Profile URL: https://hdl.handle.net/20.500.13091/11775
Job Title:Prof. Dr.
Email Address:mcmeshur@ktun.edu.tr
Main Affiliation:04.03. Department of Urban and Regional Planning
Status: Current Staff
ORCID:
0000-0003-3145-6636
0000-0003-3145-6636Scopus ID:
57224289093
57224289093YÖK Akademik: 8749CD330568BEAC
Google Scholar:
UQMwSbAAAAAJ
UQMwSbAAAAAJWeb of Science ID:
IFB-6464-2023
IFB-6464-2023Name Variants:
Meşhur, Mehmet Ç. Meshur, Mehmet Caglar
17 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 17
Master Thesis Feyzabad (afganistan) ile Kokçe Nehrinin Su-kent İlişkisibağlamında İncelenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Sorush, Abdulwadood; Meşhur, Mehmet ÇağlarVarlığın temel unsurunu oluşturan su, yarattığı olanak ve yaşattığı çevreler ile insan başta olmak üzere bütün canlıların var oluşundan bu yana tüm yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayan ve uygun habitat alanlarını ortaya çıkaran bir olgudur. İnsanlık evrimi boyunca hayatın sürdürülmesi için ihtiyaç duyulan su, ilk başlarda temel besin kaynağı ve savunma sağlayan bir unsur olarak önemlidir. Sonrasında ise su ile kara diyalektiğinin dinamik bir ürünü olan nehir kıyıları, uygarlığın başlangıcından itibaren günümüze değin toplumun yerleşik hayata geçişinde ve kentlerin yer seçiminde belirleyici faktör olmuştur. İnsanların tarım toplumuna geçişi ve tarımdaki artı değerle beraber gelişmenin ilk adımları nehir kıyılarında atılmıştır. İlerleyen dönemlerde toplumun sosyo-kültürel, ekonomik değişimi ve farklı dönemlerde eklenen farklı gereksinimlere paralel olarak değişken işlevler yüklenen nehir kıyıları bu yönüyle kentlerin kalkınması ve gelişmesinde belirleyici bir unsur olmuştur. Ancak, son yıllarda ortaya çıkan kentsel baskı, nüfus artışı ve doğa karşıtı eylemler ile nehir kıyılarında yaşanan kirlilik, bozulma ve oluşan sağlıksız çevreler bu alanları olumsuz yönde etkilemiş, nehir kıyısı ile kentsel yaşam arasındaki ilişki giderek zayıflamıştır. Söz konusu olumsuz gelişmeler, niteliği bozulan nehir kıyılarını eski doğal haline dönüştürecek, sosyal, kültürel ve rekreasyonel kullanıa yönelik faaliyetleri gündeme getirmiş, su ile kent arasında geleneksel olarak asırlardır süren, ancak son dönemlerde zayıflayan etkileşimin sağlanması ve kamusallığın arttırılmasına yönelik çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Tez kapsamında örneklem alanı olarak seçilen Feyzabad, bir akarsu şehri olarak bahsedilen tarihsel gelişim ve sorunların somut olarak gözlemlendiği bir yerdir. Şehrin içinden geçen Kokçe Nehri Feyzabad'ın kuruluşunda belirleyici olmuş, şehre hem ekonomik hem de sosyal açıdan hayat vermiştir. Ancak günümüzde bir bakıma kentsel drenaj alanına dönüşmüş olan Kokçe Nehri ile Feyzabad arasındaki ilişki, yapılaşmalarla zayıflamış, hatta kesilmiş; nehir kıyısına erişimi ve kıyının kamusal kullanımını zayıflatan bu durum, şehirle yaşam kaynağı arasında bariyer oluşturmuştur. Bu bağlamda, tez çalışması ile ifade edilen sorunun teorik bilgiler, saha araştırması ve konuya ilişkin gözlem ve anketlerle ifade edilmesi, Feyzabad ile Kokçe Nehrinin su-kent ilişkisi çerçevesinde incelenmesi, nehir kıyılarının birer kamusal açık mekânlar olarak kent/kentliğe kazandırılması ve rekreasyonel kullanım amaçları doğrultusunda yapılabilecek eylemlerin ortaya konması amaçlanmıştır.Article Citation - WoS: 5Urban Sprawl and Its Reasons in the Growth Process of Konya Urban Area(KARE PUBL, 2021) Öncel, Hale; Meşhur, Mehmet ÇağlarUrban sprawl takes place in the literature as a form of growth seen in almost all cities in the world after 1950s. Urban sprawl, which is defined as a low density, leapfrog development towards the periphery of cities, causes ineffective use of urban space and environmental problems. Although increasing population is the most important reason of urban sprawl, other factors are as important as population growth. Generally accepted reasons intend to explain dynamics of sprawl. However, the political, legal, cultural structures, level of development and even urbanization dynamics of the countries have different effects on the urban sprawl process. Therefore, evaluating the factors causes of the sprawl for each country is vital for understanding the process and developing solutions. The aim of this study, in addition to addressing the factors in the literature related to urban sprawl, is to evaluate sprawling dynamics in Turkey and to reveal the factors that cause sprawling in the city of Konya. In the field research, the city of Konya was selected and the changes in the macroform of the city over the years were analyzed using satellite photographs. In addition, the effects of planning on the development of the city were tried to identify by examining city plans. Along with the factors affecting all cities globally, Turkey also has experienced major changes in cities due to its incorporation into the world economy after 1980s and liberal policies. Konya, as one of the cities that expands in a planned manner since the 1940s, has had important implementations in terms of housing/planning policies. In recent years, public and private capital investments have played important role and caused a type of sprawl specific to Konya which took place under the 'control of planning'.Conference Object The Effect of Built Environment on Neighborhood Relations in the Context of Social Interaction(Sadap, 2019) Öncel, Hale; Meşhur, Mehmet ÇağlarSocial psychology is the scientific study of how people’s thoughts, feelings, and behaviors are influenced by the actual, imagined, or implied presence of others. As a subbranch of social psychology, environmental psychology is primarily interested in the interaction between humans and the built and natural environment. Its aim is to gain a better understanding of the relationship between human behavior and the physical environment. Nowadays, cities have a significant impact on human behavior as places where most people live. Considerable changes have been experienced in people's living spaces in recent decades. High-rise housing and gated-communities commonly take part in cities. The aim of this study is to understand how the environment influences neighborhood relations. In the field study, 11 selected sample areas in Konya (Turkey) are analyzed. Each sampling area has a different urban pattern. Individual, structured interviews including open-ended questions were conducted among a random sample of 114 respondents. The study shows urban pattern has significant effects on neighborhood relations, solidarity and social ties. Social relations are strong in areas with detached houses. However, in areas with high-rise buildings social relations are weaker, furthermore most of the neighbors do not know or interact with each other. In gated communities selected for this study, mostly high blocks are separated with wide openings between them. Although these semi-public spaces seem to be opportunities for social relations, they are not used as much as anticipated. Besides these factors, walkability affects social relations. People are more likely to meet neighbors when walking whereas underground parking solutions decrease people's interaction with their environment.Article Konya Kent Merkezinde Taşıt Öncelikli Bir Uygulamanın İncelenmesi(SKETCH Journal of City and Regional Planning, 2020) Meşhur, Mehmet Çağlar; Levend, SinanKent merkezleri üzerinde Oluşan taşıt baskısının azaltılması hem yerleşme morfolojisinin korunması hem de yaya erişilebilirliğinin arttırılması adına önemlidir. Bu bağlamda, kent merkezlerinin yaya öncelikli ulaşım politikaları ile ele alınması, taşıt baskısını azaltacak düzenlemelerin yapılması ve kent merkezlerini toplu taşıma ile erişilebilir hale getirecek araçların geliştirilmesi gerekmektedir. Aksi halde yaya hareketini zorlaştıran ve kamusal alanların etkin biçimde kullanılmasını engelleyen sonuçlar ortaya çıkmaktadır ki bu sürdürülebilir ulaşım politikalarının özü ile çelişen bir durumdur. Türkiye'de ilk kent içi raylı sistem uygulamasının gerçekleştirildiği Konya kenti, geçmişte kent merkezinin taşıt öncelikli yaklaşımlarla ele alınması sorununu deneyimlemiş kentlerden biridir. Yavuz Taşçı-HaIuk Berksan Planından (1966) itibaren üzerinde durulan bu sorun, toplu taşıma sistemlerinin geliştirilmesi, kent merkezi çevresinde alternatif yolların oluşturulması, bisiklet kullanımının yaygınlaştırılması ve yayalaştırma uygulamaları ile çözülmeye çalışılmıştır. Ancak 2010 yılında kentin simgesel açıdan en önemli noktalarından birinde yapılan yol düzenlemesi ile kent merkezinde taşıt baskısının azaltılmasına yönelik çabalarla ters düşülmüştür. Trafik sıkışıklığı gerekçe gösterilerek gerçekleştirilen düzenleme ile kısıtlı bir alandaki yol altyapısının iyileştirilmesine ve daha öncesinde yayalar açısından daha güvenli olan yol formunun doğrusallaştırılmasına odaklanılmıştır. Sürdürülebilir ulaşım politikaları çerçevesinde kent merkezinde taşıtlar için ayrılan alanların azaltılması ve taşıt trafiğini kısıtlayıcı önlemler alınması gerekirken taşıt trafiğinin rahatlatılmasını ve hızlandırılmasını amaçlayan düzenleme sonucunda yaya ve bisiklet kazalarında ciddi bir artış yaşanmış ve kamusal alanlar arasındaki ilişki zayıflatmıştır. Çalışmada öncelikle kent merkezlerinin planlamasında göz önünde bulundurulması gereken ulaşım ilkeleri ortaya konmuş, devamında Konya kent merkezini etkileyen ulaşım kararları genel çizgileriyle açıklanmıştır. Çalışma kapsamında üzerinde durulan ana konu, Konya kent merkezinde yapılan ve taşıt bağımlılığı sorununa örnek teşkil eden bir uygulamadır. Uygulama, kurumun benimsediği ilkeler ve planlama kararlarına rağmen, siyasal ve bürokratik yapının kent merkezinin taşıt odaklı ulaşım anlayışı ile ele alınmasında etkili olabileceğini göstermektedir. Bu çerçevede, kentsel ulaşım planlamasının çerçevesinin ve unsurlarının, imar planlarıyla bütünleştirilerek bağlayıcı hale getirilmesi, sürdürülebilir ulaşım politikalarının hayata geçirilmesi adına öncelikli konulardan biridir.Master Thesis Yapılı Çevre Oluşumunun Zamana Yayılması ve Plan Değişikliği Baskısı: Bağlıca (Ankara) Örneğinde Bir İnceleme(2025) Yazici, Semra; Meşhur, Mehmet ÇağlarPlanlama, belirlenen hedef ve projeksiyonlara yönelik yapılan analizler ve bunun sonucunda da bazı kararlara varma süreci olarak tanımlanmaktadır. İmar planı kavramı ise imar planlarının uygulanacağı yer hakkında ayrıntılı bilgilerin verilmesi demektir. Bir bölgenin fiziki, sosyal ve ekonomik yapısını etkileyen imar planları, alanın kullanım şeklini, yapısal düzenlemelerini ve çevresel faktörlerini şekillendirmektedir. Türkiye'de farklı ölçekteki ve nitelikteki imar planları, farklı kurum ve kuruluşlar tarafından onaylanıp, uygulamaya geçilmektedir. Türkiye'de genellikle, planlama ve uygulama süreçleri birbirleri ile eş zamanlı değil bağımsız olarak değerlendirilmektedir. Bir başka deyişle, plan ve uygulama süreci birbirinden kopuk olarak ilerlemektedir. Ancak, imar planı çalışmalarında planın üretilmesi kadar uygulama süreçleri de önem arz etmektedir. Dolayısıyla Türkiye'de yapılı çevrenin oluşumunun zamana yayılmasına, zaman içerisinde birçok plan değişikliği yapılmasına, planın bütünlüğünün bozulmasına ve bunlardan kaynaklı sosyal ve ekonomik sorunların ortaya çıkmasına neden olan yapının irdelenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, Türkiye'de imar planlarının üretilme ve uygulama süreçlerine ilişkin temel ilkelerden bahsedilerek, Dünya'da planlama ve uygulama süreçlerinin nasıl olduğundan, planların uygulanması ve yapılı çevrenin bütüncül olarak oluşumu sürecinde hangi araçların kullanıldığından bahsedilmiştir. Bununla birlikte, geçmişte Türkiye'de yapılı çevrenin bütüncül olarak oluşturulmasına yönelik kullanılan araçlar ve yasal düzenlemelerin, plan değişikliği baskısını, sosyal ve ekonomik sorunları nasıl önlediğinden bahsedilerek, günümüzde Türkiye'de yapılı çevrenin bütüncül olarak oluşumunun önündeki sorunlar değerlendirilmiştir. Son olarak, yapılı çevrenin bütüncül olarak uygulanmamasının, plan değişiklikleri baskısını artırdığı hipotezi, Ankara-Bağlıca Mahallesi planlama –uygulama süreci irdelenerek tartışılmıştır. Bağlıca özelinde yapılan araştırma ve analizler neticesinde yapılı çevre oluşumunun zamana yayılmasının plan değişikliği baskısını artırdığı hipotezi doğrulanmıştır.Master Thesis Konya'da Belediyecilik Anlayışının Gelişiminde Öncü Bir Kişi Olarak Ahmet Hilmi Nalçacı(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Çopur, Nurtop; Meşhur, Mehmet ÇağlarBir yerleşimin sahip olduğu tarihi, toplumsal ve kültürel değerlerini koruyabilmesinde ve bu değerleri kendisinden sonra gelecek nesillere aktarabilen bir kent olabilmesinde belediyelere büyük sorumluluk düşmektedir. Yaşanabilir kentlerin temelini de kente yön veren imar planları, belediyelerde iyi yönetim anlayışı ve belediye başkanları oluşturmaktadır. Bu yapı içerisinde belediye yönetimi ve teknik-idari kadroların birikimi/deneyimi belirleyici unsurlardan biridir. Ayrıca, belediye başkanlarının kişiliği ve şahsi çabaları da şehirlerin gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Tarih boyunca önemli kültür, sanat ve ticaret merkezlerinden biri olan Konya, yüz yıl öncesinde tarihi merkezin çevresinde dairesel uzanan surların içerisinde bir kent durumunda iken özellikle 1950'li yıllarda başlayan hızlı nüfus artışı ve bölgesel düzeyde gerçekleşen yatırım kararları ile ülkenin önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir. Konya'da resmi kayıtlara göre 1868 yılında kurulan ilk belediye teşkilatı ile başlayan belediyecilik hizmetleri kesintisiz biçimde günümüze kadar devam etmiştir. Bugün Konya'nın, Türkiye'de planlı gelişim ve belediyecilik altyapısı açısından örnek gösterilen şehirlerden biri olması, uzun yıllara dayanan birikim ve deneyimlerin bir sonucudur. Söz konusu süreç içerisinde özellikle 1963-1969 yılları arasında yapılan belediye hizmetlerinin etkisinin günümüze kadar devam etmiş olması bağlamında Ahmet Hilmi Nalçacı'nın belediye başkanlığı yaptığı dönemin araştırılması, almış olduğu eğitimle birlikte kentin geleceğine yön vermiş bir idareci olarak Konya'nın belediyeciliğine ve şehrin planlı gelişimine sağladığı katkıların ortaya konması Konya kenti planlama tarihi açısından hayati önem taşıyan konulardan biridir. Bu kapsamda gerçekleştirilen çalışmada, Ahmet Hilmi Nalçacı'nın hayatı, yönetici kişiliği ve gerçekleştirdiği ya da fikir öncülüğünü yaptığı projeler anlatılmış; gerçekleştirilen proje, çalışma ve bunlara yön veren anlayışın kavramsal açıdan tanımlanan belediyecilikte iyi yönetimin temel ilkeleri ile tam anlamıyla örtüştüğü görülmüştür.Doctoral Thesis Minimalist Şehircilik: Kavramsallaştırma ve Yöntem Arayışı(Konya Teknik Üniversitesi, 2024) Fındıklar Ülkü, Çiğdem; Ülkü, Çiğdem Fındıklar; Meşhur, Mehmet ÇağlarMinimalizm kasıtlı veya gönüllü olarak, insan yaşamında değer verilen unsurların ön plana çıkarılması amacıyla gerçekleştirilen sadeleşmeyi; maddeyi değil, insanı ve doğayı önemseyen bir felsefeyi temsil etmektedir. Bu felsefe farklı terimlerle antik çağlardan itibaren geniş bir coğrafyada benimsenmiştir. Günümüzde de özellikle Küresel Kuzey ülkelerinde popülaritesi artarak devam eden minimalist yaşam biçimi kapsamındaki düşük tüketim, yerel üretim, üretim türü farklılaşması, ekolojik sürdürülebilirlik, paylaşım ekonomisi gibi kavramlar benzer biçimde Budist ekonomisi, Marksist ekonomi politiği ve küçülme gibi ekonomik ve politik yaklaşımlarda da benimsenen temel prensiplerin başında gelmektedir. Geçtiğimiz birkaç yüz yılda farklı biçimlerle yeniden canlanan kapitalizm bağlamında ortaya çıkan toplumsal, politik ve ekonomik süreçler ile insan doğasının aklen hâkim olunması gereken tamahkârlığının kente yansımalarına bakıldığında insanın bu doğasının teşvik edildiği bir yapısal sorun görülmektedir. Dolayısıyla yapısal bir çözüm olarak yapılı çevreyi oluşturan iradelerde minimalist yaklaşıma ihtiyaç duyulduğu düşünülmektedir. Çalışmada, öncelikle yapılı çevrenin üretilme anlayışını şekillendiren minimalist parametreler belirlenmiştir. Parametrelerin belirlenmesinde planlama sisteminin politik, ekonomik, toplumsal ve kültürel boyutu temel alınmıştır. Bu kapsamda, yapılaşma ve planlar ile oluşan hak edilmemiş değer artışını kontrol eden arazi değer artışının kamuya kazanımı politikaları, toprağın yatırım aracı olmasında etkili olan inşaat sektörünün ekonomideki yeri ve minimalist anlayışın temellendiği materyal unsurlar bağlamında maddesel sahiplik olmak üzere üç temel parametre belirlenmiştir. Parametrelerin ölçülmesinde ise Inglehart'ın post-materyalizm/materyalizm teorisi doğrultusunda toplumsal yapının incelendiği değerler araştırması ve minimalist felsefenin odaklandığı temel konu olan insan yaşamının iyileşmesi açısından ele alınan yaşam kalitesi kavramına odaklanılmıştır. Bu çerçevede, araştırma evreni olarak toplam 15 ülke_İsveç, Finlandiya, Almanya, İngiltere, Avusturya, İspanya, Japonya, Güney Kore, Singapur, Bosna Hersek, Türkiye, Arjantin, Kolombiya, Hindistan ve Katar_seçilmiştir. Ülkeler düzeyinde nitel ve nicel verilere dayalı karşılaştırmalı analiz ve değerlendirme yapılan bu çalışmada uluslararası resmî kurumların (ülkelerin planlama mevzuatları, Dünya Bankası, OECD, Eurostat, IMF, UN Stats, vb.) istatistiki verileri ve yazılı kaynaklardan elde edilen veriler materyal olarak kullanılmıştır. Sonuç olarak, toprağın yatırım aracı olmasını önleyen değer kazanımı politikaları ile planlama uygulamaları sonucunda oluşan değer artışının tamamını veya çoğunluğunu kamusal hizmetlere aktaran, inşaat sektörünün ekonomi politikalarında belirleyici olmadığı ve konutun yatırım aracı olmasının engellendiği ülkelerde minimalist şehircilik anlayışının benimsenme potansiyelinin olduğu görülmüştür. Bu bağlamda, minimalist şehircilik olarak tanımlanan yaklaşımın bir toplumda benimsenmesinin, yapılı çevrenin oluşmasında belirleyici olan toplumsal değerler, arazi değer artışının kamuya kazanımı politikaları, inşaat sektörünün ekonomideki yeri ve maddesel sahiplik unsurlarının değişmesine bağlı olduğu ortaya koyulmuştur.Master Thesis Bir Kamusal Mekân Olarak Cibuti Mahamoud Harbi Meydanının Tasarım İlkeleri Çerçevesinde Değerlendirilmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2023) Abdillahi, Abdoulmagid Idriss; Meşhur, Mehmet ÇağlarMeydan, halkın bir araya gelerek toplandığı, farklı aktivitelerin düzenlendiği, açık-kamusal mekânların başında gelir. Toplumun sosyal, kültürel, ekonomik ve politik yaşam merkezi olarak bilinen meydan bir yandan da halkın buluşup siyasi tartışmalar yapabildiği, ticaret döngüsünün revaçta olduğu eğlenceli bir mekân olarak görevini icra eder. Meydanlar tarihsel süreç içerisinde farklı dönemlerin gelişim ve değişimine tanıklık etmiş ve varlığını sürdürmüş en önemli kamusal mekânlardan biri olarak kabul edilir. Sanayi devriminin ardından motorlu taşıtların üretilmesi ve nüfusun kentlere göç etmesi sonucunda meydanlar yeniden şekillenmiştir. Kimi meydanlara taşıt girişi yasaklanmış kimine ise izin verilmiştir. Bu nedenle bazı meydanlar zaman içerisinde geçirdikleri işlevsel değişim ile eski meydan niteliklerini kaybetmişler ve taşıt merkezli meydan tipleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Yaşamın ve ticaretin merkezi olan meydanlarda sosyal etkileşim kolaylaşır ve meydanın kalitesi yüksek olur. 20. Yüzyılın sonlarına doğru farklı dalların araştırma konusu olarak meydanlar yeniden yorumlanmıştır. Her ülkenin sosyal yapısı, kültürü, inancı, ekonomik düzeyi ve tarihinin farklı olması sebebiyle evrensel ortak meydan tasarım ölçütlerinin belirlenmesi zordur. Fakat farklı araştırmacıların belirlediği meydan tasarım ilkeleriyle ortak ve benzer bir anlayışın belirlenmesi mümkündür. Bu tezin çalışma alanı olarak seçilen Cibuti Mahamoud Harbi Meydanı, Cibuti'nin tarihsel, sosyal, kültürel, ekonomik ve politik simgelerinden biridir. Cibuti kentinin en önemli meydanı olarak bilinen Mahamoud Harbi Meydanı, 1977 yılında kazanılan bağımsızlık öncesinde Rimbaud meydanı olarak adlandırılmıştı. 1980'lerden sonra ciddi bir taşıt yoğunluğu altında kalan meydan, motorlu taşıtların ve özellikle Cibuti kentinin farklı mahallelerine gidecek halk otobüslerinin kalkış noktası haline gelmiştir. Zaman içerisinde Mahamoud Harbi meydanında yapılan düzenlemelerle taşıtlara merkezi bir rol verilerek çözümler üretilmeye çalışılmıştır. Bugün gelinen noktaya bakıldığında, Mahamoud Harbi meydanında, farklı zamanlarda yapılan düzenlemelerin, meydan tasarım ilkelerine uygun şekilde yapılmaması sebebiyle meydan niteliğinin giderek azaldığı ve insan merkezlilik yerine taşıt ve araçları merkeze koyan bir anlayışla dönüştürüldüğü görülmektedir. Bu sorun bağlamında çalışmanın temel amacı kuramsal araştırmalara göre belirlenen meydan tasarım ilkeleri çerçevesinde Mahamoud Harbi Meydanının incelenmesi, bu incelemenin, önemli bir kamusal alan olması nedeniyle kullanıcı anketleriyle desteklenmesi ve meydanın zayıf-güçlü yönlerinin ortaya konmasıdır. Çalışmanın ikincil amacı ise arşiv bilgisi ve yetişmiş insan gücü açısından olanakların son derece kısıtlı olduğu Cibuti kentinde, meydanda gelecekte yapılacak düzenlemelere/uygulamalara yol gösterebilecek önerilerin geliştirilmesidir.Conference Object Minimalist Parameters for Public Spaces(Nature for Innovative and Inclusive Urban Regeneration (NATiURB) International Conference, 2022) Fındıklar Ülkü, Çiğdem; Meşhur, Mehmet ÇağlarThe minimalist lifestyle, which has been very popular in the last decade, especially in developed countries, mostly emerged as a reaction to the phenomena such as the increase in consumption habits and mass consumption. Similarly, in the face of negative consequences such as urban areas produced by the influence of neoliberal policies, rapid consumption of resources, the emphasis on the investment value of land in recent years, a minimal/simple perspective and understanding is needed in urban planning and the approaches that shape the space. Minimalist philosophy has always been seen in most of the belief systems and societies in different terminologies such as Zen, Wabi, Sufism, etc. It is an intentional downsizing the possessions in order to live a meaningful life. Therefore, minimalists may voluntarily choose consuming, recycling, and reusing sustainably, or looking for smaller-scale life forms (Vannini and Taggart, 2013). Minimalism often related with individual possessions. However, from the moral aspect of minimalist philosophy, public spaces as publicly owned lands are the central subject of this study. The property systems prevailing in pre-capitalist societies were often based on the understanding that the public was essential to use the land. Especially after the Industrial Revolution, with the intense development of high technology and mass urbanization trends and intentions, the philosophy of producing the built environment has started to leave that understanding. The society produces the city and at the same time the city influences the society, vice versa. As stated by many urban planning theorists such as Jane Jacobs, Jan Gehl, Matthew Carmona, the physical environment affects human behaviour and lifestyle. But “before deciding what kind of physical environment to build, it should be determined what kind of world and what kind of life is desired” (Sim, 2019, p.293). In this context, the study focuses on looking at the urban space from a minimalist perspective with the aim of describing the urban codes and property relations that minimalism as a sociological phenomenon will reveal on the public space. Within the scope of this minimalist approach, qualitative and quantitative analyses were made by determining minimalist parameters on streets and public spaces, which are among the main urban coding topics (Marshall, 2011). Pedestrian activities, urban furniture, trees and green spaces, the relationships between road width and building height, open space dimensions, width of pedestrian crossings-arcades, simplicity of buildings have been examined in different public spaces. Results show that urban coding systems of public spaces differ according to the governance of cities. Property policies that are emphasizing the usage value of land are more likely to provide minimalist parameters for public spaces than the policies that put first the investment value of land. The parameters that emerge as a result of the comparisons are noteworthy for obtaining innovative policies of governance by institutions or societies that attach importance to minimalism.Article İkiyüzlü Bir Terim Olarak ‘yaya’ Üst Geçitleri(Mimarlık, 2021) Meşhur, Mehmet ÇağlarYayaların hayatını kolaylaştırdığı, can ve mal kayıplarını önlediği savunulan ‘yaya’ üst geçitlerinin inşasında gerçekten yayalar için mi kaygılanılmaktadır? Yerel yönetimlerin kente kazandırılmış projeler olarak gördüğü ve sıklıkla reklamını yaptığı ‘yaya’ üst geçitleri, bilimsel verilere dayanan ulaşım politikaların bir ürünü müdür? Yoksa yanlış / hatalı ulaşım kararlarının kaçınılmaz bir sonucu mudur? Özünde bu sorulara cevap aramayı hedefleyen yazıda, içinde barındırdığı çelişkilere karşın yerel yönetimlerce kent ve kentli için bir lütuf gibi gösterilen, kentlilerin de bir çözüm olarak kanıksadığı ‘yaya’ üst geçitlerinin sorgulanması ve bu konudaki tartışmaların doğru bir temele oturtulması amaçlanmıştır.
No research topics data found.
Sustainable Development Goals
11SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
10
Research Products
9INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE
4
Research Products
14LIFE BELOW WATER
2
Research Products
17PARTNERSHIPS FOR THE GOALS
2
Research Products
3GOOD HEALTH AND WELL-BEING
1
Research Products
12RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION
1
Research Products
2ZERO HUNGER
1
Research Products
8DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH
1
Research Products
16PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
1
Research Products

Documents
2
Citations
3
h-index
1

Documents
8
Citations
52
No records found in other affiliations.
| Journal | Count |
|---|---|
| PLANLAMA-PLANNING | 1 |
| Sketch: Journal of City and Regional Planning | 1 |
Current Page: 1 / 1

Scholarly Output
17
Articles
3
Views / Downloads
87/247
Supervised MSc Theses
8
Supervised PhD Theses
2
WoS Citation Count
5
Scopus Citation Count
0
Patents
0
Projects
0
WoS Citations per Publication
0.29
Scopus Citations per Publication
0.00
Open Access Source
14
Supervised Theses
10
Scopus Quartile Distribution
Quartile distribution chart data is not available
Competency Cloud

