Profile URL: https://hdl.handle.net/20.500.13091/11734
Job Title:Doç. Dr.
Email Address:ikoc@ktun.edu.tr
Main Affiliation:04.01. Department of Architecture
Status: Current Staff
ORCID:
0000-0002-4864-6906
0000-0002-4864-6906YÖK Akademik: 8859C1915A56FFBA
Google Scholar:
Wn0QeIAAAAJ
Wn0QeIAAAAJWeb of Science ID:
LRI-6134-2024
LRI-6134-2024Name Variants:
Koc, Ilhan
25 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 25
Master Thesis Konya Sahip Ata Külliyesi Camii Restorasyonu Üzerine Bir İnceleme(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Erdem, Muhammed Naim; Koç, İlhanBinlerce yıllık tarihe sahip Anadolu'nun stratejik bir noktasında yer alan Konya şehri, eski çağlardan beri üzerinde yaşamış olan önemli medeniyetlerin kültürlerini barındırmaktadır. Bu kültürel mozaiğin en önemli unsurlarından biri olan Anadolu Selçukluları devrinde, yapı bânîleri arasında öne çıkan isimlerden birisi olan Sâhib-i Atâ Fahreddin Ali uzun yıllar çeşitli devlet kademelerinde görev almış ve 1288 yılında ölünceye kadar çok sayıda tarihi eser yaptırmıştır. Halk arasında yaygın bilinen ismiyle Sahip Ata'nın yaptırdığı eserler arasında, en mühimlerinden biri olarak Konya Sahip Ata Külliyesi sayılabilir. 1258-1283 yılları arasında tamamlanan külliyenin camisi, yıllar içinde büyük tahribatlar görmüş ve 1871 yılında günümüzdeki haliyle inşa edilmiştir. Özgün taç kapısı ve mihrabı incelendiğinde özgün caminin ne kadar mühim bir sanat eseri olabileceği dikkat çekmektedir. Günümüzde yeniden onarımı, ilgili kurumların gündeminde olan caminin tarihine bir ışık tutmak gerektiği düşünülmektedir. Bu bağlamda bu çalışmada; özgün yapının nasıl bir tasarımda olduğu ve neden günümüze ulaşamadığı, mevcut yapının ne gibi sebeplerle özgün halinden farklı şekilde inşa edildiği, yapının geçmişte gördüğü onarımlar gibi hususlar değerlendirilerek bu kültürel mirası korumak adına gelecekte yapılması gereken müdahale önerileri sunulmuştur.Article Citation - WoS: 1Green Building Assessment Model for Historic Buildings of Turkey(Konya Technical Univ, Fac Architecture & Design, 2023) Yetkin, Elif Gizem; Koç, İlhanGrave structures are architectural works reflecting the cultural accumulation, continuity and political power of societies. In the context of sustainability, while \"green building\" certification systems are developing in building productions in the world, new guidelines are also being created. Of course, new guidelines are also being developed on the certification as green buildings within the scope of the protection and restoration of historical buildings that should be specially considered. In this study, it is aimed to create a model that will allow the historical buildings in Turkey to be evaluated in the context of “the green building” concept. With this model, it is considered that historical building conservation practices will contribute positively to the works of restorers in making those heritage sites more environmentally friendly and sustainable. For the model designed to evaluate historical buildings within the scope of green buildings, historical buildings were handled under 3 groups: a) 1st Group Historical Buildings, b) 2nd Group Historical Buildings and c) Reconstructed Historical Buildings. As creating the designed model, GBC-Italy system criteria were taken as the basis. The criteria were carried out by conducting a questionnaire with experts in this field. Importance of the relevant evaluation criteria in the scoring system were determined by using the AHP method. As a result of the analyzes and calculations, the accuracy of the scoring was confirmed. As historical buildings are evaluated according to the conditions of their periods, it is obvious that they are sustainable buildings. Naturally, nowadays to be able to preserve historical buildings for the future generations in a proper way is usually ensured by giving them a new function. The requirements of the new functions given to create the necessary equipment to provide today's comfort conditions in historical buildings naturally change the sustainable characteristics of the historical heritage. This evaluation system, designed to preserve the green building characteristics of historical buildings and to ensure their sustainability with their new functions, will be an important guide.Master Thesis Comparative Analysis of Embodied Carbon Values of Bio-Based Thermal Insulation Materials(2024) Anlar, Neslihan; Koç, İlhanKüresel ölçekte enerji tüketiminin önemli bir bölümü (yaklaşık %40'ı) yapı sektörü tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu enerjinin yaklaşık %85'i fosil yakıt kaynaklı olup, yüksek oranlarda karbon emisyonuna neden olmaktadır. Yapı sektöründe tüketilen enerjinin ise yaklaşık %50'si yalnızca ısıtma ve soğutma amaçlı kullanılmakta; bu da yalıtım uygulamalarının enerji ve karbon tasarrufu açısından ne denli önemli olduğunu göstermektedir. Yapıya uygulanacak nitelikli ısı yalıtım çözümleri ile %60'a varan oranlarda enerji tasarrufu sağlanabildiğini araştırmalar ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, önemli tasarruf potansiyeline sahip yalıtım uygulamaları, sağlayacağı enerji tasarrufu sayesinde karbon emisyonlarını azaltarak, iklim krizi ile mücadelede sektörel sebep olunan tahribatı azaltmak ve iyileştirmede kritik bir rol üstlenmektedir. Ancak, günümüzde yapılan yalıtım uygulamaları sadece kullanım enerjisi kaynaklı tasarruf gözetilerek planlanmaktadır. Bu durum sonucu, kullanım enerjisi kaynaklı karbon emisyonları azaltılırken, malzemenin üretim süreciyle ortaya çıkan gömülü karbon değerleri göz ardı edilmektedir. Yapının toplam karbon ayak izine kalıcı etki eden ve değiştirilebilir bir değer olmayan gömülü karbon önemli bir etkiye sahiptir. Bu nedenle, iklim krizi ile mücadelede tüm yapı bileşenlerinin oluşum aşamalarını da içeren kapsamlı bir yaşam döngüsü yaklaşımı benimsenmelidir. Bu doğrultuda, son birkaç on yılda tekrar önem kazanan biyo-tabanlı malzemeler, karbon tutucu özellikleri sayesinde küresel karbon emisyonlarını azaltma potansiyeline sahip, çevre ve insan sağlığı için güvenli, doğal ve sürdürülebilir alternatifler olarak değerlendirilmektedir. Her ne kadar bu malzemelerin küresel kullanımı hâlihazırda sınırlı olsa da karbon yönetimi açısından sundukları avantajlar dikkate değerdir. Bu çalışmada, biyo-bazlı malzemelerin yapı sektöründeki kullanım potansiyelleri araştırılmış, ısı yalıtım malzemelerinin gömülü karbon emisyonları bağlamında alan çalışması yürütülmüştür. Çalışmada, yaklaşık aynı ısıl geçirgenlik katsayısına (U: W/m².K) sahip yapı kabukları modellenmiş; biyo-bazlı ve güncel ısı yalıtım malzemeleri (EPS, XPS, cam yünü, taş yünü) için gömülü karbon hesaplamaları gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular, biyo-bazlı malzemelerin farklı oranlarda gömülü karbona sahip olduğunu, karbon tutucu özelliğe sahip malzemelerin önemli miktarlarda karbonu yapı bünyesinde depoladıklarını ortaya koymuştur. Türkiye ölçeğinde yapılan hesaplamalarda ise, 2022 yılı verilerine göre hesaplamalar yapılmış, kullanılan 'güncel ısı yalıtım malzemeleri (GYM)' kaynaklı gömülü karbon emisyonlarının aynı yıla ait toplam sera gazı emisyonlarının %0,2'sini oluşturduğu belirlenmiştir. Tüm sera etkisine sebep olan faaliyetler içerisinde 2/1000'ini yalnızca dört malzemenin gömülü karbonunun oluşturması oldukça yüksek bir değeri işaret etmekte, bu durum GYM'nin yüksek küresel etkiye sebep olduğunu göstermektedir. Aynı yıl için GYM'lerin yerine biyo-bazlı ısı yalıtım malzemelerinin kullanıldığı varsayılan hesaplamalarda ise malzeme kaynaklı gömülü karbon emisyonlarının düşeceği ve ulusal sera gazı emisyonlarında %6,36'ya varan oranlarda azalma sağlanabileceği tespit edilmiştir. Sonuç olarak bu çalışma, biyo-bazlı ısı yalıtım malzemelerinin GYM'lere kıyasla daha düşük gömülü karbon değerlerine sahip olduğunu ve karbon yönetimi açısından çevresel olarak daha avantajlı alternatifler sunduğunu ortaya koymuştur. Yapı sektörünün sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda, biyo-tabanlı malzemelerin kullanılması, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli katkılar sağlayacağı ortaya konmuştur.Doctoral Thesis Tarihi Yapılarda Zemin Suyundan Kaynaklanan Yapısal Bozulmalar ve Onarımlarına İlişkin Sistematik Yaklaşım Yöntemleri(Konya Teknik Üniversitesi, 2024) Pala, Yusuf; Koç, İlhanTarihi yapılar, taşınmaz kültür varlıkları olarak toplumların sosyal, ekonomik ve kültürel birikimini geçmişten günümüze taşıyan en önemli unsurlardır. Bulunduğu coğrafya, sosyal ve stratejik konumu sebebiyle ülkemizde geçmiş birçok medeniyete ait; Selçuklu, Beylikler, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemleri olmak üzere sayısız tarihi eser mevcuttur. Bu eserlerden bir kısmı uzun yılların yıpranmasına dayanamayarak yok olmuşlar; fakat toplumsal, mülkiyet ve yapısal (güçlü yapı malzemesi ve teknikleri) özellikleri bakımından kamusal ve dini yapıların birçoğu uzun yıllardır ayakta kalabilmiş ve yaşamlarını günümüzde kadar sürdürmüşlerdir. Ülkemizin sahip olduğu önemli değere haiz söz konusu tarihi eserlerin, doğru yöntemler ile uzun dönemli korunması büyük önem arz etmektedir. Söz konusu eserlerin büyük bir kısmı anıtsal özellikte kamu ve vakıf mülkiyetindeki yapılardan oluşmaktadır. Bu yapıtlar; uzun yıllar zamana ve doğal şartlara karşı ayakta kalmalarını; çoğunlukla taş, tuğla ve geleneksel harçlar ile inşa edilmiş olmalarına borçlular. Ancak, dönemlerinin yapı tekniğine bağlı olarak eserlerde kullanılan malzemeler genellikle yumuşak bünyeli olmaları sebebiyle dış hava şartlarına, özellikle zemin suyuna karşı her zaman savunmasız ve korunaksız kalmışlardır. Ülkemizde tarihi yapılar mevcut yasa, yönetmelikler ve ilke kararları doğrultusunda projelendirilerek korunmaya çalışılmaktadır. Fakat, çeşitli onarım süreçleri geçirmelerine rağmen eserlerin, toprak temaslı (temel ve subasman) kısımlarında zemin suyu (nemi) kaynaklı bozulmalara maruz kaldıkları görülmektedir. Bu kapsamda bu tez çalışmasının amacı, ülkemizdeki tarihi anıtsal yapıların korunmasında sıklıkla karşılaşılan zemin suyu (nemi) kaynaklı sorunların tespit edilmesi ve çözümünde sistematik olarak geleneksel ve günümüz modern yöntemler ile sonuca varılmasını sağlamaktır. Çalışmanın yürütüldüğü yörenin tarihsel özelliği sebebiyle alanda çok sık mevcut olan Selçuklu ve Beylikler Dönemi eserlerden; Hacı Hasan Camii, Akşehir İplikçi Camii, Ermenek Ulu Camii, Eskil Ulu Camii, Meram İplikçi Camii, Meram Taş (Akçe Gizlenmez) Camii, İnce Minareli Medresesi örneklem eserler olarak tezin ana materyalini oluşturmaktadır. Ayrıca, konu kapsamında yapılmış birçok ulusal ve uluslararası akademik çalışmalardan başka tarihi yapılardaki su ve nem durumunun tespiti için teknik donanımlar, özellikle eserlere zarar vermemek amacıyla tahribatsız kızılötesi termografi ile yüzeysel kapasitif nem ölçüm metotları kullanılmıştır. Tez kapsamında alanda seçilen örneklem esrelerde yapılan incelemeler, gözlemler ve teknik ölçümlemeler sonucunda özetle şu değerlendirmeler elde edilmiştir: Seçilen örneklem tarihi eserlerin tescil öncesi bilimsel olmayan yanlış onarım uygulamaları ile tescil sonrası Koruma Kurulu kararları doğrultusunda yapılan onarımların eserlere yapısal olarak birçok zarar verdiği tespit edilmiştir. Tescil sonrası yapılan müdahalelerin de izinsiz yapılan birtakım uygulamalar olduğu ya da Kurul kararlarının bilimsel verilere uygun olarak uygulanmadığı gözlemlenmiştir. Eserlerde tespit edilen yapısal bozulmaların önlenmesine ilişkin çözüm önerilerinde her yapının kendine has arazi konumu, malzeme ve yapım tekniği sebepleriyle zeminden kaynaklanan su ve neme karşı korunmaları farklılıklar arz etmektedir. Bu bakımdan yapıların değişen durumlarına göre onarım teknikleri önerilmiştir. Öncelikle geleneksel olarak önleyici koruma yöntemleri olarak, çatılarından yağmur ve kar sularının zemine sağlıklı tahliyesinin yapılarak oradan ızgaralı drenaj kanalları ile uzaklaştırılması, modern zamanlarda yükseltilmiş çevre zemin kotlarının özgün seviyelerine indirilmesi, daha sonra yapıların özgün zemin kotuna indirilerek eserler genel olarak dıştan gelen suya karşı korunması önerilmiştir. Tabi bunların yanı sıra tarihi eserlerin zemin temel ve subasman seviyesinde oluşmuş su ve nemin giderilmesi ise yapıların durumlarına göre dıştan pozitif yalıtım, içten negatif yalıtım ile birlikte gerekli durumlarda kapilariteye karşı enjeksiyon ve tuzdan arındırma kompresi gibi birçok modern uygulama yöntemlerden bazen biri bazen birkaçı kullanılarak çözümler önerilmiştir. Söz konusu tarihi eserler ülkenin gelecek kuşakları da düşünerek turizm ve kültürel bakımdan çok önemli değere sahip olmaları, eserlerin her türlü fiziki sorunlara karşı korunmaları çok titiz bir şekilde bilimsel araştırmalara dayalı olarak projelendirilerek yapılmalıdır. Tarihi eserlerin korunmasında toplumsal bilinçlenmenin artırılması için okul öncesi eğitim-öğretimden itibaren konuya yer verilmesinin yanı sıra üniversite ve kurumsal düzeyde bilimsel çalışmalar desteklenmelidir.Review Article Yapılarda Gömülü ve Kullanım Enerjisi Kavramlarının Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (ydd) Metodolojisiyle İrdelenmesi(2022) Koç, İlhan; Duru, Mehmet Oğuz; Dinçer, Sevde GülizarYapılan birçok bilimsel araştırmalara göre, küresel çapta gerçekleştirilen yıllık enerji tüketiminin yaklaşık yarısı, yapıların üretilmesi, işletilmesi ve bakımı için gerçekleştirilen faaliyetlerde kullanılmaktadır. Büyük oranı fosil kaynaklı yakıtlardan elde edilen bu enerjinin, kullanımıyla birlikte karbon emisyonuna neden olarak, iklim değişikliğini oluşturan etmenlerin başında gelmektedir. Gömülü (embodied) enerji; ham maddenin çıkarılması, işlenmesi, yapı malzemesine dönüştürülmesi, şantiye sahasına taşınması ve yapı inşası gibi devreye alma sürecinden önce gerçekleştirilen faaliyetlerin bütününü kapsamaktadır. Kullanım (operational) enerjisi ise, nihai kullanıcının iç ortam konfor şartlarını oluşturmaya yönelik, yapıların başta ısıtma, soğutma gibi iklimlendirilmesinde, aydınlatılmasında, enerji gerektiren araç-gereçlerin çalıştırılmasında tüketilen enerji olarak tanımlanmaktadır. Yapıların karbon ayak izinin etkili bir şekilde azaltılabilmesi, hem gömülü (embodied) hem de kullanım (operational) enerjisini dikkate alan tasarımlar ile mümkündür. Ancak, yapılan araştırmalar daha çok kullanım (operational) enerjisine odaklanarak, nispeten hesaplanması karmaşık ve yorucu bir süreç olan gömülü (embodied) enerjiyi göz ardı etmiştir. Bu çalışmada, yaşam döngüsü değerlendirmesi kavramı üzerinden, özellikle mevcut yapılar dikkate alınarak, gömülü (embodied) ve kullanım (operational) enerjileri kaynaklı karbon salınımlarının birbiriyle olan ilişkisi, irdelenmiştir. Çalışmada, uluslararası kabul görmüş bilimsel yayınlar üzerinden kapsamlı literatür analizi yapılarak elde edilen bulguların, kavramsal bir çerçeve oluşturmak amacıyla, karşılaştırılarak sentezlendiği bir yöntem tercih edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, ekolojik sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi için, sadece kullanım (operational) enerjisinin azaltılmasının yeterli olmayacağı, gömülü (embodied) enerji ile birlikte politikaların belirlenmesi zorunluluğu tespit edilmiştir.Doctoral Thesis Sürdürülebilir Mimari Bağlamında Ülkemiz Tarihi Yapıları için Yeşil Bina Değerlendirme Modeli Önerisi(Konya Teknik Üniversitesi, 2020) Yetkin, Elif Gizem; Koç, İlhanSürüdürülebilirlik kavramının yapım sektörüne etkisinin bir sonucu olarak ortaya çıkan yeşil bina yaklaşımları ve buna bağlı olarak oluşturulan yeşil bina değerlendirme sistemleri dünyada kabul görmüştür. İlk olarak yeni yapılan yapılar için kullanılan yeşil bina değerlendirme sistemleri zamanla mevcut yapı stokunun çevresel etkilerini azaltmayı hedefleyen yeni değerlendirme araçları geliştirmiştir. Mevcut yapı stoku içinde tarihi yapıların yeşil bina değerlendirme sistemleri kapsamında farklı gereksinimlerinin olduğu bilinmektedir. Ülkemizde de ulusal yeşil bina değerlendirme sistemi oluşturma çalışmaları devam etmektedir ancak tarihi yapıların değerlendirilmesine olanak sağlayacak bir sistem henüz geliştirilmediği tespit edilmiştir. Bu çalışmada, ülkemiz tarihi yapılarının koruma ve onarım uygulamaları sırası ve sonrasında çevresel etkilerini değerlendirmeye olanak sağlayacak bir model geliştirmek amaçlanmıştır. Tez kapsamında, dünyada kullanılmakta olan yeşil bina değerlendirme sistemleri incelenmiştir. BREEM ve LEED gibi sertifika sistemleri tarihi yapılar özelinde değerlendirme kriterlerine sahiptir. Bunlar dışında, tarihi yapı kapsamında yeşil bina değerlendirme sistemlerinden, ulusal ölçekte olan GBC-İtalya detaylı olarak ele alınmıştır. Ülkemizde tarihi yapılar iki farklı grup altında tescillenmektedir. Oluşturulan modelin yapının yeşil bina değerini belirlemesi beklendiği için 1.Grup ve 2. Grup tarihi yapılar için farklı uygulama yapılmasına olanak sağlayacak puanlama sistemi oluşturulmuştur. Ayrıca iki tescil grubundan bağımsız olarak model kapsamında rekonstrüksiyon uygulanacak yapılarında değerlendirilmesinde uygulanmak üzere üçüncü bir puanlama sistemi önerilmektedir. Model kapsamında seçilen üç puanlama sistemi için 1. Sınıf =1. Grup tarihi yapılar, 2. Sınıf = 2. Grup tarihi yapılar ve 3. Sınıf = Rekonstrüksiyon yapılmış tarihi yapılar olarak sınıflandırılmıştır. Önerilen modelin değerlendirme kriterlerinin oluşturulabilmesi için konusunda uzman kişiler ile anket çalışması yapılmıştır. Uzmanların, tarihi yapı yeşil bina değerlendirme kriterleri kapsamında tarihi değer, sürdürülebilir arazi, su yönetimi, enerji ve atmosfer, malzeme ve kaynaklar, iç ortam hava kalitesi, bölgesel öncelik, yenilikçilik, sağlık ve güvenlikle kriterler ve alt kriterlerinin AHS yöntemiyle analizine olanak sağlayacak şekilde cevaplandırılması istenmiştir. AHS yöntemi kullanılarak ilgili değerlendirme kriterlerinin puanlama sistemindeki ağırlıkları belirlenmiştir. Yapılan analizler ve hesaplamalar sonucunda puanlamaların doğruluğu teyit edilmiştir. Modelin tarihi yapılar üzerinde uygulamasının yapılması için dört adet örnek seçilmiştir. Model kapsamında önerilen üç farklı puanlama sisteminin ilgili alanlarında uygulama yapılmasına olanak sağlayacak şekilde örnekler seçilmiştir. Sonuç olarak tarihi yapıların yeşil yapı değerlendirme modeli kapsamında değerlendirilmesi için yapının temel özelliklerine uygun olacak şekilde düzenlenmiş olması gerekmektedir. Bu tez tarihi yapı koruma uygulamalarının çevre dostu olması konusunda korumacıları aydınlatacak ve tarihi yapı koruma uygulamalarının değerlendirilmesine de katkı sağlayacaktır.Article Mimari Tasarım Sürecinde Çevresel Etki Hesaplanmasında Görsel Programlama Dillerinin (vpl) Kullanılabilirliğinin İrdelenmesi(2022-04-21) Koç, İlhan; Duru, Mehmet Oğuz; Dinçer, Sevde GülizarBirçok bilimsel araştırmaya göre, küresel kaynakların yaklaşık %40’ını tüketen yapı sektörü dünyanın en büyük atık sorumlusu olarak yeryüzünde gerçekleşen sera gazı emisyonlarının yaklaşık yarısından sorumlu tutulmaktadır. Bu durum, yeryüzü sıcaklığının artmasına neden olarak, küresel çapta birçok felaketin kaynağı olan iklim değişikliğini meydana getirmektedir. Günümüzde, sürdürülebilirlik kavramını yapı sektörüne dahil ederek, çevresel etkilerin hesaplanmasında kullanılan metodolojilerin başında gelen Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (Life Cycle Assessment-LCA) yöntemi, bilimsel çalışmalarda sıklıkla kullanılmaktadır. İlk aşamalarında bile uygulanması oldukça zaman alıcı ve maliyetli olan LCA yöntemi, çok farklı kaynaklardan geniş bir veri yelpazesine erişim gerektiren, oldukça veri yoğun bir uygulamadır. Dolayısıyla, tasarım sürecinin iç içe geçmiş ve karmaşık doğasından kaynaklanan zorluklarla sürekli olarak karşı karşıya kalan, yapı planlamasında en önemli karar verici olan mimarlar, çevresel etkinin hesaplanarak tasarım süreciyle bütünleştirilmesi noktasında büyük zorluklar yaşamaktadır. Bu durumun bir sonucu olarak, son yıllarda gerçekleştirilen birçok çalışma LCA sürecinin iyileştirilmesi ve basitleştirilmesine odaklanmıştır. Metin tabanlı programlama dillerinin karmaşıklığı ve kullanmaya yeni başlayanlar için zorluğunun aksine Görsel Programlama Dili (VPL), çok daha kolay ve hızlı yorumlamayı sağlayan görsel öğeler kullanmaktadır. Bu makalede; birçok bilimsel çalışmada ve mimari uygulamada kullanılan iki farklı VPL aracının, uygulandığı esas yazılımlar (Rhinoceros 3D ve Autodesk Revit) çerçevesinde, erken mimari tasarım aşamasında çevresel etkilerin değerlendirilmesine sağladığı katkıların karşılaştırılarak, avantaj ve dezavantajlarının tespit edilmesi hedeflenmiştir. Belirlenen hedef doğrultusunda çalışmada, kapsamlı literatür analizi sonucu elde edilen verilerin kıyaslanarak sentezlendiği bir yöntem uygulanmıştır. Çalışma kapsamında; yapı sektörünün çevresel etkisi, yapı sektöründe özelinde LCA metodolojisi, görsel programlama dili (VPL) kavramı, görsel programlama dillerinin (Grasshopper ve Dynamo) mimari tasarım sürecinde kullanımı ve iki farklı yazılım olan Rhinoceros 3D ve Autodesk Revit içerisinde VPL kullanımının durumu irdelenmiştir. Çalışmanın sonuçları olarak ise; yapı sektörü kaynaklı karbon salınımının azaltılabilmesine yönelik ilk kararların verildiği erken tasarım aşamasında, tasarıma katılan karar verici paydaşlar tarafından kolaylıkla uygulanabilecek, dinamik bir LCA hesaplamasına imkân tanıyan, görsel programlama dili destekli (VPL) çevresel etki hesaplamasının önemi elde edilmiştir.Article Konut Üretim Metotlarının 2000 Yılı Sonrası İstatistiksel Değişimi: Konya Örneği - Statistical Changes in Housing Production Methods After the Year 2000: The Case of Konya(HAKAN OĞUZ, 2023-12-31) Erdoğan, Nurcihan Şengül; Erdemir, Murat; Koç, İlhanHousing is currently one of the most pressing issues within the existing social system. As rapid urbanization and population growth continue in Türkiye, the housing shortage is increasing day by day. Research should be conducted, both theoretically and practically, to identify the issues related to the housing production problem in question, develop solutions based on these findings, and generate guiding data. Until 1980, the traditional housing production methods that were not based on scientific planning were used to acquire housing throughout the country. However, a change occurred in the early 1980s, with housing cooperatives taking the forefront and becoming the preferred method of housing acquisition for all segments of society, in addition to low-income individuals. Improvements made with the enactment of the Mass Housing Laws of 1981 and 1984, as well as significant developments in the economy and construction sector, supported individuals in acquiring housing. This study, which uses a comparative analysis method based on literature and focuses on these issues, examines the housing production methods implemented in Konya after the year 2000. Housing production methods, which emerge with housing forms that vary depending on the needs of people, are investigated by using numerical data on the change processes of the relevant methods. Günümüzde, konut konusu mevcut toplumsal sistemin önde gelen sorunlarından biridir. Türkiye’de hızlı bir şehirleşme ve nüfus artışı yaşanırken, konut açığı her geçen gün daha da artmaktadır. Söz konusu konut üretim sorunu ile ilgili tespitlerde bulunularak, bu tespitlere yönelik çözümlerin geliştirilmesi ve yönlendirici veriler üretilmesi için teorik ve pratik araştırmalar yapılması gerekmektedir. Ülke genelinde 1980 senelerine kadar bilimsel planlamaya dayalı olmayan geleneksel konut üretim metotlarıyla sağlanan konut edinme durumunda, 1980'lerin başından itibaren değişim yaşanmıştır. Bu yıllarda ön plana çıkan konut kooperatifleri, dar gelirli bireylere ek olarak toplumun tüm kesimleri tarafından konut edinme yöntemi olarak benimsenmiştir. 1981 ve 1984 tarihli Toplu Konut Kanunlarının yürürlüğe girmesi ile sağlanan iyileştirmeler ve gerek ekonomi gerekse yapım sektöründe meydana gelen büyük gelişmelerle birlikte bireylerin konut edinmesi desteklenmiştir. Bahsedilen konular odağında hazırlanan ve literatüre dayalı karşılaştırmalı analiz yönteminin kullanıldığı bu çalışmada, 2000 yılı sonrasında Konya’da uygulanan konut üretim metotları irdelenmiştir. İnsanların gereksinimlerine bağlı olarak çeşitlilik gösteren konut biçimleriyle ortaya çıkan konut üretim metotları araştırılarak ilgili yöntemlerin değişim süreçlerine dair sayısal veriler kullanılarak ele alınmaktadır.Doctoral Thesis Türkiye' de Anıtsal Kültür Varlıklarının Korunmasında Görülen Sistematik Sorunların Kaynağının Tespitine Yönelik Analitik Bir Değerlendirme(2024) Çağlayan, Neslihan; Koç, İlhanBinlerce yıllık uygarlık tarihi boyunca insanoğlunun oluşturduğu, bugün 'Taşınmaz Kültür Varlıkları' diye adlandırılan yapıtları koruma olgusu, çağımızda insanlığın ortak sorunu olarak kabul edilen ve üzerinde önemle durulması gereken bir sorumluluktur. İletişim ve ulaşım araçlarının eriştiği düzeyin dünyadaki toplumları birbirine yaklaştırması, ulusları bu ortak mirasa sahip çıkmaya zorlamakta, dolayısıyla eser sahipleri ve yönetimlerin sorumluluğunu da arttırmaktadır. Bu doğrultuda tarihi yapıların korunması için yasal düzenlemelerin önemi kabul edilmiş, başlangıçta bireysel çaba ve girişimlerle sınırlı olan koruma anlayışı, zamanla uluslararası bir sorumluluk haline gelmiştir. Koruma olgusunun geldiği bu önemli seviyeye rağmen, ülkemizdeki koruma altına alınmış taşınmaz kültür varlıklarının mevcut durumu incelendiğinde sonucun olması gereken düzeyde gerçekleşemediği görülmektedir. Bu bağlamda, bu çalışmada ülkemizde yapılmakta olan koruma çalışmalarının hedeflerine ulaşmasında yaşanan sorunları genel olarak ana başlıkları altında tespit edip, bu sorunlara ilişkin detayları alt başlıkları ile analiz edilerek koruma sürecinin doğru yönetilmesi ve gerçekleştirilmesi için temel olacak sonuçların ortaya konması amaçlanmıştır. Yapılan akademik araştırmalar sonucunda ülkemizde taşınmaz kültür varlıklarının korunması çalışmalarında yaşanan sorunların oluşmasında 'sistematik' olarak mevcut işleyiş, örgütlenme ve uygulamalar kapsamında 5 ana parametre ve alt parametrelerden kaynaklanabileceği belirlenmiştir: Sosyo-Ekonomik (kavramsal, ekonomik, toplumsal), Yasal (kanun, yönetmelik, ilke kararları), Yönetimsel (merkezi, yerel, sivil toplum örgütleri), Kentleşme ve Planlama (işlevsel, fiziksel, rant ve imar (görsel bozulma) ve Uygulama (öncesi-sonrası) parametreleri. Materyal ve metot olarak; çalışma alanındaki tarihi yapıların korunmasında yaşanan sorunların söz konusu ana ve alt parametrelerden kaynaklandığını belirleyebilmek için, alanda 25 anıtsal yapı (4 Camii- 4 Hamam, 10 Han, 7 Medrese) üzerinden değerlendirerek tespit etmek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda söz konusu yapılarla ilgili veriler, Konya Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile aynı alanda görev yapan Konya Taşınmaz Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü kapsamına bulunan Konya, Aksaray ve Karaman illerinde günümüze kadar ulaşabilen çoğunlukla Selçuklu dönemine ait çeşitli işlevdeki anıtsal yapılar incelenmiştir. Bu kurum verilerinin yanı sıra yerel yönetimlerin arşivleri ile tarihi eser korumacılığı konusunda proje ve uygulama yapan özel firmaların arşivlerinden faydalanılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda her bir anıtsal eser için envanter tabloları oluşturulmuştur. Bu tablolarda yapıların künyesi, genel tanımları, mimari özellikleri, tarihsel müdahale (onarım) süreçleri ile parametreler bağlamında tespit edilen sorunlar detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Hazırlanan envanter tabloları doğrultusunda tarihi eserlerde yaşanan sorunların hangi parametrelerden kaynaklandığına ilişkin tespitler, bir anket formu yardımıyla korumacılıkta proje ve uygulamada 15 uzman ile yüz yüze yapılan çalışmalar ile elde edilmiştir. Elde edilen veriler 'IBM SPSS v23' programı ile analiz edilerek; söz konusu anıtsal yapılarda görülen sorunların sayısal ve yüzde değerleri, daha çok hangi tür sorunlar ağırlıklı olarak görüldüğü ve de önemli parametrelere ilişkin çaprazlamalar yapılarak sorunların parametrelere göre değişimleri ortaya konmuştur. Sonuç ve değerlendirme olarak; ülkemizde tarihi yapıların korunmasında önemli parametreler olarak belirlenen sosyo-ekonomik, yönetimsel, kentleşme ve uygulamaya yönelik konularda birçok sorunlar tespit edilmiştir: kültürel ilgisizlik, eğitim eksikliği ile finansman zorluklar; kurumlar arası eşgüdümsüzlük ve yasal mevzuattaki eksiklikler; çevre-imar düzenlemeleri, işlevlendirme, özgün plan şemaların bozulması, bakım ve onarımlarının ihmal edilmesi; kullanım-işlevlendirmede yapıların özgünlüklerine zarar verilmesi, tespit ve tescillemelerde gecikmeler, restorasyon projelerine aykırı uygulamalar yapılması ve denetimlerin dikkatlice yapılmaması gibi sorunlar ön plana çıkmıştır.Conference Object Yapı Üretiminde Çevresel Etkinin Azaltılmasına Alternatif Bir Yapı Malzemesi Olarak Prefabrik Saman Balyası(Güven Plus Grup A.Ş. Yayınları, 2021) Koç, İlhan; Duru, Mehmet Oğuz; Tazefidan, Ceyhan
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »
Research Topics
Domains
Social SciencesPhysical Sciences
Fields
Arts and HumanitiesEarth and Planetary SciencesEngineeringSocial SciencesEnvironmental ScienceEconomics, Econometrics and Finance
Subfields
ArcheologyGeologyBuilding and ConstructionCivil and Structural EngineeringUrban StudiesEnvironmental EngineeringEconomics and Econometrics
Specific Research Areas
Cultural Heritage Management and Preservation
3D Surveying and Cultural Heritage
Building Energy and Comfort Optimization
BIM and Construction Integration
Infrastructure Maintenance and Monitoring
Turkish Urban and Social Issues
Sustainable Building Design and Assessment
Environmental Impact and Sustainability
Housing Market and Economics
Sustainable Development Goals
11SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
10
Research Products
12RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION
9
Research Products
14LIFE BELOW WATER
4
Research Products
7AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY
4
Research Products
13CLIMATE ACTION
4
Research Products
15LIFE ON LAND
2
Research Products
3GOOD HEALTH AND WELL-BEING
2
Research Products
9INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE
2
Research Products
6CLEAN WATER AND SANITATION
2
Research Products
17PARTNERSHIPS FOR THE GOALS
1
Research Products
10REDUCED INEQUALITIES
1
Research Products

This researcher does not have a Scopus ID.

Documents
1
Citations
1
Publication Collaboration
| Affiliation Name | Count |
|---|---|
| Konya Technical University | 8 |
| Alanya University | 2 |
1 / 1
Data obtained from OpenAlex
| Journal | Count |
|---|---|
| Kent Akademisi (Online) | 2 |
| bāb Journal of Architecture and Design | 1 |
| DergiPark (Istanbul University) | 1 |
| ICONARP International Journal Of Architecture And Planning | 1 |
| Journal of Architecture Engineering and Fine Arts | 1 |
Current Page: 1 / 2

Scholarly Output
25
Articles
9
Views / Downloads
112/153
Supervised MSc Theses
3
Supervised PhD Theses
4
WoS Citation Count
1
Scopus Citation Count
0
Patents
0
Projects
0
WoS Citations per Publication
0.04
Scopus Citations per Publication
0.00
Open Access Source
17
Supervised Theses
7
Scopus Quartile Distribution
Quartile distribution chart data is not available
Competency Cloud

