah; Arslan, ŞükrüBu çalışma Konya ilinin yaklaşık 25 km kuzeydoğusunda bulunan Aşağıpınarbaşı Mahallesi (Selçuklu-Konya) çevresinde belirlenen yeni kırık hatlarının obruklar ili ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. İnceleme alanında temeli Geç Miyosen - Pliyosen yaşlı İnsuyu formasyonu oluştururken Pleyistosen-Holosen yaşlı Hotamış formasyonu ve Holosen yaşlı Karahüyük ve Konya formasyonu bu birimi uyumsuzlukla örtmektedir. Konya kent merkezine oldukça yakın olan inceleme alanında derinlikleri 2 m’ye kadar olan 71 adet obruk tespit edilmiştir. Bölgedeki obrukların 39’u Konya-Ankara YHT hattının batısında 32’si ise hattın doğusunda yer almaktadır. Ayrıca Konya-Ankara Karayolunun doğusunda da 2 adet obruk tespit edilmiştir. Bölgede Konya Fay Zonuna paralel olarak uzanan uzunluğu 1.6 km genişliği 3 metreye kadar izlenen düşey atımı 3 metreye ulaşan yeni bir normal fay (Pınarbaşı Fayı) gelişimi mevcuttur. Pınarbaşı Fayı’nın düşen bloğunda fay ile ilişkili gelişen obrukların derinlikleri 0,15 m ile 2 m arasında değişmektedir. Obrukların uzun eksenleri 1 - 110 m, kısa eksenleri 1 - 90 m arasında değişmektedir. Yerleşim bölgelerine, hızlı tren hattına, ana yollara ve önemli sanayi tesislerine oldukça yakın olan bu bölgede obruk alanları 0.76 m2 ile 7771.5 m2 arasında değişmektedir. Belirlenen obrukların uzun eksenleri ile hazırlanan gül diyagramı obrukların uzun eksenlerinin çok büyük bir bölümünün Konya Fay Zonu’ na paralel K 0o-10o D doğrultusunda yönlendiğini göstermektedir. Obrukların tamamı 1000-1022 m kotları arasındadır. Obruklar Konya havza düzlüğü ile Konya Fay Zonu dikliği arasında kalan bölgede yer almaktadır. Bu faylanmaya bağlı olarak bölgede Holosen yaşlı Konya formasyonu ile Üst Miyosen – Pliyosen yaşlı İnsuyu formasyonu yan yana gelmektedir. İnceleme alanında bulunan obrukların çoğu İnsuyu formasyonu üzerine çökelmiş olan genç birimler içerisinde gözlenmektedir. Obrukların bir kısmının çevresinde konsantrik yarık ve çatlaklar gözlenmekte ve obruklar derine doğru daralan bir yapı sunmaktadır.Article Citation - WoS: 26Citation - Scopus: 25An Assessment of Deterioration in Cultural Heritage: the Unique Case of Eflatunpinar Hittite Water Monument in Konya, Turkey(SPRINGER HEIDELBERG, 2020) Bozdağ, Ali; İnce, İsmail; Bozdağ, Ayla; Hatır, M. Ergün; Tosunlar, M. Bahadır; Korkanç, MustafaStone monuments are important symbols of cultural heritage of countries. However, many environmental factors negatively affect these monuments. The increasing damage on the stone monuments and the danger of irreversible loss of cultural heritage have resulted in growing efforts for the preservation of the monuments. Eflatunpinar Hittite Water Monument in Beysehir, Konya, Turkey, is a unique Hittite cultural monument that has survived for nearly 3200 years even though it has been exposed to many environmental effects. In this study, non-destructive testing (NDT) was used to detect the degradation on the building stones of the Eflatunpinar Hittite Water Monument and change-deterioration maps were prepared subsequently. It was also investigated whether the chemistry of the Eflatunpinar spring water may cause deterioration. Additionally, the petrographic, chemical, and physico-mechanical properties of the rocks taken from the ancient stone quarry were determined in order to compare with the properties of the monument's building stones. Based on the physico-chemical characteristics of the Eflatunpinar spring water and XRD results of crusts in building stone surface of the monument, it was identified that water can be effective on the formation of calcite and gypsum crusts especially in the lower parts of the monument. However, applied NDT methods and change-deterioration maps indicated that the deterioration as well as neglect and abandonment in the monument are mostly associated with the capillary effect of the flowing water through the structure and the deterioration effect is more apparent in contact points between the building stone and the flowing water. Additionally, in the building stones above the capillary front, the conservation condition is significantly better.

