Yavuz, Günnur
Loading...
Profile URL
Name Variants
Yavuz, Gunnur
Job Title
Email Address
gyavuz@ktun.edu.tr
Main Affiliation
02.02. Department of Civil Engineering
Status
Current Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
7
AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY

1
Research Products
8
DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH

1
Research Products
9
INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE

2
Research Products
11
SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES

1
Research Products
12
RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION

1
Research Products
13
CLIMATE ACTION

1
Research Products

Documents
8
Citations
69
h-index
6

This researcher does not have a WoS ID.

Scholarly Output
17
Articles
8
Views / Downloads
8/10
Supervised MSc Theses
5
Supervised PhD Theses
1
WoS Citation Count
12
Scopus Citation Count
13
WoS h-index
1
Scopus h-index
1
Patents
0
Projects
0
WoS Citations per Publication
0.71
Scopus Citations per Publication
0.76
Open Access Source
13
Supervised Theses
6
Google Analytics Visitor Traffic
| Journal | Count |
|---|---|
| Gazi Mühendislik Bilimleri Dergisi | 3 |
| COMPUTERS AND CONCRETE | 1 |
| Engineering Applications | 1 |
| Buildings | 1 |
| Gazi Journal of Engineering Sciences | 1 |
Current Page: 1 / 2
Scopus Quartile Distribution
Competency Cloud

17 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 17
Article Conference Object Korozyonun Farklı Kalınlıktaki Çelik Elemanların Davranışı Üzerine Etkisinin İncelenmesi(2019) Duysak, Yasin; Yavuz, GünnurÇelik taşıyıcı sistemler, günümüzde yüksek taşıma kapasitesine sahip olmaları, sünek davranış göstermeleri gibi özelliklerinden dolayı tercih edilen taşıyıcı sistemlerdir. Üretim aşamasında iyi bir kontrolden geçmiş olan çelik malzemesinden üretilmiş çelik yapı elemanlarının taşıyıcı özellikleri çeşitli çevresel etkiler nedeniyle zarar görerek zamanla azalabilmektedir. Çelik yapı elemanlarının bünyesinde bozulmalara neden olabilen bu zararlı etkilerin en önemlilerinden biri korozyon hasarıdır. Korozyon olayı çevresel etkiler altında çelik taşıyıcı sistemlerde kaçınılmaz olabilmektedir. Özellikle otoparklar, liman yapıları, köprü tabliyeleri ve köprü ayakları gibi yapılar dış çevre koşullarına maruz olduğundan bu tip yapılarda korozyon oluşma ihtimali yüksektir. Korozyon hasarının, hem fiziksel hem de kimyasal olarak bir değişim meydana getirmesinden dolayı oluşacak hasar daha da önemli hale gelmektedir. Korozyon oluşumu, metallerde kütle kaybına neden olduğu için elemanın dayanımında ve kullanım ömründe azalma meydana getirmekte ve oluşan kimyasal reaksiyonlarla da malzemenin özelliklerini değiştirebilmektedir. Korozyondan korunabilmek için korozyonun oluşum mekanizmasının bilinmesi önemlidir. Bu çalışmada, 2 farklı levha kalınlığına sahip (4 mm ve 6 mm) korozyonsuz ve %10 oranında korozyona uğratılmış yapısal çelik elemanlar eksenel çekme kuvveti etkisi altında deneye tabi tutulmuştur. Çelik deney elemanlarında korozyon hasarı oluşumu sonucunda gözlenen davranış farklılığı ve eksenel çekme yük taşıma kapasitesindeki değişimler incelenmiştir. Deneyler sonucunda çelik malzemesinin korozyona uğraması ile referans numuneye göre çekme dayanımında azalmalar meydana geldiği ve süneklik özelliğinin özellikle levha kalınlığının 6 mm olduğu durumda önemli oranda azaldığı gözlenmiştir.Master Thesis Çelik Endüstri Yapılarının Farklı Rüzgar Yükü Yönetmeliklerine Göre Analizi(Konya Teknik Üniversitesi, 2023) Demi̇rözkan, Nuh; Yavuz, GünnurRüzgarların oluşturduğu yük etkileri pek çok ülkede yapıların tasarım aşamalarında önemli role sahiptir. Yapılara etki eden rüzgar yüklerinin belirlenmesinde çeşitli yönetmeliklerin referans alınması pratik ve ekonomik olan çözümler sağlamaktadır. Her bir yapı tipinde azami rüzgar yüklerine göre tasarım yapılması, gerçekçi olmayan ve ekonomik açıdan maliyetli sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Yapı türleri ve yer aldıkları bölgeler, rüzgar yüklerinin hesaplanmasında önemli kriterleri oluştururlar. Bu çalışma kapsamında farklı arazi koşulları dikkate alınarak, ASCE/SEI 7-16 (2016) "Minimum Design Loads and Associated Criteria for Buildings and Other Structures", EN 1991-1-4 (2005) "Eurocode 1: Actions on structures - Part 1-4: General actions - Wind actions ve TS-498 (2021) "Yapı Elemanlarının Boyutlandırılmasında Alınacak Yüklerin Hesap Değerleri" yönetmeliklerinde belirtilen rüzgar yüklerinin hesap yöntemleri detaylı olarak incelenip merkezi çelik çaprazlı çerçeve kullanılarak tasarlanmış farklı endüstriyel yapı modelleri için analiz gerçekleştirilerek elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. İki farklı çelik endüstri yapısı modelinde, söz konusu standartlara göre rüzgar yükleri hesaplanmıştır. Belirlenen rüzgar yüklerinin değerleri ve rüzgar etki bölgeleri yapı modelleri üzerinde ve çizelgelerde gösterilmiş ve elde edilen bu yüklerin karşılaştırmaları yapılmıştır. SAP2000 yapısal analiz programında endüstriyel çelik yapı örnekleri modellenip, hesaplanan rüzgar yükleri dikkate alınarak yapı analizi gerçekleştirilmiştir. Analizler sonucunda, Çelik Yapıların Tasarım, Hesap ve Yapım Esasları (ÇYTHYE) 2018 yönetmeliğinde tanımlanan Yük ve Dayanım Katsayıları ile Tasarım (YDKT) yaklaşımı ile elde edilen kesit kapasite oranları, seçilen kesitler ve her iki yapı modelinden elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır.Article An Investigation of Base Plate Connections of a Steel Industrial Building Having Different Column Cross-Sections(2019) Hussein, Pınar Salahaldin Hussein; Yavuz, GünnurIn this study, steel column base plate connections of a steel industrial building that are one of the most important connection regions were studied. Two dimensional static analysis of a steel industrial building was performed and exposed column base plate dimensions were determined according to American Institute of Steel Construction Code-LRFD (Load and Resistance Factor Design) method. The effects of selected steel column cross section types on the behaviour of column base plate connections were investigated by using RFEM finite element analysis program. For this purpose, finite element analysis of three types of column base plate connection models were performed and evaluated comparatively. From results, the best value for top column lateral displacement was obtained in W column section-base plate connection and the best behaviour for Von Mises stresses values was obtained in square hollow section column. The undesired behaviour was determined in circular hollow section column-base plate connection type.Article Citation - WoS: 12Citation - Scopus: 13Determining the Shear Strength of Frp-Rc Beams Using Soft Computing and Code Methods(TECHNO-PRESS, 2019) Yavuz, GünnurIn recent years, multiple experimental studies have been performed on using fiber reinforced polymer (FRP) bars in reinforced concrete (RC) structural members. FRP bars provide a new type of reinforcement that avoids the corrosion of traditional steel reinforcement. In this study, predicting the shear strength of RC beams with FRP longitudinal bars using artificial neural networks (ANNs) is investigated as a different approach from the current specific codes. An ANN model was developed using the experimental data of 104 FRP-RC specimens from an existing database in the literature. Seven different input parameters affecting the shear strength of FRP bar reinforced RC beams were selected to create the ANN structure. The most convenient ANN algorithm was determined as traingdx. The results from current codes (ACI440.1R-15 and JSCE) and existing literature in predicting the shear strength of FRP-RC beams were investigated using the identical test data. The study shows that the ANN model produces acceptable predictions for the ultimate shear strength of FRP-RC beams (maximum R-2 approximate to 0.97). Additionally, the ANN model provides more accurate predictions for the shear capacity than the other computed methods in the ACI440.1R-15, JSCE codes and existing literature for considering different performance parameters.Article Effect of Rehabilitative Wall-Foundation Anchorage Types on the Seismic Behaviour of Weak Reinforced Concrete Frames(MDPI, 2025) Yavuz, Gunnur; Kaltakci, M. YasarInstalling shear walls in a load-bearing system is one of the most rational, economical, and effective strengthening methods for improving a building system that is vulnerable to seismic effects. One of the most significant points to consider in a reinforced concrete building strengthened with a shear wall is the sufficiency and reliability of anchorage elements in the shear wall-foundation joints, where significant bending moments will occur due to the impact of lateral loads. This study investigated the behaviour of different foundation anchorage methods, including internal anchorage (anchor bars) and external anchorage (steel angle and carbon-fibre-reinforced polymer (CFRP)) applied at the wall-foundation interface in retrofitted weak reinforced concrete frames, which were multi-span, multi-storey, lacking sufficient seismic detailing, and strengthened using wing-type shear walls, under quasi-static lateral loading. It was also aimed to determine the most effective anchorage method for improving the structural performance. A total of six undamaged, but seismically deficient, two-storey, two-span reinforced concrete frames were strengthened with added shear walls that incorporated different anchorage details at the shear wall-foundation joint. According to the test results, the addition of wing-shaped reinforced concrete rehabilitative walls significantly increased the lateral load-carrying capacity, lateral stiffness, and energy dissipation capacity of reinforced concrete frames with poor seismic behaviour. It was observed that additional strengthening was not required in the edge columns of frames with rehabilitative walls of a sufficient length, but that additional measures were required in the foundation anchors at the base of the strengthening wall due to the further increase in the rehabilitative wall capacity. Consequently, the most suitable shear wall foundation anchorage arrangement was achieved with test specimens where one internal anchor bar was used for each vertical shear reinforcement, independently of the shear wall length, and the development length was the highest.Doctoral Thesis Yüksek Katlı Kompozit Tübüler Sistemlerin Davranışının Teorik Olarak İncelenmesi(2025) Taş, Fuat; Yavuz, GünnurYüksek yapıların düşey yükler ve yatay yük etkileri altında tasarımları ve performanslarını değerlendirme konusunda yakın zamana kadar yönetmeliklerin ve teknik bilginin yetersiz olmasından dolayı ve mevcut bilginin de ağırlıklı olarak betonarme binaları konu alması ülkemizdeki mühendisleri betonarme yüksek binaların tasarımına ve yapımına yönlendirmiştir. 2007 yılında yürürlüğe girmiş olan Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik'te yüksek katlı yapılarla ilgili bir bölüm bulunmamakta ve bu binalar yönetmeliğin kapsamı dışında tutulmuştur. Bu durumun gerek teoride gerek pratikte, ilgili mühendis ve akademisyenler için yıllar yıllı eksiklik olarak kaldığı görülmektedir. 2018 yılında yürürlüğe giren Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY 2018) ile birlikte yüksek yapıların tasarımı ilk kez ayrı bir başlık altında değerlendirlmiştir. Bu tarihten önce Türkiye'de yapılan bu tür yapı sınıfına giren yüksek katlı binalarda İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Boğaziçi Üniversitesi, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'ne hazırlatılmış olan İstanbul Yüksek Binalar Deprem Yönetmeliği'nin kullanıldığı görülmektedir. Bu yönetmelikteki tasarım felsefesi, TBDY 2018'in 13. Bölümü'ndeki esaslar ile benzerlikler göstermektedir. Bu tez çalışmasında öncelikle yüksek katlı yapıların tasarım ve gelişim süreçleri incelenmiş, yüksek yapıların tasarım felsefesi irdelenmiş ve bu tip binalarda kullanılan taşıyıcı sistemler hakkında özet bilgiler sunulmuştur. Genelde çelik yapılar, özelde ise kompozit tübüler sistemlere sahip, yüksek yapıların deprem performansının TBDY 2018 Bölüm 13'te belirtilen hususlar doğrultusunda incelenmesine odaklanılmıştır. Çalışmada, farklı deprem tasarım sınıflarına sahip, farklı kompozit tübüler sistemlerin deprem etkileri altındaki davranışları analiz edilmiştir. Yapısal analizler, farklı depremsellik sınıflarına sahip Mersin ve Hatay illerinde, 72 kattan oluşan kompozit taşıyıcı sistem elemanlarına sahip çelik çaprazlı kafes tübüler ve kolon ve kirişlerden oluşan çerçeve tübüler sistemlere sahip binalar üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu hedef gözetilirken konunun geniş kapsamlı olmasından dolayı Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY 2018) ve Çelik Yapıların Tasarım, Hesap ve Yapımına Dair Esaslar (ÇYTHYE-2018) yönetmeliğinin ilgili birçok bölümüne değinilmiştir. Bu sebeple TBDY 2018, bu yüksek yapıların tasarımını ayrı bir uzmanlık sınıfı içerisinde değerlendirmiştir. Bu amaçla ülkemizde yapılan yüksek yapılar ile ilgili çalışmaların kısıtlı olduğu, bu konuda yapılan çalışmaların ise ağırlıklı olarak betonarme yüksek yapılar üzerine olduğu tespitinden hareketle kompozit yüksek yapılar üzerine yapılan bu çalışma ile bu alana katkı yapılması hedeflenmiştir. Farklı depremsellik sınıflarına sahip Mersin ve Hatay gibi lokasyonlarda, farklı kompozit tübüler sistemlerin (kafes (çaprazlı) ve çerçeve tübüler sistemler) deprem performansları analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, farklı lokasyonlar ve sistemler açısından birbiriyle karşılaştırılmış ve karşılaştırmalar sonucunda, farklı tübüler sistemlerin avantaj ve dezavantajları ortaya konulmuştur. Deprem yükleri altında sistemlerin teorik davranışları incelenerek, yapısal performansları değerlendirilmiştir. Yaplan bu çalışma sonucunda, Hatay gibi yüksek Deprem Tasarım Sınıfı (DTS)'na sahip depremseliğin büyük olduğu yerlerde çaprazlı kompozit tüp sistemlerin tercih edilmesinin, Mersin gibi nispeten düşük depremselik arz eden yerlerde ise çerçeve tüp sistemlerin tercih edilmesinin uygun olabileceği sonucuna varılmıştır. Bu çalışma ile yüksek yapıların deprem performansının anlaşılmasına ve TBDY 2018 kapsamında tübüler sistemlerin tasarım felsefelerini anlama adına katkı yapacağı düşünülmektedir. Farklı deprem senaryoları ve lokasyonlar için yapılacak analizlerin, mühendislik uygulamalarında kullanılabilecek pratik bilgiler sağlayacağı öngörülmektedir. Çalışma sonucunda, farklı deprem tasarım sınıfları ve tübüler sistemlerin deprem performanslarına ilişkin detaylı bilgi ve değerlendirmelerin konuyla ilgili pratikte ve teorikte çalışan uzman ve bilim insanlarına konuyla ilgili ön fikir sunacağı düşünülmektedir. .Article Farklı Tiplerdeki Çelik Çatı Makaslarının Aısc360-16 Yönetmeliğine Göre Değerlendirilmesi(2023) Arısoy, Hilmi; Yavuz, GunnurÇelik çatı makasları, endüstriyel yapılarda çatı örtüsünü taşımak için yaygın olarak kullanılan taşıyıcı sistem elemanlarıdır. Çatı makasları genellikle standart kesitlerle tasarlanamayan uzun açıklıklar için tercih edilmektedir. Bu taşıyıcı elemanları oluşturmak için birçok farklı örgü türü kullanılmaktadır. Son yıllarda özellikle endüstriyel binalarda yoğun kar yağışı nedeniyle çelik çatı makaslarında hasarlar olduğu gözlemlenmektedir. Bu nedenle, bu elemanların güvenli ve ekonomik bir şekilde tasarlanması önem arz etmektedir. Bu çalışmada, 5 farklı örgü tipi için 24 m açıklıklı, 0.8 m kenar ve 3.2 m mahya yüksekliğine sahip çatı makasları incelenmiştir. SAP2000 programı kullanılarak 4 farklı aşık aralığı için toplam 20 adet analiz yapılmıştır. Dış geometrik ölçüleri aynı olan bu 20 adet çatı kirişine ait elemanların tasarımında Amerikan Çelik Yapılar Yönetmeliği (AISC360-16) kullanılmıştır. Sonuç olarak, tasarımdan elde edilen çatı makası ağırlıkları karşılaştırılarak en ekonomik çatı makası tipi ve aşık aralığı belirlenmiştir. En küçük ağırlık warren kafes tipi çatı makasında 2.4 m aşık aralığı için elde edilmiştir.Master Thesis Çelik Yapılarda Bulonlu ve Kaynaklı Birleşimlerde Korozyon Etkisinin İncelenmesi(Konya Teknik Üniversitesi, 2019) Duysak, Yasin; Yavuz, GünnurÇelik taşıyıcı sistemler, günümüzde yüksek taşıma kapasitesine sahip olmaları, sünek davranış göstermeleri gibi özelliklerinden dolayı tercih edilen taşıyıcı sistemlerdir. Üretim aşamasında iyi bir kontrolden geçmiş olan çelik malzemesinden üretilmiş çelik yapı elemanlarının taşıyıcı özellikleri çeşitli çevresel etkiler nedeniyle zarar görerek zamanla azalabilmektedir. Çelik yapı elemanlarının bünyesinde bozulmalara neden olabilen bu zararlı etkilerin en önemlilerinden biri korozyon hasarıdır. Korozyon olayı çevresel etkiler altında çelik taşıyıcı sistemlerde kaçınılmaz olabilmektedir. Korozyonun, hem fiziksel hem de kimyasal olarak bir değişim meydana getirmesinden dolayı oluşacak hasar daha da önemli hale gelmektedir. Korozyon oluşumu, metallerde kütle kaybına neden olduğu için elemanın dayanımında ve kullanım ömründe azalma meydana getirmekte ve oluşan kimyasal reaksiyonlarla da malzemenin özelliklerini değiştirebilmektedir. Korozyondan korunabilmek için korozyonun oluşum mekanizmasının bilinmesi önemlidir. Korozyon hasarının oluşma ihtimali ve yapıya etkilerinin önceden hesaba katılmaması durumunda yenileme ve bakım işlemleri zahmetli ve pahalı olabilmektedir. Bu tez çalışmasında farklı kalınlıktaki (4 mm ve 6 mm) S235 kalitesinde çelikten üretilmiş levhalarda ve farklı birleşim türlerinde (bulonlu, küt kaynaklı ve köşe kaynaklı) çelik elemanlar korozyona uğratılmış ve eksenel çekme kuvveti etkisi altında deneye tabi tutulmuştur. Çelik deney elemanlarında korozyon hasarı oluşumu sonucunda gözlenen davranış farklılığı ve eksenel çekme yük taşıma kapasitesindeki değişimler incelenmiştir. Deneyler sonucunda çelik malzemesinin korozyona uğraması ile korozyonsuz referans numuneye göre dayanım değerlerinde en düşük azalma 6 mm kalınlığındaki bulonlu birleşimli levhalarda bulonda yapay korozyon olan numunelerde %3 oranında ve en yüksek azalma ise 6 mm kalınlığında bulonlu birleşimli levhada sadece bulonda korozyon olan numunede %37 oranında gözlenmiş ve malzeme özelliklerinde değişimler meydana gelmiştir. Korozyon sonucunda malzemedeki kütle kaybı lineer azalmasına rağmen çekme dayanımdaki azalmaların ve levhalardaki değişimlerin lineer olmadığı görülmüştür.Article Structural Behavior of Steel Bolted Connections Having Different Types of Corrosion Damage(2023) Duysak, Yasin; Yavuz, GünnurToday, the use of steel structural systems is increasing rapidly due to its features such as high strength, fast manufacturing and ductility. Despite to the superlative properties of steel material, there are also some disadvantages like the formation of corrosion. Corrosion damage in steel structural systems, especially in the connection regions, is of great importance. A major damage to the structural members or fasteners in the connection regions can cause serious harms to the structure. In this study, the structural behavior of 6 mm thick bolted joint plates having different corrosion damages which were made of S235 grade steel was investigated experimentally under the effect of axial tensile force. For the bolted connection test specimens three types of corrosion formation methods including accelerated corrosion only on the bolt, accelerated corrosion on both the plate and the bolt, and artificial corrosion damage only on the bolt were applied. The amount of corrosion was formed as uniform or artificial corrosion with a loss of material of 10% by mass. Structural behavior differences, changes in bearing capacity and ductility of bolted connected test specimens were investigated and the most ductile behavior were obtained in test specimens with corrosion on both plate and bolt.

