Browsing by Author "Kayrak, Mehmet"
Now showing 1 - 3 of 3
- Results Per Page
- Sort Options
Article Cardiac Iron Load and Novel P-Wave Measurements in Patients With Thalassemia Major the Role of P Index and Interatrial Block(2012) Kayrak, Mehmet; Abdulhalikov, Turyan; Acar, Kadir; Gül, Enes Elvin; Özbek, Orhan; Uçar, RamazanKalpteki demir yükünün ventriküler repolarizasyon üzerindeki olumsuz etkileri beta-talasemi hastalarında gösterilmiştir. Fakat atriyal fibrilasyon (AF) gelişiminin bağımsız risk faktörleri olan P-dalga parametreleri ile ilgili beta talasemili hastalarda kısıtlı bilgi vardır. Bu nedenle biz asemptomatik beta talasemili hastalarda P-dalga parametreleri ile magnetic rezonans görüntülemede (MRG) elde edilen demir yükü arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçladık.Çalışmaya 22 β-TM hastaları ve yaş ve cinsiyetle uyumlu olan 22 sağlıklı kontrol dahil edildi. P max, P min, and Pi β-TM grupta sağlıklı kontrole gore anlamlı derecede yüksek tespit edildi (p=0.005, p=0.01, and p=0.03, sırasıyla). Pd gruplar arasında benzer bulundu (p=0.46). Kısmı IAB prevalansı β-TM hastalarında artmış bulundu ve komplet IAB sadece bir hastada görüldü P-dalga parametreleri kardiyak T2*<20 msan and T2*>=20 msan olan hastalarda benzer bulundu. P-dalga parametreleri ile kardiyak T2* MRG değerleri arasında anlamlı korelasyon izlenmedi. Bu çalışma gösterdi ki, P-dalga parametreleri sol ventrikül fonksiyonları korunmuş olan β-TM hastalarında kısmen etkilenmiştir ve bu bozulma kardiyak demir yükü ile ilişkili değildir. Sonuç olarak, β-TMnin AF gelişmesindeki rolü halen tartışmalıdır.Article Kalp Yetersizliğinde Nebivolol ve Bisoprololün Kalp Hızı Değişkenliği Üzerine Etkisi(2012) Akilli, Hakan; Yazıcı, Mehmet; Demir, Kenan; Kayrak, Mehmet; Aribas, Alpay; Sizer, MuratAmaç: Azalmış kalp hızı değişkenliği (HRV), kalp yetmezliği (KY) hastalarında kardiyak mortalite, ani ölüm ve aritmik olayların güçlü bir belirleyicisidir. Beta bloker (BB) tedavisinin KY hastalarında HRV’yi artırdığı gösterilmiştir. Çalışmamızda ikinci kuşak selektif bir BB olan Bisoprolol ile nitrik oksit salınımı gibi ilave özelliklere sahip, üçüncü kuşak bir BB olan Nebivolol’ün KY hastalarında HRV üzerine etkilerini araştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya yeni KY tanısı konan, BB tedavi almayan, ejeksiyon fraksiyonu %40'ın altında olan 40 hasta alındı. Hastalar iki gruba randomize edildi. Birinci grup standart KY tedavisine ek olarak nebivolol, ikinci gruba standart KY tedavisine ek olarak bisoprolol tedavisi başlandı. Tüm hastalara BB tedavisinden önce ve tolere ettikleri maksimum BB dozuna ulaştıktan bir ay sonra 24 saat holter kaydı yapıldı. HRV değişkenlerinden zaman-alan analizi için; R-R aralıklarının standart sapması (SDNN), kayıttaki 5 dakikalık segmentlerin ortalama R-R aralıklarının standart sapması (SDANN), komşu R-R aralıklarının arasındaki farkların karelerinin top- lamı alındıktan sonraki ortalamanın kare kökü (rMSSD); frekans-alan analizi için düşük frekans (LF), yüksek frekans (HF), LF/HF değerleri kullanıldı. Bulgular: Ortalama BB dozu nebivolol için 8,9±1,9 mg ve bisoprolol için 8,5±2,2 mg olarak hesaplandı. SDNN ve rMSSD’de her iki grupta da başlangıç ölçümlere göre anlamlı artış izlendi (nebivolol ve bisoprolol için p<0,05). LF ve HF değerleri nebivolol grubunda başlangıç ölçümlere göre anlamlı olarak artarken (sırasıyla p<0,05, p<0,01), bisoprolol grubunda ise anlamlı değişiklik izlenmedi. SDANN ve LF/HF oranları açısından gruplar arası anlamlı fark tespit edilmedi. Sonuç: Nebivolol ve bisoprolol, orta ve ileri KY hastalarında HRV’nin zaman ve frekans alan indekslerinde benzer ölçüde artış sağlamaktadır.Other Management of Right Heart Thrombi Associated With Acute Pulmonary Embolism: a Retrospective, Single-Center Experience(2013) Aribas, Alpay; Erdoğan, Halil İbrahim; Akıllı, Hakan; Özdemir, Kurtuluş; Gül, Enes Elvin; Kayrak, MehmetAmaç: Pulmoner emboli (PE) ile ilişkili sağ kalp trombüslerinin mortalitesi 3-4 kat artmaktadır. En korkulan senaryo ise sağ kalp trombüslerinin parçalanması sonucunda rekürren pulmoner emboli gelişmesidir. Pulmoner embolilere eşlik eden sağ kalp trombüsü vakalarının tedavisi zordur ve bu konu ile ilgili literatürde yeterli veri bulunmamaktadır. Yöntemler: Ocak 2006 ila Aralık 2011 tarihleri arasında akut pulmoner emboli tanısı almış 312 hastanın verileri retrospektif olarak incelendi. Bilgisayarlı tomografi ile tanı almış 312 akut PE hastalarından ekokardiyografide sağ kalp trombüsü bulunan 35 hasta çalışmaya alındı. Metastatik malignansi bulunan 6 hasta çalışmadan dışlandı. Yirmi dokuz hasta değerlendirilme için uygun bulundu. Hastaların ekokardiyografik raporları da incelendi. Ayrıca katetere bağlı gelişen trombüs (tip B) vakaları da çalışmaya dahil edilmedi. Kategorik değişkenlerin karşılaştırılmasında Ki-kare ve non-parametrik sürekli değişkenlerin karşılaştırılmasında ise Mann-Whitney U testleri kullanıldı. P değerinin 0,05’in altında olması istatistik- sel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Hastaların mortalite oranı yüksek bulundu (%34): cerrahi mortalite %100, trombolitik alanlardaki mortalite %18 ve heparin alanlarda mortalite %27 bulundu. Ölen hastalardaki troponin düzeyleri hayatta kalan hastalara göre anlamlı olarak yüksek bulundu (p=0,03). Heparin alan- larla trombolitik tedavi uygulanan gruplar arasında klinik ve ekokardiyografik olarak anlamlı fark saptanmadı. Fark sadece şok indeksinde saptandı (p=0,02). Ek olarak heparin alan hastaların yatış süresi trombolitik alanlara göre anlamlı olarak uzun bulundu (ortanca olarak 8 güne karşın 3 gün, p<0,01). Sonuç: Akut pulmoner emboliye eşlik eden sağ kalp trombüsü vakalarının insidansının düşük olmasına rağmen mortalitelerinin yüksek seyretmesi halen önemli bir problem olarak kalmaktadır. Tedavi modalite seçiminde hastanın hemodinamik değerleri, laboratuvar parametreleri ve kanama riskleri esas alınarak karar verilmelidir.

