Meşhur, Mehmet Çağlar

Job Title:Prof. Dr.
Email Address:mcmeshur@ktun.edu.tr
Main Affiliation:04.03. Department of Urban and Regional Planning
Status: Current Staff
Scopus ID:Scopus Profile57224289093
YÖK Akademik: 8749CD330568BEAC
Google Scholar:Google Scholar ProfileUQMwSbAAAAAJ
Web of Science ID:Web of Science ProfileIFB-6464-2023
Name Variants:
Meşhur, Mehmet Ç. Meshur, Mehmet Caglar

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 10 of 17
  • Doctoral Thesis
    Minimalist Şehircilik: Kavramsallaştırma ve Yöntem Arayışı
    (Konya Teknik Üniversitesi, 2024) Fındıklar Ülkü, Çiğdem; Ülkü, Çiğdem Fındıklar; Meşhur, Mehmet Çağlar
    Minimalizm kasıtlı veya gönüllü olarak, insan yaşamında değer verilen unsurların ön plana çıkarılması amacıyla gerçekleştirilen sadeleşmeyi; maddeyi değil, insanı ve doğayı önemseyen bir felsefeyi temsil etmektedir. Bu felsefe farklı terimlerle antik çağlardan itibaren geniş bir coğrafyada benimsenmiştir. Günümüzde de özellikle Küresel Kuzey ülkelerinde popülaritesi artarak devam eden minimalist yaşam biçimi kapsamındaki düşük tüketim, yerel üretim, üretim türü farklılaşması, ekolojik sürdürülebilirlik, paylaşım ekonomisi gibi kavramlar benzer biçimde Budist ekonomisi, Marksist ekonomi politiği ve küçülme gibi ekonomik ve politik yaklaşımlarda da benimsenen temel prensiplerin başında gelmektedir. Geçtiğimiz birkaç yüz yılda farklı biçimlerle yeniden canlanan kapitalizm bağlamında ortaya çıkan toplumsal, politik ve ekonomik süreçler ile insan doğasının aklen hâkim olunması gereken tamahkârlığının kente yansımalarına bakıldığında insanın bu doğasının teşvik edildiği bir yapısal sorun görülmektedir. Dolayısıyla yapısal bir çözüm olarak yapılı çevreyi oluşturan iradelerde minimalist yaklaşıma ihtiyaç duyulduğu düşünülmektedir. Çalışmada, öncelikle yapılı çevrenin üretilme anlayışını şekillendiren minimalist parametreler belirlenmiştir. Parametrelerin belirlenmesinde planlama sisteminin politik, ekonomik, toplumsal ve kültürel boyutu temel alınmıştır. Bu kapsamda, yapılaşma ve planlar ile oluşan hak edilmemiş değer artışını kontrol eden arazi değer artışının kamuya kazanımı politikaları, toprağın yatırım aracı olmasında etkili olan inşaat sektörünün ekonomideki yeri ve minimalist anlayışın temellendiği materyal unsurlar bağlamında maddesel sahiplik olmak üzere üç temel parametre belirlenmiştir. Parametrelerin ölçülmesinde ise Inglehart'ın post-materyalizm/materyalizm teorisi doğrultusunda toplumsal yapının incelendiği değerler araştırması ve minimalist felsefenin odaklandığı temel konu olan insan yaşamının iyileşmesi açısından ele alınan yaşam kalitesi kavramına odaklanılmıştır. Bu çerçevede, araştırma evreni olarak toplam 15 ülke_İsveç, Finlandiya, Almanya, İngiltere, Avusturya, İspanya, Japonya, Güney Kore, Singapur, Bosna Hersek, Türkiye, Arjantin, Kolombiya, Hindistan ve Katar_seçilmiştir. Ülkeler düzeyinde nitel ve nicel verilere dayalı karşılaştırmalı analiz ve değerlendirme yapılan bu çalışmada uluslararası resmî kurumların (ülkelerin planlama mevzuatları, Dünya Bankası, OECD, Eurostat, IMF, UN Stats, vb.) istatistiki verileri ve yazılı kaynaklardan elde edilen veriler materyal olarak kullanılmıştır. Sonuç olarak, toprağın yatırım aracı olmasını önleyen değer kazanımı politikaları ile planlama uygulamaları sonucunda oluşan değer artışının tamamını veya çoğunluğunu kamusal hizmetlere aktaran, inşaat sektörünün ekonomi politikalarında belirleyici olmadığı ve konutun yatırım aracı olmasının engellendiği ülkelerde minimalist şehircilik anlayışının benimsenme potansiyelinin olduğu görülmüştür. Bu bağlamda, minimalist şehircilik olarak tanımlanan yaklaşımın bir toplumda benimsenmesinin, yapılı çevrenin oluşmasında belirleyici olan toplumsal değerler, arazi değer artışının kamuya kazanımı politikaları, inşaat sektörünün ekonomideki yeri ve maddesel sahiplik unsurlarının değişmesine bağlı olduğu ortaya koyulmuştur.
  • Conference Object
    The Effect of Built Environment on Neighborhood Relations in the Context of Social Interaction
    (Sadap, 2019) Öncel, Hale; Meşhur, Mehmet Çağlar
    Social psychology is the scientific study of how people’s thoughts, feelings, and behaviors are influenced by the actual, imagined, or implied presence of others. As a subbranch of social psychology, environmental psychology is primarily interested in the interaction between humans and the built and natural environment. Its aim is to gain a better understanding of the relationship between human behavior and the physical environment. Nowadays, cities have a significant impact on human behavior as places where most people live. Considerable changes have been experienced in people's living spaces in recent decades. High-rise housing and gated-communities commonly take part in cities. The aim of this study is to understand how the environment influences neighborhood relations. In the field study, 11 selected sample areas in Konya (Turkey) are analyzed. Each sampling area has a different urban pattern. Individual, structured interviews including open-ended questions were conducted among a random sample of 114 respondents. The study shows urban pattern has significant effects on neighborhood relations, solidarity and social ties. Social relations are strong in areas with detached houses. However, in areas with high-rise buildings social relations are weaker, furthermore most of the neighbors do not know or interact with each other. In gated communities selected for this study, mostly high blocks are separated with wide openings between them. Although these semi-public spaces seem to be opportunities for social relations, they are not used as much as anticipated. Besides these factors, walkability affects social relations. People are more likely to meet neighbors when walking whereas underground parking solutions decrease people's interaction with their environment.
  • Master Thesis
    Kent Belleği Olgusunun Konya Kenti Örneğinde İncelenmesi
    (Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Yılmaz, Öykü; Meşhur, Mehmet Çağlar
    Tarihsel süreç içerisinde devingen bir halde bulunan, yaşayan, büyüyen ve gelişen kentler her birey için farklı anlam taşımakta; kentte yaşanan deneyimler ve kenti deneyimleme süresinin her birey için değişmesi kişilerin kentle kurduğu iletişimi kendine özgü kılmaktadır. Bu anlamda, kent ve kentli arasında kurulan bağ bireylerin kendini yaşadıkları yere ait hissetmesini ve sahiplenmesini sağlamaktadır. İnsanların bireysel bellekte depoladığı anılarının somut yansıması olan mekânlar, bireyler için geçmiş ve bugün arasındaki bağı temsil eden kentsel bellek ögeleridir. Kentler planlanırken anılarla özdeşleşen mekânların korunması, kent planlama sürecinin sosyolojik boyutunun bir parçasıdır. Dolayısıyla, fiziksel çevrenin tamamen ya da kısmen değişimi kent ve kentli arasında kurulan bağa zarar vermekte, aidiyet hissini ortadan kaldırmakta ve kentlinin geçmiş ve bugün arasında bağ kurmasını engellemektedir. Çalışma kapsamında zengin tarihi ve ev sahipliği yaptığı medeniyetlerden birçok iz taşıyan Konya kenti incelenmiş, kentlerin gelişmesinin/değişmesinin bir sonucu olarak kentsel mekânların yitimi ya da sürekliliğinin kent belleği için önemi araştırılmıştır. Bu çerçevede, kent belleğindeki mekânsal izleri tespit etmek amacıyla Konya'da yaşayan farklı yaş grubundan insanlarla görüşülmüş, sözlü tarih yöntemiyle yapılan derinlemesine görüşmeler sonucunda tespit edilen mekânların/yapıların günümüzde ayakta olup olmadığı saptanmıştır. Çalışmada öğrenilen bilgiler ışığında kentlilerin hatıralarında özdeşleşen mekânların kente aidiyet hissini arttırdığı, yaş gruplarına göre kentin mekânsal kullanımının değiştiği, kadın ve erkek katılımcıların kenti deneyimlemelerinin farklı olduğu görülmüştür. Genç katılımcıların kenti deneyimlerken daha rahat davrandığı, 45 yaş üzeri kadın katılımcıların gençlik dönemlerine kıyasla kenti deneyimlerken daha özgür olduğu ve değişen tüketim kültürünün getirisi olan AVM'lerin 45 yaş üzeri kentliler tarafından benimsenmediği sonucuna ulaşılmıştır.
  • Article
    Konya Kent Merkezinde Taşıt Öncelikli Bir Uygulamanın İncelenmesi
    (SKETCH Journal of City and Regional Planning, 2020) Meşhur, Mehmet Çağlar; Levend, Sinan
    Kent merkezleri üzerinde Oluşan taşıt baskısının azaltılması hem yerleşme morfolojisinin korunması hem de yaya erişilebilirliğinin arttırılması adına önemlidir. Bu bağlamda, kent merkezlerinin yaya öncelikli ulaşım politikaları ile ele alınması, taşıt baskısını azaltacak düzenlemelerin yapılması ve kent merkezlerini toplu taşıma ile erişilebilir hale getirecek araçların geliştirilmesi gerekmektedir. Aksi halde yaya hareketini zorlaştıran ve kamusal alanların etkin biçimde kullanılmasını engelleyen sonuçlar ortaya çıkmaktadır ki bu sürdürülebilir ulaşım politikalarının özü ile çelişen bir durumdur. Türkiye'de ilk kent içi raylı sistem uygulamasının gerçekleştirildiği Konya kenti, geçmişte kent merkezinin taşıt öncelikli yaklaşımlarla ele alınması sorununu deneyimlemiş kentlerden biridir. Yavuz Taşçı-HaIuk Berksan Planından (1966) itibaren üzerinde durulan bu sorun, toplu taşıma sistemlerinin geliştirilmesi, kent merkezi çevresinde alternatif yolların oluşturulması, bisiklet kullanımının yaygınlaştırılması ve yayalaştırma uygulamaları ile çözülmeye çalışılmıştır. Ancak 2010 yılında kentin simgesel açıdan en önemli noktalarından birinde yapılan yol düzenlemesi ile kent merkezinde taşıt baskısının azaltılmasına yönelik çabalarla ters düşülmüştür. Trafik sıkışıklığı gerekçe gösterilerek gerçekleştirilen düzenleme ile kısıtlı bir alandaki yol altyapısının iyileştirilmesine ve daha öncesinde yayalar açısından daha güvenli olan yol formunun doğrusallaştırılmasına odaklanılmıştır. Sürdürülebilir ulaşım politikaları çerçevesinde kent merkezinde taşıtlar için ayrılan alanların azaltılması ve taşıt trafiğini kısıtlayıcı önlemler alınması gerekirken taşıt trafiğinin rahatlatılmasını ve hızlandırılmasını amaçlayan düzenleme sonucunda yaya ve bisiklet kazalarında ciddi bir artış yaşanmış ve kamusal alanlar arasındaki ilişki zayıflatmıştır. Çalışmada öncelikle kent merkezlerinin planlamasında göz önünde bulundurulması gereken ulaşım ilkeleri ortaya konmuş, devamında Konya kent merkezini etkileyen ulaşım kararları genel çizgileriyle açıklanmıştır. Çalışma kapsamında üzerinde durulan ana konu, Konya kent merkezinde yapılan ve taşıt bağımlılığı sorununa örnek teşkil eden bir uygulamadır. Uygulama, kurumun benimsediği ilkeler ve planlama kararlarına rağmen, siyasal ve bürokratik yapının kent merkezinin taşıt odaklı ulaşım anlayışı ile ele alınmasında etkili olabileceğini göstermektedir. Bu çerçevede, kentsel ulaşım planlamasının çerçevesinin ve unsurlarının, imar planlarıyla bütünleştirilerek bağlayıcı hale getirilmesi, sürdürülebilir ulaşım politikalarının hayata geçirilmesi adına öncelikli konulardan biridir.
  • Master Thesis
    Toplu Taşıma Sistemleri ile Bütünleşik Bisiklet Ulaşımındakullanıcıların Rolü: Kabil (afganistan) Kenti Örneği
    (Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Masror, Noraddien; Meşhur, Mehmet Çağlar
    Günümüzde birçok kentte otomobiller trafik yoğunluğunun ve hava kirliliğinin en önemli nedenlerinden biridir. Bu sorunun somut biçimde gözlemlendiği kentlerden biri olan Kabil'de yaşam kalitesini etkileyen faktörler arasında ulaşım problemi ve ulaşımdan kaynaklanan çevre kirliliği sorunu en başta yer almaktadır. Kabil kentinde ulaşımdan kaynaklı sorunların temelinde iki neden vardır. Bunların ilki, ulaşım sistemi ve yönetiminden, diğeri ise yol altyapısı ve tasarımından kaynaklanmaktadır. Bu çalışmada ulaşım sistemi ve yönetiminden kaynaklı sorunlara odaklanılmış; kentte köklü bir geçmişi olan bisiklet kullanım kültürünün ulaşım sorunlarının çözümü açısından sahip olduğu potansiyellere değinilmiştir. Kabil kentinin genel ulaşım yapısı, sürdürülebilirlik, kapasite ve güvenlik unsurları açısından değerlendirildiğinde kentin etkin bir ulaşım sistemine sahip olduğunu söylemek zordur. Toplu taşımanın özel sektör tarafından işletilen otobüs ve minibüslerle sağlanması, denetim eksikliği ve transfer sistemlerinin olmayışına bağlı olarak yaşanan sorunlar ile kentiçi ulaşımda yüksek otomobil bağımlılığı kentin karşı karşıya olduğu açmazlardır. Buna karşın tarihsel kökleri olan ve herhangi bir kamu desteği olmaksızın gelişmiş bisiklet kullanım kültürünün yaygınlığı; ayrıca bisiklet kullanıcılarının bisikletlerini toplu taşıma araçları ile bütünleşik kullanma eğilimi/isteği kentiçi ulaşım açısından önemli bir potansiyel oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında Kabil kentinde bisiklet kullanımının yaygın olduğu bölgeler belirlenerek bisiklet kullanıcıları ile yüz yüze görüşme yöntemiyle anketler yapılmıştır. Elde edilen bulgular çerçevesinde, bisiklet kullancılarının ağırlıklı olarak işçi ve öğrencilerden oluştuğu, bisiklet kullanımında daha çok ekonomik faktörlerin etkili olduğu görülmüştür. Saha araştırmasına göre bisiklet kullacılarının karşılaştığı en ciddi sorunlar, nüfus artışı ile birlikte şehrin yayılmış olması, altyapı yetersizlikleri, bisiklet kullanıcılarına karşı takınılan tavır ve kullanıcıların bisikletlerini toplu taşıma araçları ile bütünleşik kullanma isteğine rağmen karşılaşılan zorluklardır. Çalışma ile ulaşılan sonuçlar, ifade edilen sorunların çözülmesi ve özellikle toplu taşıma araçları ile bisiklet kullanımının bütünleştirilmesinin kamu tarafından desteklenmesi durumunda bisikletin kentiçi ulaşımda kullanımının artacağını göstermiştir.
  • Conference Object
    Toplu Taşıma Sistemlerinin Bisiklet Kullanımı İle Bütünleştirilmesi
    (Kırıkkale Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü, 2018) Masror, Noraddien; Meşhur, Mehmet Çağlar
    Artan taşıt sayısına bağlı olarak ortaya çıkan trafik yoğunluğu, bugün kentlerin karşı karşıya olduğu sorunların en önemlilerinden biridir. Üzerinde yoğun biçimde çalışılması ve kaynak ayrılması gereken bu sorunu kent yönetimleri farklı yaklaşım ve uygulamalarla çözmek için çaba harcamaktadır. Nedenleri ve ortaya çıkardığı sonuçların farklılığına karşın kentlerde yaşanan trafik sorununun çözümüne yönelik üzerinde uzlaşılmış bazı doğrular vardır. Bu kapsamda ekonomik ve çevresel açıdan etkin ulaşım türlerinin yaygınlaştırılmasıyla kentiçi ulaşımda otomobil kullanımının azaltılması sürdürülebilir ulaşım politikalarının temel ilkelerinden biridir. Ne var ki, ülkemizin bazı kentlerinde olduğu gibi trafik sorununun mevcut yolların genişletilmesi, yeni yol(ların) açılması, katlı kavşak uygulamaları gibi çözümlerle yönetilmeye çalışılması, sorunu çözmediği gibi otomobil kullanımını daha da cesaretlendirmektedir. Oysa sürdürülebilir ulaşım politikalarındaki temel hedef, trafik sorununu sonuç üzerinden değil, sorunu ortaya çıkan sebepler üzerinden yönetmektir. Etkin işletilen toplu taşıma sistemleri ile insan ve çevre dostu olarak bilinen bisiklet, sürdürülebilir ulaşım politikalarının önemli unsurlarından ikisidir. İyi işletilen toplu taşıma sistemleri maliyet ve zaman açısından kullanıcılara avantaj sağlamakta, bu da kentiçi ulaşımda otomobil kullanım oranını düşürmektedir. Benzer şekilde bisikletler, kentleri otomobil bağımlığından kurtarma adına önemli bir işlev görmekte, bisiklet kullanımının artması kentlerde çevre kalitesi ve insan sağlığı açısından önemli kazanımlar ortaya çıkarmaktadır. Ancak, son yıllarda artan nüfusla birlikte kentlerin çeperlerine doğru yayılması kentiçi yolculuk mesafelerini arttırmış, bu da insan gücüne dayalı çalışan bisikletin kullanım etkinliğini azaltmıştır. Dolayısıyla, sürdürülebilir ulaşım politikalarının iki önemli unsuru olan toplu taşıma sistemleri ve bisiklet kullanımının birlikte kurgulanması geçmişten daha önemli hale gelmiştir. Bisikletin toplu taşıma sistemleri ile bütünleştirilmesinde iki temel yöntem vardır. Bunlardan ilki bisikleti park et, toplu taşımayla devam et sistemidir. Bu sistem toplu taşıma duraklarında bisiklet parklarının geliştirilmesiyle olabilmekte, bisiklet kullanıcıları bisikletlerini park alanlarına bırakıp toplu taşıma ile devam edip, gidilmek istenen durağa varıldığında yeniden bisikletle yola devam etmektedir. Bu yöntemde, yerel yönetimler tarafından işletilen bisiklet ve bisiklet parklarına gereksinim duyulmaktadır. İkinci yöntem ise bisikletle binip devam et sistemidir. Kentiçi ulaşımda yüksek kapasiteli (metro, tramvay, vb.) toplu taşıma araçlarının kullanıldığı durumlarda uygulanabilen bu çözümde, bisiklet kullanıcıları toplu taşıma araçlarının içerisinde oluşturulmuş bisiklet bırakma alanlarını kullanmakta ve istediği durakta inip kendi bisikleti ile yoluna devam etmektedir. Ortaya konan bilgiler ışığında vurgulanması gerekir ki, bisikletin spor ve eğlence aracı olmaktan çıkıp bir ulaşım aracı haline gelmesi toplu taşıma sistemleri ile bütünleştirilme/ilişkilendirilme düzeyine bağlıdır. Aksi durumda ülkemizin bazı kentlerinde olduğu gibi iyi niyetli birçok uygulama ve yatırıma karşın bisiklet kullanımı istenilen düzeye çıkamamaktadır. Çalışma kapsamında yapılan araştırmada bisiklet kullanımı ile toplu taşıma sistemlerinin bütünleştirilmesi konusunda en başarılı uygulamaların Hollanda’nın Amsterdam ve Houten kentlerinde yaşama geçirildiği görülmüştür. Kentiçi ulaşımda günlük yolculuğun %40’ının bisikletle yapıldığı Amsterdam ve günlük yolculuğun %66’sının bisikletle gerçekleştirildiği Houten’in bu başarısı bisiklet güzergahlarının doğru belirlenmesi, bisiklet kullanımını arttırmaya yönelik eğitim programları ve kentiçi ulaşımın tüm unsurlarıyla birlikte kurgulanmasının bir sonucudur. Genel çizgileriyle ortaya konan bu çalışmada, sürdürülebilir ulaşım politikalarının önemli unsurları olan bisiklet kullanımı ve toplu taşıma sistemlerinin bütünleştirilmesine odaklanılmıştır. Çalışma kapsamında, toplu taşıma sistemlerinin ve bisiklet kullanımın trafik yönetimi açısından önemine değinilmiş, kent yönetimlerinin bisiklet ve toplu taşıma sistemlerini başarıyla bütünleştirdiği örnekler üretilen proje ve uygulamalar üzerinden anlatılmıştır.
  • Master Thesis
    Feyzabad (afganistan) ile Kokçe Nehrinin Su-kent İlişkisibağlamında İncelenmesi
    (Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Sorush, Abdulwadood; Meşhur, Mehmet Çağlar
    Varlığın temel unsurunu oluşturan su, yarattığı olanak ve yaşattığı çevreler ile insan başta olmak üzere bütün canlıların var oluşundan bu yana tüm yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayan ve uygun habitat alanlarını ortaya çıkaran bir olgudur. İnsanlık evrimi boyunca hayatın sürdürülmesi için ihtiyaç duyulan su, ilk başlarda temel besin kaynağı ve savunma sağlayan bir unsur olarak önemlidir. Sonrasında ise su ile kara diyalektiğinin dinamik bir ürünü olan nehir kıyıları, uygarlığın başlangıcından itibaren günümüze değin toplumun yerleşik hayata geçişinde ve kentlerin yer seçiminde belirleyici faktör olmuştur. İnsanların tarım toplumuna geçişi ve tarımdaki artı değerle beraber gelişmenin ilk adımları nehir kıyılarında atılmıştır. İlerleyen dönemlerde toplumun sosyo-kültürel, ekonomik değişimi ve farklı dönemlerde eklenen farklı gereksinimlere paralel olarak değişken işlevler yüklenen nehir kıyıları bu yönüyle kentlerin kalkınması ve gelişmesinde belirleyici bir unsur olmuştur. Ancak, son yıllarda ortaya çıkan kentsel baskı, nüfus artışı ve doğa karşıtı eylemler ile nehir kıyılarında yaşanan kirlilik, bozulma ve oluşan sağlıksız çevreler bu alanları olumsuz yönde etkilemiş, nehir kıyısı ile kentsel yaşam arasındaki ilişki giderek zayıflamıştır. Söz konusu olumsuz gelişmeler, niteliği bozulan nehir kıyılarını eski doğal haline dönüştürecek, sosyal, kültürel ve rekreasyonel kullanıa yönelik faaliyetleri gündeme getirmiş, su ile kent arasında geleneksel olarak asırlardır süren, ancak son dönemlerde zayıflayan etkileşimin sağlanması ve kamusallığın arttırılmasına yönelik çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Tez kapsamında örneklem alanı olarak seçilen Feyzabad, bir akarsu şehri olarak bahsedilen tarihsel gelişim ve sorunların somut olarak gözlemlendiği bir yerdir. Şehrin içinden geçen Kokçe Nehri Feyzabad'ın kuruluşunda belirleyici olmuş, şehre hem ekonomik hem de sosyal açıdan hayat vermiştir. Ancak günümüzde bir bakıma kentsel drenaj alanına dönüşmüş olan Kokçe Nehri ile Feyzabad arasındaki ilişki, yapılaşmalarla zayıflamış, hatta kesilmiş; nehir kıyısına erişimi ve kıyının kamusal kullanımını zayıflatan bu durum, şehirle yaşam kaynağı arasında bariyer oluşturmuştur. Bu bağlamda, tez çalışması ile ifade edilen sorunun teorik bilgiler, saha araştırması ve konuya ilişkin gözlem ve anketlerle ifade edilmesi, Feyzabad ile Kokçe Nehrinin su-kent ilişkisi çerçevesinde incelenmesi, nehir kıyılarının birer kamusal açık mekânlar olarak kent/kentliğe kazandırılması ve rekreasyonel kullanım amaçları doğrultusunda yapılabilecek eylemlerin ortaya konması amaçlanmıştır.
  • Article
    Citation - WoS: 5
    Urban Sprawl and Its Reasons in the Growth Process of Konya Urban Area
    (KARE PUBL, 2021) Öncel, Hale; Meşhur, Mehmet Çağlar
    Urban sprawl takes place in the literature as a form of growth seen in almost all cities in the world after 1950s. Urban sprawl, which is defined as a low density, leapfrog development towards the periphery of cities, causes ineffective use of urban space and environmental problems. Although increasing population is the most important reason of urban sprawl, other factors are as important as population growth. Generally accepted reasons intend to explain dynamics of sprawl. However, the political, legal, cultural structures, level of development and even urbanization dynamics of the countries have different effects on the urban sprawl process. Therefore, evaluating the factors causes of the sprawl for each country is vital for understanding the process and developing solutions. The aim of this study, in addition to addressing the factors in the literature related to urban sprawl, is to evaluate sprawling dynamics in Turkey and to reveal the factors that cause sprawling in the city of Konya. In the field research, the city of Konya was selected and the changes in the macroform of the city over the years were analyzed using satellite photographs. In addition, the effects of planning on the development of the city were tried to identify by examining city plans. Along with the factors affecting all cities globally, Turkey also has experienced major changes in cities due to its incorporation into the world economy after 1980s and liberal policies. Konya, as one of the cities that expands in a planned manner since the 1940s, has had important implementations in terms of housing/planning policies. In recent years, public and private capital investments have played important role and caused a type of sprawl specific to Konya which took place under the 'control of planning'.
  • Master Thesis
    Yapılı Çevre Oluşumunun Zamana Yayılması ve Plan Değişikliği Baskısı: Bağlıca (Ankara) Örneğinde Bir İnceleme
    (2025) Yazici, Semra; Meşhur, Mehmet Çağlar
    Planlama, belirlenen hedef ve projeksiyonlara yönelik yapılan analizler ve bunun sonucunda da bazı kararlara varma süreci olarak tanımlanmaktadır. İmar planı kavramı ise imar planlarının uygulanacağı yer hakkında ayrıntılı bilgilerin verilmesi demektir. Bir bölgenin fiziki, sosyal ve ekonomik yapısını etkileyen imar planları, alanın kullanım şeklini, yapısal düzenlemelerini ve çevresel faktörlerini şekillendirmektedir. Türkiye'de farklı ölçekteki ve nitelikteki imar planları, farklı kurum ve kuruluşlar tarafından onaylanıp, uygulamaya geçilmektedir. Türkiye'de genellikle, planlama ve uygulama süreçleri birbirleri ile eş zamanlı değil bağımsız olarak değerlendirilmektedir. Bir başka deyişle, plan ve uygulama süreci birbirinden kopuk olarak ilerlemektedir. Ancak, imar planı çalışmalarında planın üretilmesi kadar uygulama süreçleri de önem arz etmektedir. Dolayısıyla Türkiye'de yapılı çevrenin oluşumunun zamana yayılmasına, zaman içerisinde birçok plan değişikliği yapılmasına, planın bütünlüğünün bozulmasına ve bunlardan kaynaklı sosyal ve ekonomik sorunların ortaya çıkmasına neden olan yapının irdelenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, Türkiye'de imar planlarının üretilme ve uygulama süreçlerine ilişkin temel ilkelerden bahsedilerek, Dünya'da planlama ve uygulama süreçlerinin nasıl olduğundan, planların uygulanması ve yapılı çevrenin bütüncül olarak oluşumu sürecinde hangi araçların kullanıldığından bahsedilmiştir. Bununla birlikte, geçmişte Türkiye'de yapılı çevrenin bütüncül olarak oluşturulmasına yönelik kullanılan araçlar ve yasal düzenlemelerin, plan değişikliği baskısını, sosyal ve ekonomik sorunları nasıl önlediğinden bahsedilerek, günümüzde Türkiye'de yapılı çevrenin bütüncül olarak oluşumunun önündeki sorunlar değerlendirilmiştir. Son olarak, yapılı çevrenin bütüncül olarak uygulanmamasının, plan değişiklikleri baskısını artırdığı hipotezi, Ankara-Bağlıca Mahallesi planlama –uygulama süreci irdelenerek tartışılmıştır. Bağlıca özelinde yapılan araştırma ve analizler neticesinde yapılı çevre oluşumunun zamana yayılmasının plan değişikliği baskısını artırdığı hipotezi doğrulanmıştır.
  • Master Thesis
    Konya'da Belediyecilik Anlayışının Gelişiminde Öncü Bir Kişi Olarak Ahmet Hilmi Nalçacı
    (Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Çopur, Nurtop; Meşhur, Mehmet Çağlar
    Bir yerleşimin sahip olduğu tarihi, toplumsal ve kültürel değerlerini koruyabilmesinde ve bu değerleri kendisinden sonra gelecek nesillere aktarabilen bir kent olabilmesinde belediyelere büyük sorumluluk düşmektedir. Yaşanabilir kentlerin temelini de kente yön veren imar planları, belediyelerde iyi yönetim anlayışı ve belediye başkanları oluşturmaktadır. Bu yapı içerisinde belediye yönetimi ve teknik-idari kadroların birikimi/deneyimi belirleyici unsurlardan biridir. Ayrıca, belediye başkanlarının kişiliği ve şahsi çabaları da şehirlerin gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Tarih boyunca önemli kültür, sanat ve ticaret merkezlerinden biri olan Konya, yüz yıl öncesinde tarihi merkezin çevresinde dairesel uzanan surların içerisinde bir kent durumunda iken özellikle 1950'li yıllarda başlayan hızlı nüfus artışı ve bölgesel düzeyde gerçekleşen yatırım kararları ile ülkenin önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir. Konya'da resmi kayıtlara göre 1868 yılında kurulan ilk belediye teşkilatı ile başlayan belediyecilik hizmetleri kesintisiz biçimde günümüze kadar devam etmiştir. Bugün Konya'nın, Türkiye'de planlı gelişim ve belediyecilik altyapısı açısından örnek gösterilen şehirlerden biri olması, uzun yıllara dayanan birikim ve deneyimlerin bir sonucudur. Söz konusu süreç içerisinde özellikle 1963-1969 yılları arasında yapılan belediye hizmetlerinin etkisinin günümüze kadar devam etmiş olması bağlamında Ahmet Hilmi Nalçacı'nın belediye başkanlığı yaptığı dönemin araştırılması, almış olduğu eğitimle birlikte kentin geleceğine yön vermiş bir idareci olarak Konya'nın belediyeciliğine ve şehrin planlı gelişimine sağladığı katkıların ortaya konması Konya kenti planlama tarihi açısından hayati önem taşıyan konulardan biridir. Bu kapsamda gerçekleştirilen çalışmada, Ahmet Hilmi Nalçacı'nın hayatı, yönetici kişiliği ve gerçekleştirdiği ya da fikir öncülüğünü yaptığı projeler anlatılmış; gerçekleştirilen proje, çalışma ve bunlara yön veren anlayışın kavramsal açıdan tanımlanan belediyecilikte iyi yönetimin temel ilkeleri ile tam anlamıyla örtüştüğü görülmüştür.
No research topics data found.

Sustainable Development Goals

SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES11
SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
10
Research Products
INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE9
INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE
4
Research Products
LIFE BELOW WATER14
LIFE BELOW WATER
2
Research Products
PARTNERSHIPS FOR THE GOALS17
PARTNERSHIPS FOR THE GOALS
2
Research Products
ZERO HUNGER2
ZERO HUNGER
1
Research Products
RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION12
RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION
1
Research Products
GOOD HEALTH AND WELL-BEING3
GOOD HEALTH AND WELL-BEING
1
Research Products
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS16
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
1
Research Products
DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH8
DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH
1
Research Products
Documents

2

Citations

3

h-index

1

Documents

8

Citations

52

No records found in other affiliations.
JournalCount
PLANLAMA-PLANNING1
Sketch: Journal of City and Regional Planning1
Current Page: 1 / 1
Scholarly Output

17

Articles

3

Views / Downloads

87/247

Supervised MSc Theses

8

Supervised PhD Theses

2

WoS Citation Count

5

Scopus Citation Count

0

Patents

0

Projects

0

WoS Citations per Publication

0.29

Scopus Citations per Publication

0.00

Open Access Source

14

Supervised Theses

10

Scopus Quartile Distribution

Quartile distribution chart data is not available

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud