Profile URL: https://hdl.handle.net/20.500.13091/11772
Email Address:mtnalbantcilar@ktun.edu.tr
Main Affiliation:02.07. Department of Geological Engineering
Status: Former Staff
ORCID:
0000-0001-8168-1343
0000-0001-8168-1343Scopus ID:
6508085497
6508085497YÖK Akademik: 74D9256E90816A2D
Google Scholar:
AR7l_bYAAAAJ
AR7l_bYAAAAJWeb of Science ID:
AAZ-2314-2020
AAZ-2314-2020Name Variants:
Nalbantçılar, Mahmut T. Nalbantcilar, M. Tahir
10 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 10
Article Citation - WoS: 11Citation - Scopus: 12Hydrogeochemical Characteristics and Trace Element of Geothermal Systems in Central Anatolia, Turkey(Elsevier Ltd, 2022-11-01) Davraz, Ayşen; Nalbantçılar, M.Tahir.; Önden, İsmailLocated on the Alpine–Himalayan orogenic belt, Turkey has an outstanding geothermal potential due to geothermal systems developed by young tectonic and volcanic activity. In particular, Central Anatolia is Turkey's geopolitical region with the second-greatest potential in terms of geothermal resources. In a contribution to hydrogeochemical studies performed in a limited part of Central Anatolia, we designed a study to determine the hydrogeological and hydrogeochemical properties of the geothermal fields located in provinces within the region's Konya Plain Project (KOP)-Aksaray, Karaman, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Niğde, Nevşehir and Yozgat-which collectively occupy 12.2% of Turkey's total area and contain 39 geothermal fields. In the study area, geothermal fluids are used for tourism, greenhouse cultivation, city heating and industrial purposes, and the outlet temperatures of thermal waters were recorded to range from 21.0 to 105.5 °C. In the study area, there are four different water types as (i) CaMgHCO3, CaHCO3, (ii) CaNaHCO3Cl, (iii) NaCaClSO4 and (iv) NaCl and reservoir rocks were generally Palaeozoic metamorphic (i.e. marble) and/or igneous (i.e. granodiorite, granite and rhyolites). Chemical geothermometers (i.e. cation and silica) were used to determine the reservoir temperature of the geothermal waters. © 2022 Elsevier LtdMaster Thesis Kahramankazan (Ankara) Güneybatısında Yer Alan Hafriyat Atık Sahasının Jeoteknik Özellikleri(2025) Üçer, Nevzat; Nalbantçılar, Mahmut TahirAnkara İli Kahramankazan İlçesi güneybatısında, Türkiye Deprem Tehlike Haritalarından 50 yılda aşılma olasılığı %10 (tekrarlama periyodu 475 yıl) göre en büyük yer ivmesi 0.141 g. olup düşük tehlikeli deprem bölgesinde bulunan Hafriyat Atık Sahasında, temel birimler üzerinde yer alan kohezyonlu ve kohezyonsuz özellikteki zeminler ile bunların yeraltı suyuyla doygunlaşması sonucunda önemli zemin problemlerine neden olmaktadır. Bu problemler zeminin sıkı-gevşek olmasına, yeraltı suyunun yüzeye yakın olmasına, yeraltı suyunun kimyasal özelliğine, zemin tane boyu dağılımına, zeminin kil içeriğine, zeminin üst yüzeyinde kil ağırlıklı geçirimsiz bir örtü tabakasının bulunup-bulunmamasına ve boşluk suyu basıncının değerine bağlı olarak değişmektedir. Kohezyonsuz zeminler yeraltı suyu ve deprem etkisiyle taşıma gücü kaybı, akma, kayma, yanal yayılma, aşırı oturma, sıvılaşma ve benzeri birçok zemin problemlerine yol açtığı bilinmektedir. Bu öngörüler çerçevesinde inceleme alanındaki zeminlerin özellikleri, zemin mekaniği ve mühendisliği prensiplerine uygun olarak, Standart Penetrasyon Deneyi (SPT) gibi arazi yöntemlerini kullanan gerilme yaklaşımı ve ilgili laboratuvar deneyleri ile araştırılmıştır. Dolgu zeminlerin ve Dolgu zeminlerin altında yer alan katı kıvamlı Alüvyon zeminlerin Laboratuvar deneyleri sonucunda yapılan taşıma gücü hesaplamalarında taşıma gücü tasarım dayanımı 129 kPa ile 380 kPa aralığında, konsolidasyon oturma miktarının 4.114 cm ile 15.825 cm aralığında ve sıvılaşma enerjisi potansiyelinin düşük-çok düşük düzeyde olduğu belirlenmiştir. Bu veriler ışığında inceleme alanında tasarlanan geniş ve düşük katlı sanayi amaçlı yapıların taşıma gücü, oturma ve sıvılaşma problemlerinin olmadığı tespit edilmiştir. Yer yer lokal olarak taşıma gücü, oturma ve sıvılaşma problemlerinin olduğu parsel bazlı etütlerden anlaşılmıştır. Bu tür yerlerde kaya dolgu iyileştirme metodu ile bu sorunlar giderilmektedir. Bu nedenle elde edilen değerlere bağlı olarak yapıların planlanması gerekmektedir. Ayrıca olası deprem hasarlarını en aza indirgeyecek şekilde mevcut yapılarda statik durumlarında iyileştirmelerin yapılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Jeoteknik, Deprem, Oturma, Sıvılaşma, KahramankazanMaster Thesis Ilgın (konya) Yerleşim Alanı Zeminlerinin Jeoteknik Özelliklerinin Araştırılması(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Özlen, Nagihan; Nalbantçılar, Mahmut TahirKonya'nın kuzey batısında, 1. Derece deprem bölgesinde bulunan Ilgın ilçesi yerleşim alanında, temel birimler üzerinde yer alan kohezyonlu ve kohezyonsuz özellikteki zeminler ile bunların yeraltı suyuyla doygunlaşması önemli zemin problemlerine neden olmaktadır. Bu problemler zeminin sıkı-gevşek olmasına, yeraltı suyunun yüzeye yakın olmasına, yeraltı suyunun kimyasal özelliğine, zemin tane boyu dağılımına, zeminin kil içeriğine, zeminin üst yüzeyinde geçirimsiz bir örtü tabakasının bulunup-bulunmamasına ve boşluk suyu basıncının değerine bağlı olarak değişmektedir. Kohezyonsuz zeminler yeraltı suyu ve deprem etkisiyle taşıma gücü kaybı, akma, kayma, aşırı oturma, sıvılaşma ve benzeri birçok zemin problemlerine yol açtığı bilinmektedir. Bu öngörüler çerçevesinde inceleme alanındaki zeminlerin özellikleri, zemin mekaniği ve mühendisliği prensiplerine uygun olarak, Standart Penetrasyon Deneyi (SPT) gibi arazi yöntemlerini kullanan gerilme yaklaşımı ve ilgili laboratuvar deneyleri ile araştırılmıştır. Laboratuvar deneyleri sonucunda yapılan taşıma gücü hesaplamalarında emniyetli taşıma gücünün 0.74 kg/cm2 ile 1.59 kg/cm2 aralığında, oturma miktarının 8.31 cm ile 17.41 cm aralığında ve sıvılaşma enerjisi potansiyelinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Bu veriler ışığında inceleme alanının taşıma gücü, oturma ve sıvılaşma problemlerinin olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle elde edilen değerlere bağlı olarak yapıların planlanması gerekmektedir. Ayrıca olası deprem hasarlarını en aza indirgeyecek şekilde mevcut yapılarda statik durumlarında iyileştirmelerin yapılması gerekmektedir.Conference Object Akşehir-tuzlukçu-bolvadin Çevresindeki Yüzey Deformasyonlarının Özellikleri ve Obruk Oluşumları(2022) Eren, Yaşar; Nalbantçılar, Mahmut TahirKüresel iklim değişikliği, artan sıcaklık, azalan yağış, artan kuraklık, tarımsal amaçlı olarak yeraltı suyunun aşırı kullanımı, nüfus artışı ve sanayinin gelişimine bağlı olarak artan su tüketimi Orta ve Batı Anadolu bölgelerinde yer altı su seviyesinin düşmesine yol açmıştır. Yeraltı sularındaki düşümün arazideki en büyük göstergelerinden biri de yörede yaygın yüzey deformasyonlarının oluşumudur. Son yıllarda Tuzlukçu-Akşehir ve Eber Gölü çevresinde önemli uzunluk ve genişliklerde yüzey faylanması, yüzey yarıkları ve küçük çaplı obruklar oluşmuş ve oluşmaya devam etmektedir. Akşehir ve Tuzlukçu arasında Akşehir Gölü güneydoğusunda Sorkun, Tuzlukçu batısında ve Tuzlukçunun doğusunda Çöğürler civarında, yüzey yarıkları, yüzey faylanması ve küçük ölçekli obruklar bulunur. Yüzey kırıkları KD-GB ve K70-80D gidişlidir. 150-2 km uzunluğuna sahip yüzey yarıklarında 1-50 cm civarında yatay açılma ve 50 cm’ye varan düşey atım gözlenmiştir. Yarık ve yüzey faylanmasının geliştiği yerlerde çapı 1-2 m ye varan obruklar da bulunur. Yarıklar boyunca derinlik görünürde 4 m ye ulaşmaktadır Yüzey deformasyonlarına bağlı olarak gelişmiş yapılar özellikle Eber Gölü’nün doğu ve batı kenarına yakın kesimlerde yoğunlaşmıştır. 2021 itibariyle 15 farklı bölgede gelişen yüzey kırıklarının uzunlukları 150 m ile 4 km arasında değişmektedir. Eber Gölü doğusunda ise toplam 8 km uzunluğunda ve 2 km genişliğindeki zon içinde farklı iki takım şeklinde gelişmişlerdir. Eber gölü doğusunda Yeni Karabağ çivarında K40-600B ve K30-400D doğrultusunda 150m -1km uzunluğunda yüzey faylanmaları bulunur. Yarıkların derinlikleri görünürde 5 m ye varmakta yatay açılmalar 1 m’yi geçmektedir. Yüzey faylanması boyunca 60 cm düşey atımı bulunur. Yüzey kırıkları boyunca oluklama sonucu oluşmuş küçük obruklara rastlanır. Çapları 1-2 m arasındadır ve derinlikleri 40 cm civarındadır. Yüzey faylanmaları Çukurcak ve Akşehir Fay zonlarına paralel gelişim göstermektedir. Eber Gölü batısında yaygın yüzey yarıklarına rastlanır. Bolvadin merkezdeki yüzey kırıkları Bolvadin Fayı’nın güneybatıya doğru devamında yüzeylemektedir. Merkezde 25 m genişliğinde bir zon şeklinde izlenen kırık boyunca 1m yi aşan yatay açılma ve 1 m’ye varan düşey atım gözlenir. Bolvadin doğusunda ise yaklaşık 6 km genişliğinde ve 10 km uzunluğunda bir zon boyunca KKD-GGB ve ortalama D-B gidişli iki takım gözlenir. KKD-GGB gidişlilerin uzunlukları 500m - 2km arasında değişir ve toplam 10 km uzunluğunda gözlenir. Yarıkların genişlikleri 1,5 m’ye varmakta derinlikleri ise 4 m’yi geçmektedir. Yeryüzeyinde 1 m’yi aşan düşey çökmeler görülür. Yine yüzey faylanması boyunca oluşmuş 1-2 m çaplı obruklar vardır. Aynı kesimde aykırı gelişen takım ortalama D-B gidişlidir. Kırıkların yönelimi D-B ve K500B arasında değişim sunar. Güneydeki yüzey kırıkları 550-600 m uzunlukta olup Bolvadin Sanayisi Sitesi’nin güneyindeki binalara kadar uzanmakta ve onları deforme etmektedir. Yarıkların genişlikleri 1m yi aşmakta ve düşey atım 50 cm’ye kadar varmaktadır. Zon boyunca çapı 2 m’ye varan yaklaşık 1 m derinliğinde obruklar bulunur. Yeraltı suyu seviyesinin daha da düşmesi ile oluşabilecek yüzey kırıklarının göl havzaları içerisinde gelişmesi bu havzaların tabanındaki geçirimsiz seviyelerin yarılarak gelecek yıllarda yüzeyde su birikimini engelleyebilecek ve yüzeye yakın seviyelerde geçirimsiz seviyeler arasında hapsedilmiş suların daha aşağılara taşınmasına yol açabilecek tehlikeleri barındırmaktadır.Conference Object İklimsel Değişimlerin Akşehir ve Eber Gölleri Üzerindeki Etkisi(2022) Nalbantçılar, Mahmut Tahir; Eren, YaşarAkşehir ve Eber göllerinin bulunduğu bölge son 40 yıllık periyotta küresel iklim değişikliğine bağlı olarak hava sıcaklığının artması ve yağış rejiminde azalma ile karşı karşıya kalmıştır. Bu durum geniş yüzey alanına sahip her iki gölden yüzey buharlaşması etkisini arttırmakta ve sularını azaltmaktadır. Yoğun tarımsal faaliyetler için kuraklık karşısında tarımsal su ihtiyacı ile yöredeki nüfus artışı ve sanayinin gelişimine bağlı olarak artan su açığı yeraltı suyundan karşılanmaya çalışılmaktadır. Ayrıca içme veya sulama amaçlı yapılmış çok sayıdaki göletin yeraltısuyunun beslenmesini azaltma yönündeki etkisinin olabileceği de değerlendirildiğinde, bölgedeki yeraltı su seviyelerinin düşmesine yol açmaktadır. Meteoroloji Genel Müdürlüğü Akşehir Meteoroloji İstasyonu Müdürlüğü 2021verilerine göre 1941-2020 yılları arasında sıcaklık değerlerinde devam eden bir artış eğiliminin bulunduğu ve bugüne kadar da yaklaşık 0,5 o C’lik artışın olduğu görülmektedir. Yüzey buharlaşması miktarı da, bölgedeki sıcaklık değerlerindeki artış gibi, 1972 yılından bugüne kadar yaklaşık 200 mm artmıştır. Eber ve Akşehir Göllerinin bulunduğu bölge son 40 yılda daha önceki yıllara göre 180,94 mm (%34) daha az yağış almakta olup, yani yaklaşık 1/3 oranında azalmış yağış oranıyla eksik bir beslenime sahiptir. Bölgedeki artan tarımsal sulama ve diğer su ihtiyacına bağlı olarak yeraltısuyu seviyesinde düşümler gözlenmektedir. Değişen seneler baz alındığında DSİ rasat kuyularından; Eber Gölü etrafında Çay-Merkez’de yaklaşık 10 m, Bolvadin-Merkez’de 15 m, Bolvadin-Ortakarabağ’da 3 m, Akşehir Gölü etrafında Sultandağı-Dereçine’de 10 m., Akşehir-Gölçayır’da ise yaklaşık 5 m. yeraltısuyunda düşüm ölçülmüştür. Küresel iklim değişikliği, hatalı planlamalar ve insan kaynaklı nedenlerden dolayı Akşehir ve Eber gölleri hızla yok olmaya doğru gitmektedir. Bu nedenle mevcut durum geri dönülemez bir noktaya gelmeden acil önlemlerin alınması gerekmektedir.Article İçme Suyu Metal Element İçeriği ile Batman'da (Türkiye) Yaşayan Bireylerin Vücut Kompozisyonları Arasındaki İlişki(2023-10-21) Cetin, Ihsan; Akin, Selcuk; Nalbantcilar, Mahmut Tahir; Koc, Nazli; Tosun, KezbanAmaç: Önceki çalışmalar mikro element düzeylerinin kilo kaybına katkı sağlayabileceğini göstermiştir. Ancak, içme suyu mikro element düzeyleri ile vücut kompozisyonları arasındaki potansiyel ilişkiyi analiz eden kapsamlı bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmada, içme suyunda bulunan mikro element düzeyleri ile normal, kilolu ve obez kişilere ait vücut kompozisyonları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu çalışmaya, Devlet Hastanesi Diyet Polikliniğine başvuran ve vücut kütle indeksi (VKİ) referans değerlerine göre normal, kilolu ve obez olarak üç gruba ayrılan, 55-70 yaş aralığında toplam 345 kadın dâhil edilmiştir. Su örneklerindeki demir (Fe), bakır (Cu), kobalt (Co), çinko (Zn), manganez (Mn), molibden (Mo), selenyum (Se), krom (Cr) ve brom (Br) düzeyleri indüktif eşleşmiş plazma-kütle spektrometresi (ICP-MS) ile analiz edildi ve vücut kompozisyonu ölçümleri biyoelektrik impedans analizi ile yapıldı. Bulgular: Kadınlara ait obezite yüzdesi, içme suyu Co ve Se düzeyleri ile pozitif korelasyon gösterdi. Ayrıca, kadınlara ait VKİ değerlerinin içme suyu Cr düzeyleri ile pozitif korele olduğu bulundu. Sonuç: Co, Se ve Cr yüksek düzeyde içeren içme suyu tüketen kadınların obezitenin gelişmesi açısından daha büyük bir risk altında olabileceği öne sürülebilir. Diğer taraftan, içme suyu mikro element seviyelerinin obezite ile ilişkili kan parametrelerine etkisi belirsizdir ve daha fazla araştırmayı hak etmektedir.Article Consolidation Problem on the Clayey Soil With Containing High Groundwater Level(2019) Nalbantçılar, Mahmut Tahir; Özlen, Nagihan; Beyaz, TurgayIn this study, the settlement problem in Ilgın district, which has high groundwater level at the northwest of Konya and is widely clay, is investigated. In order to determine the settlement characteristics of the investigated area, a research pit was opened at different points and drilling and UD samples were taken. Experiments were conducted on these soil samples. The compaction index (Cc), the compaction index (Cr), the consolidation coefficient (Cv) and the consolidation settlement were calculated according to the results of the consolidation test applied to the samples consisting mostly of clay and thin soil materials. As a result, it was determined that the ground water level and the consolidation of soils were effective in the deformations observed in the buildings in Ilgın settlement area.Article Ilgın (Konya) Yerleşim Alanı Zeminlerinin Taşıma Gücü Özellikleri(2019) Nalbantçılar, Mahmut Tahir; Özlen, Nagihan; Beyaz, TurgayIlgın (Konya) yerleşim alanında temel kayalar üzerine uyumsuzlukla gelmiş kohezyonlu ve kohezyonsuz özellikli zeminler bulunmaktadır. 1. Derece deprem bölgesinde bulunan Ilgın için depremsellik en önemli tehditlerdendir. Bu çalışmada zeminin taşıma gücünü belirlemek için örnekleme amacıyla, farklı noktalarda 4 adet sondaj kuyusu ve 7 adet araştırma çukuru açılmıştır. Alınan UD numuneleri üzerinde deneyler yapılmıştır. Buna göre zeminlerin çakıllı siltli kum, kumlu siltli kil, siltli kum, siltli killi kum, killi silt ve siltli kil’den oluştuğu belirlenmiştir. Yine bu zeminlerin kesme dayanımı, kohezyonu, içsel sürtünme açısı ile taşıma gücü değerleri hesaplanmıştır. Elde edilen değerlere bağlı olarak yapıların planlanması gerekmektedir. Ayrıca, olası deprem hasarlarını en aza indirgeyecek şekilde mevcut yapıların statik durumlarında iyileştirmelerin yapılması gerekmektedir.Article Citation - WoS: 9Citation - Scopus: 9Hydrogeochemistry and Reservoir Characterization of the Konya Geothermal Fields, Central Anatolia/Turkey(Elsevier GmbH, 2022-05-01) Davraz, Ayşen; Nalbantçılar, Mahmut Tahir; Varol, Simge; Önden, İsmailA conceptual model with water samples from ten geothermal fields (İsmil, Ilgın (Çavuşcugöl), Tuzlukçu-Akşehir, Seydişehir and Kavakköy, Hüyük, Ereğli-Akhüyük, Kadınhanı, Cihanbeyli, Karapınar and Beyşehir) in the province of Konya defined the geothermal system. Carbonates, quartzite and marbles of Paleozoic metamorphics are the reservoir rocks and the heating sources are igneous rock intrusions and geothermal gradient. The variable thermal water (CaMgHCO3, CaSO4, NaSO4, CaHCO3, CaNaHCO3, NaCl and CaNaClHCO3) had EC and temperature between 177.8 and 56,100 ?S/cm and between 18.3 and 44 °C, respectively. Ca2+ in geothermal fluids are associated with marble and carbonate rocks and the high chloride shows direct connection with deep geothermal system, and prolonged contact with evaporite rocks. Sulphate originates from dissolution of and oxidation of sulphate and sulphur-bearing minerals. The high As, B, F and Mn concentration in some thermal water samples were determined as 85 ?g/l, 148.56 mg/l, 3.01 mg/l and 208.13 mg/l, respectively. Reservoir temperatures computed by Na/K geothermometers were between 85.37–158.89 °C for Akşehir thermal waters and 58.78–90.45 °C for Ereğli thermal waters. The maximum reservoir temperature of other geothermal waters was 75 °C by the silica geothermometers. © 2022 Elsevier GmbHArticle Citation - WoS: 5Citation - Scopus: 6Pollution and Health Risk Assessment of Heavy Metals in Waters Around Mine Sites of Elazig (eastern Turkey)(Science Press, 2023-05-01) Baran, H. Alim; Nalbantçılar, Mahmut Tahir; Koktan, NidaTurkey's Eastern Anatolia Region is the oldest known mineral mining area of Maden and Alacakaya. Chromite production in the Alacakaya field constitutes 50% of the country's exports, and copper mines in the Maden region account for approximately 12% of the country's copper production. There is a risk of water pollution due to significant mine waste which affects the Inci and Maden rivers. The water needs of many settlements are met from these streams, which run through these two mine sites. This study investigated the water pollution in the rivers. 25 water samples were collected during the dry and rainy periods, and the Al, Cr, Cu, Fe, Li, Mn, Ni, Pb, Sr and Zn contents of these samples were examined in terms of health. Evaluation of element concentrations and creation of spatial distribution maps were performed using ArcGIS software. Spatial distribution maps, correlation and cluster analysis indicate that the source of heavy metals observed in waters is mine fields. The heavy metal content of the samples is higher in the dry period, the high concentration values are obtained from the mine sites, the decrease in the concentrations throughout the flow during the rainy period, are indicators of the effect of the mines on the water pollution. As a result of the comparison from the analysis results of water samples with World Health Organization (WHO), Environmental Protection Agency (EPA) and European Commission (EC) standards, the element values of Al, Cr, Fe, Mn, Ni and Pb exceeded the permissible values for health. The concentrations of these elements for dry period samples are: 0-6.411 mg L-1, 0.006-0.235 mg L-1, 0-13.433 mg L-1, 0-0.316 mg L-1, 0-0.495 mg L-1, 0-0.065 mg L-1, and for rainy period samples are 0-1.698 mg/L, 0-0.2 mg L-1, 0-9.033 mg L-1, 0-0.173 mg L-1, 0-0.373 mg L-1, 0-0.034 mg L-1, respectively. Although the waters in the region are polluted by heavy metals, it has been determined that there is no non-carcinogenic hazard as a result of the calculation of the hazard index (HI<1) by ingestion and dermal contact within the scope of human health risk assessment. This study will be beneficial as it draws attention to the prevention of the negative effects of water pollution, which may cause serious health problems in the future as a result of mining activities in the region.
Research Topics
Domains
Physical SciencesHealth Sciences
Fields
Earth and Planetary SciencesComputer ScienceEnvironmental ScienceEngineeringMedicine
Subfields
Geochemistry and PetrologyArtificial IntelligenceWater Science and TechnologyMechanics of MaterialsPhysiology
Specific Research Areas
Groundwater and Isotope Geochemistry
Geochemistry and Geologic Mapping
Water Quality and Pollution Assessment
Hydrocarbon exploration and reservoir analysis
Body Composition Measurement Techniques
Sustainable Development Goals
11SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
2
Research Products
3GOOD HEALTH AND WELL-BEING
2
Research Products
7AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY
1
Research Products
14LIFE BELOW WATER
1
Research Products
6CLEAN WATER AND SANITATION
1
Research Products

Documents
19
Citations
215
h-index
9

Documents
7
Citations
27
Publication Collaboration
| Affiliation Name | Count |
|---|---|
| Batman University | 10 |
| Selçuk University | 8 |
| Konya Technical University | 7 |
| Ankara Hacı Bayram Veli University | 4 |
| Süleyman Demirel University | 3 |
1 / 6
Data obtained from OpenAlex
| Journal | Count |
|---|---|
| Academic Perspective Procedia | 2 |
| Acta Medica Nicomedia | 1 |
| Geochemistry | 1 |
| Journal of African Earth Sciences | 1 |
| Journal of Mountain Science | 1 |
Current Page: 1 / 1

Scholarly Output
10
Articles
6
Views / Downloads
27/31
Supervised MSc Theses
2
Supervised PhD Theses
0
WoS Citation Count
25
Scopus Citation Count
27
Patents
0
Projects
0
WoS Citations per Publication
2.50
Scopus Citations per Publication
2.70
Open Access Source
6
Supervised Theses
2
Scopus Quartile Distribution
Competency Cloud

